EKONOMİ - 03 Şubat 2026 Salı 10:37

Ocak ayında 75 bin 362 adet otomobil ve hafif ticari araç satışı gerçekleşti

A
A
A
Ocak ayında 75 bin 362 adet otomobil ve hafif ticari araç satışı gerçekleşti

Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2026 yılı Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,77 oranında artarak 75 bin 362 adet olarak gerçekleşti. Elektrikli otomobil satışları 11 bin 304 adetle yüzde 18,5 pay aldı. Ocak ayında yerli marka Togg ise 2 bin 29 adet satış gerçekleştirdi.



Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerine göre, Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2026 yılı Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,77 oranında artarak 75 bin 362 adet olarak gerçekleşti. Otomobil satışları, 2026 yılı Ocak ayında geçen yıla göre yüzde 9,14 oranında artarak 61 bin 55 adet, hafif ticari araç pazarı ise yüzde 12,56 artarak 14 bin 307 adet oldu.


Otomobil ve hafif ticari araç pazarı on yıllık ortalamalara göre; Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 10 yıllık Ocak ayı ortalama satışlara göre yüzde 77,0 arttı. Otomobil pazarı, 10 yıllık Ocak ayı ortalama satışlara göre yüzde 84,8 artış gösterdi. Hafif ticari araç pazarı, 10 yıllık Ocak ayı ortalama satışlara göre yüzde 49,7 arttı.


Otomobil pazarı segmentlere göre; pazarın yüzde 83,7’sini vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerindeki araçlar oluşturdu. C segmenti otomobiller 32 bin 428 adetle yüzde 53,1 pay, B segmenti otomobiller 18 bin 589 adetle yüzde 30,4 pay aldı.


Otomobil pazarı gövde tiplerine göre; gövde tiplerine göre değerlendirildiğinde ise en çok tercih edilen gövde tipi SUV otomobiller (yüzde 60,3 pay, 36.786 adet) oldu. SUV otomobilleri, yüzde 21,2 pay ve 12 bin 966 adet satış ile Sedan, yüzde 18,3 pay ve 11 bin 152 adet satış ile H/B otomobiller takip etti.


Otomobil pazarı motor tipine göre; benzinli otomobil satışları 26 bin 671 adetle yüzde 43,7 pay, hibrit otomobil satışları 18 bin 774 adetle yüzde 30,7 pay, elektrikli otomobil satışları 11 bin 304 adetle yüzde 18,5 pay ve dizel otomobil satışları 4 bin 203 adetle yüzde 6,9 pay, otogazlı otomobil satışları 103 adetle yüzde 0,2 pay aldı.


Elektrikli otomobil pazarı elektrik motor gücüne göre; 160 kW altındaki elektrikli otomobil satışları yüzde 87,4 artarak yüzde 17,1 pay, 160 kW üstü elektrikli otomobil satışları yüzde 32,7 artarak yüzde 1,4 pay aldı.


Otomobil pazarı motor hacmine göre; 1400cc altındaki otomobil satışları yüzde 15,8 azalarak yüzde 27,9 pay, 1400-1600cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 9,1 artarak yüzde 22,4 pay, 1600-2000cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 20,8 azalarak yüzde 0,4 pay, 2000cc üstü otomobil satışları yüzde 51,9 azalarak yüzde 0,1 pay aldı.


Otomobil pazarı emisyon seviyelerine göre; 120-140 gr/km arasındaki otomobiller 16 bin 176 adetle yüzde 26,5 pay, 140-160 gr/km arasındaki otomobiller 14 bin 796 adetle yüzde 24,2 pay aldı.


Otomatik şanzımanlı otomobiller; 59 bin 455 adetle yüzde 97,4 pay alırken, manuel şanzımanlı otomobiller bin 600 adetle yüzde 2,6 pay aldı.


