SPOR - 08 Ocak 2026 Perşembe 10:07

Ömer Bayram: "Van Dijk’ın Galatasaray’a gelmesini dört gözle bekliyorum"

A
A
A

Sarıyer’in tecrübeli futbolcusu Ömer Bayram, çocukluk arkadaşı olan Liverpool’un Hollandalı savunma oyuncusu Virgil Van Dijk’ın Galatasaray’a karşı oynadığı UEFA Şampiyonlar Ligi maçında tribün atmosferinden çok etkilendiğini söyleyerek, "Ona her zaman, ’Umarım seni bir gün Galatasaray’da görebilirim’ dedim. Dört gözle de onun Galatasaray’da oynamasını bekliyorum açıkçası" dedi.

Trendyol 1. Lig ekiplerinden Sarıyer’in deneyimli sol beki Ömer Bayram, sezonun geride kalan dönemi, kariyeri, hedefleri, Liverpool’un Hollandalı savunmacısı Virgil Van Dijk ile arkadaşlığı, Galatasaray dönemi, gurbetçi oyuncuların Türkiye’ye adaptasyonu gibi birçok konuda İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine özel açıklamalar yaptı. İlk olarak sezonun ilk devresinin kendisi ve takımı adına nasıl geçtiğini anlatan Bayram, "Aslında hareketli, heyecanlı bir dönemdi. Stres de vardı açıkçası. Çünkü buraya geldiğimde bunu öğrenmiştim; bu takım çok geç kuruldu ve belli zorlukları vardı. İki tane de hoca değiştik. Her şeye rağmen bulunduğumuz konum bize umut veriyor. Takım olarak birbirimize iyi alıştık, herkes kenetlendi. İyi bir enerji yakaladığımızı düşünüyorum. Kesinlikle ligin ikinci yarısından umutluyuz. Çok renk katacağımıza inanıyoruz" şeklinde konuştu.

"Süper Lig artık oyuncu kalitesinin çok yüksek olduğu bir lig"

Süper Lig ile 1. Lig arasındaki farklar ile ilgili düşüncelerini aktaran tecrübeli futbolcu, "Süper Lig, daha taktiğe dayalı bir lig. Ama bu ligde de gerçekten savaşçı olmayan oyuncular zorluk çekebiliyor. Çok mücadeleci bir lig. Birçok takım hedefe oynuyor. Aralarındaki en büyük fark bence en çok taktiksel. Son yıllara bakınca Süper Lig artık oyuncu kalitesinin de çok yüksek olduğu bir lig" açıklamasında bulundu.

"Hollanda ile kıyasladığımızda altyapıda eksikliğimiz olduğunu düşünüyorum"

Yurt dışından Türkiye’ye gelen gurbetçi futbolcuların adaptasyon süreçlerine ve Avrupa’daki altyapı ile buradaki altyapı eğitimlerinin farkına değinen Ömer Bayram, "Yurt dışında doğan Türk arkadaşlarımız veya gurbetçilerin Türkçesi bazen geride olabiliyor. O konuda Türkiye’ye geldiğinde bir öz güven sıkıntısı yaşanabiliyor. Adaptasyon süreci oluyor aslında bu. Her ne kadar Türk olsak da sonuçta yurt dışında doğmuş oluyoruz. Ama en büyük avantajımız da yurt dışı altyapısını görmemiz. Ben uzun zamandır Türkiye’de oynuyor ve yaşıyorum. Yaşım da ilerledikçe altyapıyı gözlemlemeyi seviyorum. Genç arkadaşlarımızın burada aldığı eğitimi özellikle Hollanda ile kıyasladığımız zaman bu konuda bayağı bir eksikliğimiz olduğunu düşünüyorum" sözlerini dile getirdi.

"Servet Çetin’in futbol felsefesini ve taktiksel anlayışını beğeniyorum"

Amed Sportif Faaliyetler’in ardından Sarıyer’de de beraber çalıştığı Teknik Direktör Servet Çetin ile arasındaki ilişkiden de bahseden deneyimli sol bek, "Çok güzel bir ilişkimiz var. Diyaloğumuz çok iyi. Birbirimizi iyi anlıyoruz. Hocamızın futbol felsefesini ve taktiksel anlayışını beğeniyorum. Bütün arkadaşlarımızla beraber elimizden geleni yapıyoruz" ifadelerini kullandı.

