TEKNOLOJİ - 09 Mayıs 2026 Cumartesi 15:47

Selçuk Bayraktar: "Yapay zeka, ’öfke, hedonizm ve korku’ temelli içerikleri optimize ediyor"

A
A
A
Selçuk Bayraktar: "Yapay zeka, ’öfke, hedonizm ve korku’ temelli içerikleri optimize ediyor"

Baykar Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar, SAHA 2026 kapsamında düzenlenen programda katılımcılara hitap etti. Bayraktar, "Bugün herhangi bir sosyal medya veya video platformunun temel algoritması, size ’doğruyu’ veya ’faydalıyı’ göstermek üzerine tasarlanmamıştır. Arka planda çalışan yapay zekâ, nörolojik zaaflarımızı analiz ederek dopamin salgımızı tetikleyecek, bizi o ekranda 10 saniye daha fazla tutacak ’öfke, hedonizm ve korku’ temelli içerikleri optimize ediyor" dedi.


SAHA 2026’da savunma sanayii, teknoloji ve milli üretim konularının ele alındığı programda konuşan Baykar Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar, Türkiye’nin yerli ve milli teknoloji alanındaki çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Programa çok sayıda sektör temsilcisi, davetli ve katılımcı da ilgi gösterdi.


Sadece metalin ve yazılımın sergilendiği bir fuarda olmadıklarını dile getiren Bayraktar, "21. yüzyılın en keskin teknolojik ve ahlaki yol ayrımında, ’insan’ kalmanın ve insanlık onuruyla hür bir şekilde var olmanın yol haritasını konuşmak üzere bir araya geldik. Bundan yaklaşık 30 yıl önce insanlığa bir ’teknoloji ütopyası’ satıldı. İnternetin sınırları kaldıracağı, bilginin serbest dolaşımının dünyayı eşitleyeceği ve sivil teknolojilerin küresel barışı getireceği söylendi. Oysa bugün görüyoruz ki bağımsızlığımızı tehdit eden en büyük unsur, sınırlarımıza yığılan konvansiyonel ordular değil. Tedarik zincirlerimize, veri merkezlerimize ve doğrudan cebimizdeki cihazlara sızan ’teknokapitalist küresel tahakkümdür.’ Bu tahakküm, geçmişin diktatörlükleri gibi kaba kuvvetle de gelmiyor. Milyarlarca insanı uyuşturucu gibi müptela kılan bir sistemle, ’gönüllü bir esaret’ olarak hayatımıza giriyor" dedi.


"Bugün herhangi bir sosyal medya veya video platformunun temel algoritması, size ’doğruyu’ veya ’faydalıyı’ göstermek üzerine tasarlanmamıştır" diyen Bayraktar, "Arka planda çalışan yapay zekâ, nörolojik zaaflarımızı analiz ederek dopamin salgımızı tetikleyecek, bizi o ekranda 10 saniye daha fazla tutacak ’öfke, hedonizm ve korku’ temelli içerikleri optimize ediyor. Baktıkça ağına daha fazla çekiyor, içine çekildikçe daha fazla bakıyorsunuz. Girişim ekosisteminin dünyaya dayattığı ilk cümle hep ’maddi varlığını arttır’ oldu. Medeniyetimizden aldığımız ilhamla, bizce insanın ilk gayesi insanlığa fayda sağlamak olmalıdır" şeklinde konuştu.



"Verilerin tekelleşmesine, tek elde toplanmasına asla izin verilmemeli"


Yeni çağda insan ile makine arasındaki çizginin giderek bulanıklaştığını söyleyen Bayraktar, "Sadece makinelerin insanı taklit etmesinden bahsetmiyorum, insanların hızla makineleştiği karanlık bir çağa doğru yol alıyoruz. Bizim yapmamız gereken, İHA ve SİHA serüvenimizde yaptığımız gibi bugüne değil geleceğe odaklanıp, başkalarının belirlediği kuralları takip etmek yerine paradigma dönüşümü oluşturarak yepyeni bir kırılım yakalamaktır. Verilerin tekelleşmesine, tek elde toplanmasına asla izin verilmemeli. Verilerimizi küresel dev tekellerin sunucularına teslim etmek yerine, Federe Öğrenme mimarilerini hayata geçirmeliyiz" ifadelerini kullandı.



