SPOR - 05 Ekim 2025 Pazar 19:18

Singapur’da kazanan George Russell

A
A
A
Singapur’da kazanan George Russell

Formula 1’de Singapur Grand Prix’sini Mercedes’in Büyük Britanyalı pilotu George Russell kazandı.

Formula 1’de sezonun 18. yarışı olan Singapur Grand Prix’si, 4 bin 927 metre uzunluğundaki Marina Bay Caddesi Pisti’nde 62 tur üzerinden yapıldı. Yarışa pole pozisyonunda başlayan Mercedes’in Büyük Britanyalı pilotu George Russell, 1:40:22.367 derecesiyle damalı bayrağı ilk gören isim oldu. Russell böylece bu sezon 2. zaferini elde etti. Yarışta George Russell’ın ardından Red Bull’dan Max Verstappen ikinci, McLaren’den de Lando Norris üçüncü oldu. En hızlı turu da Ferrari’den Lewis Hamilton gerçekleştirdi.

Takımlarda McLaren şampiyon

Takımlar klasmanında 650 puana ulaşan McLaren, sezonun bitime 6 yarış kala şampiyonluğunu ilan etti. Mclaren böylece tarihinde üst üste 2, toplamda da 10. şampiyonluğunu kazandı.

Formula 1’de sezonun 19. yarışı olan ABD Grand Prix’si 19 Ekim Pazar günü yapılacak.

 

Singapur Grand Prix’sinin ardından pilotlar ve takımlarda ilk 5 sıra şöyle:

