EĞİTİM - 23 Mart 2026 Pazartesi 09:31

TÜRGEV ve İZÜSEM’den gençliğin çok yönlü gelişimine ortak adım

A
A
A
TÜRGEV ve İZÜSEM’den gençliğin çok yönlü gelişimine ortak adım

TÜRGEV ile İZÜSEM arasında eğitim iş birliği protokolü imzalandı. Mesleki gelişimden kültür-sanat atölyelerine, sertifika programlarından kişisel gelişime uzanan eğitimlerin önümüzdeki dönemde başlaması öngörülüyor.


Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) ile İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (İZÜSEM) arasında gençlerin mesleki, kültürel ve akademik gelişimini desteklemeye yönelik eğitim iş birliği protokolü imzalandı.


Protokol kapsamında kişisel ve mesleki gelişim programları, kültür sanat atölyeleri, sosyal amaçlı eğitimler ve üniversite onaylı sertifika programları düzenlenecek. Eğitimlerin hem kurum içi hem de kurum dışı katılımcılara açık olacağı belirtildi.


Eğitimlerin, İZÜSEM koordinasyonunda alanında uzman eğitmenler tarafından yürütüleceği, programlarla katılımcıların yeni beceriler edinmesinin ve kariyer gelişimlerinin desteklenmesinin hedeflendiği kaydedildi.



Meslek, kültür ve kişilik birlikte gelişmeli


TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Akıncı Yılmaz, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde gençlerin mesleki, kültürel ve kişisel gelişimlerinin birlikte desteklenmesi gerektiğini belirtti.


Yılmaz, "Gençliğe imkan sunmak bir başlangıç. Ancak asıl mesele düşünen, üreten, kültürel olarak derinleşen bireyler yetiştirmektir. Bir gencin mesleği kadar o mesleği anlamlandırabilmesi de işin özü. Mesleki yetkinlik, kültürel birikim ve kişisel olgunluk aynı anda gelişmeli. İZÜSEM ile attığımız bu adım, bu bütünlüğü inşa etme gayretinin ürünüdür" ifadelerini kullandı.



Katılımcılara üniversite onaylı sertifika verilecek


İş birliği kapsamındaki eğitimlerin önemli bir bölümünün İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi onaylı sertifika programlarıyla tamamlanacağı, katılımcılara eğitim sonunda akademik ve profesyonel yaşamlarında referans niteliği taşıyan belgeler verileceği bildirildi.


TÜRGEV ile İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi arasında yürütülen iş birliğiyle gençlerin nitelikli eğitim imkanlarına erişiminin artırılması hedeflenirken, ilk programların önümüzdeki dönemde başlaması öngörülüyor.



