ASAYİŞ - 20 Ocak 2017 Cuma 12:17

Göçmen kaçakçıları ilk defa bunu deneyecekti, İzmir polisi engelledi

A
A
A
Göçmen kaçakçıları ilk defa bunu deneyecekti, İzmir polisi engelledi

İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İzmir merkezli 5 ilde yapılan operasyonla göçmen kaçakçılığı yapan şebekeyi çökertti. Liderliğini Suriye uyruklu M.A.’nın yaptığı şebekede Türk üyelerin ulaşım ve bot işlerine baktığı, şebeke üyeleri arasında Suriyeli ses sanatçısı ve Filistinli modacının olduğu öğrenildi. Geri gönderme anlaşması nedeni ile adam başı geçiş ücretleri 500 dolara kadara düştüğü belirtildi. Yunanistan’a gidebilen göçmenlerin geri Türkiye’ye gönderilmesi nedeni ile şebekenin 400 kişilik büyük gemi ayarladığı ve adam başı 4 bin dolar karşılığında Çeşme’den kalkacak gemi İtalya’ya direk sefer yapma hazırlığındayken İzmir polisinin 4 aydır takip ettiği şebekenin çökertildiği öğrenildi.
İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti Büro Amirliği ekipleri, İzmir merkezli olarak Ege Bölgesi’nde faaileyet gösteren ve yasadışı yollardan deniz yolu ile göçmenleri Yunanistan’a kaçıran şebekeyi geçtiğimiz 14 Ekim’den itibaren izlemeye aldı. Polis ekipleri, şebekenin işleyişini çözmek için, şebeke üyelerini takip etmeye başladı. Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti Büro Amirliği ekipleri, şebekeyi takibe aldığı günden geçtiğimiz 16 Ocak tarihine kadar 14 ara yakalama yaparak; 400 Suriye, 31 Fas, 17 Afganistan, 11 Bangledeş, 5 Gana, 4 Eritre, 4 Mali, 11 İran, 2 Irak, 2 Kongo, 2 Mynmar ve 2 Yemen olmak üzere toplam 491 göçmen yakaladı. Yakalamalar sırasında; 4 adet lastik bot, 1 adet bot motoru, 24 adet araç, 188 adet can yeleği, 22 şambrel can simidi ve 6 adet pompa ele geçirildi. Olaylarda insan ticareti yaptığı ileri sürülen 34’ü Türk, 3’ü Suriyeli olmak üzere 37 kişi yakalandı. Yakalanan 37 şüpheliden 7 Türk adli makamlarca serbest bırakılırken 30 şüpheli tutuklandı.
Polis son darbeyi vurdu
Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti Büro Amirliği ekipleri, şebekeye ara yakalamalarla darbe vururken en son darbeyi ve liderlerini geçtiğimiz geçtiğimiz Salı günü yapılan operasyonla vurdu. İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, göçmen kaçakçılığı yapan şebekeye İzmir merkezli; İstanbul, Adana, Mersi ve Adana’da 22 adrese eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyonda, 11 Suriyeli, 11 Türk ve bir Filistinli yakalandı. Polis ekiplerinin adreslerde yaptığı aramada; İçerisinde göçmen şahısların para hesaplarının tutulduğu ve Arapça şifrelerin yazılı bulunduğu ajanda ve çok sayıda belge, 2 adet kurusıkı tabanca ve bunlara ait fişekler, 187 bin 300 lira değerinde dört adet senet, 25 bin lira değerinde bir adet çek ve şüphelilerin cep telefonları çıktı. Emniyette sorgulaması biten 4 Türk, savcılık talimatı ile serbest kaldı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 11’i Suriyeli, 7’si Türk ve biri Filistinli toplam 19 şüpheli bugün sabah saatlerinden adliyeye sevkedildi.
Şebekenin lideri Suriyeli
Yaklaşık 4 aydır göçmen kaçakçılığı yapan şebekeyi takip eden Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti Büro Amirliği ekipleri,şebekenin işleyişini de bir bir çözdü. Şebekenin liderliği Suriye uyruklu M.A. yaparken şebekede Türklerin bulunduğu grubun liderliğini yapanın ise M.T. olduğunu belirledi. Suriyelilerin üstün olduğu şebekede, şebeke üyesi olan Türklerin ulaşım ve bot ayarlamada çalıştıkları belirtildi. Suriye uyruklu şebeke üyelerinin 3-4 kez yasadışı yollardan deniz yolu ile Yunanis’tan’a geçmeye çalıştıkları ancak geçemeyince, göçmen kaçakçılığında da iyi para kazanıldığını görünce bu işe girdikleri ileri sürüldü.
