GÜNDEM - 27 Nisan 2026 Pazartesi 11:27

Sultan Abdülhamid Han’ın elleriyle yaptığı kitaplık Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi’nde 142 yıldır korunuyor

A
A
A
Sultan Abdülhamid Han’ın elleriyle yaptığı kitaplık Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi’nde 142 yıldır korunuyor

Sultan II. Abdülhamid Han’ın kendi elleriyle yaptığı ve Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi’ne hediye ettiği ceviz ağacından kitaplık, 142 yıldır muhafaza ediliyor. Zarif işçiliği ve tarihi değeriyle dikkat çeken eser, ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor.


Kütüphane Müdürü Salih Şahin, "Abdülhamid Han, bu kütüphanenin kuruluşundaki her aşamada hem maddi hem manevi desteğini hiç esirgememiştir. Kütüphaneyle ilgili hem Avrupa ülkelerinden, hem de Balkanlar ve diğer İslam dünyasından Latince ve Osmanlıca kitaplar getirmiştir. Onun çabalarıyla kütüphane kısa süre içerisinde büyük bir koleksiyona sahip olmuştur. 500 civarında farklı Osmanlı ulemasının, devlet adamlarının ve hanım sultanların kitapları da koleksiyon halinde kütüphanemizde mevcuttur" dedi.


Hat ve marangozluk merakı ile bilinen Osmanlı padişahı Sultan II. Abdülhamid Han’ın Yıldız Sarayı’nda bulunan atölyesinde yaptığı ceviz ağacından kitaplık, bugün Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi’nde sergileniyor. Sultan’ın kendi elleriyle hazırladığı eser, zarif işçiliği, süslemeleri ve tarihi değeriyle dikkat çekiyor. Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi’nin kuruluş sürecinde de önemli bir yere sahip olan kitaplık, kütüphanenin sergi salonunda muhafaza ediliyor. El yapımı döküm camla korunan eser, Osmanlı’da kitaba verilen önemin simgelerinden biri olarak görülüyor. 142 yıldır korunan kitaplık, ‘Abdülhamid Han Dolabı’ olarak da biliniyor. Tarihi eser, hem kütüphaneyi ziyaret edenlerin ilgisini çekiyor hem de Osmanlı kültür mirasının önemli parçalarından biri olarak varlığını sürdürüyor.


1884 yılında hizmete açılan Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi, Osmanlı döneminde modern eğitim hamleleri ve artan kitap ihtiyacı doğrultusunda kuruldu. 500 civarında farklı Osmanlı ulemasının, devlet adamlarının ve hanım sultanların kitap koleksiyonlarının da yer aldığı kütüphane, bugün 42 bin 500 esere sahiplik yapıyor. Kütüphanede birçok farklı alanın yanı sıra Osmanlı eğitim müfredatında okutulan kitaplar da yer alıyor.



1133 yıllık el yazması


Kütüphanenin en dikkat çeken eserlerinden biri ise M.S. 893 yılında Ebü’l-Ameysel el-A’râbî tarafından yazılan Kitabu’l-Me’sûr fi’l-Lüga. Parşömen üzerine yazılan eser, Türkiye kütüphanelerinde bulunan tarihi bilinen en eski yazma eserlerden biri olma özelliğini taşıyor. 1133 yıllık tarihi el yazması, Arapça dilbilgisinin en erken ve en değerli örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.



