SAĞLIK - 23 Temmuz 2023 Pazar 17:36

İstanbul Üniversitesi’nde "Ailevi Akdeniz Ateşi Hasta Okulu ve Bilgilendirme Toplantısı" gerçekleştirildi

A
A
A

İstanbul Üniversitesi’nde "Ailevi Akdeniz Ateşi: Hastalık Tanısı, Tedavisi, Takibi ve Yaşanan Zorluklar Hasta Okulu ve Bilgilendirme Toplantısı" gerçekleştirildi. Prof. Dr. Ahmet Gül, “Ailevi Akdeniz ateşinin Türkiye’deki sıklığı binde birden daha çok ve dünyada en çok hasta Türkiye’de yaşıyor. Bu nedenle bizim için ayrı bir önemi var” ifadelerini kullandı.

Sık görülen hastalıklardan biri olan ailevi Akdeniz ateşi hastalığıyla ilgili İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası’nda bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda katılımcılarla Prof. Dr. Ahmet Gül önderliğinde hastalıkla ilgili tanı, tedavi ve takibiyle ilgili en güncel bilgiler paylaşıldı. Toplantı öncesinde İhlas Haber Ajansı’nın sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Ahmet Gül, ailevi Akdeniz ateşi hastalığının Türkiye’de sık görülen bir hastalık olduğunu belirterek, “Bugün burada ailevi Akdeniz ateşi ile ilgili Hasta Okulu için toplanmış bulunuyoruz. Toplantımızın amacı hastalarımızı güncel gelişmeler konusunda bilgilendirmek, bir takım yanlış bilgileri düzeltmek ve yapılan çalışmalarla ilgili olarak kendilerinden ihtiyaç belirleyici, gerçek ihtiyaçları tanımlayıcı geri dönüşler alıp birlikte ortak çözümler geliştirmek üzere bir arada bulunmak. Ailevi Akdeniz ateşi Türkiye’de sık görülen nadir bir hastalık. Nadir hastalık denilince 2 binde birden daha az görülen hastalıkları anlıyoruz. Oysa ailevi Akdeniz ateşinin Türkiye’deki sıklığı binde birden daha çok ve dünyada en çok hasta Türkiye’de yaşıyor. Bu nedenle bizim için ayrı bir önemi var ve Türkiye’de hastalığın takip ve tedavisi öncelikli alanlar içerisinde yer alıyor” dedi.

İstanbul Üniversitesi’nde

“Projenin amacı yeni ilaçlar geliştirmek”

Geliştirmiş oldukları İNFLAM-IST projesi ile amaçlarının yeni ilaçlar geliştirmek olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ahmet Gül, “Hastalığın mekanizmasıyla ilgili, tedavi yollarıyla ilgili önemli gelişmeler var ama bu gelişmeler için kullandığımız ilaçların büyük çoğunluğunu yurt dışından getiriyoruz. Bizim projemizin temel amacı Ailevi Akdeniz Ateşi modelinden başlayarak aynı iltihap mekanizmasıyla gelişen inflamazon yoluyla ortaya çıkan bütün hastalıkların tedavisinde kullanılacak yeni ilaçlar, bio göstergeler geliştirmek ve bu ilaçların akılcı kullanımını sağlayacak projeler üretmek. 1004 Projeleri TÜBİTAK tarafından araştırma üniversiteleri aracılığıyla desteklenen büyük ölçekli projeler. Bir teknoloji platformunu oluşturmayı hedefliyor ve yüksek teknolojiyle nano biyoteknolojik ilaçlar üretmeyi hedefliyoruz. Beraberinde de yine biyolojik ilaçlar olarak iltihap maddesinin etkisini azaltacak biyolojik moleküller geliştirmeyi hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

“Takvime uygun ve oldukça başarılı yürüyen bir proje”

