ASAYİŞ - 27 Nisan 2026 Pazartesi 14:36

Swiss Otel’de yangın paniği: Vatandaşlar tahliye edildi

A
A
A
Swiss Otel’de yangın paniği: Vatandaşlar tahliye edildi

Beşiktaş’ta bulunan Swissotel The Bosphorus’da henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın paniği yaşandı. Otelde konaklayan kişiler ve çalışanlar tahliye edildi. Ekiplerin çalışmaları sürüyor.


Beşiktaş’ta bulunan Swissotel The Bosphorus’da saat 13.30 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın paniği yaşandı. Yangının, otelin makine dairesinde çıktığı bildirildi. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Otelde konaklayanlar ve çalışanlar tahliye edildi. Ekiplerin otelde çalışmaları sürüyor.



Swiss Otel’de yangın paniği: Vatandaşlar tahliye edildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Yörex’te Ayvalık Ticaret Odası’nın geliştirdiği "Ürün Kimliği" uygulamasına yoğun ilgi Ayvalık Ticaret Odası, bu yıl 22-26 Nisan tarihleri arasında 14. kez kapılarını açan ve "Sizin Oraların Nesi Meşhur?" sloganıyla Antalya Anfaş Fuar Merkezi’nde, Türkiye’nin yerel değerlerini buluşturan Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX)’e katıldı. Ayvalık Ticaret Odası tarafından hazırlanan Türkiye’de ilk kez coğrafi işaretli Ayvalık zeytinyağının taklit ve tağşişin önüne geçmek amacıyla karekodlu takip sistemiyle hazırlanan "ürün kimliği" uygulaması, fuarda büyük ilgi gördü. "Sizin Oraların Nesi Meşhur?" sloganıyla Antalya Anfaş Fuar Merkezi’nde 70 ilden 500’den fazla katılımcıyla gerçekleşen 14. YÖREX, 22-26 Nisan tarihleri arasında düzenlendi. 6 seçkin firmasıyla 2. Hall’de yer alan Ayvalık Ticaret Odası standı katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Coğrafi işaretli Ayvalık Zeytinyağı’nın yanı sıra Ayvalık’a özgü zeytin, zeytinyağlı sabun gibi pek çok ürünün tanıtıldığı fuarda, Ayvalık Ticaret Odası’nın yoğun çalışmaları sonucunda hayata geçirilen ve Türkiye’de ilk kez uygulanan karekod sistemi, YÖREX’te görücüye çıktı. Ayvalık Zeytinyağı’nın dünya arenasında rekabetçiliğini artıracak karekod takip sistemiyle hazırlanan "ürün kimliği" hem taklit ve tağşişin önüne geçilmesini sağlıyor hem de üst kaliteli zeytinyağının tanıtımını sağlıyor. Ayvalık bölgesinden 33 markanın coğrafi işaret tescili aldığını belirten Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, taklit ve tağşişin en çok yapıldığı gıda ürünlerinden birinin zeytinyağı olduğunu ve en çok da Ayvalık markası kullanılarak taklit ve tağşiş yapıldığına dikkat çekti. Ali Uçar, "Bakanlığın açıklamış olduğu taklit ve tağşiş listelerine baktığımız zaman listede yer alan markaların hiçbirinin üretim yerinin Ayvalık olmadığını ama Ayvalık markasını kullandıklarını görüyoruz. Zeytinyağında dünyaca ünlü Ayvalık markasını kullanıyorlar. Buna bir önlem almak için bir ürün kimliği oluşturduk. Bunun bir örneği İtalya Toskana’da, bir de Ayvalık’ta var. Karekod ile hazırlanmış bu ürün kimliği neticesinde coğrafi işaret hologramımızla bu karekodu okuttuğunuzda burada ürünün doğrulamasını yapabiliyorsunuz. Tarladan sofraya kadar Türk Gıda Kodeksine göre ürünün tüm üretim aşamalarını görebiliyorsunuz. Aynı zamanda ürünün duyusal analiz sonuçlarına da ulaşabiliyorsunuz" dedi. "Zeytinyağımızın katma değerini artırmaya çalışıyoruz" Duyusal analiz konusunda Türkiye’de akredite olmuş yalnızca 3 kurumdan biri olan ATOLAB (Ayvalık Ticaret Odası Laboratuvarı) ile fuara katıldıklarını belirten Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, "Karekodlu ve Ayvalık Ticaret Odası coğrafi işaretli bir ürünü aldıklarında bilsinler ki muhakkak güvendeler, herhangi bir şekilde sahte ürün almamış oluyorlar. Ürün kimliğini de takip ederlerse buradan karekodu okuttukları takdirde ürünle ilgili her türlü bilgiye sahip olabilirler hatta fiyat kontrolünü bile yapabilirler" açıklamalarında bulundu. Ürün kimliğinin özellikle yurt dışı piyasasında ürünün katma değerinin artmasında etkili olduğunu ifade eden Uçar, "Ayvalık Ticaret Odası çatısı altında Ayvalık zeytinyağı markası açısından üst marka oluşturup, tüm firmaları kümeleştirmeye çalışıyoruz. Katma değerli ürün ortaya çıkarmamız lazım, bu katma değerli ürünlerimizle yurt dışındaki piyasalarda rekabet edebilmemiz lazım. Bunu yapmak için premium kalite zeytinyağlarını ön plana çıkarıyoruz" ifadelerini kullandı.