Hafif ticari araç pazarı


Hafif ticari araç pazarı gövde tipine göre; van gövde tipi yüzde 73,7 pay ve 10 bin 538 adet ile en çok tercih edilen gövde tipi olurken; pickup gövde tipi yüzde 10,8 pay ve bin 546 adetle 2’nci sırada yer aldı.



Ocak ayında en çok satan ilk 10 marka şöyle:


Renault: 9 bin 247 adet


Toyota: 8 bin 700 adet


Volkswagen: 6 bin 580 adet


Fiat: 6 bin 133 adet


Ford: 5 bin 339 adet


Hyundai: 4 bin 700 adet


BYD: 3 bin 866 adet


Opel: 3 bin 523 adet


Citroen: 3 bin 437 adet


Peugeot: 2 bin 644 adet


Ocak ayında Togg, 2 bin 29 satış rakamına ulaşırken, Çinli otomobil markası Chery, Ocak ayında 2 bin 257 adet satış gerçekleştirdi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Dünya Sulak Alanlar Günü’ne OMÜ’den bilimsel katkı: Kızılırmak Deltası kitapla anlatıldı Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biri olan Kızılırmak Deltası, Dünya Sulak Alanlar Günü’nde yayımlanan kapsamlı bir bilimsel eserle mercek altına alındı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) öğretim üyeleri Prof. Dr. Cevdet Yılmaz ve Prof. Dr. Ali Kemal Ayan’ın editörlüğünü yaptığı "Kızılırmak Deltası-Doğa ve İnsan" adlı kitap, 25 bilim insanının katkısıyla 15 bölümden oluşuyor. Sulak alanlar ve yayınladıkları kitap hakkında bilgi veren OMÜ Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Her yıl 2 Şubat’ta kutlanan Dünya Sulak Alanlar Günü, dünyadaki göller, sulak alanlar ve sucul ortamlara dikkat çekmek adına biz bilim insanları için önemli bir fırsattır. Sulak Alan kavramı; nehirler, göller, bataklıklar, sazlıklar, geçici su birikintileri, turbalıklar ve bataklıklar gibi habitatları kapsar. Sulak alanlar yeryüzündeki en hassas ekosistemlerin başında gelir. Biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesinde, suyun doğal filtrelemesinde, yeraltı suyu rezervlerinin dengelenmesinde ve özellikle kuşlar başta olmak üzere canlılar için yaşam alanı olarak hayati rol oynarlar. Bu kadar önemli ve hassas ekosistemler olmalarına karşılık sulak alanların da karşı karşıya olduğu birçok problem vardır. Bunların başında tarım arazisine dönüştürmek için kurutma, hızlı kentleşmeye bağlı olarak iskâna açma, altyapı projeleri sonucu atıklarla kirletilmeleri gelir. Günümüzde en önemli tehdit ise iklim değişimi sonucu gerçekleşmekte olan kuraklık tehdididir. Sulak alanların uluslararası düzeyde tanınması ve korunması yolunda atılan en önemli adım, 1971’de İran’ın Ramsar kentinde imzalanan Ramsar Sözleşmesi’dir. Türkiye, 1994’te bu sözleşmeye taraf olmuş ve hâlihazırda 14’ü Ramsar Alanı statüsünde olmak üzere ülkemizde yaklaşık 136 sulak alanı koruma altına almıştır" dedi. "Türkiye’deki en önemli Ramsar alan Kızılırmak Deltası" Türkiye’de yer alan en önemli Ramsar alanın Kızılırmak Deltası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Kızılırmak Deltası aynı zamanda UNESCO Dünya Doğal Miras Alanları listesine girmek için aday bir sahadır. Bizler 25 bilim insanı olarak 15 Bölümde Kızılırmak Deltası’nı en kapsamlı şekilde araştırarak bu eseri meydana getirdik. Kitap Ondokuz Mayıs Üniversitemiz tarafından yayınlanmış güzel bir tevafuk olarak da bugün yani 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nde