SAĞLIK - 09 Ocak 2026 Cuma 10:35

TBL1XR1-ilişkili nadir hastalığa karşı beyin organoidi araştırması ile tedavi geliştirilecek

A
A
A

Acıbadem Üniversitesi ve Altınbaş Üniversitesi Herdem Çare Derneği işbirliğiyle öğrenme güçlüğü, epilepsi ve otizmle benzer belirtiler gösteren TBL1XR1-ilişkili nadir hastalığın tedavisi için şimdi Türkiye’de bir araştırma hayata geçiriliyor.

Acıbadem Üniversitesi, Altınbaş Üniversitesi ve HERDEM Çare Derneği, TBL1XR1 hastalığını anlamak ve muhtemel tedavi yollarını araştırmak üzere güçlerini birleştirdi. Araştırma kapsamında Türkiye’de ilk kez bu hastalık özelinde, Acıbadem Üniversitesi Nadir Hastalıklar ve Yetim İlaçlar Uygulama ve Araştırma Merkezi (ACURARE) liderliğinde "beyin organoidi" geliştirilecek olması dikkat çekiyor. Bilimsel çalışma yalnızca TBL1XR1’e değil; otizm, epilepsi ve benzeri nörogelişimsel hastalıkların anlaşılmasına da ışık tutmayı hedefliyor. Bilimsel araştırmayla eş zamanlı olarak, bu hastalıkla yaşayan aileleri bir araya getirmek ve toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla da kapsamlı çalışmalar yürütülecek.

TBL1XR1-ilişkili nadir hastalığa karşı beyin organoidi araştırması ile tedavi geliştirilecek

"Dünya nüfusunda yaklaşık 300 milyon kişinin nadir bir hastalıktan etkilendiği tahmin ediliyor"

Acıbadem Üniversitesi’nde gerçekleştirilen konferansta nadir hastalıkların tanı ve tedavisiyle ilgili son gelişmelerden söz eden Acıbadem Üniversitesi Nadir Hastalıklar ve Yetim İlaçlar Uygulama ve Araştırma Merkezi (ACURARE) Müdürü ve Çocuk Genetik Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Alanay, ’nadir’ kavramının sanıldığından çok daha geniş bir kitleyi kapsadığını vurgulayarak, "Bugün dünyada 6 binden fazla nadir hastalık olduğu düşünülüyor. Toplamda bakıldığında yaklaşık 300 milyon insan nadir bir hastalıkla yaşıyor. Türkiye’ye uyarladığımızda bu sayı 5–6 milyon kişiye karşılık geliyor. Yani isimleri nadir ama etkiledikleri kişi sayısı hiç de az değil" dedi. Prof. Dr. Yasemin Alanay’a göre nadir hastalıkların büyük bölümü tek bir gen mutasyonundan kaynaklanırken TBL1XR1 de bu gruba giriyor ve çoğu zaman otizm, epilepsi ya da zihinsel yetersizlik tanılarıyla karışabiliyor. Bu durum tanı süresini uzatmasının yanı sıra, dünyada tanı süresi ortalama 5 yılı buluyor.

TBL1XR1-ilişkili nadir hastalığa karşı beyin organoidi araştırması ile tedavi geliştirilecek

"Şu anda nadir genetik hastalıkların yalnızca yüzde 5’inin tedavisi var; ama bu oranın zamanla yüzde 95’e çıkacağına inanıyoruz"

Prof. Dr. Yasemin Alanay, genetik tanı imkanlarının Türkiye’de oldukça gelişmiş olmasına rağmen hâlâ çok sayıda çocuğun tanı alamadığını belirtiyor. Asıl büyük sorunun ise tedavi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yasemin Alanay, "Bugün nadir genetik hastalıkların yalnızca yüzde 5’inin tedavisi var. Ama biz bu oranın zamanla yüzde 95’e çıkacağına inanıyoruz. Bunun için önce tanıyı net koymak, sonra hastalığı hücresel düzeyde anlamak zorundayız. TBL1XR1 hastalığı ise bu açıdan çok önemli bir model" dedi. Alanay, araştırmanın bilimsel omurgasını beyin organoidi çalışmalarının oluşturduğuna dikkat çekerken, "Beyin organoidi, hastadan alınan cilt ya da saç kökü hücrelerinden laboratuvar ortamında geliştirilen, beynin genetik ve işlevsel özelliklerini taşıyan mikroskobik "mini beyin" modelleri aslında. Bu teknoloji sayesinde hastalığa neden olan genetik bozukluk, insan beynine en yakın ortamda incelenebiliyor" şeklinde konuştu.

