ASAYİŞ - 16 Temmuz 2021 Cuma 08:45

Bir dönem sona erdi: 62 yıllık Buca Cezaevi resmen kapatıldı

A
A
A
Bir dönem sona erdi: 62 yıllık Buca Cezaevi resmen kapatıldı

1959 yılında faaliyete giren İzmir Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu (Buca Cezaevi), kapılarını resmen kapattı.

1959 yılında faaliyete giren İzmir Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu (Buca Cezaevi), kapılarını resmen kapattı. Bugüne dek 600 bin hükümlü ve tutuklunun barındığı, pek çok filme sahne olan cezaevinde, 62 yıllık dönem sona ermiş oldu.


İzmir’in Buca ilçesinde bulunan, 1956 yılında yapımına başlanan ve 1959 yılında hizmete açılan Buca Cezaevi, 30 Ekim 2020’de meydana gelen 6.9’luk deprem sonrasında hasar almıştı. Depremin ardından cezaevinde bulunan mahkumlar, farklı cezaevlerine nakledilmişti. 62 yıllık cezaevi, mahkumların nakledilmesinin ardından 17 Mayıs tarihinde resmen kapandı. Bugüne dek 600 bin hükümlü ve tutuklunun barındığı ve pek çok filmin çevrildiği cezaevi, kapatılmasının ardından görüntülendi. 80 dönümlük alanda 16 bloktan oluşan Buca Cezaevi, günümüz şartlarında fiziki yapısı ve bina yaşından ötürü ihtiyaca cevap vermekte zorlandıysa da hizmete açıldığı dönem şartlarında mimari yapısı, içinde barındırabileceği hükümlü ve tutuklu kapasitesi olarak en üst düzeyde inşa edilen kurum olarak tanımlanıyordu.



Bir dönem en büyük iki cezaevinden biriydi


İnşa edildiği dönemde Bayrampaşa Cezaevi ile birlikte Türkiye’nin en büyük iki ceza infaz kurumundan biri olan Buca Cezaevi, bin 300 kişilik kapasitesiyle faaliyete açılırken, ilerleyen dönemlerde ihtiyaçlar doğrultusunda kapasitesi 3 bin kişiye yükseltilmişti. 2000’li yıllara kadar adli, terör, çocuk ve kadın gibi tüm suç grupları ve cinsiyetlerin bir arada (farklı koğuşlarda) barındırıldığı kurum olarak faaliyet göstermişti. 2000’li yıllardan sonra ise suç grubu ve cinsiyete göre müstakil ceza infaz kurumlarının inşa edilmesiyle beraber Buca Cezaevi’nde bulunan terör, kadın, çocuk hükümlü ve tutuklular, suç grubuna ve cinsiyetine uygun kurumlara nakledilmişti.



Bazı ünlü isimler de Buca Cezaevinde yattı


1959 yılında yerleşim alanlarının dışına inşa edilen Buca Cezaevi, zaman içinde şehrin genişlemesiyle beraber adeta şehrin ortasında kaldı. Bugüne kadar yapılan istatistiki çalışmalar sonucunda ise 1959-2021 yılları arasında Buca Cezaevinde yaklaşık 600 bin hükümlü ve tutuklunun barındığı tespit edildi. Buca Cezaevinin faaliyeti süresince ünlü aktör ve aktrislerin rol aldığı birçok Yeşilçam filmi çekildi. Bu filmlerden bazıları ise Orhan Gencebay ve Necla Nazır’ın oynadığı “Ben Doğarken Ölmüşüm” filmi ve İrfan Atasoy ve Hamiyet Yankı’nın rol aldığı “Susuz Yaz” filmi oldu. Öte yandan bazı ünlü isimler de kısa süreli olarak Buca Cezaevi’nde yattı.



Adalet Bakanı Gül açıklamıştı


Geçen günlerde İzmir’de temaslarda bulunan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Buca Cezaevinin kapatılmasıyla alakalı şunları söylemişti:


“Yıllardır Buca’da şehrin ortasında kalan bir cezaevimiz var ve yaklaşık 4 bin vatandaşımızın orada, cezaevinde kaldığını hepimiz biliyoruz. Bu cezaevi 1959 yılından beri faaliyet gösteren bir cezaevimiz. Bakanlığımız olarak İzmir’imizin talebini dikkate aldık. Gerçekten de depreme dayanıklılıktan, çağdaş modernlikten uzak olan cezaevi İzmir’e yakışmıyordu. Buca Cezaevini kapatma kararı aldık. Buca Cezaevini Bakanlığımız olarak kapattık. Bu konuda da Buca’ya, İzmir’imize yakışır şekilde, artık cezaevi olarak değil en güzel şekilde nasıl değerlendirilecekse o şekle getirdik. Oraya artık mahkum, tutuklu almama kararımız var, kapatma kararımız var. Bu da İzmir’imiz için hayırlı olsun. Bundan sonra İzmir’imizin şehir içerisinde yer alan bu yapısı artık cezaevi değil daha güzel bir şekilde değerlendirilmiş olacak. Bunu da gerçekleştirmiş olmanın büyük bir mutluluğunu yaşıyoruz.”



