SAĞLIK - 14 Mayıs 2025 Çarşamba 09:22

"Türk kadınları Avrupa’da obezite oranında ilk sırada"

A
A
A
"Türk kadınları Avrupa’da obezite oranında ilk sırada"

Türkiye’nin, obezite sıralamasında Avrupa’da en üst sıralarda yer aldığına dikkat çeken Doç. Dr. Mustafa Atabey, "Özellikle Türkiye’de kadınlarda obezite oranı, Avrupa’da birinci sıradadır. Genel nüfusta ise Türkiye, OECD ülkeleri arasında ilk üçtedir. Bu durum hem sağlık sistemi hem de toplumsal farkındalık açısından alarm verici bir tablodur. Türkiye’de erişkin nüfusta obezite oranı yüzde 30’un üzerindedir. Kadınlarda bu oran yüzde 40’lara kadar çıkarken, erkeklerde yaklaşık yüzde 30 civarındadır. Daha da önemlisi, çocuk ve gençlerdeki obezite oranı da giderek artmaktadır. Bu, gelecekte daha büyük bir sağlık krizine işaret etmektedir" dedi.



VM Medical Park Maltepe Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Atabey, 17 Mayıs Avrupa Obezite Günü nedeniyle obezite hakkında açıklamalarda bulundu.


Obezitenin tanımını yapan Doç. Dr. Atabey, "Obezite, vücudun ihtiyacından fazla yağ biriktirmesiyle ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütü obeziteyi, ‘sağlığı bozacak ölçüde anormal veya aşırı yağ birikimi’ olarak tanımlar. Genellikle vücut kitle indeksi (VKİ) 30’un üzerinde olan bireyler obez kabul edilir. Ancak obezite yalnızca kilo meselesi değildir; metabolik, hormonal ve psikolojik yönleriyle çok boyutlu bir hastalıktır. Hem bireyin yaşam kalitesini düşürür hem de pek çok ciddi hastalığa zemin hazırlar" diye konuştu.


"Dengesiz ve yüksek kalorili beslenme, obeziteye zemin hazırlar"


Obeziteye yol açan nedenlerin kişiden kişiye değişebileceğini söyleyen Doç. Dr. Atabey, "En sık görülen etkenler arasında dengesiz ve yüksek kalorili beslenme, hareketsiz yaşam tarzı, stres, uyku bozuklukları ve genetik yatkınlık yer alır. Ancak günümüzde özellikle fast food tüketiminin artması, porsiyonların büyümesi, ekran başında geçirilen sürenin uzaması gibi yaşam tarzı faktörleri obezitenin yayılmasında başlıca rol oynamaktadır. Ayrıca duygusal yeme davranışı da kilo alımını körükleyen önemli bir etkendir" şeklinde konuştu.


"Nefes darlığı ve horlama görülebilir"


Hastalığın belirtilerinden bahseden Doç. Dr. Atabey, "Obez bireyler genellikle hızlı yorulma, nefes darlığı, terleme, uyku apnesi, horlama, bel ve diz ağrıları gibi fiziksel şikâyetlerle doktora başvururlar. Kadınlarda adet düzensizliği, erkeklerde testosteron düşüklüğü gibi hormonal bozukluklar da görülebilir. Ayrıca, obezite kişinin sosyal yaşamını da olumsuz etkiler. Beden algısındaki bozulma, depresyon ve özgüven eksikliği gibi psikolojik sorunlara yol açabilir" dedi.


"Obezitenin neden olduğu hastalıklara dikkat"


Obezitenin tek başına 200’den fazla hastalıkla ilişkili bir durum olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Atabey, "Bunların başında Tip 2 diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, kalp damar hastalıkları, uyku apnesi, karaciğer yağlanması ve infertilite gelir. Kadınlarda polikistik over sendromu, erkeklerde cinsel fonksiyon bozuklukları da yaygındır. Ayrıca, bazı kanser türleri, özellikle meme, rahim, pankreas ve kolon kanserleri ile obezite arasında doğrudan ilişki vardır" dedi.


