GENEL - 08 Şubat 2019 Cuma 11:16

Selçuk Yaşar Ödülü sahiplerini buldu

A
A
A
Selçuk Yaşar Ödülü sahiplerini buldu

Türkiye’nin iş, kültür, eğitim ve spor alanlarında müstesna bir yere sahip olan Selçuk Yaşar’ın vizyonunu geleceğe taşımak üzere hayata geçirilen Selçuk Yaşar Ödülü sahiplerini buldu.

Türkiye’nin iş, kültür, eğitim ve spor alanlarında müstesna bir yere sahip olan Selçuk Yaşar’ın vizyonunu geleceğe taşımak üzere hayata geçirilen Selçuk Yaşar Ödülü sahiplerini buldu. Bu yıl ilki düzenlenen törende, genç girişimcilere ilham veren çalışmaların sahibi bilim insanı Prof. Dr. Aytül Erçil ve sosyal inovasyon konusunda çalışmalarıyla öne çıkan Tekfen Holding Kurucusu Ali Nihat Gökyiğit’e ödülleri takdim edildi.



Yaşar Üniversitesi ile Selçuk Yaşar Spor ve Eğitim Vakfı işbirliğiyle toplumsal faydayı ve geleceğin Türkiye’sini hedefleyen cesur insanların çalışmalarını kutlamak ve başarılarını tüm Türkiye’ye duyurmak amacıyla hayata geçirilen Selçuk Yaşar Ödülü, düzenlenen törenle sahiplerini buldu. 2019 yılı teması ’girişimcilik, yenilikçilik ve inovasyon alanlarında başarılı çalışmalar yapan ve bunların sonucunda Türkiye’nin kalkınmasında veya tanınmasında önemli rol oynayan kişi ya da kurumlar’ olarak belirlenen Selçuk Yaşar Ödülü, akademik kimliği ile girişimci kimliğini bütünleştiren ve genç girişimcilere ilham veren çalışmalara sahip olan bilim insanı Prof. Dr. Aytül Erçil ile sosyal inovasyon konusunda çalışmaları olan iş insanı Tekfen Holding Kurucusu Ali Nihat Gökyiğit’e takdim edildi.


Seçici Kurul ise Yaşar Üniversitesi’nin Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yiğitbaşı Başkanlığında, Allianz Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran-Symes, Kadir Has Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nihat Berker, Yaşar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arif Hepbaşlı ve Dr. Yılmaz Argüden’den oluştu.



"Küresel ölçekte, yenilikçi ve sürdürülebilir olma vizyonuyla çalışıyoruz"


Sunuculuğunu Ece Vahapoğlu’nun üstlendiği gecenin açılış konuşmasını Yaşar Üniversitesi Rektörü Cemali Dinçer yaptı. Türkiye’ye pek çok ilki kazandırmış çok değerli işadamı, Yaşar Üniversitesi’nin Kurucusu ve Onursal Başkanı Selçuk Yaşar’ın eğitimin ülke kalkınmasındaki önemli rolünü hep vurguladığını söyleyen Dinçer, "Yaşar Üniversitesi çok çalışarak çeşitli yatırımları hayata geçirdi, gelişimini sürdürdü. Selçuk Yaşar’ın bu inancı sayesinde üniversitemiz hem nitel hem de nicel olarak büyüyerek bugünlere geldi. Çağın gereksinimleri doğrultusunda yeni bölümler ve programlar açıldı. Bilim, sanat ve tasarım kültürünü benimseyen, yerel ve küresel anlamda toplumun gelişmesine katkıda bulunan bir üniversite olma misyonuyla hareket ediyoruz. Yaşar Üniversitesi küresel ölçekte, yenilikçi ve sürdürülebilir bir üniversite olma vizyonu ile çalışmalarına aralıksız devam ediyor" dedi.