2002’den beri 360 ceza infaz kurumu kapatıldı


2002 yılından itibaren standartlara uymayan 360 ceza infaz kurumu kapatıldı. Bunların yüzde 26’sı 2017 yılından itibaren kapatıldı. Ulucanlar Ceza İnfaz Kurumu 2006 yılında kapatılmış, Ulucanlar’ı takiben Bayrampaşa Kapalı Ceza İnfaz Kurumu da 2008 yılında kapatılmıştı. 1959 yılından beri faaliyet gösteren Buca Cezaevi de kapatılan ceza infaz kurumları arasındaki yerini aldı. 1978 yılında inşa edilen Diyarbakır Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun da kapatılacağı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 9 Temmuz gününde kamuoyuna duyuruldu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ataşehir’de rüşvet iddiasında soruşturma dosyasına milyon dolarlık talepler yansıdı İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ataşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen rüşvet soruşturmasında, teknik takip kayıtları ve ifadeler dosyaya girdi. Edinilen bilgilere göre, dosyada yer alan iddialarda, ruhsat süreçlerine ilişkin taleplerin toplamda yaklaşık 13,5 milyon dolar seviyesine ulaştığı öne sürüldü. İfadesine başvurulan iş insanı H.Ö., ilk aşamada yaklaşık 6,5 milyon dolar ödeme yaptığını, ikinci aşamada ise 7 milyon dolar civarında yeni bir talep ile karşılaştığını iddia etti. H.Ö.’nün ifadesinde, ruhsat süreçlerine ilişkin şu değerlendirmeleri yaptığı öğrenildi: "İBB operasyonundan sonra kimse imza atmak istemedi. Eskiden bir istiyorlarsa, beş istemeye başladılar. ‘Zaten herkes içeride, parti kimseye sahip çıkmıyor. Bize de operasyon gelmeden ne koparırsak kar’ anlayışındalar. Bu yüzden para vermek zorunda kaldım." Soruşturma dosyasına giren teknik takip kayıtlarında ise taraflar arasında geçtiği öne sürülen bazı diyaloglar şu şekilde yer aldı: M.K. (Avukat): "Ne kadar yonttular seni?" H.Ö. (İş insanı): "265 net rakam. 6 buçuk milyon dolar." H.Ö. (İş insanı): "Fena yani, parçala Behçet oldum resmen." Soruşturmada ağırlamalar ve onaylar arasındaki takvim şu şekilde oluşturuldu: "1. Temmuz 2024: Müteahhit H.Ö., ‘Yapı Tadilat Ruhsatı’ öncesi Belediye Başkan Yardımcısı Birkan Birol Yıldız’ı Bodrum’daki yatında ağırladı. 2. Aralık 2024: Bodrum koylarındaki pazarlık, 6,5 milyon dolarlık rüşvetin ödenmesinin ardından, 16 ve 30 Aralık 2024 tarihlerinde projenin yapı tadilat ruhsatı onaylandı. 3. Temmuz 2025: İskan ruhsatı aşamasında Başkan Yardımcısı Yıldız ile birlikte Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in sağ kolu olarak bilinen Cengiz Gündoğan, 11-15 Temmuz tarihleri arasında müteahhidin lüks yatında ağırlandı. 4. Ağustos 2025: İkinci yat ağırlamasından bir ay sonra, 26 Ağustos 2025 tarihinde iskan ruhsatı jet hızıyla onaylandı. İkinci blok iskanı için 7 milyon dolarlık rüşvet pazarlığı sürecine girildi. Bir başka görüşmede ise şu ifadelerin yer aldığı iddia edildi: E.C. (Muhasebeci): "Günün bombasını duydun mu? İskan için 7 milyon dolar istiyorlarmış." E.E. (Mühendis): "Ne için istiyorlarmış? E binayı onların üzerine yapalım o zaman. 2-3 milyon dersin bir yere bağlarsın da 7 milyon dolar nedir?" E.C. (Muhasebeci): "Yediden başlayıp bire-ikiye razı edecekler. Pazarlık için yapıyorlar. Ben bu heriflere ‘operasyon siyasi’ diye kızıyordum ama bunlar harbiden hak ediyorlar bazen." Öte yandan soruşturma kapsamında, yapı tadilat ruhsatının Aralık 2024, iskan ruhsatının ise Ağustos 2025 tarihinde onaylandığı, bu süreçlerde taraflar arasındaki temasların ve zamanlamanın da inceleme konusu olduğu öğrenildi. Savcılık tarafından yürütülen soruşturmada, teknik takip kayıtları, seyahat ve konaklama verileri ile diğer belgelerin birlikte değerlendirildiği, rüşvet, irtikap ve görevi kötüye kullanma suçlamalarına ilişkin iddianame hazırlıklarının sürdüğü bildirildi.
