KÜLTÜR SANAT - 23 Ocak 2026 Cuma 11:36

LCW Limitless’ın yeni sezon ürünleri raflara taşındı

A
A
A
LCW Limitless’ın yeni sezon ürünleri raflara taşındı

LCW Limitless, yeni sezonda genişleyen ürün gamıyla erişilebilir modaya katkı sunuyor. Fonksiyonel detaylarla tasarlanan koleksiyon, farklı engel gruplarından dezavantajlı bireylerin giyim deneyimlerini kolaylaştırmayı hedefliyor. Tasarımlar arasında bacak boyunca fermuar veya çıtçıt detayları bulunan pantolonlar, kolay giyim için tamamen açılabilen tişörtler, kol kısmı çıkarılabilen ceketler ve birçok farklı ihtiyaca yanıt veren outdoor ürünler yer alıyor.


LC Waikiki, engellilere yönelik hazırlanan koleksiyonu LCW Limitless’ın yeni sezon ürünlerini raflara taşıdığını duyurdu. "İyi giyinmek herkesin hakkı" misyonundan hareketle hazırlanan LCW Limitless koleksiyonu, LCW x İMA Kapsayıcı Tasarımlar Yarışması ile yeni bir boyut kazandı. Yarışmada genç tasarımcılar, farklı engel gruplarından dezavantajlı bireylerin günlük hayatta karşılaştıkları giyim zorluklarına estetik ve işlevsel çözümler sunarak yeni ürünler hazırladı.


Hayatı kolaylaştıran tasarımlar


Yapılan açıklamaya göre; LCW Limitless yeni sezon koleksiyonunda yer alan pantolonlar, bacak boyunca uzanan çıtçıt detayları sayesinde giyim kolaylığı sağlıyor. Bel kısmındaki halka, pantolonu yukarı çekmeyi kolaylaştırırken, ön bölümde yer alan cırt cırt kapama pratik kullanım sunuyor. Üst grup ürünlerde omuzdan bileklere kadar uzanan cırt cırtlı yapı, giyimi zahmetsiz hale getiriyor. Kollarda bulunan fermuar detayları ise kateter ve benzeri tıbbi uygulamalar için kolay erişim imkanı sunuyor. Tekerlekli sandalye kullanıcıları için tasarlanan sweatshirt, ön bölümde yer alan fermuarlı cep detayıyla pantolon ceplerine erişimde yaşanan zorluklara pratik bir çözüm getiriyor. Cepte bulunan özel açıklık sayesinde diren torbası gibi ürünler cep içinde taşınabiliyor. Hareket kabiliyeti kısıtlı bireylerin konforu düşünülerek tasarlanan takımlarda ise üst ve alt parçalar ikiye ayrılabiliyor. Ön ve arka kumaşlar arasında bulunan cırt cırtlı yapı sayesinde ürün kolayca açılıp kapanıyor ve minimum hareketle giydirme imkanı sunuyor.


Outdoor ürünlerde fonksiyonel yaklaşım


Koleksiyonda yer alan yağmurluklarda kullanılan reflektör şeritler görünürlüğü artırırken, arka bölümde yer alan su geçirmez ek kumaş, tekerlekli sandalye arkasının yağmurda ıslanmasını önlüyor. Geniş ön parça ise dizleri yağmurdan koruyor. Trençkotlar, kollarda bulunan halkalı fermuarlar ve çıtçıtlı ön düğmeleriyle pratik bir giyim deneyimi sunuyor.


Toplam 39 parçadan oluşan yeni sezon koleksiyonunun; İstanbul Cevahir, Forum Marmara, Tepe Nautilus, Samsun Piazza, İzmir Mavibahçe, Bursa Marka Sur Yapı ve Ankara Kaşmir Center AVM mağazalarında ve LCW.com’da satışta olacağı belirtildi.



