SPOR - 12 Ekim 2025 Pazar 02:17

Montella: "En büyük hayalimiz Dünya Kupası’na gidebilmek"

A
A
A
Montella: "En büyük hayalimiz Dünya Kupası’na gidebilmek"

A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella, Bulgaristan galibiyetinin ardından, "En büyük hayalimiz Dünya Kupası’na gidebilmek. Uzun yıllardır gidemedik, oraya nasıl gideriz? Play-off üzerinden mi farklı şekilde hayal ettiğimiz gibi mi gideriz bunu sahadaki sonuçlar söyleyecek" dedi.


2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E Grubu’nun 3. maçında Türkiye, deplasmanda Bulgaristan’ı 6-1 mağlup etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Teknik Direktör Vincenzo Montella, açıklamalarda bulundu. 6 golle galip gelmelerinin averaj açısından büyük önem taşıdığını söyleyen Montella, "Maça iyi başladık 1-0 öne geçtik, golden sonra maçın ritmini kaybeder gibi olduk, rakibin ritmine adapte olduk bunu yapmamalıyız. İkinci yarı öncesinde soyunma odasında taktiksel anlamda bazı düzeltmeler yaptık, istediğimiz skoru elde etmek için neler yapmamız gerektiğini konuştuk ve sonrasında hızlı şekilde goller bulduk. 6. golü atınca biraz fazladan sevindik, o yüzden Bulgar taraftarlar kusura bakmasın. Bizim için 6 gol atmak çok önemliydi, grupta birebir rakibimiz olarak gördüğümüz Gürcistan ile averajı sıfırladık. Bir dahaki maçta ne kadar önemli olduğunu göreceğiz" ifadelerini kullandı.



"İstediğimiz sonucu aldık"


Devre arasında oyuncularını uyardığını aktaran deneyimli teknik adam, "İlk yarı bitince harcadığınız zihinsel enerjileri devre arasında toparlayabiliyorsunuz. Çocuklarımızla neler yapmamız gerektiğini konuştuk, oyunu daha açmamız gerektiğini, genişliği kullanmamız gerektiğini konuştuk. Genişliği bulduğunuz takdirde rakibin derinliğini daha iyi değerlendirebilecektik. Bizim futbolcularımız da bunu mükemmel uyguladı ve istediğimiz sonucu aldık" diye konuştu.



"Bugün birçok ilke imza attık"


"Böyle bir ilke imza attığımız, ilk defa Bulgaristan’da galip geldiğimiz ve böyle bir skorla galibiyetin geldiği için daha fazla gurur duyuyorum" sözlerini kullanan Vincenzo Montella, şöyle konuştu:


"Bugün birçok ilke daha imza attık. Zeki resmî maçlarda ilk golünü attı, onun için de çok mutluyum. Kenan iki golle duble yaptı ilk kez. Onun için de çok mutluyum, kaptanımızın 100. maçıydı ayrıca gurur verici bir tabloydu. Gollerdeki fark, averaj çok önemliydi. Bu andan itibaren Gürcistan maçına odaklanarak tüm enerjimizi o maça vermeliyiz, bizim için hayati önem taşıyan bir maç. Birçok ilke imza attık ama en büyük hayalimiz Dünya Kupası’na gidebilmek. Uzun yıllardır gidemedik, oraya nasıl gideriz? Play-off üzerinden mi farklı şekilde hayal ettiğimiz gibi mi gideriz bunu sahadaki sonuçlar söyleyecek. Ne olursa olsun oraya ulaşmak, Dünya Kupası hayalimizden, hırsımızdan vazgeçmeyeceğiz."



"Bir dahaki maçta bazı değişikliklere gideceğiz"


Montella, "Bugünkü oyun ve skor, Gürcistan maçı için nasıl bir referans olur. Benzer bir kadro görür müyüz?" sorusuna, "Bugün rekabetin ne kadar iyi olduğunu, kadromuzun ne kadar geniş olduğunu bir kez daha kanıtladık. Zemin kötüydü, birçok pozisyonda kaydık, ayakta duramadık. Bir dahaki maçta bazı değişikliklere gideceğiz. Herkes çok fazla enerji sarf etti, o yüzden yorgunluklar olabilir" yanıtını verdi.



