SAĞLIK - 10 Aralık 2025 Çarşamba 09:20

Yılbaşı öncesi ‘Estetik’ mesaisi: "Yeni bir yüz, dudak, burunla yeni yıla girmek istiyorlar"

A
A
A
Yılbaşı öncesi ‘Estetik’ mesaisi: "Yeni bir yüz, dudak, burunla yeni yıla girmek istiyorlar"

Yılbaşı akşamına ve yeni yıla hazırlanmak isteyen kişilerin dolgu ve botoks gibi taleplerle kendilerine başvurduklarını belirten Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çil, "İnsanlar yeni bir yüz, dudak, burunla yeni yıla girmek istiyor. Bu dönemde bir talep artışı meydan geliyor. Yılbaşına yakın olarak yaptırmak istedikleri işlemlerin başında; botoks ve dolgu işlemleri. Yaptırdığımız merkeze çok dikkat etmemiz gerekir. Ne yazık ki yeni yıla güzel bir yüzle girmek isterken büyük bir felaketle girme durumu da ortaya çıkabilir" dedi.


Yılbaşı akşamına ve yeni yıla hazırlanmak isteyen bazı kişilerin estetik uygulamalar için kendilerine başvurduğunu ifade eden uzmanlar uyarıyor. İstinye Üniversitesi Medical Park Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çil ve Medicana Ataköy Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, yılbaşı öncesi başvurulara ilişkin bilgi verdi. Dolgu ve botoksun sık tercih edilen uygulamalar arasında olduğunu aktardı. Uzmanlar, uygunsuz noktalar ve ehil olmayan ellerden uzak durulması gerektiğini belirtti.



"İnsanlar yeni bir yüz, dudak, burunla yeni yıla girmek istiyorlar"


‘Özellikle her yılın başında gördüğümüz kadarıyla bu yıl da aynı tablo ile karşı karşıyayız’ diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Yakup Çil, "İnsanlar yeni bir yüz, dudak, burunla yeni yıla girmek istiyor. Bu dönemde bir talep artışı meydan geliyor. Yaptırdığımız merkeze çok dikkat etmemiz gerekir, ortam çok hijyenik mi, kurallara riayet ediyor mu? Karşımıza çıkan en büyük sorunlardan biri; özellikle merdivenaltı dediğimiz yerlerde bu konuyla ilgili hiçbir sağlık eğitimi almamış insanların böyle işlemleri yapması. Ne yazık ki yeni yıla güzel bir yüzle girmek isterken büyük bir felaketle girme durumu da ortaya çıkabilir, çok ciddi komplikasyonlarla karşı karşıya kalabiliriz" dedi.



"İşlemlerin başında; botoks ve dolgu işlemleri geliyor"


En çok talep gören uygulamalar hakkında bilgi veren Prof. Dr. Çil, "Yılbaşına yakın olarak yaptırmak istedikleri işlemlerin başında; botoks ve dolgu işlemleri. ‘Hocam bana güzel bir dolgu işlemi yapar mısınız?’. Burun ameliyatı, yüz, boyun germe gibi ciddi bir cerrahi işlemse, ödem dediğimiz şişlik meydana geliyor. Aslında yeni yıla yeni bir burunla değil şiş bir burun, yüzle, normalin dışında bir görüntüyle girmiş oluyorsunuz. Dudak dolgusu, belli bölgelere yapılan dolgu işlemleriyle yeni yıla girilebilir, botoks işlemi yapılabilir. Botoks yapıldıktan sonra işlemin etkisinin ortaya çıkması yaklaşık olarak 1 hafta alıyor. Bu dönemde bu işlemler yapılabilir ama çok agresif cerrahi işlemler; meme ameliyatı, yüz, boyun germe gibi ameliyatların sonuçlarını yeni yılda görmeleri biraz zor. Yaptıracağımız yerleri çok iyi seçmemiz gerekiyor, merdivenaltı dediğimiz; ne olduğu belli olmayan yerlerde yaptırmamamız gerekiyor. Dudak dolgusundan sonra dudağını kaybetme durumu olan, burun bölgesinde büyük kayıplar yaşayan hastaları tedavi etme durumunda kalıyoruz, çok ciddi travmalar oluşturuyor" şeklinde konuştu.