Pilotlar

1 - Oscar Piastri (Avustralya): 336 puan

2 - Lando Norris (Büyük Britanya): 314 puan

3 - Max Verstappen (Hollanda): 273 puan

4 - George Russell (Büyük Britanya): 237 puan

5 - Charles Leclerc (Monako): 173 puan

Takımlar

1 - McLaren: 650 puan

2 - Mercedes: 325 puan

3 - Ferrari: 300 puan

4 - Red Bull: 290 puan

5 - Williams: 102 puan

Oğuzhan Ort

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Atatürk ve Cumhuriyet’in Bursa’daki izleri Nilüfer’de konuşuldu Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği "Tematik Buluşmalar" söyleşisinde Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan, Bursa’nın işgal yıllarından modern bir Cumhuriyet kentine dönüşüm sürecini anlattı. Arslan, "Bursa sadece Osmanlı’nın değil, Cumhuriyet modernleşmesinin de laboratuvarı olmuştur" dedi. Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen "Tematik Buluşmalar" söyleşisinin bu ayki konuğu, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan oldu. Nazım Hikmet Kültürevi’nde düzenlenen "Atatürk Bursa’sında Modernleşme: Lider ve Şehir" başlıklı söyleşide Arslan, Atatürk’ün Bursa’ya gerçekleştirdiği ziyaretlerin arka planını ve kentin sosyal, ekonomik ve kültürel değişimini katılımcılara aktardı. Bursa’nın genellikle "Osmanlı’nın ilk başkenti" kimliğiyle ön plana çıktığını belirten Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan, kentin Milli Mücadele ve Cumhuriyet dönemindeki stratejik öneminin de en az Osmanlı dönemi kadar kritik olduğunu vurguladı. 19’uncu yüzyıl sonunda Bursa’nın kozmopolit yapısı ve ipek ticaretine dayalı güçlü ekonomisinin, savaşlar ve Yunan işgaliyle büyük bir yıkıma uğradığını hatırlatan Arslan, "İşgal, meclis kürsüsüne siyah örtü örtülmesine neden olacak kadar derin bir yastı. Ancak Cumhuriyet, yangın yeri olan bu şehri yeniden ayağa kaldırdı" diye konuştu. Atatürk’ün Bursa’yı 17 kez ziyaret ettiğini ve bu gezilerin sıradan geziler olmadığını ifade eden Arslan, şu detayları paylaştı: "Atatürk, Mudanya Mütarekesi’nden hemen sonra, henüz saltanatı kaldırmadan Bursa’ya gelerek nabız yoklamıştır. Bursa, devrimlerin, özellikle de Şapka İnkılâbı’nın toplumsal kabulü açısından bir laboratuvar işlevi görmüştür. Henüz kanun çıkarılmadan Bursalılar, Atatürk’ü şapkalarıyla karşılayarak değişime destek vermiştir. Atatürk, protokol kurallarından hoşlanmaz, halkın, esnafın, öğrencinin içine karışırdı. Bu samimiyet, devrimlerin tabana yayılmasını sağladı." Arslan, söyleşide, Cumhuriyet öncesi el tezgahlarına dayalı ipek üretiminin, Cumhuriyet ile birlikte Merinos ve Gemlik Suni İpek gibi fabrikalarla endüstriyel bir boyuta taşındığına dikkat çekti. Arslan, bu fabrikaların sadece üretim yeri değil; sineması, spor alanları ve sosyal tesisleriyle kente modern yaşam kültürünü getiren merkezler olduğunu belirtti. Doç. Dr. Arslan, konuşmasının sonunda 1923 ile 1938 yılları arasındaki değişimin o dönemin tanıkları tarafından "hayal edilemez" olarak nitelendirildiğini söyledi. Arslan, "Savaştan çıkmış, nüfusunu ve sermayesini kaybetmiş bir şehirden; sanayisiyle, eğitimli kadınlarıyla, sosyal hayatıyla modern bir kent ortaya çıkarıldı. Bu dönüşümün mimarı Mustafa Kemal Atatürk, Bursa’nın her sokağında iz bırakmıştır" ifadelerini kullandı. Söyleşide katılımcıların sorularını da yanıtlayan Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan’a günün anısına hediye verildi.
Bursa Çocuklarda soğuk algınlığına dikkat Kış aylarının gelmesi, kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması ve okullardaki yakın temas, çocuklarda solunum yolu hastalıklarını tetikliyor. BURTOM Biyofiz Mudanya Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Hacıoğlu, çocuklarda görülen solunum yolu enfeksiyonlarının yüzde 70-90 gibi büyük bir oranının viral enfeksiyonlara bağlı geliştiğine dikkat çekti. Dr. Hacıoğlu, üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) içinde en yaygın formun soğuk algınlığı olduğunu belirtti. RSV virüslerinin yol açtığı bu tablo; hapşırma, burun akıntısı, boğaz ağrısı ve hafif ateş ile kendini gösteriyor. Ancak daha ağır seyreden İnfluenza (Grip) konusunda ebeveynleri uyaran Hacıoğlu, şu bilgileri paylaştı: "Aniden başlayan yüksek ateş, üşüme, titreme, şiddetli baş ağrısı ve kuru öksürük en belirgin semptomlardır. İnfluenza çocuklarda bronşiolit, zatürre (pnömoni) ve krup gibi ciddi tablolara, nadiren de Reye sendromu veya kalp kası iltihabı gibi tehlikeli hastalıklara yol açabilir. Tanı hızlı antijen testleri ile konur. Tedavide antiviral ilaçlara (oseltamivir vb.) en kısa sürede başlanmalıdır. En etkili korunma yöntemi ise 6 ay üzerindeki çocuklara (yumurta alerjisi yoksa) Eylül-Mart ayları arasında yapılan influenza aşısıdır." Bakteriyel Tehlike: Beta Mikrobu Viral etkenlerin yanı sıra, halk arasında "Beta" olarak bilinen Grup A Streptokok enfeksiyonlarının da çocuklarda ani ateş ve boğaz ağrısına neden olduğunu belirten BURTOM Biyofiz Mudanya Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Hacıoğlu Dr. Hacıoğlu, bu vakaların yüzde 15-30 oranında görüldüğünü ve tedavisinde mutlaka antibiyotik kullanılması gerektiğini vurguladı. Covid-19 ve MIC-C Riski Dünyada salgına neden olan Covid-19’un mutasyonlarla her yaş grubunda hastalık yapmaya devam ettiğini hatırlatan Dr. Hacıoğlu, çocuklarda nadir de olsa görülebilen MIS-C (Multisistem İnflamatuvar Sendromu) riskine karşı erken tanının hayati önem taşıdığını ifade etti. Hastalıklardan Korunmak İçin 6 Altın Kural Dr. İbrahim Hacıoğlu, çocukları kış enfeksiyonlarından korumak için ailelere şu tavsiyelerde bulundu: "Mümkün olduğunca kapalı ve kalabalık alanlardan uzak durulmalı. Gerektiğinde maske kullanılmalı. Yaşam alanları ve sınıflar sık sık havalandırılmalı. El temizliğine azami özen gösterilmeli. Sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalı. Gün içinde bol sıvı tüketimi desteklenmeli." Hacıoğlu, şikayeti olan çocukların vakit kaybetmeden uzman bir hekime başvurarak erken tanı ve tedaviye başlamasının bulaş zincirini kırmada kritik rol oynadığını belirterek sözlerini tamamladı.
