SAĞLIK - 14 Şubat 2026 Cumartesi 09:15

Sevgililer Günü’nde hayat veren bağ: Bağışladığı karaciğeriyle sevdiğine umut oldu

A
A
A

İstanbul’da yaşayan Esra Işıl Tahtacı, ani karaciğer yetmezliği teşhisi konulan ve nakil listesine alınan sevgilisi Ömer Gökhan Karagöz’e donör oldu. Tahtacı, karaciğerinin yüzde 70’ini bağışlayarak Karagöz’e yeniden yaşam umudu verdi.

İstanbul’da yaşayan Esra Işıl Tahtacı ve Ömer Gökhan Karagöz çifti, 1 sene öncesinde hayatlarının en zorlu sınavıyla karşı karşıya kaldı. Uzun yıllardır birlikte olan çiftin mutluluğu, gittikleri bir tatilin ardından yaşanan ani bir rahatsızlıkla gölgelendi. Tatil dönüşünde hastaneye başvuran Karagöz’e yapılan tetkiklerde karaciğer yetmezliği teşhisi konuldu. Karagöz, sürecin bir anda geliştiğini belirtirken herhangi bir kronik hastalık geçmişi olmadan böyle bir tabloyla karşılaşmanın şokunu yaşadı. Acil olarak organ nakli listesine alınması gereken Karagöz’e uygun donörün ne zaman bulunacağının belirsiz olması, çifti zorlu bir bekleyişle karşı karşıya bıraktı. Bu noktada Esra Işıl Tahtacı, Karagöz’e karaciğerini vermeye karar verdi. Yapılan tetkiklerin ardından donör olmaya uygun olduğu belirlenen Tahtacı; Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi’nde Organ Nakli Sorumlusu Prof. Dr. Deniz Balcı ve ekibi tarafından yapılan operasyonla karaciğerinin yüzde 70’ini sevgilisine bağışladı.

Nakil sonrası ilk Sevgililer Günü’nü birlikte kutlayan çiftin yaşadığı bu süreç, "sevgi" kavramına farklı bir anlam kazandırdı. Birlikte kurdukları hayali yarıda bırakmak istemeyen Tahtacı ve Karagöz, zorlu ameliyat sürecinin ardından adeta yeni bir hayata başlarken yaşadıkları bu deneyim, organ naklinin hayati önemini bir kez daha gözler önüne serdi.

"Göbeğim var diye düşünürken karaciğerimin iflas ettiğini öğrendim"

Ömer Gökhan Karagöz, başına gelen ani hastalık sürecini ve sonrasında yaşadıklarını şu sözlerle açıkladı:

"Karaciğerimde bir sıkıntı varmış ama biz klasik olarak ‘Karaciğerimde yağlanma vardır, göbeğim var’ gibi şeyler düşünüp geçtik. Ama öyle değilmiş, göbeğimde sıvı birikmiş. Tatildeyken bir anda bir yüzüm sarardı, bir sıkıntı geldi. Meğerse, karaciğerim maalesef iflas etmiş. Yani hiçbir belirti, hiçbir herhangi bir ekstra bir durum yokken. Dediler ki ‘Akraban var mı, yok mu?’. Annem zaten yaşlı, tek çocuğum. İki teyzem var, onlar da yaşlı. ‘Nasıl olacak?’ derken organ nakli sırasına girmemiz gerekti. Bu sıra 2 buçuk senede de gelebilir, 4 senede de gelebilir, 3 ayda da gelebilir. ‘Artık bu şekilde yaşayacaksın’ dediler. Tabii insan psikolojik olarak çöküyor. O sırada sevgilim dedi ki, ‘Ya ben vereyim mi?’. Dedim ki; ‘Bu diş çektirmeye ya da kan vermeye benzemez’. Dedi ki ‘Ben vermek istiyorum". Öyle olunca süreç de başlamış oldu."

"Anlık bir karardı ve hiçbir şekilde ‘Biraz daha düşüneyim’ demedim"