Şebeke üyeleri arasında ses sanatçısı ve modacı var
Şebeke üyeleri arasında olan Suriye uyruklu 25 yaşındaki A.A.’nın Suriye’de ses sanatçılığı yaptığı iç savaş sonrası Türkiye’ye sığınarak İzmir’e yerleştiği öğrenildi. Ses sanatçısı A.A.’nın İzmir’e geldikten sonra düğünlerde şarkı söyleyerek para kazandığı, çevresindeki Suriye uyruklu arkadaşlarının göçmen kaçakçılığından çok para kandığını görünce bir taraftan düğünlerde şarkı söylerken bir taraftan da şebekeye çalıştığı iddia edildi. Göçmen kaçakçılığı şebekesinin Filistin uyruklu üyesi H.M.H.A.’nın ise modacı olduğu öğrenildi. Filistin’de bir üniversitenin Gazetecilik Bölümü’nü bitiren H.M.H.A.’nın okulu bitirdikten sonra Filistin’de modacı olarak çalıştığı, İzmir’e gelince de Konak ilçesi Basmane semtinde bir moda evinde çalıştığı öğrenildi. H.M.H.A’nın da, göçmen kaçakçılığından çok para kazanıldığı için şebekeye çalıştığı ileri sürüldü.
Bölge bölge görevlendirme
Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti Büro Amirliği ekipleri, göçmen kaçakçısı şebekenin 3 bölgede görev dağılım yaptığını belirledi. Bir grup şebeke üyesinin, Suriye’den Türkiye’ye göçmenlerin giriş yaptığı Kilis, Gaziantep’de gelen Suriyelileri karşıladığı, Yunanistan’a geçmek isteyenleri İstanbul’a yönlendirdiği öğrenildi. İstanbul’daki şebeke üyelerinin ise göçmenleri, yasadışı yollar ile Yunanistan’a geçecekleri günü ayarlayıp geçiş yapılacakları güne göre göçmenleri İzmir’in Dikili ve Çeşme ilçelerine götürdüğü belirtildi. Avrupa Birliği ile yapılan Geri gönderme anlaşması nedeni ile geçişlerin azalması nedeni ile daha önce adam başı bin - bin 500 dolar olan tarifenin şebekece 500 dolara çekildiği belirtildi.
Mobil kasa
Şebekenin kasa sistemi ile çalıştığı bildirildi. Şebeke üyelerine ulaşan göçmenlerin önce şebeke üyesine geçiş ücreti olan adam başı 500 doları verdiği daha sonra üzerinde para varsa mobil çalışan şebeke üyesine emanet ettiği ortaya çıktı. Şebeke üyesi emanet adlığı göçmenin parasına karşılık göçmene şifre verdiği, Yunanistan’a geçince şifre ile oradaki şebeke üyesince emanet verdiği parayı aldığı öğrenildi. Şebekenin emanet paradan ise ne kadar parası olursa olsun yüzde 2 komisyon adlığı belirtildi. Göçmen kaçakçılığı yapan şebekenin bu yöntem ile ilk belirlemelere göre 4 milyon lira kazanç sağladığı belirlendi. Devam eden soruşturmada şebekenin elde etmiş olduğu haksız kazancın daha da artabileceği belirtildi.