"Onları böyle görmek beni mutlu ediyor ve gururlandırıyor"


İtalyan teknik adam, "Maçta belki de tek üzüldüğünüz an Can’ın kaçırdığı goldü. Doğru mu düşünüyoruz?" sorusunu, "Hikaye oluşturmayı çok seviyorsunuz, Can Uzun ikinci ligde oynarken millî takıma almaya başlamıştım, genç yetenekli futbolcularımız gol attıklarında tabii ki çok mutlu olacağım, sıkı bir takipteyiz. Kenan biliyorsunuz oynamıyordu kendi takımında, ilk kez bizle ilk resmi maçına oynadı ve sonrasında çiçek gibi açtı, onları böyle görmek beni mutlu ediyor ve gururlandırıyor. İrfan her zaman sonradan oyuna girip her maçta kendi imzasını gösterebiliyor, bunları görmek beni gururlandırıyor" şeklinde yanıtladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kahramanmaraş Okul saldırganı failin ölmediği iddialarına yalanlama Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, kentteki bir ortaokulda meydana gelen silahlı saldırıya ilişkin sosyal medyada yayılan "failin ölmediği ve kaçırıldığı" yönündeki iddiaları yalanladı. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı Medya İletişim Bürosu tarafından yapılan yazılı açıklamada, bazı sosyal medya platformları ve haber sitelerinde yer alan bilgilerin gerçeği yansıtmadığı belirtildi. Açıklamada, olay sonrası yapılan incelemelerde failin olay yerinde hayatını kaybettiğinin tespit edildiği ifade edildi. Açıklamada, olay yerindeki incelemeler sonucunda failin yaşamını yitirdiğinin belirlendiği, ardından cenazenin Kahramanmaraş Necip Fazıl Şehir Hastanesi morguna kaldırıldığı kaydedildi. Nöbetçi Cumhuriyet Savcısının katılımıyla yapılan otopsinin 15 Nisan saat 21.45’te başlayıp, 16 Nisan saat 00.30’da tamamlandığı, defin ruhsatının düzenlenmesiyle sürecin sona erdiği bildirildi. Failin ölmediğine yönelik iddiaların asılsız olduğu vurgulanan açıklamada, dosya taraflarının otopsi ve ölü muayene işlemlerine ait kayıtları inceleme yetkisine sahip olduğu belirtildi. Öte yandan, halk arasında korku ve panik oluşturabilecek nitelikte yanıltıcı bilgi yayan kişiler hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi kapsamında adli soruşturma başlatıldığı bildirildi. Başsavcılık, kamuoyunun yalnızca resmi kaynaklardan yapılan açıklamaları dikkate alması gerektiğini vurgulayarak, asılsız haber ve paylaşımlara itibar edilmemesi çağrısında bulundu.
Ankara Gülistan Doku’nun sevgilisinin çelişkilerle dolu ifadesi ortaya çıktı Gülistan Doku’nun sevgilisi Zeinal Abakarov’un çelişkilerle dolu ifadesi ortaya çıktı. Abakarov, HTS kayıtları ortaya çıkınca ifadesini değiştirdi. Gülistan Doku soruşturmasında düğüm 6 yıl sonra çözülürken, Doku’nun eski erkek arkadaşı Zeinal Abarakov da şüpheli olarak tutuklandı. Rus vatandaşı olan ve Türkçeyi çok iyi bilmediğini beyan eden Abarakov’un yeminli tercüman eşliğinde alınan ifadesi ortaya çıktı. 1996 doğumlu Abarakov, Asayiş Şube Müdürlüğü’nde alınan ifadesinde Alanya’da annesi ve üvey babası ile yaşadığını, sabit bir işi olmadığını belirtti. Abakarov, Gülistan Doku ile 2019 yılında Tunceli’de faaliyet gösteren Hanımeli isimli kafede birlikte çalıştıkları için tanıştıklarını ve sevgili olduklarını söyledi. Abakarov, Gülistan ile sevgili olduktan sonra Gülistan’ı kendi ailesi ile tanıştırdığını, Gülistan’ın ailesinden kimse ile tanışmadığını belirtti. Gülistan’ın kaybolduğunu basından öğrendiğini söyleyen Abakarov, kendisinin Gülistan Doku’nun kaybolmasına dair bir bilgisi olmadığını savundu. HTS kayıtları 2022’deki ifadelerin yalan olduğunu ortaya koydu