"Fatih Terim ile çalışmak nasip oldu, bu benim için bir hayaldi"

Kariyerinde Fatih Terim ve Okan Buruk gibi teknik direktörlerle çalışmış olmanın kendisi için gurur verici olduğunu söyleyen Ömer Bayram, "Fatih hocaya ayrı bir parantez açmak lazım. Hollanda’da doğduğumuz için ve 2000 yıllarını yakından gördüğümüz için gerçekten bir Galatasaray hastasıydık. Burada Fatih hoca ile beraber çalışmak nasip oldu. Bu benim için bir hayaldi. Ondan çok şey öğrendim. Özellikle bir oyuncuyu mental olarak, zihinsel olarak hazırlamakta çok güçlüydü. İnandırıcılığı çok önemliydi. Fatih hocayı bu konuda övebilirim. Okan hocayla da çok güzel bir geçmişimiz oldu. Akhisar’da beraber kupalar kazandık. Onun da diyaloğu güzeldi. Taktiksel olarak takım halinde iyi bir enerji, iyi bir ortam oluşturup öyle başarılı olduk. O da sağ olsun bize çok şey kattı. Okan hoca ile Servet hocanın oyun anlayışını biraz karşılaştırabilirim. İkisi de oynamak istiyor, hiçbir şekilde takıma defans yaptırmak veya zamana oynatmak istemiyorlar. Hep oynamaya dayalı bir düşünceleri var. Bu kadar değerli ve önemli insanlarla beraber çalıştığım için de çok memnunum" diye konuştu.

"Almanya’da Bayern Münih nasılsa Galatasaray’ın da bunu başarabileceğini düşünüyorum"

Süper Lig’deki şampiyonluk yarışında Galatasaray’ı avantajlı gördüğünü ve sarı-kırmızılıların Alman ekibi Bayern Münih gibi bir başarıya ulaşma yolunda gittiğini söyleyen Bayram, "Ben Galatasaray’ı kesinlikle avantajlı görüyorum. Hatta bana göre gidişat şöyle; Almanya’da Bayern Münih son zamanlarda nasılsa Galatasaray’ın da bunu başarabileceğini düşünüyorum. Çünkü artık üstüne koya koya gidiyor. Çok üst düzey oyuncular geliyor ülkemize. Bu konuda da artık sınır olmadığını düşünüyorum. Bu gidişle Galatasaray’ın Türkiye’ye hala çok önemli isimler kazandıracağını düşünüyorum" sözlerini aktardı.

"Van Dijk ile cebimizde 2’şer Euro olurdu, sandviçimizi paylaşırdık"

Çocukluk arkadaşı olan İngiliz ekibi Liverpool’un savunma oyuncusu Virgil Van Dijk ile iletişimlerinin sürdüğünü belirten ve beraber yaşadıkları anılardan bahseden 34 yaşındaki futbolcu, "Hala iletişimimiz var. Onun da tabii yoğun bir maç programı var. Onunla gurur duyuyorum. Semtten kaynaklı çok genç yaşta dışarıda, sokakta, halı sahalarda beraberdik. Ben ona orta kesmeyi, o da kafa vurmayı çok severdi. Birbirimize ters top atardık. Birbirimize çok şey kattık. Ben hayal edemeyeceğim başarılara imza atabildim. Kendim için hayalimde her zaman Galatasaray’da oynamak vardı. Bana sorarsanız dünyanın en iyi stoperlerinden biri Van Dijk’ı söyleyebiliriz. Böyle anılarımız var. Beraber çarşıya gidiyorduk mesela ikimizin cebinde de 2’şer Euro oluyordu. Onunla beraber bir sandviç veya başka bir şey paylaşırdık. Oralardan biz buralara geldik. Onun için Van Dijk’ın yeri her zaman bende farklıdır" dedi.

