ASAYİŞ - 18 Ocak 2026 Pazar 06:36

Ümraniye’de korkutan çatı yangını

A
A
A
Ümraniye’de korkutan çatı yangını

Ümraniye’de gece saatlerinde bir binanın çatısında çıkan yangın mahallede büyük paniğe neden oldu. İtfaiye ekipleri mahsur kalan vatandaşları tahliye ederken, olayda şans eseri yaralanan olmadı.



Huzur Mahallesi, Sulh Sokak üzerinde bulunan bir binanın çatı katında, saat 04.00 sularında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler tüm çatıyı etkisi altına aldı. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Polis ekipleri sokakta güvenlik önlemleri alırken, itfaiye ekipleri hem alevlere müdahale etti hem de binada mahsur kalan vatandaşlar için kurtarma çalışması başlattı. Bina içerisinde mahsur kalanlar, itfaiye ekiplerinin titiz çalışmasıyla kısa sürede tahliye edildi. Sağlık ekiplerinden alınan bilgilere göre; yangında herhangi bir can kaybı, yaralanma ya da dumandan etkilenme durumu yaşanmadı.



İtfaiye ekiplerinin çalışmaları sonucu kontrol altına alınan yangın sonrası binada büyük çapta maddi hasar meydana geldi. Yangının çıkış nedeni henüz belirlenemezken olaya ilişkin soruşturma başlatıldı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Deri ve sanatı buluşturup el emeğiyle saat kordonu yapıyor Konya’da el emeğiyle deri saat kordonu yapan Yavuz Erdal, eşiyle birlikte çalıştığı küçük iş yerinde sanat eseri çeşit çeşit deri kordonları saatlerle buluşturuyor. El emeğiyle üretilen deri saat kordonları ile hem geleneksel sanatları yaşattıklarını hem de saatlere estetik bir dokunuş kattıklarını belirten Yavuz Erdal, yaklaşık 10 yıldır deri saat kordonu imalatı yaptıklarını söyledi. Erdal, tamamen el işçiliğiyle hazırlanan özel tasarım kordonlarıyla yurt içi ve yurt dışından ilgi gördüklerini ifade etti. Deri ustası Yavuz Erdal, "Bu işi yaklaşık 10 yıldır yürütüyoruz. Aynı zamanda saat alım-satımı, vintage dediğimiz eski model, antika değerindeki saatlerin alım satımını yapıyoruz. Bu macera kendi saatlerimize kordon yapma şekliyle başladı. Ama daha önceden deriye olan hobim, deriye olan ilgim de vardı. Biraz daha geliştirdik. Daha önce aksesuar, işte tabanca kılıfı, bıçak kılıfı gibi deri malzemeler yapıyorduk. Bunu saat kordonuna çevirdik. Biraz da süreç aldı. Halen de devam ediyor. Özellikle kendi saatlerimize yurt dışı tarafında, iç piyasada, lokal pazarda da satış yapmaktayız. Dikiş veya diğer ayrıntıları daha görsel amaçlı kozmetik ayrıntılarını eşim yapıyor. Bu şekilde bu işi yürütüyoruz" dedi. "Bir taraftan geleneksel, sanatsal faaliyet, diğer taraftan da ihtiyaca yönelik bir işlem yapıyoruz" Çelik kordonlu, silikonlu, kanvas olan saatlerin hepsini deriye dönüştürebildiklerini ifade eden Yavuz Erdal, "Bütün modelleri itinayla uygulayabiliyoruz. Yani bu kordonları yaparken biraz derinin kendine has dokusuyla bütünleşmiş sanatsal dokunuşlar da yapıyoruz. Ebru sanatının bununla birleşmesi, kompakt yapılması, deri dövme sanatıyla özel elle boyama şeklindeki modellerimiz de var. Elle dikiyoruz, tüm süreçleri tamamen elle yapıyoruz. Hiçbir makine kullanmıyoruz. Bu şekilde bu faaliyetleri yürütüyoruz. Bir taraftan geleneksel, sanatsal faaliyet, diğer taraftan da ihtiyaca yönelik bir işlem yapıyoruz" ifadelerini kullandı. "Ortalama 600-700 TL’den başlayıp bin lira civarına kadar çıkabiliyor" Fiyat aralığının kullanılan derinin türüne göre değişkenlik gösterdiğini söyleyen Yavuz Erdal, "Vaketa dediğimiz deriler biraz daha farklı fiyatları, kroko dediğimiz deriler farklı. Alış maliyetlerini göz önüne alarak bir de yapma süreci, her kordonu yapma süreci aynı olmuyor, değişkenlik gösteriyor. Bu bağlamda fiyatları değişiyor ama ortalama 600-700 TL’den başlayıp bin lira civarına kadar çıkabiliyor. Yurt dışı fiyatlarımız biraz daha farklı. Çünkü girdi maliyetleri değişkenlik gösteriyor. Kargo fiyatları maliyet unsuru oluşturduğundan