"Bilim, birlik, başarı ilkesi ışığında çalışmaya devam edeceğiz"


Bilim, birlik, başarı kavramlarının Selçuk Yaşar’ın hayatında çok önemli yer tuttuğunu söyleyen Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, "Her zaman gelişmenin ve ilerlemenin en temel unsurunun eğitim olduğuna inanan Selçuk Yaşar, büyük bir heyecanla bugüne kadar pek çok eğitim kurumunun kurulmasına vesile olmuştur. Yaşar Üniversitesi ve Selçuk Yaşar Spor ve Eğitim Vakfı işbirliğiyle üniversitemizin ve vakfımızın kurucusu Selçuk Yaşar’ın hayatı boyunca kendisine ilke edindiği değerleri yaşatmak üzere, Selçuk Yaşar Ödülü’nü hayata geçirdik. Bu çerçevede ‘girişimcilik, yenilikçilik, inovasyon alanlarında ülkemizin ekonomik gelişimi ile sanat ve kültür alanlarında katkıda bulunan öncü insanlar ve kurumları’ teşvik etmeyi amaçlıyoruz" ifadelerini kullandı.



"Selçuk Yaşar, gurur duyduğunu paylaştı"


Gecenin bir diğer konuşmasını Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Feyhan Yaşar yaptı. Selçuk Yaşar’ın hayatının mottosunu bilim, birlik, başarı kelimelerine sığdırmayı başardığını söyleyen Yaşar, "Bu üç kelime bugün ödüllerini vermekten gurur duyduğumuz girişimcilik, yenilikçilik, inovasyon kriterlerini karşılıyor. Bugün, Selçuk Yaşar Ödülü’nü takdim etmek üzere bir aradayız. Selçuk Yaşar girişimci kişiliğini, yenilikçilik ve inovasyona olan inancını yansıtan bu ödülden ne kadar mutlu olduğunu ve gurur duyduğunu sizlerle paylaşmamı, ödüle layık görülen kişileri yürekten kutladığını ifade etmemi istedi" dedi.



"Ülkemiz genç Selçuk Yaşarların elinde olacak"


Gecenin bir diğer konuşmasını ise Eczacıbaşı Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı yaptı. Ödül töreninde bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyleyen Eczacıbaşı, "Yaşar Ailesinin gerçekleştirdiği ilklere bir yenisi daha ekleniyor. İlk ödülün temasının girişimcilik olmasını da çok anlamlı buluyorum. Selçuk Yaşar, hayatının merkezine girişimciliği, inovasyonu koymuş bir insandı. Güçlü bir vizyonu benimseyen dinamik bir toplumun gerçekleştireceklerinin sınırı yoktur. İlk sahiplerini bulacak bu ödülün Selçuk Yaşar’la aynı hayali taşıyan girişimcileri daha da cesaretlendireceğine inanıyorum. Ülkemiz genç Selçuk Yaşarların elinde olacak. Ülkem için ben ne yapabilirim sorumluluğuyla hareket edecekler" dedi.



"Ödülün ilkini almak çok gurur verici"


Bülent Eczacıbaşı’nın konuşmasının ardından Selçuk Yaşar Ödülü’ne layık görülen isimler açıklandı. Prof. Dr. Aytül Erçil, ödülün anlamını şu sözlerle ifade etti: "Vizyoner ve girişimci kişilerin adına verilen bu ödülün ilkini almak çok gurur verici. İçinde bulunduğumuz bilgi çağında yeni bilgi üretmenin ve inovatif hizmetlere dönüştürmenin rekabette olmazsa olmaz hale geldiğini düşünüyorum. Katma değeri olan ürünler yapmamız lazım. Özellikle üniversitelerde dönüşmeli. Selçuk Yaşar kitabında hayal kurmaktan bahseder. Hayal kurmak girişimciliğin ilk adımı. Bu ödülün katma değer katan girişimlere ilham kaynağı olmasını diliyorum".



"Gel de gurur duyma"


