SAĞLIK - 28 Mart 2026 Cumartesi 10:10

Uzmanlardan gençlerde artan kolon kanserine karşı tarama testi çağrısı

A
A
A

Gerçekleştirilen toplantıda, genç yaş gruplarında artış gösteren kolon kanserinde erken teşhis için tarama testlerinin önemi vurgulandı.

Mart ayının tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de "Kolon (Kolorektal) Kanseri Farkındalık Ayı" olarak kabul edilmesi dolayısıyla, Türk Gastroenteroloji Derneği (TGD) tarafından İstanbul’da basın toplantısı gerçekleştirildi. İstanbul Florence Nightingale Hastanesi’nde düzenlenen toplantıda, "Kolorektal kanser önlenebilir bir kanserdir: Farkında ol, geç kalma" sloganıyla toplumsal bilincin artırılması hedeflendi.

TGD üyesi hekimlerin geniş katılımıyla düzenlenen toplantıda; kolon kanserinin Türkiye’deki görülme sıklığı, gençlerde artışın nedenleri, hastalık oranları, erken teşhisin önemi, tanı ve tedavideki güncel gelişmeler ile korunma yöntemleri ele alındı.

Toplantıda; TGD Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, TGD Kolorektal Kanser ve Polip Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Levent Erdem, TGD Üyesi Prof. Dr. Nurdan Tözün, TGD Kolorektal Kanser ve Polip Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Erdem Akbal, TGD Üyesi Prof. Dr. Erdem Koçak ile TGD İzmir Şube Başkanı Prof. Dr. Gözde Derviş Hakim, TGD Kocaeli Şube Başkanı Prof. Dr. Altay Çelebi, TGD Antalya Şube Başkanı Prof. Dr. Serdar Akça, TGD Diyarbakır Şube Başkanı Doç. Dr. Nazım Ekin ve TGD Çukurova Şube Başkanı Dr. Murat Öksüz kamuoyuna bilgilendirmelerde bulundu.

Uzmanlardan gençlerde artan kolon kanserine karşı tarama testi çağrısı

Kolon kanserinde erken teşhisin önemine değinen TGD Kolorektal Kanser ve Polip Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Levent Erdem, ‘‘Hiçbir şikayeti olmayan kişilerde tarama testi yaptığımızda kolon kanseri öncüsü olan polipler saptanmakta ve yüzde 2 civarında da kolon kanseri görülmektedir. Kolon kanserinin taramasının önemini anlatmaya çalışıyoruz. Hiçbir şikayeti olmayan kişiler bile 45 yaşın üzerinde ise tarama testlerini yapmalıdır. Kolonoskopi taraması ile kansere giden polipleri tespit ederek kanseri önleyebiliriz’’ ifadelerini kullandı.

‘‘Erken dönemde teşhis ile kolon kanserini önlemek mümkün’’

Kolon kanserinin gençlerde de görüldüğüne dikkat çeken Erdem, ‘‘Kolon kanseri dünyada 50 yaş grubunda taramaya katılım arttıkça azalmaya başladı. Gençlerde ise daha sık kolon kanseri ve polipler görülmeye başladı. Türkiye’de de bu artışı saptadık, gençlerimizin de tarama testi yaptırmasını öneriyoruz. Dışkıda nedeni açıklanamayan kan görülmesi ve anemi dediğimiz durum olduğunda mutlaka kolonoskopi taraması yapılmalı. Erken dönemde teşhis ile cerrahi ve onkolojik tedavi yöntemleri ile kolon kanserini önlemek mümkündür’’ dedi.

TGD Üyesi Prof. Dr. Nurdan Tözün ise kolon kanseri belirtilerine ilişkin bilgi verdi. Tözün, ‘‘Kolon kanserinin belirtileri çok tipik. Hastanın bağırsak alışkanlıklarının değişmesi, dışkıda kan görülmesi, karın ağrısı gibi durumlar kolon kanseri belirtilerdir. Hayat boyu bir insanın kolon kanserine yakalanma ihtimali yüzde 4-5. Bu önlenebilir kanser türünü önlemek için farkındalık oluşturmalıyız’’ sözlerini ifade etti.

