GÜNDEM - 11 Mayıs 2026 Pazartesi 09:53

Osmanlı’dan miras "kedi sevgisi" İstanbul’da yaşatılıyor

A
A
A

Şehzadebaşı Camii’nin avlusunda kaydedilen görüntülerde kedilerin güneşli havada oluşturduğu tatlı anlar görenlerin içini ısıttı.

Osmanlı Cihan Devleti’nden hayvanlara yönelik merhamet anlayışı, yalnızca bireysel bir duyarlılık değil, kurumsal ve hukuki bir zemine de dayanıyordu. Vakfiyelerde cami, külliye ve imaretlerin gelirlerinden sokak hayvanlarına pay ayrıldığı açıkça belirtilirken, kuşlar için yapılan sebiller ve yemlikler, kediler için ayrılan alanlar bu anlayışın somut örnekleri arasında yer aldı. Cuma günleri yük hayvanlarının çalıştırılmaması gibi gelenekleşmiş uygulamalar ise hayvan haklarının toplumsal bir bilinçle korunduğunu gösterdi. "Yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevme" anlayışıyla şekillenen bu yaklaşım, kedilerin cami avlularında güvenle barınmasını sağlarken, Osmanlı şehir kültüründe merhametin ve canlıya hürmetin günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelmesine zemin hazırladı.

Osmanlı’dan miras

"Kediyi incitmek, yapılan ibadete aykırı kabul ediliyor"

İstanbul Üniversitesi Öğretim Görevlisi Tarihçi Zafer Bilgi, Osmanlı’daki hayvan sevgisinin köklü bir medeniyet anlayışına dayandığını belirterek, "Kedi bizim canlıya hürmet hissiyatımızın vücuda bulmuş hali aslında. Osmanlı’da da Selçuklu’da da yalnızca kediler değil, hayvanatın genelinde bu hassasiyet var. Camiler ve külliyeler inşa edilirken hayvanların da ihmal edilmemesi söz konusu oluyor. Sultan Bayezid Camii’nin vakfiyesine baktığımızda, daha cami yapılmadan çevredeki kedilerin, köpeklerin ve kuşların rızkının nasıl temin edileceğinin yazıldığını görüyoruz. Bu, Osmanlı’nın hayvanata bakışını açıkça ortaya koyuyor. Kediyi incitmek, yapılan ibadete aykırı kabul ediliyor. Yabancıların şehri bu yönüyle hayranlıkla karşıladığını belirterek, "Biz şehri bir ev gibi görüyoruz. Evimizin içinde nasıl misafir ağırlıyorsak, şehirde de kedileri öyle ağırlıyoruz. Camilerin avluları güvenli alanlar olduğu için kediler burada mesken tutuyor. Şehzade Mehmet Camii’nde, Süleymaniye’de ve bilhassa Fatih Camii’nde yoğun şekilde görülmeleri bu yüzden" ifadelerini kullandı.

Osmanlı’dan miras

"Arabamın sesini bile tanıyorlar, koşarak geliyorlar"

Şehzadebaşı Camii ve çevresinde uzun süredir gönüllü olarak kedileri besleyen İsa Yüce ise pandemi döneminde başladığı bu alışkanlığı sürdürdüğünü belirterek, "Burada önce birkaç kedi vardı, zamanla çoğaldılar. 80-100’e yakın kedi var, ana merkez burası. Her gün mama ve et getiriyorum. Arabamın sesini bile tanıyorlar, geldiğimde koşarak geliyorlar. Arkadaşlarımız da destek oluyor; hastaneye götürüyor, kısırlaştırıyor, özel mama getirenler var. Günümüz bu şekilde geçiyor. Sultangazi’den Beyazıt’a, Unkapanı’ndan Edirnekapı’ya kadar birçok noktada kedilere yemek götürüyorum. Hiç boş vaktim olmuyor. Bu işi gönüllü yapıyorum. Caminin bahçesi kedilerle daha güzel. Doğal ortamları gibi oluyor" diye konuştu.