Prof. Dr. Gül, projenin takvime uygun ve başarılı bir şekilde ilerlediğini belirterek, “İNFLAM-İST projesi 4 yıllık bir proje. Bunun ikinci yılı tamamlanmış durumda. Geçtiğimiz perşembe günü bir değerlendirme toplantısı yaptık. Takvime uygun ve oldukça başarılı yürüyen bir proje. Önümüzdeki 2 yılın sonunda elde ettiğimiz verileri sanayi ölçeğinde üretecek şekilde endüstri partnerlerimize devretmiş olacağız. Dolayısıyla ülkemize tamamen yenilikçi her şeyiyle Türkiye’de tasarlanmış biyo-teknolojik ve nano-teknolojik ürünlerin ve bunların akılcı kullanımını sağlayacak biyo-göstergelerin geliştirilmesini hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Uzman eğitimci Bozyiğit: "Velinin eğitim sürecindeki rolü destek olmaktır, yön vermek değil" Uzman eğitimci Feridun Bozyiğit, elinin eğitim sürecindeki rolünün yön vermek değil destek olmak olduğunu söyledi. Ülkeyi yasa boğan, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen silahlı saldırılarla ilgili değerlendirmede bulanan OFB Eğitim Kurucusu Onur Feridun Bozyiğit, eğitim sistemindeki gözlemlediği yanlışları dile getirdi. Bozyiğit, "Eğitim sistemi, öğretmeni merkeze koyan bir yapıdan uzaklaşıp, velinin ve öğrencinin beklentilerini sınırsızlaştıran bir yapıya evirildi. ‘Öğrenci merkezli eğitim’ kavramı, olması gerektiği gibi bir gelişim modeli olarak değil, disiplinsizliğin ve otorite boşluğunun kılıfı haline getirildi. Sınıfın içinde öğretmenin sözü sorgulanır hale gelirse, okulun kapısından giren öğrenci önce kuralı değil ‘alternatifleri’ öğrenirse, veli en küçük sorunda öğretmeni sorgulayan değil baskılayan bir hale dönüşürse orada eğitim olmaz, kaos başlar" diye konuştu. "Bugün geldiğimiz noktada öğretmen yalnızdır" Eğitimde sınırın, otoritenin ve disiplinin tekrardan sağlanması gerektiğini belirten Bozyiğit, "Son yaşanan acı olayın ardından eğitim üzerine konuşurken kelimeleri seçerek değil, gerçeği söyleyerek ilerlemek gerekiyor. Çünkü mesele artık bir pedagojik tercih değil bir otorite, sınır ve sorumluluk meselesidir. Bugün okullarda yaşanan kırılmanın temelinde şu var. Bugün geldiğimiz noktada öğretmen yalnızdır. İdare temkinlidir. Veliler talepkâr, öğrenci ise sınırsızdır. Bu tabloyu görmeden çözüm aramak, sorunu inkâr etmektir. Eğitimde yeniden otoriteyi, sınırı ve disiplini tesis etmeden hiçbir reform başarıya ulaşamaz. Ama burada kritik bir ayrım var. Bu bir ‘baskı sistemi’ çağrısı değil, kuralsızlığa karşı düzen çağrısıdır. Öğretmen sınıfta tartışmasız otorite olmalıdır. Bu, öğretmenin sorgulanamaz olduğu anlamına gelmez ama sınıf içinde son sözün kimde olduğu tartışma konusu yapılamaz. Velinin eğitim sürecindeki rolü destek olmaktır, yön vermek değil. Her şikâyet hattı, her sınırsız müdahale kanalı öğretmenin elini zayıflatmakta, öğrencinin sınır algısını yok etmektedir. Öğrenci ise özgür değil, sorumlu birey olarak yetiştirilmelidir. Özgürlük, kuralsızlık değildir. Hak, sorumluluktan bağımsız değildir" şeklinde konuştu. "Disiplin eksikliği sadece sınıfı değil, geleceği de zayıflatır" Eğitimde dengenin kurulması gerektiğini ifade eden Bozyiğit, "Bugün toplumun karşı karşıya olduğu krizlerin önemli bir kısmı, okulda zamanında konulamayan sınırların sonucudur. Disiplin eksikliği sadece sınıfı değil, geleceği de zayıflatır. Artık şunu kabul etmek gerekiyor. Eğitimde denge bozulmuştur bu denge yeniden kurulmadıkça, en iyi müfredat da yazılsa, en modern binalar da yapılsa, sonuç değişmeyecektir. Çözüm açık ve nettir. Güçlü öğretmen, net kurallar, sınırlı veli müdahalesi ve sorumluluk bilinci yüksek öğrenci. Bunun dışındaki her yaklaşım, sorunu ötelemekten başka bir işe yaramaz ve artık öteleyecek zaman kalmadı" dedi.