Tekfen Holding Kurucusu Ali Nihat Gökyiğit ise ödül konuşmasında, "Ödül almak her zaman gurur verici ve teşvik edici. Kimin tarafından, kimin adına ihdas edilmiş olması da çok önemli. Yaşar Üniversitesi tarafından Selçuk Yaşar adına ihdas edilen bu ödülü, ilk töreninde alıyorum. Sanayi, eğitim, sanat, spor, sosyal sorumluluk alanlarının her yönünde Selçuk Yaşar’ı buluyoruz. Sosyal sorumluluk alanını hiç ihmal etmedi. TÜSİAD’ın aktif kurucularından oldu. Böyle değerli, öncü bir arkadaşım adına ihdas edilen ödülü alıyorum. Gel de durur duyma ve şükran borcunu ifade etmeye gayret et. Ödüle layık görenlere şükran ve saygılar sunuyorum” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş İl Özel İdaresi araç filosunu güçlendirdi Muş Valiliği öncülüğünde, kırsal bölgelerde sunulan hizmetlerin daha etkin yürütülmesi amacıyla Muş İl Özel İdaresi bünyesine 165 milyon TL değerinde 40 yeni araç kazandırıldı. Muş Valiliği koordinesinde Muş İl Özel İdaresi tarafından hizmet kapasitesinin artırılması amacıyla satın alınan yeni araçlar düzenlenen programla teslim edildi. Toplam 165 milyon TL yatırım bedeliyle alınan 14 hizmet aracı ve 26 iş makinesiyle araç filosu güçlendirildi. Özellikle kırsal mahallelerde yürütülen yol yapım, bakım-onarım, karla mücadele, altyapı ve içme suyu çalışmalarında kullanılacak araçların hizmet kalitesini önemli ölçüde artırması hedefleniyor. İl Özel İdaresi ek hizmet binasında düzenlenen programa katılan Muş Valisi Avni Çakır, burada yaptığı konuşmada, araç filosuna kamyon, pikap, silindir, mini ekskavatör, kazıcı yükleyici ve grader gibi birçok yeni aracın dahil edildiğini söyleyerek, "Muş İl Özel İdaresi’ne yeni araçlarımızın kazandırılması münasebetiyle böyle bir program tertip ettik. Sizlere göre sağ tarafta bulunan kamyonlarımız, kurumumuza ve araç parkımıza yeni kattığımız araçlardır. Bunun yanında her kategoride hizmet aracımız bulunuyor. Ekip şeflerimizin sahadaki kontrolleri daha sağlıklı ve seri bir şekilde yapabilmeleri, ihtiyaç anında sahada daha hızlı hareket edebilmeleri için pikaplarımızı da filomuza dahil ettik. Yine malumunuz asfalt plentimiz mevcut. Geçen yıl sadece 70 kilometrenin üzerinde sıcak asfalt ve 200 kilometrenin üzerinde 1. ve 2. kat asfalt çalışması gerçekleştirdik. Sürekli ihtiyaç duyduğumuz silindirlerimiz, mini ekskavatörlerimiz, kazıcı yükleyicilerimiz ve graderlerimiz de araç filomuza katıldı. Bugün adeta Özel İdare çalışanlarımız ve muhtarlarımızla birlikte bayram yapıyor gibiyiz" dedi. İl genelinde 368 köy ve 217 mezraya hizmet ulaştırıldığını belirten Vali Çakır, gayriresmi yerleşim alanlarıyla birlikte 600’ün üzerinde noktaya hizmet verdiklerini ifade ederek, "Vatandaşlarımız müsterih olsunlar; hizmet politikamız eşitlik ve adalet anlayışıyla planlanmaktadır. Burada meclis üyelerimiz de buna şahittir. Önceliklerimiz var; grup yolları, heyelan yaşanan bölgeler, beton yanması meydana gelen alanlar gibi acil ihtiyaç duyulan yerlere öncelik veriyoruz. Bunun dışında da dengeli bir hizmet politikasıyla, hiçbir ayrım gözetmeksizin çalışmalarımızı sürdürmeye gayret ediyoruz. İnşallah sezona güçlü bir şekilde gireceğiz. Araçlarımız hazır, personelimiz hazır. Yoğun bir kış sezonu geçirdik ve karla mücadelede ciddi bir efor sarf ettik. Şimdi ise heyelanlarla mücadele ediyoruz. İnşallah onları da bir iki hafta içerisinde toparlayacağız ve bayramdan sonra ‘Bismillah’ diyerek çalışmalarımıza devam edeceğiz" şeklinde konuştu. İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Şehmus Yentür de, yeni araçların sahadaki hizmet kapasitesini artıracağını belirterek, kırsal bölgelerde vatandaşlara daha hızlı ve etkin hizmet sunulacağını ifade etti. Konuşmaların ardından Nurullah Koçhan tarafından dua okunurken, program kurdele kesiminin ardından katılımcıların araç filosunu gezmesiyle sona erdi. Programa, İl Jandarma komutanı Jandarma Kıdemli Albay Özgür Özer, Kurum Amirleri ve muhtarlar katıldı.
