GÜNDEM - 08 Ocak 2025 Çarşamba 10:29

Özel halk otobüsü esnafının İBB’den 3 milyar 600 milyon TL alacağı var

A
A
A

İstanbul’da ulaşım hizmeti veren özel halk otobüslerinin elde ettiği tüm yolcu geliri, İBB’nin eline geçiyor. Özel halk otobüsü esnafı ise kilometre başına performansa dayalı bir sistem ile gelirden pay alıyor. Otobüslerin araç, yakıt, personel ve benzeri giderlerini kendilerinin karşıladığını, kestikleri faturanın ve giderlerinin İBB’den aldıkları paydan daha az olduğunu ve bundan dolayı zarar girdiklerini belirten İstanbul Özel Halk Otobüsleri Esnaf Odası Başkanı Göksel Ovacık, özel halk otobüsü esnafının yaklaşık 3 milyar 600 milyon TL alacaklı olduğunu söyledi.

İstanbul’da toplu taşıma hizmeti veren Özel Halk Otobüsü esnafı, 2020 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile yapılan anlaşma sonrası İBB’ye bağlı olarak hizmet vermeye başladı. O anlaşmadan bu yana yolculardan elde edilen gelirin tümünün İBB’ye aktarıldığını belirten İstanbul Özel Halk Otobüsleri Esnaf Odası Başkanı Göksel Ovacık, performansa dayalı ve kilometre başına hesaplanan bir sisteme göre özel halk otobüsü esnafının bu gelirden pay aldığını söyledi. Özel halk otobüslerinin yakıt ve tamir giderini, personel gideri, araç gideri ve benzeri giderlerinin kendileri tarafından karşılandığını söyleyen Ovacık, kendilerinin karşıladıkları giderin ve kestikleri faturanın, İBB’den aldıkları paydan daha az olduğunu ve bundan dolayı zarara girdiklerini ve alacaklı olduklarını belirtti. İstanbul çapında taşıma hizmeti veren, esnaf odası bünyesinde 3 bin 41 özel halk otobüsünün ve yaklaşık 4 bin esnafın olduğunu belirten Ovacık, esnaf başına 1 milyon 200 bin TL ile 1 milyon 500 bin TL arasında olmak üzere, toplamda yaklaşık 3 milyar 600 milyon TL alacaklarının olduğunu söyledi.

Özel halk otobüsü esnafının İBB’den 3 milyar 600 milyon TL alacağı var

“Her ay kestiğimiz faturanın düşüğünü ala ala esnafın hemen hemen 1 milyon 200 ile 1 milyon 500 bin lira arasında alacağı oluştu”

İstanbul Özel Halk Otobüsleri Esnaf Odası Başkanı Göksel Ovacık, “Biz İstanbul’da 3 bin 41 araçla beraber günde 2 milyon yolcu taşıyan, İETT denetiminde çalışan Özel Halk Otobüsleri’yiz. Biz 2020 yılının sonunda bir sisteme geçtik. Sistem şu şekilde; bizim taşıdığımız yolcuların tüm toplanan paraları İBB alıyor. Biz de performansa dayalı ve kilometre başına bir sistemde para alıyoruz. Bu sistem ilk başladığımızda iyi gitti. Ama daha sonra git gide makas açıldı. Haliyle her ay kestiğimiz faturanın düşüğünü ala ala şu anda esnafın hemen hemen 1 milyon 200 ile 1 milyon 500 bin lira arasında alacağı oluştu. Toplamda 3 milyar 600 milyon lira alacak oluştu. Biz bunu hem Ekrem Başkan’dan hem de bürokratlardan şiddetle talep ediyoruz. Bizim esnaf bildiğiniz gibi arkada parası olan bir esnaf değil. Zaten kıt kanaat geçinen bir esnaf. Aracını tamir ettirecek, aracını değiştirecek, borçları harçları var, kredi kartları var, bunları ödemesi lazım. Haliyle daha sağlıklı şekilde toplu taşıma yapmamız için bunların mutlaka bir an önce ödenmesini talep ediyoruz. Zaman zaman esnafımız İBB’nin önüne de gidiyor, taleplerini iletiyor. Ama şimdiye kadar net bir çözüm olmadı” dedi.