"Van Dijk’ın Galatasaray’da oynamasını dört gözle bekliyorum"

Van Dijk’ın UEFA Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray’a karşı RAMS Park’ta oynadığı maçta tribün atmosferinden çok etkilendiğini söyleyen Ömer Bayram, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bayağı etkilendiğini söyleyebilirim. Ben de ona her zaman, ’Umarım seni bir gün Galatasaray’da görebilirim’ dedim. Bu konuda olumsuz bir şey yok. Ama tabii karar onun. Ben çok sevinirim böyle bir şey olursa. Dört gözle de onun Galatasaray’da oynamasını bekliyorum açıkçası."

"Arda Turan bana çok büyük bir örnek oldu"

Futbolculuğunda ve daha sonraki kariyerinde hedeflerinin ne olduğunun sorulması üzerine Ömer Bayram, "Galatasaray her zaman kupalara oynayan ve kupalara alışık olan bir camiadır. Ben de oraya geldiğimde o DNA’ya sahip oldum. Hep başarıya aç, hep daha fazlasını istemek. Galatasaray’dan sonra da Eyüpspor’da şampiyonluklar kazandık. Ben her zaman en üstlere oynamak isteyen ve takımımla bir şeyler kazanmak isteyen bir oyuncuyum. Sarıyer, uzun zaman sonra ilk defa bu lige katıldı. Bu sene Allah’ın izniyle bu ligde kalıcı olup seneye yukarılara oynamak isterim. Çünkü bu semtin insanları bunu hak ediyor. Taraftarımız çok renk katıyor bence bu lige. Bizi hiçbir zaman yalnız bırakmıyorlar. Gençlere de örnek olmak istiyorum. Birine yüzde 1 katkım olsa bile bu beni çok mutlu eder. Üstleri gördük, bu bize nasip oldu. Bu çocuklara da bunu anlatmaya çalışıyoruz. Bu arada Arda Turan hocaya da ayrı bir parantez açmak isterim. Onun için oynamak da bana nasip oldu. Galatasaray’da beraber de oynamıştık. Bana çok büyük bir örnek oldu. Çünkü futbola kendisini çok veriyor. Oynadığı kulüplere bakınca da bunu gerçekten görebiliyorsun. Bu da aslında hocalık yönünden beni biraz heyecanlandırıyor. Çünkü Türkiye’nin en önemli hocalarıyla beraber çalıştım ve onlardan bir şeyler kaptım. İlerleyen zamanlarda olacak mı bakacağım. Ama hala futbol oynamaktan keyif alıyorum. Genç oyuncular ve altyapıyla ilgili de kafamda birkaç proje var" yanıtını verdi.

"Asist vermekten çok keyif alıyorum"

Kariyerinde kendisi için en özel gol veya asistin sorulması üzerine başarılı oyuncu, "Ben daha çok asistlerimle ortaya çıkan bir oyuncuyum. Özel diyemem belki ama beni önemli konuma getiren sezonlardan bir tanesi Galatasaray’da asist krallığına oynadığım sezondu. Yanlışım yoksa toplam 14 asist vermiştim. Hepsi benim için ayrı ayrı değerli. Ben asist vermekten çok keyif alıyorum. Hedefim de her zaman arkadaşlarıma gol attırmak ve bunun için de elimden geleni yapıyorum" şeklinde cevapladı.

"Milli takımı tekrar yaşamak isterdim"

Kariyerinde tekrar yaşamak istediği anların neler olduğunu da söyleyen Bayram, "Tabii ki her oyuncu için A Milli Takım. O inanılmaz bir histi. Onu tekrar yaşamak isterdim. Belki en üzüldüğüm konulardan biri de 2020 Avrupa Şampiyonası pandemi yüzünden ertelenmişti. Ben de o sezon asistlerimle ön plana çıkmıştım. O sene birçok kampa da katılmıştım. Bu bir talihsizlik artık yapacak bir şey yok. Galatasaray’da bana Bernabeu’da Real Madrid’e karşı oynamak nasip oldu, Paris Saint-Germain’e karşı oynamak nasip oldu. Bunları ne olursa olsun tekrar yaşamak isterdim" ifadelerini kullandı. Ömer Bayram, futbol kariyerinde en üzüldüğü olayın Galatasaray’da oynarken 2020-2021 sezonunda averajla Beşiktaş’a kaptırdıkları şampiyonluk olduğunu belirtti.