İstanbul Tutuklu sanık Murat Kapki: "Konuş çık dediler, her şeye ’evet’ dedim ama bırakmadılar" "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında tutuklu sanık iş adamı Murat Kapki, "Savcı bana ’konuş ve çık’ dediği gün oradan serbest bırakılacağımı sandım. Bu ifademdeki konuların tamamı uydurmadır. Savcı bana ne sorduysa, biraz sonra tahliye olacağım diye düşünerek yorum da katarak ’evet öyledir, doğrudur’ gibi cevaplar verdim. ’Konuş çık’ dediler, her şeye ’evet’ dedim ama bırakmadılar. Şimdi de o ifadelerle hem beni hem başkalarını suçluyorlar hepsini reddediyorum. Burada şu an anlattığım her şey doğrudur. Ben ne itirafçıyım, ne etkinim, ne de pişmanım. Ama kandırıldığım yetti" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 38. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada tutuklu sanık iş adamı Murat Kapki savunma yaptı. Murat Kapki hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede, suç örgütünün İBB’yi ele geçirmesi üzerine açık hava reklam alanlarından haksız kazanç sağlamak maksadıyla örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun örgüt üyesi Hüseyin Köksal üzerinden kurduğu BVA Reklam, Advercity isimli firmalara görünürde ortak yapıldığı belirtilmişti. Kapki’nin Murat Ongun ile birlikte hareket ederek suç örgütünün reklamcılık alanında kurduğu sistem sayesinde zenginleştiği de iddianamede aktarılmıştı. Murat Kapki’nin tutuklu sanık Murat Ongun’a İBB iştirak firmalarından Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş. unvanlı firmaların yönetiminde destek verdiği, sahibi olduğu veya gayri resmi ortak olduğu firmalara usulsüz şekilde ihaleler verildiği iddianamede ifade edilmişti. Öte yandan Murat Kapki soruşturma aşamasında etkin pişmanlık ifadesi verirken, ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ yargılaması başlamadan önce mahkemeye sunduğu dilekçe ile "Savcıların benim örgüt üyesi olmadığımı anlaması ve ailemi korumak adına bir takım ifadeler verdim" diyerek etkin pişmanlık ifadesinden vazgeçmişti. "Şirketi Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla kurduğum söyleniyor gerçekle hiçbir alakası yok" İddianamedeki suçlamalara karşı sanık Kapki, "15 aydır tutukluyum. Bu 15 ay içinde beni olduğumdan bambaşka biri gibi tanıttılar. Kriminal bir adam gibi lanse etmeye çalıştılar. Ben 23 yıldır reklam sektöründeyim. Yaşım artık 52 olduğu için yeni bir şirket kurup kurumsal bir yapıya geçmek istemiştim; BVA’yı bunun için kurdum. Hüseyin Köksal ile 25 ile 30 yıl arası bir tanışıklığım vardır, Bir gün bana gelmişti, oturuyorduk. Aile şirketinden ayrı, bağımsız bir şeyler yapmak istediğini ve birçok sektöre baktığını söylemişti. Ben de ona reklam sektörünü anlattım. Yüzde 20 benim, Yüzde 80 Hüseyin’in olacaktı. Çünkü o maddi olarak gelir sağlayacaktı. Ben de reklam sektöründeki hünerimi gösterecektim. BVA’nın kuruluş süreci bu şekilde. Bunu neden anlattım? Çünkü iddianamede bu şirketi Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla kurduğum söyleniyor. Bunun gerçekle hiçbir alakası yok" dedi. "Hiçbir zaman belediyeden para alan taraf olmadım para veren taraf oldum" Kapki, "2021’den sonra karlılığımız artmaya başladı. Ama iddianamede ileri sürüldüğü gibi olağanüstü