SAĞLIK - 19 Şubat 2025 Çarşamba 10:47

"Protein içeren besinler mutluluk hormonunu artırıyor"

A
A
A
"Protein içeren besinler mutluluk hormonunu artırıyor"

Bazı besinleri tüketerek mutluluk hormonunun artırılabileceğini belirten Diyetisyen Serkan Aksoy, "Hindi, balık, yumurta ve yoğurt gibi protein açısından zengin gıdaları tüketmek dopamin seviyelerini artırırken; yaban mersini, kuru erik, muz gibi meyveler de dopamini dengeleyen ve mutluluk veren besinlerdir. Serotonin üretimi içinse karbonhidratlar, özellikle yulaf ve kahverengi pirinç gibi tam tahıllar iyi bir seçenektir" dedi.



İstinye Üniversite Hastanesi Liv Hospital Bahçeşehir’den Diyetisyen Serkan Aksoy, mutluluk hormonlarına iyi gelen besinler konusunda açıklamalarda bulundu. Mutluluk hormonunun ne olduğundan bahseden Dyt. Aksoy, "Mutluluk hormonları, kişiye canlılık ve zindelik duygusu veren nörotransmiterlerdir. Kısaca, beyine salgılanan kimyasallardır ve kendimizi iyi hissetmemizi, huzurlu ve mutlu olmamızı sağlarlar. Dopamin, serotonin, oksitosin ve endorfin mutluluk hormonlarıdır. Dopamin, ödül hormonu olarak da bilinir ve bir şey başarıldığında ya da hedeflere yaklaştığında salgılanır, böylece bizi mutlu eder. Serotonin, ruh halini dengelemeye yardımcı olur ve güneş ışığı, egzersiz gibi faktörlerle artar, bu da kendimizi daha sakin ve huzurlu hissetmemizi sağlar. Oksitosin, bağlanma hormonu olup, insan ilişkilerimizi güçlendirir; sevdiklerimizle vakit geçirmek, bu hormonu artırır. Son olarak endorfin, doğal ağrı kesiciler olup egzersiz, gülme gibi aktivitelerle salgılanır ve mutluluk patlamaları oluşturur. Bu dört hormon bir arada çalışarak, genel olarak daha mutlu ve dengeli bir ruh haline sahip olmamıza yardımcı olur. Egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek ve sevdiklerimizle vakit geçirmek gibi aktiviteler, bu hormonların seviyesini artırarak mutluluğumuzu da artırırlar" ifadelerini kullandı.



"Mutluluk veren besinler"


Mutluluk hormonlarını artıran besinlere dikkat çeken Dyt. Aksoy, "Hindi, balık, yumurta ve yoğurt gibi protein açısından zengin gıdaları tüketmek dopamin seviyelerini artırırken; yaban mersini, kuru erik, muz gibi meyveler de dopamini dengeleyen ve mutluluk veren besinlerdir. Serotonin üretimi içinse karbonhidratlar, özellikle yulaf ve kahverengi pirinç gibi tam tahıllar iyi bir seçenektir. Ayrıca, triptofandan zengin yiyecekler; yoğurt, peynir gibi besinler ile muz, avokado ve badem gibi B6 zengini gıdalar da serotonin üretimini destekler. Oksitosin salgısını artıran besinler arasında C vitamini açısından zengin portakal, kivi, biber, maydanoz ve brokoli gibi gıdalar yer alırken, magnezyum içeren ıspanak ve badem de bu hormonun seviyesini yükseltebilir. Son olarak, endorfin için bitter çikolata ve acı biber gibi baharatlar harika seçeneklerdir" şeklinde konuştu.



"Mutluluk hormonu ve beslenme ilişkisi"


Yediklerimiz ve içtiklerimizin, ruh halimizi doğrudan etkilediğine değinen Dyt. Aksoy, "Dengeli ve yeterli beslenme, kendimizi mutlu, huzurlu ve enerjik hissetmemize yardımcı olan kimyasalların vücutta daha fazla salgılanmasını sağlar. Sağlıklı karbonhidratlar, proteinler ve bazı vitaminler, ruhsal olarak kendimizi daha iyi hissetmemize ve stresle daha kolay başa çıkmamıza yardımcı olurlar" dedi.



