EKONOMİ - 24 Nisan 2026 Cuma 11:58

Türk tüketicisinin köklü marka kriteri ’54 yıl’

A
A
A
Türk tüketicisinin köklü marka kriteri ’54 yıl’

Türk tüketicisinin köklü marka algısının hangi kriterlere dayandığına dair çalışma yapıldı. Araştırmaya göre, tüketicinin bir markayı ‘köklü’ sayması için beklediği ortalama süre ise 54 yıl. Markanın geçmişten gelen değerlerini koruması, kuşaklar arası bağ kurması ve zamanın testinden başarıyla geçmesi gerekiyor.



Türk tüketicisinin köklü marka algısının hangi kriterlere dayandığını araştıran çalışma FutureBright Group ve Yüzyıllık Markalar Derneği ortaklığında gerçekleştirildi. Araştırmada yer alan çarpıcı sonuçlara göre tüketicinin köklü marka algısı slogana ya da logoya değil, nesiller boyu sınanmış olmasına bağlanıyor. Yerellik, köklü marka algısında ayrıştırıcı bir rol oynuyor; isim, mekan ve logo geleneksellik çağrışımı yapmaya yeterli değil, tüketici ikna olmak için markanın geçmişini ve hikayesini de duymak istiyor. Araştırmaya katılanların büyük bir kısmı, markanın köklü ve mirası olan haline gelmesi için nesiller boyu kullanılması gerektiğini belirtiyor.


54 yıl kriteri


Tüketicinin bir markayı "köklü" sayması için beklediği ortalama süre ise 54 yıl. Markanın geçmişten gelen değerlerini koruması, kuşaklar arası bağ kurması ve zamanın testinden başarıyla geçmesi gerekiyor. Köklü markanın ismi duyulduğunda belli bir standart ve güven duygusunu geçirmeli. Nesiller boyu değişmeyen kalite algısı ve toplumsal hafızada yer edinmesi, geleneksel değerlerini modern dünyaya adapte etmesi en önemli unsurlar.


Kuruluş tarihi köklü marka olmak için yeterli değil


Araştırma sonuçlarına göre köklü markanın sırrı sadece kuruluş tarihinde değil, güven verebilme yetisinde yatıyor. Güveni besleyen unsurlar ise değerlerini korumak, yüksek ürün ve hizmet kalitesi, net kimlik ve toplumda saygı görmek olarak sıralanıyor. Her 4 tüketiciden 3’ü bir markanın mirası olduğunu kanıtlaması gerektiğini söylüyor. Miras kanıtı olarak ise en başta kaliteyi gösteriyor. Tüketicinin ürünü her satın aldığında aynı kaliteyi yakalaması markanın mirasının en önemli göstergesi olarak düşünülüyor.


Tarihî görünmeye çalışmak ters tepiyor


Bir diğer çarpıcı bulgu ise; tarihî görünmeye çalışan markaların güven unsurunu aşındırması. Araştırmaya katılanların çoğunluğu "Bazı markaların köklü olmadığı halde tarihî bir algı oluşturmaya çalıştığını düşünüyorum" diyor. Büyük bir oran ise "Köklü olmadığı halde böyle bir algı oluşturmaya çalışmak güvenimi olumsuz etkiler" diye düşünüyor.


Bu alanda yapılan ilk araştırma


Araştırmanın lansman toplantısında konuşan Yüzyıllık Markalar Derneği Başkanı Gürsel Arseven, "Köklü marka algısı üzerinde yapılan araştırmanın Türkiye’de bir ilk olması dolayısıyla gururluyuz. Benzer alanda pek fazla çalışma yok. Bu tarz çalışmalar dünyanın kaotik durumunun aşılması için gerçekten büyük önem taşıyor. Hız yüzünden her şeyin hızlıca yıpranıp tüketildiği dünyamızda yüzyıllık markalar 19’uncu yüzyıldan bu yana kadim uğraşlarını devam ettiriyorlar. Kaotik süreçler ve güvensiz ortamlar, köklü kurumlara yönelme eğilimini artırıyor. Bizler de yazılı kayıtlarla daha geniş kitle oluşturmak için gayret ediyoruz. Ülkemizde milli mirasın oluşması için gereken ekonomik ömür ortalama 34 yıl olarak düşünülüyor, oysaki bu rakam İtalya’da yaklaşık 100 yıl. Bu yüzden bu grup ile gerçekleştirdiğimiz bu araştırma çok kıymetlidir. Toplumsal dokuyu kalıcı ve sürdürülebilir kılmak, duygusal bağ oluşturmak ve aidiyet oluşturmak konusunda çalışmalarımız devam edecektir" dedi.