"’Teknolojik Dayanışma İttifakı’ kurmalıyız"


"Yapay zekadan ileri çip teknolojilerine, kuantum bilgi işlemden robotik otomasyona uzanan bu yolda; devasa, merkezcil bir bulut yapısına ihtiyaç duymadan, doğrudan cihaz üzerinde çalışan Uç Bilişim (Edge AI) modellerini geliştirmeliyiz" diyen Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti:


"Bu geliştirdiğimiz yüksek teknolojiyi dost, kardeş ve mazlum halklarla paylaşarak sarsılmaz bir ’Teknolojik Dayanışma İttifakı’ kurmalıyız. Tekellerin dev veri merkezlerine mahkûm olmadan, gücümüzü birleştirmek zorundayız. Bugün bu fuar alanında gördüğünüz; yeni nesil yapay zekâ sistemlerimiz, doğadaki kuş sürüleri gibi birbiriyle haberleşen otonom sürülerimiz ve dünya harp doktrinini yeniden yazan tüm çalışmalarımız, son 8 yılda yetişen TEKNOFEST kuşağının imzasını taşımaktadır. Burada sergilenen her bir eser, sadece birer mühendislik başarısı değil; gökyüzünde, yeryüzünde ve dijital dünyada ’hür ve özgün’ var oluşumuzun perçinlenmiş mühürleridir. Organizasyonu hayata geçiren SAHA İstanbul ailesine, gece gündüz demeden ter döken mühendislerimize, teknisyenlerimize ve savunma sanayimizin tüm kahramanlarına yürekten teşekkür ediyorum. Yolumuz açık, geleceğimiz hür olsun."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Bakan Kurum: "Son 2 ayda iklim değişikliği konusunda, dünya genelinde tam 39 milyon içerik üretilmiştir" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, son 2 ayda iklim değişikliği konusunda dünya genelinde tam 39 milyon içerik üretildiğini ve bu içeriklerin yaklaşık 2 milyar etkileşim ve 196 milyar erişim aldığını belirterek iklim değişikliğinin insanların gündelik hayatına, şehirlerine, faturalarına, suyuna, gıdasına, güvenliğine ve geleceğe dair beklentilerine dokunan çok daha büyük bir başlık haline geldiğini söyledi. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği süreci kapsamında, farklı ülkelerden gelen bakanlar ile aralarında Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi uluslararası kuruluşların yöneticilerinin de bulunduğu yabancı temsilciler, "Türkiye’nin COP31’e Giden Yolu: Dirençli Şehirler" panelinde Hatay’da bir araya geldi. COP31’e Başkanlık yapan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, panelde "dirençli şehirler" başlığı altında katılımcılara Asrın İnşa Seferberliği kapsamında Hatay’da hayata geçirilen; iklime ve afetlere dayanıklı, Sıfır Atık uyumlu ve yenilenebilir enerjili afet konutlarını anlattı. Panel kapsamında COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, İletişim Başkanlığı koordinesinde Türkiye’ye gelen yabancı basın mensuplarıyla bir araya geldi. "Bugün şehirlerin asıl gücü; afetlere ne kadar hazır olduğu, insanına ne kadar güvenli bir gelecek sunabildiğiyle ölçülüyor" Şehirlerin asıl gücünün afetlere karşı olan direncinin olduğunu ifade eden Bakan Kurum, "Bugün burada sizlerle, Türkiye’nin COP31 liderliği sürecinde, şehirlerin geleceğine dair düşüncelerini ele alıyoruz, dirençli şehirleri konuşuyoruz. Hemen ifade etmek isterim; artık dünyada şehirleri yalnızca