ASAYİŞ - 11 Şubat 2026 Çarşamba 16:46

Sedef Güler’in ölümüne ilişkin davada dosya mütalaaya gönderildi

A
A
A
Sedef Güler’in ölümüne ilişkin davada dosya mütalaaya gönderildi

Büyükçekmece’de denizde elleri ve ayakları bağlı, halıya sarılı halde cansız bedeni bulunan Sedef Güler’in öldürülmesine ilişkin 3 sanığın yargılandığı davada dosya, esasa ilişkin mütalaasını hazırlaması için Cumhuriyet Savcısına gönderildi.


Büyükçekmece Mimar Sinan Sahili’nde 7 Haziran 2024 tarihinde denizde elleri ve ayakları bağlı, halıya sarılmış ve ağırlık bağlanmış şekilde bir kadın cesedi bulunmuştu. Hayatını kaybeden kadının 24 yaşındaki Sedef Güler olduğu tespit edilerek 3 sanık hakkında iddianame düzenlenmişti. Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sanıkların yargılanmasına devam edildi. Duruşmada, tutuklu sanıklar Fırat Baykara ve ile Sedef Güler’in müşteki annesi Gülizar Sezer ve tarafların avukatları hazır bulundu. Bir diğer tutuklu sanık Yavuz Güngör ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.



"Sedef ile uzaktan yakından alakam yok"


Olay tarihinde, Güler’in öldürüldüğü apartman dairesinin alt katında yaşayan ve ‘tanık’ sıfatıyla beyanda bulunan Abdurrahman Yıldırım, sanıkları tanımadığı aktardı. Beyanda bulunan müşteki anne Gülüzar Sezer, "Bütün eksikler giderilsin evladımın adaletini istiyorum" dedi.


Savunma yapan tutuklu sanık Fırat Baykara, "Suçlu olan insan yalan söyler. Benim Sedef ile uzaktan yakından alakam yok aileyi tanımam, Sedef’in ismimi ilk kez mahkemede duydum" dedi. Sanık Yavuz Güngör ise bir önceki savunmalarını tekrar ederek mahkemeden beraatını istedi.


Savunma yapan sanık avukatları, müvekkillerinin beraatını talep ederken, müşteki avukatları, yargılama sürecinde eksikliğin bulunmadığını ve en ağır şekilde ceza çıkacak şekilde davanın karara bağlanmasını istedi.



Dosya mütalaaya gönderildi


Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, esasa ilişkin mütalaasını hazırlamak üzere dosyanın Cumhuriyet Savcısına gönderilmesine hükmederek, duruşmayı erteledi.



İddianameden


Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Fırat Baykara, Yavuz Güngör ve Yiğit Hüseyin Ayvalık şüpheli sıfatıyla yer aldı. İddianamede denizde cansız bedeni bulunan Sedef Güler’in halıya sarıldığı, ellerinin koli bandı, ayaklarının ise zincir ve dambıl ile bağlandığının tespit edildiği belirtildi. Sedef Güler’in cansız bedeninin sarılı olduğu halı üzerinde halı yıkama fabrikası etiketi bulunduğu da iddianamede aktarıldı. Polis ekiplerince etiketteki firmaya gidildiğinde halının Zafer E. isimli kişi tarafından verildiği ifade edildi. Emniyet güçleri tarafından ifadesi alınan Zafer E. emlak işi yaptığını söyleyerek halının bulunduğu evi Fırat Baykara’ya kiraladığını anlattı. Halının bulunduğu evin Baykara tarafından kiralandığı ve Yavuz Güngör isimli sanık ile beraber kullanıldığı da soruşturma aşamasında tespit edildi. Yapılan incelemelerde 4 Haziran günü bir şahsın araç ile Sedef Güler’i Yavuz Güngör’ün kızı ile birlikte yaşadığı ikamete bıraktığı iddianamede belirtildi. Burada Sedef Güler ile Yavuz Güngör’ün kızı Y.H.G. arasında tartışma çıktığı ve Yavuz Güngör’ün Sedef Güler ile beraber Fırat Baykara adına kiralanan eve gittiği kaydedildi. Fırat Baykara’nın sonradan eve geldiği iddianamede açıklandı. Yavuz Güngör ve Fırat Baykara’nın Sedef Güler’i tespit edilemeyen bir nedenden dolayı burada öldürdükleri, cesedi yok etmek için plan yaptıkları ve bir gün sonra buluşmak üzere evden ayrıldıkları iddianamede aktarıldı. Sanıkların 6 Haziran’da tekrar buluştukları ve maktulün cesedini koyacakları valizi, zinciri ve ağırlığı aldıkları da iddianamede ifade edildi. Yavuz Güngör ve Fırat Baykara’nın Sedef Güler’in ellerini koli bandı ile bağladığı, halıya sardığı, ayaklarını zincir ve dambıl ile bağlayıp Mimar Sinan Köprüsü’nden aşağıya attıkları da iddianamede kaydedildi.


