SAĞLIK - 27 Nisan 2026 Pazartesi 09:30

Tam tıkalı damarlar için yeni teknolojiler canlı vakalarla anlatıldı

A
A
A

Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ile International Chip Summit (ICS) iş birliğinde düzenlenen uluslararası toplantıda, tam tıkalı kalp damarlarının tedavisinde yeni nesil yaklaşımları gündeme taşındı. Çin, İtalya, Tunus, Mısır, Ürdün, Moldova ve Türkiye’den kardiyologlar, ileri düzey girişimsel teknikleri İstanbul’da bir araya gelerek değerlendirdi.

Programda, kronik total oklüzyon (CTO) olarak adlandırılan tam tıkalı kalp damarlarının açılmasına yönelik yeni teknolojiler hem teorik hem de uygulamalı olarak ele alındı. Anjiyo laboratuvarında gerçekleştirilen canlı vakalar eş zamanlı yayınlanırken, katılımcılar operasyon sırasında karşılaşılan zorlukları anlık olarak değerlendirme imkanı buldu.

Tam tıkalı damarlar için yeni teknolojiler canlı vakalarla anlatıldı

"Artık bu toplantıları kendi ülkemizde yapıyoruz"

Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Koçaş, "Bugün Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde önemli bir toplantı yapıyoruz. Bu toplantıda tam tıkalı kalp damarlarını açmayla ilgili yeni teknikleri, yeni cihazları, yeni teknolojileri konuşacağız. Ülkemizde son yıllarda bu şekilde toplantılar yapıyoruz. Eskiden biz daha çok gidip Batı ülkelerinde, Avrupa’da, Amerika’da bu tür teknolojileri öğrenmeye çalışıyorduk. Artık günümüzde bu toplantıları kendi ülkemizde yapıyoruz. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen meslektaşlarımızla hem tecrübelerimizi paylaşıyoruz, hem onları farklı şekillerde eğitme şansımız oluyor" dedi.

"Anjiyo laboratuvarında canlı olarak vakalar yapıldı"

Toplantının en önemli özelliklerinden birinin teorik eğitimin yanı sıra canlı vaka uygulamaları olduğunu vurgulayan Koçaş, "Bu toplantının en büyük özelliği hem teorik olarak eğitimler verilecek, toplantılar yapılacak, ama aynı zamanda anjiyo laboratuvarında canlı olarak vakalar yapılacak. Bu vakalar yapılırken karşılaşılan zorluklar, problemler, bunlar çözülecek. Böylece operatörler hem teorik eğitimlerini alacaklar, hem pratik olarak hastaların nasıl tedavi edildiğini görecekler" diye konuştu.

Tam tıkalı damarlar için yeni teknolojiler canlı vakalarla anlatıldı

"Artık hastalar için tek seçenek cerrahi tedaviler değil"

CTO girişimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Koçaş, "Burada daha önce tedavi edilemeyen kalp damar tıkanıklıklarını, tam tıkalı kalp damarlarını, zorlu tam tıkalı kalp damarlarını tedavi etmeyi planlıyoruz ve bunların eğitimlerini yapacağız. Daha önce bu tür hastalar için tek seçenek cerrahi tedavilerdi, bypass ameliyatlarıydı. Ancak bazı hastalar için bunlar uygun olmuyor. Anjiyografik çözümler üretmek gerekiyor. Çok yüksek riskli olabiliyorlar. Bir şekilde açılamayabiliyor bu damarlar. Ancak bu yeni teknolojilerimiz sayesinde bu damarların hepsini açmamız mümkün olabiliyor. Ancak yeni teknolojiler olduğu için de dünyanın pek çok yerinde hekimler bunu öğrenmeye çalışıyor. Biz de bu konuda bir eğitim merkezi olarak yer almaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu.