Logonun başına tarih koymak bir şey ifade etmiyor


FutureBright kurucu ortağı Akan Abdula ise markanın köklülük algısındaki önemli kriterin aslında yaşanmışlık olduğunu belirterek ". tarihinden bu yana" başlığının tüketici nezdinde çok fazla bir şey ifade etmediğini söyledi. Abdula sözlerine şöyle devam etti: " Araştırmada yabancı markalarda olan köklülüğün bizim köklülüğümüz olmadığını ve çok da önemsenmediğini gördük. En köklü markamızın ise İstanbul olarak belirtildiğini gözlemledik. Köklü olmak için nostalji kelimesi ise bazen yük olabiliyor; inovasyon yoksa nostalji herhangi bir işe yaramıyor. X, Y ve Z kuşaklarının da köklü marka algısının değişiklikler gösterdiğini belirledik. Köklü marka olmanın temelleri; tutarlı kalite, kurumsal kimlik ve itibar üçlüsünde yatıyor"


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Ekonomik ömrünü tamamlamış 35 yıllık vana değiştirildi Antalya Su ve Atıksu İdaresi (ASAT) Genel Müdürü Cengiz Gülebay, Burhanettin Onat Caddesi üzerinde Ana İsale Hattı’nda 35 yıl önce imalatı yapılan ve ekonomik ömrünü tamamlamış hattaki vana arızasının giderildiğini açıkladı. Cengiz Gülebay, Muratpaşa’da 10 mahalleyi etkileyen hatta yeniden su verildiğini belirterek, kesintisiz içme suyu sağlayacak bir sistemi hayata geçirdiklerini ifade etti. ASAT Genel Müdürlüğü Muratpaşa ilçesi Burhanettin Onat Caddesi üzerinde, Çağlayan Depo ile Kundu Oteller Bölgesi’ni birbirine bağlayan ana isale hattında önemli bir yenileme çalışması gerçekleştirdi. Burhanettin Onat Caddesi üzerinde 35 yıl önce imalatı yapılan Ana İsale Hattı’nda hat vanası arızası nedeniyle 22 Nisan Çarşamba günü saat 22.00’de çok kapsamlı bir çalışma başlattı. Yaklaşık 30 personelin katıldığı çalışmada contasından su kaçıran ve bu su nedeniyle zaman zaman trafik kazalarına neden olan, ekonomik ömrünü tamamlamış 1000 mm çapında ana hat vanası değiştirildi. ASAT ekipleri, vatandaşların su kesintisi ve basınç düşüklüğünden fazla etkilenmemesi için yoğun çalışmalarını tamamlayarak sisteme yeniden su verdi. "Trafik yoğunluğu nedeniyle tatil günü planladık" Yapılan çalışmaya ilişkin bilgi veren ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay, "1000’lik ana isale boru hattı üzerindeki vana ve vantuzu uzun süredir değiştirmeyi planlıyorduk. Bu çalışma esnasında Şirinyalı, Fener, Çağlayan, Haşimişcan, Sinan, Zerdalilik, Gençlik, Demircikara, Yeşilbahçe, Burhanettin Onat, Çaybaşı ve Güzeloba Mahalleleri’nde su kesintisi yaşandı. Bu çalışmayı bir tatil gününe denk getirerek planladık. Burhanettin Onat Caddesi, Antalya’nın en yoğun trafik yükünü taşıyan caddelerinden biri olduğu için trafik sıkıntısı yaşanmaması adına özellikle tatil gününü tercih ettik. Akşam saat 22.00’de başlayan çalışma, ertesi gün saat 19.00’da tamamlandı" dedi. 35 yıllık vana değiştirildi Çalışmanın planlanandan uzun sürmesinin nedenine de değinen Gülebay, "Vana ve vantuz değişimi sırasında ana isale hattının menhol içerisindeki taban betonuna çok yakın geçmesi nedeniyle betonu kırmak zorunda kaldık. Bu durum çalışmanın süresini uzattı. Ancak bugün itibarıyla hem trafiği yeniden açtık hem asfalt çalışmasını tamamlayarak arızaları giderdik. Yaklaşık 35 yıldır kullanılan ve artık işlevini yitirmiş borular ile menholdeki vanayı yeniledik. Bu çalışma ile Antalya’nın yaklaşık 50 yılını kapsayacak bir altyapı oluşturuldu. Kentimize sağlıklı ve kesintisiz içme suyu sağlayacak bir sistemi hayata geçirdik" ifadelerini kullandı.