İddianamede, Yavuz Güngör’ün Yiğit Hüseyin Ayvalık aracılığıyla Yunanistan’a gönderildiği ancak daha sonra bir şekilde ülkeye iadesi sağlandığı ve Güngör’ün Edirne’de yakalandığı belirtildi. Sedef Güler’in Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan otopsi işleminin sonucunda ölüm nedeninin belirlenemediği belirtildi. Öte yandan Adli Tıp Kurumu 1 İhtisas Dairesi’nin incelemesinde maktulün kanında uyuşturucu madde bulunduğu, ölümünün uyuşturucu, uyarıcı madde sonucu meydana gelmiş olabileceği ancak baş, boyun bölgesinde ileri derecede çürüme nedeniyle yumuşak dokularında ayrıntılı analiz yapılamadığı yönünde değerlendirme yapıldı. İddianamede Fırat Baykara ve Yavuz Güngör’ün ‘nitelikli kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi. Yiğit Hüseyin Ayvalık’ın ise Yavuz Güngör’ün yurt dışına kaçmasına yardım etmesi gerekçesiyle ‘suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapsi istendi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bartın Bartın’da gençler ilk kez aşk acısını dindiren şelaleyi gördü Bartın’da 19 Mayıs Gençlik Haftası kapsamında gençler, Küre Dağları Milli Parkı’nın eşsiz doğasında gerçekleştirilen doğa yürüyüşü ile aşk acısını dindiren şelale olarak bilinen Ulukaya Şelalesi’ni ilk kez gördü. Gençlerle birlikte Ulukaya Kanyonu’ndan şelaleye uzanan yaklaşık 7 kilometrelik yolu yürüyen eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, açıklamaları esnasında yağmur bastırınca soru soran gazetecilere, ’’Biraz daha yağmurun altında kalırsak hastaneye ihtiyacımız olacak’ diyerek espri yaptı. 19 Mayıs Gençlik Haftası kapsamında Bartın’da Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından Drahna Vadisi’ndeki bayraklı tepeden Ulukaya Şelalesi’ne giden yaklaşık 7 kilometrelik yolda doğa yürüyüşü gerçekleştirildi. Yürüyüşe üniversite ve lise öğrencilerinin yanı sıra Bartın Valisi Nurtaç Arslan, AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Ziya Aldatmaz, önceki dönem Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ulus Kaymakamı Fırat Kadiroğlu, belediye başkanları, il ve ilçe protokolü de katıldı. Bayraklı tepede buluşan doğa severler, Küre Dağları Milli Parkı’nda yer alan Drahna Vadisi’nden Ulukaya Kanyonu, Ulukaya Şelalesi’ne uzanan kilometrelerce yola yürüdü. Güneşli havada eşsiz doğada yürüyen grup, bölgedeki endemik ve nadir görülen bitki türlerini de yakından gördü. Yürüyüş yapılan bölgede çocukluğunu geçirdiğini belirten Yılmaz Tunç, gençlerle birlikte yıllar önce gezip dolaştığı yerleri yeniden görmenin mutluluğunu yaşadı. Katılımcılara bölgeyi ve hatıralarını anlatan Tunç, çocukken yüzdükleri çayda ise elini yüzünü yıkadı. Yürüyüşün son düzlüğünde doğa severler aşk acısını dindiren şelale olarak ünlenen Ulukaya Şelalesi’ne ulaştı. İhtişamlı kayaların arasından görkemli bir şekilde akan şelalenin de önünden geçildiği yürüyüş, Küre Dağları Milli Parkı Ziyaretçi Merkezi’nde son buldu. Yürüyüş boyunca sık sık resim çekilen gençlere köfte ekmek ikram edildi. Yılmaz Tunç, burada yaptığı açıklamada ziyaretçi merkezine dönüştürülen alanın eskiden kendisinin de okuduğu ilkokul olduğunu ifade etti. Tunç, tüm gençlerin 19 Mayıs Cumhuriyet Bayramı’nı da kutladı. Açıklamalar esnasında bastıran yağmur nedeniyle zor anlar yaşayan Yılmaz Tunç, Bartın’daki hastanelerin yeni binaya taşınması ile ilgili soruya da cevap verdi. Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ile taşınmanın başlandığını belirten Tunç, Bartın Devlet Hastanesi ile taşınmanın sona ereceğini kaydetti. Tunç, şiddetini arttıran yağmura rağmen soru sormak isteyen gazetecilere, ’’Biraz daha yağmurun altında kalırsak hastaneye ihtiyacımız olacak" diyerek espri yaptı. Tunç’un esprisi yanındaki Vali Arslan ve gazetecileri güldürdü. Adalet Bakanlığına yapılacak alımlarla ilgili soruya da cevap veren Tunç, aranan şartları sağlayan gençlerin bir an önce başvurularını yapmalarını söyledi. Tunç ve berberindeki protokol daha sonra alandan ayrılırken, gençler ise bölgedeki kamp ve etkinliklerine devam etti.
İstanbul Gaziosmanpaşa’da "Sokak Stili Graffiti Festivali" renkli görüntülere sahne oldu Gaziosmanpaşa Belediyesi, sokak sanatı ile müziğin buluştuğu sıra dışı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. "Sokak Stili Graffiti Festivali", iki gün boyunca yerli ve uluslararası graffiti sanatçılarını bir araya getirdi. Sanatçıların performanslarını ziyaretçilerin önünde sergilediği etkinlik, canlı ve renkli bir atmosferde geçti. Gaziosmanpaşa Belediyesi tarafından "Sokak Stili Graffiti Festivali" düzenlendi. Festivale Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Vekili Eray Karadeniz, çok sayıda sanatçı, sanatsever ve vatandaş katıldı. İki gün boyunca yerli ve uluslararası graffiti sanatçılarını bir araya getiren etkinlik için Gaziosmanpaşa Meydanı’nda belediye bahçesini çevreleyen özel duvarlar oluşturuldu. Birbirinden güzel, rengarenk eserlerin ortaya çıktığı çalışmalarda sanatçılar, meydanı adeta bir açık hava sanat galerisine dönüştürdü. Vatandaşlar, ortaya çıkan eserleri yakından inceleme fırsatı buldu. Festival kapsamında gerçekleştirilen DJ performansları, canlı müzik etkinlikleri ve breakdance gösterileri de özellikle gençlerden büyük ilgi gördü. Hip-hop kültürünün farklı disiplinlerini bir araya getiren organizasyon, renkli ve enerjisi yüksek anlara sahne oldu. Katılımcılar, sanatçılarla birebir sohbet ederek, graffitilere dair bilgi aldı. Festivalde uluslararası ve yerli birçok önemli isim yer aldı. Turbo (Tunç Dindaş) ve Amok156 (Veysel Önder), Türk graffiti kültürünün doğmasını sağlayan kurucu isimler olarak Sokak Stili Graffiti Festivali’nde aynı kadroda buluştu. 