Karaciğerinin yüzde 70’ini sevgilisi Karagöz’e veren Esra Işıl Tahtacı, teşhis sürecinde yaşadıkları korku ve endişeye rağmen organ bağışı kararını tereddütsüz bir şekilde verdiğini dile getirerek, "İnsan başına gelmeyince hiçbir şekilde anlamıyormuş, o yüzden bizim için de çok ani oldu. Hastaneye gittik, bize dediler ‘Nakil olacak’. Biz ‘Nakil ne demek? Tamam, hadi olsun’ dedik ama aslında şey öyle değilmiş. Bizi her halükarda nakil listesine alacaklarını söylediler. Benim verdiğim karar da o andaydı. Anlık bir karardı ve hiçbir şekilde biraz daha düşüneyim demedim. Dedim ki, ‘Eğer kan grubuyla alakalı bir sıkıntı yoksa ben verebilirim, sıkıntı olmaz’. Ondan sonra tamam dediler. Bizim o arada konuşma imkânımız olmamıştı, en son hastaneden çıktıktan dedi ki, ‘Anneni ara, sor’. Çünkü bu normal ve kolay bir ameliyat değil. Ama ameliyatın zorluğunu görmüyorsunuz aslında; bir hayat kurtarıyorsun ve hele ki bu değer verdiğin bir insan olunca daha farklı oluyor, hiçbir şeyi gözün görmüyor. Anneme söylediğimde de o da kararıma saygı duydu" dedi.

"O benim hayat arkadaşım, ben bunu seve seve yaptım"

Organ nakli için etik kurul onayı sürecinden geçtiklerini belirten Tahtacı, şu şekilde konuştu:

"İkimiz zaten bir hayatı paylaştığımız için birbirimize değer verdiğimize ve birlikte bir şeyler paylaştığımıza onları da inandırdık. Çünkü onlara bir şey sunmamız gerekiyordu ve samimiyetimizle, birbirimize olan bağlılığımızla sunduk aslında; onları da ikna ettik. Tabii ameliyat sonrasında bize çok videolar geldi özellikle de bana, mesela sokak röportajlarında soruluyor ya ‘Eşinize böbreğinizi verir misiniz, karaciğerinizi verir misiniz?’ diye. Herhangi bir evlilik durumumuz olmamasına rağmen o benim hayat arkadaşım, sonuçta bir ilişki yaşıyoruz ve ben bunu seve seve yaptım. Bazen insanlar öyle şeyler söylüyorlar ki dışarıdan, ama işte insan kendi başına gelmediği zaman anlamıyor bazı şeyleri. Karşısına geldiği zaman da gözünüz hiçbir şey görmüyor açıkçası. Değer daha önemli. Ona verdiğim değer, hayatımı paylaşmam ve onu o şekilde görmek istememem, hepsi karar vermemde etkendi."

"Hiç tereddüt etmeden sağ olsun karaciğerinin yüzde 70’ini bana verdi"

Son olarak Ömer Gökhan Karagöz, sevgilisi Tahtacı’nın karaciğerini vereceğini duyunca yine de inanamadığını dile getirerek, şunları söyledi:

"Dediler ki ‘Sevgilin karaciğerini verecek’. Tabii ki ben bir şüpheye düştüm acaba verir mi diye. Hiç ‘tutar mı?’ diye düşünmemiştim aslında çünkü o an zaten ne olduğunu anlamıyorsunuz; yani siz de gelseniz, yan komşu da gelip ‘Ben de vereyim’ dese aynı soru; tutacak mı? Ama Esra’nın kanı tutunca bir yerden sonra artık ‘Bakalım verecek mi?’ diye tabii ki ben de düşündüm. Demek ki beni o kadar çok seviyormuş ki o da hiç tereddüt etmeden sağ olsun hemen karaciğerinin yüzde 70’ini bana verdi, yüzde 30’u da kendinde kalacak şekilde böyle bir güzellik yaptı. O yüzden doğum günüm normalde ağustos benim ama 8 Şubat’ta nakil oldum; bundan sonra her doğum günümü artık 8 Şubat’ta birlikte kutlamayı düşünüyoruz bir ömür boyunca."

"Bir insanın sevdiği bir insana canından bir parçayı bağışlaması gerçekten kutsal"

Bahçeşehir Üniversitesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı ve Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Organ Nakli Sorumlusu Prof. Dr. Deniz Balcı, hastanın karaciğer nakli sürecine ilişkin detayları şu sözlerle anlattı:

