EĞİTİM - 20 Ocak 2026 Salı 13:57

Özulaş’tan 1000 İETT Özel Halk Otobüsü şoförüne kapsamlı eğitim

A
A
A
Özulaş’tan 1000 İETT Özel Halk Otobüsü şoförüne kapsamlı eğitim

İstanbul’da toplu taşıma hizmet kalitesini ve trafik güvenliğini artırmak amacıyla Özulaş tarafından, İETT Özel Halk Otobüsleri bünyesinde görev yapan 1000 şoför ve çalışan için kapsamlı bir eğitim programı düzenlendi. Eğitimler kapsamında yolcu ile doğru iletişim, stres ve kriz yönetimi ve acil durumlara müdahale gibi pek çok önemli sorun için teorik ve uygulamalı çözümler değerlendirildi.


İstanbul’un toplu taşıma sisteminde güvenlik ve hizmet kalitesini artırmaya yönelik önemli bir adım olarak sektörünün köklü kuruluşlarından Özulaş tarafından, İETT Özel Halk Otobüsleri (ÖHO) bünyesinde görev yapan şoför ve saha personeline yönelik geniş kapsamlı bir eğitim programı hayata geçirildi. Bu kapsamda Türkiye Trafik Kazaları Önleme Derneği ve İETT Genel Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilen eğitim programına, Özulaş bünyesinde görev yapan yaklaşık 1000 şoför ve çalışan katıldı. Program kapsamında şoförlere trafik güvenliği ve kazaların önlenmesi, defansif ve güvenli sürüş teknikleri, yolcu ile doğru iletişim, stres ve kriz yönetimi, acil durumlara müdahale yöntemleri, mesleki farkındalık ile toplu taşımanın toplumsal sorumluluğu gibi başlıklarda teorik ve uygulamalı eğitimler verildi. Özulaş tarafından hayata geçirilen eğitim çalışmasının; İstanbul genelinde daha güvenli, daha bilinçli ve insan odaklı bir toplu taşıma anlayışının güçlenmesine katkı sağlaması ve sektöre örnek bir model oluşturması amaçlanıyor.



"Vatandaşlarla sözlü veya farklı bir temas sağlamadan işimizi yapma gayreti içerisinde olmalıyız"


Özulaş Yönetim Kurulu Başkanı Sedat Şahin, otobüs şoförlüğünün aynı zamanda bir ’kamu görevi’ olduğunu dile getirerek, trafikte en önemli noktanın öfke kontrolü ve stres yönetimi olduğunu vurguladı. Şahin, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:


"Bugün İETT Genel Müdürlüğü ve Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği ile birlikte çalışan şoför personel arkadaşlarımızı mevzuat ve mevcut işleyişle alakalı bilgilendirme ve eğitici bir çalışma düzenledik. Burada bizim en önemli önceliğimiz insan, çünkü insanla temas eden bir sektörüz. Bunun için de eğitimin zamanı yoktur, eğitimin süresi yoktur; her zaman eğitim diyoruz. Bugünkü etkinliğimizde de hem şoförlerimizin mevcut mevzuatıyla alakalı olarak, hem trafik güvenliği, öfke ve stres yönetimi ve diğer taraftan da İETT Genel Müdürlüğü’nün mevzuatıyla alakalı olarak bir eğitim çalışması olacak. Biz her zaman şoför arkadaşlarımıza, çalışanlarımıza şunu söylüyoruz: Vatandaşla hiçbir zaman trafikte hiçbir sorun ve problem yaşamalarını istemiyoruz. Çünkü bizim yapmış olduğumuz iş bir kamu görevi. Dolayısıyla bu bilinçle hareket etmelerini, mutlak kural hakimiyeti ve disipliniyle yollarına devam etmelerini özellikle istiyoruz. İstanbul 16 milyonluk bir şehir. Dolayısıyla vatandaşlarımızın öfke kontrolünü ve stres yönetimini bir nebze de bizlerin kontrol etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Vatandaşlarla da bu anlamda ’Sözlü veya farklı bir temas sağlamadan işimizi yapma gayreti içerisinde olmalıyız’ diyerek bütün şoför arkadaşlarımıza telkinde bulunuyoruz ve eğitimin amaçlarından bir tanesi de bu."



"Kazaların üç sebebi: İnsan, araç ve trafik"


İETT Genel Müdürlüğü Filo Yönetim Daire Başkanı Hasan Çelikdelen, trafikte kazaların büyük ölçüde insan faktöründen kaynaklandığına dikkat çekerek, "Kazalarla ilgili yapılan bu çalışmanın çok değerli olduğuna inanıyorum. Zaten kurumumuz da kazaları önleme konusunda çok ciddi faaliyetler yürütüyor. Kazaların üç sebepten meydana geldiğini biliyoruz: İnsan, araç ve trafik. Bu doğrultuda istatistiklere baktığımız zaman insan faktörünün kazalarda yaklaşık yüzde 98 seviyelerinde etkili olduğunu biliyoruz. Bunun için de özellikle eğilmemiz gereken noktanın insan faktörü olduğunu düşünerek eğitimlere ağırlık veriyoruz. Özellikle şoförlerimizde ve diğer kesimi de bilgilendirerek çalışmalarımıza etkin bir şekilde devam ediyoruz. Kazalarda proaktif yaklaşımın önemli olduğunu düşünüyoruz ve bu konudaki çalışmalarımız devam ediyor" şeklinde konuştu.