TBL1XR1-ilişkili nadir hastalığa karşı beyin organoidi araştırması ile tedavi geliştirilecek

"Hastanın küçük bir beyin modelini geliştirerek, hastalığın sebebini anlamaya ve tedavi için kullanmaya çalışıyoruz"

Çalışmayı yürüten isimlerden Acıbadem Üniversitesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Kaya Bilgüvar, bu yöntemin avantajlarını şöyle özetledi:

"Beyin organoidlerinin en büyük avantajı, hayvan deneylerine ihtiyaç duymadan, doğrudan hastanın kendi genetik yapısını taşıyan bir model üzerinde çalışmaya imkan vermesidir. Böylece hastalığın beyinde nerede ve nasıl ortaya çıktığı anlaşılabilir, genetik düzeltmeler denenebilir ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarının yolu açılır. Özellikle TBL1XR1 gibi nadir ve az bilinen hastalıklarda, beyin organoidleri bilimsel araştırmalar için kritik ve dönüştürücü bir araç olarak öne çıkıyor. Asıl hedef, gen düzenleme teknikleriyle bu bozulmanın geri döndürülüp döndürülemeyeceğini görmek. Mutasyonu laboratuvar ortamında düzelttiğimizde hücreler normale dönüyor mu? Eğer dönüyorsa, bu gelecekteki tedaviler için çok güçlü bir umut demek."

TBL1XR1-ilişkili nadir hastalığa karşı beyin organoidi araştırması ile tedavi geliştirilecek

Dernek sayesinde ailelere ulaşılacak

Sürecin arkasındaki itici güçlerden biri olan HERDEM Çare Derneği Başkanı Dr. Ayşegül Altınbaş, "Oğlum Erdem’e TBL1XR1 tanısı konulduktan sonra yaşadıklarım, HERDEM Çare Derneği’nin doğmasına neden oldu. Sekiz sene doktor doktor dolaştıktan sonra sonunda oğlumun hastalığına tanı konabildi. Tanı aldığımızda ‘Şimdi ne yapacağız?’ sorusuyla baş başa kaldık. Dünyada bu konuda çok az bilgi vardı. Ama şunu fark ettik, ne kadar çok hasta bir araya gelirse, bilim için o kadar çok veri oluşuyor ve bu verilerin bilim için de faydalı olacağını düşündük. Acıbadem Üniversitesi, Altınbaş Üniversitesi ve derneğimiz iş birliğiyle umarım çok yakında bu nadir hastalığımıza tedavi de geliştirilebilecek. Derneğimiz sayesinde kısa sürede Türkiye genelinde 13’ten fazla aileye ulaştık. Nadir hastalıklar insanı çok yalnızlaştırıyor, oysa yalnız değiller. Tek gen hastalıklarının bir gün mutlaka tedavisi olacak. Yeter ki birlikte çalışalım" şeklinde konuştu. Araştırmaya eşlik eden farkındalık çalışmaları ise tanı alamayan ailelerin doğru merkezlere ulaşmasını da hedefliyor. Uzmanlara göre TBL1XR1 üzerine yapılacak çalışmalar, yalnızca bir hastalığı değil; otizm ve epilepsi gibi daha yaygın nörogelişimsel bozuklukların mekanizmalarını anlamada da anahtar rol oynayabilir.

TBL1XR1-ilişkili nadir hastalığa karşı beyin organoidi araştırması ile tedavi geliştirilecek

"Gen bankalarıyla ilgili yasal bir düzenleme önemli"

Nadir hastalıklar ve gen tedavilerinin yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda hukuki ve toplumsal bir konu olduğuna dikkat çeken, sağlık hukuku ve genetik veriler alanında çalışan hukukçu Prof. Dr. Tekin Memiş, genetik verilerin korunması ile bilimsel araştırmalar arasında bir denge kurulması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Tekin Memiş, "Kişisel genetik bilgilerin kötüye kullanım riskine karşı bireyin haklarının korunması şart. Genetik verinin saklanmasına yönelik açık ve güvenli bir yasal düzenleme ile bu verilerin araştırmalarda etik biçimde kullanılması mümkün olacak. Bu düzenleme, yeni tedavilerin geliştirilmesi açısından kritik önemde" ifadelerine yer verdi.