büyüklükleriyle, nüfuslarıyla ya da ekonomileriyle konuşma dönemi geride kaldı. Bugün şehirlerin asıl gücü; afetlere ne kadar hazır olduğu, insanına ne kadar güvenli bir gelecek sunabildiğiyle ölçülüyor. İşte şu anda içerisinde bulunduğumuz Hatay; bu yüzden çok özel bir yerde duruyor. Hatay, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından; insanından ve kadim ruhundan aldığı güçle yeniden ayağa kalkmayı başardı. Sizler de bu süreci sahadan izlediniz; dünya kamuoyuna taşıdınız. Gazeteciler; herkesin baktığı yere bakarlar ama herkesin görmediğini görürler. Bugün Hatay’da da sadece yapılan binaları değil, yeniden kurulan hayatları da görmenizi istiyoruz" dedi. "Yaklaşık 2 milyar etkileşim ve 196 milyar erişim oluşmuştur" Son 2 ay içerisinde iklim değişikliği konusunda 39 milyon içerik üretildiğini ifade eden Bakan Kurum, "Şimdi sizlere, bu sorulara cevap veren bir analizimi sunmak istiyorum. Son 2 ay için yaptığımız araştırmada ortaya çıkan tablo hakikaten çok çarpıcı. Evet, son 2 ayda iklim değişikliği konusunda, dünya genelinde tam 39 milyon içerik üretilmiştir. Yaklaşık 2 milyar etkileşim ve 196 milyar erişim oluşmuştur. Yani iklim meselesi, artık yalnızca uzmanların konusu değil. İklim değişikliği artık insanların gündelik hayatına, şehirlerine, faturalarına, suyuna, gıdasına, güvenliğine ve geleceğe dair beklentilerine dokunan çok daha büyük bir başlık haline geldi. Bu çalışmamda beni en çok etkileyen sonuçlardan biri şu oldu: Dünya iklim değişikliğini tek bir dille konuşmuyor. Kuzey Amerika’da iklim daha çok toplumsal, ekonomik ve politik etkiler üzerinden konuşuluyor. Avrupa’da karbon emisyonları, net sıfır hedefleri ve fosil yakıtlardan çıkış öne çıkıyor. Asya’da enerji dönüşümü, yenilenebilir enerji ve çevresel çözümler daha güçlü bir yer tutuyor. Afrika’da ve Güney Amerika’da gıda, su ve kalkınma tartışılırken; Avustralya’da enerji ve fosil yakıtlar öne çıkıyor. Buradan çıkardığım sonuç şu! İklim değişikliği küresel bir krizdir ama her coğrafyanın acısı, ihtiyacı, önceliği ve çözümü farklıdır. Bana göre, bir başka dikkat çekici sonuç da şu: İnsanlar iklim değişikliğini en çok hayatlarına doğrudan dokunduğu anda konuşuyor. Yangın, sel, fırtına olduğunda, toprak kayması yaşandığında, su veya gıda krizi kapıya dayandığında konuşuyor. İklim meselesi bir anda soyut bir başlık olmaktan çıkıyor; insanın evini, işini, sağlığını ve güvenliğini ilgilendiren somut bir gerçekliğe dönüşüyor. Paylaşımlarda en çok ’insan’, ’toplum’ ve ’yaşam’ kelimeleri kullanılıyor. Demek ki herkes için mesele, hayatı, güvenliği, geleceğini ve yaşamı korumaktır. İşte bizim COP31 yolculuğunda dirençli şehirleri merkeze almamızın sebebi tam olarak budur. Çünkü bugün şehir; enerjisiyle, suyuyla, altyapısıyla, ulaşımıyla, atık yönetimiyle, yeşil alanlarıyla ve en önemlisi insanına verdiği güven duygusuyla güçlüdür. Bu yüzden biz COP31’de meseleyi insanların gerçek ihtiyaçları üzerinden konuşuyoruz. Çünkü iklim değişikliğiyle mücadele artık sadece bir çevre politikası değil, insan hayatını koruma meselesidir" dedi.