Uzmanlardan gençlerde artan kolon kanserine karşı tarama testi çağrısı

‘‘Asemptomatik bireylerde erken kanser taraması yapılması önemlidir’’

Kolorektal kanserin tüm dünyada ve ülkemizde en sık görülen, ölüm oranlarında ise en üst sıralarda yer alan kanserlerden biri olduğunu belirten Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, hastalığın insidans ve mortalitesinin coğrafi bölgelere göre değişiklik gösterdiğini ifade etti. Kolorektal kanserin tarama programları sayesinde önlenebilir bir tür olduğunu ve taramada en etkili yöntemin halen kolonoskopi tetkiki olduğunu vurgulayan Çekin, "Türkiye’de kolorektal kanser tanısı geç evrelerde konulmaktadır. Kanser geliştikten sonra erken evrelerde 5 yıllık sağ kalım oranları yüzde 90’larda iken ileri evrelerde bu oran yüzde 12’lere düşmektedir. Bu nedenlerle asemptomatik bireylerde erken kanser taraması yapılması önemlidir" dedi.

Türkiye’deki hastaların yaklaşık üçte ikisine Stage III ve Stage IV gibi geç evrelerde tanı konulduğunu hatırlatan Çekin, "Günümüzde kolorektal kanser tarama programlarının meme ve serviks kanseri taramaları kadar maliyet etkin olduğu bilinmektedir. Buna rağmen ülkemizde toplumsal bilinç halen yeterli düzeyde değildir. Son yıllarda Sağlık Bakanlığının çalışmaları ve basın yoluyla farkındalığın artması olumlu bir gelişmedir" diye belirtti.

TGD Kolorektal Kanser ve Polip Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Erdem Akbal da ‘‘Farkındalığı artırmak ve risk grubunu tarama testine yönlendirmek adına istatistiki bilgiler olan uygulamamızı yaptık. Çalışmamızda 45 yaşı belirledik, kontrol çalışmamızı da 50 yaş altı için yaptık ve yayın aşamasına getirdik. Sigara kullanımı, vücut kitle indeksi, aile öyküsü ve cinsiyet gibi kriterleri içeren bir skorlama sistemi geliştirerek, kalın bağırsak kanseri riskini ölçüp bireyleri tarama testlerine yönlendirmeyi hedefledik. Özellikle gençlerde 45 yaş üstündeki kişiler tarama testleri yapmalı. 45 yaş altında da farkındalığı oluşturmalıyız’’ diye konuştu.

