KÜLTÜR SANAT - 24 Mart 2026 Salı 12:39

İstanbul’da zamanın 400 yıllık hikayesi sergileniyor

A
A
A

Gelenekli sanatlar koleksiyonerlerinden Mehmet Çebi’nin uzun yıllardır süren merakı ile oluşturduğu cep saati koleksiyonu, Tophane’i Amire’de sergiye dönüştü.

"Mehmet Çebi Koleksiyonu’ndan Muhteşem Cep Saatleri" sergisi, Beyoğlu Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu. Dönemin en büyük müşterileri olan Osmanlı pazarı için dünya saatçilerinin, 16’ıncı yüzyıldan 20’inci yüzyılın başlarına uzanan zaman diliminde cep saatlerini ihtiva eden koleksiyonun bir kısmı, saat severlerin seyrine açıldı. Tophane’de 15 gün açık kalacak sergide, cep saatçiliğinin teknik gelişimi, dönemin sanat anlayışı ve diplomatik tarih içindeki rolü çok katmanlı bir perspektifle ele alınıyor. Saatçilik tarihinin 400 yıllık serüvenini İstanbul’da bir araya getiren "Mehmet Çebi Koleksiyonu’ndan Muhteşem Cep Saatleri" sergisi, Osmanlı’nın dünya ile bütünleşen sanat merakını ve keyfini de gözler önüne seriyor. İslam eserleri ve Osmanlı hat sanatı alanında dünyanın önde gelen koleksiyonerlerinden Mehmet Çebi’nin, büyük bir titizlikle oluşturduğu "Mehmet Çebi Koleksiyonu’ndan Muhteşem Cep Saatleri" sergisinin açılış törenine, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, Türkiye El Yazma Eserler Kurumu Başkanı Çoşkun Yılmaz, Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan ile saat sever kolleksiyonerler ve gazeteciler katıldı. Vali Gül, kurdele kesiminin ardından sergiyi sanatseverlerle inceleyip Osmanlı Sarayı’na hediye edilmek üzere özel tasarlanan saatlerin olduğu reyonu gezip, eserler hakkında bilgi aldı.

İstanbul’da zamanın 400 yıllık hikayesi sergileniyor

"Bütün dünya bunu görmeli, geleceğe yönelik çok önemli bilgiler var"

Koleksiyon danışmanı Yusuf Şimşekçaktı serginin iki senelik bir çalışma sonucu ortaya çıktığını belirterek, "Koleksiyonumuzda Mehmet Çebi’nin 305 saatini sergileniyoruz. Biz bu koleksiyonu yaparken bunun bir ilk olduğunu, aslında zor bir iş olduğunu bilerek yola çıktık. 2 senelik bir periyotta çok şükür bu koleksiyonu elde ettik. Koleksiyonumuzda 18, 19, ve 20. yüzyılın ortasına kadar olan saatler ağırlıkta. Zincirli makinelerle başlayıp gelişmiş makinelerle bitirdik. Burada herkesin gelip görmesini istiyoruz. Osmanlı dönemine ait çok eser var, bütün dünya bunu görmeli. Geleceğe yönelik çok önemli bilgiler var, en sonunda bunu müzeleştirmeyi düşünüyoruz. Nasipse ikinci katalog ikinci sergiyi yakın zamanda yapacağız" diye konuştu.

İstanbul’da zamanın 400 yıllık hikayesi sergileniyor

"Gördüğüm en iyi tek parça saat koleksiyonu diyebilirim"

Sergiyi ziyaret eden gazeteci Fatih Altaylı ise "Müze kalitesinde bir iş. Normal aklı başında bir adamın yapacağı bir koleksiyon değil. Müthiş. Gerçekten, teknolojik olarak çok acayip saatler var, bir saat meraklısının görmekten mutlu olduğu saatler var. Burada çok etkilendim, açıkçası tekrar gelip bir daha ziyaret edeceğim, gördüğüm en iyi tek parça saat koleksiyonu diyebilirim" dedi.

