ASAYİŞ - 19 Ocak 2026 Pazartesi 21:14

İstanbul’da yasa dışı bahis operasyonu: 3 milyar TL’ye el konuldu

A
A
A
İstanbul’da yasa dışı bahis operasyonu: 3 milyar TL’ye el konuldu

İstanbul’da düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda 3 kişi gözaltına alınırken, 3 milyar TL’ye el konuldu.


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen yasa dışı bahis soruşturması kapsamında operasyon düzenlendi. Soruşturma doğrultusunda İstanbul İl Jandarma Komutanlığı KOM Şube Müdürlüğü ekipleri, MASAK tarafından düzenlenen rapor doğrultusunda yasa dışı bahis oyunları üzerinden haksız kazanç elde ettikleri tespit edilen Burak Soylu, Cihan Şanlı ve Yavuz Başsav’ın yönetim kurulunda bulundukları şirketlerin banka hesaplarını kullanarak kaynağı belirsiz yüksek miktarda para transferleri gerçekleştirdiklerini tespit etti. Şüphelilerin bu işlemleri belirli bir organizasyon ve hiyerarşik bir yapı ile paranın iz sürümünü zorlaştırarak üçüncü kişilerin hesabından nakit çekmek suretiyle sisteme dahil ettikleri ve suçtan kaynaklanan malvarlıklarını akladıkları da belirlendi. Yapılan tespitler neticesinde bahse konu suç örgütüne yönelik 18 Ocak tarihinde icra edilen eş zamanlı operasyonda 1 milyon 600 bin TL ve 13 bin ABD doları ele geçirildi. Şüphelilerin banka hesaplarında bulunan 3 milyar Türk lirasına el konuldu. Yakalanan 3 şüphelinin adli işlemleri devam ediyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir ESMİAD’dan Eskişehirli gençlere ve spora tam destek Eskişehir Müteşebbis İş İnsanları Derneği (ESMİAD), kentte düzenlenen halı saha turnuvasına katılan genç sporculara destek vererek sporun birleştirici gücüne katkı sağladı. Eskişehir Müteşebbis İş İnsanları Derneği (ESMİAD), gençlere ve spora verdiği desteği kararlılıkla sürdürüyor. Bu kapsamda, Eskişehir’de düzenlenen halı saha turnuvasına katılan tüm takımlara destek veren dernek, gençlerin sporla iç içe olmasını ve sosyal dayanışmanın güçlenmesini hedefledi. Turnuvada mücadele eden Eskişehirli genç sporcular; centilmenlik, takım ruhu ve fair-play anlayışıyla örnek bir duruş sergilerken, sporun birleştirici gücü sahaya yansıdı. ESMİAD yönetimi, sonuçtan bağımsız olarak tüm takımların emeğine ve mücadelesine değer vererek gençlerin yanında yer aldı. Desteğimiz sadece sportif faaliyetlerle sınırlı değil ESMİAD Yönetimi adına açıklamalarda bulunan Can Yapraklı, sağlanan desteklerin yalnızca sportif faaliyetlerle sınırlı olmadığını vurguladı. Gençlerin sosyal gelişimine, özgüven kazanmasına ve dayanışma bilincinin güçlenmesine katkı sağlamayı amaçladıklarını ifade eden Yapraklı, ESMİAD’ın gençliği ve sporu önceleyen projelerine önümüzdeki süreçte de devam edeceğini belirtti. Halı saha turnuvasına katılan tüm genç sporcuları tebrik eden ESMİAD yönetimi, sporun birleştirici gücüne katkı sunmaktan gurur duyduklarını ve her zaman gençlerin destekçisi olacaklarını kamuoyuyla paylaştı.
Sivas Uzmanı uyardı: "Görmezden gelinirse ölümle sonuçlanabilir" Uzman Psikolog Nurdan Kayahan, akran zorbalığının görmezden gelinmesinin ağır sonuçlara yol açabileceğini belirterek, "Bu süreç doğru yönetilmezse can kaybına kadar gidebilir" dedi. Akran zorbalığı, çocuklar ve gençler arasında giderek yaygınlaşan ve çoğu zaman fark edilmeden ilerleyen ciddi bir sorun olarak öne çıkıyor. Zorbalığa maruz kalan çocuklar, yaşadıkları durumu zamanla normalleştirebiliyor. Bu durum, sorunun derinleşmesine ve kalıcı psikolojik etkilere yol açabiliyor. Zorbalık yalnızca bireysel bir davranış olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir problem olarak değerlendiriliyor. Güç gösterisiyle kendini kabul ettirmeye çalışan çocukların, çoğu zaman kendilerini ifade etmekte zorlandıkları ve sağlıklı iletişim kuramadıkları belirtiliyor. Bu durum, zorbalığın yalnızca mağduru değil zorbalığı yapan kişiyi de olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor. Akran zorbalığının çocuklarda özgüven kaybı, okuldan uzaklaşma ve içe kapanma gibi sonuçlara yol açabiliyor. Bu süreçte yalnızca zorbalığa uğrayan çocukların değil, zorbalık yapan bireylerin de doğru şekilde yönlendirilmesi gerekiyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Uzman Psikolog Kayahan, zorba kişinin duygularını ifade etmeyi bilmediğini söyleyerek, "Pek çok çocuk ve genç bu durumdan etkilenmekte. Hatta öyle ciddi