Özel halk otobüsü esnafının İBB’den 3 milyar 600 milyon TL alacağı var

“Kişi başına 20 lira ama bizim araçlarımıza binen yolcudan ortalama 10.7 lira alıyoruz”

Ovacık, “UKOME’deki zam direkt bize yansımıyor. Orada iyi bir oran çıkması bizim İBB ile yapacağımız sözleşmedeki güncellemeyi etkiliyor. Haliyle biz havuza ne kadar para atarsak o kadar talep etmiş olacağız. Zam istemek dünyanın en zor işidir. Ama maalesef İstanbul’da ulaşım çok ucuz. Bir kişi başına 20 lira ama bizim araçlarımıza binen yolcudan ortalama 10.7 lira alıyoruz. Çünkü indirimliler var, abonman var, ücretsiz taşıdıklarımız var. Mesela taşıdığımız yolcuların yüzde 18, 20’sini tamamen ücretsiz taşıyoruz ve bu bizim cebimizden gidiyor. Dünyada ücretsiz hizmet yapan tek sektör biziz. Yakıtını biz alıyoruz, personelini biz veriyoruz, otobüsünü biz alıyoruz, her tür tamirat tadilatını biz yapıyoruz, ama halkı ücretsiz taşıyoruz. Hem merkezi hükümetten hem belediyeden mutlaka bu konuların halledilmesini talep ediyoruz. Bize destek olunması lazım. Belediyeden beklentimiz de 2025 yılında yapacağımız sözleşmede bize iyi bir oranda artış yapılması. Bu da bizim İstanbul halkına daha sağlıklı daha hızlı ve daha güvenilir toplu taşıma yapabilmemizi sağlayacaktır. Biz hak edişlerimizi alamazsak biz de haliyle bu araçları düzgün çalıştıramıyoruz ve yolcular mağdur oluyor” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Yaşar Üniversitesi’ne EBSO’dan anlamlı ödül Yaşar Üniversitesi’nin üniversite-sanayi iş birliğine katkı sağlayan çalışmaları sanayiciler tarafından ödüllendirildi. Üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi, bölgesel AR-GE kapasitesinin geliştirilmesi ve iyi uygulama örneklerinin görünür kılınarak ekosistemin teşvik edilmesi amacıyla, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen "Üniversite-Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri" sahiplerini buldu. Yaşar Üniversitesi, yenilikçi fikirlerle üniversite-sanayi iş birliğinin katma değere dönüşümüne olan desteklerinden dolayı "Üstün Hizmet Onur Ödülü"ne layık görüldü. Yaşar Üniversitesi ve May Agro Tohumculuk tarafından ortak olarak yürütülen "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" Üniversite- Sanayi İş Birliği kategorisinde ödül aldı. Ayrıca üniversite-sanayi iş birliğinin gelişerek güçlenmesine katkı sağladığı ve değer yarattığı için Yaşar Holding’e "Üstün Hizmet Ödülü" verildi. Teknoloji üssü EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar İzmir’in sanayisi ve üniversiteleri ile bir teknoloji üssü olabileceğini belirterek, "Üniversite-sanayi iş birliğinin tohumlarını 1986 yılında Ege Üniversitesi ile attık. Rotamız belli. Hedefimiz destekleyecek eğitim ve sonuç odaklı çalışma ile bu iş birliğini Türk sanayisini geliştirecek bir noktaya taşıdık. Birçok üniversite ile çalışmalar yürütüyoruz. Üniversitelerde bilgi var, sanayicide girişim var. Sanayiciler olarak üniversitelerdeki bu bilgiyi almaya hazırız. İzmir’de üniversiteler ve teknoloji merkezleri ile bu kentin bir teknoloji üssü haline gelmesi için hiçbir engel yok" dedi. "İş birliği genlerimizde var" Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, üniversitenin genlerinde sanayi ile iş birliği olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Kurucu vakfımızın arkasında birçok değerli sanayi kuruluşunu barındıran Yaşar Holding var. Üniversitemiz kurulurken bu iş birliği genlerinde vardı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın İzmir’de üniversite-sanayi iş birliği için görevlendirdiği akademisyenlerden biriyim. Bu amaçla hem organize sanayi bölgelerinde hem de kendi topluluğumuz içinde Ege Bölgesi’nin sanayi kuruluşları ile ortak çalışmalar yürütüyoruz. Çok güzel projelere imza atıldı. Ege