LCW Limitless’ın yeni sezon ürünleri raflara taşındı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Başkan Bozbey: "Su kaynaklarını korumak ortak sorumluluğumuz" Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, iklim krizi ve artan su stresi karşısında su kaynaklarının korunmasının hayati önem taşıdığını belirterek, Bursa’nın geleceği için sürdürülebilir su yönetiminin ortak akılla ele alınması gerektiğini söyledi. Bursa Belediyeler Birliği ev sahipliğinde, Bursa Büyükşehir Belediyesi BUSKİ Genel Müdürlüğü, Mimar ve Mühendisler Grubu ve DSİ Bölge Müdürlüğü’nün destekleriyle düzenlenen ‘Bursa Sürdürülebilir Su Yönetimi Çalıştayı’, Movenpick Hotel’de ilçe belediye başkanları, kamu kurumları, akademisyenler, meslek odaları ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinliğin açılışında konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, su yönetimiyle ilgili çalışmaları yerel yönetim ve genel yönetimin birlikte sürdürmesi gerektiğini söyledi. Dünyanın ciddi bir iklim krizi yaşadığını, mevsimlerdeki ve yağış rejimlerindeki değişikliğin artık yakından hissedildiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, Dünya Meteoroloji Örgütü’nün verilerine göre 2050 yılındaki dünya sıcaklığına 2025’in Temmuz ayında ulaşıldığını dile getirdi. Uluslararası çalışmaların kullanılabilir su miktarının son 2 yılda yüzde 10 azaldığını gösterdiğini de anlatan Başkan Mustafa Bozbey, "Ülkemizin yüzde 88’inin çölleşme riskiyle karşı karşıya kaldığı bildiriliyor. 2030 için alarm zillerinin çaldığı söyleniyor. Türkiye, yılda kişi başına düşen bin 519 metreküplük su miktarıyla su sıkıntısı çeken bir ülke olarak gösteriliyor. Artan nüfusla birlikte kişi başına kullanılabilir yıllık su miktarının 2030 yılında bin 200 metreküpe, 2040 yılında bin 116 metreküpe, 2050 yılında da bin 69 metreküpe kadar düşmesi bekleniyor. Raporlar, Türkiye’nin su kıtlığı çeken bir ülke durumuna geleceğini gösteriyor. Birleşmiş Milletlerin son raporuna göre de Dünya, küresel su iflası sürecine girdi" dedi. Bursa’da son bir yılda barajlardaki su miktarının yüzde 30 civarında azaldığını vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, bilim insanlarının raporuna göre, 2026 yazının 2025’ten daha sıcak geçeceğini ve bir buçuk derece sıcaklık artışının yaşanacağını söyledi. Bursa’nın artık su şehri olmadığını da vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, "Suyu asla siyaset malzemesi yapmamalıyız. Tam tersine suyu nasıl koruyacağımızı, gelecek yıllarda nasıl su sorunu yaşamayacağımızı hep birlikte konuşmalıyız. Projeler ortaya koymalıyız. DSİ tarafından Çınarcık Barajı yapılmamış olsaydı, bugün Bursa için daha kötü günleri bekleyebilirdik. Bugün en büyük havzaya sahip olan Çınarcık Barajı’dır. Bu havzalarımızda maden aramayla ilgili herhangi bir işlemin yapılmaması tarafındayız. Çünkü her açılan ocağın suyumuzu kirlettiğinin farkındayız. Hatta suyun ve Bursa’nın geleceği için bu havzada maden faaliyeti yapan kurumların izinlerinin iptal edilmesinin doğru olacağına inanıyoruz" diye konuştu. Bursa’nın, Uludağ’dan ovaya, derelerden barajlara, yeraltı sularından içme suyu havzalarına kadar çok zengin bir ekosisteme sahip olduğuna değinen Başkan Mustafa Bozbey, ancak bu zenginliğin sınırsız olmadığının da altını çizdi. Su seviyesinin Bursa ovasında 250 metrenin altına indiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, "Bir bilim insanımız, Bursa Ovası ve Konya Ovası’nın her yıl 6 santim çöktüğünü bildirdi. Sebebi, yeraltı su seviyesinin aşağıya inmesidir. Bunların da mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor. Suya olan talep, nüfus, sanayi ve tarımla birlikte her geçen yıl da artıyor. Yerel yönetimler olarak artık suyun nereden geldiğini, nasıl korunduğunu, nasıl kullanıldığını ve nasıl geriye kazanıldığını beraber düşünen bir anlayışla hareket etmeliyiz" dedi. Su kaynaklarının korunmasının ve güvenliğinin önemine dikkat çeken Başkan Mustafa Bozbey, gri su kullanımına artık daha fazla önem verilmesi ve yatırım yapılması gerektiğinin altını