Samsun Samsunspor, ara vermeden Alanyaspor hazırlıklarına başladı SAMSUN (İHA) – Ziraat Türkiye Kupası çeyrek finalinde önce uzatmalara ardından penaltılara giden maçta Trabzonspor’a elenen Samsunspor, Alanyaspor maçı hazırlıklarına ara vermeden başladı. Samsunspor, Ziraat Türkiye Kupası çeyrek finalinde Trabzonspor’a penaltılarla kaybetmesinin ardından Trendyol Süper Lig 31. hafta maçında deplasmanda oynayacağı Alanyaspor karşılaşmasının hazırlıklarına, Teknik Direktör Thorsten Fink yönetiminde gerçekleştirdiği antrenmanla başladı. Nuri Asan Tesisleri’nde yapılan antrenman, koşu ve ısınma hareketleriyle başladı. Rondo çalışmaları ve şut organizasyonlarıyla devam eden idman, dar alanda oynanan çift kale maçla sona erdi. Trabzonspor karşılaşmasında forma giyen oyuncular ise günü rejenerasyon çalışması yaparak tamamladı. Gördüğü kırmızı kart nedeniyle 3 maç ceza alan ve bu süreçte takımının başında maçlara çıkamayan Thorsten Fink’in cezası da sona erdi. Fink, Alanyaspor maçı ile birlikte kulübede takımın başında yer alabilecek. Fink’in olmadığı 3 maçta kırmızı-beyazlı ekip Eyüpspor ve Beşiktaş’ı yenerken, Trabzonspor ile berabere kalıp, penaltı atışları sonucu turnuvadan elendi. Öte yandan Karadeniz temsilcisinde Trabzonspor maçında ısınma esnasında sakatlanan Emre Kılınç’ın yanı sıra uzun süre sakatlıkları bulunan Jaures Assoumou, Bedirhan Çetin ve Celil Yüksel’in Alanyaspor maçında forma giymesi beklenmiyor. Trabzonspor maçında kırmızı kart gören Cherif Ndiaye de Alanyaspor maçında forma giyemeyecek.
Isparta Eğirdir Gölü’nde amatör balıkçılık alanları yeniden düzenlendi Isparta’daki Eğirdir Gölü’nde amatör balık avcılığı yapılabilecek alanlar yeniden belirlendi. Eğirdir Gölü’nde amatör balıkçılığı ilgilendiren önemli bir düzenlemeye gidildi. Isparta İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün 22 Nisan 2026 tarihli yazısı ile yapılan düzenleme kapsamında balık popülasyonunun korunması ve sürdürülebilir avcılığın sağlanması amacıyla bazı bölgelerde sınırlar netleştirilirken, belirli kıyı şeritleri amatör balıkçılığa açık alanlar olarak ilan edildi. Eğirdir ilçe merkezinde, Eğirdir Limanı’nın bitiş noktasından başlayarak (liman içi hariç) Yeşil Ada’nın başlangıcına kadar uzanan kıyı şeridi amatör balıkçılığa açıldı. Ayrıca Eğirdir Kalesi arkasından başlayıp Yeşil Ada başlangıcına kadar devam eden kıyı hattı da yeni avlanma sahaları arasında yer aldı. Kırsalda yeni avlanma hattı oluşturuldu Öte yandan, kırsal bölgelerde de yeni bir hat belirlendi. Bedre köyü sınırları içerisindeki DSİ su pompasından başlayarak Bağören köyü Orman binasına kadar uzanan göl kıyı şeridi amatör balıkçılar için serbest alan olarak ilan edildi. Yetkililer, yapılan değişikliğin balık türlerinin korunması ve bilinçli avcılığın teşvik edilmesi açısından önemli olduğunu vurgulayarak, amatör balıkçıların belirlenen alanlar ve mevcut kurallar çerçevesinde hareket etmeleri gerektiğini belirtti. Yeni düzenlemenin yaz aylarıyla birlikte artması beklenen balıkçılık faaliyetlerini daha düzenli ve sürdürülebilir hale getirmesi hedefleniyor.