Tam tıkalı damarlar için yeni teknolojiler canlı vakalarla anlatıldı

"Ülkemiz son yıllarda önemli bir noktaya gelmiş durumda"

Prof. Dr. Koçaş, CTO girişimlerinin dünya genelinde ilgi gördüğünü belirterek, "Pek çok zorlu, çok kireçli olan, uzun süredir tıkalı olan, kritik yerleri besleyen damarların açılması sağlanabiliyor. CTO girişimleri dediğimiz bu zorlu girişimlerde ülkemiz son yıllarda gerçekten önemli bir noktaya gelmiş durumda. Daha önceki yıllarda biz gidip yurt dışında bu işleri öğrenmeye çalışıyorduk ama artık dünyanın her tarafından gelen meslektaşlarımıza bu girişimlerin nasıl yapılacağını biz gösterebiliyoruz" dedi. İki gün süren programda gerçekleştirilen canlı cerrahi uygulamaları ve bilimsel oturumlar, katılımcılara hem teorik hem de pratik açıdan kapsamlı bir eğitim imkanı sundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Uzmanlar uyarıyor: "PCOS hastası çocuk sahibi olamaz’ gibi bir durum söz konusu değil" Polikistik over sendromunun (PCOS), üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen sorunlardan biri olduğunu söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fatma Ketenci Gencer, "Hiçbir zaman ‘PCOS hastası kesinlikle çocuk sahibi olamaz’ gibi bir durum söz konusu değil. Önemli olan, yumurtlamayı baskılayan insülin direnci ya da her neyse onu yenebilmek. Tüp bebek tedavisinde bu hastaların gebe kalma şansı diğer kişilere göre daha yüksek. Yaklaşık her 10 kadından birinde görülüyor, poliklinikte en sık karşılaştığımız hasta grubu. Kesin bir tedavisi yok, şikayete yönelik tedavi söz konusu" dedi. Polikistik over sendromu (PKOS), doğurganlık çağındaki kadınlarda çok yaygın görülen, yumurtalıklarında küçük kistler, adet döneminde düzensizlik, tüylenme, akne ve kısırlığa neden olabilen bir hormon bozukluğu olarak ifade ediliyor. Gaziosmanpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Fatma Ketenci Gencer de sendroma ilişkin bilgi verdi, tanı ve tedavi süreçlerine ilişkin konuştu. Doç. Dr. Ketenci Gencer, önemli uyarılarda bulundu. "Kesin bir tedavisi yok, şikayete yönelik tedavi planlıyoruz" ‘PCOS dediğimiz, polikistik over sendromu, metabolik bir hastalık’ diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Fatma Ketenci Gencer, "Altta yatan insülin direnci, artmış bir androjen yükü yani kıllanma, sivilcelenme yapan hormonların baskınlığı. Farklı yaş grubunda farklı şikayetlerle geliyorlar. Adölesan döneminde daha çok kıllanma, adet düzensizliği ya da kilo artışıyla hastalar başvururken üreme çağındaki hastalar bir tık daha kısırlık problemleriyle gelebiliyor. Tanı için Rotherham Kriterleri’ni kullanıyoruz. 3 kriter var, ultrasonda gördüğümüz küçük küçük tamamiyle olgunlaşamamış çok sayıda yumurtacığın olması, 2’ncisi artmış sivilcelenme, kıllanma, 3’üncü düzensiz adet görme. 3 kriterden 2’si söz konusu olduğunda tanı koyabiliyoruz. Kesin bir tedavisi yok, şikayete yönelik tedavi planlıyoruz, kişiye özel bir tedavi söz konusu. Özellikle altta yatan insülin direnci çok önemli. Bu durum direnç sebebiyle hastalarda ilerleyen dönemlerde şeker hastalığı olma ihtimalinin yüksek olduğunu bize söylüyor ve aynı zamanda gebelik döneminde gebeliğe bağlı şeker, hipertansiyon bu hastalarda daha sık karşılaştığımız durumlar. Hastayı daha komplike gebelikler bekliyor olabilir. Bunlardan kaçınmak için kilo vermek, hayat tarzı değişikliği, beslenme düzeni, Akdeniz diyeti gibi bu tarz tedaviler ya da insülin hassasiyeti için bazı ek tedaviler, medikal tedaviler verebiliyoruz" şeklinde konuştu. "PCOS hastası kesinlikle çocuk sahibi olamaz’ gibi bir durum söz konusu değil" ‘PCOS’lu hasta tüp bebek