ÇEVRE - 11 Ocak 2023 Çarşamba 10:01

Sıfır karbon için kelebek etkisi

A
A
A
Sıfır karbon için kelebek etkisi

Yaşar Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü, Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ)-Türkiye Elektrik Sanayi Birliği (TESAB)-Ankara Organize Sanayi Bölgesi (OSTİM) Teknik Üniversitesi (OTÜ) ve Ostim Enerjik paydaşlığı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) desteğiyle hazırlanan “De6: Sıfır Karbon İçin Kelebek Etkisi” projesinde katılımcı olarak yer aldı.

Yaşar Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü, Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ)-Türkiye Elektrik Sanayi Birliği (TESAB)-Ankara Organize Sanayi Bölgesi (OSTİM) Teknik Üniversitesi (OTÜ) ve Ostim Enerjik paydaşlığı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) desteğiyle hazırlanan “De6: Sıfır Karbon İçin Kelebek Etkisi” projesinde katılımcı olarak yer aldı. Öğrenciler, uzmanlar eşliğinde sürdürülebilir endüstri, temiz enerji, kirlilik önleme, iklim değişikliği ile mücadele konularında iletişim kampanyaları tasarladı.


Avrupa ülkeleri başta olmak üzere tüm dünya ülkelerince belirlenen karbon nötr hedeflerine ulaşmak için bu konudaki farkındalığın artması, toplumun tüm kesimlerinde bilgi düzeyinin gelişmesi ve bazı alışkanlıkların somut değişikliklerle bu sürece uyumlu hale gelmesi büyük bir önem taşıyor. Türkiye de kendi karbon-nötr hedeflerini 2053 yılını hedef alarak açıkladı. Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı başta olmak üzere tüm kamu kurumları, üniversiteleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla çalışmalarını hızlandırdı. Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü, EÜAŞ, TESAB, OSTİM ve OTÜ paydaşlığı ve UNDP desteğiyle hazırlanan “De6: Sıfır Karbon İçin Kelebek Etkisi” projesinde katılımcı olarak yer aldı. Yeni Medya ve İletişim Bölümü 3. sınıf öğrencileri, gerçek bir projede dijital kampanya geliştirme süreçlerini deneyimledi. Proje sonunda 14 iletişim öğrencisi, 200’den fazla dijital içerik üretti.



İletişim kampanyaları tasarladılar


Sıfır Karbon Okuryazarlığı: Dijital İçerik Geliştirme Kampı çerçevesinde proje ekibinde yer alan uzmanlar, online platformlar aracılığıyla iklim değişikliği, yeşil mutabakat, karbon ayak izi, sıfır karbon okuryazarlığı gibi farklı konularda bire bir eğitimler vererek öğrencilerin ön çalışmalarını tamamlamasına katkıda bulundu. Kampanya konularını kendi yaşadıkları ve gözlemledikleri durumlardan yola çıkarak belirleyen öğrenciler iklim iletişimi, kampanya tasarımı, fotoğraf ve video atölyeleri ile çalışmalarını geliştirdi. Kampanya tasarımları, Yaşar Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Özlem Ozan, Dr. Simge Gökbayrak ve EÜAŞ’tan proje yürütücüsü Sezer Aksoy’un danışmanlığında ve koordinasyonunda, araştırma, fikirsel üretim, görsel tasarım detaylarıyla hazırlandı. Çalışmalarda, sürdürülebilir endüstri, temiz enerji, kirlilik önleme, iklim değişikliği ile mücadele, biyoçeşitlilik ve sürdürülebilir hareketlilik gibi konular üzerinde duruldu. Ankara’daki EÜAŞ Genel Müdürlüğünü ziyaret eden iletişim öğrencileri doğrultusunda tasarladıkları kampanyaları EÜAŞ Genel Müdürü, çalışanları, proje koordinatörleri ve uzmanlara sundu.