karlılık söz konusu değil. Bu olağanüstü karlılık hikayesi baştan sona yalan. Ama bütün suçlamalar bunun üzerine kurulmuş. Biz belediyeden ya da Kültür AŞ’den para alan bir şirket değiliz, para veren tarafız. Ben hiçbir zaman belediyeden para alan taraf olmadım, belediyeye para veren taraf oldum. Eylemlerde ihaleye fesat karıştırdığım ve kamu zararına dolandırıcılık yaptığım söyleniyor. Fesat karıştırıldığı iddia edilen ihaleler bizim aldığımız ihaleler değil. Bizim Kültür AŞ’den aldığımız ihaleler alt ihalelerdir. Ana ihale, İBB’nin yaptığı ve Kültür AŞ’nin kazandığı ihaledir. Biz ana ihalenin katılımcısı dahi değiliz. Katılmadığım bir ihaleye nasıl fesat karıştırabiliyorum? Bunu da anlaşım değilim" şeklinde savunma yaptı. "İddianameye göre Murat Ongun yöneticimmiş, birbirimizi sevmeyiz" Kapki devamında, "İhaleye çıkan rakamı komple kamu zararı olarak şu an bize yansıtmaya çalışıyorlar. Biz belediyeyi ne ile dolandıracağız? Biz şartnameye uygun davranmışız, borcumuzu zamanında ödemişiz. Reklam ünitesi olarak aldığımız yeri başka bir amaçla kullansak anlayacağım, ancak şartnameye uygun kullanmışız, hile yapmamışız, ödemelerimizi yapmışız. Reklam amaçlı aldığım yeri reklam alanı olarak kullanmışım, söylenen paraları ödemişim ve fazla yer kullanmamışım. Nesini dolandırdım ben devletin? Benim reklam sektöründeki varlığım sanki Ekrem İmamoğlu’yla başlamış gibi gösteriliyor. Oysa ben Ekrem İmamoğlu’ndan önce de İBB’den reklam alanları alıp satan bir kişiyim. Bu ihalelerin tamamı Sayıştay tarafından denetlenmiş ve usulsüzlük tespit edilmemiştir. Ben örgüt üyesi değilim. Böyle bir örgütün varlığından da haberdar değilim. İddianamede örgüte atfedilen amaçların hiçbiri benim amacım değildir. İddianamede gizli toplantı yapıldığı söylenen yerlere hiç gitmedim. Kimseyle gizli toplantı yapmadım, kimseye para götürmedim. İddianamedeki şemaya göre Murat Ongun benim yöneticimmiş, hakikaten birbirimizi hiç sevmeyiz. Ben Murat Ongun’la gizli toplantı yapmayı bırakın, randevu bile alamıyorum. Bizim Murat Ongun’la aynı örgütte olduğumuza, aramızda bir çıkar birlikteliği olduğuna inanacak kimseyi de bulamazsınız. Herkes bizim aramızın kötü olduğunu piyasada bilirdi" dedi. "Ben etkin pişmanlık ifadesi vermedim" Murat Kapki savunmasında, "24 Haziran’da verdiğim ifadeyi dikkatle incelemenizi istiyorum Dosyadaki neredeyse bütün etkin pişmanlık ifadeleri ’ben etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorum’ cümlesiyle başlar. Savcı Bey bana sordu, ’etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyor musun?’ diye. ’hayır’ dedim. ’Peki’ dedi. İfademizi yazdık, yazdık. En sonunda bana dedi ki ’ileride sana atfedilen bir suç çıkar ise o zaman etkin pişmanlıktan yararlanmak ister misin?’ İstemediğimi söyledim ama ’bu ileride senin için iyi bir şey olabilir’ dedi. Ben de avukatıma sordum, ’yazabilirsin’ dedi. Oraya o şekilde yazdık. Yani aslında ifadelerime bakarsanız, ben etkin pişmanlık ifadesi vermedim" ifadelerini kullandı. Kapki, Mücahit Birinci’nin kendisinden cezaevindeyken para istediğini söyledi Murat Kapki, 31 Temmuz’da AK Parti eski MKYK üyesi ve avukat Mücahit Birinci’nin kendisiyle görüşmeye cezaevine geldiğini söyleyerek, "Bana 2 milyon dolar para vermem gerektiğini ve yanında getirdiği belgeleri imzalamam gerektiğini söyledi. Ben Mücahit Birinci’yi tanımıyordum. Bana daha önce başka bir avukat geldi, Mücahit Birinci’nin ne kadar güçlü olduğundan bahsetti. Beni çıkarabileceğini söyledi. ‘Tamam’ dedim ben de çıkarabilecekse. 