"ÖHO şoförlerinin İETT şoförleri kadar iyi hizmet verebilmesi için bu eğitimler çok önemli"


İstanbul’da hizmet veren 3 bin 41 özel halk otobüsünün teknik koordinatörlüğünü yapan inşaat Yüksek Mühendisi Cengiz Uncu, trafik kazalarının önüne geçebilmek adına otobüs şoförlerine verilen eğitimlerin çok önemli olduğunu belirterek, "Trafik güvenliği anlamında önemli çalışmalar yaptık. Bu anlamda Özulaş’ın da trafik kazalarını önleme konusunda böyle bir çalışma yapması çok değerli. Özellikle Özel Halk Otobüsü şoförlerinin, İETT Genel Müdürlüğü şoförleri kadar eğitimli ve halk gözünde iyi hizmet verebilmesi için başkanımıza bu çalışmasından dolayı teşekkür ediyorum" dedi.



"Bizim için öncelik, İstanbul’da vatandaşın can ve mal güvenliğidir"


Son olarak İstanbul Öze Halk Otobüsleri Esnaf Odası Başkanı Erhan Güneş, İstanbul’da 3 bin 41 özel halk otobüsünün kesintisiz olarak hizmet verdiğini ve buradaki en önemli sorumluluğun vatandaşların can ve mal güvenliği olduğunun altını çizerek, şunları söyledi:


"Biz burada 3 bin 41 araçtan sorumluyuz. 3 bin 41 araç İstanbul’da sabahın 4’ünden gece yarılarına kadar sürekli hizmet vermektedir. Bizim üzerimize düşen en önemli sorumluluk; taşıma yaparken çevreye, insana zarar vermeyecek bir şekilde şoförlerimizin dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirerek, seyir halinde minimum kazaya karışmayacak şekilde hareket etmelerini sağlamamız. Bunun için de Özulaş öncülüğünde bir eğitim programı verilmekte ve bu eğitim programı çok önemli. İstanbul, dünyanın belli başlı metropolleriyle yarışan; New York gibi, Londra gibi şehirlerle yarışan dinamik bir şehir. Burada vatandaşımızın can ve mal güvenliği bizim için öncelikli. Can ve mal güvenliğinin sağlanması için de bu eğitimlerimiz devam edecek. Özulaş şirketimiz bunu başlattı, diğer şirketlerimiz de başlayacaklar. İETT Genel Müdürlüğü’nün koordinesinde daha iyi eğitimlere vesile olacağına inanıyorum. Bizim için öncelik, İstanbul’da vatandaşın can ve mal güvenliğidir."



Trafik Kazaları Önleme Derneği Başkanı Onur Orhun düzenlenen eğitimle ilgili olarak; "Derneğimizin misyonu trafik kazaları olamadan önce önlemek. Buradaki eğitim de bu amaçla yaptığımız çalışmalardan birisi. Türkiye’de kaza saylarında her yıl ’yüzde on’ luk bir artış var. Bu konuda ciddi çalışmalar yapılması lazım. Bu çerçevede Özulaş öncülüğünde düzenlenen eğitim programında hedefimiz özel halk otobüslerinin buna öncü olması ve trafik kazalarının azaltılması yönünde" dedi.



Özulaş’tan 1000 İETT Özel Halk Otobüsü şoförüne kapsamlı eğitim

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Geri dönüşümlü ambalajlar tercih edilerek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanıyor Diyarbakırlı iş adamı Volkan Beşenk, ambalaj sektöründe geri dönüşümlü ambalaj üreterek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanmasına vesile oluyor. Dünyanın birçok ülkesine doğa dostu ürünler ile hitap eden Worldpack ambalaj firması, Türkiye’de de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Doğada çözülebilen geri dönüşümlü ürünler ile Türkiye piyasasında kısa sürede doğa dostu ürünleriyle farkındalık oluşturdu. Worldpack Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Beşenk, 2010 yılında ambalaj üreterek başladıklarını, daha sonra odak noktalarını gıda ambalajlarına yönelttiklerini söyledi. Gıdayla temas edebilen ambalajlar üretmeye başladıklarını belirten Beşenk, üretimlerinin şu anda bu alanda devam ettiğini ifade etti. Ayrıca ham madde imalatını da yaptıklarını aktaran Beşenk, "Yurt dışında fabrikalarla anlaşmamız mevcut. Ürettiğimiz ambalajlar yüzde 100 selülozdan imal edilmekte. Bu vesile ile direkt gıda ile temas edebilme özelliğine sahip. Ürünlerimiz tek kullanımlık. Kullanım yapıldıktan sonra geri dönüştürülüp gıda harici farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Örneğin tekstil, taşıma çantaları, elektronik eşya kutuları gibi ürünlerde geri dönüştürülmüş şekilde kullanılabiliyor" dedi. Ürünlerin, doğada birebir çözülebilen ürünler olduğunu kaydeden Beşenk, "Türkiye’de geri dönüşüm fabrikaları kuruldu. Ürünün niteliği değiştirilerek farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Aynı üründen böylece daha fazla katma değer oluşturabiliyoruz. Geri dönüşüm yapan insanların çevre duyarlılığı biraz daha fazla oluyor. Ürünlerimiz ormanlardan elde edilen selülozla elde ediliyor. Geri dönüşüm yaptığınız zaman bu ormanlara dokunmuyorsunuz. Su, ağaç, enerji tasarrufları sağlıyorsunuz. Halkımızın ambalaj konusunda biraz daha bilinçlenmesini istiyorum" diye konuştu.
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.