SAĞLIK - 04 Aralık 2025 Perşembe 10:16

Menopoz kış aylarında sağlık risklerini arttırıyor

A
A
A
Menopoz kış aylarında sağlık risklerini arttırıyor

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Soner Pul, menopoz döneminde kış aylarının hem fiziksel hem de psikolojik sağlık üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu belirterek, bu sürecin yalnızca hormonal değişimlerden ibaret olmadığını söyledi. Op. Dr. Soner Pul, östrojen seviyelerinin düşmesiyle birlikte metabolizma, damar yapısı ve kemik yoğunluğu değişikliklerinin daha belirgin hale geldiğini; soğuk havanın da ek bir stres faktörü oluşturarak menopoz belirtilerini yoğunlaştırabildiğini ifade etti. Kış aylarında gün ışığının azalması nedeniyle duygu durum dalgalanmalarının arttığını, soğuk hava nedeniyle fiziksel aktivitenin azaldığını ve tüm bu etkenlerin menopozdaki kadınları çok yönlü şekilde etkilediğini dile getiren Op. Dr. Soner Pul, bu dönemde bilinçli hayat tarzı değişikliklerinin önemli olduğunu vurguladı.


"Soğuk havanın eklem sıvısını yoğunlaştırarak ağrı reseptörlerini daha hassas hale getirdiğini ve bu nedenle menopoz döneminde eklem şikâyetlerinin belirgin şekilde arttığını gözlemliyoruz" diyen Medicana International İstanbul Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Soner Pul sözlerine şöyle devam etti: "Özellikle osteoartrit eğilimi olan kadınlarda kış ayları eklem sağlığını olumsuz etkileyebilmektedir. Menopozla birlikte bağ dokusunun esnekliğinin azalması ve östrojenin koruyucu etkisinin zayıflaması nedeniyle soğuk hava eklem yüzeyinde daha fazla hassasiyet oluşturur. Sabah saatlerinde veya hareketsizlik sonrası ağrılar artış gösterebilir. Kat kat giyinme, sıcak uygulamalar, düzenli yürüyüş ve hafif germe egzersizleri bu dönemde önemli destek sağlamaktadır. Ağrı, yaşlanmanın doğal bir sonucu gibi görüldüğünde doktora başvurular gecikmekte ve altta yatan sorunlar ilerleyebilmektedir."




Kalp damar sağlığı kış aylarında daha fazla etkileniyor


"Menopozla birlikte östrojen seviyesinin düşmesi tansiyon ve kolesterol dengesini etkilerken, soğuk hava damarların daralmasına yol açarak kalp damar risklerini artırıyor" ifadelerini kullanan Op. Dr. Soner Pul, "Özellikle kış mevsiminde ani ısı değişimlerinden kaçınmak ve dış ortamda vücut ısısını sabit tutmak kadınların kalp sağlığını korumasında kritik rol oynamaktadır. Kış aylarında hareketsizliğin artması dolaşımı olumsuz etkilemekte, buna bağlı olarak çarpıntı, göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikâyetleri daha fazla görülebilmektedir. Tuz tüketiminin azaltılması, düzenli tansiyon takibi, dengeli beslenme ve haftalık egzersiz rutinleri bu dönemde mutlaka uygulanmalıdır. Kış aylarında, özellikle sabah saatleri dolaşım üzerinde daha fazla stres oluşturmaktadır" şeklinde konuştu.



Düşme ve kırık riskleri artıyor


Osteoporoz riskinin menopoz döneminde yükseldiğini ve kış aylarında kaygan zeminlerin bu riski tehlikeli boyutlara taşıyabildiğini belirten Op. Dr. Soner Pul, "Kalça ve bilek kırıkları menopoz sonrası dönemde daha sık görülmektedir. Kış aylarında güneş ışığının azalmasına bağlı olarak D vitamini seviyeleri düşmekte, bu hem kemik yoğunluğunu azaltmakta hem de ruh halinde dalgalanmaya neden olmaktadır. D vitamini takviyesi doktor kontrolünde düzenli olarak takip edilmeli. Denge egzersizleri ve uygun tabanlı ayakkabılar kırık riskini azaltmada etkilidir. Ayrıca soğuk havanın genel motivasyonu düşürmesiyle kadınların daha az hareket etmesine sebep olmakta, bu da kemik ve kas sağlığı üzerinde ek risk oluşturmaktadır" açıklamalarında bulundu.



