EKONOMİ - 18 Mayıs 2026 Pazartesi 14:19

L’Oréal Türkiye, 50+ Tekno Kadın Guru Programı ile toplumsal dönüşüme katkısını sürdürüyor

A
A
A
L’Oréal Türkiye, 50+ Tekno Kadın Guru Programı ile toplumsal dönüşüme katkısını sürdürüyor

L’Oréal Türkiye, ’L’Oréal Türkiye 50+ Tekno Kadın Guru Programı’ ile kadınların gerçek potansiyellerine ulaşmalarını destekliyor. L’Oréal Türkiye çalışanları, gönüllülük esasına dayanan katkıları ve dijital konulardaki uzmanlıklarıyla katılımcılara rehberlik ediyor. Programın ikinci yılında, yapay zekâ başta olmak üzere güncel dijital ve sosyal beceriler kazandırmayı amaçlayan 25 farklı başlıkta kapsamlı eğitimler düzenlendi. Bu yıl programa 5.000’in üzerinde 50 yaş üstü kadın katıldı.


Tekno-güzellik şirketi L’Oréal Türkiye, 50 yaş ve üzeri kadınların gerçek potansiyellerine ulaşmalarını, istihdamın aktif bir parçası olmalarını ve nesiller arası sinerjiyle güçlenmelerini desteklemek amacıyla hayata geçirdiği "L’Oréal Türkiye 50+ Tekno Kadın Guru Programı"nın ikinci dönem mezunlarını açıkladı. Güzelliği yalnızca inovatif ürün ve servisleri ile değil, bireyleri özgüvenlerini ve potansiyellerini açığa çıkaran bir güç olarak tanımlayan; sürdürülebilir ve kapsayıcı dijital deneyimleri herkes için erişilebilir kılmayı ilke edinen şirket, SistersLab - Bilim ve Teknolojide Kadın Derneği iş birliğiyle hayata geçirdiği bu program kapsamında 2026 mezunlarını çevrimiçi bir törende mezuniyet sertifikalarıyla buluşturdu. Programın, SistersLab’in bu yaş grubuna yönelik bugüne kadar hayata geçirdiği en kapsamlı girişim olma özelliğini de taşıdığı belirtildi.


İlk yılında hedefini yüzde 250 aşarak 3.000’den fazla kadına ulaşan program, 12 ücretsiz çevrimiçi eğitim modülü ve L’Oréal Türkiye çalışanlarının eğitimci olarak sunduğu katkıyla toplumsal etkisini sürdürmüştü. L’Oréal Türkiye 50+ Tekno Kadın Guru Programı, bu yıl ise 5.000’in üzerinde toplam katılıma ulaştı. Bu yılki başvuruların yüzde 86’sını programa ilk kez katılan kadınlar oluşturdu. Programa en yoğun katılım sağlayan 3 il ise İstanbul, İzmir ve Ankara oldu. Programa en çok üniversite mezunu kadınlar ilgi gösterirken yurt dışından sırasıyla Almanya, Hollanda ve ABD’den katılım gösterildi.


Çevrimiçi düzenlenen mezuniyet töreninde kadınların yoğun ilgisiyle karşılaşan L’Oréal Kurumsal İletişim ve Etkileşim Direktörü & Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu, "L’Oréal Türkiye olarak, teknoloji ve dijital dönüşümün ancak kapsayıcı olduğunda gerçek anlamda değer oluşturduğuna inanıyoruz. ‘Önce İnsan’ yaklaşımımızla, 50 yaş ve üzeri kadınları dönüşümün gerisinde kalan bireyler olarak değil; bilgi, deneyim ve yaşam birikimleriyle bu dönüşümün aktif bir parçası olan güçlü aktörler olarak görüyoruz. L’Oréal Türkiye 50+ Tekno Kadın Guru Programı’nı da bu anlayışla hayata geçirdik. Programımızla kadınların gerçek potansiyellerini görünür kılmayı, dijital ve sosyal becerilerini güçlendirmeyi, istihdamda daha aktif rol almalarını desteklemeyi ve kuşaklar arası etkileşimi artırmayı amaçlıyoruz. İkinci yılında yüzde 70’e varan erişim artışıyla bir ihtiyaca karşılık verdiğimizi ve doğru yolda ilerlediğimizi güçlü biçimde ortaya koyuyor. Katılımcılarımızdan aldığımız geri bildirimlerle içeriğimizi sürekli geliştirirken, tersine mentörlük yaklaşımımızla kuşaklar arası bilgi birikimi paylaşımını daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bizim için bu program, yalnızca bugüne dokunan bir eğitim süreci değil; kadınların geleceğe daha güçlü, daha görünür ve daha özgüvenli adımlarla ilerlemelerine eşlik eden uzun soluklu bir yolculuk" şeklinde konuştu.