"Yılbaşına herkes ışıltılı bir ciltte girmek istiyor"


Kendilerine başvurularla ilgili konuşan Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan, "Yılbaşına herkes ışıltılı bir ciltte girmek istiyor ama öncelikle derinin kış aylarında nemliliği azalıyor, nemsiz ciltlerde özellikle neme odaklanmalıyız. Çift aşamalı temizlikler, ikisini bir arada uygulayabileceğimiz cilt bakımı, en çok rağbet gören uygulamalar arasında bunun dışında nem aşıları. Botoks, dolgu uygulamaları cildin orta hattını ve dudakları desteklemek amacıyla en sık uyguladığımız uygulamalar. Bu uygulamaları yılbaşından bir 10 gün öncesinde uygulamakta fayda var. Her işlem her hastaya uygulanabilir değil. Kişinin anatomik yapısı ve ihtiyacına göre işlemleri belirliyoruz. İhtiyaca göre mantıklı seçimler, abartmadan uygulamalar çok daha güzel, çok daha doğal duruyor. Diğer türlü hepsi birbirine benzeyen kadın yüzleri oluyor. Kampanyalardaki herkese aynı şekilde uygulanan ürünlere çok prim verilmemesi gerektiğine inanıyorum. Doktor kontrolsüz kesinlikle işlem yapılmamalı, mutlaka bir dermatoloji ya da plastik cerrahi uzmanı tarafından görülerek işleme karar verilmeli. Yılbaşı öncesi herkeste bir yeni yıl motivasyonu diyelim var. Herkes yeni yıla ışıldayan bir ciltle, ışıltılı bir şekilde girmek istiyor umarım herkesin yeni yılı da böyle ışıltılı bir şekilde devam eder" ifadelerini kullandı.



