SAĞLIK - 20 Ağustos 2025 Çarşamba 10:20

"Mikroplastikler kalp krizi ve inme riskini artırıyor"

A
A
A
"Mikroplastikler kalp krizi ve inme riskini artırıyor"

Mikroplastiklerin bireyin sağlığını olumsuz etkileyebildiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Doğaç Okşen, "Mikroplastikler sadece deniz ürünleri ve ekosistem için değil, insan kalp ve damar sağlığı için de ciddi bir risk oluşturuyor. Tek kullanımlık plastiklerden mümkün olduğunca kaçının, plastik kaplarda yiyecek ısıtmayın, cam şişe veya filtrelenmiş musluk suyu kullanın. Sentetik tekstil yerine doğal lifleri tercih edin. Ayrıca, güvenilir kaynaklardan balık ve deniz ürünleri temin edin" dedi.


Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Doğaç Okşen, çapı 5 milimetreden küçük olan ve çevrede biriken plastik parçacıklar olarak tanımlanan mikroplastiklerin kalp ve damar sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti.


"İnsan sağlığı için ciddi tehdit"


Dr. Öğr. Üyesi Okşen, son yıllarda çevre kirliliği ve mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin giderek önem kazandığını belirterek, "Mikroplastiklere örnek olarak plastik şişe parçacıkları, naylon poşet kırıntıları, sentetik kıyafetlerden (polyester gibi) yıkama sırasında kopan lifler, araç lastiklerinden aşınan kauçuk parçacıkları ve kozmetik ürünler (peeling jelleri) verilebilir. Bunlar gibi çeşitli mikroplastikler sadece deniz ürünleri ve ekosistem için değil, insan kalp ve damar sağlığı için de ciddi bir risk oluşturur" diye konuştu.


Dr. Öğr. Üyesi Okşen, ACC.25 Amerikan Kardiyoloji Koleji Kongresi’nde sunulan ve The Lancet gibi uluslararası dergilerde yayımlanan verileri hatırlatarak, "Araştırmalar, mikroplastiklerin doğrudan kalp dokusu ve damar plaklarında birikebildiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı.


"Vücuda giriş yolları"


Mikroplastiklerin boyutlarının 1 mikrometre ile 5 milimetre arasında değiştiğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Okşen, "Birincil mikroplastikler kozmetik ve tekstil ürünlerinden kaynaklanırken, ikincil mikroplastikler büyük plastiklerin parçalanmasıyla oluşuyor. Vücuda giriş yolları arasında sindirim sistemi, solunum ve deri ile anneden bebeğine (plesantal) geçiş bulunuyor. Son biyolojik analizlerde, mikroplastiklerin kan plazmasında, damar plaklarında ve kalp dokusunda saptandığı görüldü" dedi.


"Damar sağlığı üzerindeki etkileri"


Dr. Öğr. Üyesi Okşen, mikroplastiklerin özellikle nanoplastik boyutlarındaki parçalarının damar duvarına ulaşıp endotel disfonksiyonu, kronik inflamasyon (iltihap) ve oksidatif stres yoluyla kalp krizi ve inme riskini artırdığını belirterek, "2025’te San Diego’da gerçekleşen ACC.25 Kongresi’nde yapılan çok merkezli çalışmada, karotis endarterektomi yapılan hastaların damar plaklarının yüzde 58’inde mikroplastik tespit edildi. Bu grupta üç yıllık takipte kalp krizi, inme veya ölüm riski 4,5 kat arttı" diye konuştu.


"Kalp krizi inme riskini yükseltiyor"


Mikroplastiklerin damar sağlığı üzerindeki etkilerinden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Okşen, "Mekanik tahriş, kimyasal toksisite ve çevresel toksinlerin taşınmasıdır. Uzun vadede aterosklerotik plak oluşumunu hızlandırıyor ve kalp krizi ile inme riskini yükseltiyor" dedi.


"Alınabilecek bireysel önlemler"


Bireysel önlemler konusunda uyarılarda bulunan Dr. Öğr. Üyesi Okşen, "Tek kullanımlık plastiklerden mümkün olduğunca kaçının, plastik kaplarda yiyecek ısıtmayın, cam şişe veya filtrelenmiş musluk suyu kullanın. Sentetik tekstil yerine doğal lifleri tercih edin. Ayrıca, güvenilir kaynaklardan balık ve deniz ürünleri temin edin" ifadelerini kullandı.