Uzmanlardan gençlerde artan kolon kanserine karşı tarama testi çağrısı

TGD İzmir Şube Başkanı Prof. Dr. Gözde Derviş Hakim, ‘‘Kolon kanseri önlenebilir bir hastalık. Günümüzde gastroenteroloji çok gelişti, kolonoskopi ve polipektomilerde korkulacak bir şey kalmadı. Önlenebilir bir kanserin farkında olmak ve tarama programlarına katılmak gerekiyor’’ şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Yeni yüzyılın yeni hastalığı: "Parlayan nesneler sendromu" uyarısı Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, akıllı telefon, tablet, sosyal medya ve parlak ekranların insan beyninde dikkat dağınıklığına yol açtığını belirterek, ’parlayan nesneler sendromu’nun özellikle gençler arasında hızla yayıldığını söyledi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte insanların "Parlayan Nesneler Sendromu (PNS)" ya da İngilizce adıyla "Shiny Object Syndrome (SOS)" tehdidiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Özkaya, özellikle çocuklar ve gençlerin akıllı telefon, tablet, televizyon ve bilgisayar oyunlarından uzaklaşamadığına dikkat çekerek, bu durumun zamanla ciddi dikkat dağınıklığı ve odaklanma problemlerine neden olduğunu belirtti. "Beynimizi esir alıyor" Sürekli yeniliklere, parlak ekranlara ve moda akımlara yönelme isteğinin "Parlayan Nesneler Sendromu" olarak tanımlandığını kaydeden Özkaya, "İnsanlar artık nihayetinde ne kadar faydalı olduğuna bakmaksızın yeni ve dikkat çekici olana yöneliyor. Parlayan ekranlar önce gözümüzü, sonra dikkatimizi, en sonunda ise beynimizi esir alıyor" dedi. Teknolojinin günlük hayatın merkezine yerleştiğini vurgulayan Özkaya, insanların ders çalışırken, kitap okurken ya da işine odaklanmışken gelen bildirimlerle dikkatlerinin dağıldığını söyledi. Özkaya, "Bir bildirim sonrası dikkatin yeniden toparlanması kişiden kişiye değişmekle birlikte 15 dakikaya kadar sürebiliyor. İnsanlar internette araştırma yapmak isterken kendilerini bambaşka mecralarda bulabiliyor, reklamlar ve sosyal medya içerikleri tüketim çılgınlığını artırıyor" diye konuştu. "Ailelerin çocukların ekran sürelerini kontrol altında tutması gerekli" Parlayan nesnelerin sadece çocukları değil her yaş grubunu etkilediğini belirten Özkaya, sosyal medya paylaşımlarını merak etme, sürekli yeni ürün satın alma isteği ve kısa sürede değişen düşüncelerin de bu sendromun belirtileri arasında yer aldığını kaydetti. Özkaya, özellikle sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları ve dijital ekranların yoğun kullanımının insanları gerçek dünyadan uzaklaştırdığını ifade ederek, ailelerin çocukların ekran sürelerini kontrol altında tutması gerektiğini sözlerine ekledi.
İstanbul Başkan Yeğin’den Sancaktepe’de yıkılan anıta ilişkin açıklama: "Sökün dedim yıktılar, gece dedim sabah yaptılar" Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, Abdurrahmangazi Mahallesi’ndeki anıtın yıkılmasıyla ilgili kamuoyuna yansıyan ve tepki çeken görüntüler üzerine açıklama yaptı. Yeğin, "Talimatı ben verdim, bir sorumluluk gerekiyorsa bütün sorumluluk benimdir. Sökülmesi başka bir şeydir, yıkılması başka bir şey. Bir art niyet olduğuna inanmak istemiyorum ama eğer bir kasıt veya kusur varsa gereği yapılacaktır" dedi. Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, Abdurrahmangazi Mahallesi’ndeki döner kavşakta üzerinde Osmanlı tuğrası ile Selçuklu armasının yer aldığı anıtın kaldırılma sürecine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Anıtın kaldırılması sırasında yıkılması ve görüntülerin kamuoyunda büyük tepki çekmesi üzerine açıklamalarda bulunan Yeğin, anıtın yalnızca yerinden taşınmak istendiğini ancak uygulama aşamasında hatalar yapıldığını belirterek, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu. "Talimatı ben verdim, bir sorumluluk gerekiyorsa bütün sorumluluk benimdir" Anıtın kaldırılma gerekçelerini ve sürecin nasıl geliştiğini anlatan Başkan Yeğin, şu ifadelere yer verdi: "Son 3-4 gündür özellikle Pazartesi gününden itibaren Sancaktepe’de ortaya çıkan görüntü, belediyemizin çalışmasıyla ilgili bir durumdur. Pazartesi günü sabah saatlerinde arkadaşlarımız tarafından Sancaktepe’nin Abdurrahmangazi Mahallesi’nde bulunan bir döner kavşak ortasındaki anıtla ilgili bir çalışma yapıldı. Bu anıt 2014 yılında yine belediyemiz tarafından yapılan üzerinde Selçuklu arması, Osmanlı tuğrası, belediyemizin logosu ve en üstünde de Ay-Yıldızımızın olduğu bir projeydi. Göreve geldikten sonra bu anıtın sökülmesi talimatını ben verdim. Amacım bu anıtın oradan kaldırılıp, yine belediyemize ait başka bir alanda, yeni yaptığımız bir parkta kullanılmasını sağlamaktı. Talimatı ben verdim, bir sorumluluk gerekiyorsa bütün sorumluluk benimdir. Ancak nihayetinde insanız ve insanlarla çalışıyoruz, hatalar ve eksikler olabilir." "Sökün dedim yıktılar, gece dedim sabah yaptılar" Uygulama aşamasında yaşanan aksaklıkları açıklayan Yeğin, "Ne yazık ki ben şehir dışındayken, arkadaşlarımız verilen talimatı yanlış uygulamışlar. Bugün ilgili birimlerden tutanaklar ve ifadeler alındı. Olayın neden bu hale geldiğini sorguluyoruz. Sökülmesi başka bir şeydir, yıkılması başka bir şey. Arkadaşlarımız ’Üzerindeki tuğraları, Selçuklu yıldızını aldık ama diğerlerine boyumuz yetmedi, makine yoktu. O yüzden devirmek zorunda kaldık’ gibi savunmalar yaptılar. O profesyonel çekimler neden yapıldı, nerelere servis edildi? Bunların hepsini inceleyeceğiz. Sanki bu eser 1453’te İstanbul fethedildiğinde yapılmış tarihi bir eser, sanki Ayasofya’nın bir parçası veya Alparslan’dan, Atatürk’ten bir emanet gibi davranılıyor. Bu 10 yıl önce yapılmış bir yapı. Madem bu kadar değer veriyorsunuz, neden 10 yıldır bir kez bile bakımını yapmadınız? Anıt çürümüş durumda" dedi. "Eğer bir kasıt veya kusur varsa gereği yapılacaktır" Kavşaktaki yeni düzenleme hakkında bilgi veren Yeğin, kamuoyuna yansıyanın aksine alana Türk bayrağı dikilme projesinin aylar öncesinden planlandığını vurgulayarak, "Biz ömrünü tamamlamış o yapının yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin sembolü olan 36 metre yüksekliğinde bir Türk bayrağı dikeceğiz. ’Tepki gösterdik diye bayrak dikecekler’ diyorlar. 36 metrelik bayrak direği bakkalda satılmıyor, üretimi aylar sürüyor. Biz 19 Mayıs’a yetiştirebilmek için aylar öncesinden girişimlerde bulunduk. Şu an kepçe operatöründen ilgili müdüre kadar herkes hakkında bir soruşturma süreci devam ediyor. Ben art niyet olduğuna inanmak istemiyorum, bir ihmal veya iş bilmezlik olduğunu düşünmek istiyorum. Eğer bir kasıt veya kusur varsa gereği yapılacaktır" ifadelerini kullandı. "Odaların üzerine Allah’ın ismini yazarak o usulsüzlükleri örtemezsiniz" Belediye binasındaki Selçuklu logosunun ve ’Allah’ lafzının üzerinin kapatılmasına ilişkin de konuşan Başkan Yeğin, şunları aktardı: "Belediye binasındaki Selçuklu logosu ve ’Allah’ lafzının üzerinin kapatılması meselesine gelince de evet ben kapattım. Üzerine ’Sancaktepe için çalışıyoruz’ pankartı astırdım. Çünkü o odalarda yıllarca rüşvet pazarlıkları yapıldı, hırsızlık yapıldı. Odaların üzerine Allah’ın ismini yazarak o usulsüzlükleri örtemezsiniz. O ahlaksız düzenin en küçük kırıntıları bu belediyeden temizlendiği gün o pankartları oradan kaldıracağım. O binada hiçbir hırsızın ve arsızın kalmadığı gün, Allah’ın o güzel ismini tekrar açacağım ki herkes bu binada artık namusuyla çalışan insanlar olduğunu görsün."
Aydın Nazilli’de erken teşhis için kanser taraması çağrısı Aydın’ın Nazilli ilçesinde İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından belediye personeline yönelik düzenlenen eğitimde kanserden korunma yolları ve erken teşhisin önemi anlatılırken, eğitim sonunda uygun katılımcılara kolon kanseri tarama kiti dağıtıldı. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü Cumhuriyet Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM Birimi tarafından Nazilli Belediyesi personeline yönelik bilgilendirme eğitimi gerçekleştirildi. Eğitimde KETEM Birimi Hekimi Dr. Sümeyye Topçu tarafından ’Kanserden Korunma Yolları’ konusunda bilgi verildi. Program kapsamında Fizyoterapist Ayşe Akkuş, Sosyal Çalışmacı Burcu Adıgüzel ve Çocuk Gelişimci Rabia Balbakan da Sağlıklı Hayat Merkezleri bünyesinde kendi alanlarında yürütülen çalışmalar hakkında katılımcıları bilgilendirdi.Gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde ise belediye personelleri sorularına yanıt buldu. Eğitim sonunda Gaitada Gizli Kan (GGK) testi kapsamında kolon kanseri taraması için uygun olan katılımcılara Ebe Sultan Keyik tarafından GGK kiti dağıtıldı. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, desteklerinden dolayı Nazilli Belediyesi’ne teşekkür etti. Yetkililer ayrıca vatandaşları düzenli kanser taramalarına davet ederek, 40-69 yaş arası kadınların 2 yılda bir mamografi çektirmesi, 30-65 yaş arası kadınların 5 yılda bir HPV-DNA testi yaptırması ve 50-70 yaş arası kadın ile erkeklerin 2 yılda bir Gaitada Gizli Kan Testi yaptırması gerektiğini hatırlattı. Vatandaşların aile hekimleri ve KETEM birimlerine başvurabilecekleri belirtildi.
İzmir Patronun köpeği dehşet saçtı: Vücuduna 80 dikiş atılan kadın koruma ölümden döndü İzmir’in Bornova ilçesinde patronuna ait köpeğin saldırısıyla ağır yaralanan kadın koruma, adeta dehşeti yaşadı. Vücudunda 80 dikiş bulunan ve kafa derisinin bir kısmını kaybeden talihsiz kadın, kendisine verilen tedavi sözlerinin tutulmadığını iddia ederek patronu hakkında suç duyurusunda bulundu. Olay, 20 Ağustos 2025’te, ünlü boya ve yalıtım teknolojileri firması sahibi K.K.’nin Bornova ilçesindeki evinde meydana geldi. İş adamı K.K.’nin yakın koruması ve şoförü olarak görev yaptığını belirten emekli trafik polisi Ümran Merttürk, görev tanımında olmamasına rağmen patronunun talimatıyla çiçekleri sulamak ve Amerikan Akita cinsi köpeği beslemek için konuta gitti. Burada mamasını verdiği anda köpeğin saldırısına uğrayan kadın, kanlar içerisinde aldı. Yüzünden, kafasından ve vücudunun bir çok yerinden yaralanan kadın, çığlık çığlığa yardım istedi. Merttürk’ün çığlıklarına koşan çevre sakinlerinin köpeği oyalamasıyla Ümran Merttürk, şans eseri ölümden döndü. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan talihsiz kadın, burada yoğun bakımda tedavi altına alındı. Köpek saldırısının ardından kafa derisi yüzülen ve bir çok kemiği kırılan kadının vücudunda kalıcı hasarlar meydana geldi. Merttürk ilerleyen zamanlarda kendisine sahip çıkılmadığı ve tedavi masraflarının bile giderilmediği gerekçesiyle eski patronu K.K. hakkında suç duyurusunda bulundu. "Ayağımın kırıldığını hissettim" Yaşadığı dehşet anlarını anlatan Ümran Merttürk, saldırının aniden başladığını ifade ederek, "Mama torbasından mamayı alıp kaba koydum. Köpek mamayı yemeye başladığı an aniden dönerek önce sağ ayağıma saldırdı. Çok güçlü bir köpek olduğu için ayağımı tutup sallamaya başladı; ayağımın kırıldığı ilk saldırı buydu. Köpeği itmeye çalıştığım esnada bu kez sol ayağıma saldırdı ve aynı şekilde sallamaya devam etti. Dengemi kaybedip yere düştüm. Yere düştüğümde karnımdan ısırdı. Kendimi korumak amacıyla ellerimle yüzümü kapattığımda beni kollarımdan da ısırdı. Yerden kalkmaya çalışırken başımdan ve saçlı derimden yaralandım" ifadelerini kullandı. "Alt ve üst çenesini ellerimle sıkıca tuttum" Ölümle burun buruna geldiği 10 dakikalık mücadeleyi anlatan Merttürk, açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Yüzümden çok fazla kan akmaya başladı ancak bir şekilde ayağa kalkmayı başarıp köpeği bacaklarımın arasına aldım. Görebildiğim kadarıyla sol elimle köpeğin alt çenesini, sağ elimle de üst çenesini sıkıca tuttum. Sabahın erken saatleri olduğu için etrafta kimse yoktu. Köpeği zapt etmeye çalışırken sol başparmağımın kırıldığını hissettim. Bu şekilde avazım çıktığı kadar ’Yardım edin’ diye bağırdım. Yaklaşık 5 dakika bağırdım; mücadelem toplamda 8-10 dakika sürdü. Bahçe kapısının üzerine çıkmış 4-5 kişi gördüm. Köpeği tutarken o yöne döndüğümde çene baskısına daha fazla dayanamadım, köpek elimden kurtulup onlara yöneldi. O sırada içeri atlayan bir şahıs ‘Abla hemen dışarı çık’ dedi ve onunla birlikte kendimi dışarı attım." "Onu öderiz, bunu ödemeyiz tavrıyla karşılaştım" Hastanede kendisine verilen sözlerin tutulmadığını iddia eden kadın, "Yoğun bakıma kaldırıldığım gün eski patronum ve ailesi ziyaretime gelip tüm tedavi masraflarımın karşılanacağını söylediler, ben de inandım. İlerleyen süreçte ayağımdaki ciddi sorunlar için yapılan ameliyatları karşıladılar ancak vücudumun diğer bölgelerindeki hasarlar göz ardı edildi. Kırılan sol başparmağım sakat kaldı, yüzümde kötü izler oluştu ve kafa derimdeki yaralanma nedeniyle kalıcı kellik oluştu. Şirket asistanı Emel Hanım, yalnızca ayağımın tedavisinin karşılanacağını, fizik tedavi dahil diğer masrafların ödenmeyeceğini söyledi. Kendi cebimden yaptığım hastane ödemelerine rağmen geri dönüş sağlamadılar" dedi. "Ruhen öldüm, sadece nefes alıyorum" Psikolojik olarak çöktüğünü ifade eden Merttürk, "3,5 ay yatalak kaldım, bakımımla 75 yaşındaki annem ilgilendi. Annem üzülmesin diye olayı başta ‘cam patladı’ diye anlatmıştık. Yalnız bırakıldığımı anladığım gün anneme tüm gerçekleri anlattım ve şikâyetçi olmaya karar verdim. Yaşadığım sadece fiziksel bir hasar değil; o gün ölümle burun buruna geldim ve ruhen öldüm, şu an sadece nefes alıyorum. Çok ciddi psikolojik travma yaşıyorum" diyerek yaşadığı mağduriyeti dile getirdi. Mağdur kadın avukatı Taner Kavalcı aracılığıyla, iş insanı K.K. ve ilgili şirket yetkilileri hakkında İzmir Adliyesine giderek suç duyurusunda bulundu.