"Pes etmeyip Galatasaray’da devam etsem birçok daha anılar birikmiş olabilirdi"

Deneyimli futbolcu içinde ukde kalan şeyin ne olduğu sorusunu da, "Belki Galatasaray’da 2 sene daha sözleşmem olmasına rağmen oynamak istediğim için oradan ayrılmak istemem. Pes etmeyip devam etseydim birçok daha anılar birikmiş olabilirdi" diyerek yanıtladı.

Ömer Bayram’ın beraber oynadığı en iyi 11

Ömer Bayram, kariyerinde birlikte oynadığı en iyi 11’i ise şu şekilde oluşturdu:

"Kalede Muslera, sağ bekte Mariano, stoper ikilisi Merih Demiral ile Marcao, sol bekte Nagatomo, orta saha üçlüsünde Selçuk İnan, Arda Turan, Hakan Çalhanoğlu, sağ kanatta Emre Mor, sol kanatta Barış Alper Yılmaz ve forvette Radamel Falcao."

Mehmet Ekrem Ceylan - Enes Gümüş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Ebru Topçu, GSPlus’a özel açıklamalar yaptı Galatasaray Kadın Futbol Takımı’nın kaptanı Ebru Topçu, GSPlus’a özel açıklamalarda bulundu. "Hayallerimden öte" dediği sarı-kırmızılı formayla dört sezonu geride bırakan takım kaptanı, futbol kariyerinin başlangıcından bugüne uzanan yolculuğunu, takımın mevcut durumunu, hayallerini ve hedeflerini tüm samimiyetiyle anlattı. Ebru Topçu’nun GSPlus’a özel açıklamaları şu şekilde: Ebru Topçu, seni "top cambazı" olarak tanımlıyorlar. Kariyerinde attığın 260 golle soyadının hakkını verdiğini düşünüyor musun? "Kariyerim boyunca giydiğim her formanın hakkını vermeye çalışarak aynı disiplinle sahada olmaya çalıştım. Bu yüzden de elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışarak hakkını verdiğimi düşünüyorum. Hedeflerim, hayallerim var. Bunlar için de çabalamaya ve daha fazla çalışmaya devam edeceğim." 10 yaşından bu yana futbol oynuyorsun. Futbola ilgin nasıl başladı? O yaşlarda kurduğun hayallere bugün baktığında, sence ne kadarına ulaştın? "Futbola ilgim çok küçük yaşta sokakta erkeklerle ve abimle futbol oynayarak başladı. O yaşlarda futbol oynarken şu an bu seviyede olabileceğimi hiç düşünmemiştim. Küçük yaşlarda sokak kültürünü futbol ile yaşarken, şu an hayallerimin peşinden gitmeye devam ediyorum. İçinde bulunduğum konum, giydiğim forma, sarı ve kırmızı benim için hayalden de öte." Galatasaraylı olduğunu her fırsatta dile getiren bir oyuncusun. Sarı-kırmızılı formayla dördüncü sezonunu yaşıyorsun ve bu süreçte bir şampiyonluk ile birçok bireysel ödül kazandın. Tuttuğun takımın formasını giymek sana neler hissettiriyor? "Galatasaray formasını 4 yıl üst üste giymek benim ve ailem için tarif edilemez bir gurur. Çünkü çocukluğumdan beri ailecek Galatasaray maçlarını izleyerek büyüyen biriydim. Bütün çocukluğu Galatasaray’la geçmiş biri için formasını 4 yıl giyip ve birçok başarıyı Galatasaray formasıyla elde edebilmiş olmak beni ve ailemi çok gururlu ve mutlu hissettiriyor. Bütün çocukların hayalidir belki de bu formayı giymek. Benim de hayalim; gelecek nesillere örnek olmak, güçlü ve hayata karşı dimdik durabilen kız çocukları yetiştirmek için ellerinden tutmak." Hem dünyada hem de Türkiye’de kadın futboluna olan ilgi her geçen gün artıyor. Bu gelişimi nasıl değerlendiriyorsun? "Kadın futbolu geçtiğimiz dönemlere göre çok fazla gelişim katetti. Bunda