"Mutluluk hormonunu olumsuz etkileyen besinler"


Bazı besinlerin ise ruh halimizi olumsuz etkileyebileceğini kaydeden Dyt. Aksoy, "Aşırı şekerli yiyecekler ve içecekler, kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açarak enerjimizi düşürebilir ve ruh halimizi bozabilir. Fast food ve işlenmiş gıdalar da beyin fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Fazla kafein, şekerli içecekler başlangıçta rahatlatıcı gelse de uzun vadede depresyon ve anksiyete riskini artırabilir. Ayrıca, yapay tatlandırıcılar da ruh halini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu tür gıdalardan kaçınmak, daha dengeli bir ruh hali için önemlidir" açıklamasında bulundu.



"Su kaybı olumsuz etki yapar"


Su içmenin, aslında ruh halimizi doğrudan etkileyen bir durum olduğunu belirten Dyt. Aksoy, "Yeterince su içtiğimizde, beynimiz daha iyi çalıştığından kendimizi daha odaklanmış ve enerjik hissederiz. Fakat vücudumuz susuz kaldığımızda yorgun, sinirli ve depresif bir hal alır. Dehidrasyon, yani vücudun susuz kalması mutluluk hormonlarının düzgün çalışmasını engelleyerek ruh halimizi olumsuz etkiler. Yeterli su içerek sadece fiziksel sağlığımız için değil, zihinsel sağlığımız için de yatırım yapmış oluruz" dedi.



"Dengeli bir diyet oldukça önemli"


Mutluluk hormonlarını artırmak için dengeli bir diyetin oldukça önemli olduğunu söyleyen Dyt. Aksoy, şu bilgileri paylaştı: "Kahvaltıda, serotonin üretimini destekleyen yulaf gibi tam tahıllar ve dopamin artırıcı yumurta gibi proteinler tercih edebilirsiniz. Ara öğünlerde bitter çikolata ve meyve, özellikle muz ve yaban mersini, ruh halinizi iyileştirebilir. Öğle yemeğinde kompleks karbonhidratlar (bulgur, kahverengi pirinç) ve yeşil sebzelerle desteklenmiş sağlıklı yağlar (avokado, zeytinyağı), akşam yemeğinde ise protein kaynaklarından; balık, hindi, yoğurt gibi besinler mutluluğunuzu artırabilir. Ayrıca, yeşil çay ve bol su içmek de beyninizin ve vücudunuzun daha sağlıklı çalışmasına yardımcı olur. Bu besinler, sadece vücudumuza değil, zihinsel sağlığınıza da iyi gelir."



"Mutluluk hormonunu artıran yemek tarifi önerisi"