çizdi. Yeraltı su kullanımının da çok iyi takip edilmesi gerektiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, "Kayıp kaçakla mücadeleyi bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Bu konuda sürekli yatırım yapıyoruz. Akıllı altyapı sistemlerini, SCADA uygulamalarını, anlık izleme ve erken uyarı mekanizmalarını Bursa’da genelinde yaygınlaştırıyoruz. Kent planlamasından altyapıya, yeşil alanlarından sanayi bölgelerine kadar her başlıkta suya duyarlı kent anlayışıyla hareket ediyoruz. Bursa üretim kentidir, sanayi kentidir. Sanayi bizim için de bir gerçektir. Bunu yok sayamayız. Tarım da bizim güvencemizdir. Ancak üretim ile su arasında yeni bir denge kurmak zorundayız" diye konuştu. Suyun yaklaşık yüzde 70’inin tarımda kullanıldığını dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, yüzde 15’inin sanayide, yüzde 15’inin ise konutlarda kullanıldığını açıkladı. Tarımdaki vahşi sulamayı ortadan kaldırmak gerektiğini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, "Modern sulama tekniklerini hayata geçirmeliyiz. Su verimliliğini artıran uygulamalara öncelik vermeliyiz. Su tasarrufu üretimden vazgeçmek değil, üretimi geleceğe taşımaktır. Daha az suya ihtiyaç duyan ürünlere dönüşümü yapmalıyız. Artık su yönetiminde yeni bir paradigma var. ‘Al, kullan, at’ değil, tam tersine ‘geri kazan, yeniden değerlendir’. Bursa’da atık su arıtma tesislerini bu fikirle ele alıyoruz. Arıtmayı bir kaynak yönetim süreci olarak görüyoruz. Çalıştaydan çıkacak her fikir, düşünce ve söylem, Bursa’nın suyla ilgili yol haritasına katkı sağlayacaktır" dedi. Bursa Belediyeler Birliği ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz da suyun önemine vurgu yaparak insanlık tarihi boyunca medeniyetlerin hep suyun etrafında şekillendiğini anlattı. Son yıllarda yaşanan gelişmelerin suyun da sınırsız bir kaynak olmadığını gösterdiğini vurgulayan Yılmaz, çalıştaydaki her sunumun Bursa ve Türkiye için örnek teşkil edecek bir yol haritasına dönüşmesini temenni ettiklerini söyledi. Önceki dönem Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, su yönetiminin iyi yapılması halinde susuzluk sorununun yaşanmayacağını dile getirdi. Çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Eroğlu, çıkacak sonuçların kuraklıkla mücadeleye katkı sağlamasını diledi. Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan ve Mimar ve Mühendisler Grubu Genel Başkanı Yavuz Sarı’nın konuşmaların ardından çalıştay, uzman isimlerin konuşmacı olduğu oturum bölümleriyle devam etti.
İstanbul Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde, Balkan Barış Platformu’nun ikinci toplantısı gerçekleştirildi Balkan Barış Platformu’nun ikinci toplantısı Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde Beşiktaş’ta Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirildi. Toplantıda Bakan Fidan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ, Kosova, Kuzey Makedonya ve Sırbistanlı mevkidaşlarıyla ikili görüşmelerde bulundu. İlk toplantısı geçtiğimiz yılın Temmuz ayında yapılan Balkan Barış Platformu’nun ikinci toplantısı Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde İstanbul Beşiktaş’ta bulunan Çırağan Sarayı’nda gerçekleşti. Toplantıya Bakan Fidan’ın yanı sıra Arnavutluk Avrupa ve Dışişleri Bakanı Elisa Spiropali, Bosna-Hersek Dışişleri Bakanı Elmedi Konakoviç, Karadağ Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ervin İbrahimoviç, Kosova Başbakan Yardımcısı, Dışişleri ve Diaspora Bakanı Donika Gervalla-Schwarz, Kuzey Makedonya Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Timco Mucunski, Sırbistan Dışişleri Bakanı Marko Curiç katıldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Elmedin Konakoviç, Kosova Başbakan Yardımcısı, Dışişleri ve Diaspora Bakanı Donika Gervalla-Schwarz, Arnavutluk Avrupa ve Dışişleri Bakanı Elisa Spiropali, Kuzey Makedonya Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Timco Mucunski, Sırbistan Dışişleri Bakanı Marko Curiç ve Karadağ Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ervin İbrahimoviç, Balkan Barış