Şirket, 40’ıncı yılında 50 yaş ve üzeri kadınları dijital dünyanın öğrencileri değil, aktif oyuncuları olarak konumlandırıyor. Programın ikinci yılında, şirketin 40’ıncı yılına özel olarak hayata geçirilen tersine mentörlük sistemi kapsamında katılımcılar; özellikle dijital alanda güçlü bilgi birikimine sahip genç kadın çalışanlar ve Türkiye’nin farklı şehirlerinde eğitimlerini sürdüren üniversite öğrencileriyle bir araya geliyor. 18-35 yaş aralığındaki; ilgi alanları, yetkinlikler ve beklentiler doğrultusunda gerçekleştirilecek, eşleşmeler ise belirlenen kriterlere göre oluşturulacak. 6 ay sürecek mentörlük sürecinde, ayda bir kez çevrim içi görüşmeler gerçekleştirilerek genç ve 50 yaş üzeri kadınlar birbirleriyle deneyimlerini paylaşacak. Bu modelle; genç kadınların güncel dijital bilgi ve pratik deneyimleri, 50 yaş ve üzeri kadınların derin yaşam ve iş birikimiyle buluşturularak nesiller arası güçlü bir bilgi köprüsü inşa edilmesi ve bilgiye erişimde fırsat eşitliğinin pekiştirilmesi hedefleniyor.


Bu yıl, programın ilk döneminden elde edilen deneyimler ve katılımcı geri bildirimleri doğrultusunda içerik yapısı daha da güçlendirildi. Yapılan açıklamaya göre; ilk yılda oluşturulan eğitim çerçevesi zenginleştirilirken, 25 modüllük programın içeriği derinleştirilerek yapay zekâ, dijital üretim, gelir modelleri, dijital marka oluşturma, finansal okuryazarlık ve dijital ortamda güvenli ve bilinçli var olma gibi alanlarda daha kapsamlı hale getirildi. Program, aynı zamanda 50 yaş ve üzeri kadınları öz güven, öz saygı ve zihinsel iyi oluş perspektifiyle destekleyen bütüncül bir yaklaşım benimsedi. Böylece katılımcıların dijital dünyaya yalnızca adım atmaları değil, bu alanda aktif biçimde üretmeleri, görünür olmaları ve sürdürülebilir fırsatlara hazır hale gelmeleri de desteklendi. Programdaki L’Oréal eğitimci sayısı bu yıl 4 katına çıktı. Eğitim içerikleri ayrıca dijital platformda da yayına alınarak daha geniş ve sürdürülebilir bir erişim modeli desteklenecek. Program kapsamında oluşturulacak Mezunlar Ağı sayesinde ise katılımcılar eğitim sonrasında da etkileşimde kalmaya, deneyim paylaşmaya ve birbirlerini desteklemeye devam edecek.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Köse: "Enflasyon rakamları sokaktaki gerçeği yansıtmıyor" Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Türkiye’de artan hayat pahalılığı, temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışları ve alım gücündeki düşüşün özellikle asgari ücretli ve emeklileri derinden etkilediğini belirterek, "Ekonomide rakamlar konuşuluyor ama vatandaşın mutfağındaki yangın büyümeye devam ediyor" dedi. Son dönemde açıklanan enflasyon verilerinin vatandaşın günlük yaşamındaki fiyat artışlarını tam olarak yansıtmadığını savunan Köse, özellikle gıda, kira, ulaşım ve enerji maliyetlerindeki