"Toplumsal ve yasal önlemler"


Toplumsal önlemlere de değinen Dr. Öğr. Üyesi Okşen, "Mikroplastik içeren kozmetik ve temizlik ürünlerinin yasaklanması, plastik üretimi ve geri dönüşüm süreçlerinde sıkı düzenlemeler ve gıda ambalajlarında plastik kullanımının azaltılması büyük önem taşıyor. Kalp-damar sağlığı ve çevre sağlığı artık birbirinden ayrı düşünülemez. Mikroplastikler gibi yeni tehditler, hem bireysel alışkanlıkları hem de toplumsal politikaları yeniden gözden geçirmeyi zorunlu kılıyor" diyerek sözlerini noktaladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Karpuz ve bal kabağıyla mutfağı sanat atölyesine çeviriyor Denizli’deki bir beş yıldızlı otelde yapan şef Murat Ertürk, karpuz ve bal kabağını kısa sürede görsel şölene dönüştürerek mutfakta sanatı yaşatıyor. Denizli önemli konaklama ve termal tesislerinden birisinde şef görev yapan Murat Ertürk, farklı ebatlardaki bal kabağı, karpuz ve sebzeleri adeta birer sanat eserine dönüştürüyor. Kariyerinde Antalya başta olmak üzere turizm sektörünün önde gelen tesislerinde deneyim kazanan Ertürk, genç yaşlarda katıldığı yarışmalarla da adını duyurdu. 2007-2009 yıllarında Genç Aşçılar Milli Takımı’nda yer alan başarılı şef; Antalya, Alanya, Kocaeli ve Manavgat’ta düzenlenen dekor yarışmalarında birçok birincilik ve dereceler elde etti. Özellikle meyve ve sebze oyma sanatındaki ustalığıyla dikkat çeken Ertürk, kısa sürede ortaya çıkardığı eserlerle izleyenleri hayran bırakıyor. Mutfakta estetik ve lezzeti bir araya getiren Murat Ertürk hem yerli hem yabancı misafirlerden büyük ilgi görüyor. Küçük bıçaklar yardımıyla 1 ila 1,5 saat içerisinde karpuz ve bal kabağını görsel bir şölene dönüştürdüğünü belirten Ertürk, "Mutfak benim için sadece yemek yapmak değil, aynı zamanda bir sanat alanı. Her ürünün içinde ortaya çıkarılmayı bekleyen bir estetik var. Sanatımı farklı sebzeler üzerinde sürdürmeye devam edeceğim. Yerli ve yabancı konuklarımıza otelimizde kusursuz hizmet verirken, Denizli ve Türkiye Mutfağıyla farklı tatları sunarken, görsellikten de asla vaz geçmeyeceğiz. Sanatımla önümüzdeki dönemlerde yapılacak yarışmalara katılmaya devam edeceğim. Denizli yi ve görev yaptığım otelimizi en güzel şekilde tanıtmaya ve temsil etmeye devam edeceğim. İşimi çok seviyorum. Çalışırken de asla yorulmuyorum " dedi. Adempira Termal & Spa Hotel Genel Müdürü Recep Altuntaş da mutfak sanatlarının turizmdeki önemine dikkat çekti. Altuntaş, Türk mutfağının köklü geçmişine vurgu yaparak Denizli mutfağının da bu zenginliğin önemli bir parçası olduğunu ifade ederek, "Türk mutfağı, dünyada sayılı mutfaklar arasında yer alıyor. Denizli mutfağı ise hem yöresel lezzetleri hem de doğal ürünleriyle çok özel bir konuma sahip. Biz de otel olarak bu zenginliği en iyi şekilde misafirlerimize sunmayı hedefliyoruz. Şeflerimizin sanatsal dokunuşları, misafirlerimize sadece bir yemek değil, aynı zamanda unutulmaz bir deneyim yaşatıyor" dedi.
İstanbul İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Teknik Bilimler MYO öğrencilerinden sektörel çıkarma İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Ayakkabı Tasarımı ve Üretimi Programı öğrencileri, sektörün mutfağını yerinde görmek amacıyla modern üretim tesislerine teknik bir gezi düzenledi. Akademi ile sanayi arasındaki bağı güçlendirmeyi hedefleyen anlamlı bir buluşma gerçekleşti. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Ayakkabı Tasarımı ve Üretimi Programı öğrencileri, sektörün mutfağını yerinde görmek amacıyla modern üretim tesislerine teknik bir gezi düzenledi. Genç yetenekler, teorik bilgilerini devasa bir üretim hattının dinamikleriyle birleştirme fırsatı buldu. Üretimin tüm aşamaları incelendi Ziyaret kapsamında öğrenciler, bir terliğin fikir aşamasından son paketleme anına kadar geçen tüm kompleks süreci adım adım inceledi. Gezi boyunca üretim bandının her bir istasyonunda duran öğrenciler, sektör profesyonellerinden teknik detaylar aldı. Ar-Ge ve Tasarım Merkezi: Öğrenciler, dijital tasarımların fiziksel prototiplere nasıl dönüştüğünü, modelleme ve kalıp hazırlama süreçlerindeki kritik hassasiyetleri gözlemledi. Kesim ve Saya Hazırlama: Malzeme verimliliğinin ve hatasız kesimin önemine dikkat çekilen bu bölümde, otomasyon sistemlerinin hızı ve insan emeğinin titizliği bir arada görüldü. Montaj ve Enjeksiyon Hattı: Terliklerin form kazandığı enjeksiyon makineleri ve montaj hatlarında, seri üretimin disiplini teknik bir vizyonla aktarıldı. Sürdürülebilirlik ve teknoloji odaklı üretim vizyonu Ziyaretin en dikkat çeken bölümlerinden biri, modern sanayinin vazgeçilmezi olan "Yeşil Üretim" teknolojileri oldu. Öğrenciler, yıllık 59,5 ton atığı geri dönüştürerek çevreye kazandıran ve üretim enerjisinin yüzde 75 gibi büyük bir kısmını güneş enerjisinden karşılayan, döngüsel ekonomiyi kağıt, plastik, cam ve metalin ötesine taşıyarak terlik üretimindeki firelerinin yüzde 100’ünü henüz atık statüsüne geçmeden üretim bandına geri kazandıran sürdürülebilirlik hamlelerini yerinde inceledi. Sektörün sadece üretim kapasitesinden ibaret olmadığını gören genç tasarımcılar, 50’den fazla ülkeye ihraç edilen ve yılda 100 milyon çift üretim kapasitesine ulaşan dev bir ekosistemin operasyonel gücüne tanıklık etti. Yaklaşık 1.500 çalışanın kolektif emeğiyle yürütülen süreçler, öğrencilere bir işletmenin kurumsal yapısı hakkında önemli ipuçları verdi. Akademik kadrodan samimi teşekkür Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Serap Çaşkurlu öncülüğünde gerçekleşen ziyarete; Doç. Dr. Şeyda Eyüpoğlu, Öğr. Gör. Betül Kır ve Öğr. Gör. Can Hacıosmanoğlu da eşlik ederek öğrencilerle birlikte üretim süreçlerini değerlendirdi. Akademik kadro adına iletilen teşekkür mesajında şu ifadelere yer verildi: "Bölüm olarak gerçekleştirdiğimiz teknik gezi kapsamında fabrikanızı ziyaret etmekten büyük memnuniyet duyduk. Misafirperverliğiniz ve bizlere sunduğunuz samimi karşılamadan dolayı başta yöneticileriniz olmak üzere tüm çalışanlarınıza şükranlarımızı sunarız. Öğrencilerimize yönelik gerçekleştirdiğiniz bilgilendirmeler ve üretim süreçlerine dair paylaştığınız değerli bilgiler, sektör ile eğitim arasındaki bağın ne denli önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Teorik bilgilerin uygulama ile desteklenmesi açısından bu tür iş birliklerinin öğrencilerimiz için son derece faydalı ve yol gösterici olduğuna inanıyoruz. Ziyaretimiz süresince bizlere gösterdiğiniz ilgi, sabır ve içten yaklaşımınız için tüm hocalarımız ve öğrencilerimiz adına teşekkürlerimizi sunarız." Eğitimde uygulamalı dönem Gezi sırasında heyecanlarını gizleyemeyen öğrenciler, derslerde gördükleri tekniklerin endüstriyel boyutta nasıl karşılık bulduğunu görmenin kariyer planlamaları için dönüm noktası olduğunu belirtti. Uzmanlar ise nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılamada saha deneyiminin hayati önem taşıdığını vurguladı. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa öğrencilerinin; ziyaret sonunda sadece birer gözlemci olarak değil, geleceğin ayak giyim dünyasını şekillendirecek vizyoner adaylar olarak tesisten ayrıldığı aktarıldı. Etkinlik, toplu fotoğraf çekimi ve öğrencilerin merak ettiği soruların yanıtlandığı bir soru-cevap paneli ile sona erdi.