İklim farkındalığı yolculuğu


Yaşar Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Ozan, “Dünyamızın sağlıklı bir geleceğe sahip olması, ülkemizin ve genç nesillerimizin dünyada örnek olarak gösterilmesi ortak bir akıl ve bütünleşik bir çalışmayı gerektiriyor. İletişim kampanyaları, her yaşa uygun eğitim materyalleri, yerel ve ulusal basının ilgisi çevresel vatandaşlığın ve gönüllü iklim elçilerinin motivasyonunu ve sayısını artıran en önemli etkenlerin başında geliyor. Bu iklim farkındalığı yolculuğunun öğrencilerimiz için en önemli çıktıları ise derinlemesine araştırma yeteneklerini geliştirmeleri, portfolyolarına ekledikleri çok sayıda nitelikli içerik ve gezegenimiz için sürdürülebilirlik bilincini kazanmaları oldu. Ankara’da TESAB VE EÜAŞ’ın katkılarıyla 2 gün boyunca ağırlanan ve oldukça başarılı işler üreten, ülkemiz ve gezegenimiz için gönüllü ve sürdürülebilir çalışmalar yapan Yeni Medya ve İletişim Bölümü 3. sınıf öğrencilerimizin çabasıyla kelebek etkisi günden güne büyüyor ve yayılıyor” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir ESOGÜ’de Pulmoner Rehabilitasyon Haftası etkinliği düzenlendi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde Pulmoner Rehabilitasyon Haftası etkinliği gerçekleştirildi. ESOGÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi ve Türk Toraks Derneği Batı Anadolu Şube Başkanı Doç. Dr. Şenay Yılmaz’ın öncülüğünde, hastane poliklinikler girişinde düzenlenen etkinliğe Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Yıldız ile Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. M. Sinan Erginel de katıldı. Doç. Dr. Şenay Yılmaz, pulmoner rehabilitasyon ile ilgili, "Kronik solunum hastalıkları sıklıkla nefes darlığı, yetersiz hava yolu temizliği, hava akımının kısıtlanması, solunum kasları ve diğer kaslarda fonksiyon bozukluğu, egzersiz toleransı ve aktivite düzeyinde azalma gibi problemlere yol açmaktadır. Bu hastalıklarda hastalığın tıbbi tedavisi uygun bir şekilde yapılsa dahi nefes darlığı ve diğer solunum bulguları şiddetlenebilmekte, egzersiz kapasitesinin azalmasıyla birlikte yaşam kalitesi düşmektedir. Pulmoner rehabilitasyon, söz konusu hastaların tıbbi tedavilerini desteklemek, fonksiyonel ve psikososyal durumlarını iyileştirmek için alanında uzman olan kişilerden oluşan bir ekip tarafından her bireyin ihtiyacına göre hazırlanan ve yürütülen kapsamlı bir müdahale programıdır" dedi. Rehabilitasyon hizmetleri hakkında Pulmoner rehabilitasyon hizmetlerinin uzman hekim, fizyoterapist, solunum terapisti, diyetisyen, psikolog, hemşire ve iş-uğraşı terapistinin yer aldığı bir ekip ile yürütüldüğünü belirten Doç. Dr. Yılmaz, şöyle devam etti: "Rehabilitasyon üniteleri; göğüs hastalıkları hastaneleri, şehir hastaneleri, üniversite hastaneleri ve eğitim-araştırma hastanelerinde bulunmaktadır. Programın, egzersiz eğitimi başta olmak üzere beslenme eğitimi, özyönetim eğitimi, sağlık davranış değişikliği gibi çeşitli bileşenleri bulunmaktadır. Program KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) başta olmak üzere astım, bronşektazi, interstisyel akciğer hastalıkları, kistik fibrozis, göğüs duvarı hastalıkları, nöromusküler hastalıklar, akciğer nakli öncesi ve sonrası, akciğer kanseri, akciğer tansiyonu, obezite ilişkili tüm akciğer hastalıklarında başarı ile uygulanmaktadır. Her yaş grubunun ihtiyacına göre hastanede yatırılarak, ayaktan takip ile ya da ev ortamında uygulanabilen bu programlar, çoğu zaman yüksek maliyetli cihazlara gerek duyulmadan yürütülebilmesi sayesinde geniş kitlelere ulaştırılabilmektedir. Uzaktan sağlık hizmetlerinin gelişmesiyle, uygun hastaların bulundukları yerden katılabildiği tele-pulmoner rehabilitasyon programları da mümkün hale gelmiş, erişimi ve sürekliliği artırma potansiyeliyle önemli bir seçenek olarak öne çıkmıştır."