Platformu ikinci toplantısı öncesinde aile fotoğrafı çekildi. Toplantıda önemli başlıklar ele alındı Türkiye’nin öncülüğünde tesis edilen platform, bölgesel sahiplenme anlayışıyla, bölge ülkeleri arasında diyaloğu, güveni ve iş birliğini artırmak ve bölgesel meselelere kalıcı çözümler üretilmesine katkı sağlamak amacıyla hayata geçirilmişti. Platformun bu toplantısında, bölgesel meseleler, müşterek sınır yönetimi ve düzensiz göçle mücadele, AB süreçlerinde iş birliği ve eş güdüm, enerji güvenliği, dijitalleşme, sanayi, gençlik, teknoloji, ulaşım koridorları ve bağlantısallık dahil olmak üzere geniş yelpazede çeşitli başlıklar ele alındı. Toplantıda ayrıca; bölgesel sahiplenme ilkesinin önemi, Balkan Barış Platformu’nun, mevcut bölgesel ve uluslararası süreçlerin alternatifi değil, tamamlayıcısı ve destekleyicisi niteliğinde olduğunun teyiti, Türkiye’nin Balkanlar’da barış, diyalog ve refaha katkı sağlayacak somut projelere dayanan bir iş birliği zemini oluşturma yönündeki iradesi, AB’nin genişleme sürecinin, bölgesel hassasiyetleri gözeten ve birleştirici bir çerçevede yürütülmesi konuları konularına değinildi. Türkiye’den Balkanlar’da çok taraflı iş birliği Türkiye’nin, Balkan Barış Platformu’na katılan ülkelerle toplam ticaret hacmi yaklaşık 7 milyar Dolar, bu ülkelerdeki toplam yatırımların ise yaklaşık 8,9 milyar Dolar tutarında olduğu kaydedildi. Türkiye’nin, 13 Balkan ülkesini bir araya getiren tek platform olan Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci’nde (GDAÜ) aktif şekilde yer aldığı ve bölgesel iş birliğini teşvik ettiği ifade edildi. Türkiye’nin öncülüğünde kurulan Türkiye-Bosna-Hersek-Hırvatistan ve Türkiye-Bosna-Hersek-Sırbistan üçlü danışma mekanizmalarının, Türkiye’nin Balkanlar’da diyalog, uzlaşı ve güven inşasına verdiği önemin somut örneklerini oluşturduğu belirtildi. Türkiye’nin ayrıca, NATO Kosova Gücü (KFOR) ve Bosna-Hersek’teki EUFOR Althea Harekatı gibi askeri mevcudiyetlere katılarak, bölgesel güvenlik ve istikrara katkı sağlamayı sürdürdüğü ifade edildi. Türkiye’nin KFOR Komutanlığı görevini bir yıllığına 2025 Ekim ayında İtalya’dan devraldığı belirtildi.
Denizli Evde tansiyon ölçümünde dikkat edilmesi gerekenler Özel Denizli Tekden Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Şeyma Akan İlhan, evde tansiyon ölçümünün nasıl yapılması gerektiğini ve 40 yaş üzeri bireyleri düzenli olarak ölçüm yapmaları konusunda uyardı. Özel Denizli Tekden Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Şeyma Akan İlhan, evde tansiyon ölçümünün doğru şekilde yapılmasının erken tanı ve tedavi açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Tansiyon ölçümünden önce mutlaka 5-10 dakika dinlenilmiş olması gerektiğini ifade eden Dr. İlhan, son 30 dakika içinde çay, kahve ve sigara tüketilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Ölçüm sırasında kişinin oturur pozisyonda, sırtı yaslanmış halde olması gerektiğini vurgulayan Dr. İlhan, kolun kalp hizasında tutulmasının ve bacak bacak üstüne atılmaması konusunda uyarılarda bulundu ve bu hususların dikkat edilmediğinde yanlış sonuç alınılacağını söyledi. Tansiyon aletinin manşonunun kola ne çok sıkı ne de çok gevşek bağlanması gerektiğini belirten İlhan, ölçüm esnasında konuşulmaması gerektiğinin de altını çizdi. Ailesinde tansiyon hastalığı bulunan bireyler ile özellikle 40 yaş üzerindeki kişilerin evde belirli aralıklarla tansiyon ölçümü yapmasının erken tanı açısından önemli olduğunu ifade eden Dr. İlhan, tansiyonun uzun süre belirti vermeden yüksek seyredebildiğini söyledi. Yüksek tansiyonun göz, kalp, beyin ve böbrek sağlığını olumsuz etkileyebileceğini dile getiren İlhan, erken tanı ve düzenli takibin hayati öneme sahip olduğunu belirtti. Ayrıca uzun süredir aynı tansiyon ilacını kullanan hastaların da ölçümü ihmal etmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. İlhan, "İlaç kullanan bireyler, herhangi bir şikayetleri olmasa bile belirli aralıklarla tansiyonlarını ölçmeli ve anormal bir değerle karşılaştıklarında mutlaka hekime başvurmalıdır" dedi.