üniversitemiz kütüphane görevlileri aracılığıyla matbaadan elimize ulaşmış bulunmaktadır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, kitabın Samsun’a ve bilim camiasına hayırlı olmasını diliyoruz. Bu kitap UNESCO Dünya Miras Listesi’ne aday olan Kızılrmak Deltası ile ilgili olarak bugüne kadar yayınlanan en kapsamlı çalışmalardan biri olup, Kızılırmak Deltası’nın UNESCO adaylık sürecine güçlü bir katkı sunacağına inanıyoruz" diye konuştu. "Araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyoruz" Kitabın diğer editörü ve aynı zamanda bölüm yazarlarından biri olan OMÜ Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Ayan da kitapla ilgili olarak, "2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü vesilesiyle Ondokuz Mayıs Üniversitemizin 177. yayını olarak yayımlanan bu eser, bilim camiasına nitelikli bir kaynak sunmanın yanı sıra, sulak alanların korunmasına yönelik farkındalığın artmasına da katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Doğa ile insan arasındaki hassas dengeyi merkeze alan bu çalışma, gelecek kuşaklara aktarılması gereken ortak bir mirasın bilimsel belgesi niteliğindedir. Bu eserin, Kızılırmak Deltası başta olmak üzere tüm sulak alanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi konusunda araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyor; hazırlanmasında emeği geçen tüm bölüm yazarı hocalarımıza ve katkı sağlayıcılara teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Antalya Antalya’da karlı dağların gölgesinde deniz keyfi Antalya’da yaklaşık 10 gündür devam eden şiddetli yağış ve fırtına yerini güneşli havaya bırakırken, günlerdir evlerine kapanan Antalyalılar soluğu Konyaaltı Sahili’nde aldı. Vatandaşlar turkuaz rengi deniz ve karlı dağ manzarası eşliğinde güneşli havanın tadını çıkardı. Turizm kenti Antalya’da yaklaşık 10 gündür devam eden şiddetli yağış ve fırtınanın ardından kent sakinleri güneşli bir güne uyandı. Yağmur ve şiddetli rüzgar nedeniyle günlerdir evlerinden dışarı çıkamayan Antalyalılar dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili’ne gelerek güneşli havanın tadını çıkardı. Bazı vatandaşlar aileleri ve sevdikleri ile birlikte sahilde kahvaltı yapmayı tercih ederken, kimileri de karlı dağların manzarası eşliğinde sahilde oturdu. Yabancı turistler ise 18 derece civarında ölçüler hava sıcaklığı ile kış mevsiminin ortası olmasına rağmen turkuaz rengine bürünen denize girmeyi tercih ettiler. "Antalya’nın gerçek yüzü bu" Hafta içi olmasına rağmen vatandaşların akın ettiği Konyaaltı Sahili’nde güneşli havayı eşi ile birlikte kahvaltı yaparak değerlendiren Esin Altıner, "İstanbul’dan geliyoruz, ama 5-6 aydır Antalya’da kalıyoruz. Haftalardır evdeydik, dışarı bile çıkamıyorduk. AVM’lere bile giderken korkuyorduk. Şimdi hava çok güzel, eşimle birlikte kahvaltı yapmak için geldik. İnşallah böyle devam eder, Antalya bu şekilde güzel. Antalya’nın gerçek yüzü bu bence, inşallah yağışlar diner" dedi. Kahvaltılarını yapmak için sahile geldiler Güneşli havayı fırsat bilen bazı vatandaşlar karla kaplı dağ manzarası ve Konyaaltı Sahilini fotoğraflamayı ihmal etmedi. Günler süren yağışlı havanın ardından güneşin açmasını memnuniyet ile karşıladığını söyleyen Enes Esin, "Günlerdir hava yağışlı ve rüzgarlıydı. Antalya’nın her yerini su bastı. Günler süren bu sıkıntıdan kurtulduk ve güneş açtı. Bizde kahvaltımızı sahilde yapmak için geldik. Herkesi sahile bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Fırtınanın ardından ellerinde dedektörlerle sahile gelen bazı vatandaşlar ise yaz aylarında denize düşürülen ve dalgaların sahile vurduğu kıymetli eşyaları aradı.
