SAĞLIK - 09 Şubat 2026 Pazartesi 11:36

Uzmanlar uyarıyor: "En sık yapılan hata; viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımı"

A
A
A
Uzmanlar uyarıyor: "En sık yapılan hata; viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımı"

Çocuklarda enfeksiyon vakalarına ilişkin konuşan Uzm. Dr. Leyla Beşel, "40 derecenin üzerinde ateş, öksürük, burun akıntısı gibi semptomlarla hastalar hem acilimize hem polikliniklerimize başvurmakta. RSV, influenza, rinovirüs gibi virüsler çok sık. En sık yapılan hata; viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımı. Hastanın dirençli ateşi var, 40 derece, düşmüyor, bilinçte değişikliği var, beslenemiyor gibi semptomlar varsa muhakkak hastaneye başvurusu önemlidir. Hastaların ilaç ve vitaminleri doktor tavsiyesi olmadan kullanmasını istemiyoruz" dedi.


Soğuk havalarda çocuklarda görülen enfeksiyonlara dikkat çeken uzmanlar, ailelere önemli uyarılarda bulundu. Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Leyla Beşel, sık görülen enfeksiyonlara ilişkin konuşurken tedavi süreçlerine yönelik bilgi verdi. Uzm. Dr. Beşel, tedavilerin hekim kontrolünde ilerlemesi gerekliliğini de yineledi.



"Hastalar hem acilimize hem polikliniklerimize başvurmakta"


Çocuklarda enfeksiyon vakalarına ilişkin konuşan Uzm. Dr. Leyla Beşel, "Sonbahar mevsiminde okulların açılmasıyla virüs enfeksiyonlarının sıklığı artıyor. Özellikle üst solunum yolu enfeksiyonları sıklığı artıyor. Öksürük, burun akıntısı, ateş, boğaz ve kas ağrısı gibi semptomlarla hastalar hem acilimize hem polikliniklerimize başvurmakta. RSV, influenza, rinovirüs gibi virüsler çok sık. Hastalarımız 40 derecenin üzerinde ateş, baş ve boğaz ağrısıyla başvurmakta, yeterli tedavileri vermeye çalışmaktayız. Hastanın dirençli ateşi var, 40 derece, düşmüyor bilinçte değişikliği var, beslenemiyor gibi semptomlar varsa aile evde halledemeyecektir. Muhakkak hastaneye başvurusu önemlidir. En sık yapılan hata; viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımı. Virüs enfeksiyonlarında antibiyotik önerimiz olmuyor, semptomatik tedavi edilmesi gerekiyor. Doktora danışmadan antibiyotik kullanmak zaten uygun değil" dedi.



"Şikayetlerin 10 günden uzun sürmesi bizim için önemli"


‘Viral enfeksiyonların uzaması durumu önemli’ diyerek sözlerine devam eden Uzm. Dr. Beşel, "Özellikle üst solunum yolu bulguları olan hastalarda öksürük, burun akıntısı gibi bulguları olan hastalarda şikayetlerin 10 günden uzun sürmesi bizim için önemli. Arada bir iyilik hali olduktan sonra tekrar ateşlenmesi, öksürük gibi bulguların başlaması ikinci bir enfeksiyonun eklendiğini gösterir. Bu enfeksiyonlarda doktora başvurmak önemlidir çünkü genellikle bakteriyel enfeksiyonlar olduğu için bu hastalara antibiyotik tedavisi vermemiz gerekebiliyor. Uygun, sağlıklı beslenmek zaten vücudun ihtiyacını karşılıyor. Hastaların vitaminleri doktor tavsiyesi olmadan kullanmasını istemiyoruz, hangi hastaya hangi vitamini vereceğine doktor karar vermeli. Çocukluk çağında sağlıklı beslenme, temizliğe önem vermek, meyve, sebze tüketimini doğru yapabilmek alması gereken vitamini zaten karşılıyor" dedi.