Bursa Başkan Mustafa Bozbey: "Su kaynaklarını korumak ortak sorumluluğumuz" Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, iklim krizi ve artan su stresi karşısında su kaynaklarının korunmasının hayati önem taşıdığını belirterek, Bursa’nın geleceği için sürdürülebilir su yönetiminin ortak akılla ele alınması gerektiğini söyledi. Bursa Belediyeler Birliği ev sahipliğinde, Bursa Büyükşehir Belediyesi BUSKİ Genel Müdürlüğü, Mimar ve Mühendisler Grubu ve DSİ Bölge Müdürlüğü’nün destekleriyle düzenlenen ‘Bursa Sürdürülebilir Su Yönetimi Çalıştayı’, Movenpick Hotel’de ilçe belediye başkanları, kamu kurumları, akademisyenler, meslek odaları ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. 2050’deki dünya sıcaklığına 2025’te ulaşıldı Etkinliğin açılışında konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, su yönetimiyle ilgili çalışmaları yerel yönetim ve genel yönetimin birlikte sürdürmesi gerektiğini söyledi. Dünyanın ciddi bir iklim krizi yaşadığını, mevsimlerdeki ve yağış rejimlerindeki değişikliğin artık yakından hissedildiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, Dünya Meteoroloji Örgütü’nün verilerine göre 2050 yılındaki dünya sıcaklığına 2025’in Temmuz ayında ulaşıldığını dile getirdi. "Türkiye, su kıtlığı çeken ülke durumuna gelebilir" Uluslararası çalışmaların kullanılabilir su miktarının son 2 yılda yüzde 10 azaldığını gösterdiğini de anlatan Başkan Mustafa Bozbey, "Ülkemizin yüzde 88’inin çölleşme riskiyle karşı karşıya kaldığı bildiriliyor. 2030 için alarm zillerinin çaldığı söyleniyor. Türkiye, yılda kişi başına düşen 1519 metreküplük su miktarıyla su sıkıntısı çeken bir ülke olarak gösteriliyor. Artan nüfusla birlikte kişi başına kullanılabilir yıllık su miktarının 2030 yılında 1200 metreküpe, 2040 yılında 1116 metreküpe, 2050 yılında da 1069 metreküpe kadar düşmesi bekleniyor. Raporlar, Türkiye’nin su kıtlığı çeken bir ülke durumuna geleceğini gösteriyor. Birleşmiş Milletlerin son raporuna göre de Dünya, küresel su iflası sürecine girdi" dedi. "Suyu nasıl koruyacağımızı konuşmalıyız" Bursa’da son bir yılda barajlardaki su miktarının yüzde 30 civarında azaldığını vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, bilim insanlarının raporuna göre, 2026 yazının 2025’ten daha sıcak geçeceğini ve bir buçuk derece sıcaklık artışının yaşanacağını söyledi. Bursa’nın artık su şehri olmadığını da vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, "Suyu asla siyaset malzemesi yapmamalıyız. Tam tersine suyu nasıl koruyacağımızı, gelecek yıllarda nasıl su sorunu yaşamayacağımızı hep birlikte konuşmalıyız. Projeler ortaya koymalıyız. DSİ tarafından Çınarcık Barajı yapılmamış olsaydı, bugün Bursa için daha kötü günleri bekleyebilirdik. Bugün en büyük havzaya sahip olan Çınarcık Barajı’dır. Bu havzalarımızda maden aramayla ilgili herhangi bir işlemin yapılmaması tarafındayız. Çünkü her açılan ocağın suyumuzu kirlettiğinin farkındayız. Hatta suyun ve Bursa’nın geleceği için bu havzada maden faaliyeti yapan kurumların izinlerinin iptal edilmesinin doğru olacağına inanıyoruz" diye konuştu. "Su seviyesi 250 metrenin altına indi" Bursa’nın, Uludağ’dan ovaya, derelerden barajlara, yeraltı sularından içme suyu havzalarına kadar çok zengin bir ekosisteme sahip olduğuna değinen Başkan Mustafa Bozbey, ancak bu zenginliğin sınırsız olmadığının da altını çizdi. Su