Kış aylarında kilo artışı menopozla birleştiğinde daha hızlı oluyor


Kışın hareketin azalmasının ve yüksek kalorili yiyeceklere yönelimin artmasının, menopozdaki metabolizma yavaşlamasıyla birleştiğinde kilo artışını hızlandırdığını belirten Op. Dr. Soner Pul, "Beslenme düzeni bu süreçte kritik öneme sahip. Kış aylarında karbonhidrat ağırlıklı beslenme eğiliminin yükselmektedir. Bu özellikle menopoz dönemindeki kadınlarda bölgesel yağlanmayı artırarak metabolik riskleri artırmaktadır. Lif tüketiminin artırılması, gün içine kısa hareket molaları eklenmesi, akşam saatlerinde hafif egzersizlerin tercih edilmesi ve sıvı tüketiminin artırılması kilo kontrolüne önemli katkılar sağlamaktadır. Küçük ve sürdürülebilir yaşam tarzı değişiklikleri uzun vadede sağlık faydaları sunmaktadır" dedi.



Menopoz doğru yönetildiğinde kontrol edilebilir bir süreçtir


Op. Dr. Soner Pul, "Menopoz yaşam kalitesini olumsuz etkilemek zorunda değil. Eklem ağrısı, çarpıntı, ani kilo artışı veya kemik ağrısı gibi belirtiler görüldüğünde gecikmeden uzman değerlendirmesi yapılması gerekir. Kış aylarında artan riskler, düzenli takip ve doğru yaşam tarzı düzenlemeleriyle kontrol altına alınabilir. Kişiye özel sağlık planlaması yapıldığında menopoz süreci çok daha rahat ve güvenli yönetilebilir" diyerek açıklamalarını tamamladı.



Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Uzmanı açıkladı: "Bayramda kurulan ilişkiler ruh sağlığını güçlendiriyor" Sivas Medicana Hastanesi Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, bayram sonrası işe dönüşte yaşanan isteksizliklerin oldukça normal olduğunu söyleyerek, "Psikolojik olarak en sağlıklı bayram, kişinin kendini zorlamadan ama mümkün olduğunca bağ kurduğu, paylaştığı ve anlam bulduğu bayramlardır" dedi. Bayramlarda insanlar günlük hayatın yoğun temposundan uzaklaşarak daha çok sosyal ilişkilerine yöneliyor. Aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar bu dönemlerde artış gösteriyor. İnsanlar bayram süresince paylaşma, yardımlaşma ve birlikte vakit geçirme gibi davranışlara daha fazla önem veriyor. Yeni kıyafetler, hazırlanan ikramlar ve yapılan ziyaretler bayram coşkusunu artırıyor. Bayramlar, toplumda birlik ve beraberlik duygusunun güçlendiği özel zamanlar olarak dikkat çekiyor. Bayramların bireylerin psikolojisi üzerinde genellikle olumlu etkiler oluştururken, bu dönemlerde artan sosyal etkileşim, kişilerin kendilerini bir gruba ait hissetmelerini sağlarken yalnızlık duygusunu azaltıyor. Aynı zamanda paylaşma ve empati gibi duyguların güçlenmesi, bireylerin kendilerini daha anlamlı ve değerli hissetmesine katkı sunuyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana Sivas Hastanesi’nde görevli Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, bayram sonrası uyum sürecine dikkat çekerek, "Bu süreçte bireyin kendini birkaç gün uyum süresi tanıması iş yükünü parçalar haline bölmesi ve günlük rutinini yeniden oluşturmayı adaptasyonu kişide kolaylaştırır. Bu yüzden bu yaşadığımız olumsuzluklarda bayram sonrasında gayet normaldir" dedi. "Pozitif duyguları artırır" Kerime Begüm Özkaya, bayramlarda kişinin aidiyet duygusunun arttığını belirterek, "Bayramlarda insanlar günlük hayatın yoğun temposundan uzaklaşarak daha çok sosyal ilişkilerine yöneliyor. Aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar bu dönemlerde artış gösteriyor. İnsanlar bayram süresince paylaşma, yardımlaşma ve birlikte vakit geçirme gibi davranışlara daha fazla önem veriyor. Yeni kıyafetler, hazırlanan ikramlar ve yapılan ziyaretler bayram coşkusunu artırıyor. Bu süreçte bireyler hem duygusal hem de sosyal açıdan daha yoğun bir dönemden geçiyor. Bayramlar, toplumda birlik ve beraberlik duygusunun güçlendiği özel zamanlar olarak dikkat çekiyor. Bayramlar, ruh sağlığını güçlendiren sosyal köprülerdir. Bayramlar sadece kültürel ve dini günler değil aynı zamanda insanların duygusal dünyasını güçlü şekilde etkileyen sosyal dönemlerdir. Bayramlar insanların psikolojisi üzerine genellikle olumlu ve güçlendirici etkileri oluşturur. Bayram psikolojisi bireylerin aidiyet, paylaşma, mutluluk, özlem ve hüzün gibi yoğun duygularını aynı anda yaşayabildiği bir süreçtir. Psikolojik açıdan değerlendirecek olursak, bayramlar kişilere aidiyet ve bağlılık duygusunu arttırır. Bayramlarda aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar olur. Bu durum kişi de bir yere ait olduğunu ve yalnız değilim duygusunu güçlendirir. Sosyal bağların güçlenmesi psikolojik dayanıklılığı ve pozitif duyguları arttırır" dedi. "Kısa sürelide olsa iş stersiden uzaklaştırır" Özkaya, bayramda insanların geçmişi ile bağ kurduğunu söyleyerek, "Bayramlar günlük hayatın rutininden çıkmayı sağlar. Yeni kıyafetler, ikramlar, ziyaretler ve hediyeler gibi gelenekler dopamin ve serotonin gibi mutluluk hormonlarının artmasına yardımcı olur. Stres ve yorgunluğu azaltır. Bayram tatilleri ve sosyal ortamlar insanların iş ve hayat stresinden kısa süreli de olsa uzaklaşmanızı sağlar. Ruhsal rahatlama ve yenilenme hissini oluşturur. Paylaşma ve empatiyi güçlendirir. Bayramda ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, büyükleri ziyaret etmek gibi davranışlar işin empati ve merhamet duygusunu arttırır. Yardım etmek kişinin kendini daha değerli ve anlamlı hissetmesini sağlar. Kişide geçmişi ve hatırlarla bağ kurmayı sağlar. Bayramlar çoğu insanlar için çocukluğunu hatırlatan zamanlardır. Bu da kişide nostaljik ve sıcak duyguların yaşanmasını sağlar. Bayramlar bazı insanlar