tedavisine gittiyse çok yüksek ihtimalle gebe kalıyor’ diyen, sendromla ilişkili olabilecek hastalıklara yönelik konuşan Doç. Dr. Ketenci Gencer, "İlerleyen dönemde özellikle insülin direncine bağlı diyabet, diyabetin bütün sebep olduğu hastalıklar, kalp hastalığı, hipertansiyon gibi durumlar. Bu hastalarda östrojen fazlalığı söz konusu olduğu için ilerleyen dönemlerde endometrium yani rahim iç duvarının kanseri, meme kanseri gibi durumlar bir miktar daha fazla. Düzgün takibin çok önemli olduğu hasta grubu. Eğer bir hasta tanı aldıysa üreme ile ilgili problem yaşayabilir ama hiçbir zaman ‘PCOS hastası kesinlikle çocuk sahibi olamaz’ gibi bir durum söz konusu değil. Önemli olan, yumurtlamayı baskılayan insülin direnci ya da her neyse onu yenebilmek. Yenebilirsek hayat tarzı değişiklikleri olabilir ya da herhangi bir ilaç insülin hassasiyetini arttıran bir ilaç da olabilir. Bu tarz tedavilerden sonra yumurtlamayı sağlayabilirsek kişi spontane yollarla gebe kalabilir. Yumurta çatlatma tedavileri deneyebiliriz ya da bu da olmadıysa tüp bebeğe gidebilir. Tüp bebek tedavisinde bu hastaların gebe kalma şansı diğer hasta grubuna göre daha yüksek" dedi. "PCOS hastası kesinlikle çocuk sahibi olamaz’ gibi bir durum söz konusu değil" Sendromun sıklığına yönelik konuşan Doç. Dr. Ketenci Gencer, "Türkiye’deki oranlarla yurt dışındaki oranlar hemen hemen benzer. Yaklaşık her 10 kadından biri, yani yüzde 10- 13 gibi bir oran söz konusu, sık karşılaştığımız bir durum. Yılda bir kadın doğum muayenesi yeterli ancak 45-50 yaş bandında anormal, fazla miktarda adet kanaması olduğunda asla bu belirti göz ardı edilmemeli, mutlaka kadın doğum hekimine gidip tanı, takip, tedavi yöntemlerine bir an önce başvurulmalı. Memeyle ilgili durumlar çok önemli, 40 yaşından sonra standart tarama prosedürü söz konusu ama bu hastalarda bir tık erken başlanabilir. Kadınlar kendi meme muayenelerini yapmalı, her muayenede memeyi 4 kadrana bölerek kişi her kadranı eliyle muayene ederek eline gelen herhangi bir kitle söz konusuysa acilen hekime başvurmalı. İnsülin direncini kırmanın en önemli yollarından birisi kilo vermek, kilo verdiği zaman bazı hasta gruplarında hatta birçoğunda kilo vermek bile tek başına yumurtlamayı geri getirebilir, kişinin spontane gebe kalmasını sağlayabilir. Poliklinikte en sık karşılaştığımız hasta grubu, polikistik over sendromu. Önemli olan, var olan durumun farkında olmak, gerekli olan takipleri, kontrolleri yapmak. Eğer bir kişi PCOS ise ailesinde de diyabet hipertansiyon, kalp hastalığı gibi durumlar varsa bununla alakalı daha temkinli davranmak, yıllık rutinlerini yaptırmak, hekim takibinde olmak önemli. Özellikle aile hekimlerimiz çok güzel takip ediyorlar. ’PCOS var diye çocuk olmaz’ diye bir durum söz konusu değil. İnfertilite tedavisinde basamak basamak gittiğimizde en son basamak, tüp bebek tedavisidir. Tüp bebek tedavisinde de en faydalanan grup poliskistik over sendromlu hasta grubudur. Çocuk sahibi olamama gibi bir durum çok söz konusu değil"
İzmir Menemen, geleceğin mimar ve restorasyon uzmanlarını ağırladı Geleceğin restorasyon uzmanları, sokak sağlıklaştırma projesiyle kent tarihini ayağa kaldırmak adına çalışmalarını sürdüren Menemen Belediyesi’nin faaliyetlerini yerinde inceledi. Balıkesir Üniversitesi’nden gelen öğrenciler, ilçenin tarihi ve kültürel birikimine hayran kaldı. Balıkesir Üniversitesi Ayvalık Meslek Yüksekokulu Mimari Restorasyon Programı öğrencileri, "Kariyer Planlama ve Kültürel Miras Eğitim Gezisi" kapsamında Menemen’i ziyaret etti. Dr. Öğretim Üyesi Güzel Öztürk öncülüğünde gerçekleştirilen programda öğrenciler, Menemen’in