Gaziantep AK Parti’den CHP’ye mehter tepkisi AK Parti Gaziantep İl Başkanı Fatih Muhaddis Fedaioğlu, kentte dün 23 Nisan kutlamalarına CHP il yönetiminin gösteri yapan çocuk mehteran takımına sırt dönmesine sert tepki göstererek, "Eğer sen valiliğin programına davetli olarak geldiysen, kravatını bağladıysan, takım elbiseyi giydiysen, törene katıldıysan, en ön sırada sana yeri ayrıldıysa, o çocuklara öyle psikolojik baskı yapma hakkınız yoktur. Bu çocuklara böyle sözlü saldırıda bulunmaya hakkınız yoktur" dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Başkanı Vakkas Acar ve il yönetiminin Gaziantep’te dün coşkuyla kutlanan 23 Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı töreninde küçük öğrencilerin mehter takımı gösterisinde arkalarını dönerek protesto yapması tepkilere neden oldu. AK Parti Gaziantep İl Başkanı Fatih Muhaddis Fedaioğlu, İl Başkanlığı Toplantı Salonu’nda düzenlediği basın açıklamasında CHP İl Başkanı Acar ve yönetiminin çocuk mehteran takımına sırtını dönmesine tepki gösterdi. Fedaioğlu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle Gaziantep’te gerçekleştirilen kutlama programında yaşanan hadisenin, sadece bir protokol tartışması değil, milletin köklü değerlerine, çocukların saf ve temiz emeğine yönelmiş bir saygısızlık olduğunu ifade etti. "Mehter Marşı’yla sadece gurur duyabiliriz" Fedaioğlu, "Mehteran bizim tarihimiz. Önemli olan kısmı o ve ben şahsen tarihimden hiçbir zaman utanmıyorum. Bilakis gurur duyuyorum. Gurur duymak da zorundayım. Çünkü ben bir Türk’üm. Türk olduğumu hiçbir zaman değiştiremem. Bu ülkede yaşayan herkes Türkiyelidir. Bütün kardeşlerimizin de başımızın üzerinde yeri var. Kürt de olsa, Türk de olsa, Arap da olsa, Çerkez de olsa, Laz da olsa hepsi Türkiyelidir. Hep beraber biz burada yaşıyoruz. Biz bununla sadece gurur duyabiliriz. Mehteri tercih etmeyip dinlemeyebilirler. Fakat protesto etme hakkı yoktur. Eğer sen valiliğin programına davetli olarak geldiysen, kravatını bağladıysan, takım elbiseyi giydiysen, törene katıldıysan, en ön sırada sana yeri ayrıldıysa, o çocuklara öyle psikolojik baskı yapma hakkınız yoktur. Bu çocuklara böyle sözlü saldırıda bulunmaya hakkınız yoktur. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki acı olaylar hepimizi üzdü. Bu protestonun da bu saldırılardan hiç farkı yok. Ha silahlı saldırı yapmışsın, ha sözlü saldırı yapmışsın. O çocukların ne günahı var? Okuldaki hocalarımız çocukların ailelerinden, ‘bu çocuklar böyle bir gösteri yapacaklar’ diyerek izin almış ve bilgi vermişler. Aileler gönül rızasıyla bunu kabul etmişler, ailelerin hoşuna gitmiş ve çocuklarda kabul etmiş. Çocuklara zorla yaptırıldığını zannetmiyorum" dedi. "Çocuklara protesto etmeyi hiç doğru bulmadım" Çocukların büyük bir heyecan ve gururla sergilediği mehteran gösterisine "saray kültürü" diyerek sırt dönülmesinin kabul edilemeyeceğini belirten Fedaioğlu, "Burada bir anlayışsızlık hakim ve bizi bir türlü hazmedemiyorlar. Cumhurbaşkanımıza hakaret ediyorlar. Cumhurbaşkanımız, bütün