Büyük gemi ile direk sefer yapacaklardı
Öte yandan, İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti Büro Amirliği ekipleri, 20-30 kişilik botlarla göçmen kaçakçılığı yapan şebekenin 400 kişilik gemi ile göçmenleri direk İtalya’ya götüme planlarını ise bozdu. Şebekenin, geri gönderme anlaşması nedeni ile göçmenlerin Yunanistan’dan tekrar Türkiye’ye geri gönderildiği için az kişinin kendilerine baş vurduğu için İtalya’ya direk sefer yapma planlarının olduğu belirlendi. İnsan taciri şebeke üyelerinin, iddiaya göre 400 kişilik bir gemi ayarladığı, Çeşme’deb kaldırılacak gemi ile göçmenleri adam başı 4 bin dolar karşılığında direk İtalya’ya görüleceği belirlendi. Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti Büro Amirliği ekipleri, 4 aydır takip ettiği şebekeyi, gemi kaldırmadan önce son darbeyi vurarak şebekeyi çökerttiği öğrenildi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Ata tohumları Karatay’da toprakla buluştu Konya’nın merkez Karatay ilçe Belediyesi’nin üretilebilir, yerli ve milli Ata Tohumlarının da çoğaltılıp Türk tarımına katkı sağlaması hedefiyle hayata geçirdiği “Karatay Ata Tohum” projesi devam ediyor. Bu çerçevede belediye, Karatay Saracoğlu Mahallesi’ndeki 300 bin metrekarelik alanda 33 çeşit ürünün Ata Tohumu fidesini toprakla buluşturdu. Karatay Belediyesi de iki yıl önce hayata geçirdiği “Karatay Ata Tohum” Projesi ile bugüne kadar vatandaşa kapya kırmızıbiber, kıl biber, köy biberi, biber yediveren, mısır, karpuz, salatalık ve kabak gibi on binlerce ücretsiz Ata Tohumu dağıttı. Yine Karatay Belediyesi, yerli üretime katkı sunmak adına her yıl 20 bin üreticiye de Ata Tohumu dağıttı. 33 çeşit ata tohumu fidesi toprakla buluştu Söz konusu proje kapsamında Karatay Belediyesi ayrıca; Karatay’ın Saracoğlu Mahallesi’nde oluşturulan 300 dekar yani 300 bin metrekarelik alanda 33 çeşit Ata Tohumu’nun fidesini de yine toprakla buluşturdu. Bu projeyle; dolma biber, kıl biber, kapya biber, köy biberi, acı yediveren biber, acı sarı top biber, sarı kapya, kırmızı acı kapya, salçalık domates, köy domatesi, ayaş domatesi, pembe domates, turuncu domates, mor domates, siyah domates, kırım domatesi, osmanlı patlıcanı, kavun, karpuz, kara kabak, beyaz kabak, su kabağı, bal kabağı, lif kabağı, atalık mısır, salatalık, pırasa, kırmızı lahana, beyaz lahana, fasulye, kudret narı, kavılca buğdayı ve aiyez buğdayı fideleri ekildi. Bu tohumlar atalarımızın bize kıymetli bir emanet Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Karatay Ata Tohum Projesi ile Türk tarımının yerli ve milli tohum ile güçlenmesine katkı sağlama amacı taşıdıklarına vurgu yaptı. Başkan Hasan Kılca şunları söyledi: “Konyamız, tarımda ülkemizin en önemli üretim merkezlerinin başında yer alıyor. Tarih boyunca da çiftçimizin alın teriyle işlediği mahsuller, Anadolu coğrafyasının medeniyet değerleriyle bereketlenip nice sofralara ulaştı. İlçemiz de bu konuda hem şanslı hem de bereketli bir belde. Bilindiği gibi Hayıroğlu Mahallemizdeki Boncuklu Höyük kazı alanında yapılan çalışmalar sonucunda, tarımın Avrupa’ya Anadolu’dan gittiğine dair buluntular ortaya çıkarıldı. Bu kanıt, kadim şehrimizin tarih boyunca tüm dünyadaki tarımsal faaliyetlere yön veren önemli bir merkez olduğunu bizlere bir kez daha göstermektedir. Karatay Belediyesi olarak mirasçısı olduğumuz bu aziz topraklara minnet ve vefa duygusuyla sürdürdüğümüz ‘Karatay Ata Tohum’ projemizle besin değerleri kaybolmamış ve doğallığını yitirmemiş tohumları koruyup çoğaltarak gelecek nesillerimize ulaştırmayı amaç edindik. Projemiz kapsamında on binlerce vatandaşımıza ata tohumunu ücretsiz bir şekilde hediye ettik. Yine söz konusu projeyle bu tohumlarımızdan ürettiğimiz fidelerimizi ilçemiz sınırları içerisinde Saracoğlu Mahallemizde 300 bin metrekarelik alanda toprakla buluşturduk. Bu tohumlar bize atalarımızın bize birer kıymetli emaneti. GDO’suyla oynanmamış, yerli ve milli olan bu tohumları gelecek nesillere aktarmak için çabalıyoruz. Projemizin yarınlarımıza güzellik, şehrimize ve tarıma değer katacağına yürekten inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Ata Tohumu, genetiğiyle oynanmamış, herhangi bir laboratuvar ortamında müdahaleye maruz kalarak DNA dizilimi bozulmamış, lezzet ve besin değeri yüksek olarak mahsul alınan tohumlar olarak biliniyor. Bu özelliğiyle Ata Tohumları, kültürel bir miras olarak nesilden nesille aktarılmanın önemi artıyor.