Yılbaşı öncesi ‘Estetik’ mesaisi: "Yeni bir yüz, dudak, burunla yeni yıla girmek istiyorlar"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Işıkhan: "Türkiye dünyanın en kapsayıcı Genel Sağlık Sigortası sistemlerinden birine sahiptir" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "2002 yılında sosyal güvenlik kapsamı yaklaşık yüzde 70 seviyesindeyken bugün nüfusumuzun tamamı sosyal güvenlik şemsiyesi kapsamındadır. Bugün Türkiye dünyanın en kapsayıcı Genel Sağlık Sigortası sistemlerinden birine sahiptir" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu’nda düzenlenen Sosyal Güvenlik Haftası Programı’na katıldı. Programda konuşan Bakan Işıkhan, sosyal güvenlik sisteminin güçlenmesi, vatandaşların huzur ve güven içerisinde geleceğe bakabilmesi için büyük bir özveriyle çalışan tüm SGK personeline ve emek veren tüm paydaşlara teşekkür etti. Sosyal Güvenlik Haftası’nın idrak edildiği bu haftaya ilişkin Işıkhan, "Bu özel gün ve haftaların ortak bir noktası var o da ‘İnsanı merkeze alan bir anlayış.’ Çünkü sosyal güvenlik insanı koruyan, aileyi ayakta tutan, çalışanı güvence altına alan, hastaya umut olan, engelli vatandaşlarımıza destek olan büyük bir dayanışma sistemidir. Bu seneki sosyal güvenlik haftasının teması ‘Kayıtdışılık ile Mücadele’ sloganımız ise ‘Sigorta ile iş güvende, işçi güvende gelecek güvende.’ Gerçekten de sosyal güvenlik güçlü bir devlet ile güçlü millet arasındaki en önemli güven köprüsüdür. Sosyal güvenlik sosyal devletin en somut tezahürüdür. Sosyal güvenlik bir ülkenin vicdanıdır" ifadelerini kullandı. Bakan Işıkhan, insanlık tarihi boyunca güvenlik ihtiyacının, en temel ihtiyaçlardan biri olduğuna değinerek, şöyle devam etti: "Dünyada, sosyal güvenlik anlayışı sanayi devrimi sonrası hızla gelişmiş zamanla sağlık sigortası, emeklilik, iş kazası, işsizlik ve sosyal yardımlar gibi alanları kapsayan büyük bir sisteme dönüşmüştür. Türkiye’de ise sosyal güvenlik sistemi uzun yıllar parçalı ve dağınık bir yapı içerisinde ilerlemiştir. SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı şeklindeki bu dağınık yapı farklı standartlar, farklı uygulamalar ve ciddi mağduriyetler üretmiştir. O yılları hepimiz çok iyi hatırlıyoruz. Hastane kuyrukları, ilaç kuyrukları, sosyal güvencesi olmadığı için tedavi olamayan vatandaşlarımız, hastaneye para ödemediği için rehin kalan vatandaşlarımızı. İşte bu vaziyetten bir dönüm noktası olarak, Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın güçlü iradesi ve liderliğiyle Cumhuriyet tarihimizin en büyük sosyal devlet reformlarından birini hayata geçirmiştik." "Bugün Türkiye dünyanın en kapsayıcı genel sağlık sigortası sistemlerinden birine sahiptir" 2006 yılında gerçekleştirilen sosyal güvenlik reformu ile SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’nın tek çatı altında birleştirildiğini, norm ve standart birliği sağlandığını, Genel Sağlık Sigortası sisteminin kurulduğunu, sosyal güvenlik kapsamının tüm vatandaşları içine alacak şekilde genişletildiğini hatırlatan Işıkhan, "2002 yılında sosyal güvenlik kapsamı yaklaşık yüzde 70 seviyesindeyken bugün nüfusumuzun tamamı sosyal güvenlik şemsiyesi kapsamındadır. Bugün Türkiye dünyanın en kapsayıcı Genel Sağlık Sigortası sistemlerinden birine sahiptir. Vatandaşlarımız kamu, üniversite ve özel hastanelerden eşit şekilde yararlanabilmektedir. Bugün artık Türkiye’de sağlık hizmetine erişemediği için mağdur olan bir vatandaş profili değil dünyanın gıpta ile takip ettiği örnek alınan bir sosyal güvenlik sistemi bulunmaktadır" diye konuştu. "Sosyal güvenlik sistemi popülizme teslim edilemeyecek kadar stratejik bir meseledir" Bakan Işıkhan, sosyal güvenlik sisteminin, bugünün yanında geleceği de korumak zorunda olduğuna dikkati çekerek, "Bu nedenle sosyal güvenlik sistemi, popülizme teslim edilemeyecek kadar stratejik bir meseledir. Biz sosyal güvenliği sadece bir ekonomi başlığı olarak da görmüyoruz. Biz sosyal güvenliği aynı zamanda bir milli güvenlik meselesi olarak değerlendiriyoruz. Çünkü güçlü sosyal güvenlik sistemi güçlü toplum demektir. Güçlü toplum ise güçlü devlet demektir. Bu anlayışla, son 24 yılda sosyal güvenlik alanında çok önemli reformları ve icraatları sizlerle birlikte hayata geçirdik" dedi. "Sadece 2025 yılında sağlık ödemeleri için; 1 trilyon 353 milyar lirayı aşan ödeme gerçekleştirdik" Bakan Işıkhan, sosyal güvenliğin aynı zamanda sağlık güvencesi de olduğunu belirterek, "Bugün SGK olarak 2 bin 500’e yakın hastane, 30 bin eczane, 8 bin optik merkezi, 5 bin medikal market üzerinden vatandaşlarımıza sağlık hizmeti sunuyoruz. MEDULA sistemimiz sayesinde günlük 2,5 milyon provizyon, 12 milyon tedavi işlemi, 2,2 milyon e-reçete işlemini kesintisiz bir şekilde gerçekleştirmekteyiz. Sadece 2025 yılında sağlık ödemeleri için 1 trilyon 353 milyar lirayı aşan bir ödeme gerçekleştirdik. Geri ödeme kapsamına alınan ilaç sayımızı sürekli artırıyoruz. Kanser ilaçlarından SMA tedavilerine kadar çok sayıda kritik ilacı, SGK tarihinde ilk kez vatandaşlarımızın erişimine sunduk" şeklinde konuştu. Dijital dönüşüm alanında da tarihi bir değişim gerçekleştirdiklerine işaret eden Işıkhan, "Türkiye Yüzyılı vizyonuyla, sosyal güvenlik hizmetlerini dijital yapının altyapısıyla yeniden şekillendiriyoruz. Bugün SGK, e-Devlet üzerinde en çok kullanılan kamu kurumlarından birisidir. 