için de zorlayıcı olabilir. Her zaman herkes için aynı derecede mutlu geçmeyebilir. Yalnız yaşayan kişiler, yakınını kaybetmiş olanlar, aile ilişkileri zor olan kişiler, bayramlarda yalnızlık veya hüzün hissedebilir. Bu da gayet normaldir. Bu nedenle bayramlarda çevremizdeki insanları hatırlamak, bir telefon etmek ya da kısa bir ziyaret gerçekleştirmek bile kişinin kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olabilir" diye konuştu. "Bayram dönüşü işte yaşanan isteksizlik normaldir" Bayram sonrası adaptasyon sürecinden bahseden Özkaya, "Psikolojik olarak en sağlıklı bayram kişinin kendini zorlamadan ama mümkün olduğunca bağ kurduğu, paylaştığı ve anlam bulduğu bayramlardır. Ayrıca bahsetmek gerekirse bayram sonrası işe dönüşü yaşama isteksizlik oldukça normaldir. İnsan zihnin dinlenme ve sosyal bağların yoğun olduğu bir dönemden tekrar sorumlulukların olduğu bir ortama geçer. Bu da tabi ki zorlayıcıdır. Bu süreçte bireyin kendini birkaç gün uyum süresi tanıması iş yükünü parçalar haline bölmesi ve günlük rutinini yeniden oluşturmayı adaptasyonu kişide kolaylaştırır. Bu yüzden bu yaşadığımız olumsuzluklarda bayram sonrasında gayet normaldir. Herkese huzurlu, sağlıklı ve mutlu bayramlar diliyorum" şeklinde konuştu.
Kars Kars’ta düzensiz göçmen operasyonu Kars’ta göçmen kaçakçılığına yönelik operasyon yapıldı. Düzenlenen operasyonda 23 düzensiz göçmen ile 3 organizatör gözaltına alındı. Kars Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekipleri, aldıkları istihbarat doğrultusunda harekete geçti. Ekipler, düzensiz göçmen taşıdığı değerlendirilen bir araç, çevre yolu üzerinde durduruldu. Ekiplerce yapılan detaylı kontrollerde araç içerisinde Afganistan uyruklu 23 düzensiz göçmen olduğu tespit edildi. Yakalanan göçmenler, kimlik tespiti ve idari işlemlerinin yapılması amacıyla muhafaza altına alındı. Operasyon kapsamında araç sürücüsü H.B. (32) ile araçta bulunan M.D. (40) ve B.V. (38) isimli 3 şüpheli şahıs gözaltına alındı. Şüpheliler hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 79. maddesi kapsamında işlem yapıldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 3 zanlı, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak Kars Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildi. Öte yandan yakalanan 23 yabancı düzensiz göçmen ise sınır dışı edilmesine yönelik işlemlerinin ilgili birimlerce sürdürüldüğü öğrenildi. Kars Emniyet Müdürlüğü’nce, düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığıyla mücadelenin aralıksız ve kararlılıkla devam edeceğini, benzer olayların önlenmesine yönelik denetim ve operasyonların artırıldığı öğrenildi.
Tokat Anadolunun ilk medreselerinden 869 yıllık Yağıbasan Medresesi zamana direniyor Tokat’ın Niksar ilçesindeki 9 asırlık Yağıbasan Medresesi, Anadolu’nun ilk medreselerinden biri ve "ilk tıp eğitimi verilen yapılardan" biri olarak mimarisi ve tarihiyle dikkat çekiyor. Niksar ilçesinde bulunan tarihi Yağıbasan Medresesi, Anadolu’nun en eski eğitim yapılarından biri olarak asırlara meydan okuyor. Mülkiyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olan medrese, 1157 yılında Danişmendli Beyliği Emiri Nizameddin Yağıbasan tarafından inşa ettirildi. Danişmendli mimari geleneğinin önemli örneklerinden biri olan yapı, dönemin medrese planına uygun olarak tek katlı şekilde inşa edildi. Girişin karşısında ve sağında yer alan iki eyvanlı planıyla dikkat çeken medrese, mimari özellikleriyle de öne çıkıyor. Yapının avlusu, sekizgen kasnak üzerine oturtulan ve tromplarla taşınan yarım kubbe ile örtülerek dönemin mühendislik anlayışını günümüze taşıyor. Yüzyıllar boyunca ayakta kalmayı başaran medrese, hem tarihi dokusu hem de kültürel mirasıyla ziyaretçilerini adeta geçmişe yolculuğa çıkarıyor. Anadolu’nun ilk medreselerinden birisi Medrese hakkında bilgiler veren Alper Yılmaz, "Arkamda görmüş olduğunuz medrese Nizamattin Yağıbaban medresesidir. Kişinin kendi ismini vermiş olduğu Anadolu’nun ilk medreselerden bir tanesidir. Sekizgen köşeli yapılı kubbeye sahiptir. Kubbe üzeri açıktır. Türkiye’nin ilk tıp üniversitesidir. Yan tarafında kale komutanlığının kendi mezarı ölen türbesi vardır" dedi.