Ahmet Faruk Sarıkoç

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Nevşehir Nevşehir Valisi Hüseyin Kök görevine başladı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Nevşehir Valiliği görevine atanan Hüseyin Kök, düzenlenen karşılama töreni ile görevine başladı. Nevşehir Valiliği önünde düzenlenen karşılama töreninde Vali Hüseyin Kök, ilk olarak polis tören mangasını selamladı. Ardından kamu kurum müdürleri, protokol üyeleri ve valilik personeli tarafından karşılanan Kök, daha sonra valilik binasına geçti. Valilik makamında düzenlenen törende Şeref Defteri’ni imzalayan Vali Hüseyin Kök, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye teşekkür etti. Görevine başlamaktan dolayı büyük heyecan duyduğunu ifade eden Kök, Nevşehir’in doğal, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle Türkiye’nin önemli şehirlerinden biri olduğunu söyledi. Nevşehir’e hizmet edecek olmanın kendisi için büyük bir sorumluluk olduğunu belirten Kök, yaptığı açıklamada "Bu güzel ve kadim şehirde görev yapacak olmanın ağır sorumluluğunu yüreğimde hissediyorum. Allah’ın izniyle Anadolu’nun kalbinde yer alan medeniyetlerin izini taşıyan, taşın dile geldiği, toprağın alın teriyle bereket bulduğu bu müstesna şehre hizmet etmek için gece gündüz demeden tüm gayretimizle hep birlikte çalışacağız. Kapadokya’nın bu eşsiz coğrafyasında sadece bir idareci olarak değil, bu şehrin bir evladı olarak sizlerden birisi gibi, her bir kardeşimizin derdiyle dertlenen, sevincine ortak olan, umudunu büyüten bir anlayışla görev yapacağız. Nevşehir’imizin sahip olduğu mirasa yakışır şekilde daha ileriye taşımak için hep birlikte canla başla çalışacağız" dedi.
Antalya ANTGİAD 2. Ödüllü Satranç Turnuvası büyük heyecana sahne oldu Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD) ile Türkiye Satranç Federasyonu Antalya İl Temsilciliği iş birliğinde düzenlenen 2. Ödüllü Satranç Turnuvası, yoğun katılım ve büyük bir heyecanla gerçekleştirildi. Antalya Kapalı Spor Salonu Satranç Merkezi’nde düzenlenen organizasyonda; 8 yaş ve altı, 10 yaş ve altı ve 12 yaş ve altı kategorilerinde yarışan lisanslı sporcular, strateji, sabır ve analitik düşünme becerilerini sergilediler. Turnuvada dereceye giren öğrencilere çeşitli ödüller takdim edildi. Kategorilerinde birinci olan öğrencilere tablet, ikinci olan öğrencilere akıllı saat, üçüncü olan öğrencilere kulaklık, dördüncü ve beşinci olan öğrencilere ise hediye çeki verildi. "Satranç, düşünme disiplinidir" Turnuvanın açılış konuşmasını gerçekleştiren ANTGİAD Başkanı Ercan Yavaş, satrancın yalnızca bir oyun olmadığını vurgulayarak, gençlerin analitik düşünme becerilerinin geliştirilmesinin Türkiye’nin geleceği açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Yavaş konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Satranç; sabırdır, öngörüdür, stratejidir, analizdir ve en önemlisi düşünme disiplinidir. Bugün burada gençlerimizin geliştirdiği analitik düşünme yeteneği, yarının dünyasında onları öne çıkaracak en güçlü becerilerden biri olacaktır." "Gençlerimize sadece bilgi değil, düşünme becerisi kazandırmalıyız" Eğitim sisteminde analitik düşünmeyi güçlendirecek modüllerin artırılması gerektiğine dikkat çeken Yavaş, ezber odaklı yaklaşımların yerini sorgulayan ve stratejik düşünebilen bireylerin yetişmesine bırakması gerektiğini belirtti. Yavaş konuşmasında şu değerlendirmede bulundu: "Gençlerimize sadece bilgi vermek yetmez. Onlara nasıl düşüneceklerini öğretmemiz gerekiyor. Çünkü güçlü birey; çok bilen değil, doğru düşünebilen bireydir." Atatürk vurgusu Konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün düşünce dünyasına da özel bir bölüm ayıran Ercan Yavaş, Atatürk’ün hayatı boyunca tam 3 bin 997 kitap okuyarak kendisini sürekli geliştirdiğini ve bu birikimi güçlü bir analiz ve sentez kabiliyetiyle birleştirdiğini ifade etti. Yavaş, "Atatürk hem okuyan hem de okuduğunu analiz eden, sorgulayan ve yeni sonuçlar üreten olağanüstü bir zihindi. İmkansız denilen savaşların kazanılmasının ve bir Cumhuriyetimizin kurulmasının arkasında da bu güçlü ve analitik düşünce sistemi vardı" dedi. "Geleceği düşünebilen nesiller inşa edecek" ANTGİAD olarak yalnızca iş dünyasına değil, gençlerin zihinsel gelişimine de yatırım yaptıklarını belirten Yavaş, geleceğin; analiz edebilen, strateji kurabilen ve çözüm üretebilen gençlerin omuzlarında yükseleceğini söyledi. Turnuva boyunca sporcuların centilmence mücadelesi büyük beğeni toplarken, aileler ve katılımcılar organizasyona yoğun ilgi gösterdi. Etkinlik sonunda dereceye giren öğrencilere ödülleri Başkan Ercan Yavaş tarafından takdim edildi.