"Hastamızda karaciğer yetmezliği belirtileriyle bize başvurmuştu. Bu şartlar altında bu hastaların ilerleyen dönemde hızlıca nakil olmaları gerekiyor. Biz de hastamız bize başvurduktan sonra hızlıca karaciğerle ilgili tedavisine başladık. Bu tedavi sırasında da aileyi bir nakil ihtiyacı konusunda bilgilendirdik. Biliyorsunuz, 4. dereceye kadar akrabalara kadar Türkiye’de kanunen nakil yapılabiliyor. Bu genellikle kuzenlerimizi, yeğenlerimizi de içerisine alan bir kan bağı gerektiriyor. Ama hastamızın ailesi içerisinden böyle bir kan grubu uyumlu vericisi olmadı. Böyle bir durumda da sevgilisi bize başvurdu ve dedi ki ‘Ben karaciğerimi verebilirim’. Biz de kendisini bu süreç hakkında tıbbi olarak bilgilendirdik ve donör olarak uygunluğu netleştiğinde de etik kurul başvurusunu yaptık. Organ bağışçısı olabilmeniz için etik kurul ihtiyacının ortadan kalkması için 2 yıllık bir evlilik süresi var; o süre geçtikten sonra eş kapsamında verici olabiliyor kişiler. Ama böyle bir süre olmadığı için biz tıbbi hazırlığını yaptıktan sonra etik kurula başvurduk. Etik kurul değerlendirmesini yaptı, etik kurul onayını alır almaz karaciğer naklini gerçekleştirdik. Başarılı bir karaciğer naklinden sonra hastamızı hastaneden başarıyla taburcu ettik. Tabii ki organ nakli hayat kurtarıcı bir süreç. Bir insanın sevdiği bir insana canından bir parçayı bağışlaması gerçekten kutsal. İkisine de bir ömür boyu mutluluk ve sağlık diliyoruz."