Abdülhamid Han’ın kütüphaneye verdiği destek


Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürü Salih Şahin, Sultan Abdülhamit Han’ın kütüphanenin kuruluşunda verdiği desteği anlatarak "Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi, Sultan II. Abdülhamid Han tarafından 1884 tarihinde kurulmuştur. Kurulduğundaki adı Kütüphane-i Umumi-i Osmani’, yani Osmanlı Milli Kütüphanesi’ydi. Sultan II. Abdülhamid Han’ın eğitime vermiş olduğu değer ve bu bölgede özellikle Darülfünun, Mülkiye-i Şahane, Hukuk Mektebi ve Tıbbiye-i Şahane gibi üniversitelerin bulunması, yine Sultan Abdülhamid Han’ın başlattığı eğitim reformlarıyla idadilerin, rüşdiyelerin ve sıbyan mekteplerinin açılması burada yeni bir kütüphanenin kurulması ihtiyacını doğurmuştur. Abdülhamid Han da bu kütüphanenin kuruluşundaki her aşamada hem maddi hem manevi desteğini hiç esirgememiştir. Kütüphaneyle ilgili hem Avrupa ülkelerinden, hem de Balkanlar ve başka birçok ülkeden Latince ve Osmanlıca kitaplar getirmiştir ve kütüphane kısa süre içerisinde büyük bir koleksiyona sahip olmuştur" dedi.



"Kütüphanedeki kitaplar portal üzerinden okuyuculara açıktır"


Kütüphanede yaklaşık 500 civarında farklı Osmanlı ulemasının, devlet adamlarının ve hanım sultanların kitaplarının, koleksiyonlar halinde mevcut olduğunu bildiren Şahin, "Kütüphane yapılırken Sultan Abdülhamid Han buranın yapım aşamasında çok büyük yardımlar ve destekler sağlamıştır. Özellikle burada kullanılması amacıyla yapmış olduğu kitap dolabını kendi eliyle yapmış, dolabın camı, kilit sistemi ve diğer aksamları tamamen orijinaldir. Hiç değişen parçası yoktur. Kitap dolabının malzemesi ceviz ağacından olup, camı da el yapımı ve dökümdür. Kitapların sağlıklı olarak günümüze kadar gelmesinde Sultan Abdülhamid Han’ın yaptırmış olduğu bu dolabın çok büyük bir katkısı vardır. Kütüphanemizde dini, edebi, felsefi, tıbbi, coğrafi ve beşeri bilimlere ait birçok kitap vardır. Toplam sayısı 42 bin 500’dür. Özellikle Osmanlı eğitim müfredatında okutulan tüm kitaplar, yani sıbyan mektepleri, rüştiyeler, idadiler, Darülfünun, Hukuk Mektebi, Tıbbiye-i Şahane, Mülkiye-i Şahane gibi okullarda okutulan tüm kitaplar kütüphanemizde mevcuttur ve bu kitaplar portal üzerinden okuyucuya açıktır" dedi.



"Hem yerli hem yabancı ziyaretçiler çok ilgileniyorlar"


Kütüphaneye olan yoğun ilgiden memnun olduklarını vurgulayan Şahin, "Ziyaretçiler kütüphanemizi gezdiklerinde onlara hem kitaplarla ilgili hem de özellikle Abdülhamid Han’ın yapmış olduğu dolapla ilgili bilgiler veriyoruz. Çok ilgileniyorlar. Hem yerli hem yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekiyor ve çok ilgileniyorlar. Kütüphanenin kuruluşu Sultan Abdülhamid Han tarafından gerçekleştirildiği için bu kütüphane burada 142 yıldır hizmet vermektedir. Diğer kütüphanelerle mukayese ettiğimizde kütüphanemizin tarihinin daha eski ve daha mükemmel bir geçmişe sahip olduğunu söyleyebiliriz" diye konuştu.



"Başkanlığımıza bağlı restorasyon ünitesi dünya çapında bir restorasyon ünitesidir"


Kütüphanedeki kitapların Kitap Şifahanesi tarafından restore edildiğini belirten Şahin, "Kitapların belgelemeleri ve diğer teknik unsurları tarafımızdan tespit edilerek Kitap Şifahanesi’ne sevk ediliyor. Orada kitaplar uzmanlar ve restoratörler tarafından tamir edilerek, tekrar kütüphanemize geliyor. Özellikle başkanlığımıza bağlı restorasyon ünitesi dünya çapında bir restorasyon ünitesidir ve bir benzerinin başka bir yerde olmadığını düşünüyoruz. Hem çalışanlar hem de teknik açıdan donanımlı bir restorasyon ünitesidir. Daha önceki yıllarda kitaplar ahşap dolaplarda muhafaza ediliyordu. Yeni nesil dolap sistemiyle özellikle iklimlendirilmiş ortamlarda, güneş ışınlarına ve dış etkenlere karşı daha korunaklı bir şekilde korunmakta ve muhafaza edilmektedir. Geleceğe bunları daha emin bir şekilde taşımak için de tüm çabamızla çalışmalarımıza devam etmekteyiz" ifadelerini kullandı.