"Altta yatan kronik hastalık varsa viral enfeksiyonlar daha ağır seyirlidir"


"Üst solunum yolu olduğu dönemde sıvı alımını artırmak, çocuğun beslenmesini düzenlemek çok önemli’ diyen Uzm. Dr. Beşel, sözlerini şöyle sürdürdü: "O dönemde iştahsızlığı olacaktır ama uygun tedaviye doktor karar vermek zorunda. Altta yatan kronik hastalığı olmak ya da immün yetmezliği her konuda risk, viral enfeksiyonlarda da bakteriyel enfeksiyonlarda da önemli. İmmün yetmezliği olan çocuklar için özel değerlendirmeler yapıp bunlara göre de tedavi planlayabiliyoruz. Astımı, diyabeti olan çocuklarda altta yatan kronik hastalık varsa viral enfeksiyonlar daha ağır seyirlidir. Hastanın annesinin daha uyanık davranması semptomları yakın takip etmesi, ilgili hekimine hemen başvurmasını öneriyoruz. Kronik hastalığı olan hastalar için influenza aşısını rutinde zaten öneriyoruz. İnfluenza aşısı 6 ay üzerinde tüm çocuklara yapılır kabul ediliyor. Bu küçük yaş grubunda 2 doz, diğer çocuklarda tek doz şeklinde. Çocuğun hasta dönemi evde geçirmesi, teması azaltacağı için bulaşıcılığı da azaltacak. Annelere önerdiğimiz şey; sağlıklı beslemeleri, temizliklerine önem vermeleri, düzenli uyku uyumalarını sağlamaları ve aşılarını tam yaptırmaları"


