EKONOMİ - 29 Nisan 2026 Çarşamba 11:08

Kolay İK ve İş Bankası’ndan iş birliği

A
A
A
Kolay İK ve İş Bankası’ndan iş birliği

Türkiye İş Bankası’nın DijiKolay platformuna üye olan işletmeler, ilk kez kullanacak olmaları halinde Kolay İK ‘Personel Yönetimi’ uygulamasından bir yıl boyunca 50 çalışana kadar ücretsiz yararlanabilecek. Özlük bilgileri, izin, harcama, puantaj, PDKS, mesai takibi, zimmet, avans ve eğitim gibi süreçleri içeren uygulama, bu operasyonlardaki iş yükünü yüzde 76’ya kadar azaltırken hata payını ve zaman kaybını da en düşük seviyeye çekiyor.



Şirketlerin insan kaynakları süreçleri önemli bir zaman ve iş gücü yükü oluşturuyor. Bu süreçlerin dijitalleşmesi ise hem işletmelerin hem de çalışanların verimliliğine katkı sağlıyor. Kolay İK ve İş Bankası bu anlayışla işletmelerin İK süreçlerini dijitalleştirmeyi kolaylaştıracak bir iş birliğini hayata geçirdi. Kolay İK’nın ‘Personel Yönetimi’ uygulamasını ilk kez kullanacak olan DijiKolay üyesi şirketlere, uygulama bir yıl boyunca İş Bankası tarafından hediye edilecek; şirketler 50 çalışana kadar hiçbir ücret ödemeyecek. Çalışan sayısı daha yüksek olan işletmeler ise 50 çalışandan sonrası için ödeme yaparak kampanyadan yararlanabilecek.


"KOBİ’ler için dijitalleşmeyi erişilebilir hale getiriyoruz"


Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, iş dünyasında rekabetin giderek hızlandığına dikkat çekerek, KOBİ’ler için pratik, hızlı ve maliyet avantajı sağlayan çözümlerin bir zorunluluk olduğunu belirtti. KOBİ’lerin işlerini büyütürken operasyonel yüklerini azaltmaları ve kaynaklarını daha verimli kullanmalarının her zamankinden daha önemli hale geldiğini vurgulayan Sezgin Yılmaz, DijiKolay platformunu KOBİ’lerin farklı alanlardaki iş süreçlerini kolayca dijitalleştirebilecekleri bütüncül bir çözüm merkezi olarak konumlandırdıklarını ifade etti.


Kolay İK ile DijiKolay üzerinden hayata geçirdikleri uygulamanın, KOBİ’lerin dijitalleşme sürecini kolaylaştıracak bir adım olduğunu belirten Yılmaz konuşmasını şöyle sürdürdü: "Küçük ve orta ölçekli işletmelerde insan kaynakları süreçleri, doğru araç ve yöntemlerle daha verimli hale getirilebilecek operasyonel alanlardan biri. Bu doğrultuda dijital insan kaynakları çözümleri, süreçleri optimize ederek işletmelerin verimlilik ve maliyet avantajı elde etmesine yardımcı oluyor. Kolay İK ile hayata geçirdiğimiz bu uygulama, KOBİ’lerdeki insan kaynakları süreçlerinin dijitalleşmesi ve verimliliğin artırılması için önemli bir adım. Çalışmalarımızla KOBİ’lerin büyüme yolculuklarına eşlik etmeye devam edeceğiz."


"Organizasyonlara hız ve şeffaflık kazandırıyoruz"


Şirketlerin İK tarafında yaşadıkları zorlukların başında manuel verilerin oluşturduğu hata payı ve operasyonel iş yükünün getirdiği zaman kaybının geldiğini söyleyen Kolay İK CEO’su Çağlar Yalı, "Şirket olarak kurulduğumuz günden bu yana temel amacımız; şirketlerin işe alımdan bordroya, izin yönetiminden performans değerlendirmeye kadar tüm İK süreçlerini tek bir merkezden, uçtan uca yönetmelerini sağlamak. Özellikle elektronik tablolar üzerinden yürütülen geleneksel yöntemlerin oluşturduğu hantal yapıyı ortadan kaldırarak, organizasyonlara hız ve şeffaflık kazandırıyoruz. Özlük bilgileri, izin, harcama, puantaj, PDKS, mesai takibi, zimmet, avans ve eğitim gibi birçok sürecin tek bir yerden yönetilmesini sağlayan Personel Yönetimi uygulamamız da bu alandaki iş yükünü yüzde 76’ya kadar azaltarak, ekiplerin zamanını ve enerjisini kurum kültürü gibi daha stratejik alanlara kaydırmasına olanak tanıyor" açıklamasında bulundu.