köklü kültürel mirasını yerinde inceleme fırsatı buldu. Menemen Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen program, öğrenciler için düzenlenen kahvaltı organizasyonuyla başladı. Samimi bir ortamda gerçekleşen buluşmada, günün programına dair bilgilendirmeler yapıldı. Çömlek sanatının inceliklerini öğrendiler Program kapsamında öğrenciler, Menemen’in "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödüllü ustalarından ve Menemen Çömlekçiler Derneği Başkanı Ahmet Taşomcu’nun atölyesini ziyaret etti. Ziyarette, yaklaşık 8 bin yıllık geçmişe sahip Menemen çömlekçiliği hakkında kapsamlı bilgiler aktarılırken, öğrenciler geleneksel üretim süreçlerini yerinde gözlemledi. Düzenlenen uygulamalı workshop çalışmasıyla katılımcılar, çömlek sanatının inceliklerini deneyimleme imkânı buldu. Ziyaret sırasında ayrıca Menemen çömlekçiliğinin tarihi ve kültürel önemi, uluslararası alandaki yeri ve her yıl yoğun ilgi gören Uluslararası Menemen Çömlek Festivali hakkında da bilgilendirmeler yapıldı. Yaklaşık üç saat süren programın ardından öğrenciler, kültürel gezilerinin bir sonraki durağı olan Efes Antik Kenti’ne uğurlandı. "Menemen, binlerce yıllık kültürel birikimle yoğrulmuş bir kent" Ziyareti değerlendiren Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Menemen, binlerce yıllık kültürel birikimle yoğrulmuş bir kent. Biz de Menemen Belediyesi olarak bu zengin tarihi yaşatmak, genç kuşaklara aktarmak, Menemen çömlekçiliğini ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtmak amacıyla birçok farklı koldan çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Geleceğin restorasyon uzmanlarının kentimizi ziyaret etmesi, hem bizim için hem de onlar için oldukça güzel bir deneyim oldu. Umuyorum ki gelecekte güzel projelerde yolları yine Menemen ile kesişir. Bu güzel organizasyona sunduğu katkıdan dolayı İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürümüz Sn. Dr. Sadık Doğruer’e de teşekkürlerimi sunuyorum." dedi.
Adıyaman Kahta Belediyesi’nden dron destekli ilaçlama Adıyaman’ın Kahta ilçe Belediyesi, yaz ayları öncesinde sivrisinek, karasinek ve diğer zararlı haşerelere karşı yürüttüğü mücadelede teknolojiyi etkin şekilde kullanarak çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. İlçe genelinde gerçekleştirilen ilaçlama faaliyetlerinde, özellikle ulaşılması güç alanlarda dron destekli sistemler devreye alınarak mücadele daha kapsamlı ve etkili hale getirildi. Belediye ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında; dere yatakları, su birikintileri, göletler, bataklıklar ve sazlık alanlar düzenli olarak temizlenip ilaçlanıyor. Kara ekiplerinin erişimde zorlandığı bölgelerde ise dron teknolojisi kullanılarak geniş alanlara kısa sürede müdahale ediliyor ve ilaçlama yapılmayan nokta bırakılmıyor. Parklar, yeşil alanlar, mesire yerleri ve risk taşıyan tüm bölgelerde sürdürülen çalışmalarla birlikte, larva, kene ve diğer zararlı haşerelere karşı hem karadan mobil araçlarla hem de havadan etkin bir mücadele yürütülüyor. Kış ayları boyunca da hazırlıklarını sürdüren Kahta Belediyesi ekipleri, özellikle larva oluşumunun yoğun olduğu bölgelerde düzenli kontroller ve erken müdahaleler gerçekleştirerek yaz sezonuna güçlü bir altyapı ile girilmesini sağladı. Bu kapsamda yürütülen önleyici çalışmalar sayesinde, zararlı popülasyonunun artmadan kontrol altına alınması hedeflendi. Sahadaki çalışmaları yerinde inceleyen Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, halk sağlığını tehdit eden unsurlara karşı tüm imkânların seferber edildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Yaz ayları öncesinde