Eskişehir Erzincan ile Yedisu arasında püskürme riski bulunan iki magma rezervuarı belirlendi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Özgür Karaoğlu’nun liderliğinde yürütülen uluslararası bir araştırma, Erzincan’ın doğusundan Bingöl Yedisu’ya ve Tunceli Ovacık ilçe sınırlarına uzanan bir alanda, Kuzey Anadolu Fayı’nın doğu kesimlerinde yerin altında iki ayrı sığ magma rezervuarının bulunduğunu ortaya koydu. Türkiye’nin yanı sıra İngiltere, İsviçre, İsveç, İtalya ve Rusya’dan önemli bilim insanlarının katkı sunduğu çalışma, bölgedeki aktif fay sistemi ile derindeki magma yapıları arasında yakın bir ilişki bulunduğunu gösterdi. Deprem verilerine dayalı sismik tomografi yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmada, yer altındaki magma yapıları görüntülenirken, sayısal modellemeler yardımıyla bu yapıların fay sistemiyle nasıl etkileştiği de incelendi. Elde edilen sonuçlar, Erzincan Havzası’nın doğusu ile Yedisu doğrultusunda uzanan bölgede iki farklı sığ magma haznesinin yer aldığını ve bu yapıların derindeki daha geniş bir magmatik sistemle bağlantılı olabileceğini ortaya koydu. "İki farklı sığ magma 4-5 kilometre derinlikte" Prof. Dr. Özgür Karaoğlu, çalışmaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Deprem verilerini kullanarak yaptığımız sismik tomografi çalışması, Erzincan-Yedisu hattında ve Tunceli’ye uzanan bölgede iki farklı sığ magma haznesine işaret ediyor. Bu hazneler yaklaşık 4-5 kilometre derinliklerden başlayıp daha aşağıda, en az 17-18 kilometreye kadar izlenebiliyor. Ayrıca modellemeler, bu yapıların çok daha derinden beslenen bir sistemle ilişkili olabileceğini düşündürüyor" dedi. "İki magma birbirinden farklı" Araştırmada tanımlanan iki magma rezervuarının aynı özellikleri taşımadığına dikkat çeken Karaoğlu, batıdaki ve doğudaki yapılar arasında önemli farklar bulunduğunu belirtti. Karaoğlu, "Erzincan Ovası’na daha yakın konumdaki batıdaki magma haznesinin içinde belirgin bir deprem etkinliği gözlenmemesi, burada daha sıcak ve daha yüksek ergiyik oranına sahip bir yapı olabileceğini düşündürüyor. Buna karşılık doğudaki haznede sismik etkinlik daha belirgin. Bu da iki sistemin sıcaklık, kristallenme derecesi ve mekanik davranış bakımından birbirinden farklı olabileceğine işaret ediyor. Çalışmanın bir diğer önemli aşamasını sayısal modelleme oluşturdu. Anadolu’nun batıya doğru süren tektonik hareketi ile magma haznelerindeki basınç birlikte değerlendirilerek yapılan modellemelerde, bu yapıların çevresindeki gerilmenin fay zonlarına ve yüzeye nasıl aktarıldığı araştırıldı. Sonuçlar, özellikle batıdaki magma haznesinde kritik aşırı basınç şartlarının daha belirgin biçimde geliştiğini, doğudaki haznede ise bunun daha sınırlı kaldığını gösterdi" ifadelerini kullandı. "Dikkatle izlenmesi gerektiğini düşünüyoruz" Prof. Dr. Karaoğlu, bu sonuçların yakın zamanda mutlaka bir volkanik patlama ya da büyük bir deprem olacağı anlamına gelmediğini özellikle vurgulayarak, "Biz bu çalışmada belirli bir tarihte deprem ya da püskürme olacak