İstanbul’da zamanın 400 yıllık hikayesi sergileniyor

Zamanın sanata dönüştüğü bir koleksiyon

Sergi yalnızca estetik değeri yüksek saatleri değil; aynı zamanda Avrupa saat ustalığı ile Osmanlı saray kültürü arasında kurulan tarihi bağları da görünür kılan nitelikli bir yelpaze sunuyor. 16’ıncı yüzyıldan 20’inci yüzyılın başlarına uzanan geniş bir zaman dilimini ihtiva eden koleksiyon, cep saatçiliğinin teknik gelişimini, sanat anlayışını ve diplomatik tarih içindeki rolünü çok katmanlı bir perspektifle günümüze aktarıyor. Yüzlerce parçadan seçilen sergilik eserler, tarihi kökenleri, zengin dekoratif özellikleri ve ileri mekanik sistemleriyle saatçilik sanatının en dikkat çekici örneklerini bir araya getiriyor. Saat kasalarında görülen altın ve gümüş işçilikleri (savatlar), 18’inci yüzyıldan itibaren Cenevre mine ustalarının geliştirdiği renkli ve detaylı mine teknikleriyle birleşerek bu nesneleri yalnızca ölçüm araçları olmaktan çıkarıp gerçek birer sanat eserine dönüştürüyor. Koleksiyonda ayrıca, 17’inci yüzyıl Fransız Blois mine geleneğinin nadir örnekleri, aristokrat çevrelerde moda olan ve kemere zincirle takılarak taşınan zarif chatelaine saatler ile karmaşık çalar mekanizmalarına sahip özel üretimler de yer alıyor. Ayrıca, serginin en çarpıcı bölümlerinden biri de devletlerarası diplomatik ilişkiler kapsamında üretilmiş özel saatlerden oluşuyor. Bu özel parçalar arasında, Rus Çarı 1. Nikolay’ın 1844 yılında İngiltere Kraliçesi Victoria’ya Windsor Sarayı’nda sunduğu ve üzerinde çarın portresi bulunan cep saati gibi tarihi öneme haiz eserler de dikkat çekiyor.

İstanbul’da zamanın 400 yıllık hikayesi sergileniyor

İstanbul için bir saat müzesi umudu

İstanbul’a kazandırdığı Hilye-i Şerif ve Tespih Müzesi ile bilinen koleksiyoner Mehmet Çebi’nin koleksiyonu, sanat çevrelerinde daha büyük bir beklentiyi de beraberinde getirirken, 300’ü aşkın olağanüstü parçayı bir araya getiren koleksiyonun, gelecekte kalıcı bir müze çatısı altında sergilenmesi hedefleniyor. Türkiye’nin kültür hayatına hem de uluslararası saatçilik dünyasına önemli bir katkı sunma potansiyeli taşıyacak müze için fikirlerin şimdiden geliştiği kaydedildi. Sergi 24 Mart - 9 Nisan tarihleri arasında Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde 10.00 - 18.00 saatleri arasında ziyaretçilere ücretsiz olarak açık olacak.