Türkiye’nin cumhurbaşkanıdır. Abdülhamid Han, tarihimizde çok önemli bir şahsiyettir. Ona hakaret ediyorlar. Okullarda farklı farklı gösteriler yapıyorlar. Küçücük çocuklara hiç akla alınmayacak gösteriler yaptırıyorlar. Geçmiş senelerde Balıkesir’de ve Eskişehir’de bunun örnekleri vardı. Kimse bunlara bir şey demezken, çocuklarımız Mehteran Marşı’nı çaldılar diye tepki gösteriyorlar. Bu çocuklara sözlü saldırmak, protesto etmek, psikolojilerini bozmak, doğrusu ben hiç doğru bulmadım. Bu toprakların tarihine, kültürüne ve değerlerine mesafeli duran anlayışlar, dün olduğu gibi bugün de kendilerini ele vermektedir. Mehteran; bir ideolojinin değil, bir milletin ortak hafızasıdır. Bu kadim mirası küçümsemek, ‘özenti’ diyerek itibarsızlaştırmaya çalışmak; milletin değerleriyle bağ kuramayan bir bakış açısının en net göstergesidir" diye konuştu. Toplantıya, Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, Şahinbey Belediye Başkan Yardımcısı Sait Şahin, partililer ve vatandaşlar katıldı.
Ankara ATO Başkanı Baran: "Hedefimiz Ankara’yı teknoloji, değer ve kültür üreten bir marka şehir haline getirmek" Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, "Hedefimiz Ankara’yı teknoloji, değer ve kültür üreten bir marka şehir haline getirmek. Yapay zekayı en hızlı adapte eden ve ekonomik değere dönüştüren şehirlerden biri olmak zorundayız" dedi. ATO tarafından ATO Congresium Kongre ve Sergi Salonu’nda bu yıl 5’incisi gerçekleştirilen ‘Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’na yurt içi ve yurt dışından alanında marka olmuş ekonomist, gazeteci, sanatçı, akademisyen, dijital içerik üreticisi ve her alandan girişimci katılıyor. İki gün sürecek programda gençler için eğitim programları da yer alıyor. Düzenlenen program ile marka olmanın değeri konusunda bilincin artırılması ve bilgilerin paylaşılması hedefleniyor. "Mesele sadece teknolojiye sahip olmak değil, onu doğru konumlandırmak" Programda bir konuşma yapan ATO Başkanı Gürsel Baran, ticareti, teknolojiyi ve markalaşmayı aynı eksende buluşturan bir anlayışla yol aldıklarını dile getirdi. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın vizyonlarının en somut ve en güçlü yansımalarından biri olduğunu söyleyen Baran, "Artık yeni bir çağın içindeyiz. Yapay zeka, sadece bir teknoloji değil, bir kalkınma modeli, bir rekabet gücü ve bir gelecek inşa aracıdır. Veriyi anlamlandıran, süreçlerini optimize eden ve müşterisini daha iyi tanıyan şirketler, hız, verimlilik ve maliyet avantajını aynı anda yakalıyor. Yapay zekadan veri analitiğine kadar tüm teknolojiler, markalara aslında ‘Müşterini tanı, ihtiyacını önceden gör ve ona özel değer üret’ diyor. Yapay zeka, marka, şehir ya da ülke vizyonunun merkezine yerleştiğinde yollar kısalıyor, adeta otobanlar genişliyor ve hız artıyor. Bu yüzden mesele sadece teknolojiye sahip olmak değil, onu doğru konumlandırmak" açıklamasında bulundu. "Yapay zeka, adil olmalı, şeffaf olmalı, insanlığı ve insanca yaşamı güçlendirmeli" Baran, her güçlü dönüşüm gibi yapay zekanın da beraberinde hem büyük fırsatlar hem de son zamandaki savaşlarda görüldüğü gibi yeni riskler getirdiğini belirterek, "Siber güvenlikten