TÜRGEV ve İZÜSEM’den gençliğin çok yönlü gelişimine ortak adım

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Çiftçilere hububata hastalık gelmeden erken müdahale uyarısı Hava sıcaklıklarının önümüzdeki günlerde kademeli olarak artmasının tahmin edildiğine dikkat çeken uzmanlar, özellikle yağış sonrası güneşli havalarda mantar hastalığı riskinin yükseldiği uyarısında bulundu. Uzmanlar, çiftçilerin bu dönemde düzenli kontrol yapmalarının önemini vurguluyor. Konya merkez ve çevre ilçelerde zaman zaman etkili olan yağmurun ardından güneşli havaların etkisinin önümüzdeki günlerde hem hava hem de toprakta ısınmayla mantar hastalıklarının yayılımını hızlandırabileceğini ifade eden Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Konya Şube Başkanı Burak Kırkgöz, her yıl benzer dönemlerde aynı durumun gözlemlendiğine dikkat çekti. Burak Kırkgöz, "Hava sıcaklıkları, bu dönemden sonra önümüzdeki haftalarda yavaş yavaş yükselecek gibi gözüküyor. Özellikle yağmur yağdıktan sonra güneşli havalarda havaların ve toprağın ısınması ile beraber mantar hastalıklarının arttığını gözlemliyoruz. Her dönem bu şekilde oluyor. Böylesi dönemlerde özellikle çiftçilerimizin hastalık kontrolünde mutlaka dönem dönem bir ziraat mühendisi ile arazisine gidip bu hastalık kontrolünü yapmalarını ve hastalığın başlangıcında ilaç uygulaması yapmasını öneriyoruz. Aksi takdirde ilaç uygulamasında gecikme olursa maalesef bitkiyi kurtarma şansımız olmuyor. Tarım ilaçlarının birçoğu bitkinin hastalığa direncini artırmaya yönelik ilaçlar. Maalesef hastalık girmiş bitkiler için yapabilecek çok fazla bir şey olmuyor. O yüzden ilaçları, hastalık girmeden kontrol ederek ve bitkilerin sağlıklı olduğu dönemlerde kullanmalarını tavsiye ediyoruz. Çiftçilerimiz, kök bölgelerinde herhangi bir siyahlaşma ve yapraklarda yoğun bir sararma görürse mutlaka uzmana danışarak burada herhangi bir sıkıntının olup olmadığını kontrol etmelerini de tavsiye ediyoruz" dedi. "Çiftçilerimizin yağış aldığımız dönemlerde sulama yapmamaları gerekiyor" Burak Kırkgöz şöyle devam etti: "Şu anda sulama imkanı olan, sulu tarım yapan çiftçilerimizin de dönem dönem bazen tarlalarını daha iyi verim olsun diye suladıklarını görebiliyoruz. Bu doğru bir uygulama değil maalesef. Özellikle yağışların arkasından, yağışların yeterli olduğu dönemde bir de çiftçilerimizin sulama yapması ekstradan maliyetten başka bir şey değil ve bunun dezavantajı birtakım hastalıkları da beraberinde getirebiliyor. ‘Su çürüğü’ dediğimiz suyun bir yerde göllenmesi ile beraber o bölgeyi çürütmesinden dolayı birtakım hastalıklar da oluşabiliyor. Çiftçilerimizin yağışların iyi olduğu dönemlerde sulama yapmalarını önermiyoruz. Çok fazla su vermek çok fazla verim alınacak anlamına da gelmiyor. O yüzden sulu tarım yapılan yerlerde çiftçilerimizin böyle yağış aldığımız dönemlerde sulama yapmamaları gerekiyor" şeklinde konuştu. ZMO Konya Şube Başkanı Burak Kırkgöz, çiftçilere doğal afetlere karşı riskin olduğu bölgelerde TARSİM sigortasını yaptırmalarını tavsiye etti.
Ankara TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Tüm çiftçilerimizin 23 Mart Dünya Meteoroloji Günü’nü kutluyorum" Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Tüm çiftçilerimizin ve sektör paydaşlarımızın 23 Mart Dünya Meteoroloji Günü’nü kutluyorum" dedi. TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Dünya Meteoroloji Günü nedeniyle basın açıklaması yaptı. Tarımsal üretimin doğaya bağımlı bir şekilde yapıldığını vurgulayan Bayraktar, "Bu nedenle her türlü aşırı doğa olayından etkileniyor. Yağışların aşırı olması sel afetine, az olması ise kuraklığa sebebiyet verebiliyor. Bu yüzden tarım doğada denge istiyor. Maalesef geçtiğimiz 2025 yılında bin 11 aşırı doğa olayı yaşandı ve ülkemizin doğal afetlerden had safhada etkilendiği bir yıl oldu. Şubat ve nisan aylarında meydana gelen zirai donlar meyveler üzerinde, tarımsal kuraklık ise tahıl ve baklagil üzerinde verim kayıplarına yol açtı. 2026 yılına da hızlı başladık. Yılın ilk 2 ayında Hatay’dan Çanakkale’ye kadar kıyı şeridindeki illerimizde aşırı yağışlardan, sel, hortum, su baskınından etkilenmeyen tek bir şehir kalmadı. Yaptığım ziyaretlerde bu afetlerin tarımsal üretim üzerindeki etkisini