Erzurum Erzurum’da "İş Kadınları Platformu" kuruluyor Erzurum’da kadın iş insanları, yalnızca üretimin değil, karar mekanizmalarının da güçlü bir parçası olmak için harekete geçti. Yaklaşık 50 kadın girişimci, "İlhamdan Liderliğe Kadın İzi" sloganıyla Palandöken’in zirvesinde bir araya geldi. Buluşma, sıradan bir toplantının ötesine geçerek, Doğu’da yükselen kadın gücünün somut bir adımına dönüştü. Erzurum’da kadın iş insanlarının bir araya geldiği zirvede ihracattan sanayiye, KOBİ’lerden esnafa kadar pek çok sektörün sorunları ele alındı. Ancak konuşmalar ilerledikçe ortak bir gerçek daha net ortaya çıktı. Kadınlar artık tek tek değil, birlikte daha güçlü olmak istiyor. Bu nedenle toplantının en önemli çıktısı, Erzurum merkezli bir "İş Kadınları Platformu" kurma kararı oldu. Türkiye genelinde kadınların üretime katılım oranı artarken, Doğu Anadolu’da bu yükseliş artık daha görünür ve daha iddialı bir noktaya taşınıyor. Palandöken İnovasyon Kadın Girişimciler Üretim ve İşletme Kooperatifi (PAL-KOOP) ile Genç Finansçılar Derneği’nin ev sahipliğinde düzenlenen zirve, farklı sektörlerden kadın patronları ilk kez bu ölçekte bir araya getirdi. Katılımcılar yalnızca birbirleriyle tanışmakla kalmadı iş birlikleri, ortak yatırımlar ve bölgesel kalkınma için somut adımları da masaya yatırdı. "Hakkımızı almaya geliyoruz" Zirvede söz alan PAL-KOOP Başkanı Işılay Çakır, konuşmasıyla salondaki kararlılığı adeta özetledi: "Amacımız kentte ticaret yapan kadın iş insanlarını bir araya getirip tanışmalarını sağlayarak ticaretlerine katkı sunmaktı. Ancak burada oluşan sinerji ve ortaya çıkan talepler, şehir ekonomisine yön veren kadınların artık güçlenmesi ve örgütlenmesi gerektiğini açıkça gösterdi. Bugün burada sadece mekanın aldığı kadar kadın iş insanını davet edebildik. Yaklaşık 50 iş kadını burada ama toplantıya katılamayan onlarca kadın iş insanı var. Açıkçası ben bu kadar çok olduğumuzu bilmiyordum. Artık bekleme değil, harekete geçme zamanı. Tüm kadın iş insanlarıyla birlikte İş Kadınları Platformu’nu kurmak için yola çıkıyoruz. Biz yok sayılamayacak kadar fazlayız. Siyasette de ticarette de hakkımızı almaya geliyoruz." "Bu zirve bir dönüm noktası" Zirvenin organizasyonunu üstlenen Genç Finansçılar Derneği Başkanı Meryem Bingöl ile Dernek Onursal Başkanı Doç. Dr. Fırat Altınkaynak da yaptıkları konuşmada bu buluşmanın önemine dikkat çekerek "Bugüne kadar birçok ekonomi zirvesi düzenledik. Ancak bu zirvenin yeri bizim için çok farklı. Erzurum’da kadınların, özellikle de iş dünyasında söz sahibi olan kadınların ayağa kalkması, şehir adına son derece kıymetli bir gelişme. Kadın elinin değdiği her şey değişir, gelişir ve güzelleşir. Bu nedenle ‘İşte kadın, işte hayat’ diyerek yola çıktık. Bu zirve bizim için en kıymetli buluşma" dedi. Hedef: Erzurum’dan yükselen bir güç Toplantıda yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’de ve özellikle bölgede kadın odaklı güçlü bir ekonomik hareketin eksikliğine dikkat çekildi. Katılımcılar bu eksikliği gidermek için ilk adımın Erzurum’dan atılması gerektiği konusunda hemfikir oldu: "Madem güneş doğudan doğuyor, o halde bu hareket de doğudan başlamalı. Cumhuriyetin temellerinin atıldığı Erzurum’dan kadınların ekonomik gücünü ortaya