Abakarov’a 17 Mart 2022 tarihinde verdiği ifadede "4 Ocak 2020 günü Gülistan’ın kendisini aramadığı ve kendisinin de onu aramadığı yönünde vermiş olduğu beyanının HTS kayıtlarından yalan olduğunun ortaya çıktığı" soruldu. Bunun üzerine Abakarov, "17 Mart 2022 tarihindeki ifademde konuyu tam hatırlamadığımdan bu şekilde bir cevap verdim. Gülistan 4 Ocak 2020 tarihinde bana ulaşmaya çalışmıştı, akabinde ben de kendisine dönüş yaptım. Bu konuda beni yalan söylemeye iten bir sebep yoktur" dedi. "Telefonum sessizdeydi" Savcılık, soruşturmada en son görüşme kaydı bulunan 22 Aralık 2019 tarihinden sonra 4 Ocak’a kadar Gülistan Doku ve Abakarov arasında görüşme olmadığını, 4 Ocak 2020 günü akşamında saat 20.00 ve 23.09 saatleri arasında Gülistan tarafından Abakarov’a gelen çok sayıda cevapsız çağrı olduğunu belirledi. Aynı akşam saat 20.08’de Gülistan tarafından Abakarov’a atılan mesaj ve akabinde Abakarov’un annesi tarafından saat 20.24’te Gülistan’ın 183 saniye arandığı, Abakarov’un da aynı gün saat 23.14’te Gülistan’ı 148 saniye aradığı tespit edildi. Görüldüğü son gecedeki ısrarla aramalara rağmen Gülistan’a neden cevap vermediği sorulan Abakarov, "Telefonum sessizdeydi. Cevapsız çağrıları ondan dolayı görmedim" cevabını verdi. Cevapsız çağrıları fark etmediğini belirten Abakarov, annesinin uyarısıyla Gülistan’ı geri aradığını söyledi. "Hatırlamıyorum" Abakarov, "Görüşme içeriklerini tam olarak hatırlamamakla beraber benim evime geldiği ve benimle görüşmek istediği yönündeydi" dedi. İki hafta boyunca hiç görüşmemelerine rağmen 4 Ocak 2020 akşamı dosyada şüpheli olan birtakım kişiler kafeye girdikten 10-15 dakika sonra Gülistan’ın can havli ile o gün yeni işe başladığı kafeden izin alarak çıkıp alelacele Abakarov’un ikametine gelip kendisinden ve polis olan üvey babası Engin Yücer’den yardım istediği yönünde deliller mevcut olduğu ifade edilince Abakarov, "Bununla ilgili Gülistan Doku bana bir şey anlatmadı" dedi. "Hal hatır sorduk, başka konuşmadık" Gülistan Doku’nun 4 Ocak 2020 tarihi akşam saatlerinde Abakarov’un ailesiyle birlikte yaşadığı Tunceli merkez Atatürk Mahallesi’nde bulunan eve gittiği de tespit edildi. Abakarov, bu görüşmeyi anlatırken çelişkili ifadelerde bulundu. Abakarov şunları söyledi: "Gülistan Doku 4 Ocak 2020 günü akşamı ikametimize geldiğinde ben evde değildim. Ben eve girdiğimde annem ve Gülistan mutfakta oturuyorlardı. Ben de onların yanına gittim, oturdum. Onların yanına gitmeden önce sadece üzerimdeki montu çıkararak yanlarına oturdum. Bu sırada Engin Yücer salonda TV izliyordu. Gülistan ile günlük şeyler konuştuk, hal hatır sorduk, başka bir şey konuşmadık. Yanımızda annem olduğu için özel konular ile ilgili herhangi bir şey konuşmadık. Ne kadar oturduğumuzu tam hatırlamamakla birlikte 15-20 dakika annem yanımızdan ayrıldı. Annem yanımızdan ayrıldıktan sonra Gülistan ile ilişkimiz konusunda konuştuk. Bu konuşmanın süresini tam olarak hatırlamıyorum. Gülistan’ın evimizden ayrılma saati, yurt kapanma saati 23.00 olduğu için net olmamakla beraber yurdun kapanmasına yaklaşık 20-30 dakika öncesinde ayrıldı." Önce "Babam kızı arabayla bırak" dedi, sonra "Babam arkasından gittiğim için bana kızdı" dedi Gülistan’ın evlerinden tek başına ayrıldığını söyleyen Abakarov, "Gülistan evden çıktıktan hemen sonra Engin Yücer bana ‘Kız bu saatte yağmurlu havada yalnız gitmesin, sen arabayla bırak’ diyerek aracın anahtarını verdi. Ben de hemen Gülistan’ın arkasından çıktım" dedi. Gülistan’ın yurda