TBL1XR1-ilişkili nadir hastalığa karşı beyin organoidi araştırması ile tedavi geliştirilecek

"Daha fazla kişiye ulaşabilmek için HERDEM Çare Derneği’yle bir araya geldik"

Kızında TBL1XR1 gen mutasyonu bulunan Aykut Çekiç ise yaşadıkları zorlu süreci anlatarak, farkındalığın hayati önem taşıdığını dile getirdi. Sekiz yaşındaki kızının üç kez beyin ameliyatı geçirdiğini belirten Aykut Çekiç, "Kızımıza sonunda tanı konabildiği için çok mutluyuz. Bir hastalığa tanı konabiliyorsa tedavi de bulunabiliyor çünkü. Bu nadir hastalıkla ilgili daha fazla aileye ulaşmak ve doğru tanı almalarını sağlamak için HERDEM Çare Derneği çatısı altında bir araya geldik. Amacımız, hem Türkiye’de hem de dünyada bu hastalığın bilinirliğini artırmak" dedi.

Buse Aslıhan Karkazan Güneş - Metin Başar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Kurum ’500 Bin Sosyal Konut’ projesinin İstanbul kura çekimleri için tarih verdi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, ’500 Bin Sosyal Konut’ projesinin İstanbul ayağına ilişkin, "Bayramdan sonra hızla İstanbul’da da kuraları çekecek, 100 bin yuvanın sahiplerini belirleyeceğiz. Bununla da yetinmeyecek, İstanbul’umuza özel kiralık sosyal konut projemizi hayata geçirerek kira fiyatlarını da dengeleyecek adımımızı atacağız" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı öncülüğünde Kağıthane Belediyesi ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) iş birliğiyle Kağıthane Merkez Mahallesi’ndeki Hizmet Sitesi Kentsel Dönüşüm Projesi tamamlandı. Proje kapsamında 300 konut için kura çekim töreni düzenlendi. Törene Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin, İstanbul Valisi Davut Gül, bazı protokol üyeleri, hak sahipleri ve vatandaşlar katıldı. "Türkiye genelindeki her iki kentsel dönüşümden birisini İstanbul’umuzda yapıyoruz" Törende konuşan Bakan Kurum, Türkiye genelindeki her iki kentsel dönüşümden birisini İstanbul’a yaptıklarını ifade ederek, "Bugün İstanbul’un her ilçesinde 178 bin yuvamızın dönüşümüne devam ediyoruz. Buraya dikkatinizi çekmek istiyorum. An itibarıyla biz Türkiye genelindeki her iki kentsel dönüşümden birisini İstanbul’umuzda yapıyoruz. İstanbul’daki çalışmalarımızın en yoğun gerçekleştiği ilçelerimizden biri de de Kağıthane’mizdir. İşte bugün Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce temelini attığı Hizmet Sitemizin dönüşümünü tamamlamış bulunuyoruz. Depreme dayanıklı konutları, nefes aldıran yeşil alanları, otopark ve sosyal donatılarıyla Kağıthane’nin siluetine yeni bir güzellik katan sitemiz, artık siz kıymetli sakinlerini kucaklamayı bekliyor" dedi. "Adeta yeni bir ülkeyi, 11 ili yeniden ayağa kaldırdık" Bakan Kurum, "Asrın felaketinde, sonrasındaki inşa sürecinde bir şeye tanık olduk. Seçim geliyor diye, riya ile uzatılan ellerin sandıktan istedikleri sonucu alamayınca depremzede kardeşlerimizi kapı önüne koymaktan çekinmediğini gördük. Biz bu hastalıklı aklın tam tersine gittiğimiz her afet bölgesinde ayrım gözetmeksizin vatandaşlarımızın yaralarını sardık, milletimizle bir olduk, omuz omuza durduk. Asrın felaketini hatırlayın. Ne acılar yaşadık, binlerce canımızı kaybettik, on binlerce yuvamız yıkıldı. Ama hiç ümitsizliğe kapılmadık. ’Bu devlet güçlü, bu millet vakurdur’ dedik. İşte gördünüz 2 yılda 455 bin konutu bitirdik. Adeta yeni bir ülkeyi, 11 ili okulları, camileri, parkları, meydanları, iş yerleriyle yeniden ayağa kaldırdık. Dünyada hiçbir ülkenin yapamayacağı çalışmayı olağanüstü bir koordinasyon ve çabayla 200 bin işçimizin emeğiyle hayata geçirdik. ’Yapamazlar’ dediler, ’Bu enkazın altında kalacaklar’ diye