Edirne Edirne’de çifte vatandaşlar Bulgaristan seçimleri için sandık başında Edirne’de Talatpaşa Caddesindeki Bulgaristan Edirne Başkonsolosluğu binasında oy verme işlemi sabah 07.00 itibarıyla başladı. Bulgaristan Cumhuriyeti erken genel seçimleri kapsamında kurulan sandıkta seçmenler saat 20.00’ye kadar oy kullanabilecek. Edirne’de yaşayan çifte vatandaşlar, Bulgaristan’da gerçekleştirilen erken genel seçimler için sandık başına gitti. Kentte oy verme işlemleri Başkonsolosluk binasında kurulan sandıkta gerçekleştirildi. Seçim kapsamında Türkiye genelinde 27 sandık kuruldu. Bu sandıkların 5’i Trakya bölgesinde yer aldı. Edirne’de ise bu yıl yalnızca Başkonsolosluk binasında sandık kurulması dikkat çekti. Oy kullanma işlemi öncesinde görevliler tarafından vatandaşların kimlik kontrolleri yapıldı. Gün boyunca seçmenler belirlenen saatler arasında oylarını kullandı. Başkonsolostan açıklama Açıklama yapan Bulgaristan Cumhuriyeti Edirne Başkonsolosu Radoslava Kafeciyska, seçim sürecine ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Bugün Bulgaristan Cumhuriyeti erken genel seçimlerini gerçekleştirmek üzere buradayız. Bu yıl Edirne’de sadece Başkonsolosluk binasında sandık kurulmuştur. Önceki yıllarda Trakya bölgesinde 30’un üzerinde sandık kurulurken, bu yıl bölgede toplam 5 sandık açılmıştır. Edirne dışında Lüleburgaz, Çorlu ve Ergene’de de sandıklar kurulmuştur." Geçmiş seçimlere de değinen Kafeciyska, "Önceki seçimlerde Trakya genelinde yaklaşık 11 bin seçmen oy kullanmıştı. Bu yıl Edirne için beklentimiz 700-800 civarındadır" dedi. Seçim sürecinin sorunsuz ilerlediğini belirten Kafeciyska, "Tüm kurumlarımızla koordinasyon içerisindeyiz. Trakya genelinde herhangi bir olumsuzluk bulunmamaktadır. Sayın Valimiz, belediye başkanlarımız ve göçmen derneklerinin katkılarıyla seçim süreci sağlıklı şekilde devam etmektedir. Destek veren herkese teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. katılım ve sandık sayısındaki düşüşe dikkat çekildi Trakya Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Cevat Güneş, seçim sürecine ilişkin yaptığı açıklamada katılımın önceki yıllara göre daha düşük olduğunu belirtti. Güneş, "Sabah 07.00’de başladı seçim maratonu, akşam saat 20.00’ye kadar devam edecek. Havanın kapalı olması sebebiyle yoğunluk biraz düştü. Öğlene doğru havanın açmasıyla birlikte vatandaş yoğunluğu arttı diyebiliriz. Geçen yıllara göre değerlendirdiğimizde katılım daha az gözüküyor" dedi. Sandık sayısındaki düşüşe dikkat çeken Güneş, "Bunun sebebi Türkiye genelinde 168 olan sandık sayısının 27’ye kadar düşmüş olması. Sandık sayısının az olması, göçmen camiasının yoğun olduğu bölgelerde sandıklara ulaşımı zorlaştırıyor. Daha önce 75’inci Yıl İlköğretim Okulu’nda açılan sandık, bu yıl sadece konsoloslukta kuruldu. Bu durum seçmenin sandığa ilgisini de azalttı" ifadelerini kullandı. Oy kullanan çifte vatandaşlar ise Bulgaristan’da siyasi istikrarın sağlanması temennisinde bulundu. Seçmenler, ülkenin daha güçlü bir yönetime kavuşmasını ve belirsizliklerin sona ermesini istediklerini dile getirdi.
Antalya Yolu kısaltmak isterken apartman boşluğuna düşerek hayatını kaybetti Antalya’nın Serik ilçesinde düğün sonrası misafir olarak bir aile dostunun yakındaki evine gitmeye çalışan eski muhtar Adem Duraman, apartman bahçesinde yolu kısaltmak isterken otopark boşluğuna düşerek yaşamını yitirdi. Olay anı güvenlik kamerasına yansıdı. Üzücü olay, Serik ilçesi Orta Mahalle’de akşam saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre eski muhtar Adem Duraman, katıldığı bir düğünün ardından misafir olarak bulunduğu adrese dönmek üzere yola çıktı. Eşi tarafından otomobille düğün salonuna bırakılan Duraman’dan bir süre haber alınamaması üzerine yakınları endişelendi. Telefonla da ulaşamayan aile fertleri durumu polis ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen ekipler, çevrede geniş çaplı arama çalışması başlattı. Yaklaşık 2 saat süren aramalar sonucunda Adem Duraman, apartman bahçesindeki otopark giriş boşluğunda hareketsiz halde bulundu. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrolde Duraman’ın hayatını kaybettiği belirlendi. Duraman’ın, kestirme yol kullanmak isterken apartman duvarından atladığı ve dengesini kaybederek boşluğa düştüğü tespit edildi. Savcılık ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından Duraman’ın cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. "Düştükten sonra yaklaşık 2 saat sonra bulundu" Mahalle sakinlerinden Süleyman Savaş Aydirek ise olayın 21.52 sıralarında meydana geldiğini belirterek, "Otoparktaki aracına gitmek için bahçe duvarından atlamış. Düştükten sonra yaklaşık 2 saat sonra bulundu" dedi.