Mersin Seçer: "Tarıma desteği artırarak devam ettireceğiz" Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, bitkisel üretimden hayvancılığa kadar her alanda bölgenin tarımsal üretimine önemli katkılar yaptıklarını belirterek, "Her yıl da artırarak devam ettireceğiz” dedi. Seçer, Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şubesi tarafından düzenlenen ‘Geleneksel Başak Balosu’na katıldı. Meslektaşlarıyla birlikte olmaktan mutluluk duyduğunu söyleyen Seçer, ziraat mühendisliğinin kutsal meslekler arasında olduğunu belirterek, “Üretim ve gıda olmazsa insan hayatı olmaz, devam etmez. Sadece bölgemizin ve ülkemizin değil, dünyanın şu anki sorunu, gıda, gıdaya ulaşım ve gıda arzı” diye konuştu. Türkiye’de de en büyük sorun alanlarından bir tanesinin tarım sektörü olduğuna dikkat çeken Seçer, “Uzun yıllardır Türkiye’nin mevcut yapısı, koşulları, şartları, bölgeye ve dünyaya tarım ürünleri konusundaki yaptığı ihracat, ticaret gibi bütün bu önemli özellikler bir tarafa alınıp ülkemizde uzun boyutlu, sürdürülebilir, istikrarlı bir tarım politikası uygulandığını söyleyemeyiz. Ülkemiz verimli tarım topraklarına sahip bir tarım ülkesi. Toplumumuz tarım toplumu olarak değerlendirilir” ifadelerini kullandı. “Tarıma desteği her yıl artırarak devam ettireceğiz” Mersin Büyükşehir Belediye olarak Mersin’de üretici için çalıştıklarını kaydeden Seçer, “Biz yerel yöneticiler olarak yetkilerimizden kaynaklanan gücümüzle tarım sektörüne de bütçe ayırabiliriz, projeler geliştirebiliriz ve destekler yapabiliriz. 2019 yılında göreve geldiğimiz günden bugüne kadar uygulamamız tam da bu anlayışta oldu. Özellikle küçük aile işletmeleri ve üretici kadınlar bizim hedef kitlelerimiz oldu. Bitkisel üretimden hayvancılığa kadar her alanda yaptığımız dokunuşlarla bölgenin tarımsal üretimine önemli katkılar yaptık. Her yıl da artırarak devam ettireceğiz” şeklinde konuştu. Ziraat mühendislerine iş birliği çağrısı Ziraat Mühendisleri Odası üyelerine seslenen Seçer, projelerde ortaklaşma çağrısı yaparak, “Biz Büyükşehir Belediyesiyiz, mutlaka her anlamda sizlere güç, cesaret ve güven verebiliriz. Çok iyi işler çıkarabilirsiniz, yeter ki bunu hep beraber isteyelim. Başkanımıza da zaman zaman söylediğim talebimi yineliyorum; sizlerle iş birliği yapmak ve sizlerin bilgi birikiminden yararlanmak isteriz. Beraberce Mersin’e, Mersin halkına ve Mersin’deki üreticilerimize katkı yapmak isteriz” dedi. Konuşmaların ardından Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Prof. Dr. Okan Özkaya tarafından Başkan Seçer’e plaket takdim edildi.