koyan bir platform kurmak istiyoruz. Biz artık sadece kendi işimizin patronu değiliz, aynı zamanda ekonomiye yön veren bir gücün temsilcileriyiz. Bu şehirden kadın oda başkanları, meclis başkanları, milletvekilleri ve belediye başkanları çıkarmak istiyoruz. Ekonomik gelişmeleri sadece izleyen değil, karar süreçlerinin tam merkezinde yer alan bir yapı olacağız." Platform Erzurum ile sınırlı kalmayacak Kadın iş insanları, kent ekonomisinin gelişimine katkı sunacak projelerde daha aktif rol almak, yatırım süreçlerinde söz sahibi olmak ve bölgesel kalkınmayı hızlandıracak adımların doğrudan parçası olmak istediklerini vurguladı. Bu hedef doğrultusunda kurulacak platformun yalnızca Erzurum ile sınırlı kalmayacağı, tüm Doğu Anadolu’yu kapsayan bir yapıya dönüşeceği ifade edildi. Zirvenin sonunda alınan en somut karar ise merkezi Erzurum’da olacak "İş Kadınları Platformu"nun kurulması oldu. Katılımcılar, bu yapının kısa sürede resmiyet kazanması ve daha geniş katılımlı yeni toplantılarla büyütülmesi konusunda görüş birliğine vardı. Bir sonraki buluşmanın tarihi de belirlenerek süreç resmen başlatıldı. Palandöken’in zirvesinde atılan bu adım, yalnızca bir organizasyonun başlangıcı değil; Erzurum’dan yükselen güçlü, kararlı ve örgütlü bir kadın hareketinin habercisi olarak görülüyor. Kadınlar artık sadece üretimde değil, yönetimde de söz sahibi olmak için sahneye çıkıyor.
Manisa Mesir coşkusu sporla başladı Manisa’da 486’ncısı düzenlenen Uluslararası Mesir Macunu Festivali, satrançtan atıcılığa, briçten gençlik organizasyonlarına kadar uzanan geniş katılımlı spor etkinlikleriyle renkli görüntülere sahne oldu. Bu yıl 486’ncısı gerçekleştirilen Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali, birbirinden heyecanlı spor organizasyonlarıyla başladı. Türkiye’nin farklı illerinden yüzlerce sporcunun katıldığı satranç, briç, trap ve skeet turnuvaları büyük rekabete sahne oldu. Festival kapsamında bu yıl ikincisi düzenlenen Mesir Satranç Turnuvası, Saruhan Otel’de 178 sporcunun katılımıyla gerçekleştirildi. Turnuvanın açılış hamlesi, Türkiye Satranç Federasyonu (TSF) Eğitim Kurulu Başkanı Gürkan Aydeniz, Yönetim Kurulu Üyesi Olcay Ak Nalbant, Başhakem Hasan Karaköse ve Manisa Büyükşehir Belediyesi Sosyal Projeler, Gençlik ve Spor Şube Müdürü Müjde Günderen tarafından birlikte yapıldı. TSF Yönetim Kurulu Üyesi Olcay Ak Nalbant, geçen yıl ilki düzenlenen turnuvanın bu yıl da aynı kararlılıkla sürdürüldüğünü belirterek destek veren kurumlara teşekkür etti. Müjde Günderen ise bu tür organizasyonların çocuklar ve gençler için önemli fırsatlar sunduğunu ifade ederek, "Amacımız gençlerimizin geleceğe daha umutla bakmasını sağlamak" dedi. Trap ve skeet atışlarında kıyasıya mücadele Festivalin dikkat çeken etkinliklerinden trap ve skeet turnuvaları da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Salihli’de düzenlenen trap yarışmasına 85 sporcu katılırken, Manisa merkezde yapılan skeet turnuvasında ise 57 sporcu dereceye girebilmek için yarıştı. Briç turnuvasına yoğun ilgi Zeka sporlarının önde gelen branşlarından briçte ise 220 sporcu mücadele etti. Turnuvanın açılışında konuşan Briç İl Temsilcisi Hasan Ulusoy, spora sağladığı katkılar nedeniyle Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya teşekkür etti. Manisa Büyükşehir Belediyesi Sosyal Projeler, Gençlik ve Spor Şube Müdürü Müjde Günderen, belediye olarak spora ve sporcuya desteklerinin artarak devam edeceğini belirterek, tüm katılımcılara başarılar diledi.