"Türkiye, obezite sıralamasında Avrupa’da en üst sırada"


İstatistiki veriler hakkında bilgi veren Doç. Dr. Atabey, şu bilgileri paylaştı:


"Türkiye, obezite sıralamasında Avrupa ülkeleri arasında en üst sıralarda yer almaktadır. Özellikle kadınlarda obezite oranı Avrupa’da birinci sıradadır. Genel nüfusta ise Türkiye, OECD ülkeleri arasında ilk üçtedir. Bu durum hem sağlık sistemi hem de toplumsal farkındalık açısından alarm verici bir tablodur. Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Ofisi tarafından açıklanan, 2022 Avrupa Obezite Raporu’na göre Türkiye’de yetişkinlerin yaklaşık yüzde 59’u aşırı kilo veya obezite sorunu ile karşı karşıya bulunuyor. Obezite görülme oranı erkeklerde yüzde 30, kadınlarda ise yüzde 40 civarında seyrediyor. Daha da önemlisi, çocuk ve gençlerdeki obezite oranı da giderek artmaktadır. Bu, gelecekte daha büyük bir sağlık krizine işaret etmektedir."


"Hareketsizlik, sağlıksız ve hızlı beslenme alışkanlıkları neden olabilir"


Obezitede artışın olduğuna da değinen Doç. Dr. Atabey, "Özellikle son 10 yılda çocukluk çağı ve ergenlikte obezite oranlarında ciddi artışlar görülmektedir. Bilgisayar ve telefon bağımlılığı, spor alışkanlığının azalması, hazır gıda tüketiminin artması ve düzensiz uyku gibi faktörler bunda etkilidir. Bu çocuklar ileri yaşlarda hem fiziksel hem de psikolojik sağlık problemleriyle karşılaşma riski altındadır" açıklamasında bulundu.


"Ölümcül sonuçları olabilir"


Obezitenin doğrudan ölüme yol açmasa da beraberinde getirdiği hastalıklar nedeniyle ölümcül olabileceğini dile getiren Doç. Dr. Atabey, şunları söyledi:


"Kalp krizi, inme, ani kardiyak ölüm, kanserler, ciddi enfeksiyonlar ve kontrolsüz diyabet gibi durumlar obezitenin yol açtığı hayatı tehdit eden sonuçlardır. Ayrıca ileri derece obez bireylerde cerrahi müdahaleler, doğumlar ve travmalar da daha riskli hale gelir. Ailesinde obezite öyküsü bulunanlar, çocukluk çağında fazla kilolu olanlar, hareketsiz yaşam sürenler ve sağlıksız beslenen bireyler daha yüksek risk altındadır. Ayrıca gece çalışanlar, düzensiz uyuyanlar ve yoğun stres altında yaşayanlar da obezite açısından risklidir. Kadınlarda, özellikle doğum sonrası dönemde kilo vermekte zorlanan bireylerde daha sık görülmektedir. Bunun dışında, şehir yaşamı süren, masa başı çalışan ve fiziksel aktivitesi az olan bireylerde de obezite yaygındır. Ayrıca, sosyoekonomik düzeyi düşük gruplarda da sağlıksız ve ucuz gıdalara yönelim nedeniyle obezite oranı yüksektir. Obeziteyi önlemek, tedavi etmekten çok daha kolaydır. Erken yaşta sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazandırılması, okul çağında çocukların sporla iç içe olması, ailelerin bilinçlendirilmesi büyük önem taşır. Ayrıca porsiyon kontrolü, aktif yaşam tarzı, düzenli uyku ve stres yönetimi gibi basit ama etkili önlemlerle obezite engellenebilir."


"Tedavide ilk adım hastaya özel beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri"