"Osmanlı dönemi müfredatıyla ilgili, okutulan kitaplarla ilgili bilgiler vermekteyiz"


Kütüphanenin birinci ziyaretçilerinin üniversite öğrencileri olduğunu dile getiren Şahin, "Üniversitelerde akademik çalışma yapan hocalarımız, öğrencilerimiz ve ortaöğrenimden de çok sayıda sürekli ziyaretçilerimiz gelmektedir. Onlara hem Osmanlı dönemi müfredatıyla ilgili, okutulan kitaplarla ilgili bilgiler vermekteyiz hem de tarihi bir görünüm ve misyona sahip olan kütüphanemizi gezdirmekteyiz. Özellikle kütüphanemizde açmış olduğumuz tematik sergiler çok büyük ilgi görüyor. Şu anda ‘Sancak Mushafları’ sergisi devam etmektedir. Bunu yerli ve yabancı birçok ziyaretçi gelip ilgiyle gezerek, takip ediyor. İstanbul’un merkezi ve ilim merkezi bir konumda bulunan kütüphanemize tüm İstanbulluları, özellikle eğitimle ilgisi olan, okumayla ve kitapla ilgisi olan kitapseverlerimizi bekliyoruz" dedi.



Yazma eserlere portal üzerinden ulaşılabiliyor


Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı bünyesinde bulunan 639 bin 784 yazma ve nadir esere internetten de erişilebiliyor. Türkiye Yazma Eserler Kurumu internet sitesinden yapılan üyelikle kuruma ait katalog ve veri tabanı görüntülenebiliyor.