Emre Aslanergün

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Su için kritik uyarı: "Sadece yağmurun yağmasıyla birikmez, ciddi şekilde tasarruf yapmak zorundayız" Küresel ısınma, azalan yağışlar ve artan su stresi Türkiye genelinde alarm zillerini çaldırırken, 22 Mart Dünya Su Günü’nde Sakarya’dan dikkat çeken bir uyarı geldi. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) tarafından düzenlenen farkındalık programında, suyun korunmasının artık bir tercih değil zorunluluk olduğu vurgulandı. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ), su kaynaklarının korunması, Sapanca Gölü’nün geleceği ve sürdürülebilir kullanımına dikkat çekmek amacıyla ’22 Mart Dünya Su Günü’ sebebiyle farkındalık programı düzenledi. Adapazarı Sosyal Gelişim Merkezi’nde gerçekleştirilen programa Sakarya Valisi Rahmi Doğan, Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri ve öğrenciler katıldı. Programda, su kaynaklarının sürdürülebilirliği ve gelecek nesillere aktarılması için toplumsal seferberlik çağrısı yapıldı. Su kaynaklarının korunması ile sürdürülebilir su yönetiminin önemine dikkat çeken Alemdar, küresel ısınma ve artan su stresinin oluşturduğu tehlikeyi hatırlatarak, "Su geleceğini güvence altına almak için altyapıdan üstyapıya yatırımlarımız aralıksız sürüyor" vurgusu yaptı. "Tasarrufla yüzde 11 su kullanımı azaldı" Alemdar, "Sürdürülebilir ve içilebilir su kaynaklarımız için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Şehrimizin ve gelecek nesillerimiz için altyapı ve üstyapı çalışmalarında gayretle çalışıyoruz. Özellikle son zamanlarda küresel ısınma ve su stresi artmaya devam etmektedir. Bizler suyu dengeli kullanmaz ve korumazsak su sorunuyla karşı karşıya kalacağız. Su sadece yağmurun yağmasıyla birikmez ve geleceğe taşınamaz, bu nedenle ciddi şekilde tasarruf yapmak zorundayız. Elimizdeki veriler şunu gösteriyor ki şu ana kadar sadece tasarrufla yüzde 11 oranında su kullanımını azalttık" dedi. "Yeni kaynaklar için çalışmalarımıza devam ediyoruz" Suyu ucuz ve doğru kullanan bir belediye olduklarını ifade eden Alemdar, "Bizler suyu en ucuz veren belediye olmanın yanı sıra suyumuzu en doğru kullanan bir belediye olma yolunda hızla ilerliyoruz. Özellikle Sapanca Gölü başta olmak üzere derelerimiz ve su sondajlarımızla yeni kaynaklar için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu şehir hepimizin sloganıyla çıktığımız bu yolda güvenli bir gelecek için kaynaklarımızı en doğru şekilde kıllanacağız" diye konuştu. "Sadece bugünü değil geleceğimizi şekillendiriyoruz" SASKİ Genel Müdürü Seyit Sakallıoğlu ise, "Su yalnızca bir doğal kaynak değil yaşamın kendisidir. İnsan suya muhtaçtır, su varsa hayat vardır. Su konusu sadece bölgesel anlamda değil küresel ölçekte oldukça hayati bir öneme sahiptir. SASKİ olarak suyun korunması ve kayıp kaçaklarla mücadele etmeye devam ediyoruz. Su meselesi sadece bugünü değil geleceğimizi etkiliyor. Yağış düzeyindeki düşüşler suyun sadece bir kaynak değil stratejik bir değer olduğunu bizlere göstermektedir. Aynı zamanda şehrimizin en önemli su kanyağı olan Sapanca Gölümüzle ilgilide gerekli önlemleri almaya devam ediyoruz. SASKİ olarak su kayıplarının önüne geçmek amacıyla 16 ilçemizde altyapımızı yenilemeye devam ediyoruz" şeklinde konuştu. "Tasarruf konusunda bilinçli olmalıyız" Sakarya Valisi Rahmi Doğan da, "Büyükşehir Belediye Başkanımız ve genel müdürümüzün konuşmalarından suyun ehemmiyetini bir kez daha gördük. Küresel ısınmayla başlayan süreç çevre kirliliğinin etkisiyle gittikçe büyüyor. Bu anlamda bizler su kaynaklarımıza sahip çıkıp tasarruf konusunda oldukça bilinçli davranmamız gerekiyor. Eğer kanyaklarımızı korumazsak hiç istemediğimiz durumlarla karşılaşabiliriz. Sakarya özelinde gerekli su kaynağımız varmış gibi görünse de su kaynaklarımızı korumaya devam edeceğiz. Özellikle Sapanca Gölü ve çevresi konusunda Büyükşehir Belediyemize destek verdik, bundan sonra da desteğimizi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.