öncelikle milli takım olarak gelmiş olduğumuz seviyenin daha sonra Süper Lig takımlarının lige katılması ve vermiş olduğu ilgi çok önemli oldu. Ama henüz hala Türkiye’de kadın futbolu istediğimiz seviyelerde değil. Bunun için de hem milli takım düzeyinde hem de kulüplerimize desteği için sponsorlukların çok katkısı olacaktır. Hem dünyada hem de Türkiye’de ilginin artması yıllardır verdiğimiz mücadelenin görünür olması demek. Artık daha fazla izleniyor, ciddiye alınıyor ve yatırım alıyoruz. Bu da oyun kalitesini yükseltiyor. Özellikle gençlere ben de yapabilirim duygusunu veriyor. Büyük kulüplerin de ilgisiyle birlikte Türkiye’de futbolumuz gelişiyor ama hala katedilmesi gereken çok yolumuz var. Altyapılar, sahalar, ekonomik şartlar ve yayınlar gibi noktalarda eksiklerimiz devam ediyor. Bu gelişmeleri ilerletmek ve daha iyisini geleceğe ulaştırmak için sahaya her çıktığımızda sadece bir maç değil, algıları da değiştirmek için oynuyoruz." 2014 yılında verdiğin bir röportajda Wesley Sneijder’i örnek aldığını söylemiştin. Aradan geçen 11 yılın ardından bu fikrin değişti mi? Galatasaray’ın mevcut kadrosunda örnek aldığın bir oyuncu var mı? "Wesley Sneijder’in, Galatasaray için inanılmaz bir efsane olduğunu düşünüyorum. 2014 yılında onu örnek almış olmamın sebebi Galatasaray’da oynadığı futbol ve Galatasaray ile elde etmiş olduğu başarılardır. Aynı mevkide oynadığımız için de onun sahada yaptıklarını çok dikkatli bir şekilde izliyordum. Aradan 11 yıl geçti ama hala eski maçları izleyip onun yaptığı şeylere baktığım oluyor. Attığı golleri izlediğim oluyor. Şu an kadromuzdaki tüm oyuncularımız çok özel oyuncular ve hepsini beğenerek izliyorum. Ancak örnek aldığım oyuncu saha içi ve saha dışı karakteriyle, oyun aklıyla ve mevkisel olarak da baktığımda İlkay Gündoğan. Aynı zamanda çok beğendiğim ve severek takip ettiğim Lucas Torreira’nın zaman zaman antrenmanlarımıza katılıp bize destek vermesi de bizler için gerçekten çok kıymetli. Onun varlığı hem motivasyonumuzu artırıyor hem de aidiyet duygumuzu güçlendiriyor." Takım arkadaşların seni üç kelimeyle tanımlasaydı, sence hangi kelimeleri seçerlerdi? "Sabır, disiplin ve karakter." Sahaya çıkarken sana şans getirdiğine inandığın bir ritüelin var mı? "Tabii ki her sporcunun olduğu gibi benim de vazgeçemediğim rutinlerim var. Maç sabahı her zaman aynı saatte uyanıp, kahvaltıda aynı şeyleri yemeye dikkat ederim. Soyunma odasına girdikten sonra da tek odak noktam maç olur. Aynı şeyleri yapıyor olmak konsantrasyonumu da yukarıya taşıyor diyebilirim." Futbola ilgi duyan genç kızlara ve küçük kardeşlerine neler söylemek istersin? "Futbola ilgi duyan tüm kız çocuklarına söylemek istediğim; öncelikle içlerinden gelerek çalışsınlar çünkü eğer bazı şeyleri içten ve isteyerek yapmıyorsak sonunda hiçbir şekilde başarılı olamayız. Kendilerini ispatlayabilmek için hiçbir zaman pes etmesinler. Sahalar size ait ve hayal kurmak için kimseden izin almanız gerekmiyor. Bu yolda olmaz diyenler, küçümseyenler mutlaka çıkacak ama her düştüğünüzde yeniden kalkışınız sizi hem daha iyi bir futbolcu hem de daha güçlü bir insan yapacak. Bolca sabır, çalışma ve kendinize