Eskişehir 10 kişinin öldüğü kazadan yaralı kurtulan öğrenci, otobüs şoförüyle sohbetini anlattı Antalya’da meydana gelen ve 10 kişinin hayatını kaybettiği otobüs kazasında yaralanan ve Eskişehir Şehir Hastanesi’nde tedavisi süren Yağız Oğuz isimli yolcu, olaydan önce şoför İzzet Karaağaç ile sohbet ettiğini anlatarak, "Şoför yeni başlamış 4’üncü günüymüş, yolu bilmediği belliymiş, o kavşağı bilmeden süratle girdi" dedi. Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde meydana gelen ve şoför dâhil 10 kişinin hayatını kaybettiği kazayı sol ayak bileğindeki çatlaklar atlatan Eskişehirli Yağız Oğuz, o anları anlattı. Otobüste en arka koltukta oturduğunu ifade eden Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi öğrencisi Oğuz, kaza esnasında uyuduğunu ve neler olduğunu daha sonra başkalarından öğrendiğini ifade etti. Yağız Oğuz, kaza yapan şoför hakkında ise mesleğin başladığını öğrendiğini belirtti. Eskişehir’den Antalya’ya gittiği esnada yol üzerinde verilen bir molada kaza yapan şoför İzzet Karaağaç ile sohbet ettiğini söyleyen yağız Oğuz, şoförde bir uyku halinin olmadığını, Kütahya’nın yöresel lezzetleri hakkında sohbet ettiklerini belirtti. Kaza sonra ise Yağız Oğuz, uzvu kopan bir arkadaşını ve küçük bir kız çocuğunu otobüsten çıkardığını belirtti. Oğuz, "Kaza kötü bir kazaydı tabii. Çok yaralılar oldu, ölüler oldu. İşte okula gidiyordum ben. O sırada Antalya’da durduk, mola verdik. Ardından 15 dakika geçtiğinde bu kaza gerçekleşti çok aniydi. Ben uyuyordum, o sıra uyandım. Kendime montları koydum, sıkıştırdım. Öylelikle ben ucuz atlattım. Tek başımaydım ben kazada. Yanımda başka birisi yoktu. Otobüs çok karışık, çok kötüydü uzuvları kopanlar vardı, çığlık sesleri kötüydü. Otobüsten ben kendim çıkabilirdim. Kendimle beraber yanımda uzvu kopan bir arkadaş vardı. Onu çıkardım. Küçük kız çocuğu vardı, onu çıkardım. Sonrasında kendi yaramın farkına vardım, ayağımı benim otobüsün dışında kaldı ezildi, çatlağım var. Onun dışında açık yaralarım var ayağımda. Antalya’da tedavi gördüm, ondan sonra orada hemen pansuman yapıp buraya geldim. Burada yatış verdiler. Şimdi de yatıyorum, iyileşiyorum. Şoförle sohbeti hakkında ise yağız Oğuz şöyle konuştu: "Şoför rahmetli oldu. Yeni başlamış şoför bu arada. Yeni başlamış 4’üncü günüymüş. Diğer kazazedelerle konuştum, yolu bilmediği belliymiş. Sisli bir yol vardı bir de. O kavşağı bilmeden o süratle girdi. Şoförü göremedim. Fakat hızlı olduğunu diğer görenler söylüyor. Tecrübesizdi sanırım yani yeni başlamıştı ama bilmiyorum. Kendisiyle de oturduğumuz mola yerinde sohbet ettik. Kütahyalıydı kendisi. Kütahya’da meşhur olan şeyler hakkında konuştuk. Onlarla hakkında biraz muhabbet etmiştik. Aradan 15 dakika geçti bu kaza gerçekleşti. Uykulu gibi gözükmüyordu. Gayet iyiydi ama süratliydi."