boyutlara ulaştı ki neredeyse her gün bıçaklanan ve öldürülen çocuklar görüyoruz" dedi. "Yanlış olduğunu anlatmamız gerekiyor" Zorba kişi ile davranışlarının normal olmadığının anlatılması gerektiğini belirten Nurdan Kayahan, "Akran zorbalığı, günümüzde gençler ve çocuklar arasında çok ciddi sorunlara neden olabilecek bir durumdur. Akran zorbalığı, bir çocuğun ya da gencin başka bir çocuk ya da gence fiziksel, psikolojik ya da sosyal medya aracılığı ile yaptığı baskılara denebilir. Burada iki kişi bulunuyor. Biri zorba, diğeri de zorbalığa uğrayan kişi. Zorbalığa uğrayan kişilerle ilgili pek çok çalışma yapılıyor. Bu kişiler kendini içine kapatabiliyor, özgüven düşüklüğü yaşıyorlar ve yaşadıklarının normal bir durum olduğunu düşünebiliyorlar. Ama zorba kişiye geldiğimizde, aslında ne kadar güçlü görünürlerse görünsünler duygularını ifade edememe, empati yoksunluğu gibi durumlarla karşılaşıyoruz. Kendilerini karşı tarafa bu şekilde yansıtıyorlar. Zorbayla bu davranışların normal olmadığını konuşmamız gerekiyor. Ona yaptıklarının yanlış olduğunu açıklamamız gerekiyor" dedi. "Ciddi zararlar veriyor" Bu durumdan pek çok insanın etkilendiğini söyleyen Kayahan, "Zorba kişi duygularını ifade etmeyi bilmiyor, kendini karşıdaki kişiyi ezerek cesur hissediyor. Pek çok çocuk ve genç bu durumdan etkilenmekte. Hatta öyle ciddi boyutlara ulaştı ki neredeyse her gün bıçaklanan, öldürülen çocuklar görüyoruz. Zorba kişi güç gösterisi yapıyor ve ’Toplumda ben de varım’ diyor. Yaptığının yanlış olduğunu düşünmüyor, hatta doğru olduğunu savunuyor. Ama bu kişi hem kendine hem de zorbalığa uğrattığı kişiye ciddi zararlar veriyor. Bu zarar öyle bir hale geliyor ki cana kast seviyesine kadar uzanıyor. Zorba kişi kendisini var etmeye çalışırken hem kendini hem de karşısındaki kişiyi yok ediyor. Buna önlem almak için hem zorbayla hem de zorbalığa uğrayan kişiyle çalışmak gerekiyor. Biz zorbayla çalışmadığımız sürece, zorbayı sadece cezalandırdığımız sürece hiçbir şey yapamayız. Zorbayı karşımıza alacağız, ona empatiyi öğreteceğiz, yaptığının yanlış olduğunu ve başkasına zarar verdiğini anlatacağız" diye konuştu.
İstanbul Hekimsen’den malpraktis uyarısı Hekimsen Genel Başkanı Adil Kurban, malpraktis (tıbbi uygulama hatası) davalarındaki hukuki boşlukların ve yüksek tazminat tutarlarının hekimlik mesleğini sürdürülemez hale getirdiğini söyledi. Adil Kurban, yaptığı açıklamada, mevcut sistemin oluşturduğu ekonomik yükün ve yargı süreçlerindeki aksaklıkların hem hekimleri hem de kamu maliyesini tehdit ettiğini belirtti. Tazminat tutarlarının akıl ve hukuk sınırlarını zorladığını ifade eden Kurban, "77 milyonluk nüfusa göre beklenen dava sayıları üzerinden yapılan hesaplamalar, yıllık 77 milyar TL ve üzerinde bir ekonomik pazarın oluştuğunu göstermektedir. Bu yük, kısa vadede hekimleri meslekten koparır, orta vadede ise Hazine’nin dahi finanse edemeyeceği bir yapıya dönüşür. Bu tablo, mafyatik oluşumları dahi iştahlandırabilecek kadar tehlikelidir" dedi. "Tıbbi dosyalar yeterince incelenmiyor" Tıbbi dosyaların yeterince incelenmeden karara bağlandığını belirten Kurban, İstinaf ve Yargıtay süreçleri beklenmeden icra yoluna gidildiğini aktardı. Kurban, "Bir dosyada, sanık avukatının beyanına göre mahkeme kararı gece saat 03.00’te veriliyor ve sabah 09.30’da icra memurları hekimin kapısına dayanıyor. Bu durum, yargıdaki liyakatsizliğin ve sistemdeki çürümenin ne boyuta ulaştığını açıkça göstermektedir" diye konuştu. "Hekimlik Yasa Taslağı hayata geçirilmeli" Hekimsen Genel Başkanı Adil Kurban, sorunların çözümü için hazırladıkları "Hekimlik Yasa Taslağı"nın önemine işaret ederek, önerilerini şöyle sıraladı: "Ayrım kaldırılmalı. Özel, kamu ve üniversite ayrımı olmaksızın tüm hekimler aynı hukuki koruma kapsamına alınmalıdır. Tazminat sınırı getirilmeli. Tazminatlar, hukukun geçmişteki makul ve adil sınırlarına çekilmelidir. Üç aşamalı kurul denetimi olmalı. Mahkeme, istinaf ve Yargıtay aşamalarında üç ayrı bilimsel kurul olayı incelemeli, hata varsa yalnızca tazminat değil, mesleki yeterliliği giderici mekanizmalar devreye alınmalıdır. Hızlı ve adil yargı olmalı. Dava süreleri kısaltılmalı, hekim ve hastanın hakları dengeli biçimde korunmalıdır. Malpraktis sigortalarının teminat tutarları ve uygulama sistemi günün gerçeklerine uygun şekilde yeniden düzenlenmelidir."