Antalya Kanser tedavisinde yeni ufuk: Kişiye özel kanser aşıları gündemde Kanser aşılarındaki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ali Murat Tatlı, kişiye özel kanser aşılarının gelecekte tedavide önemli bir dönüm noktası olabileceğini söyledi. Kanser ve teknolojinin ilerlemesiyle kanser tedavisinde geliştirilen yöntemlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Memorial Antalya Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Murat Tatlı, 2022 yılından itibaren yapılan istatistiklere göre dünyada her yıl yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası görüldüğünü belirtti. "Bu vakaların yaklaşık yarısında maalesef ölüm oranlarıyla karşılaşıyoruz" diyen Tatlı, Türkiye’de ise yıllık yaklaşık 240 bin yeni kanser vakası görüldüğünü, bu vakaların da yaklaşık 130 bininde ölüm gerçekleştiğini kaydetti. Tatlı, son 5 yılda Türkiye’de kanser yükünde yaklaşık 700 bine yakın birikmiş hasta popülasyonu oluştuğunu vurguladı. En sık görülen kanser türleri Dünya genelinde erkeklerde en sık görülen kanser türünün akciğer kanseri olduğunu, kadınlarda ise meme kanserinin öne çıktığını ifade eden Tatlı, Türkiye’ye ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Ülkelere, yaşam şekillerine ve çevresel faktörlere göre kanser tipleri değişiyor. Türkiye’de erkeklerde en sık akciğer kanseri görülüyor, ikinci sırada prostat, üçüncü sırada kolorektal kanseri var. Kadınlarda ise en sık meme kanseri, ardından tiroid ve kolorektal kanseri geliyor. Ancak her iki cinsi birlikte değerlendirdiğimizde en sık görülen ve ölüm oranı en yüksek tümör hâlâ akciğer kanseri." Kanser tedavisinde yeni dönem: Aşılar Kanser tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını belirten Prof. Dr. Ali Murat Tatlı, moleküler testler, akıllı ilaçlar ve immünoterapiyle birlikte yeni bir döneme girildiğini söyledi. Tatlı, "Bir dönem hedeflenemez dediğimiz bazı mutasyonlar, teknolojinin ve bilimin hızla ilerlemesiyle artık hedeflenebilir hale geldi. Son yıllarda ise yeni bir çığır açılıyor, o da kanser aşıları" ifadelerini kullandı. Kanser aşılarının toplumda sıkça yanlış anlaşıldığını vurgulayan Tatlı, HPV aşısının rahim ağzı kanserine karşı koruyucu bir aşı olduğuna dikkat çekerek, aktif kanser tedavisine yönelik kişiye özel aşıların ise farklı bir alan olduğunu söyledi. Kişiye özel kanser aşıları Kanserin hücrelerin genetik yapısında meydana gelen mutasyonlarla ortaya çıktığını anlatan Tatlı, bu hücrelerin normal dokulardan farklı antijenler taşıdığını belirterek, "Bu antijenler bağışıklık sistemimizdeki T lenfositler tarafından düşman olarak tanınır. Ancak bağışıklık sistemi baskılandığında tümör bağışıklıktan kaçar. Kanser aşılarıyla immünoterapinin yetersiz kaldığı noktaları tamamlamayı hedefliyoruz" dedi. Yapay zeka destekli yöntemlerle kişiye özgü antijenlerin tespit edilebildiğini aktaran Tatlı, bu aşıların çoğunlukla immünoterapiyle kombine edildiğini ve hem ileri evre hastalıkta hem de ameliyat sonrası koruyucu dönemde kullanılabildiğini ifade etti. "Erken faz çalışmalar umut veriyor" Lynch sendromu gibi yüksek riskli durumlara yönelik yürütülen çalışmalara da değinen Tatlı, kolorektal kanser riskini azaltmaya yönelik aşı çalışmalarında önemli sonuçlar elde edildiğini söyledi. Prof. Dr. Tatlı, şunları kaydetti: "Bu aşılar bugün yarın klinikte rutin kullanıma girecek aşamada değil. Faz 1 ve faz 2 çalışmaları devam ediyor. Ancak erken faz çalışmalarda, daha önce immünoterapiden fayda görmeyen hastalarda bile bağışıklık sistemini güçlü şekilde aktive edebildiğimizi görüyoruz." "Her hasta için özel aşı seçeneği gündeme gelebilir" Kanserde henüz yüzde yüz çözümden söz edilemeyeceğini belirten Prof. Dr. Ali Murat Tatlı, "Kanserde tamamında yüzde yüz çözüm oldu diyemem ama her kanser tipi ve her hasta için özel bir aşı seçeneği ortaya çıkacak gibi görünüyor. İlk çalışmalarda her hastaya özel bir aşı platformu oluşturulabildiğini görüyoruz. Bugün maliyetli ve zor, ancak genetik analizlerin yaygınlaşmasıyla bu süreç giderek kolaylaşıyor" dedi. Kanserden korunmanın temel yöntemleri Kanserden korunmada yaşam tarzının büyük önem taşıdığını vurgulayan Tatlı, bağışıklık sisteminin güçlü tutulması gerektiğinin altını çizerek, "Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durmak, obeziteyle mücadele etmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak, sağlıklı beslenmek ve yeterli uyku çok önemli. Alkol tüketimi, ağız hijyeni, bağırsak mikrobiyotası ve stres yönetimi de kanser riskini etkileyen faktörler arasında" dedi. Sağlıklı bir yaşam çerçevesi oluşturmanın kanserden korunmada etkili olabileceğini ifade eden Tatlı, "Yaşam şeklimizi ne kadar dengeli hale getirirsek kanserden korunmamız o kadar mümkün olur" değerlendirmesinde bulundu.