seviyesinin Bursa ovasında 250 metrenin altına indiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, "Bir bilim insanımız, Bursa Ovası ve Konya Ovası’nın her yıl 6 santim çöktüğünü bildirdi. Sebebi, yeraltı su seviyesinin aşağıya inmesidir. Bunların da mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor. Suya olan talep, nüfus, sanayi ve tarımla birlikte her geçen yıl da artıyor. Yerel yönetimler olarak artık suyun nereden geldiğini, nasıl korunduğunu, nasıl kullanıldığını ve nasıl geriye kazanıldığını beraber düşünen bir anlayışla hareket etmeliyiz" dedi. "Üretim ile su arasında yeni bir denge kurmalıyız" Su kaynaklarının korunmasının ve güvenliğinin önemine dikkat çeken Başkan Mustafa Bozbey, gri su kullanımına artık daha fazla önem verilmesi ve yatırım yapılması gerektiğinin altını çizdi. Yeraltı su kullanımının da çok iyi takip edilmesi gerektiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, "Kayıp kaçakla mücadeleyi bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Bu konuda sürekli yatırım yapıyoruz. Akıllı altyapı sistemlerini, SCADA uygulamalarını, anlık izleme ve erken uyarı mekanizmalarını Bursa’da genelinde yaygınlaştırıyoruz. Kent planlamasından altyapıya, yeşil alanlarından sanayi bölgelerine kadar her başlıkta suya duyarlı kent anlayışıyla hareket ediyoruz. Bursa üretim kentidir, sanayi kentidir. Sanayi bizim için de bir gerçektir. Bunu yok sayamayız. Tarım da bizim güvencemizdir. Ancak üretim ile su arasında yeni bir denge kurmak zorundayız" diye konuştu. "Geri kazan, yeniden değerlendir" Suyun yaklaşık yüzde 70’inin tarımda kullanıldığını dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, yüzde 15’inin sanayide, yüzde 15’inin ise konutlarda kullanıldığını açıkladı. Tarımdaki vahşi sulamayı ortadan kaldırmak gerektiğini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, "Modern sulama tekniklerini hayata geçirmeliyiz. Su verimliliğini artıran uygulamalara öncelik vermeliyiz. Su tasarrufu üretimden vazgeçmek değil, üretimi geleceğe taşımaktır. Daha az suya ihtiyaç duyan ürünlere dönüşümü yapmalıyız. Artık su yönetiminde yeni bir paradigma var. ‘Al, kullan, at’ değil, tam tersine ‘geri kazan, yeniden değerlendir’. Bursa’da atık su arıtma tesislerini bu çerçevede ele alıyoruz. Arıtmayı bir kaynak yönetim süreci olarak görüyoruz. Çalıştaydan çıkacak her fikir, düşünce ve söylem, Bursa’nın suyla ilgili yol haritasına katkı sağlayacaktır" dedi. Bursa Belediyeler Birliği ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz da suyun önemine vurgu yaparak insanlık tarihi boyunca medeniyetlerin hep suyun etrafında şekillendiğini anlattı. Son yıllarda yaşanan gelişmelerin suyun da sınırsız bir kaynak olmadığını gösterdiğini vurgulayan Yılmaz, çalıştaydaki her sunumun Bursa ve Türkiye için örnek teşkil edecek bir yol haritasına dönüşmesini temenni ettiklerini söyledi. Önceki dönem Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, su yönetiminin iyi yapılması halinde susuzluk sorununun yaşanmayacağını dile getirdi. Çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Eroğlu, çıkacak sonuçların kuraklıkla mücadeleye katkı sağlamasını diledi. Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan ve Mimar ve Mühendisler Grubu Genel Başkanı Yavuz Sarı’nın konuşmaların ardından çalıştay, uzman isimlerin konuşmacı olduğu oturum bölümleriyle devam etti.