Eskişehir Belde Evleri, kadınların hayatına dokunuyor Tepebaşı Belediyesi bünyesinde bulunan Belde Evleri, dayanışmanın, paylaşmanın ve sosyalleşmenin merkezi olmaya devam ederken, kadınların hayatına dokunmayı da sürdürüyor. Tepebaşı bölgesinde yaşayan vatandaşların daha iyi hizmet alabilmesi, talep ve şikayetlerin yerine getirilebilmesi adına belirli noktalarda oluşturulan Belde Evleri’nde açılan kurslar, gerçekleştirilen sosyal yardımlar ve kültürel faaliyetler ile büyük beğeni topluyor. Belde Evleri’nde; genç, yaşlı, kadın, erkek, çocuk binlerce vatandaş, eğitim, hobi, spor, müzik gibi kurslarından ücretsiz olarak yararlanabilirken, bugüne kadar yetişkinler ve çocuklar için çok sayıda branşta kurs düzenlendi. Bu kurslara on binlerce Eskişehirli katılım gösterdi. Her yaştan insanı bir araya getiren, paylaşma ve yardımlaşma mutluluğunun yaşandığı Belde Evleri, özellikle kadınların hayatına dokunarak hem sosyalleşmelerine hem de ev ekonomilerine katkı sunmalarına yardımcı oluyor. Eskişehir’de Belde Evleriyle tanışan 66 yaşındaki emekli öğretmen Hülya Yücel, Batıkent Belde Evi’nde geleneksel ve unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarından biri olan çini sanatına katkı sağlamak için açılan çini kursunda, geçen yıl yaşanan, asrın felaketi olarak nitelendirilen Şubat depreminin ardından Antakya’dan Eskişehir’e geldiğini ve burada Belde Evleriyle tanıştığını anlattı. “Belde Evleri beni büyük ölçüde iyileştirdi” Yücel, depremden dolayı büyük bir depresyon yaşadıklarını ancak Belde Evleriyle tanışmasıyla kendisinde büyük bir iyileşme olduğuna dikkat çekerek “Eskişehir’i çok sevdiğimiz ve buranın medeniyetini, yaşam şeklini çok beğendiğimiz için depremden sonra Antakya’dan buraya geldik. Depremden sonra büyük depresyon yaşadık. Bizim evimiz yıkıldı, her şeyimiz gitti. Pijamalarımızla, kimliksiz sokaklarda kaldık. Yavaş yavaş kendimizi toparlamaya başladık. Belde Evi’ni bulmuş olmak, burada olmak, hocamızla birlikte bu güzel çalışmaları yapabiliyor olmak bana büyük bir rehabilite oldu. Beni çok büyük ölçüde iyileştirdiğini düşünüyorum. Ayrıca Belde Evleri hem yetenek olarak hem çevre olarak bana çok şey kattı. 66 yaşındayım ama yine de bir şeyleri başarmak zorundayım. Çünkü ben her şeyden önce bir anneyim. Dolayısıyla güçlü olmak, kendime bakmak ve dimdik olmak zorundayım. Bunu yapmaya çalışıyorum. Diğer arkadaşlarım kursa benden önce başlamıştı. Biz depremden sonra geldiğimiz için biraz geç başladım. Baktım herkes çok güzel şeyler yapıyor. Ben önce bir korktum, ben yapamam diye düşündüm. Hocam da bana bir iki çizim gösterdi. Şimdi hem çini işliyorum hem de satış yaparak ev ekonomisine katkı sunuyorum. Bütün hanımlara yaşı ne olursa olsun herkese tavsiye ediyorum. Ben Tepebaşı Belediyesi’ne hem sıcak karşılamaları için hem de bu tür çalışmalar gerçekleştirdiği için çok teşekkür ederim” dedi. “Arkadaşlarına örnek oluyor” Çini kursu eğitmeni Sevil Aktaş da kursiyeri Hülya Yücel’in azmi ile diğer katılımcılara örnek olduğunu belirterek, “Hülya Yücel çok çalışkan ve azimli. İleriye dönük hayalleri var. Hevesi ve disiplini ile diğer kursiyerlerden öne çıkıyor. Çalışma ve azmi ile kurstaki arkadaşlarına örnek oluyor. Satış yapmayı ve daha da önemlisi çini sanatını Eskişehir’e tanıtmayı hedefliyor” dedi. “Kentimize değer katıyor” Belde Evleri ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, “Tepebaşı’mızın simgelerinden biri olan Belde Evleri projemiz 2001 yılından bu yana kentimize değer katıyor. Belde Evlerimiz, 7’den 70’e tüm Eskişehirlilerin sevdiği sıcak birer yuva gibi. Bu aile sıcaklığını hissettiğimiz için çok mutluyuz. Başta kadınlarımız olmak üzere tüm Eskişehirliler Belde Evleri’ni çok seviyor. Kadınlarımız burada hem sosyalleşiyor, hem kendilerine zihinsel olarak rahatlıyor hem de ev ekonomilerine katkıda bulunma imkanı yakalıyor. Tepebaşılı hemşehrilerimiz bu merkezleri doldurduğu için projemiz anlam kazanıyor, bunun için mutluyuz” diye konuştu.