istihdama, enerji ve su tüketiminden etik meselelere kadar birçok başlığı birlikte düşünmek zorundayız. Bu noktada, insanı merkeze alan bir dönüşüm inşa etmemizin elzem olduğuna inanıyoruz. Yapay zeka, adil olmalı, şeffaf olmalı, insanlığı ve insanca yaşamı güçlendirmeli; insan onuruna hizmet etmeli, toplumsal fayda üretmeli ve adil rekabeti desteklemeli" değerlendirmesinde bulundu. "Yapay zekayı doğru yönetirsek, ülkemizi çok daha güçlü bir noktaya taşıyabiliriz" Bugün atacakları adımların geleceği şekillendireceğini sözlerine ekleyen Baran, "Eğer bu süreci doğru yönetemezsek, hız bizi ileriye değil, hataya götürebilir. Ancak doğru yönetirsek, ülkemizi ve şehrimizi çok daha güçlü bir noktaya taşıyabiliriz. Burada bir gerçeğin altını özellikle çizmek isterim: Türkiye’nin yapay zeka ile tanışması yeni değil. Savunma sanayisindeki başarımız ile yapay zeka arasında çok güçlü bir bağ var" diye konuştu. "Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısı, yapay zekayı geliştiren bir ülke olma yolunda attığı en güçlü adımlardan biridir" Baran, günümüzde savunmanın sadece fiziksel güçle değil, veriyle, algoritmalarla ve karar hızlarıyla şekillendiğine dikkati çekerek, "Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısı, yapay zekayı sadece kullanan değil, geliştiren bir ülke olma yolunda attığı en güçlü adımlardan biridir. Ankara da bu alanda çok şanslı bir şehir. Savunma sanayi ekosistemi; sağlık, ulaşım, güvenlik gibi alanları besleyerek, onların da gelişimini hızlandırarak, Başkent’i bir marka üretim üssü ve teknoloji çekim merkezi haline getirebilir" ifadelerine yer verdi. Marka ile yapay zeka arasındaki ilişkinin doğrudan bir varlık ve rekabet meselesi olduğuna vurgu yapan Baran, "Teknoloji markayı büyütür, hızlandırır ve güçlendirir. Marka ise teknolojiye ruh verir, anlam katar ve onu insanla buluşturur. İşte bu yüzden ‘yapan zeka ile yapay zekanın buluşması’, sadece teknik bir birleşim değildir. Bu buluşma, adalet, vicdan, etik ve fırsat eşitliği gibi değerlerle şekillenmelidir" dedi. "Hedefimiz Ankara’yı teknoloji, değer ve kültür üreten bir marka şehir haline getirmek" Baran, Ankara’nın sahip olduğu üniversiteler, teknokentler ve güçlü kamu altyapısıyla bu yarışta çok önemli bir avantaja sahip olduğunu belirterek, "Hedefimiz Ankara’yı teknoloji, değer ve kültür üreten bir marka şehir haline getirmek. Değişimin içinde yer almamız kaçınılmaz. Yapay zekayı en hızlı adapte eden ve ekonomik değere dönüştüren şehirlerden biri olmak zorundayız. Geleceği takip eden değil, geleceği tasarlayan olmak durumundayız. İşte bu nedenle Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nı sadece bir etkinlik olarak değil, geleceği birlikte düşünme ve tasarlama zemini olarak görüyoruz. İki gün boyunca alanında uzman konuşmacılarla, panellerle, eğitimlerle ve deneyim alanlarıyla yapay zekâdan markalaşmaya uzanan geniş bir perspektifi birlikte ele alacağız. Gençlerimiz için hazırladığımız özel programlarla yeni beceriler kazandırmayı, iş dünyamız için ise yeni ufuklar açmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Program, Baran’ın konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın konuşmasıyla devam etti.