yükselişin toplumun geniş kesimlerini zor durumda bıraktığını söyledi. "Asgari ücret daha cebe girmeden eriyor" Asgari ücretlinin her geçen gün daha fazla geçim sıkıntısı yaşadığını ifade eden Köse, "Bugün bir asgari ücretli maaşını aldığı gün kira, faturalar ve temel ihtiyaçlar arasında sıkışıyor. Market fiyatları sürekli artıyor. Et, süt, peynir gibi temel gıda ürünleri artık birçok aile için lüks hale geldi. Asgari ücret daha vatandaşın cebine girmeden eriyor" diye konuştu. Emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara da dikkat çeken Köse, özellikle düşük maaş alan emeklilerin yaşam mücadelesi verdiğini belirtti. Köse, "Yıllarca çalışmış insanlar bugün pazara çıkarken iki kez düşünüyor. Emekli vatandaşlarımız bırakın sosyal yaşamı, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Bu tablo toplumda ciddi bir umutsuzluk oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Fiyat artışları kontrol altına alınmalı" En büyük problemin kontrolsüz fiyat artışları olduğunu vurgulayan Köse, denetim mekanizmalarının daha etkin çalışması gerektiğini söyledi. Köse, "Aynı ürünün bir hafta içinde farklı fiyatlara satıldığı bir ortam oluştu. Vatandaş artık market market dolaşıp en ucuz ürünü arıyor. Enflasyonla mücadele sadece maaş artışıyla olmaz. Öncelikle fiyat istikrarı sağlanmalı" dedi. Köse, özellikle kira fiyatlarının büyükşehirler ve sanayi kentlerinde ciddi sorun haline geldiğini belirterek, "Bugün emeklinin de çalışanın da en büyük korkusu kira. Maaş artıyor ama kira artışı çok daha hızlı yükseliyor. Barınma sorunu artık ekonomik değil sosyal bir krize dönüşüyor" diye konuştu. "Üretici de tüketici de mutsuz" Tarım ve üretim maliyetlerindeki yükselişin zincirleme şekilde fiyatlara yansıdığını belirten Köse, çiftçinin de vatandaşın da memnun olmadığını söyledi. Köse, "Mazot, gübre, yem ve elektrik maliyetleri arttıkça üretici fiyat yükseltmek zorunda kalıyor. Bu durum doğrudan market rafına yansıyor. Üretici kazanamıyor, tüketici alamıyor. Ekonomideki en büyük kırılma burada yaşanıyor" dedi. Çözüm önerilerini de sıralayan Köse, ekonomik rahatlama için kalıcı ve yapısal adımlar atılması gerektiğini belirtti. Köse şu önerilerde bulundu: "Öncelikle temel gıda ve kira konusunda denetimler artırılmalı. Emekli maaşları gerçek yaşam maliyetine göre yeniden düzenlenmeli. Asgari ücret yılda tek zamla bırakılmamalı. Yerli üretici desteklenmeli, tarım maliyetleri düşürülmeli. Gençlerin ve dar gelirlinin barınma sorununa yönelik sosyal konut projeleri artırılmalı. Ekonomide güven ortamı güçlendirilmeden vatandaşın refah hissetmesi mümkün değil." Toplumdaki ekonomik kaygının her geçen gün arttığını ifade eden Köse, "Vatandaş artık geleceği değil, yarını düşünüyor. İnsanların yeniden umutlu olabilmesi için sadece rakamların değil, yaşam şartlarının düzelmesi gerekiyor" dedi.