Yalı, iş birliğini ise şöyle değerlendirdi: "Bu iş birliği, sunduğumuz teknolojik gücü ve verimlilik avantajını çok daha geniş bir kitleyle buluşturmamıza katkı sunacak. Böylece daha fazla işletme, dijitalleşmeyi bir ‘proje’ olmaktan çıkarıp günlük işleyişinin ve şirket kültürünün sürdürülebilir bir parçası haline getirebilecek. Ülkemizdeki işletmelerin rekabet gücünü artırmaya ve çalışan-işveren arasındaki güven ilişkisini hatasız, şeffaf veri akışıyla güçlendirmeye olanak tanıyan uygulamamızı işletmelere hediye eden Türkiye İş Bankası’na teşekkür ediyoruz."



Kolay İK ve İş Bankası’ndan iş birliği

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Patlayıcı tespitinde cep boyutuna uzanan teknoloji Kocaeli’de güvenlik güçlerinin sahadaki ihtiyacı doğrultusunda geliştirilen yerli sensör, büyük ve hantal X-ray cihazlarına alternatif olma potansiyeli taşıyor. Lazer teknolojisiyle üretilen sensör, sadece hedeflenen patlayıcıyı seçerek tespit ediyor. Kocaeli’deki bir doktora tezi çalışmasında güvenlik güçlerinin sahada kullanabileceği hızlı, taşınabilir ve güvenilir patlayıcı tespit sistemleri ihtiyacından yola çıkılan "TNT Tabanlı Patlayıcıların Tespiti için Lazerle İndüklenmiş Grafen Sensörlerin Geliştirilmesi" projesi başarıyla sonuçlandı. Proje kapsamında lazerle indüklenmiş grafen yüzeyler özel peptidlerle modifiye edilerek, sadece TNT molekülüne tepki veren seçici bir sensör malzemesi elde edildi. Laboratuvar testlerinde farklı moleküllere tepki vermediği görülen sensör malzemesi, düşük maliyeti ve taşınabilirliğiyle dikkati çekiyor. Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Araştırma Görevlisi Dr. Seda Kol, mevcut patlayıcı tespit sistemlerinin büyük, hantal ve maliyetli olduğunu, artan güvenlik tehditleri nedeniyle taşınması kolay ve pratik bir malzeme geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi. "Hem taşınması kolay hem de maliyeti uygun" Çalışmanın güvenlik alanındaki ihtiyaçtan doğduğunu belirten Dr. Seda Kol, "Günümüzde ülkeler, artan güvenlik tehditleri nedeniyle savunma alanına ciddi yatırımlar yapıyor. Özellikle patlayıcıların hızlı ve yerinde ölçüm alabilmesi oldukça kritik bir durum. Bu ihtiyaç sebebiyle mevcut sistemlerde bazı engellerle karşılaşıyoruz. Özellikle yüksek maliyetli ve taşınması oldukça zor cihazlar. Biz de bu ihtiyaçları göz önünde bulundurarak hem taşınması kolay hem de maliyeti uygun, aynı zamanda herkesin uygulayabileceği pratik ama güvenilir bir sensör malzemesi geliştirmeyi hedefledik" dedi. "Hedef molekülü kolaylıkla algılayabiliyor" Sensörün çalışma prensibini anlatan Kol, şöyle konuştu: "Sensör malzemesini aslında ’çok akıllı yüzeyler’ olarak tanımlayabiliriz. Biz bu yüzeyleri özel peptidlerle modifiye ediyoruz. Bu peptidler sayesinde algılamak istediğimiz hedef molekülü kolaylıkla algılayabiliyoruz. Bu şekilde üretmiş olduğumuz malzeme hem hassas hem de seçici olarak ortaya çıkıyor. Bu hassasiyet ve seçiciliği de biz aslında sensörün elektriksel bir değişimle ortaya koyuyoruz. Bu elektriksel değişim artık ortamda TNT’nin ya da hedef molekülün algılanmasını kolaylaştırıyor. TNT’yi algılamak için ilk başta grafenin yüzeyine özel bir laboratuvarda sentezlenmiş peptidleri modifiye ederek algılamayı başardık. Bu peptidler direkt TNT’yi algılıyor, farklı bir molekülü algılamıyor. Bu da sensör malzememizin hem ne kadar seçici hem de ne kadar hassas olduğunu gösteriyor. Çünkü mevcut sistemlerde hassaslık önemli ama seçicilik çok daha sıkıntılı. Farklı malzemeleri de algıladığı için bunlar cihazın alarm verirken çok farklı tepkilere maruz kalmasına neden oluyor." "Umut