2,5 milyon dolar istediğini söyledi, ben 2 milyon dolar verebileceğimi söyledim. Ancak herhangi bir ifade falan isteyecekse belgelere imza atmayacağımı söyledim. Noter geldi, vekalet verdim. Bana imzalamam gerektiğini söyledikleri belgeleri imzalamayı reddettim. ‘Sadece para versem çıkamıyorum değil mi Mücahit Bey’ dedim. ‘Hayır’ dedi. Ben de hiçbir şey imzalamak istemediğimi parayla çıkarabiliyorsa çıkarmasını söyledim. Bana imzalatmak istediği belgelerde Ekrem Bey ile, Murat Ongun ile, Özgür Özel ile ilgili benim hiç bilmediğim, duymadığım, görmediğim şeylere şahit olduğumu, Hüseyin’in bana bunları söylediğini yazmışlar. Bana bunları imzalatmaya çalıştı. Ben kimseye iftira atmayacağımı söyledim. Azlettim ben kendisini daha sonra" diye konuştu. "Ben ne itirafçıyım, ne etkinim, ne de pişmanım" Murat Kapki, "Savcı bana ’konuş ve çık’ dediği gün oradan serbest bırakılacağımı sandım. Bu ifademdeki konuların tamamı uydurmadır. Savcı bana ne sorduysa, biraz sonra tahliye olacağım diye düşünerek yorum da katarak ’evet öyledir, doğrudur’ gibi cevaplar verdim. Sonra da bunlar zapta yazıldı. Kendi hakkımdaki iddialara cevap verdim, ciddiye almadılar. ’konuş çık’ dediler, her şeye ’evet’ dedim ama bırakmadılar. Şimdi de o ifadelerle hem beni hem başkalarını suçluyorlar hepsini reddediyorum. Burada şu an anlattığım her şey doğrudur. Ben ne itirafçıyım, ne etkinim, ne de pişmanım. Ama kandırıldığım yetti. O yüzden bu kadar uzun bir savunma yapıyorum. Benim bu duruşmada verdiğim ifadelerim doğru ve gerçektir. Ek ifadeler adı altında alınan beyanlar tutukluluğun, hastalıklarımın, ailemin başına bir şey gelmesi korkusunun oluşturduğu manevi baskının, savcının ’bize bir şeyler anlatırsan lehine olur’ şeklindeki vaatlerinin ve bugüne kadarki yaşantım gereği savcıların yanında durma refleksimin bir sonucudur. Bugün burada söylediklerimin içinde bir tane yalan yoktur fakat iddianame yalanlarla doludur. Hatta Savcı Bey benim ifademe ’Ekrem İmamoğlu bu ihaleler yoluyla elde ettiği geliri Cumhurbaşkanı olmak ve diğer siyasi hedeflerini gerçekleştirmek için fon olarak kullanmıştır’ yazdırmak istedi. Ben buna itiraz ettim, yazdırmadım. O yüzden benim hakkımdaki ifadelerin de hangi şartlar altında ve ne amaçla verildiğini tahmin edebiliyorum" dedi. Mahkeme başkanı sanık Murat Kapki’nin çapraz sorgusu sırasında sesini yükselten Ekrem İmamoğlu’na ‘burası sizin miting alanınız değil’ dedi. Yaşanan gerilimin ardından duruşma 18 Mayıs Pazartesi gününe ertelendi.
Afyon Şehit mezarı 49 yıl sonra yeniden yapıldı Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesine bağlı Susuz Köyü’nde bulunan Şehit Piyade Er Hüseyin Coşkun’un kabri 49 yıl sonra şehit mezarı olarak yeniden düzenlendi. 6 Haziran 1977 tarihinde askerlik görevini Ağrı Doğubayazıt Telçeker Hudut Karakol Komutanlığı emrinde 1956/2 tertip piyade er olarak yapan Hüseyin Coşkun, görev başındayken askeri aracın trafik kazası yapması sonucu hayatını kaybetti. O dönem ailesine ilgili kanunlar çerçevesinde emekli sandığı tarafından şehit, vazife malullüğü hakları verildi. Ancak anne ve babasının vefat etmesi ve SGK kayıtlarında dosyanın pasif duruma düşmesi nedeniyle Şehit Hüseyin Coşkun’un ismi yıllarca Afyonkarahisar’daki resmi şehit kayıtlarında yer almadı. Konuyla ilgili açıklama yapan Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Afyonkarahisar Şube Başkanı İsmail Kumartaşlı, şehidin yeğeni olan Sandıklı Cumhuriyet Ortaokulu Müdürü Alaaddin Coşkun’un durumu derneğe bildirmesi üzerine gerekli araştırmaların yapıldığını belirtti. Şehit mezarına ilk ziyaret yapıldı Yapılan girişimlerin ardından Afyonkarahisar