biraz daha farklı oluyor. İç piyasadaki fiyattan biraz daha farklı yurt dışı fiyatlarımız da mevcut. Ama makul fiyatlar tutmaya çalışıyoruz. Türkiye’de tamamen bizim tekniğimizde yapan var ama çok geniş bir yelpaze yok yani bizim de takip ettiğimiz, onlar da bizi takip ediyorlar. İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Konya’da da böyle dükkan şeklinde, kurumsal yapı şeklinde değil ama daha amatör şekilde yapan arkadaşlarımız var. Güzel ustalar var Türkiye’de, deri kordon ustaları var. Yurt dışında da bizim özellikle takip ettiğimiz iyi ustalarımız var. Onlarla da sürekli etkileşim halindeyiz. Yani teknikler konusunda, kullanılan malzeme konusunda, daha iyiye geliştirme yönüyle sürekli iletişim halindeyiz" şeklinde konuştu. Daha önce ev hanımı olduğunu, 4 yıl önce bu işe başlayarak eşiyle beraber iş yaptıklarını belirten Sadiye Erdal ise, "Sabah geliyoruz. 24 saat beraberiz zaten. Beraber yürütmeye çalışıyoruz. Gelen müşterimizin kolunda gördüğümüz zaman o daha çok hoşumuza gidiyor. Bu şekilde sürdürmeye devam ediyoruz" diye konuştu.
Kocaeli Servet değerindeki çakmaklar görenlerin ilgisini çekiyor Kocaeli’de çocukluk yıllarından gelen antika merakını profesyonel bir tutkuya dönüştüren Ali Öztürk, 1 buçuk yıl gibi kısa bir sürede 2 bine yakın objeyi bir araya getirdi. Özellikle 1940’lı yıllara tarihlenen çakmakları ve asırlık Avrupa porselenleriyle dikkat çeken koleksiyon, geçmişin izlerini günümüze taşıyor. İzmit ilçesinde boya sektöründe faaliyet gösteren 49 yaşındaki Öztürk, iş hayatının yanında çocukluğundan gelen antika merakını profesyonel koleksiyonculuğa dönüştürdü. Öztürk’ün kısa sürede bir araya getirdiği koleksiyonda; biblolar, saatler, model arabalar ve Avrupa menşeli porselenler yer alıyor. Envanterin en dikkati çeken bölümünü ise çakmaklar oluşturuyor. Koleksiyonda, aralarında Dupont, Cartier, Dunhill ve Ronson gibi markaların bulunduğu, en eskisi 1940’lı yıllara tarihlenen 300’ün üzerinde çakmak sergileniyor. Öztürk’ün Mehmet Ali Paşa Mahallesi’ndeki hobi dükkanında meraklılarıyla buluşturduğu koleksiyonda fiyatlar, ürünün nadirliğine göre değişiyor. Dükkanda çakmaklar 2 bin ila 100 bin, biblolar bin ila 50 bin, porselenler ise 500 ila 15 bin lira arasında alıcı buluyor. "Çocukluktan gelen bir heves, tutku" Antika merakının çocukluk yıllarına dayandığını ancak o dönem imkanların kısıtlı olduğunu söyledi. Son yıllarda bu ilgisine daha fazla vakit ayırdığını belirten Öztürk, "Antika merakı çocukluktan gelen bir heves, tutku. Çocukluğumuzda da ufak ufak toplardık ama son zamanlarda işler biraz rölantiye girince, biraz daha inzivaya çekilince toplama fırsatı bulduk. Çocukluktan gelen bir özlem ve heves vardı. Gençken maddi imkanlar sınırlı oluyor, yaş ilerledikçe biraz daha rahatlıyor. Şimdi yavaş yavaş hevesimizi gidermek için almaya başladık. Alıyoruz, hevesimizi giderince satıyoruz, yerine başka heves ettiğimizi koyuyoruz. Bu şekilde bir döngü oluştu" dedi. Dükkanında 2 bini aşkın ürün bulunduğunu ifade eden Ali Öztürk, "Sadece çakmak olarak koleksiyonumuzda 300’ün üzerinde ürün mevcut. Dupont, Cartier, Dunhill gibi koleksiyonluk çakmaklar var. En eski çakmaklarımız 1940’lı yıllara ait. Günümüze kadar gelen, hatta 2024 üretimi olan çakmaklar da mevcut" diye konuştu. "150-200 yıllık biblolarımız var" Koleksiyondaki parçaların büyük bir kısmının yurt dışı kaynaklı olduğunu anlatan Öztürk, özellikle İngiltere’deki antika pazarlarından tedarik sağladığını kaydetti. Öztürk, koleksiyonun çeşitliliğine değinerek, şunları aktardı: "Fransa, İtalya, Belçika ve Almanya’dan gelen ürünler var. Sanat tarihi açısından bakıldığında 150-200 yıllık biblolarımız da var, 20-30 yıllık olanlar da. Net bir tarih vermek zor, oldukça karışık ve çeşitli. Mesela 200 yıllık biblo da mevcut. Uygun fiyatlı, koleksiyonluk saat bulduğumuzda onları da