gibi bir iddia ortaya koymuyoruz. Ancak bölgedeki fay kontrollü magmatik sistemlerin güncel olarak etkin bir jeodinamik ortam içinde bulunduğunu ve dikkatle izlenmesi gerektiğini gösteriyoruz. Bu nedenle Erzincan-Yedisu-Tunceli hattında sismisite, yer deformasyonu, mikrodeprem etkinliği, yer altı akışkanları ve mümkünse gaz çıkışları gibi göstergelerin birlikte değerlendirilmesi büyük önem taşıyor" dedi. Uluslararası araştırma ekibi tarafından yürütülen bu çalışma, Doğu Anadolu’daki aktif faylar ile yer altındaki magma sistemleri arasındaki ilişkiye yeni ve önemli veriler sunuyor. Araştırmada, Erzincan Havzası’nın doğusu boyunca uzanan Kuzey Anadolu Fayı segmentlerinin yalnızca tektonik değil, aynı zamanda magmatik etkilerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği ortaya kondu. Prof. Dr. Özgür Karaoğlu, çalışmanın Nature yayın grubu bünyesinde yer alan ve yer bilimleri alanında uluslararası saygınlığa sahip dergilerden biri olan Communications Earth & Environment dergisinde yayımlandığını belirtti. "Fault-controlled magma pathways driving seismicity and eruption risk in Eastern Turkey" başlıklı makale, Doğu Anadolu’da aktif fay sistemleri ile derindeki magma hareketleri arasındaki etkileşimi birlikte ele alması bakımından, bölgenin jeodinamik yapısının anlaşılmasına ve çoklu doğal tehlikelerin değerlendirilmesine önemli katkı sağlıyor.
Sivas Başkan Çetindağ: "2026 yılında su sıkıntısı yaşanmayacak" Sivas Ziraat Odası Başkanı Hacı Çetindağ, karların büyük bölümünün eridiğini ve kalan kısmını da baharda barajları dolduracağını ifade ederek, "Mevcut verilere göre bu yıl su sıkıntısı yaşanmayacak" dedi. İklim değişikliği ve kuraklığın vurduğu barajlardaki doluluk oranları, bu yıl yağışların artmasıyla yeniden gündeme geldi. Özellikle kış aylarında etkili olan kar yağışı ve sonrasında yağan yağmurların, barajları ne ölçüde dolduracağı merak konusu oldu. Bu yıl kent genelinde etkili olan yağışlar, su kaynaklarına da olumlu yansıdı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Çetindağ, kış aylarında yağan karın önemli bir bölümünün erimesiyle birlikte barajlara ciddi miktarda su girişi olduğu belirterek, kalan kar kütlesinin de erimesiyle baraj doluluk oranlarının daha da artmasını beklediğini ifade etti. Çetindağ, bu yıl yağışların oldukça verimli geçtiğini belirterek, "İklim değişikliklerinden dolayı son yıllarda en çok konuşulan konulardan bir tanesi barajların doluluk oranıydı. Barajlarda su bittiği zaman ne olacak diye çok konuşuluyordu. 2026 yılında şu anda aldığımız verilere göre barajlarımızın doluluk oranı yaklaşık yüzde 90 civarında. Baharda karların tamamen erimesiyle birlikte barajlarımızın taşacak seviyeye geleceğini düşünüyoruz" dedi. "2026 yılından su sıkıntı yaşanmayacak" Bu sene yağışların güzel olduğunu söyleyen Hacı Çetindağ, "Şu anda Sivas’taki barajlarda herhangi bir sıkıntı yok. İnşallah bu sene dolu dolu geçecek. Karların yüzde 60’ı eridi ve yüzde 40’ı duruyor. Bunlarda yine barajlarımıza doğru gelecek. Yani 2026 yılında barajlarımızda su sıkıntısı yaşanmayacak ve bu şu anda öyle görünüyor. Aynı zamanda Kızılırmak üzerindeki kurulan diğer barajların da onların da dolu olduğunu biliyoruz. Çünkü Kızılırmak, bu sene dolu dolu akıyor. 2026 yılında vatandaşımız ve çiftçimiz herhangi bir sıkıntı yaşamayacak inşallah. Bu yağışlar, çok hızlı bir şekilde yağmadı. 