Buse Aslıhan Karkazan - Halit Arslan- Hasibe Karadağ

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Treva ile havalimanı deneyiminde yeni dönem: Tek platform, sınırsız yolculuk Seyahat deneyimini uçtan uca yeniden kurgulamayı hedefleyen dijital platform Treva, havalimanı öncesinden başlayarak yolculuğun tüm aşamalarını tek bir yapıda bir araya getiriyor. Treva; yalnızca hizmetlere erişim sağlayan bir uygulama olmanın ötesinde, seyahat deneyimini uçtan uca orkestra eden yeni nesil bir yapı olarak konumlanıyor. Lounge erişimi, hızlı geçiş, restoranlar, duty-free alışveriş, özel transfer, araç kiralama ve otopark gibi hizmetlerin yanı sıra; uçuş bilgileri, terminal navigasyonu, Wi-Fi erişimi ve yolculuk boyunca ihtiyaç duyulan bilgilere tek noktadan erişim sağlanıyor. Yolcular, havalimanına gelmeden önce alışveriş ve siparişlerini tamamlayabilirken; havalimanında bekleme sürelerini daha verimli kullanarak daha akıcı ve konforlu bir deneyim yaşayabiliyor. Farklı pazarlarda ölçeklenen yapı İlk etapta İzmir Adnan Menderes, Milas-Bodrum ve Ankara Esenboğa havalimanlarında hayata geçen Treva’nın, kısa sürede Almatı ve Tiflis’i de kapsayacak şekilde genişlemesi planlanıyor. Platform ayrıca global ölçekte 300’den fazla havalimanında lounge erişimi ve 160 ülkede araç kiralama hizmetlerine erişim imkânı sunuyor. Yapay zeka destekli kişiselleştirme Treva’nın vizyonuna ilişkin değerlendirmede bulunan TAV İşletme Hizmetleri Pazarlama ve Dijital Çözümler İcra Kurulu Üyesi Aylin Alpay şunları söyledi: "Bugün havalimanları fiziksel olarak son derece gelişmiş yapılar. Ancak yolcunun dijital deneyimi hâlâ parçalı ilerliyor. Treva’yı bu parçalı yapıyı ortadan kaldırmak için değil, tüm deneyimi yeniden tasarlamak için geliştirdik. Treva, sadece bir marketplace değil; havalimanı deneyimini uçtan uca yöneten, yolcunun ihtiyacını doğru anda karşılayan ve tüm yolculuğu tek bir akış haline getiren bir platform. Bu anlamda Treva uygulamamızı, havalimanı deneyimi için geliştirilen ilk gerçek ‘super app’lerden biri olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde farklı sektörlerle iş birlikleri kurarak Treva’yı seyahatin ötesine taşıyan, yaşam tarzına entegre bir platform haline getirmeyi hedefliyoruz." Treva, havalimanı ekosistemindeki hizmet sağlayıcıları tek bir noktada buluştururken; farklı sektörlerle kurulacak iş birlikleriyle deneyimi daha da zenginleştirmeyi hedefliyor. Mobilite, perakende, finansal hizmetler ve dijital servislerle sağlanacak entegrasyonlar sayesinde platform, yolculuğu yalnızca bir ulaşım deneyimi olmaktan çıkararak bütünsel bir deneyime dönüştürmeyi amaçlıyor. Treva’ya iOS ve Android uygulamaları ile trevaworld.com üzerinden kolayca erişilebiliyor.
Antalya Kepez’e Köy Enstitüleri Kültür Evi geliyor Kepez Belediyesi ile Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği (YKKED) Antalya Şubesi arasında, ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’ protokolü imzalandı. Türkiye’nin eğitim tarihine önemli katkılar sunan Köy Enstitüleri’nin izleri Kepez’de yeniden canlanıyor. 1940 yılında kurularak kısa sürede üretim odaklı eğitim modeliyle örnek bir sistem haline gelen Köy Enstitüleri, 1954 yılında kapatıldı. Etkisi yıllar boyunca süren bu özgün eğitim modeli, aradan geçen 86 yıla rağmen Kepez Belediyesi tarafından yeniden gündeme taşındı. Cumhuriyet’in en büyük kazanımlarından biri olan Köy Enstitüleri’nin mirası, ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’ ile Kepez’de yaşayacak. Bu kapsamda; Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ile Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği (YKKED) Antalya Şube Başkanı Muzaffer Koçak arasında, ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’ protokolü imzalandı. Kültür Evi, mülkiyeti Kepez Belediyesi’ne ait olan Gülveren Mahallesi’ndeki 3760 sokağın güneyinde bulunan park alanına inşa edilecek. Proje tamamlandığında, kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere Kepez Belediyesi’ne devredilecek. Kültür Evi’nde, eğitimden kültüre, sosyal sorumluluk projelerinden üniversite öğrencilerine yönelik programlara kadar birçok faaliyet yürütülecek. "Köy enstitüleri çok kıymetli" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, protokolün ardından yaptığı açıklamada; köy enstitülerinin önemine vurgu yaptı. Kocagöz, "Biz, insanımız, gençlerimiz ve ülkemizin geleceği için Köy Enstitüleri’nin çok değerli olduğuna inanıyoruz. Bu inançla yola çıkarak, Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneğimize her türlü desteği sağlamayı bir görev değil, bir sorumluluk olarak görüyoruz. Umarım ki burası hem insanımız hem de ülkemizin geleceği için çok faydalı çalışmaların gerçekleşeceği bir yer olur. Kendilerine yürekten teşekkür ediyorum. Her zaman birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Kepez’imize ve Antalya’mıza hayırlı olsun" dedi. YKKED Antalya Şube Başkanı Muzaffer Koçak, köy enstitülerinin toplumsal ve kültürel yaşamda derin izler bıraktığını belirterek, Kepez Belediyesi işbirliğiyle hayata geçirilecek ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’nin bu mirası yaşatacak önemli bir yer olacağını söyledi.
