SAĞLIK - 23 Ocak 2026 Cuma 13:13

Verem geçmişte kalmadı: Uzmanlardan "hala aramızda" uyarısı

A
A
A
Verem geçmişte kalmadı: Uzmanlardan "hala aramızda" uyarısı

Bir dönem geçmişte kaldığı düşünülen verem, artan vaka sayılarıyla birlikte günümüzde yeniden gündemde. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Nurten Elkin,"Verem hastalığı denince çoğumuzun aklına sanatoryumlar ve geçmişte kalmış hastalıklar gelmektedir, oysa gerçek şu ki verem ne tarihe karıştı ne de etkisini yitirdi" ifadelerini kullandı.


Dünya genelinde çarpıcı rakamlar


Verem vakalarında dünya genelindeki tabloya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Nurten Elkin, Dünya Sağlık Örgütü verilerine dikkat çekti. Elkin, "Dünya Sağlık Örgütü’nün en güncel verileri çarpıcı: 2023 yılında dünyada 10,8 milyon kişi vereme yakalandı, 1,25 milyon kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetti. Yani verem, COVID-19 sonrası dönemde yeniden en ölümcül bulaşıcı hastalıklar arasında ilk sıraya yerleşti. Bu rakamlar bize şunu söylüyor: Verem hâlâ aramızda ve sandığımızdan çok daha yakın" ifadelerini kullandı.


Türkiye’nin veremle mücadelede önemli mesafeler katettiğini de vurgulayan Elkin, buna rağmen riskin sürdüğünü belirtti. Elkin, "Türkiye veremle mücadelede başarılı ülkelerden biri. Güçlü aşı programı, ücretsiz tanı ve tedavi imkanları sayesinde vaka sayıları geçmişe kıyasla ciddi biçimde azaldı. Ancak bu başarı, rehaveti beraberinde getirmemeli. Güncel verilere göre ülkemizde verem insidansı yaklaşık 11,2/100.000. Bu, her yıl binlerce kişinin bu hastalıkla tanıştığı anlamına geliyor" dedi.



Verem bireysel değil, toplumsal bir hastalık


Veremin yalnızca bireysel bir hastalık olarak görülmemesi gerektiğini de ayrıca ifade eden Elkin, "Veremi yalnızca "hasta olan kişinin sorunu" olarak görmek en büyük hata. Çünkü verem hava yoluyla bulaşıyor. Tedavi edilmeyen bir hasta, aylarca çevresindekilere hastalığı farkında olmadan bulaştırabiliyor. Bu nedenle verem, sadece bir enfeksiyon hastalığı değil; doğrudan bir halk sağlığı sorunudur. Bir kişide geciken tanı, toplumda onlarca yeni vakaya zemin hazırlayabilir" değerlendirmesinde bulundu.


Tedaviyi yarım bırakmak büyük tehlike


Verem tedavisinin uzun süreli olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Nurten Elkin, hastaların sık yaptığı hatalara da dikkat çekti. Elkin, "Verem tedavisi uzun sürelidir. Genellikle en az 6 ay düzenli ilaç kullanımı gerekir. Hastaların en sık yaptığı hata ise şudur: ‘Şikâyetlerim geçti, iyileştim’ düşüncesiyle ilaçları erken bırakmak. Oysa belirtilerin kaybolması, mikrobun tamamen yok olduğu anlamına gelmez. Tedavi yarım bırakıldığında hastalık geri döner, kişi tekrar bulaştırıcı hale gelir ve en önemlisi, mikrop ilaçlara direnç kazanır" dedi.


Dirençli verem tedaviyi zorlaştırıyor


Açıklamasında dirençli veremin ortaya çıkış nedenlerine de değinen Elkin, "Dirençli tüberküloz, kullanılan verem ilaçlarının artık etkili olmadığı durumdur. Bu tablo çoğu zaman düzensiz ya da yarım bırakılan tedaviler sonucunda ortaya çıkar. Dirençli veremde tedavi süresi aylar değil, yıllar sürebilir, kullanılan ilaçlar daha fazla yan etkiye sahiptir, tedavi hem hasta hem sağlık sistemi için çok daha zorludur. Kısacası, ilaçları zamanında ve eksiksiz kullanmamak, sadece bireyi değil, toplumun tamamını riske atan bir sonuç doğurur" ifadelerini kullandı.


Aşı ve erken tanı hayat kurtarıyor


BCG aşısının önemine de değinen Elkin, "BCG aşısı özellikle bebekleri ve çocukları veremin en ağır ve ölümcül formlarından korur. Menenjit ve yaygın verem gibi hayati risk taşıyan tabloların önüne geçer. Bu nedenle aşı programları, veremle mücadelenin temel taşlarından biridir. Aşının sağladığı koruma, toplum sağlığı açısından vazgeçilmezdir" dedi.