Bolu Trafik tartışmasında gerçeği kask kamerası ortaya çıkardı Bolu’da aniden yola çıkarak motosikletliyi tehlikeye atan ve ardından "Hatalı sollama yaptın" diyerek polise şikayette bulunan otomobil sürücüsünün haksız olduğu, kask kamerası görüntüleriyle ortaya çıktı. Görüntüleri izleyen sürücü hatasını kabul etmek zorunda kaldı. Edinilen bilgiye göre, Tabaklar Mahallesi Ali Rıza Tekemen Caddesi’nden Valilik istikametine seyreden Serhan Korul idaresindeki motosiklet, bağlantı yolundan ana yola kontrolsüz çıkan otomobil ile çarpışmaktan son anda manevra yaparak kurtuldu. Olayın ardından Korul’un tepki gösterdiği otomobil sürücüsü, "Hatalı sollama yaptın" diyerek karşılık verdi. Kısa süreli tartışma sonrası yollarına devam eden taraflardan otomobil sürücüsü, Valilik kavşağında görevli trafik polislerinin yanına giderek motosiklet sürücüsünden şikayetçi oldu. Bunun üzerine polis ekipleri tarafından durdurulan motosiklet sürücüsü Korul, seyir halindeyken kayıtta olan kask kamerasının görüntülerini ekiplere izletti. Görüntülerin incelenmesi sonucu motosikletlinin kurallara uygun seyrettiği, otomobilin ise yola kontrolsüz çıktığı belirlendi. Kamera kayıtlarını izledikten sonra hatasını anlayan otomobil sürücüsü durumu kabul etti. Harhangi bir cezai işlem uygulanmadı. Öte yandan, kaza tehlikesinin yaşandığı anlar ile sonrasında polis noktasında yaşananlar motosiklet sürücüsünün kask kamerasınca saniye saniye kaydedildi.
Gaziantep Adil Sani Konukoğlu Spor Lisesi Gençler A Kız Futbol Takımı Türkiye finallerinde Adil Sani Konukoğlu Spor Lisesi Gençler A Kız Futbol Takımı, Okul Sporları bölge müsabakaları ve Türkiye Yarı Finalleri’nde çıktığı 8 karşılaşmayı da kazanarak Türkiye Finallerine katılma hakkı kazandı. Adil Sani Konukoğlu Spor Lisesi Gençler A Kız Futbol Takımı, Şanlıurfa’da oynadığı 4 bölge müsabakasını da kazandı. Niğde’de çıktığı Türkiye yarı finallerinde ise 4 maçı da kazanmayı başaran Kız Futbol Takımı, büyük bir başarı elde ederek son 5 yıl üst üste Türkiye Finalleri’ne katılma başarısı gösterdi. Geçen yıl Türkiye ikincisi olan Erkek Futbol Takımı ise Türkiye yarı finallerinde grup aşamasında oynadığı 3 karşılaşmayı da kazanarak başarılı bir performans sergiledi. Play-off mücadelesinde talihsiz bir mağlubiyet alan Adi Sani Konukoğlu Spor Lisesi Erkek Futbol Takımı, Türkiye Finallerine katılma şansını da kaybetti. Adil Sani Konukoğlu Spor Lisesi Müdürü Abdullah Taşdemir, elde edilen başarıların öğrencilerin disiplinli çalışmaları ile öğretmen ve antrenörlerin özverili gayretlerinin bir sonucu olduğunu ifade etti. Diğer branşlarda da başarılı sporcular yetiştirdiklerini dile getiren Taşdemir, "Hedefimiz, tüm branşlarda yetenekli gençleri keşfedip onları doğru şekilde yönlendirerek hem ulusal hem de uluslararası arenada Gazi Şehrimizi ve ülkemizi en iyi şekilde temsil etmektir" diye konuştu. Öğrencilerini ve emek veren antrenörlerini tebrik eden Taşdemir, Türkiye Finallerine katılacak Gençler A Kız Futbol Takımına başarı dileklerinde bulundu.