inanmaya ihtiyacınız var. Bizler de bir zamanlar sizin gibi bu işe sadece hayal kurarak başladık bunu unutmayın." En sevdiğin Galatasaray marşı hangisi? "Adanmış Hayatların Umudu. Deplasman otobüslerinde, maçlara giderken ve soyunma odalarında hep çalarız. Her seferinde de tüylerim diken diken olur. Takım olarak hep bir ağızdan camlara vura vura söyleriz. Gerçekten bu bambaşka bir his. Bazen de tarifi zor." Ligde 14. hafta geride kaldı. Takım kaptanı olarak sezonun bu bölümünü nasıl değerlendiriyorsun? "Biz çok çalışan ve çok emek veren bir takımız. Hem bireysel anlamda hem takım anlamında çok fazla çalışıyoruz. Bunu da en iyi şekilde her zaman sahaya yansıtmak istiyoruz. Bazen istediğimiz şeyleri sahaya yansıtamıyor olabiliriz çünkü sahada şanssızlıklar yaşayabiliyoruz. İlk devrede bazı eksikler ve maalesef ki sakatlıklardan dolayı şanssızlıklar yaşadık. 2. devreye çok daha iyi başlayacağımıza inanıyorum, takımın kalitesine güveniyorum ve sonunda hakkımız olan şampiyonluğa ulaşacağımızı düşünüyorum."
Aydın İskelede bir işçinin hayatını kaybettiği kazada firma sahibi tutuklandı Aydın’ın Kuşadası ilçesinde iskelede çalışma yaparken fırtınada dalgaların şiddetiyle denize düşen 3 işçiden 1’i hayatını kaybederken, 1’i ağır olmak üzere 2 kişi yaralandı. Olay sonrası gözaltına alınan Le Blue Otel sorumlusu Z.A. adli kontrolle serbest bırakılırken, Özkan İnşaat firma sahibi Y.Ö. tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olay, dün akşam saatlerinde Kadınlar Denizi mevkiinde Le Blue Hotel’in önündeki iskelede meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, olumsuz hava şartlarına rağmen yapılan iskele çalışması büyük bir faciaya dönüştü. Fırtınada dalgaların şiddetiyle iskeleden denize düşen 3 işçi uzun süre denizde mahsur kaldı. Yapılan ihbar üzerine bölgeye sağlık, itfaiye, polis ve sahil güvenlik ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ekipler, denize düşen Abdullah K., Muharrem D. ve İsmail Dağ’ı kurtarmak için çalışma başlattı. Ekipler Abdullah K. (26) ve Muharrem D.’yi (22) denizden çıkarıp sağlık ekiplerine teslim etti. Denize düşen İsmail Dağ’ın (30) cansız bedeni ise olay yerinden 100 metre ileride bulundu. Yaralı 2 işçi ambulansla hastaneye kaldırılırken, Abdullah K.’nın hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi. Hayatını kaybeden İsmail Dağ’ın ise cansız bedeni hastane morguna kaldırıldı. İşçilerin çalışma öncesinde fırtına olduğunu ve çalışmak istemediklerini bildirdiği ancak kendilerinden çalışmaların sürdürülmesinin istendiği iddia edildi. Yaşanan olayın ardından Le Blue Otel sorumlusu Z.A. ve iskelede bakım ve yıkım işini yapan Özkan İnşaat’ın sahibi Y.Ö. polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Emniyette işlemleri tamamlanarak adliyeye sevk edilen Z.A. adli kontrol ile serbest bırakılırken, Y.Ö. ise tutuklanarak cezaevine gönderildi.