Sultan Abdülhamid Han’ın elleriyle yaptığı kitaplık Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi’nde 142 yıldır korunuyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars U15 Türkiye Güreş Şampiyonası Kars’ta devam ediyor Türkiye Güreş Federasyonu tarafından Kars’ta düzenlenen U15 Türkiye Güreş Şampiyonası sürüyor. Şampiyonanın üçüncü gününde minderde kadınlar mücadele etti. Türkiye Güreş Federasyonu tarafından İsmail Aytemiz Spor Salonu’nda gerçekleştirilen U15 Türkiye Güreş Şampiyonası’na 81 ilden bin 504 sporcu katıldı. Erkekler kategorisindeki müsabakaların ardından kadın sporcuların da katıldığı şampiyona renkli görüntülere sahne oluyor. Serbest stilde 415, grekoromen stilde 413 ve kadınlarda 576 olmak üzere toplam bin 504 sporcu hem şampiyon olmak hem de milli takıma seçilmek için ter döküyor. 500’ün üzerinde kadın sporcunun Kars’ta şampiyonaya katıldığını ifade eden Güreş Kars İl Temsilcisi Emrah Güney, "Bugün bayanlarda ikinci günümüz, bayanların birinci gününde birbirinden canlı, coşkulu müsabakalara şahitlik ettik. Bayan sporcularımızın maşallahı var. Kendilerini çok iyi geliştirmişler. Burada 2032 Olimpiyat hedeflerinde olan altyapımızın tamamını seyretmiş bulunmaktayız. Bu sporcu kardeşlerimiz de büyüklerinin izinden gitmek için burada mücadele ediyorlar. U15 Türkiye Şampiyonası bizim için çok önemli, çünkü burada madalya alacak sporcular milli takıma seçilecekler ve Avrupa Şampiyonası’nda ülkemizi temsil edecekler" dedi. Şampiyonaya Iğdır’dan katıldığını belirten Zeynep Kaçmaz, "Burada şampiyon olmak istiyorum, derece yapmak istiyorum. Avrupa Şampiyonası’na gitmeyi düşünüyorum. O kadar emek verdim. İnşallah derece yaparım" diye konuştu. Öte yandan İsmail Aytemiz Spor Salonu’nda devam eden U15 Türkiye Güreş Şampiyonası, vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Kilolarında dereceye giren sporcular Milli Takım seçmelerine katılacak. Şampiyona 30 Nisan 2026 tarihinde sona erecek.
Konya İmam Hatip Okulları Büyük Türkiye Şöleni 4-6 Mayıs’ta Konya’da İmam Hatip Okulları arasında düzenlenen Mesleki Yarışmaların Türkiye Finalleri, bu yıl ilk kez Konya’da "İmam Hatip Okulları Büyük Türkiye Şöleni" adıyla gerçekleştirilecek. 4-6 Mayıs 2026 tarihinde Selçuklu Kongre Merkezi’nde yapılacak olan "İmam Hatip Okulları Büyük Türkiye Şöleni" tanıtım lansmanı Konya’da bir otelde yapıldı. Programda konuşan Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürü Dr. Ahmet İşleyen, Konya’da bir ilki gerçekleştireceklerini belirterek, "42 yıldır devam ettirdiğimiz mesleki yarışmaları ilk defa bir ilde ve böyle bir şölen havasında kutlamak istedik. Buna da Konya ev sahipliği yapmış oldu. İmam Hatip Okulları Büyük Türkiye Şöleni’yle mesleki yarışmalarımızı klasik yarışma formatının dar sınırlarından çıkartarak daha kapsayıcı, daha katılımcı ve daha görünür bir yapıya kavuşturmuş olacağız. Bu organizasyon artık sadece dereceye giren öğrencilerin sahne aldığı bir final değil. Her öğrencinin emeğinin, her öğretmenin rehberliğinin, her okulun kurumsal katkısının ve İmam Hatip camiasının ortak heyecanının görünüş hale geldiği büyük bir buluşma olacaktır. Biz biliyoruz ki bu süreçte kaybeden yoktur. Yarışmaya hazırlanan her öğrenci kazanmıştır. Ona emek veren her danışman öğretmen kazanmıştır. Öğrencisinin yanında duran her okul müdürü, her yönetici, her veli bu sürecin bir parçası olarak bizce kazanmıştır. Bu nedenle bu şölen sadece sonuçların ilan edildiği bir organizasyon değil, emeğin, gayretin, aidiyetin ve temsil bilincinin takdir edildiği bir eğitim iklimi olacaktır" dedi. 4-6 Mayıs 2026 tarihlerinde Konya’da gerçekleştirilecek buluşmanın mekanı itibariyle de ayrı bir anlam taşıdığını ifade eden Ahmet İşleyen, "Konya irfanın, hikmetin, sözün ve gönül medeniyetimizin sembol şehirlerinden biridir. Böyle bir programın Konya’da gerçekleştirilmesi yalnızca teknik bir tercih değil, aynı zamanda geleneğin ruhuyla mekanın hafızasını buluşturan anlamlı bir tercihtir. Konya Selçuklu Kongre Merkezi’nde bu yıl 42’ncisini gerçekleştirecek olan Türkiye finalleri eş zamanlı oturumlar, halka açık programlar, Fuaye etkinlikleri ve kültür sanat içerikleriyle zenginleştirilecektir. Böylece katılımcılar yalnızca izleyen değil, aynı zamanda deneyimleyen, hisseden ve büyük heyecanın parçası olan bir konumda yer alacaktır. Bu yönüyle programımız geleneği teknolojiyle, mesleki eğitimi, kültür ve sanatla, okul aidiyetini toplumsal katılımla buluşturan yeni bir model ortaya koymaktadır" diye konuştu. Toplantıya, protokol mensupları ve davetliler katıldı.