İstanbul Cumhurbaşkanı Erdoğan "Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dünyanın teknoloji ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçtiğini vurgulayarak "Önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil. Fakat değişim doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Dahası bu biz karar alıcıların asli vazifelerinden biridir" dedi. "Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen OECD Beceriler Zirvesi’ne katıldı. Zirvede katılımcılara hitap eden Erdoğan, "Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu değişimim insanlığa neler kazandırdığının, neler kaybettirdiğinin hesabını elbette akademisyenlerimiz yapmaktadır. Ama şunu hepimiz görebiliyoruz. Önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil. Fakat değiBşim doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Dahası bu biz karar alıcıların asli vazifelerinden biridir. İnsanlığın ortak sınamalarına karşı ortak çözüm yolları geliştirmenin daha önce hiç olmadığı kadar kritik olduğu bir dönemin içindeyiz. Özellikle istihdam alanında ezberlerin bozulduğuna şahit oluyoruz. Teknolojide yaşanan gelişmelere paralel olarak üretim biçimleri değişiyor, meslekler dönüşüyor, bazı işler hükmünü yitirirken, yeni iş alanları ortaya çıkıyor. İçinde bulunduğumuz dönemde ülkelerin başarısını belirleyecek unsurun beşeri sermayelerin niteliği olacağı anlaşılıyor" ifadelerini kullandı. "Küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden 2050 yılına kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor" Uluslararası araştırmaların OECD ülkelerinin büyük bölümünde çalışma çağındaki nüfusun daraldığını gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, "Nüfusumuz giderek yaşlanırken, işgücü piyasalarımız yeni baskılara maruz kalıyor. Dijital ve yeşil dönüşüm beceri özellikle talebinin niteliğini de kökten değiştiriyor. Bazı sektörlerde kaçınılmaz olarak işgücü talebi azalırken, yeni istihdam alanlarında çalışacak personel bulmakta zorluk çekiliyor. Bunu ülkemiz dahil tüm ekonomiler farklı düzeylerde tecrübe etmektedir. Bilhassa robotik teknolojilerin ve yapay zeka kullanımının yaygınlaşması, yeni imkanlarla beraber çeşitli endişeleri de beraberinde getirmektedir. Küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden 2050 yılına kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor. Kimi ülkelerde adına ’karanlık fabrika’ denilen tamamen otomasyona dayalı üretim tesisleri hızla yaygınlaşıyor. Yapay zekanın talimat verdiği, robotları uyguladığı, üretim süreçlerinin hemen hiçbir aşamasında insan unsurunun olmadığı bu yeni durumun nasıl yönetileceği büyük bir muamma olarak önümüzde duruyor. Endüstri 4.0 süreci bir taraftan daha ucuz, daha hızlı, hatasız üretim imkanı sunarken, diğer taraftan ciddi sıkıntılara yol açıyor. Sadece ’karanlık fabrika’ gerçeğine bakmak bile işgücü açısından sanayi devrimine bezer bir değişimi dalgası ile karşı karşıya olduğumuzu görmek için yeterlidir. Beceriler zirvesinde ele alınacak 3 konu başlığının başta iş çevrelerimiz olmak üzere hepimize farklı ufuklar kazandıracağına inanıyorum. Şüphesi eğitim bu süreçte de öncelikli meseledir. Bilginin bir ülke, bir şirket, bir şahıs için en büyük güç kaynaklarından biri olduğunun hepimiz farkındayız. Ancak güncelliğini kaybetmiş ya da pratiğe dönüşmeyen bilgi sahibi için yüktür Bilgiye sahip olmak kadar onu işlemek, kullanmak ve yeni durumlara uyarlamak da büyük önem arz ediyor. Yani içeriği, araçları, uygulayıcısı ve alıcısı ile eğitimin tüm paydaşlarının çağımızın değişim hızına ayak uydurması gerekiyor" şeklinde konuştu. "2030’da dünya nüfusunun 5’te 1’inin 60 yaş ve üstü kişilerden oluşacağı, 2050’de ise bu oranın 4’te 1‘i bulacağı tahmin ediliyor" İş gücündeki yaşlanmaya dikkat çeken Erdoğan, "OECD değerlendirmelerine göre birçok ülkede öğrencilerin temel becerilerinde gerileme yaşanmakta, öğretmen iş gücü yaşlanmakta, eğitim sistemlerinin yeniden şekillendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bizler artık öğrenmenin okul sıralarında başlayıp diploma ile tamamlandığı bir dönemde yaşamıyoruz. Tam tersine günümüzde öğrenme hayatın tamamına yayılmış dinamik bir süreci ifade ediyor. 