Tedavi yollarından bahseden Doç. Dr. Atabey, "Obezite tedavisinde ilk adım hastaya özel beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerinin planlanmasıdır. Ancak ileri derecede obez bireylerde bu yöntemler çoğu zaman yetersiz kalır. Vücut kitle indeksi ameliyat için uygun olmayan hastalarda daha etkili ve kalıcı çözümler olan mide balonu uygulamaları ya da cerrahi tedaviler gündeme gelir. Günümüzde mide balonu ve obezite cerrahisi, özellikle kalıcı ve etkili sonuç arayan hastalarda ön plana çıkmaktadır. Laparoskopik Sleeve Gastrektomi (tüp mide ameliyatı), mide hacmini azaltarak hem erken doyma sağlar hem de hormonal mekanizmalar üzerinde etkili olur. Mini Gastrik Bypass ve Roux-en-Y Gastrik Bypass gibi ameliyatlar ise hem mide hacmini küçültür hem de bağırsak geçiş yolunu değiştirerek daha fazla kilo kaybı ve diyabet kontrolü sağlar. Vücut kitle indeksi 40’ın üzerinde olan bireylerde ya da 35’in üzerinde olup Tip 2 diyabet, hipertansiyon gibi yandaş hastalıkları olan kişilerde cerrahi tedavi, multidisipliner bir ekibin önerisi olduğu takdirde düşünülmelidir. Bu ameliyatlar, sadece kilo vermeyi değil, aynı zamanda obezitenin neden olduğu metabolik hastalıkların tedavisini de amaçlar."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Milas Veteriner Fakültesi’nde ‘Ailem benim her şeyim’ paneli Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Milas Veteriner Fakültesi, toplumsal bilinci artırmaya yönelik çok önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Fakülte bünyesinde düzenlenen ‘Ailem Benim Her Şeyim’ başlıklı panel, öğrencilerin yoğun katılımı ve ilgisiyle gerçekleştirildi. Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren Milas Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Artay Yağcı, ailenin toplumun temel taşı olduğunu vurgulayarak, gençleri bağımlılık gibi modern çağın en büyük tehditlerine karşı korumanın önemine değindi. Etkinliğe ayrıca Milas Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Hüseyin Çeken de katılım sağladı. Bağımlılıkla mücadele ve ailenin gücü masaya yatırıldı Panelde, alanında uzman isimler hem ailenin önemini, hem de bağımlılıkla mücadelenin hayati yollarını dinleyicilerle paylaştı: Muğla Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Fatih Mehmet Demir, konuşmasında aile bağlarının güçlü olmasının bireyi dış dünyadaki tehlikelerden nasıl koruduğunu anlattı. Bağımlılık yapıcı maddelerin insan sağlığı, psikolojisi ve sosyal hayatı üzerindeki yıkıcı zararlarına dikkat çekti. Türkiye Yeşilay Cemiyeti Muğla Şube Başkanı Abdullah Şenol Şengür ise Yeşilay’ın tarihi kökenleri, kuruluşu, yürüttüğü ulusal ve uluslararası faaliyetler ile gelecek hedefleri hakkında detaylı bir sunum yaptı. Şengür, bağımlılıkla mücadelede kritik bir rol oynayan YEDAM (Yeşilay Danışmanlık Merkezi) modelini tanıtarak, bağımlılık tedavisinde ücretsiz ve gizlilik esasına dayalı olarak verilen destek mekanizmalarını anlattı. Milas Veteriner Fakültesi Morfoloji Binasında gerçekleştirilen panele, öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. Sunumların ardından soru-cevap bölümüne geçilirken, öğrencilerin bağımlılıkla mücadele ve toplumsal farkındalık konularındaki soruları paneli interaktif bir havaya taşıdı. Etkinliğin sonunda, katkılarından dolayı konuşmacılara Dekan Prof. Dr. Artay Yağcı tarafından teşekkür plaketleri verilirken, tüm katılımcı öğrencilere günün anısına Yeşilay tişörtleri dağıtıldı.
Tokat Başkan Yazıcıoğlu: "(Yıkılan köprü) DSİ standartlarına uygun bir köprü değildi" Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, son günlerde etkili olan yağışların ardından debisi yükselen Yeşilırmak’ta taşkın riski nedeniyle yıkımı başlatılan Çedaş Köprüsü’nde incelemelerde bulundu. Yeşilırmak’taki su seviyesinin kritik noktaya ulaşmasının ardından bölgede geniş güvenlik önlemleri alınırken, taşkın riski nedeniyle şehir merkezinde bulunan Çedaş Köprüsü’nün yıkılmasına önceki gün başlandı. Tokat Belediye başkanı Mehmet Kemer Yazıcıoğlu yıkım çalışmalarını yerinde inceledi. Muhtemel taşkın riskine karşı gerekli tedbirlerin alındığını söyleyen Başkan Yazıcıoğlu; "Malum biliyorsunuz Tokat’ta ve Tokat’ta yakın lokasyonlarda ciddi anlamda bir özellikle sel felaketi yaşanması tahmin ediliyor. Turhal, Niksar ve Erbaa’da da sel felaketi yaşandı. Tokat merkezde de biliyorsunuz dolusavak dediğimiz Almus Barajı artık taşmak üzere, söylenen bilgiler bu şekilde. 