Erken tanının önemine de özellikle vurgu yapan Elkin, "Uzun süren öksürük, gece terlemesi, kilo kaybı, halsizlik. Bu belirtiler "geçer" diye ertelenmemeli. Çünkü verem erken yakalandığında tamamen tedavi edilebilen bir hastalıktır. Erken tanı tedavi süresini kısaltır, bulaşmayı önler, ilaç direnci gelişme riskini azaltır, ölüm oranlarını belirgin biçimde düşürür ve geç kalındığında ise bedeli hem birey hem toplum için ağır olur" şeklinde konuştu.


"Veremle mücadele bitmedi"


Tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına ve hatta ölüme yol açabilen bir hastalık olan verem hastalığı konusunda; İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Elkin, "Veremle mücadele bitmedi. Aşıya güvenmek, belirtileri ciddiye almak ve zamanında sağlık kuruluşlarına başvurmak, hem bireysel hem de toplumsal korunmanın en etkili yoludur" ifadelerini kullandı.



Verem geçmişte kalmadı: Uzmanlardan "hala aramızda" uyarısı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ağrı Maarifin Kalbinde Marifetli Gençlik" etkinliklerinde Ağrılı öğrenciler üretime katılıyor Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen "Maarifin Kalbinde Marifetli Gençlik" etkinlikleri kapsamında Ağrı TOBB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesinde gerçekleştirilen çalışmalarla öğrenciler üretim süreçlerine katılarak mesleki deneyim kazanıyor. Yaklaşık 80 öğrencinin eğitim gördüğü okulda Kimya Teknolojileri ile Moda Tasarım Teknolojileri alanlarında uygulamalı eğitim veriliyor. Kimya Teknolojileri alanında eğitim alan öğrenciler, öğretmenlerinin rehberliğinde sıvı sabun, yüzey temizleyici, çamaşır suyu, cam temizleyici, kolonya, elde yıkama bulaşık deterjanı, endüstriyel bulaşık makinesi deterjanı, endüstriyel bulaşık makinesi parlatıcısı, köpük sabun, oda parfümleri, kokulu hediyelik katı sabun, dezenfektan ile yüzey dezenfektanı üretiyor. Döner sermaye kapsamında hazırlanan ürünler il genelindeki kamu kurumlarına satılıyor. Okullarda kullanılan temizlik ürünlerinin büyük bölümü de okul bünyesinde hazırlanıyor. Üretim aşamalarında görev alan öğrenciler, hazırlık, üretim, dolum ile paketleme süreçlerinde çalışma yürütüyor. Moda Tasarım Teknolojileri alanında eğitim gören öğrenciler ise "Sıfır Atık" anlayışı doğrultusunda kullanılmayan kıyafetleri yeniden değerlendiriyor. Atık kumaşlardan çanta, kalemlik ile çeşitli aksesuarlar hazırlayan öğrenciler, uygulamalı çalışmalarla mesleki becerilerini geliştiriyor. Öğrenciler tarafından öğretmenleri gözetiminde Türk bayrağı da dikiliyor. Ağrı İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, yaptığı açıklamada, öğrencilerin eğitim sürecinde üretimin içinde yer almasının önemli kazanımlar sağladığını söyledi. Mesleki eğitimin uygulamalı çalışmalarla güçlendiğini belirten Kökrek, öğrencilerin okulda öğrendikleri bilgileri üretim sahasında geliştirme fırsatı bulduğunu ifade etti. Öğrencilerin üretim süreçlerinde görev alarak sorumluluk bilinci kazandığını belirten Kökrek, "Öğrencilerimiz burada meslek öğrenirken üretim süreçlerini yakından tanıyor. Yapılan çalışmalar, gençlerimizin çalışma hayatına daha hazırlıklı yetişmesine katkı sunuyor." dedi. Okul yöneticileri, öğretmenler ile öğrencilere teşekkür eden Kökrek, mesleki eğitimin üretim odaklı çalışmalarla gelişimini sürdürdüğünü kaydetti.
Bursa Nilüfer’in şehitlerinin adı Esentepe’de yaşatılacak Nilüfer Belediyesi’nin, Çanakkale Savaşı’ndan günümüze vatan uğruna hayatını kaybeden tüm Nilüferli şehitlerin adını yaşatacağı Şehitler Anı Parkı, bu yıl Esentepe Mahallesi’nde Nilüferlilerle buluşacak. Şehitlerin aziz hatırasını yaşatmak amacıyla hayata geçirilecek parkta yer alacak abidede, tüm Nilüferli şehitlerin isimlerini onlara yakışır bir vefa ile geleceğe taşıyacak. Nilüfer Belediyesi’nin, ilçedeki tüm şehitlerin hatırasını yaşatmak amacıyla hayata geçirdiği Şehitler Anı Parkı projesinde çalışmalar sürüyor. Şehitlerin aziz hatırasını tek bir anı mekânında yaşatmayı amaçlayan park, yalnızca bir anıt alanı değil; ailelerin bir araya gelip ortak hafızayı yaşatabileceği anlamlı bir buluşma noktası olacak. Çanakkale’den bugüne tüm şehitlerin adı parkta yaşayacak Esentepe Mahallesi’nde inşa edilecek olan parkta, Çanakkale Savaşı’ndan Milli Mücadele’ye, Kore Savaşı’ndan Cumhuriyet dönemine kadar vatan uğruna hayatını kaybeden tüm Nilüferli şehitlerin isimlerine yer verilecek. Kent dokusuna nefes aldıracak nitelikte 2 bin 956 metrekarelik bir alanda planlanan parkın bin 960 metrekaresi yeşil alan olacak. Park içinde şehit anıtı, tören alanı, amfi düzenlemesi, açık kütüphane, okuma alanları Nilbel Kafe, dinlenme alanları, yürüyüş alanları, bisiklet park alanı ve otopark bulunacak. Yıl boyunca anma törenleri ve resmi programlara ev sahipliği yapabilecek şekilde planlanan Şehitler Anı Parkı, 24 saat güvenlik önlemleri ile korunacak. Şehitlerin hatırasını yaşatmanın kendileri için bir borç olduğunu dile getiren Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "Bizler için şehitlerimizin aziz hatırası ve ailelerin talepleri her zaman ilk sıradadır. Bu vatan için toprağa düşen hiçbir kahramanımızın adını güvenliği tam sağlanamayan, zamanla yıpranma riski olan sokak arası parklara hapsetmek istemedik. Onlara olan minnet borcumuzu; 24 saat korunan, kütüphanesiyle ve dev anıtıyla gençlerimize ilham verecek, ailelerimizin her daim başköşede ağırlanacağı Şehitler Anı Parkı ile ödemeyi görev bildik. Bu projeyi en başından beri şehit ailelerimiz ve gazilerimizle kurguladık; çünkü o isimlerin nasıl yaşatılacağına dair en doğru cevabı yalnızca onlar verebilirdi. Her bir Nilüferli şehidimizin adı bu parkta; çocukların sesiyle, ailelerin dualarıyla yaşamaya devam edecek" dedi.
Kahramanmaraş Bebeğe şiddet uygulayan hemşire: "Çok pişmanım, bu pişmanlığım ömür boyu devam edecek" Kahramanmaraş’ta 5 günlük bebeğe şiddet uyguladığı iddiasıyla yargılanan hemşire, "Çok pişmanım, bu pişmanlığım ömür boyu devam edecek. Tutuksuz yargılanmayı talep ediyorum" dedi. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Bakım Ünitesi’nde 26 Mayıs 2021 tarihinde tedavi altındaki 5 günlük bebeğe yönelik şiddet uygulandığı iddiaları üzerine soruşturma başlatıldı. Olayın yargıya intikal etmesinin ardından hemşire H.D.B.’nin 5 günlük Deniz Esin Bozoklar’ı darbetme anına ilişkin görüntüler ortaya çıktı. Hemşire H.D.B. hakkında görüntülerin ortaya çıkmasının ardından tutuklama kararı verildi. Kahramanmaraş 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya devam edildi. Sanık ve vekil avukatlarının hazır bulunduğu duruşma salonunda tutuklu sanık hemşire H.D.B., SEGBİS sistemi ile duruşmaya bağlandı. "Hastaya bile isteye herhangi bir zarar verme amacım olmadı" Mahkeme başkanı sanık eski hemşireye söz verdi. Hemşire H.D.B., "Hastaya bile isteye herhangi bir zarar verme amacım olmadı, amacım tedavi yapmaktı. Bir anda gelişen durum için çok pişmanım, bu pişmanlığım ömür boyu devam edecek. Tutuksuz yargılamayı talep ediyorum. Çok özür dilerim ama hastalığıyla ilgili benim herhangi bir ilgim ve bağım yoktur. Yaklaşık 4.5 aydır ben de evladımdan ayrıyım. Sizden rica ediyorum. Birden fazla adli kontrol, ev hapsi uygulayın. Tahliyemi talep ediyorum. Lütfen sayın hakimim sizden, mahkemenizden rica ediyorum, tutuksuz yargılanmayı talep ediyorum" dedi. Sanık avukatı Mustafa Çaprak ise, "Davada tutuklu sanığın tutukluluk halinin göz önünde bulundurularak tahliyesine karar verilmesini istiyoruz" diye konuştu. Vekil avukatı Sait Bolat ise önceki beyanlarını tekrar ederek tutukluluk halinin devam etmesini talep etti. Mahkeme, sanık hemşire H.D.B.’nin tutukluluk halinin devamına karar verdi. Duruşma, Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) gelecek raporun beklenmesi nedeniyle 3 Temmuz tarihine ertelendi.