İstanbul Kalkanı ile fırtınada anne ve bebeğini koruyan polisleri görüntüleyen kameraman: "Türk polisimize çok teşekkür ederim" İstanbul Adalet Sarayı’ndan çıkan anne ve bebeği yağmur ve fırtına nedeniyle zor anlar yaşayınca yardımlarına o sırada nöbet tutan Çevik kuvvet polisi koştu. Polisin anne ve bebeğinin etrafında kalkan olduğu anları görüntüleyen TGRT Haber Kameramanı Ozan Yoldaş Ural, "Çevik ekibi polislerimiz hanımefendi ve bebeğini arabasına kadar götürdüler. Ben de bunu görür görmez kameramanlığımın verdiği sorumluluk ile bunu görüntülemem gerektiğini düşündüm ve kayda aldım. Türk polisimize çok teşekkür ederim" dedi. İstanbul’da dün etkili olan fırtına vatandaşlara zor anlar yaşattı. Saatteki hızı 80 kilometreye ulaşan fırtına nedeniyle çok sayıda çatı uçarken, ağaçlar devrildi, araçlar zarar gördü. Fırtına sırasında bebeğiyle dışarıda olan bir anne, şiddetli rüzgar nedeniyle yürümekte zorlandı. Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’ndan çıkan anne, bebek arabasını sürerken rüzgarın etkisiyle ilerlemekte güçlük çekti. Anne ve bebeğinin bu zor anlarını gören çevik kuvvet polisi yardıma koştu. Polis, kalkanlarıyla anne ve bebeğin etrafında bariyer oluşturarak onları yağmur ve rüzgardan korumaya çalıştı. O anları görüntüleyen TGRT Haber Kameramanı Ozan Yoldaş Ural yaşananları anlattı. Ural, "TGRT Haber ekibi olarak günlük haber takibimiz için İstanbul Adalet Sarayı’na gelmiştik. Dışarıda çok kötü bir yağmur olduğunu söylediler. Ben de kontrol etmek için dışarıya çıkmıştım. O sırada adliyeden çıkan bir hanımefendinin bebek arabası vardı. Nöbetleri bitmiş bir polis ekibi adliyeden çıktığı sırada hanımefendi yardım istedi çevik polislerinden. Onlar da yardımcı olabileceklerini söylediler. Ben de o sırada baktım içim cız etti. Polislerimiz de yeni nöbetlerini bitirmişlerdi, yorgunlardı. Çevik ekibi polislerimiz hanımefendi ve bebeğini arabasına kadar götürdüler. Ben de bunu görür görmez kameramanlığımın verdiği sorumluluk ile bunu görüntülemem gerektiğini düşündüm ve kayda aldım. Türk polisimize çok teşekkür ederim. Yorgun olmalarına rağmen hanımefendiyi kırmadılar, yardım ettiler" dedi.
Edirne Yağışlar barajlara nefes aldırdı: Edirne’nin içme suyu güvence altında Edirne Valisi Yunus Sezer, son günlerde etkili olan yağışların kentin içme suyu temininde kullanılan Süloğlu ve Kayalı barajlarını olumlu yönde etkilediğini açıkladı. Vali Sezer, yağışlarla birlikte Kayalı Barajı’na yaklaşık 4 milyon metreküp su girişi sağlandığını, Süloğlu Barajı’nda da su seviyesinde artış yaşandığını belirtti. Barajların doluluk oranlarının yüzde 80 seviyelerine ulaştığını ifade eden Sezer, bu durumun Edirne’nin içme suyu açısından sevindirici olduğunu söyledi. Yağışların özellikle Bulgaristan coğrafyasında etkili olduğuna dikkat çeken Sezer, bu durumun Arda ve Meriç nehirlerini beslediğini ancak nehir debilerinde endişe edilecek bir seviyeye ulaşılmadığını vurguladı. Bulgaristan makamlarıyla sürekli iletişim halinde olduklarını aktaran Sezer, baraj savaklarından kontrollü şekilde su bırakıldığını kaydetti. Muhtemel debi artışları dikkate alınarak Meriç Nehri üzerindeki kauçuk bent sisteminin tamamen açıldığını belirten Sezer, yağışların etkisini azaltmasıyla birlikte bugün itibarıyla bentlerin yeniden kaldırılarak, su tutma işlemine geçileceğini ifade etti. Vali Sezer, yağışların genel anlamda kentte ciddi bir olumsuzluğa yol açmadığını, sadece bazı bölgelerde küçük derelerde taşkınlar yaşandığını ve bu durumun kısmen yollarda aksamalara neden olduğunu sözlerine ekledi.