Aydın Güllübahçe’de festival coşkusu başladı. Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Güllübahçe Mahallesi’nde düzenlenen 2. Priene Kültür Festivali başladı. İki gün sürecek festival, kortej yürüyüşüyle start alırken festival alanında renkli ve yoğun görüntüler yaşandı. Yaklaşık 200 yeme-içme, hediyelik eşya, organik ürün ve sosyal sorumluluk standının yer aldığı festival alanı vatandaşların akınına uğradı. Gün boyunca müzik, kültür ve sanat etkinlikleriyle dolup taşan festival, bölge halkı ile ziyaretçileri bir araya getirdi. Festivalin açılış törenine Söke Kaymakamı Ali Akça ve Söke Belediye Başkanı Dr. Mustafa İberya Arıkan, festivale ev sahipliği yapan Güllübahçe Mahallesinin Muhtarı Yusuf Çam başta olmak üzere siyasi parti temsilcileri, mahalle muhtarları, sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldı. "Bugün tarihimizle yeniden buluşuyoruz" Açılış töreninin ilk konuşmasını yapan Yusuf Çam, festivalin yalnızca bir etkinlik olmadığını vurgulayarak, "Bugün burada sadece bir festival yaşamıyoruz. Tarihimizle, kültürümüzle ve geleceğimizle yeniden buluşuyoruz" dedi. Priene’nin gölgesinde sanatın, müziğin ve kardeşliğin buluştuğunu ifade eden Çam, Güllübahçe’nin küçük bir mahalle olsa da taşıdığı tarih ve kültürel değerle büyük bir öneme sahip olduğunu söyledi. Çam ayrıca festivalin düzenlenmesine katkı sunan tüm kurum ve kişilere teşekkür etti. Programda konuşan Priene Alan Başkanı Mine Aşçı Altan ise Priene Antik Kenti’nin UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’ne alınması için yürütülen çalışmalar hakkında katılımcılara kısa bilgiler verdi. "Priene, Söke’nin dünyaya açılan kültür kapısıdır" Festivalde konuşan Dr. Mustafa İberya Arıkan, festivalin yalnızca bir etkinlik değil, tarihi hafızanın yeniden ayağa kaldırılması anlamı taşıdığını belirtti. Priene’nin demokrasiye, felsefeye ve sanata tanıklık etmiş büyük bir medeniyet olduğunu söyleyen Arıkan, "Bu festival, Priene’yi UNESCO Dünya Kalıcı Miras Listesi’ne taşıma hedefimizin önemli bir parçasıdır. Ümit ediyoruz ki yakın zamanda Güllübahçe hak ettiği değeri bulacak ve tüm dünya tarafından daha yakından tanınacaktır" ifadelerini kullandı. Bir kentin yalnızca yollar ve binalarla değil, kültürü ve tarihiyle büyüdüğünü dile getiren Arıkan, "Priene bizim için yalnızca bir antik kent değil, Söke’nin dünyaya açılan kültür kapısıdır" dedi. Festivalin kültüre, tarihe, turizme ve geleceğe yapılan önemli bir yatırım olduğunun altını çizen Başkan Arıkan, organizasyona katkı sunan tüm kurumlara ve belediye ekiplerine teşekkür etti. Konuşmaların ardından halk oyunları ekipleri sahne alırken, festivalin ilk konserini Aydın Büyükşehir Belediyesi Konservatuvar Müzik Grubu verdi. Katılımcılar müzik dolu anlarla festival coşkusunu yaşadı. Festival, çeşitli etkinlikler, gösteriler ve Yavuz Selim Lisesi müzik grubunun konseriyle devam etti.