40 santim civarında bir şeyin kaldığı söyleniyor. Malum bu dolusavak taştığı andan itibaren Tokat merkeze de 6 saat içerisinde ulaşması düşünülüyor. Tabii bilgiler malum Devlet Su İşleri tarafından da bize iletilen bilgiler. İşte 6-6,5 saat civarında ulaşacağı söylendiği için malum biz ÇEDAŞ köprüsü’nü kaldırmak durumunda kaldık. Tabii bunu kaldırırken de Devlet Su İşleri, İl Özel İdaresi ve Tokat Belediyesi üçümüz istişare ettikten sonra karar verildi. Malum burası Devlet Su İşleri’ne uygun bir köprü değildi. Toplamda alt tabandan yukarı doğru en alt kısmı iki metre civarında. İster istemez bu sıkıntıyı bertaraf etmek bakımından bunu kaldırmak zorundaydık. Arkadaşlar dün itibaren zaten köprülerin yıkımına başladılar. İnşallah bu akşama doğru tamamını yıkmayı planlıyoruz. Sonrasında da zaten yapılacak toplantı neticesinde de ki büyük bir ihtimal 11.30 gibi tekrar bir koordinasyon merkezinde toplantı gerçekleştirecek. Tokat merkezle alakalı da sadece bu lokasyon değil yaşanabilecek diğer kötü senaryolara da belediye olarak hazırlıkklıyız. Vatandaşlarımız şimdilik bir endişe etmesinler. Ama geçmiş olsun diliyorum. En kısa sürede inşallah bu sıkıntıyı bertaraf etmiş oluruz umuduyla dua ediyoruz" dedi.
Tokat Tokat’ta sel alarmı: Önlemler üst seviyeye çıkarıldı Tokat’ta muhtemel sel ve su baskınlarına karşı düzenlenen koordinasyon toplantısının ardından açıklama yapan Tokat Valisi Abdullah Köklü, bazı köylerin tedbir amaçlı tahliye edildiğini belirterek vatandaşlara dere yatakları ve riskli bölgelerden uzak durmaları çağrısında bulundu. Tokat Valiliği koordinasyonunda Tokat AFAD İl Müdürlüğünde Turhal ilçesi sel-su baskını koordinasyon toplantısı düzenlendi. Toplantıya il protokolü ve kurum amirleri katıldı. Toplantı sonrası açıklamalarda bulunan Tokat Valisi Abdullah Köklü, "Bugün de internet sitelerimizden, sosyal medya valilik hesaplarından bahsettiğimiz gibi önlemlerimizi alıyoruz. Tüm vatandaşlarımızı duyarlı olmaya tekrar davet ediyorum. Burada olan bu afete hazırlıklı olmak. Afete hazırlıklı olmak demek önceden önlem almak demek. Bu sene gerçekten son 60 yılın en kuvvetli yağışlarını yaşadık. Bu yağışlar nedeniyle ilgili kurumlarla toplantısını yaptık. Tokat Valiliği ve tüm kurumlar olarak bölge müdürlerimizle burada sağ olsunlar geldiler. Hazırız inşallah. Hep beraber el birliğiyle atlatmayı ümit ediyoruz. Bazı köylerimizi önleme amaçlı tahliye ettik. Tabii ki bu vatandaşlarımızın can güvenliğini temin etmek için aldığımız kararlar bunlar. Yani iki gün, üç gün vatandaşlarımız dışarıda, canı sağ olsun. Diğer konular çok önemli değil. Vatandaşlarımızı duyarlı olmaya davet ediyorum. Özellikle dere yataklarından ve güzergahlardaki taşkın olabilecek tehlikeli yerlerden vatandaşlarımız mümkün olduğu kadar uzak dursunlar. Güvenlik güçlerimizin, tarım müdürlüğümüzün, özel idaremizin, Devlet Su İşlerimizin uyarılarına lütfen dikkatle dinlesinler. Onlar için önemli konular. Çünkü biz o planlamaları beraber yapıp vatandaşlarımızı bu konuda uyarıyoruz. O konulara biraz daha dikkat verirlerse memnun oluruz. Turhal derken tüm Tokat vilayetinin toplantısını yaptık. Tabii ki tarım arazilerinde en fazla derenin şehrin içinden geçen yerler biraz daha hassas oluyor. Tural da o ilçelerimizden bir tanesidir. Zaten perşembe gününden beri cuma günü, cumartesi günü tüm özel idare, Devlet Su İşleri, belediye, AFAD, herkes sahada. 24 saat esasına göre dönem dönem bin 200 personelle 500 bandında araca çıktık. Özel sektörden de destek aldık. Gerekiyorsa daha fazla araçla müdahale ederiz. Vatandaşlarımız da duyarlı olurlarsa, bizlere yardımcı olurlarsa çalışmamıza inşallah afeti hep beraber güzel bir şekilde yönetmiş oluruz" dedi.