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Çiftçi: "Bütün güvenlik birimlerimizle ‘Birlikte huzur, birlikte güven’ hedefimizi daha güçlü şekilde gerçekleştireceğiz" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Emniyet Teşkilatımız, Jandarmamız, Sahil Güvenliğimiz ve bütün güvenlik birimlerimizle ‘Birlikte huzur, birlikte güven’ hedefimizi de daha güçlü ve daha kuşatıcı bir şekilde gerçekleştireceğiz" dedi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği iftar programında yaptığı konuşmada, "Rabbim bu mübarek ayı aziz milletimiz, bütün İslam alemi ve tüm mazlum coğrafyalar için hayırlara vesile kılsın. Başta Gazze olmak üzere yeryüzünün dört bir yanında zulüm altında olan kardeşlerimize nusretini ihsan eylesin. Cenab-ı Hakk zalimlere fırsat vermesin; mazlumların feryadını rahmete, sabrını zafere, duasını felaha tebdil eylesin. Türk Polis Teşkilatı, bu milletin huzur duasının sahadaki karşılığıdır. Polisimiz sokağın emniyetidir, şehrin huzurudur, devletin milletle kurduğu güven bağının en güçlü teminatlarından biridir. Milletimizin evinde huzurun, sokaklarında güvenin, şehirlerinde sükûnetin ve yarınlarında ümidin temininde polisimizin alın teri, dikkati ve fedakarlığı vardır" ifadelerini kullandı. "Polis Teşkilatımız 180 yıllık köklü bir hafızanın taşıyıcısıdır" Polisliğin Selçuklu’dan itibaren süregelen bir idari geleneğin günümüzdeki temsilcisi olduğunu ifade eden Bakan Çiftçi, "Emniyet Teşkilatımızın kökleri, yalnızca bir kurumsal başlangıcın tarihiyle sınırlı değildir. Bu teşkilatın ruhu, bizim devlet tasavvurumuzun ve medeniyet birikimimizin derinliklerinden beslenmektedir. Bizim medeniyetimizde tarih boyunca devlet; adaletle ayakta durmuş, nizamla güç bulmuş, insanı koruyarak meşruiyet kazanmıştır. Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan idare geleneğimizde düzenin korunması, kamu huzurunun sağlanması, mazlumun muhafazası ve hakkın üstün tutulması daima asli bir vazife olarak görülmüştür. İşte polislik mesleği, bu büyük medeniyet yürüyüşünün çağımızdaki en mühim temsil alanlarından biridir. 10 Nisan 1845’te kurumsal hüviyet kazanan Polis Teşkilatımız, 180 yıllık köklü bir hafızanın taşıyıcısıdır. Bu tarih, yalnızca bir teşkilatın kuruluş günü olarak okunamaz; aynı zamanda devletin toplumsal huzuru daha güçlü bir idari yapı ile koruma iradesinin ilanıdır. O günden bugüne uzanan bu şanlı yürüyüş, değişen zamanlara rağmen aynı özü her zaman muhafaza etmiştir: İnsan onurunu korumak, kamu düzenini sağlamak, hukuku korumak, milletin emniyetini teminat altına almak. İşte bu sebeple Emniyet Teşkilatımız, devlet aklının, adalet anlayışının ve medeniyet şuurunun yaşayan bir eseridir" diye konuştu. "Polisimizin omuzlarındaki sorumluluk son derece büyüktür" Polislerin omuzlarındaki sorumluluğun son derece büyük olduğunu ifade eden Bakan Çiftçi, "Polisimiz, bu ülkenin kanun ordusudur. Gücünü ve meşruiyetini kanundan alır. Görevini hukuk içinde yerine getirir, adaletin tesisi için gece gündüz çalışır, kamu düzenini korurken devletin şefkat elini de hissettirir. Bu üniforma devletin disiplinini, ciddiyetini, merhametini ve sorumluluğunu temsil eder. Huzurun olmadığı yerde üretim zayıflar, güvenin sarsıldığı yerde sosyal hayat yara alır, emniyetin zedelendiği yerde toplumsal denge sarsılır. İşte bu sebeple polisimizin omuzlarındaki sorumluluk son derece büyüktür. Her nöbet, milletimizin huzuruna adanmış bir nöbettir. Her müdahale, kamu düzenini ayakta tutan bir iradedir. Her görev, bu ülkenin yarınlarına sahip çıkma kararlılığıdır" dedi. "Milletimizin huzurunu hedef alan her karanlık yapı, polisimizin kararlı mücadelesiyle karşı karşıya kalmaktadır" Emniyet Teşkilatı’nın sadece bugünün güvenliğini korumadığını, aynı zamanda yarınları da emniyet altına aldığını belirten Çiftçi, "Bugün terörle mücadeleden uyuşturucuyla mücadeleye, organize suç örgütlerinden siber suçlara kadar her alanda amansız bir mücadele yürütülmektedir. Milletimizin huzurunu hedef alan her karanlık yapı, polisimizin kararlı mücadelesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Uyuşturucu tacirlerine göz açtırmayan, suç şebekelerini birer birer