2030’da dünya nüfusunun 5’te 1’inin 60 yaş ve üstü kişilerden oluşacağı, 2050’de ise bu oranın 4’te 1‘i bulacağı tahmin ediliyor. Dolayısıyla insanlar iş hayatında her geçen yıl geçmişe kıyasla daha fazla süre kalacak demektir. Bir de buna aşırı bireyselleşmeyi, geleneksel aile yapısının çözülmesini, ’her koyun kendi bacağından asılır’ sözünde vücut bulan bencilliğin giderek daha fazla kabul görmesini eklediğimizde karşımıza ciddi bir sorun çıkıyor. Hamdolsun ülkemiz bu konuda dünyanın pek çok ülkesine kıyasla çok iyi bir yerdedir. Aile bağlarımızın halen diri olması, yardımlaşma kültürünün halen güçlü olması bize önemli bir avantaj sağlamaktadır. Buna rağmen bir taraftan toplumun temeli olan aile müessesini çeşitli projelere güçlendirirken, diğer yandan dünyanın en kapsamlı sosyal güvenlik sistemi ile kimseyi dışarıda bırakmamaya özen gösteriyoruz" diye konuştu. "Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır" Hayat boyu öğrenme sürecinin sadece bireylerin kariyerlerini değil ülkelerin rekabet gücünü de belirleyeceğini savunan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü; "Gizli kalan yeteneklerin ortaya çıkarılması ise günümüzde ekonomik bir ihtiyaç olduğu ölçüde aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur. Bugün pek çok ülkede kadınlar, göçmenler ve dezavantajlı öğrenciler gibi kesimler potansiyellerini maalesef tam olarak kullanamıyor. Bu durumun sonuçlarını sadece ekonomik bir kayıp olarak göremeyiz. Beşeri sermayesinin önemli bir kısmını atıl bırakan hiçbir ülke, gerçek anlamda güçlü bir kalkınma hamlesine girişemez. Ayrımcılık ve eşitsizlik başta olmak üzere farklı nedenlerle vatandaşlarına kendi potansiyellerini gerçekleştirme fırsatı sunamayan ülkelerde adil bir düzenin varlığından bahsedilemez. Türkiye olarak özellikle kadınlara yönelik özgün projeleri devreye alarak bu alanda 25 sene önce hayal dahi edilmeyen başarılara imza attık. Göreve geldimizde yüze 27,9 olan kadıların iş gücüne katılım oranını yüzde 34,7’ey çıkardık. Yine aynı dönemde ülkemizde kadın istihdam oranı yüzde 25,3’ten yüzde 31,7’ye yükseldi. Kadınları sosyal hayattan, ekonomik hayattan, eğitimden yoksun bırakan her türlü bariyeri ortadan kaldırdık. Bunun neticesinde kadın kamu çalışanlarının oranı sadece son 12 yılda yüzde 34,2’den yüzde 43,38’e çıktı. Geçen hafta meclisimizde kabul edilen bir kanun ile çok önemli bir kolaylığı kadınları istifadesine sunduk. Yeni düzenlemeyle çalışan tüm annelerimizin doğum izni süresini 24 haftaya yükselttik. Aynı şeklide gençlerimizin eğitim ve istihdamı için de tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız. Göreve geldiğimizde bu yana her yıl bütçede aslan payını eğitime ayırdık. Demokrasinin askıya alındığı günlerde ikinci plana atılan mesleki eğitimi tekrar cazibe merkezi haline getirdik. Çeşitli programlarla gençlerimizi geleceğin mesleklerine hazırlıyor, eğitim kurumlarımızın iş dünyası ile irtibatını arttırıyoruz. Kamuoyu ile paylaştığımız Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) programı bunlardan biridir. GÜÇ programı ile staj imkanlarından beceri kazandırmaya, mesleki yönlendirmeden ücret desteklerine kadar pek çok başlıkta gençlerimize ve işverenlerimize yeni destekler sunacağız. Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır. Projemizle çalışma hayatımıza yüzyıllardır yön veren usta-çırak ilişkisini de günümüz şartlarına adapte etmiş olacağız"