Valiliği’ne başvuruda bulunularak, şehidin kabrinin yönetmelikte belirtilen tek tip şehit mezarı şeklinde yapılması talep edildi. Afyonkarahisar Valiliği ekipleri tarafından gerçekleştirilen çalışmayla şehit Hüseyin Coşkun’un Susuz Köyü Mezarlığı’nda bulunan kabri 49 yıl sonra yeniden düzenlenerek şehit mezarı haline getirildi. Yeni yapılan şehitlik kabri, Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Afyonkarahisar Şube Başkanı İsmail Kumartaşlı, şehidin yeğeni Alaaddin Coşkun, şehit babası Fuat Saraç ile gaziler Cihan İlhan ve Muharrem Korkusuz tarafından ziyaret edildi.
Eskişehir Tepebaşı Belediye Başkanı Ataç’tan operasyonla ilgili açıklama Eskişehir Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, bu sabah başlatılan operasyonla ilgili yaptığı açıklamada, "Süreç belli, bir soruşturma süreci olacak. Bu süreçte arkadaşlarımızın gözaltına alınması dahil bütün haklarını düzgün olarak takip edeceğiz" dedi. Belediye binası önünde basın mensuplarına açıklamada bulunan Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, "Gördüğünüz gibi görevimin başındayım. Sabah belediyemize bir operasyon yapıldı ama gelen polis arkadaşlarımız büyük bir nezaket içinde oldular; kendilerine buradan teşekkür ediyorum. Süreç belli, bir soruşturma süreci olacak. Bu süreçte arkadaşlarımızın gözaltına alınması dahil bütün haklarını düzgün olarak takip edeceğiz ve bu hakların verilmesini talep ediyoruz. Bu kent huzur kentidir; bu operasyonun da huzur içinde yapılması en büyük dileğimiz. Ben bundan sonraki süreçte, 25 yıl olduğu gibi belediyemin başında tarafsız, adil ve eşitlikçi olarak belediye yönetimini devam ettireceğim; bundan kimsenin endişesi olmasın. Bunu siyasi anlamda kullanmaya da kimse kalkmasın; Tepebaşı Belediyesi her zaman olduğu gibi yoluna devam edecektir" ifadelerini kullandı. "Eskişehir ve Türkiye kamuoyu bir şafak operasyonuyla uyanmıştır" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir İl Başkanı Av. Talat Yalaz ise "Şafak operasyonları normal rutin yargılama sistemi içinde var olan şeyler değildir. Bu soruşturmanın yeni başlamış bir soruşturma olmadığını, dosyada herhangi bir gizlilik kararının bulunmadığını, uzun süredir dosyanın soruşturması itibarıyla mevcut haliyle sürmekte olduğunu belirtmek isteriz. Bugün şafak operasyonuyla gözaltına alınan arkadaşlarımız, daha önce de bu dosya kapsamında çağrılmak suretiyle ifade vermiş kişilerdir. Bu nedenle bugün şafak operasyonu yapılmış olmasının hukuki düzlemde karşılığı yoktur. Bunun yanı sıra sürecin hukuki şekilde sonuna kadar takipçisi olduğumuzu; bugün gözaltında olan arkadaşlarımızla ve aileleriyle irtibat halinde hukuki süreci avukatlarımızla birlikte takip ettiğimizi; hukuki sürece saygılı olduğumuzu ve herkesin de hukuki sürece saygılı olması gerektiğini ifade etmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Süreç içeriği ile ilgili açıklama yaparken dikkatli oluyoruz" Başkan Yalaz, gazetecilerin şüpheli sayısı ile ilgili olarak yönelttiği soruya, "Bizim sabah saatlerinde baktığımız şüpheli olarak ifade edilen kişilerle Başsavcılığın açıkladığı kişi sayısı arasında bir farklılık söz konusudur. Bu 60 sayısına nasıl ulaştırılmıştır bilgi sahibi değiliz. Biz hukuka saygılı kişiler olarak hukuki süreç içeriğiyle ilgili açıklama yaparken dikkatli oluyoruz. Herkesi de bu hususta dikkatli olmaya, masumiyet karinesi çerçevesinde, henüz soruşturması devam eden kişileri suçlu ilan ederek farklı bir algı yürütme çabasına girmemeye davet ediyoruz. Başsavcılığın açıklamasını izledik; sürecin hukuki takipçisiyiz" diye cevap verdi.