koleksiyonumuza katıyoruz. Şu an toplamda 10-15 civarında saat var. Şu an ilgi alanım daha çok çakmak olduğu için çakmağa yöneldik ama bu işlerde heves değişebiliyor. Saate ilgi artarsa, o da çoğalabilir. Çakmaklarda genelde Fransa ve İngiltere başrolde. Dupont, Cartier gibi markalar ağırlıklı. Ronson gibi İngiliz markalar da var." "Fransız, İtalyan, Belçika, Alman ve İngiliz porselenleri mevcut" Ali Öztürk, "Porselenlerimiz eski tarihli, güncel üretim porselen yok. Genelde Fransız, İtalyan, Belçika, Alman ve İngiliz porselenleri mevcut. İngiltere’de bir arkadaşımız var. Pazar günleri antika pazarlarını gezip beğendiği ürünleri bana atar, ben de şunu al, bunu al derim. O şekilde alıp gönderir. İngiltere’de porselen oldukça yaygın" şeklinde konuştu. Ömrü yettikçe ürün toplamaya devam edeceğini aktaran Öztürk, küçük oğlunun da izinden geldiğini, onun da yabancı dilde kitap, çizgi roman ve figür koleksiyonu yaparak mezatları takip ettiğini sözlerine ekledi.
İstanbul Kas yapayım derken sağlığınızdan olmayın Spor salonlarında elden ele dolaşan protein tozları ve kulaktan dolma bilgilerle kullanılan takviyeler, kas yapmak isteyenleri hasta edebilir. Piyasada denetimsiz satılan bazı ürünlerde ağır metal ve hormon tespit edildiğini belirten Fonksiyonel Tıp Medipol Sağlık Grubu’ndan Uzm. Dr. Hale Handan Sarıkaya, takviyelerin güvenli kullanımının haritasını çizdi. Daha hızlı kas gelişimi ve yüksek performans arzusu, sporcuları takviye gıdalara yönlendiriyor. Ancak ne kadar çok, o kadar iyi mantığıyla kullanılan ürünler ciddi sağlık sorunlarına kapı aralıyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan Fonksiyonel Tıp Uzmanı Uzm. Dr. Hale Handan Sarıkaya, sporcu beslenmesinde yapılan hataları ve doğru stratejileri anlattı. "Protein ihtiyacı önce beslenmeden karşılanmalı" Protein desteğinin temel bir kas beslenmesi olduğunu vurgulayan Dr. Sarıkaya, "Protein desteği hepimizin ihtiyacı olan bir destek ama öncelikle bunu beslenmeden almamızı öneriyoruz. Eğer beslenmeyle yeterince karşılayamıyorsak o zaman protein tozu olarak whey ya da bitkisel protein takviyeleri alabiliriz. Protein ihtiyacı kişiye göre değişiyor. Fiziksel aktivitesi olmayan bireylerde kilo başına günlük yaklaşık 1 gram, orta düzey egzersiz yapanlarda 1,5 gram, profesyonel sporcularda ise 2 grama kadar protein alımı uygun olabilir" dedi. "Her ürün masum değil" Takviye ürünlerinin içeriğine özellikle dikkat edilmesi gerektiğini belirten Dr. Sarıkaya, "Piyasadaki birçok üründe ağır metal ya da hormon tespit edilebiliyor. Bu nedenle içeriği temiz, güvenilir ürünler tercih edilmeli. Kreatin, doğru kullanıldığında kas yapımını destekleyen önemli bir molekül. Toplumda bu konuda yanlış bir algı oldu. Kreatin uygun şekilde kullanılırsa kas yapımını çok iyi destekler. Günlük 3-5 gramla başlanabilir. Profesyonel sporcularda doz artabilir ama mutlaka bol sıvı tüketimi şart" ifadelerini kullandı. Yoğun spor yapanlar için destekler Ağır ve yoğun egzersiz yapan sporcularda kas onarımı ve toparlanma sürecine dikkat çeken Dr. Sarıkaya, glutamin, iyot, magnezyum, omega3 ve D3K2 takviyelerinin önemine değindi. "Özellikle çok terleyen ve yoğun spor yapanlarda glutamin ve iyot takviyesi kas ve bağırsak mukozası onarımı için çok kıymetli. Magnezyum kas gevşemesi ve onarımı açısından önemli, omega3 spor sırasında oluşan mikroinflamasyonları azaltırken, D3K2 hem kemik sağlığı hem hormonları desteklemesi açısından çok önemlidir" şeklinde konuştu. Herkes için tek formül yok Dr. Sarıkaya, sporcu takviyelerinin kişisel ihtiyaçlara göre planlanması gerektiğini vurgulayarak, baş ağrısı, halsizlik, kas ağrıları veya performans düşüklüğü yaşayan kişilerin mutlaka uzman kontrolünde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bilinçsiz takviye kullanımının uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu.