1985’ten beri üretim yapan Türkiye’nin ilk graffiti sanatçılarından biri olan Turbo ile 1980’lerde Berlin Duvarı üzerinde yaptığı işler ve Berlin graffiti sahnesindeki etkisiyle Türk graffiti kültürünün Almanya hattını şekillendiren isimlerden biri olan Amok156, bu kültürün iki farklı şehirde paralel biçimde gelişmesini sağlayan önemli isimler olarak festivale büyük katkı sağladı. Gaziosmanpaşa’nın sokaklarında yıllardır üretim yapan WTK Crew’un öne çıkan ismi MCROY da festivalde yer alan sanatçılar arasındaydı. MCROY, festival kadrosunda hem WTK üyeliğiyle hem kendi tag’iyle yer alarak iki gün boyunca üretim yaptı. Türkçe rap’in tanınmış MC ve prodüktörlerinden Da Poet (Ozan Erdoğan), Sokak Stili Grafiti Festivali’nde yıllar sonra hem DJ setinde hem de writer kadrosunda yer aldı. Festivalde Da Poet’in aynı anda DJ ve writer kimliğiyle yer alması, hip-hop kültürünün temel elementlerinin tek bir sanatçıda buluştuğu dikkat çekici anlardan biri oldu. Sokak stilinin dört çocuk sanatçısı festivalde yer aldı Sokak Stili Graffiti Festivali’nin çocuk sanatçı kadrosundaki DOĞA, MAEN JR, TUANA ve ZRA, festival alanında kendilerine ayrılan bölümlerde üretim yaptı. Çocuklar kendi sanatlarını icra ederken, aynı zamanda deneyimli isimlerle bir arada çalışma imkanı buldu. Çocuk sanatçıların yanında babaları da yer aldı. Kuşaklar arası bağı güçlendiren etkinlik, baba-çocuk ve usta-çırak ilişkileri üzerinden devam eden kültürün yansımalarını da gözler önüne serdi. İstanbul’da uzun yıllar sonra bu kapsamda gerçekleştirilen ilk graffiti festivali olma özelliği taşıyan etkinlik, her yaştan ziyaretçinin katılımıyla tamamlandı. Festival boyunca ortaya çıkan eserler büyük beğeni toplarken, organizasyon Gaziosmanpaşa’nın kültürel hayatına ayrı bir renk kattı. "Çok güzel eserler çıktı ortaya" Festivalde güzel eserler çıktığını belirten Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Vekili Eray Karadeniz, "Gaziosmanpaşa’da dün başladığımız, bugün devam eden, iki gün sürecek graffiti festivalimiz Sokak Stili 2026 ismiyle ve gerçekten dünyaca ünlü graffiti sanatçılarıyla çalıştığımız, İstanbul’da yıllar sonra -belki 2014’teydi yanlış hatırlamıyorsam en son yapılan- 12 sene sonra yapılmış bu denli büyük ve, eee, güzel bir organizasyon oldu. Gerçekten 70’e yakın sanatçımız var. Bunların 46 tanesi graffiti sanatçısı ve bu anlamda dünyaca ünlü Türk sanatçılarımız var. Amok956 gibi, Russell gibi, Copic Star gibi, Dopet gibi arkadaşlarımız bugün burada sahne aldılar, sanatlarını icra ettiler. Ve 4 nesil graffiticiyi bugün bir arada toplamış olduk. 10 yaşında arkadaşımız da boyuyor, işte ilk eserini 80’li yıllarda, 85’te icra etmiş arkadaşlarımız da bugün boyadılar burada. Ve gerçekten çok güzel eserler çıktı ortaya" dedi. Festivali düzenli olarak yapmak istediklerini ifade eden Karadeniz, "Bizim niyetimiz inşallah önümüzdeki süreçte bu graffiti festivalini, tekrarını düzenlemek, hatta mümkünse düzenli olarak yapmak, yıllara yaymak. Gerçekten zannediyorum genç arkadaşlarımız artık duygularını, hislerini bu sanatla yansıtıyorlar. 