2025 yılı içerisinde SGK uygulamaları e-Devlet’e toplam 1,5 milyardan fazla görüntü sağlamıştır. Şu anda e-Devlet üzerinden 183 farklı uygulamayla vatandaşlarımıza hizmet sunuyoruz. ALO 170 hattımıza yalnızca 2025 yılında 17 milyon 700 bin çağrı gelmiştir. 2025 yılı içerisinde vatandaşlarımıza 647 milyonun üzerinde SMS bilgilendirmesi gerçekleştirdik. Şimdi ise yapay zeka destekli yeni sistemlerimizi devreye alıyoruz. Kayıp-kaçakla mücadelede, sahte sigortalılık tespitinde, risk analizlerinde ve sağlık harcamalarının daha etkin yönetilmesinde yapay zeka tabanlı sistemleri kullanıyoruz. Amacımız, vatandaşımızın işini kolaylaştıran, bürokrasiyi azaltan, hızlı ve kaliteli hizmet sunan güçlü bir sosyal güvenlik sistemini oluşturmaktır" şeklinde konuştu. "Çalışan annelerimizi desteklemek amacıyla analık izin süresini artırdık" Bakan Işıkhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilan ettiği "Aile Yılı" vizyonu kapsamında aileyi güçlendiren sosyal güvenlik politikalarını da kararlılıkla sürdürdüklerine vurgu yaparak, "Çalışan annelerimizi desteklemek amacıyla analık izin süresini uzattık. Yeni düzenlemeyle birlikte Tekil gebelikte analık izin süresi bildiğiniz gibi; 16 haftadan 24 haftaya, Çoğul gebelikte ise 18 haftadan 26 haftaya çıkarılmıştı. 2026 yılının ilk çeyreğinde annelerimize 3 milyar 742 milyon lira analık ödeneği, yaklaşık 140 milyon lira da emzirme ödeneği sağladık" ifadelerini kullandı. "Sosyal güvenlik sistemimizi gençlerimiz için daha güçlü hale getireceğiz" "Önümüzdeki dönemde hedefimiz daha kapsayıcı, daha sürdürülebilir, daha dijital ve daha insan odaklı bir sosyal güvenlik sistemini oluşturmaktır" diyen Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz kayıt dışı istihdamı azaltmayı, aktif sigortalı sayısını artırmayı, sosyal güvenlik sistemimizin mali sürdürülebilirliğini güçlendirmeyi, sağlık hizmetlerinde kaliteyi yükseltmeyi, dijitalleşmeyi daha ileri seviyeye taşımayı, yapay zeka destek hizmet modellerini yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda sosyal güvenlik sistemimizi, gençlerimiz için daha güçlü hale getirmek istiyoruz. Çünkü bugün attığımız her adım değerli çalışma arkadaşlarım sadece bugünün değil, gelecekte çocuklarımızın ve torunlarımızın sosyal güvenlik hakkını koruyacaktır. Türkiye Yüzyılı’nın güçlü ekonomisiyle, güçlü üretimiyle, güçlü istihdamıyla ve güçlü sosyal devlet yapısıyla inşallah hep birlikte inşa edeceğiz. Ben bu anlamlı hafta vesilesiyle SGK Personelimize, emeklilerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza, doktorlarımıza, eczacılarımıza, hemşirelerimize ve diğer sağlık personelimize, kısaca sosyal güvenlik sistemimize katkı sunan tüm paydaşlarımıza emekleri için teşekkür ediyorum. Sosyal güvenlik sistemimizin bugünlere ulaşmasında büyük emeği ve vizyonu bulunan Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere emeği geçen herkese huzurlarınızda teşekkür ediyorum."
Bursa Kahkaha Hatay’daki çocuklar için yükseldi Kalbim Seninle Yardımlaşma Derneği tarafından düzenlenen ve yoğun ilgi gören Kaan Sekban stand up gösterisi, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi Orhangazi Salonu’nda gerçekleştirildi. Sanatın gücünü sosyal faydayla buluşturan gecede, izleyiciler kahkaha dolu anlar yaşarken aynı zamanda Hatay’ın Defne ilçesinde hayata geçirilecek "Kalbim Seninle Gündüz Bakımevi" projesine de destek verdi. Kurumsal hayatın absürtlüklerinden sosyal medya davranışlarına uzanan anlatımı ve yüksek enerjisiyle sahne alan Kaan Sekban, salonu dolduran konuklara unutulmaz bir gece yaşattı. Etkinlikten elde edilen tüm gelir ise deprem bölgesinde çocukların güvenli ve sıcak bir eğitim ortamına kavuşması amacıyla sürdürülen gündüz bakımevi projesine aktarılacak. 6 Şubat depremlerinin ardından bir hareket olarak başlayan ve bugün 23 gönüllü kadınla çalışmalarını sürdüren Kalbim Seninle Yardımlaşma Derneği, Hatay’da kalıcı projeler üretmeye devam ediyor. Eğitim ve çocuk odaklı çalışmalar yürüten dernek, bugüne kadar binlerce çocuğa ulaşırken, haziran ayında açılacak oyun parkının ardından şimdi de bölgeye kalıcı bir gündüz bakımevi kazandırmak için çalışmalarını sürdürüyor. Geceye Bursa iş, sanat, siyaset ve sivil toplum dünyasından birçok isim katılım sağladı. Gecede konuşma yapan Kalbim Seninle Yardımlaşma Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Başkanı Sebla Pamir Güler, "Bu gece sadece birlikte gülmedik. Aynı zamanda Hatay’daki çocuklarımızın geleceğine umut olacak bir projeye hep birlikte destek verdik. Yanımızda olan, bu harekete katkı sunan herkese yürekten teşekkür ediyoruz. 2 senelik genç bir dernek olarak bu kadar büyük ve anlamlı bir projeyi hayata geçirecek olmanın çok büyük heyecanını yaşıyoruz" dedi. Kalbim Seninle Yardımlaşma Derneği, Hatay’da hayata geçirilecek gündüz bakımevi projesi için destek çalışmalarını önümüzdeki süreçte de sürdürürken; çocukların güvenli, umut dolu ve eşit bir geleceğe ulaşabilmesi adına kalıcı sosyal sorumluluk projeleri üretmeye devam edecek.