Adana Adana Feke’de kar 1 metreyi aştı, çocuklar kızakla tatilin tadını çıkardı Adana’nın Feke ilçesinde katran ve kızılçam ormanları beyaz örtüyle kaplanırken, ortaya masalları andıran manzara çıktı. Yüksek kesimlerde kar kalınlığı yer yer 1 metreyi aşarken, ekipler kapanan yolları açık tutmak için yoğun mesai harcıyor. Yarıyıl tatiline giren çocuklar ise köy yolları ve rampalarda kızaklar karın keyfini çıkarıyor. Yaz aylarında 50 dereceyi aşan sıcaklıklarıyla bilinen Adana’da, bu kez evlerin çatılarında oluşan buz sarkıtları Sibirya’yı aratmayan görüntüler oluşturdu. Feke’ye bağlı Mansurlu, Güzpınarı ve birçok mahallede etkili olan yoğun kar yağışı sonrası, bin 600 rakımlı bölgelerde kar kalınlığı bir metreye kadar ulaştı. Katran ve kızılçam ormanlarında oluşan manzara Uludağ’ı aratmazken, Adana’nın yüksek kesimlerinde kar sevinci yaşandı. Kuruyan su gözleri yeniden akmaya başladı Mahalle sakinleri, son yıllarda kuraklık nedeniyle kuruyan bazı su gözlerinin, bu yıl etkili olan kar yağışıyla birlikte yeniden akmaya başladığını belirtti. Kar yağışı, hem doğayla bütünleşen manzaralar sundu hem de su sıkıntısı yaşayan bölgeler için umut oldu. Gece saatlerinde hava sıcaklığının eski 30 dereceye kadar düştüğü yüksek rakımlı mahallelerde, fırtınayla birlikte evlerin çatılarında oluşan buz sarkıtları ve donmuş kar kütleleri dikkat çekti. "Burası doğu değil, Mansurlu Mahallesi" Mansurlu Mahalle Muhtarı Selahattin Kırtaş, kış şartlarının sertliğine dikkat çekerek, "Yazın yaylalık olan mahallemizde şu an eksi 30 dereceyi görüyoruz. Bugün hava eksi 11 derece. Her yer buzla kaplı, çatılarda buz sarkıtları var. Belediyemiz ve Karayolları ekipleri yollar kapanmadan müdahale etti. Burası doğu değil, Mansurlu Mahallesi. Yazın nüfusumuz 10 bini aşıyor, kışın ise 50 haneyiz. Kuraklık nedeniyle su sıkıntımız vardı. Bu karla birlikte su sorunumuzun azalacağını düşünüyoruz" dedi. "Mazot bile buz tutuyor" Karla mücadelede görev yapan Karayolları iş makinesi operatörü Arif Karafakıoğlu ise çalışmaların zorluğunu şu sözlerle anlattı: "Buralar eksi 30 dereceyi görüyor. Mazot bile buz tutuyor. Sabah 6’da yol açmaya başlıyoruz, geç saatlerine kadar çalışıyoruz." 33 mahallede 24 saat kar mesaisi Feke Belediyesi Personel Müdürü Erkan Özen de, Belediye Başkanı Cömert Özen’in talimatıyla çalışmaların aralıksız sürdüğünü belirterek, "İlçemizin yüksek kesimlerinde 24 saat esasına göre çalışıyoruz. 33 mahallede açılmadık yol bırakmadık. Ekiplerimize ve Karayolları personeline emekleri için teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Bir yanda zorlu kış şartlarıyla verilen mücadele, diğer yanda çocukların karla buluştuğu renkli görüntüler, Feke’de kışın hem çetin hem de neşeli yüzünü objektiflere yansıttı.