Adana Mısırın potansiyeli geleceğe taşınıyor Sunar Mısır, stratejik bir hammadde olan mısırı katma değerli ürünlere dönüştürerek gıda başta olmak üzere tekstil, ambalaj, kağıt ve kimya gibi birçok sektöre yönelik özel çözümler sunuyor. Mısırın kullanım alanlarını geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının önemine dikkat çeken Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, "İşimizin çok büyük bir bölümünü oluşturan mısır, bugün yüzlerce üründe hammadde olarak kullanılan, çok geniş endüstriyel etki alanına sahip, stratejik bir üründür. Sunar Yatırım olarak mısırı yalnızca üretip işlenen bir ürün değil, yeni ürünlere entegre edilen ve sanayiye katma değer katan bir ekosistem olarak görüyoruz. Nişasta bazlı çözümlerden biyobozunur ürünlere, sürdürülebilir üretim süreçlerinden farklı sektörlere yönelik inovatif uygulamalara uzanan çalışmalarımızla, mısırın potansiyelini sürekli genişletiyoruz. Bu yaklaşım hem ülkemizin üretim gücünü hem de küresel pazarlardaki rekabetçiliğimizi ileri taşıyor" dedi. "Yüzlerce üründe ham madde olarak kullanılıyor" Çomu, şöyle devam etti: "Tarımın en stratejik ürünlerinden biri haline gelen ve birçok sektör için stratejik hammadde olarak tanımlanan mısır, sadece bir gıda hammaddesi olmanın ötesinde, yüzlerce farklı ürünün üretiminde önemli rol oynayan çok yönlü bir kaynak olarak öne çıkıyor. Sunar Yatırım bünyesinde yer alan Sunar Mısır, bu güçlü hammaddenin potansiyelini açığa çıkarmak amacıyla Ar-Ge yatırımlarını sürekli artırarak, mısırın üretiminden işlenmesine ve farklı sektörlerde inovatif ürünlere dönüşümüne kadar geniş bir değer zincirini yönetiyor. Mısır, bugün birçok ürünün temel hammaddesi olarak gıda, tekstil, ambalaj, kağıt, kimya ve daha birçok sektörde kritik bir rol oynuyor. Şirketin Ar-Ge yaklaşımı, yalnızca ürün geliştirme değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik, verimlilik ve yeni pazar oluşturma ekseninde şekilleniyor." Mısır nişastasından biyoplastik poşet üretimine uzanan Ar-Ge gücü Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezinin 2018 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanmasının ardından; nişasta bazlı ürünler, biyoteknoloji, proses optimizasyonu ve sürdürülebilir çözümler alanlarında yoğun çalışmalar yürüttüğünü anlatan Çomu, " Gıda sektörünün yanı sıra kozmetik, kimya ve ilaç gibi farklı sektörlere yönelik geliştirilen ürünler, mısırın çok yönlü kullanım potansiyelini ortaya koyuyor. Bugün nişasta ve nişasta bazlı ürünler gıda sektörü ile beraber ambalaj, kağıt, kimya ve tekstil endüstrilerinde de yoğun biçimde kullanılıyor. Market poşetleri, çöp torbaları, endüstriyel ambalajlar, tarım (malç filmleri) ve pipet gibi ürünler üretiliyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle hem mevcut pazarlarda derinleşiyor hem de yeni kullanım alanları geliştiriyor" diye konuştu. 2025 yılında Ar-Ge yatırımı 2 katına çıkartıldı Ürünlerini 100’den fazla ülkeye ihraç ettiklerinin altını çizen Çomu, şunları kaydetti: " Sunar Mısır, Ar-Ge gücünü, teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarıyla artırıyor. 2025 yılında Ar-Ge ekibine yeni araştırmacılar dahil edilirken, yüksek lisans yapan çalışan sayısında yüzde 60 artış sağlandı. Kimya ve gıda mühendisliğinin yanı sıra biyoteknoloji alanındaki uzmanların da ekibe katılması ile multidisipliner yapı güçlendirildi. Aynı dönemde Ar-Ge harcamaları iki katına çıkarılırken, bütçenin önemli bir bölümü ekipman yatırımları ve çalışan yetkinliklerinin geliştirilmesine ayrıldı. Kimyasal analiz, tekstür ve biyoteknoloji alanlarında yapılan yatırımlar, merkezin teknik kapasitesini ileri seviyeye taşıdı." Ar-Ge vizyonu sürdürülebilirlik odağında şekilleniyor Sunar Mısır’ın Ar-Ge stratejisinde sürdürülebilirlik merkezinin rol oynadığını belirten Çocum " Biyobozunur ürünler, enerji verimliliği sağlayan prosesler ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmalar, öncelikli araştırma alanları arasında yer alıyor. 2026 hedefleri doğrultusunda; sürdürülebilir ve sağlıklı ürünlere odaklanarak yeni ürünlerin pazara sürülmesi, ithal ikame çözümler geliştirilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artırılması planlanıyor. Aynı zamanda enerji tasarrufu ve çevresel etkiyi azaltan üretim süreçleriyle daha sürdürülebilir bir sanayi yapısına katkı sağlanması hedefleniyor" şeklinde konuştu.