11’inci ayda çok güzel yağışlar oldu ve toprak suya doydu. Toprak tamamen suya doyduktan sonra yavaş yavaş kendini dışarıya bırakıyor. Tabii ki bizim barajlarımıza ve göletlerimizde bu şekilde doluyor. Bunun yanında arazilerde sel baskınları yani taşkın su baskınları da oluyor. Şu ana kadar da Sivas’ta da 6 bin dönüm civarında bir su taşkını olduğunu biliyoruz. O suların hiçbir bir damlası dahi devletimiz tarafından boşa gönderilmiyor. Çünkü Kızılırmak üzerine barajlar yapıldı. Bu da ülke ekonomisine hem elektrik hem sulama hem de içme suyu olarak tüm vatandaşımıza geri dönüyor" diye konuştu.
Çanakkale Çanakkale’de 111 yıllık ’Zafer’ coşkusu Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü kutlamaları ve 18 Mart Şehitleri Anma Günü’nü içeren ’Zafer Haftası’ etkinlikleri başladı. Çimenlik Kalesi içindeki açılış töreninde büyük coşku yaşandı. ’Zafer Haftası’ açılış töreni, Çanakkale’de 111 yıl önce, 8 Mart gecesi boğaza döktüğü mayınlarla Deniz Savaşları’nın gidişatını değiştiren Nusret Mayın Gemisi’nin aslına uygun olarak yapılan TCG Nusret’in bağlı bulunduğu Çimenlik Kalesi’nde yapıldı. Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Çanakkale Belediye Başkanı Av. Muharrem Erkek, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Cemalettin Akyüz, Güvenlik Batı Marmara Grup Komutanı Yarbay Orhan Öğrenci, askeri erkan, gaziler, şehit aileleri ve öğrenciler katıldı. Şehitler için saygı duruşunda bulunuldu, ardından İstiklal Marşı eşliğinde, Türk bayrağı göndere çekildi. Vali Doç. Dr. Ömer Toraman törende yaptığı konuşmada, "Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümünü hep beraber idrak ediyoruz. Çanakkale Savaşı hem mahiyeti itibariyle hem de neticeleri itibariyle dünya harp tarihinin çok müstesna örneklerinden bir tanesi oluşturmaktadır. Bu savaşta yenilmez orduların kesin mağlubiyeti, Türk ordusunun da kesin zaferiyle neticelenmiştir. Hem deniz savaşı safhası hem kara savaşı safhası aynı zaferle neticelenmiştir. Bugüne kadar yenilmez olarak görülen orduların ve donanmaların çaresizliğinin sahnelendiği yerdir. Bu bütün dünyaya örnek teşkil etmiş ve bu güçlü orduların, donanmaların yenilebileceğini bütün dünyaya Türk ordusu göstermiştir. Bunu mümkün kılan şüphesiz Mehmetçiğin direnci, kararlılığı, kahramanlığı ve vatan sevgisidir" dedi. Konuşmanın ardından Vali Ömer Toraman tarafından Kıbrıs Gazisi İzzet Küçük’e Milli Mücadele Madalyası’nın tevcihi yapıldı. Kutsal emanetler yola çıktı Daha sonra halk oyunları ve mehter gösterisi sergilendi. Şehitler diyarı Gelibolu Yarımadası’ndan alınan toprak, zaferin kazanıldığı Çanakkale Boğazı’ndan alınan deniz suyu ve rengini şehitlerimizin kanından alan Türk bayrağından oluşan kutsal emanetler, Vali Ömer Toraman tarafından bu yıl Ankara’ya götürecek olan atletler Hüseyin Ege Arslan ve Şimal Alkan’a teslim edildi. Çimenlik Kalesi’ndeki programın ardından, protokol üyeleri ve katılımcılar, Çanakkale Valiliği önüne kadar ’Halk Yürüyüşü’ gerçekleştirildi. Yürüyüşe katılanlar, ellerindeki Türk bayrakları ile Zafer coşkusunu yaşadı. Valilik önünde düzenlenen törende ise, atletler, emanetleri Ankara’ya götürmek için 29’uncu ’Zafer Koşusu’na başladı. Kutsal emanetler sırasıyla Balıkesir, Bursa, Bilecik, Eskişehir ve Ankara illerinin sınırlarından geçirilerek, 18 Mart günü Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teslim edilecek. Şehitleri Anma Günü ile Çanakkale Deniz Zaferi kutlamaları, hafta boyunca çeşitli etkinliklerle devam edecek.