Şırnak Şırnak’ta 139 hacı adayı kutsal topraklara uğurlandı Şırnak’ın Cizre ilçesinde hac farizasını yerine getirecek olan 139 hacı adayı, Hazreti Nuh Camisi’nde düzenlenen törenle kutsal topraklara uğurlandı. Cizre ilçesinde düzenlenen uğurlama programında 139 hacı adayı, gözyaşları ve dualar eşliğinde kutsal topraklara yolcu edildi. Hazreti Nuh Camisi’nde gerçekleştirilen program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve yapılan dualarla başladı. Törene katılarak hacı adaylarının heyecanına ortak olan Cizre Kaymakamı Ahmet Vezir Baycar, adayların en güzel yolculuğa çıktıklarını vurguladı. Kaymakam Baycar, "Peygamber Efendimizi ziyarete gidiyorsunuz, asrı saadetin yaşandığı o müstesna yere ziyarete gidiyorsunuz. Rabbim bu yolculuğunuzu açık eylesin, kabul eylesin, haccınızı selamete erdirsin" dedi. Şırnak İl Müftüsü Arif Yeşiloğlu ise ilden bugün itibarıyla 139 hacıyı uğurladıklarını ifade etti. Yeşiloğlu, "Kaymakamımızın, ilçe müftülerimizin, din görevlisi hocalarımızın, hacı adaylarımızın da katıldığı programımızı icra ettik. Dua ediyoruz ki hacılarımızı nasıl şu anda uğurluyorsak aynı şekilde görevlerini yapmış bir şekilde vatanlarına, Şırnak’ımıza geri dönerler, kendilerini karşılarız. Hacılarımız rahat ve huzurlu bir şekilde tüm ibadetlerini gerçekleştirebilmeleri için orada tedbirlerini almış durumdadır. Bu yüzden ben ailelerin, yakınların, hacı adaylarımızın yakınlarının müsterih olmalarını istiyorum" diye konuştu. Cizre İlçe Müftüsü Süleyman Baran da ibadet süresince sabırlı olmanın önemine değinerek, "Kutsal topraklarda sabrı elden bırakmayın. Orada sadece kendiniz için değil, başta zulüm altındaki Gazze halkı olmak üzere tüm İslam aleminin selameti için dualarınızı eksik etmeyin" dedi. Yapılan toplu duanın ardından otobüslere binen hacı adayları, tekbirler ve salavatlar eşliğinde uğurlandı.
Aydın Vali Varol, Adnan Menderes’in hatırasını yaşatan müzede incelemelerde bulundu Aydın Valisi Dr. Osman Varol, Adnan Menderes Demokrasi Müzesi’ni ziyaret ederek Türkiye’nin demokrasi hafızasında önemli bir yere sahip olan hatıraları yerinde inceledi. Aydın Valisi Dr. Osman Varol, Efeler ilçesinde bulunan Adnan Menderes Demokrasi Müzesi’ni ziyaret etti. Müzenin bölümlerini gezen Vali Varol, merhum Başbakan Adnan Menderes’in hatırasını yaşatan eserler, belgeler ve tarihi materyaller hakkında yetkililerden bilgi aldı. Ziyaret sırasında müzenin, Türkiye’nin demokratik geçmişinin gelecek nesillere aktarılmasında üstlendiği role dikkat çekildi. Demokrasi tarihine ışık tutan müzenin, tarih bilincinin güçlenmesine katkı sunduğu ifade edildi. Vali Varol’un ziyaretinde, Adnan Menderes’in siyasi hayatı ve demokrasi mücadelesine ilişkin sergilenen eserler de incelendi. Aydın Valiliği’nden yapılan açıklamada "Aydın Valimiz Dr. Osman Varol, Adnan Menderes Demokrasi Müzesi’ni ziyaret ederek Türkiye’nin demokrasi hafızasında önemli bir yere sahip olan hatıraları yerinde inceledi. Ziyaret kapsamında müzenin bölümlerini gezen Valimiz, merhum Başbakan Adnan Menderes’in aziz hatırasını yaşatan eserler ve belgeler hakkında bilgi aldı. Geçmişten bugüne uzanan demokratik birikimin gelecek nesillere aktarılmasında önemli bir rol üstlenen müze, tarih bilincinin güçlenmesine katkı sunmaya devam ediyor" ifadeleri yer aldı.