Bursa "Şampiyon Melekler"in adı Nilüfer’de yaşayacak Nilüfer Belediyesi, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden KKTC’li "Şampiyon Melekler"in adını Beşevler Cimnastik Salonu’nda ölümsüzleştirdi. Duygu dolu anlara sahne olan törende, şampiyonların anısının Nilüferli çocukların umutlarında ve başarılarında yaşayacağı vurgulandı. 6 Şubat 2023 depremlerinde Adıyaman’daki İsias Otel enkazında hayatını kaybeden Gazimağusa Türk Maarif Koleji Voleybol Takımının anısı, Nilüfer’de sporla yaşamaya devam edecek. Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen anlamlı bir törenle, Beşevler Cimnastik Salonu’nun adı "Beşevler Şampiyon Melekler Cimnastik Salonu" olarak değiştirildi. Duygu dolu anların yaşandığı isim verme törenine; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Gazimağusa Belediye Başkanı Süleyman Uluçay, Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya, Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or, RUMELİSİAD Başkanı Murat Evke, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı. "Yarım kalan hayalleri bizim için sorumluluktur" Törenin açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 6 Şubat’ın acısının ilk günkü gibi taze olduğunu vurguladı. Başkan Şadi Özdemir, "Adıyaman’da yıkılan binalardan biri olan İsias Otel’in altında çoğu çocuk 35 canımızı yitirdik. Onlar birer şampiyon ve melekti. Nilüfer bir spor kentidir. Bizim en büyük gururumuz, ahlaklı ve sporu yaşam biçimi haline getirmiş gençler yetiştirmektir. Tıpkı Şampiyon Melekler gibi. Onların yarım kalan hayalleri artık bizim için bir sorumluluk. O güzel çocukların adını, yine çocukların sporla büyüyeceği bu salonda yaşatmak istedik. Onların hayalleri buraya gelen her çocuğun hayalinde büyüyecek" dedi. Başkan Şadi Özdemir ayrıca, bu fikrin oluşmasına vesile olan RUMELİSİAD’a teşekkürlerini iletti. "Çocuklarımızın umutlarında olacaklar" CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk de, Kıbrıs Türkleriyle olan kardeşlik bağına dikkat çekti. Salonun, Nilüfer’in yanı sıra farklı şehirlerden ve uluslararası turnuvalardan gelen sporcuların da Şampiyon Melekler’in hikâyesinin öğreneceği bir mekan olması dileğinde bulunan Öztürk, "Onlar her zaman kalplerimizde ve çocuklarımızın umutlarında olacak" diye konuştu. Deprem haberini alır almaz Adıyaman’a gittiklerini ve oradaki dayanışmayı asla unutamadıklarını belirten Gazimağusa Belediye Başkanı Süleyman Uluçay ise, zor günlerde her zaman Türkiye’nin desteğini gördüklerini söyleyerek, Nilüfer Belediyesi’ne gösterdiği bu vefa örneği için teşekkür etti. Sürecin mimarlarından RUMELİSİAD Başkanı Murat Evke de, Kıbrıs’ta düzenlenen bir ekonomi zirvesinde paylaştıkları bu düşüncenin bugün hayata geçmesinden duydukları gururu dile getirdi. "Şampiyonlar asla ölmez" Törende Şampiyon Meleklerin aileleri adına konuşan Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya, duygu yüklü bir konuşma yaptı. Çocuklarının voleybola ve ülkelerini temsil etmeye tutkuyla bağlı olduğunu belirten Karakaya, "Spor salonları sadece müsabaka yeri değil; dostluğun, dayanışmanın, emeğin ve hayallerin büyüdüğü alanlardır. Çocuklarımızın isimlerinin böyle bir yerde yaşayacak olması bize tarifsiz bir gurur veriyor. Bizler adalet mücadelemizi sürdürürken, onların adlarını sporda ve umut dolu projelerde yaşatmaya devam edeceğiz. Çünkü şampiyonlar asla ölmez" dedi. Konuşmaların ardından Şampiyon Melekler anısına hazırlanan özel bir video gösterimi gerçekleştirildi. Tören, katılımcıların salon girişinde hazırlanan anı duvarına kırmızı karanfiller bırakmasıyla sona erdi.