İstanbul Güngören’de bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı İstanbul’un Güngören ilçesinde bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca çocuk şüpheli E.Ç. hakkında ’çocuğa karşı kasten öldürme’, ’zincirleme şekilde silahla tehdit’ ve ’6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet’ suçlarından iddianame düzenlendi. İddianame Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Güngören’de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, suça sürüklenen çocuk E.Ç.’nin, maktul Atlas Çağlayan’ı kesici-delici alet kullanmak suretiyle göğüs bölgesinden yaraladığı, Adli Tıp Kurumu’nun otopsi raporuna göre Çağlayan’ın ölümünün bu eyleme bağlı, kot kesisi ve iç organ yaralanması sonucu gelişen iç kanama nedeniyle meydana geldiği aktarıldı. 15 yaşındaki çocuk şüphelinin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu belirtildi. Yapılan yazılı açıklamada, Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna ilişkin de hususlar yer aldı. ATK raporuna göre, 15 yaşındaki şüpheli E.Ç.’nin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu belirtildi. Öte yandan şüpheli E.Ç.’nin olay sırasında kullandığı bıçağın, ’6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanunu’ kapsamında kaldığı da yazılı açıklamada vurgulandı. İddianame çocuk ağır ceza mahkemesine gönderildi Olay anına ilişkin güvenlik kamerası görüntülerinin de dosyaya eklendiği belirtildi. Açıklamada Şüpheli E.Ç.’nin olay sırasında Atlas Çağlayan’ın yanında bulunan diğer çocuklar D.Ç., Y.O.O., R.O. ve T.U.A. isimli çocuklara da bıçak doğrultmak suretiyle silahla tehditte bulunduğu belirtildi. Başsavcılık, şüpheli E.Ç. hakkında ’çocuğa karşı kasten öldürme’, ’6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet’ ile ’zincirleme şekilde silahla tehdit’ suçlarından iddianame düzenlenerek, Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kamu davası açıldığını aktardı. Çocuk şüphelinin yargılanmasına ilerleyen günlerde başlanacak.
Bursa Edebiyatın kalbi Osmangazi’de atıyor Osmangazi Belediyesi’nin kültür ve eğitim çalışmaları kapsamında düzenlediği ‘Edebiyat ve Hayat Buluşmaları’, edebiyat tutkunlarını yeniden bir araya getirdi. Programın son etkinliğinde, Martin Puchner’in ‘Kelimelerle Dünya Tarihi’ adlı eseri üzerine okuma ve söyleşi gerçekleştirildi. Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde gerçekleştirilen programda Doç. Dr. M. Emin İlhan, konuşmacı olarak katıldı. Okuma etkinliğinde ele alınan Martin Puchner’in ‘Kelimelerle Dünya Tarihi’ kitabı, kitapseverleri etkileyici bir yolculuğa çıkarttı. Yaklaşık 4 bin yıllık bir zaman dilimini kapsayan eser, yazının ve edebiyatın dünya üzerindeki etkisini gözler önüne sererken, metinlerin imparatorlukları nasıl kurup yıktığını, dinleri ve felsefi akımları nasıl şekillendirdiğini de okuyuculara aktardı. Etkinlik, katılımcılara edebiyatın tarihi gücünü keşfetme fırsatı sundu. "Bu buluşmalar son derece faydalı geçiyor" Martin Puncner ‘Kelimelerle Dünya Tarihi’ kitabını işlediklerini ifade eden Bursa Uludağ Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Doç. Dr. M. Emin İlhan, "Yazar, kitabında hikayenin hem sosyal hem de siyasal yaşamımız üzerindeki etkisini ve tarihi süreçleri nasıl dönüştürdüğünü çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor. Bu yönüyle eser, şimdiye kadar pek ele alınmamış özgün bir yaklaşım sunuyor. Oldukça keyifli bir okuma deneyimi sunan kitapta, ay keşfinden Uzak Doğu metinlerinin inşa sürecine kadar uzanan geniş bir içerikle karşılaşıyoruz. Okuyucu açısından son derece akıcı ve anlaşılır bir dile sahip olan eser, her bir konuyu kendi içinde ele alarak ilgili kültürün atmosferini doğrudan yansıtmayı başarıyor. Bu yönüyle kurduğu bağlantılar oldukça güçlü ve etkileyici. Daha önce benzerine pek rastlanmayan bu çalışma, özgünlüğünü açıkça ortaya koyuyor. Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği ‘Edebiyat ve Hayat Buluşmaları’ kapsamında belirlenen kitapları okuyarak metinler üzerine kapsamlı tartışmalar gerçekleştiriyoruz. Bu buluşmalar son derece faydalı, öğretici ve bilgi dolu geçiyor" şeklinde konuştu.
Erzincan Erzincan bölgenin fidan ihtiyacını karşılıyor Erzincan Bahçe Kültürleri Enstitüsü’nde toprakla buluşturulan fidanlar bölgenin ihtiyacını karşılıyor. Enstitüsü Müdürlüğünce bölge ekolojisine uygun olarak yetiştirilen meyve fidanları talebe göre üreticilerle buluşturuluyor. Bölgenin fidan ihtiyacını karşılayan enstitüde yıllık 30 bin ila 45 bin arasında fidan üretimi gerçekleştiriliyor. Üretilen fidanlar Bahçe Kültürleri Enstitüsü’nün sorumluluk alanlarındaki illere gönderiliyor. Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Samet Karataş, enstitüde ciddi bir meyve ve meyve fidanı üretimi olduğunu kaydederek, "Meyvelerin fidanlarını ürettiğimiz yerlerde çöğür anaçların dikimi yapılıyor. Bu çöğür anaçların da birçoğunu biz kendimiz üretiyoruz elma, kayısı gibi. Yıllık yaklaşık 30 bin ila 45 bin arasında fidan üretimi kapasitemiz var. Sorumluluk alanlarımızdaki illerin ve çiftçilerin talebine göre üretimimizi gerçekleştirip üreticilerimizle fidanlarımızı buluşturuyoruz" şeklinde konuştu. Bahçe Kültürleri Enstitüsü’nün üretim anlamında geniş bir çalışma alanı olduğunu aktaran Enstitüsü Müdürü Karataş, meyve fidanlarının yanı sıra enstitüde araştırma bahçeleri olduğunu belirtti. Karataş, "Burada yine bizim araştırma bahçelerimiz var. Başta bahçe sistemleri, meyvecilik, bağcılık, biyoçeşitlilik ve genetik kaynaklar, süs bitkileri olmak üzere bahçelerimizi kurup çalışmalarımızı yürütüyoruz" dedi.