ellerini ovuşturdular, akla hayale sığmayacak yalanlar söylediler. Ama milletimiz bize hep inandı, güvendi. Biz de çok şükür onlara mahcup olmadık. Bizi daima dualarla karşılayıp, dualarla uğurlayan bu güzel milletin tek bir evladını açta, açıkta bırakmadık" diye konuştu. "Yıl sonuna kadar başvuranlar kampanyadan yararlanacak" Bu yıl sonuna kadar ev ve iş yerlerini riskli yapı ilan ettiren vatandaşların kampanyadan faydalanabileceğini söyleyen Bakan Kurum, "İstanbul’da Yarısı Bizden Kampanyamızla ilgili milyonlarca kardeşimizin beklediği o adımı attık. 31 Aralık 2026’ya yani yıl sonuna kadar ev ve iş yerini riskli yapı ilan ettiren tüm vatandaşlarımız kampanyadan faydalanabilecek. Böylelikle bekleme sürelerinden dolayı oluşabilecek mağduriyetlerin önüne geçilecek. Buna mukabil bizim de belediyelerimizden beklentilerimiz var. Bütün belediyelerimizin deprem dönüşümüne aynı hassasiyeti göstermelerini istiyoruz. Çünkü şayet bugün belediyelerimizin, deprem karşısında almadıkları her tedbir yarın telafisi mümkün olmayan büyük bir fatura olarak karşılarına çıkacaktır. Ve bugünden acilen, derhal harekete geçmeyen herkes tarih, vicdan ve millet önünde mahcup olacaktır. Bu nedenle belediyelerimizin aziz milletimize taahhüt ettikleri dönüşüm sözlerini acilen yerine getirmelerini bekliyoruz, herkesi asli görevine davet ediyoruz" şeklinde konuştu. "Bayramdan sonra İstanbul’da da kuraları çekecek, 100 bin yuvanın sahiplerini belirleyeceğiz" Bayramdan sonra İstanbul’da kuraların çekileceğini, 100 bin yuvanın sahiplerini belirleyeceklerini söyleyen Bakan Kurum, "Bildiğiniz gibi tüm bu kentsel dönüşüm çalışmalarımıza taç giydiren bir projeyi, ’500 Bin Sosyal Konut’ projemizi, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde hayata geçirdik ve kura çekim törenlerini ülkemizin dört bir yanında coşkuyla gerçekleştirdik. Çekilen her kura, bir ailenin hasretle beklediği o müjdeli habere dönüştü. İşte o sevinç, o heyecan şimdi de İstanbul’umuzda yaşanıyor. Bayramdan sonra hızla İstanbul’da da kuraları çekecek, 100 bin yuvanın sahiplerini belirleyeceğiz. Bununla da yetinmeyecek, İstanbul’umuza özel kiralık sosyal konut projemizi hayata geçirerek, kira fiyatlarını da dengeleyecek adımımızı atacağız. Zorlukları gerekçe göstermiyoruz. Yorgunluğu bahane etmiyoruz. İşimizden başka gündemlerin peşinde koşmuyor, bir işin içinde ’milletin menfaati’ yoksa onu elimizin tersiyle itiyoruz, yolumuza milletle devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Konuşmanın ardından dua edilerek, kura çekimi gerçekleştirildi. Kurada adını duyarlar büyük bir mutluluk yaşadı.
Konya Esnaf ve vatandaş uygulanan cezaların esnetilmesini istiyor Konya’da modifiye araçlarla ilgilenen vatandaş ve esnaf, son dönemde araç plakaları ve ses sistemleri konusunda uygulanan cezalarla ilgili bilgi kirliliği olduğunu belirterek, yetkililerden daha net düzenleme ve esneklik bekliyor. Trafik güvenliğinin artırılmasına yönelik kanuni düzenlemenin TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmesinin ardından özellikle ses sistemi, görüntülü ekran ve plaka uygulamalarına kesilen yüksek cezalar sürücülerde tedirginliğe neden oldu. Düzenleme sonrası ortaya çıkan bilgi kirliliğinin yasak olmayan ürünlerin dahi tercih edilmemesine yol açtığını belirten esnaf, kuralların vatandaşlara daha net aktarılmasının gerektiğini ifade etti. "Devletimizin bu noktada birazcık esnek olmasını istiyoruz" Yeni kuralların detaylı şekilde öğrenilmesi gerektiğine dikkat çeken sanayide rot balans ustası olan Gökhan Kayhan, "İsteyen kalın plaka yapsın, bunu şoförler odası fiyatını farklı