bizzat gördüm" ifadelerini kullandı. "Erken tahminlerin yapılması, yarın için afetlerden az hasarla kurtulmak anlamına geliyor" Her yıl farklı bir tema ile kutlanan Dünya Meteoroloji Günü’nün temasının bu yıl Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) tarafından ‘Bugünü gözlemlemek, yarını korumak’ olarak belirlendiğini dile getiren Bayraktar, "Çünkü tarım sektörü için meteoroloji yalnızca hava tahmininden ibaret değildir. Bugünün gözlenmesi ve erken tahminlerin yapılması, yarın için afetlerden az hasarla kurtulmak anlamına geliyor. Yıllar itibarıyla afetlerin sayısının ve şiddetinin arttığı hesaba katıldığında bugünün gözlenmesi gelecekte ölümlerin, ürün ve hayvan kayıplarının azaltılması demektir. Bu konuda birliğimizin de Türk tarımına katkıları büyüktür. 2018 yılında Meteoroloji Genel Müdürlüğü’yle yaptığımız protokol çerçevesinde Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan erken tahmin ve uyarılar anında Ziraat Odalarımıza, oradan da çiftçilerimize SMS olarak gidiyor. Bu sayede afetlerin olumsuz etkilerinden kurtulabilmek için alınabilecek önlemler zamanında alınabiliyor" diye konuştu. "Tüm çiftçilerimizin, 23 Mart Dünya Meteoroloji Günü’nü kutluyorum" Türk çiftçisinin son yıllarda artan doğal afetlerden en çok zarar gören kesim olduğunu ifade eden Bayraktar, "Hem yaşanabilecek aşırı hava olaylarının uyarılarının yapılması hem de çiftçilerimizin ekim, gübre ve ilaç gibi tarımsal uygulamalarının takvimini ayarlayabilmesi açısından meteorolojinin önemi büyüktür. Bu vesileyle tüm çiftçilerimizin ve sektör paydaşlarımızın 23 Mart Dünya Meteoroloji Günü’nü kutluyorum" şeklinde konuştu.
İstanbul Ekran başında geçen süre çocukların motor gelişimini yavaşlatıyor Biruni Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Safa Heybet, konsol ve mobil oyunların uzun süreli kullanımının çocukların motor becerilerini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu. Dr. Öğr. Üyesi Safa Heybet, dijital teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte çocukların ekran başında geçirdiği sürenin arttığını belirterek, bu durumun motor gelişim üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Motor gelişimin çocukların kaslarını kullanarak hareket etme, denge kurma ve koordinasyon sağlama süreçlerini kapsadığını ifade eden Dr. Heybet, "Bu gelişim özellikle erken çocukluk döneminde fiziksel oyunlar ve aktif hareketle desteklenir. Ancak günümüzde çocuklar açık havada oyun oynamak yerine uzun süre ekran karşısında vakit geçiriyor" dedi. "Hareketsizlik motor gelişimi olumsuz etkiliyor" Konsol ve mobil oyunların uzun süreli kullanımının çocukların fiziksel aktivite düzeyini düşürdüğünü vurgulayan Heybet, "Hareketsiz yaşam tarzı kas gelişimi, denge ve koordinasyon üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Özellikle uzun süre aynı pozisyonda kalmak, duruş bozuklukları ile boyun ve sırt ağrılarını da beraberinde getirebilir" diye konuştu. Çocukların ekran başında geçirdiği sürenin artmasıyla birlikte doğal hareket deneyimlerinin azaldığını belirten Heybet, "Koşma, zıplama, tırmanma gibi aktiviteler kaba motor becerilerin gelişimi için kritik öneme sahiptir. Bu aktivitelerin azalması gelişimi sınırlayabilir" ifadelerini kullandı. "Sadece ekrana dokunmak yeterli değil" İnce motor becerilerin gelişimi için farklı aktivitelerin gerekli olduğunu dile getiren Heybet, "Tablet ve telefon kullanımı tek başına yeterli değildir. Çocukların kalem tutma, kesme, yapıştırma gibi el becerilerini geliştiren etkinliklere de yönlendirilmesi gerekir" dedi. "Dengeli kullanım en doğru yaklaşım" Dijital oyunların tamamen yasaklanması yerine kontrollü kullanımın önemine dikkat çeken Heybet, "Çocukların günlük ekran süresi sınırlandırılmalı, açık hava oyunları ve spor aktiviteleri teşvik edilmelidir. Ailelerin çocuklarıyla birlikte fiziksel aktiviteler yapması, bu alışkanlıkların kalıcı hale gelmesini sağlar" şeklinde konuştu. Heybet, çocukluk döneminde kazanılan hareket alışkanlıklarının ilerleyen yaşlarda da bireyin fiziksel aktivite düzeyini ve genel sağlık durumunu belirlediğini vurgulayarak, "Teknoloji doğru kullanıldığında faydalıdır ancak çocuk gelişiminde hareketin yerini hiçbir dijital deneyim dolduramaz" dedi.