Dyt. Aksoy, mutluluk hormonunu artıracak yemek tarifi önerisinde bulunarak sözlerini tamamladı: "Fırınlanmış Tatlı Patates ve Yumurta: Tatlı patates, lif içerdiği için serotonin üretimine yardımcı olur ve uzun süre tok kalmanıza katkı sağlar. Yumurta ise dopamin üretimini artırarak enerjinizi yükseltir ve zihinsel sağlığınızı destekler. Öncelikle tatlı patatesi soyup dilimleyin ve fırın tepsisine dizin. Üzerine biraz zeytinyağı, tuz ve karabiber serpip 200 derecede yaklaşık 30 dakika fırınlayın ve pişme süresi tamamlandığında üzerine bir veya iki yumurta kırın ve tekrar fırına verin, yumurtalar sevdiğiniz kıvama gelene kadar pişirin. Bu tarif, hem ruh halinizi hem de vücudunuzu besleyerek kendinizi iyi hissettirecektir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya TUR’da Patara - Kemer etabını Casper Van Uden kazandı 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun 180.7 kilometrelik Patara-Kemer etabını Team Picnic Postnl Takımı’ndan Casper Van Uden 4 saat 6 dakika 9 saniye ile kazandı 61.Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun Patara-Kemer startına 153 sporcu imza atarak iştirak etti. 11.47’de verilen gerçek startla birlikte anında kaçışlar başladı. Astana takımından Lev Gonov ile Alpecin takımından Tim Marsman’ın 5’inci kilometredeki kaçışları fazla uzun sürmedi. Daha sonra Total Energies takımından Geoffrey Bouchard ile Muğla Büyükşehir Belediyespor’dan Rudolf Remkhi bir kaçış denemesinde bulundu. 16’ncı kilometre böyle geçildi. Etap, tırmanışlarla seyrelen pelotonun sprinti ile sona erdi. Picnic-PostNL takımından Hollandalı Casper van Uden, Mayıs 2025’teki İtalya Turu’nun ardından ilk kez bir etap zaferine erişti. Bu aynı zamanda Picnic-PostNL’in bu sezondaki ilk galibiyeti oldu. Etabı MBH Bank CSB Telecom Fort takımından Polonyalı Marcin Budziski ikinci bitirirken Bardiani CSF 7 Saber takımından Özbek Nikita Tsvetkov üçüncü oldu. 61.Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun gerek genel klasman gerekse takım birincisini muhtemelen tayin edecek ikinci tırmanış etabı yarın koşulacak. Antalya-Feslikan etabı 127.9 kilometre olarak belirlendi. Etabın başlama saati 12.15. Turkuaz Mayoyu Khern Pharma takımından Ivan Ramiro Sosa taşıyacak.
Kastamonu Başkan Kavaklıgil, Tosya’daki maden arama sürecini gündeme taşıdı Tosya Belediye Başkanı Volkan Kavaklıgil, Tosya ilçesinde hem içme suyu hem de sulama suyu olarak kullanılan ve yeraltı barajının da yer aldığı Berçin köyü çevresinde maden arama için ruhsatlandırma sürecinin titizlikle incelenerek verilmesini talep etti. Tosya Belediye Başkanı Volkan Kavaklıgil, Kastamonu Valisi Meftun Dallı başkanlığında gerçekleştirilen 2026 Yılı İl Koordinasyon Kurulu 2. Toplantısı’nda Tosya ilçesini yakından ilgilendiren konuları gündeme taşıdı. Toplantıda konuşan Başkan Kavaklıgil, "Nisan ayı içerisinde Tosya’nın Berçin köyü çevresinde yaklaşık bin 71 hektarlık bir alanda maden arama izni ya da ruhsatı ihaleye çıkıyor ve bir firma tarafından alınıyor. Tabii bu alan, Devlet Su İşleri Bölge Müdürümüzün de bildiği üzere, Tosya’nın hem içme suyu kaynağının bulunduğu, hem arıtma tesisinin olduğu, hem içme suyu yeraltı barajının yer aldığı hem de yaklaşık 3 bin 500-4 bin bağın sulama suyunun güzergahının tam merkezinde bulunan bir alan. Bu durum toplum içerisinde farklı algılar oluşturuyor. İnsanlar, farklı noktalarda yanlış bilgiler edinerek bu konuyla ilgili farklı organizasyonlara yönlendiriliyor. Şu an için elimizdeki bilgi, bunun sadece sondaj ya da aramayla ilgili bir ruhsat olduğu yönünde. İlerleyen süreçlerde ise çıkarma ve işleme aşamaları için diğer kurumların da görüşleri alınarak bir organizasyon ortaya çıkacaktır. Biz burada hem bir ön alma hem de ilçemizin o bölgesindeki hassasiyetin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğümüz, Devlet Su İşleri, Orman Bölge Müdürlüğümüz ve Özel İdaremiz tarafından bilinmesi adına bu konuyu dile getiriyoruz. Bunu bir ön bilgilendirme olarak değerlendirirseniz memnun oluruz. Çünkü söz konusu alan hem su kaynaklarımızın bulunduğu hem bağ ve bahçe alanlarımızın sulandığı hem de Devlet Su İşleri ve Tosya Belediyemizin ciddi yatırımlarının yer aldığı bir bölgedir. Ruhsatlandırma aşamasından, çıkarma ve işleme aşamasına geçilirken istenecek belgeler ve kurumlarımızın öncelikleri doğrultusunda süreç titizlikle incelenecektir. Ancak bu hassasiyetin şimdiden gözetilmesinde büyük fayda vardır" dedi. Konuyla ilgili provakasyon yapıldığına dikkat çeken Kavaklıgil, "Ancak şunun da altını çizmek isterim ki bu tür işletmelerde doğabilecek en ufak bir aksaklık ya da ihmal, doğaya ve bölge halkına ciddi zararlar verebilir. Bunun bilincindeyiz. Bu nedenle ilgili tüm kurumlarımızın sürecin en başından itibaren bu hassasiyeti gözetmelerini özellikle istirham ediyoruz. Biz de Tosya Belediye Başkanlığı olarak hem memleketimize hem de ülkemize ekonomik katkı sağlayacak, aynı zamanda doğasını ve çevresini koruyacak her türlü organizasyonun içerisinde yer alacağız. Ancak aksi bir durumda yöremizi, insanımızı ve hayati ihtiyaçlarımızı korumak bizim vicdani sorumluluğumuzdur. Bu sürecin de yakından takipçisi olacağız" diye konuştu.