alsın. Bu bir zevk işi, modifiye yaşam tarzı bence. Ben de aracımı yeni aldım, plakaları değiştirelim dedik. Bu noktada ufak bilgi kirliliği var. Plakalarda baktığım zaman bazı plakada yazılı örneğin başka illerde yapılan plakalar da dörtler açık. Bizim Konya’da yapılan plakalar ise kapalı. Polisler buna baktığı zaman APP diyebilir, dört açık olduğu için ama başka illerde açık oluyor. Dalgalı hologram var, bazılarında da Türk bayrağı olan hologram var, bazılarında ise Türk bayrağı yok mesela. Hologram olarak ise tek hologram var, bu plaka sahte değil. Benim bir elemanım var, çocuk çalışarak küçük bütçeli bir araba almış buna bir ses sistemi yapmış. Çocuk zaten durumu olsa iyi araba alacak. Müzik sistemli bir arabası olacak. Bu cezalardan korkup onların hepsini çıkardı ‘bir zevkim bu vardı o da gitti’ diyor. Devletimizin bu noktada birazcık esnek olmasını istiyoruz. Zaten ekonomik olarak herkes aynı durumda değil. Müzik sistemleri bangır bangır çalıyorsa onun sesini kısılması yapılabilir ya da bir uyarı, bir ceza verilsin. Sonradan takılan ekranlar ise aracın görüş açısını kapatıyorsa, orijinal değil sonradan yapılan bir şey ise polis onlara itiraz ediyor haklı olarak. Görüş açısını kapatmaması lazım. Orijinal ürünlerde herhangi bir problem çıkmıyor. Aracın göğsün aynı yerine yapılırsa double teyplerde bunlar da problem çıkmıyor. Görüş açısını kapatmaması lazım" dedi. "Rahatsız edenlere caydırıcı olarak güzel" Sanayi sitesinde aksesuarcı olan esnaf İbrahim Arazi ise, "Cezaların esnemesi lazım, şimdi tamamen kaldırmak tabii olmuyor. Yani sanayide piyasa çok ters tepki ediyor. Biraz cezaların esnemesi lazım ama tabii aşırıya kaçmamak lazım. Şimdi devletimize de hak veriyoruz. Bu ses sistemlerini açıyorlar, seçim otobüsü gibi geziyor çoğu sürücüler. Rahatsız edenlere caydırıcı olarak güzel ama tamamen kaldırılmaz da onlara bir engel olunabilir, bir sınır koyulabilir en azından" ifadelerini kullandı. "Sürücüler bilinçlendiği için kapı camlarını açık renk yaptırıyorlar" Sanayide cam filmi satışı yapan esnaf Muzaffer Kara da, "Bu yasa çıktıktan sonra cam filminde piyasa ister istemez etkilendi. Nasıl etkilendi dersek ön cama önceden çok talep vardı. Çünkü güneşten bayağı bir koruduğu için. Şu anda ön cam filmi yaptıran yok bu yasa çıktıktan sonra. Sağ sol ön kapı camlarına da çok açık renk yaptırıyorlar. Bizim müşterilerimiz ve araç kullanıcıları bu konuda bayağı bir bilinçlendi. Sürücüler bilinçlendiği için kapı camlarını açık renk yaptırıyorlar. Ama ön cama yaptırmıyorlar, çünkü kesinlikle yasak o yüzden ön camın filmi bayağı bizi de etkiledi. Şu aralar ön cama film yapamıyoruz. Hatta elimizde bayağı bir stok da var sezon da açıldı şu anda beklemedeyiz" şeklinde konuştu. "Desibelmetreyle bunlar ölçülse orana göre işlem yapılabilir" Ses sitemleri satış ve montajı yapan Arif Bağcı ise, "Yeni çıkan kanunla birçok esnafımız ve halkımız etkilendi. Yanlış algılanan bilgiler de olunca biraz sorun oluyor illaki. Ön göğsün üzerine ek olarak ekran takıldığı zaman yasak, bu sürücülerin dikkatini dağıttığı için. Ses sisteminde de kişi aracına bir hoparlör, amfi takmış çok fazla güçlü olmasa bile bu cihazlar var diye ceza yazılabiliyor. Yani aslında bu çok fazla güçlü bir sesi yok. Ama işi abartı boyutuna, yarışma boyutuna getiren kişilere bir şey demiyorum. Aslında bir desibelmetreyle bunlar ölçülse orana göre işlem yapılabilir. Akşama kadar kaç kişi telefondan mesaj atıyor. Bu ekran yasak mı, bu ses sistemi yasak mı diye. Bunlara aslında düzenleme geleceğine inanıyorum ben. Şu anda cihazları söktürmeye gidiyor herkes" diye konuştu.