Trabzon Trabzon’da turizmde hedef kaçırılan eserlerin geri döndürülmesi Trabzon’da 2025 yılı turizm değerlendirme toplantısı yapıldı. Trabzon Valisi Aziz Yıldırım’ın başkanlık ettiği 2025 Yılı Turizm Değerlendirme Toplantısı’na AK Parti Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu, AK Parti Trabzon Milletvekilleri Yılmaz Büyükaydın ve Vehbi Koç, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Trabzon İl Kültür ve Turizm Müdürü Tamer Erdoğan, AK Parti Trabzon İl Başkanı Sezgin Mumcu ile turizm paydaşları yer aldı. Toplantıda yapılan konuşmalarda turizmle ilgili yapılan ve yapılması gerekenler masaya yatırılırken daha sonra söz alan Trabzon İl Kültür ve Turizm Müdürü Tamer Erdoğan turizm verileri konusunda bir sunum yaptı. "Kaçırılan eserler şehre kazandırılmalı" Toplantıda söz alan Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Trabzon’un tarihi yönüne de vurgu yaparak, "Rusya’ya kaçırılan Trabzon’a ait bir tarih var. Trabzon, köklü geçmişe sahip tarihi bir şehir ancak elde kalan vesikalar maalesef bizde değil, Petersburg’da bulunuyor. Trabzon’a ait 497 adet el yazması eser mevcut. Bunun yanı sıra Trabzon’un tarihi gazete ve kitapları, Çarşı Camisi ile Ahi Evran Camii’ne ait kıymetli eşyalar, el yazması Kur’an-ı Kerim’ler ve işgal sonrası döneme ait yaklaşık 150 bin eser maalesef kaçırılmıştır. Bu konuda Sayın Bakanım, sizin öncülüğünüzde ve belki Cumhurbaşkanımıza da arz edilerek yapılacak çalışmaların, Trabzon’un tarihinin gün yüzüne çıkarılması ve turizme katkı sağlaması açısından, özellikle Türk Dünyası Kültür Başkenti hedefimiz doğrultusunda çok faydalı olacağını düşünüyorum. Turizm söz konusu olduğunda bu işin başta belirli parametreleri vardır. Öncelikle turizm açısından ulaşım alternatiflerini ele almak gerekiyor. Çünkü bir turist şehre geldiğinde her noktaya kolaylıkla ulaşabilmelidir" dedi. 1 milyon 447 bin 573 turist ziyaret etti Trabzon İl Kültür ve Turizm Müdürü Tamer Erdoğan, 2025 yılında Trabzon’u 1 milyon 447 bin 573 turistin ziyaret ettiğini belirterek, "2025 yılı Trabzon turizmi açısından büyümenin net olarak görüldüğü bir yıl olmuştur. İlimizde toplam tesis sayısı 383’e, oda sayısı 17 bin 237’ye, yatak kapasitesi ise 35 bin 984’e ulaşmıştır. Oda ve yatak kapasitesinde önemli oranlarda artış sağlanmıştır. 2025 yılında Trabzon’u toplam 1 milyon 447 bin 573 turist ziyaret etmiş; bunun 808 bini yabancı, 639 bini yerli turistlerden oluşmuştur. Sümela Manastırı’nı ise 514 bin 596 kişi ziyaret etmiştir. Ulaşımda da hareketlilik sürmüş, Trabzon Havalimanı’nda 58 ülkeden 3 bin 699 dış hat uçuşu gerçekleştirilmiş, 445 binin üzerinde misafir ilimize gelmiştir. Kruvaziyer turizmi kapsamında da 21 gemiyle yaklaşık 21 bin yolcu Trabzon’u ziyaret etmiştir. Bu veriler, Trabzon’un turizmde istikrarlı bir şekilde büyüdüğünü göstermektedir. Önümüzdeki dönemde bu ivmeyi daha da artırmayı hedefliyoruz" dedi. Öte yandan son 4 yılda Trabzon’da toplam 5 milyon 69 bin 230 turist konaklarken, bu rakamların 2 milyon 693 bin kadarını yabancı turistler oluşturdu.