sivrisinekle mücadelede şimdiden teyakkuzdayız. Üreme alanları olan dere yatakları ve su birikintilerinde düzenli temizlik ve ilaçlama yapıyoruz. Özellikle ulaşılması zor alanlarda dron destekli ilaçlama çalışmalarımızla daha hızlı ve etkili sonuç alıyoruz. Teknolojik imkânlarımızı sahada aktif şekilde kullanarak, ilçemizin her köşesinde kapsamlı bir mücadele yürütüyoruz." Başkan Hallaç, vatandaşların daha sağlıklı ve huzurlu bir yaz mevsimi geçirebilmesi için çalışmaların belirlenen program dahilinde titizlikle sürdürüleceğini belirterek, "Daha temiz ve daha sağlıklı bir Kahta için ekiplerimiz sahada görev başında olmaya devam edecek" dedi.
Diyarbakır Kadınlar DİSMEK’te meslek öğreniyor Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin açtığı cilt bakımı ve kuaförlük kurslarıyla kadınlar meslek edinerek istihdama katılma yolunda güçleniyor, ekonomik bağımsızlıklarını kazanma ve kendi iş yerlerini kurma hedefiyle eğitim alıyor. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığının Diyarbakır Sanat ve Mesleki Eğitim Kursları (DİSMEK) bünyesinde açtığı cilt bakımı ve kuaförlük kurslarında kadınlar, ekonomik bağımsızlıklarını kazanma ve kendi iş yerlerini kurma hedefiyle mesleklerine hazırlanıyor. Mesleki Eğitim Şube Müdürlüğünün farklı branşlarda, istihdama katkı sunmak ve hobi kazandırmak amacıyla açtığı kurslar, özellikle kadınlardan yoğun ilgi görüyor. Göletli Park Eğitim Merkezinde gerçekleştirilen eğitimlerde kadınlar, kendi iş yerlerini açmayı ya da sektörde profesyonel olarak yer almayı amaçlıyor. Alanında uzman eğitmenler eşliğinde yürütülen kurslarda verilen eğitimler uygulamalı ve kapsamlı olduğu için kontenjan sınırlı tutularak daha nitelikli olması hedefleniyor. Hafta içi her gün devam eden programda cilt bakımı eğitimi yarım gün, kuaförlük eğitimi ise tam gün şeklinde veriliyor. Kursiyerler, 60 günlük yoğun eğitim sürecinin ardından mezun olarak belgelerini alıyor. 48 kadın katılıyor Eğitim programı kapsamında kuaförlük bölümünde eğitim alan 28 kadın haftanın 4 günü, cilt bakımı branşında ise 20 kursiyer hafta içi her gün teorik ve pratik eğitimlerini sürdürüyor. Kurslara ilişkin bilgi veren kuaförlük branş eğitmeni Seher Yıldız, iki ay devam eden kuaförlük kurslarında öğrencilere saç şekillendirme, renklendirme, fön ve kesim tekniklerini öğrettiklerini belirterek, kadınların genelde istihdam amaçlı bu kursa başvurduklarını ifade etti. Kuaförlük kurs eğitimini iki aşamalı şekilde verdiklerini kaydeden Yıldız, teorik eğitimin ardından hizmetin uygulamalı olarak ücretsiz bir şekilde verildiğini söyledi. ’’İleride kendi işletmemi açmak istiyorum’’ Kursiyer Buket Çelik, ekonomik hayata katılmak için başvurduğunu vurgulayarak, "Kesim, fön ve boya gibi işlemleri profesyonelce öğreniyoruz. Hobi olarak başladım ama öğrendikçe bu işi profesyonel bir kariyere dönüştürmeye karar verdim. İleride kendi kuaför salonumu açmak istiyorum" dedi. Cilt bakım eğitmeni Serfiraz Bozarslan ise kursların kadınlar için önemli bir fırsat sunduğunu vurgulayarak, buraya gelen kadınların öncelikle bir meslek öğrendiğini, sonrasında ise kendi iş yerlerini açmayı hedeflediklerini belirtti. Eğitimlerin yaklaşık 2-3 ay sürdüğünü ifade eden Bozarslan, şu ana kadar birçok kursiyerin mezun olduğunu ve bir kısmının iş hayatına atıldığını dile getirdi. Kursiyerlerden İrem Su Çolak, iki aydır kursa katıldığını belirterek, "Burada hem meslek öğreniyoruz hem de yeni dostluklar kuruyoruz. Birbirimizden çok şey öğreniyoruz. Benim hedefim, bir kurumsal firmada işe başlamak, ardından kendi iş yerimi açarak kariyerimi daha da ileriye taşımak" diye konuştu.