19. yüzyılda insanların hislerini yansıtmaları farklı bir yollaydı, bugün başka bir yol var. Ve biz gençlerimizin hissini, fikrini, duygusunu, düşüncesini her zaman çok önemsiyoruz. Dolayısıyla da ben katılım sağlayan tüm arkadaşlarımıza, tüm sanatçılarımıza, organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Önümüzdeki yıllarda da daha büyüklerini yapmayı ümit ediyorum. Ve hem Gaziosmanpaşa’dan hem de dışarıdan, çevre ilçelerden gelen misafirlerimize de teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu. "Toplamda 70 tane sanatçı arkadaşımız arka plan, ön plan çalıştılar" Karadeniz, "Toplamda 70 tane sanatçı arkadaşımız arka plan, ön plan çalıştılar. Gerçekten yoğun bir organizasyon oldu, yoğun bir emek oldu. Almanya’dan gelen var, Belçika’dan gelen var. İzmir’den, Kocaeli’den gelen arkadaşlarımız var. Yurt dışı, yurt içi birçok sanatçımızla gerçekten önemli bir festivale imza atmış olduk. İnşallah devamı gelir" ifadelerini kullandı. Başkan Vekili Eray Karadeniz, vatandaşları 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle düzenlenen Sagopa Kajmer konserine de davet etti.
Aydın Sanayicilerden yeni enerji sistemi eleştirisi Aydın Sanayi Odası, lisanssız Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımlarında uygulamaya alınan ’saatlik mahsuplaşma’ sisteminin sanayiciler üzerinde maliyet baskısı oluşturduğunu belirtti. Aydın Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Maraş yaptığı açıklamada, 1 Mayıs 2026 itibarıyla yürürlüğe giren düzenlemenin enerji yönetiminde önemli bir değişiklik getirdiğini belirtti. Yeni sistemle birlikte artık üretilen ve tüketilen elektriğin aylık değil saatlik bazda karşılaştırıldığını hatırlatan Maraş, bunun özellikle üretimin olmadığı saatlerde önemli kayıplara yol açtığını ifade etti. Maraş, eski sistemde ay içinde üretilen fazla elektriğin aynı ay içinde tüketimle dengelenebildiğini, ancak yeni uygulamada her saatin ayrı değerlendirildiğini söyledi. Bu nedenle fabrikanın çalışmadığı saatlerde üretilen enerjinin tam olarak değerlendirilemediğini dile getirdi. Hafta sonları ve tatil dönemlerinin de sanayiciler açısından sorun oluşturduğunu belirten Maraş, üretim durmasına rağmen GES’lerin enerji üretmeye devam ettiğini, ancak bu enerjinin tüketim olmadığı için faturalara yansıtılamadığını kaydetti. Yeni sistemin yatırım geri dönüş sürelerini de uzattığını ifade eden Maraş, bu durumun yeni GES yatırımlarına ilgiyi azaltabileceğini vurguladı. Sistemin sanayicileri bataryalı ve depolamalı enerji sistemlerine yönelttiğini ancak bu yatırımların da yüksek maliyet nedeniyle her işletme için kolay uygulanabilir olmadığını belirtti. Aydın Sanayi Odası, saatlik mahsuplaşma uygulamasının sanayi üzerindeki etkilerinin yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunarak, "Sanayicinin üretim maliyetlerini düşürecek ve yeşil dönüşümü destekleyecek daha dengeli bir model gereklidir" değerlendirmesinde bulundu. Öte yandan oda tarafından konunun ilgili kurumlara iletildiğini ve sürecin takipçisi olacaklarını da bildirildi.