vadeden bir proje olarak ortaya çıktı" Çalışmanın laboratuvar aşamasında umut veren neticeler ortaya koyduğunu ve projenin prototipinin üretilmesi gerektiğini söyleyen Kol, "Yaptığımız çalışmayla aslında oldukça hassas bir malzeme üretmiş olduk. Aynı zamanda hızlı da. Sahada uygulama için pratikte farklı bölümlerle de iş birliği yapmamız gerekiyor çünkü biz şu an sadece malzeme odaklı bir ürün geliştirmiş olduk. Ama ürünün sonraki yıllarda bir cihaz haline getirilme ihtimali de oldukça yüksek. Biz laboratuvarda çok iyi ölçümler aldık. Umut vadeden bir proje olarak ortaya çıktı. Sahaya geçirilmesi kolay çünkü taşınabilir bir malzeme. O yüzden entegre edilmesi, çok küçük cihazlara entegre edilmesi oldukça kolay. Hem de seçiciliği yüksek bir malzeme. Ama iş birliği yapılıp bir prototipin üretilmesi gerekiyor" diye konuştu. Prototip için destek bekleniyor Havalimanlarındaki X-ray gibi büyük cihazların yerine anlık sahada ölçüm yapabilecek küçük cihazlara entegre edilebilir bir malzeme ürettiklerini vurgulayan Kol, "Sensörümüz şu an sadece TNT algılıyor. Seçiciliği sağladığımız şey özel peptidler. Bu peptidler sadece hedef molekülü hedef alıyor. Bizim hedef molekülümüz TNT’ydi, o yüzden sadece TNT’yi hedef alıyor, farklı herhangi bir moleküle herhangi bir tepki vermiyor. Ama bu çalışma farklı çalışmalara da entegre edilebilir. Mesela glikoz algılamak isterseniz ona göre farklı şekilde yüzey modifiye edilebilir. Sensör konusu oldukça kapsamlı ve zor bir konu. Tabii ki üzerine çalışma yapmayı çok isterim ama bunun için düşük maliyetli üretim elde etmek gerekiyor. Onun için de bir destek almamız gerekiyor. Destek olursa çok güzel yerlere gelebilecek bir proje olduğuna inanıyorum" dedi.
Ankara Sağlık-Sen Genel Başkanı Doğan: "Üniversite hastanelerinin sorunlarını gündemden düşürmeyeceğiz" Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, üniversite hastanelerinde yaşanan sorunlara müdahale edilmesinin elzem olduğunu belirterek, "Sorunlar çözülene kadar üniversite hastanelerinin sorunlarını gündemden düşürmeyeceğiz" dedi. Sağlık-Sen Üniversite Şubeleri Üniversite Hastaneleri Değerlendirme Toplantısı, sendika genel merkezinde gerçekleştirildi. Toplantıda Türkiye genelindeki üniversite hastanelerinde yaşanan sorunlar ele alınarak, istişarede bulunuldu. İllerden gelen şube başkanları hem hastane özelinde hem de yaşanan genel sorunları anlatarak, çözüm önerilerini sundu. Toplantıda birçok hastanede teşvik ek ödeme yapılamadığına dikkat çekilerek, teşvik ek ödemelere öncelik verilmesi gerektiği vurgulandı. "Üniversite Hastaneleri Birliği kurulmalı" Üniversite hastanelerinde Sağlık Bakanlığı ile uygulama birliği sağlanamadığı belirtilen toplantıda, bu hastanelerin yönetimsel dinamiğinin yeniden kurgulanması ve üniversitelerle ilgili mevzuatların yeniden düzenlenmesi gerektiği kaydedildi. Üniversite hastanelerinde uygulama birliğini sağlamak için Üniversite Hastaneleri Birliği kurulması gerektiği de ifade edildi. "Maaşlar genel bütçeye aktarılmalı" Üniversite hastanelerinde çalışan 4-D işçilerin ücretlerinin üniversitelerin döner sermayelerinden verildiği kaydedilen toplantıda, bu yükün üniversitelerden alınarak merkezi bütçeye taşınması gerektiği belirtildi. Ayrıca üniversite hastanelerinde görevli sağlık profesyonellerinin önlük ve formasının yılda iki kere kurum tarafından verilmesi, istihdamın artırılması ve becayiş için kadro verilmesi, döner sermaye bütçesinden ödenen kamu görevlilerinin maaşlarının genel bütçeden ödenmesi konularna da dikkat çekildi. "Yol haritası belirleyeceğiz" Üniversite hastanelerinin sorunlarına hakim