Bölgesi Sanayi Odası’na çalışmalarımıza değer vererek ödüllendirdiği için teşekkür ederiz." "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" ile ‘Üniversite-Sanayi İş Birliği’ kategorisinde ödül alan May Agro Tohumculuk’un Ar-ge Müdürü Dr. İlker Özmen de, "Yaşar Üniversitesi ile drone ile verim tahminine dayalı bir proje geliştirdik. Pamuğun daha hasat edilmeden verimini tespit etmeyi amaçladık. Başarılı da olduk. Bu daha başlangıç pamuk hastalıkları gibi stres faktörleri ile ilgili çalışmalarımız devam edecek. Projemizin ödüle layık görülmesi bize motivasyon oldu" dedi. Yaşar Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Komesli ve May-Agro Tohumculuk San. ve Tic. A.Ş. Ar-Ge Mühendisi Dr. Aslı Keçeli ile yapay zeka destekli yazılımı geliştiren Yaşar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Süleyman Ünlütürk, yazılım sayesinde pamukta verimlilik artarken, üretim maliyeti ve risklerin azaldığını söyledi. Prof. Dr. Ünlütürk, "Çalışma, İHA ve yapay zeka teknolojilerinin tarımsal üretimde nasıl kullanılabileceğini ve bu teknolojilerin pamuk verimi tahmininde geleneksel yöntemlere göre sağladığı avantajları ortaya koyuyor. Bu yenilikçi yaklaşım, ile daha hasat etmeden verim tahmini yapılabiliyor" dedi. Yaşar Holding’e büyük onur Üstün Hizmet Ödülü’nü, Yaşar Holding adına alan Pınar Et ve Çamlı Yem Başkan Yardımcısı Tunç Tuncer, Yaşar Topluluğu olarak çalışmalarında her zaman bilimi öncelik olarak gördüklerini belirterek, "Yaşar Holding sanayinin öncü kuruluşlarının bir araya gelmesinden oluşuyor. Kuruluş felsefesinde bilim var. Mottosu "Bilim, Birlik, Başarı". Bilim ile sanayi birleşince başarı doğal bir sonuç. Şirketlerimiz ve Yaşar Üniversitesi de bu temel felsefe ile Kurucumuz ve Onursal Başkanımız Selçuk Yaşar’ın vizyonuyla hayata geçti. Bugün aldığımız ödüller bu yaklaşımın değerli bir göstergesi." diye konuştu.
Sakarya 46 yıl sonra ortaya çıktı: Gölet çöktü, su yer altından başka noktadan çıktı Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde yaklaşık 46 yıl önce kapatıldığı öğrenilen bir mağara, meydana gelen çökme sonrası yeniden ortaya çıktı. Gölet suyunun aniden boşalması ve farklı bir noktadan yeniden yüzeye çıkması mahallede tedirginliğe sebep oldu. Güven Mahallesi Dınbazlar Sokak’ta bulunan doğal oluşum gölette meydana gelen olayda, mağaradan gelen suyun içme suyunu karıştığı gerekçesiyle yaklaşık 46 yıl önce Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatılan mağaranın ağzında çökme meydana geldi. Çökmenin ardından göletteki su kısa sürede boşalırken, suyun yer altından ilerleyerek yaklaşık 1 kilometre uzaklıktaki Güven Mahallesi’nde bulunan bir su dere yatağından çıktığı gözlendi. Mahalle sakinleri, mağaranın köyün altından uzanan geniş bir yer altı hattına sahip olduğunu ve yıllar önce suyun içme kaynaklarına karışması sebebiyle Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatıldığını ifade etti. Yaşanan çökme ile birlikte yer altındaki su hareketliliğinin yeniden ortaya çıkması, bölgede benzer çökmelerin yaşanabileceği endişesini de beraberinde getirdi. Olay sonrası Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) ekipleri bölgede geniş çaplı inceleme başlattı. Ekipler, hem gölet çevresinde hem de mahallede farklı noktalarda kontroller gerçekleştirerek suyun akış yönü, zemin yapısı ve muhtemel risklere ilişkin teknik değerlendirmelerde çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca göletin büyük bir bölümünden suyun çekilmesiyle birlikte acı bir tablo da ortaya çıktı. Suyun çekilmesiyle birlikte gölette yaşayan çok sayıda balık akıntıyla yer altına sürüklenirken, bazı balıklar ise çekilen suyun ardından çamurda mahsur kaldı. Çökmeyle yok olan gölet ve çökme alanı dron ile görüntülendi.