giderken her zaman kullandığından farklı bir yola yöneldiğini ifade eden Abakarov, kendisinin araca binmesini teklif ettiği halde Gülistan’ın bu teklifi reddettiğini belirtti. Abakarov şöyle devam etti: "Gülistan yaya olarak gitti. Ben de arabanın içinden yavaş yavaş ilerleyerek takip ettim. Sonra yine yanına yanaştım, araçtan indim ve kendisine yurda geç kalacaksın diyerek ısrarla bırakmak istediğimi tekrar ettim. Ancak Gülistan yine reddetti. Bu ısrarlarım esnasında polisler geldi. Bize hitaben bir problem olup olmadığını sordu. Ben de polislere ’Bir problem yok’ dedim, kız arkadaşımın yurda gitmesini istediğimi belirttim. Polisler bizlerin kimliklerini aldılar ve kontrol ettiler. Akabinde polisler de Gülistan’a ’İstediğin bir yer varsa biz bırakalım’ teklifinde bulundular. Ancak Gülistan polislerin teklifini de kabul etmedi ve yaya olarak ana yola doğru ilerledi. Polisler beni bırakmadılar. Çünkü aracım yavaş yavaş hareket ettiği esnada çamura batmıştı. Polisler de babam Engin’i tanıdıkları için babamı aradılar ve bulunduğumuz yere çağırdılar. Polisler babamı arar aramaz babam arabamızın yanına geldi. Hatta babam, polislerin yanında araç çamura battığı ve kız istemiyorsa ısrarla arkasından gittiğim için bana bayağı kızdı. Birkaç dakika sonra polisler ile birlikte aracı battığı yerden çıkartarak babam ile beraber ikametimize döndük. Bu durumdan dolayı eve geldikten sonra da babam bana kızdı, bu duruma karşı çıkan anneme de kızdı." "6 yıllık çamur çelişkisi" Abarakov, 06.01.2020 tarihli ifadesinde ise hiç aracın çamura saplandığından bahsetmedi. Savcılık, 5 Ocak 2020’yi 6 Ocak 2020 gününe bağlayan gece saatlerinde Abarakov ve üvey babanın emniyete ifadeye gittiğinde kamera kayıtlarında aracın herhangi bir yerinde çamur izi olmadığını da tespit etti. Abakarov’a bu çelişki hatırlatılarak, bu aracı ne zaman ve nerede temizlediği soruldu. Abakarov, "Araç çamura battığı ve polisler geldiği için arkasından takip edemedim. Bu yaşananlardan dolayı üvey babam zaten bana kızgındı, ondan dolayı gittiği istikamete devam edemedim. Tabii ki Gülistan’ın nereye gittiğini merak ettim ve Gülistan’a WhatsApp üzerinden ‘Yurda git ya da Küba’nın yanına git’ mesaj attım. O gün başka, üvey babama ait araçla hiçbir yere gitmedik, direkt ikametimize döndük. Eve saat kaçta döndüğümüzü hatırlamıyorum. Gülistan Doku’yu araçla yavaş yavaş takip ettiğim esnada araç gidiş istikametine göre yolun sol tarafına doğru hafif kayarak çamura saplandı. Aracın çamura saplandığında çıkartmaya çalışırken aracın ön tekerleri ile benim ayakkabılarım ve pantolonumun alt tarafları çamur oldu. Aracın başka bir yerinde hasar ya da çamur yoktu. 6 Ocak 2020 tarihinde alınan ifademde, ifade esnasında tercüman olmadığı ve benim de Türkçem iyi olmadığı için bu hususu atlamış olabilirim. Aracın kamera görüntülerinde çamurlu olmadığı hususunu bilmiyorum, belki üvey babam yıkatmıştır, ben işteydim. Aracın herhangi bir yerinde hasar ya da kırık olup olmadığını hatırlamıyorum" dedi. Her zamankinden çok farklıydı Abakarov, 4 Ocak 2020 tarihinde Gülistan Doku’nun evlerinden çıktıktan sonra Engin Yücer’e ait 19 AU 212 plakalı araca binmediğini anlatarak, "O gün Gülistan Doku her zamanki halinden çok farklıydı, bu durumu şimdi şimdi anlıyorum" dedi. Soruşturmada Zeinal Abakarov’un yanısıra eski polis olan üvey babası Engin Yücer ve annesi Cemile Yücer de "suç delillerini yok etmek, gizleme ve değiştirmek" suçlarından Alanya’da tutuklanarak cezaevine gönderildi.