olduklarını dile getiren Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, değerlendirme toplantılarına önem verdiklerini belirtti. Doğan, "Bugün bu toplantımızda fikir alışverişi yapacağız. Sizleri dinleyeceğiz, birlikte yol haritası belirleyeceğiz. Şube başkanlarımızın bizi veriyle beslemesi, bizleri bilgilendirmesi sayesinde sahanın sorunlarına hakimiz. Yetkililerle görüştüğümüz zaman sizlerin bize sunduğu verilerle elimiz güçlü oluyor, sözümüz güçlü oluyor" diye konuştu. "Hocanın, hekimin, asistanın, hemşirenin hakkı için elimizden geleni yapacağız" Son dönemde gerçekleştirdikleri ziyaretler hakkında bilgi veren Doğan, "Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürü Bilal Şentürk ile Maliye Bakanlığı Kamu Mali Yönetim ve Dönüşüm Genel Müdürü Yakup Tekin’e gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerde, gündemimiz üniversite hastanelerinde yaşanan sorunlar oldu. Üniversite hastanelerin Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelere göre hem fiziki şartlar hem çalışanların özlük hakları bakımından geriye gittiğini anlattık. Bu duruma müdahale etmenin elzem olduğunu söyledik. Konuyla ilgili raporumuzu çözüm öneriyle birlikte ilettik. Sağlık-Sen olarak sorunlar çözülene kadar üniversite hastanelerinin sorunlarını gündemden düşürmeyeceğiz" ifadelerini kullandı. Doğan, "Üniversite hastanelerinde görevli hocanın, hekimin, asistanın, hemşirenin, teknisyenin yani tüm sağlık profesyonellerinin hakkı için elimizden geleni yapacağız. Her meslek grubunun sorununu belirledik, üzerinde tartıştık. Şimdi buradan çıkacak olan raporumuzu tüm yetkililerle paylaşacağız. Üniversite hastanelerindeki sorunları çözüme kavuşturmak için teşkilatımızla birlikte gayret göstereceğiz" dedi. Toplantıya Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, Genel Sekreter Durali Baki, Genel Başkan Yardımcıları İdris Baykan ve Mustafa Irgatoğlu ile Türkiye genelindeki üniversite şube başkanları katıldı.
İzmir Kalesini en çok gole kapatan takım: Göztepe Göztepe, Trendyol Süper Lig’de geride kalan 31 haftadaki 16 maçta kalesini gole kapatarak bu alanda ligin en iyi takımı konumunda bulunuyor. Trendyol Süper Lig ekiplerinden Göztepe, bu sezon sergilediği performansla dikkatleri çekmeye devam ediyor. Ligin bitimine 3 maç kala Avrupa potası için mücadelesini sürdüren İzmir ekibi, en az kayıpla sezonu tamamlayıp hedefine ulaşmak istiyor. Bu sezon hücum anlamında zaman zaman üretkenlik sorunu yaşayan sarı-kırmızılılar, savunmada ise tam tersi bir performansa imza atarak etkileyici bir görüntü çizdi. Oynadığı 31 maçın 16’sında kalesini gole kapatan Göztepe, bu alanda ligin zirvesinde yer aldı. Mücadele ettiği her iki maçtan birinde gol yemeyen sarı-kırmızılılar; Çaykur Rizespor, Fatih Karagümrük, Beşiktaş, Başakşehir, Gençlerbirliği (2 maç), Kasımpaşa, Gaziantep FK, Samsunspor ve Antalyaspor karşılaşmalarını hem kazanıp hem de gol yemeden tamamladı. Göztepe, galibiyet elde edemediği Kayserispor, Fenerbahçe, Eyüpspor (2 maç), Kocaelispor ve Konyaspor müsabakalarında da rakiplerine gol izni vermeyerek savunmadaki başarılı performansını sürdürdü. Bu istatistikte ligi zirvede tamamladı Ligin bitimine 3 hafta kala Göztepe, 16 maçta kalesini gole kapatarak bu alanda zirvede yer alıyor. Sarı-kırmızılıları 12’şer maçla Başakşehir ve Galatasaray takip ediyor. İzmir ekibi, kalan 3 maçın tamamında gol yemesi ve Başakşehir ile Galatasaray’ın tüm maçlarını gol yemeden tamamlaması durumunda dahi zirvedeki yerini korumayı garantilemiş durumda. Öte yandan Fenerbahçe ise 10 maçta kalesini gole kapatarak bu alanda dördüncü sırada yer alıyor.