çökerten, dijital dünyadaki tehditlere karşı yüksek bir dikkatle görev yapan Emniyet Teşkilatımız; sadece bugünün güvenliğini korumuyor, aynı zamanda yarınlarımızı da emniyet altına alıyor. Bu büyük görevin ardında nice fedakarlıklar, nice sessiz kahramanlıklar vardır. Aziz milletimizin huzur ve güvenliği için canını feda eden nice yiğidimiz, şehadet mertebesine yürümüştür. Bu üniforma, şereftir, sadakattir. Bu üniforma, milletin selametini kendi rahatının önüne koyan yüksek bir adanmışlıktır. Sizler, devletimizin itibarını, milletimizin duasını ve ay yıldızlı bayrağımızın sorumluluğunu taşıyorsunuz. Sizlerin cesaretiyle, azmiyle, sadakatiyle, kahramanlığıyla çok daha güçlü neticelere ulaşacağız. Aziz milletimizin huzuru için yürüdüğümüz bu yolda kararlılığımız tamdır, irademiz berraktır, hedefimiz açıktır" diye konuştu. Yerli ve milli teknolojinin istiklal meselesi olduğunu vurgulayan Çiftçi, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dirayetli liderliğinde Türkiye, her alanda tarihi mesafeler katetmiştir. Bugün dünya genelinde yaşanan hadiseler, bölgemizde yükselen tehditler bize bir hakikati yeniden göstermektedir: Diplomaside güçlü olmak, savunma sanayiinde caydırıcı bir seviyeye ulaşmak, yerli ve milli teknolojide atılım yapmak, sağlıkta, ulaştırmada, güvenlik altyapısında sağlam bir zemin kurmak doğrudan doğruya beka, istiklal ve istikbal meselesidir" ifadelerini kullandı. "Türkiye bugün çok kudretli bir noktadadır" Polislerin her alanda desteklemeye aynı kararlılıkta devam edeceğini belirten Bakan Çiftçi, şunları kaydetti: "Türkiye, hamdolsun bugün çok daha hazırlıklı, çok daha dirayetli, çok daha kudretli bir noktadadır. İnşallah bu yürüyüş Türkiye Yüzyılı vizyonu ile daha hızlı büyüyecek, büyük ve güçlü Türkiye hedefiyle daha da yükselecektir. Emniyet Teşkilatımız, Jandarmamız, Sahil Güvenliğimiz ve bütün güvenlik birimlerimizle ‘Birlikte huzur, birlikte güven’ hedefimizi de daha güçlü ve daha kuşatıcı bir şekilde gerçekleştireceğiz. Emniyet Teşkilatımızın yanında olmaya, altyapımızı güçlendirmeye, teknolojik kapasitemizi artırmaya, ekipman imkanlarımızı genişletmeye ve kahraman polislerimizi her alanda desteklemeye aynı kararlılıkla devam edeceğiz. 180 yıldır huzur ve güvenliğimiz için gece gündüz demeden canla başla çalışan Emniyet Teşkilatımızın her bir mensubuna üstün başarılar diliyorum."
Kayseri Kayserispor, TFF’ye gidiyor Kayserispor tarafından Gençlerbirliği maçının ardından yapılan yazılı açıklamada, hakem Ümit Öztürk’ün yönetimi eleştirilerek, Türkiye Futbol Federasyonu’na resmi başvuruda bulunacağı belirtildi. Kulüpten yapılan açıklamada, "3 puanımız gasp edilmiştir" denildi. Kayserispor, Trendyol Süper Lig’in 24. haftasında Gençlerbirliği ile deplasmanda 0-0 berabere kaldı. Maçın ardından Kayserispor Kulübünden yapılan açıklamada, hakem Ümit Öztürk’e tepki gösterilerek, TFF’ye resmi başvuru yapılacağı belirtildi. Kulüpten yapılan açıklama şu şekilde: "Kayserispor olarak, Gençlerbirliği karşısında sahada alın terimizle kazandığımız mücadelenin hakem kararlarıyla gölgelenmesini asla kabul etmiyoruz. Karşılaşmada hakem Ümit Öztürk ve VAR ekibi tarafından verilen, hiçbir futbol aklıyla izah edilemeyecek ofsayt kararı ile maçın kaderini doğrudan değiştirmiş, kulübümüzün hanesine yazılması gereken 3 puanı gasp etmiştir. Bu karar bir ’yorum farkı’ değil, açık ve net bir hak kaybıdır. VAR sistemi hataları azaltmak için vardır, hatayı büyütmek için değil. Tüm Türkiye’nin izlediği bir pozisyonda, bu denli bariz bir yanlışın nasıl verildiği ve VAR müdahalesinin neden doğru şekilde yapılmadığı kamuoyuna açıklanmalıdır. Kayserispor sahada mücadele ederken masa başında puan kaybetmeye razı olmayacaktır. Bu doğrultuda, Türkiye Futbol Federasyonu’na resmi başvurumuzu yapacağımızı, VAR kayıtlarının kamuoyu ile paylaşılmasını talep ettiğimizi, hakem performansının en üst düzeyde incelenmesini istediğimizi açıkça ilan ediyoruz. Türk futbolunda adalet herkes için gereklidir. Bugün Kayserispor’a yapılan haksızlık, yarın başka bir kulübün başına gelebilir. Camia olarak hakkımızı sonuna kadar savunacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz."