GENEL - 06 Nisan 2012 Cuma 15:14

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ DAVASI

A
A
A
İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ DAVASI

İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi`ndeki duruşmanın 4. gününe tutuklu 18 sanık ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu`nun da aralarında bulunduğu bir kısmı tutuksuz sanıklar ile avukatları katıldı. Davanın kilit isimlerden olan ve 75 yıla kadar hapis istemiyle tutuklu yargılanan Organizatör Hakan Say`a "Örgüt üyesi misin, bir yerden emir ve talimat aldın mı?" diye soruldu. Say da, "Sanatçıyı öyle raflardaki malzeme gibi bulamazsınız. Bunun Çin malı ya da yan sanayisi de yok" diye
karşılık verdi.
Say, kendisi hakkındaki iddialarla ilgili de şunları söyledi: "İhale ile ilgili bilginin gizli bilgi olabilmesi için ihalenin yaklaşık maliyetlerinin tespit edilmesi gerekiyor. İhalede gizli bilgi `yaklaşık maliyettir. Bilirkişi raporunda 413 bin TL konser maliyeti var. Bizim verdiğimiz teklif ise onun yarısı olan 223 bin TL.Biz Nagehan Genç`ten yaklaşık maliyetleri alsaydık bu kadar büyük teklif vermezdik. Ben 20 yıla aşkın süredir bu sektörde çalışıyorum. Nagehan Genç`ten niye sanatçı kaşesi isteyeyim?
Birçok sanatçı ile organizasyon ve konser etkinliği düzenledim. Adımın geçmediği telefon görüşmeleriyle ilgili de suçlamaları kabul etmiyorum. Bilirkişilerin `ihaleye fesat karıştırıldığını tam olarak bilemiyoruz` ibaresi var. Eğer biz yaklaşık maliyetleri bilseydik bilirkişiler aleyhimizde ayrıntılı bir açıklama yaparlardı"
Kimsenin ihaleye girmesine engel olmadığını söyleyen Say, sözlerini şöyle sürdürdü: "İhale dökümanı bana uyarsa ihaleye girerim. Şartlar bana uyduğu için ihaleye katılmak benim tek suçum. Başka bir iş yok. Bu konuda da yapılan bilirkişi incelemesinde benim ismim yok. Hakkımda 36 yıl ceza isteniyor. Bu durumun benim üzerimde yarattığı psikolojik baskıyı düşünebiliyor musunuz?"
Yetki belgesi şartını da anlatan Say, sözlerine şöyle devam etti: "Örneğin belediye İzmir`in kurtuluşu ile ilgili Tarkan konseri düzenlemek istiyor. İlan tarihinde önce sanatçının bundan haberinin olması gerekiyor. Şirketlerin de sanatçı menajerine gidip `yetki belgesi` alması gerekir. Bu yetki belgesini 10 şirket de alabilir. Dolayısıyla yetki belgesini alan şirket ihaleye girebilir. İhale kimde kalırsa sanatçı da onunla çalışır. Sanatçı raflarda satılan bir madde değil ki hemen alıp getirebilesiniz.
Bunun Çin malı, ikinci yan sanayisi de yok"
Büyükşehir Belediyesinin dördüncü gün duruşmasında hakim karşısına çıkan diğer isim ise örgüt üyesi olmak ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarında hakkında 39 yıla kadar hapis istenen tutuklu sanık Sendika Başkanı Cafer Konca oldu. Akdeniz Firması temsilcileri Fatih Yadoğlu`nu tehdit ettiği ve temizlik ihalesine giren firmaları belediye içerisinde engellediği iddialarıyla cezaevinde bulunan DİSK`e bağlı Genel İş Sendikası 3. Nolu Şube Başkanı Cafer Konca, "Biz belediye içinde neden adamları tehdit edelim.
Eşkiya mıyız?" dedi.
Konca`nın süreci anlatmaya başlaması üzerine Mahkeme Başkanı Cahit Kargılı,"Bu kadar hayat hikayelerinizi anlatırsanız mahkeme yetişmeyecek" uyarısında bulundu.Gözaltına alındıktan sonra yapılan canlı teşhis işlerinde yanlışlık yapıldığını anlatan Konca, şunları söyledi: "Ellerimize mumara vererek bunu yaptılar. Bizim üzerimizde kemer yok. Telefonlarımız yok. Teşhis sırasında polis memurların telefonları açıktı ve `ben şu anda canlı teşhis odasındayım beni sonra ara` diyerek bir yerde telefonla konuştu.
Hatta diğer polislerin ellerinde telefon vardı. Bu görünüyordu. Doğal olarak camın arkasından bakanlar bizi rahatlıkla teşhis edebilecekti. Hatta polis bir ara camın arkasındakilere `yavaş konuşun sesiniz buraya geliyor` diye uyardı. Böyle bir teşhis sağlıklı ve doğru değildir"
Görevi gereği belediyeye gün aşırı geldiğini söyleyen Konca, hakimin `olaydan gözaltına alınana ve teşhis sürecine kadar haberiniz yok muydu` sorusuna ise şöyle karşılık verdi: "Böyle bir olayı hatırlamıyorum. Çok araştırma yaptım. 10 Kasım günü Atatürk`ün ölüm yıldönümünün ardından oraya geldiğimi söylüyorlar. Özellikle orada birisi sinkaflı konuştuğumuzu Türkiye Cumhuriyeti`ne hakaret ettiğimizi söylüyor. Cumhuriyeti kurarken yüzbinlerce şehit verildi. Çanakkale`de, meydan savaşlarında bu ülkenin
insanları mücadele etti. Cumhuriyete sövmek densizlikliktir. Bunu kabul etmiyorum"
Belediyenin Ahmet Adnan Saygun Kültür Merkezi`nde yaptığı organizasyon ve konser ihalelerine fesat karıştırdığı gerekçesiyle cezaevinde bulunan Ömer Devrim Ergin de şöyle konuştu: "Ben organizatör değilim. Büyükşehir Belediyesi ile yaptığım işin uzaktan yakından alakası yoktur. Maaşlı olarak çalıştığı bir şirketin belediyeden iş alıp almaması afedersiniz ama umurumda bile değildir. Çalıştığım şirketin Ahmet Adnan Saygun Kültür Merkezi`nde konser yapmak istediğini Kültür Merkezi Sorumlusu Nagehan Genç`e
söyledim. O da bana bunun program ile belli olduğunu, yetkinin belediyeye ait olduğunu ifade etti. Nagehan Genç bana ihale yapılacağını söyledi ama kesinlikle içeriği ile ilgili bilgi vermedi. Zaten Genç de ihale komisyonunda değil. Ben daha sonra ihale olabileceğini Sanatçı Yaşar`ın menajerini Elif İzmir isimli kişiyi aradım. Burada amacım ihaleye çıkınca oluşan fiyat ile özel konser fiyatının farklı olmasıdır. Bu tür bilgileri edindiğim için 335 gündür cezaevinde yatıyorum. Bilgiler yaklaşık maliyet,
fiyat değildir. İptal edilen ihaleye nasıl fesat karıştırılır bunu da anlamış değilim. Türkiye`de bir tane Yaşar ve 14 Şubat var. Zaten bu tarihte gün almak için sanatçıyı çağırmak isteyen birçok şirket var. Ben o yüzden menajeri aradım. Bu işte bilgilerin `gizli bilgiler` olduğunu bilseydim. Kesinlikle görüşme ve konuşma yapmazdım."
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Urla’da 12. Enginar Festivali coşkusu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, 12. Uluslararası Urla Enginar Festivali’nin açılışını yaptı. Renkli bir kortejle başlayan festivalde Urla sokakları sanat ve gastronomiyle doldu taştı. Başkan Tugay, kent turizmi için arkeoloji ve gastronomiyi birleştirme çağrısı yaptı. İzmir’in gastronomi merkezi Urla’nın dünyaca ünlü organizasyonu Uluslararası Urla Enginar Festivali, 12’nci kez kapılarını açtı. 1-3 Mayıs tarihleri arasında Urla’nın tarihi sokaklarını sanatın ve lezzetin buluşma noktasına dönüştüren festivalin açılış töreni Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirildi. Törene, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir milletvekilleri Deniz Yücel, Ednan Arslan, Ümit Özlale, ev sahibi Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan ve ilçe belediye başkanları, geçmiş dönem Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler, dünyaca ünlü şefler ve Türkiye’nin dört bir yanından Urla’ya akın eden binlerce yurttaş katıldı. Çiftçilerden Urla’nın emeğine yakışır kortej Festival gelenekselleşen kortejle başladı. Başkan Cemil Tugay ve protokol, Jandarma Kavşağı’ndan başlayarak festivalin coşkusunu Urla sokaklarına taşıdı. Urla’nın bereketli topraklarını ve kültürel zenginliğini simgeleyen renkli kortej; özel kostümler, çiçeklerle bezeli figürler, minik sporcular, şefler ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Bandosu eşliğiyle karnaval havasında gerçekleştirildi. Kortej Cumhuriyet Meydanı’na ulaştı. Ardından Başkan Tugay ve protokol Urla Belediyesi önünden geçiş yapan çiftçileri selamladı. Çiftçiler atlarla enginar yüklü traktörlerle coşkuyu zirveye taşıdı. Açılış töreni öncesi Cumhuriyet Meydanı’nda halk oyunları gösterisi yapıldı. "İzmir Türkiye’nin en fazla tarım yapılan kentidir" Sözlerine tüm emekçilerin 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlayarak başlayan Başkan Tugay, bahar aylarının İzmir’in dört bir yanında festival ayı olduğunu ifade ederek, "İzmir’in kendi yerel üretim kültürünün önemini vurgulamaya çalışıyoruz. Ve her sene Enginar Festivali’nin biraz daha büyüdüğünü, geliştiğini, daha fazla ilgi gördüğünü hepimiz görüyoruz. İzmir tarihi olarak bir tarım kenti. Havzalarıyla bütün İzmir, en köklü tarımsal gelenekleri olan ve halen de yoğun tarım yapılan topraklar. İzmir şu anda hayvansal üretimde Türkiye’de ikinci sırada. Hem ette hem süt ve süt ürünlerinde böyle. Ama bitkisel tarımda da bazen ikinci, bazen üçüncü oluyor" diye konuştu. "Urla’nın önce kökenini bilmek lazım" Yapılaşma riskine dikkat çeken Başkan Tugay, Urla’nın tarihi ve tarımsal değerlerine vurgu yaptı. Evliya Çelebi’nin bölgeye dair anlatılarına da değinen Tugay, Urla’nın özel bir ekosisteme sahip olduğunu belirterek, "Burası tarım için son derece uygun ve çok kıymetli topraklara sahip. Tarihine baktığımızda, dünyanın ilk şarap üretim merkezlerinden biri olduğunu, üzümcülüğün en eski örneklerinin bu coğrafyada geliştiğini görüyoruz" dedi. Bir kentin geçmişiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Tugay, "Bir yeri gerçekten tanımak için onun hikâyesini de bilmek gerekir. Urla’yı yalnızca yapılaşma alanı olarak görmek büyük bir eksiklik olur. Bu bölgenin güçlü bir tarımsal ve ekolojik geçmişi var; bu değerleri koruyarak hareket etmek zorundayız" diye konuştu. "İzmir’de yaşamaya her zaman özeniyorlar" Başkan Tugay, tarımın yalnızca gıda ihtiyacını karşılayan bir alan olmadığını, aynı zamanda korunması ve geliştirilerek geleceğe taşınması gereken stratejik bir değer olduğunu vurguladı. Tarımın, insanlığın en önemli kültürel birikimlerinden biri olan gastronominin de temelini oluşturduğunu belirten Tugay, "Urla’da bugün gördüğümüz gibi, nitelikli tarım yapıldığında ve insanlar bunun kıymetini bildiğinde, gastronomi de aynı ölçüde gelişiyor. Bu süreçlerin hiçbiri tesadüfen ortaya çıkmıyor; zamanla ve emekle oluşuyor" dedi. İzmir’in 35 coğrafi işaretli ürüne sahip olduğuna dikkat çeken Tugay, bu zenginliğin önemli örneklerinden birinin de sakız enginarı olduğunu ifade etti. Tugay, "Böyle bir zenginliğin içinde yaşıyoruz. Bu zenginlik sadece toprağı ve tarımıyla değil; insanıyla ve kültürüyle de var oluyor. Bu nedenle İzmir, pek çok insan için çekici ve nitelikli bir yaşam alanı sunuyor; insanlar burada yaşamayı her zaman arzu ediyor" diye konuştu. "Biz bu şehrin değerini bilen insanlarız" İzmir ile gurur duyduklarını ifade eden Başkan Tugay, "Biz bu şehirde memleketimizin her tarafından gelen insanlarla hep dostluk, kardeşlik içerisinde yaşadık. Komşuluğun, insanlığın değerini bildik. İzmir halkı her zaman yardımsever oldu. İzmir’le gurur duyuyoruz. Bazı insanlar İzmirlilerin ’İzmir’in dağlarında çiçekler açar’ marşıyla neden coştuğunu anlayamıyorlar. Ya da umuda ihtiyacınız olduğu zaman ’Güzel günler göreceğiz çocuklar’ şarkısında kendimizi bulmamızı da anlayamıyorlar. Ama biz öyle insanlarız. Biz bu şehrin değerini bilen insanlarız; bu şehrin kültürel değerini, insana dair değerini, barışa dair değerini, çevreye dair değerini, yaşama dair değerini her anlamda bilen insanlarız. İzmir, her zaman değerleriyle, güzellikleriyle, mutluluklarıyla, keyfiyle İzmir olarak yaşamaya devam edecek. Bu şehre hizmet etmek bizler için büyük bir onurdur" diye konuştu. "Gelecek toprağıyla bağını koparmayan şehirlerin olacak" Festivalin açılış töreninde konuşan Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, "Gelecek toprağıyla bağını koparmayan şehirlerin olacak. Urla o şehirlerden birisi olacak. Bazı şehirler kalabalığıyla hatırlanır, bazıları ise ürettikleriyle. Urla üreten olmayı tercih eden ilçelerdendir. Tarım sadece üretim değil, bilgiyle, sabırla, doğayla kurulan bir dengedir. Biz bu toprağı korumaya, işlemeye devam ediyoruz. Atalarımızdan aldığımız mirası çocuklarımıza bırakmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Enginar da zeytin ve üzüm gibi bu değerlerin en önemli temsilcisi. Bütün dünya iklim krizi ve gıda güvenliği sorunuyla uğraşıyor. Urla bu yıl krizlere rağmen 6 milyar baş enginar rekoltesine ulaştı. Bu da topraktan bağımızın kopmadığının göstergesidir" diye konuştu. "Urla’da toprak konuşur, emek büyür" Urla Ziraat Odası Başkanı Muharrem Uslucan ise, "Bugün burada sadece bir festivali değil, toprağın sabrını, emeğin değerini selamlıyoruz. Urla tarımının en büyük kahramanlarından birisi sakız enginarıdır. Enginar çiftçiye umut olur. Sadece enginarıyla değil üzümüyle, zeytiniyle, şevketi bostanıyla nice ürünler bu toprakların kültürüdür, değeridir. Toprak varsa hayat var. Urla her geçen gün betonlaşıyor. Kendi elimizle geleceğimizi yok ediyoruz. Urla’da toprak konuşur, emek büyür. Her emek geleceğe bırakılmış bir mirastır" dedi. İzmir’in ilk deniz ürünleri festivali için kollar sıvandı Açılış töreninin ardından Başkan Tugay, Başkan Balkan ve Köstem Zeytinyağı Müzesi Kurucusu Dr. Levent Köstem ile festivalin ilk söyleşisinde konuşmacı oldu. Ahmet Güzelyağdöken’in moderatörlüğünde gerçekleşen "Tarım Gastronomi ve Turizm" başlıklı söyleşide Urla’nın gastronomi geleceği konuşuldu. İzmir’in dört bir yanında gerçekleştirilen festivallere rağmen kentin en büyük değerlerinden deniz ürünlerine dair festivalin olmadığının konuşulması üzerine Başkan Tugay, "İzmir, Türkiye’nin en önemli gastronomi şehirlerinden birisi. İzmir’in zeytinyağlıları var, ot kültürü var ama aynı zamanda deniz ürünleri var. Deniz ürünleriyle ilgili bir festival olması lazım. Foça’da, Karaburun’da ya da kıyı balıkçılığının geliştiği yerlerde bu festivali yapabiliriz" dedi. Başkan Balkan ise Urla olarak deniz ürünleri festivaline talip olduklarını ifade etti. "Ege Bölgesi adeta bir maden" Söyleşide İzmir’in turizmde kalkınma yol haritasına ilişkin soruyu yanıtlayan Başkan Tugay, İzmir için hedeflerinin katma değeri yüksek turizm ve nitelikli turist olduğunu söyledi. Bu doğrultuda İzmir’in iki önemli potansiyelinin bulunduğunu ifade eden Tugay, bunlardan ilkinin antik ve tarihi-kültürel miras olduğunu belirtti. İzmir’in 7 antik kente sahip olduğuna dikkat çeken Tugay, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izin verdiği yaklaşık 200 kazı alanının bulunduğunu, yer altında keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda tarihi değer olduğunu söyledi. Bu potansiyelin ortaya çıkarılmasıyla İzmir’in Roma benzeri bir kültürel çekim merkezine dönüşebileceğini ifade etti. İkinci önemli alanın gastronomi olduğunu vurgulayan Tugay, "Yurt dışında bize tattırılan yemeklerin çok daha iyisi bizim mutfağımızda var. İzmir gerçekten bir cennet. Ege Bölgesi gastronomi hammaddesi açısından adeta bir maden" dedi. Bu zenginliğin yeterince değerlendirilemediğine dikkat çekti. Urla sokakları sanat ve gastronomiyle dolup taşacak 12. Uluslararası Urla Enginar Festivali 3 Mayıs’a kadar ziyaretçilerini ağırlayacak. Yerel üreticilerin taze ürünlerinin tezgahları bereketlendireceği festivalde dünyaca ünlü şeflerin mutfak atölyeleriyle gastronomi tutkunlarını ağırlayacak. Üç gün boyunca Urla’nın tarihi sokaklarını sanatın ve lezzetin buluşma noktası haline getirecek festival kapsamında Otopark, Malgaca ve Sanat Çarşısı’nda konserler yer alacak. Ana sahnede ilk gün Grup Papara, ikinci gün Cuba Duo ve Grup Pikap, son gün ise ünlü sanatçı Mehmet Erdem konser verecek. Festival boyunca birbirinden ünlü şefler ana sahnede söyleşiler düzenleyecek. Festivalin sonunda ise Enginarlı Lezzetler Yemek Yarışması’nın ödülleri sahiplerini bulacak.
Diyarbakır Hacıbaba’nın meşhur lezzeti artık tüm şubelerde Hacıbaba Pastanelerinin daha önce Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki şubede sattığı Lübnan künefesi, yoğun talep üzerine künefe tabaklarında tüm şubelerde satışa sunuldu. Hacıbaba Pastanelerinin uzun süredir yalnızca Sur ilçesindeki şubesinde satışa sunduğu ve büyük ilgi gören Lübnan künefesi, artık tüm şubelerde müşterilerle buluşuyor. Diğer şubelere gelen vatandaşların da sık sık bu tatlıyı sorması üzerine harekete geçen işletme, ürünü künefe formuna dönüştürerek yaygınlaştırma kararı aldı. Yeni haliyle hem geleneksel tadını koruyan hem de daha geniş kitlelere ulaşan tatlı, kısa sürede büyük beğeni topladı. Künefe ustası Abdullah Dağ, Hatay bölgesinden temin ettikleri özel peynir ile kendilerinin ürettiği tel kadayıfını özenle birleştirdikten sonra kısık ateş ile pişirip daha sonra hafif şire ile sunumunu yaptıklarını söyledi. 10 yıldır Hacıbaba Pastanelerinde şef garsonluk yapan Mehmet Kayhan ise 5 yıl önce Sur ilçesindeki şubesinde büyük tepsilerde hizmete sundukları tatlıyı tüm şubelere taşıdıklarını ifade etti. Kayhan, "Halkımızdan gelen yoğun istek üzerine diğer şubelerimize nasıl getirebiliriz diye düşünürken bu şekilde küçük porsiyonlar halinde künefe tarzı hazırlayıp sunumuna başladık. Zaten Sur ilçesindeki künefemize yoğun bir talep vardı. Porsiyonlar haline getirip şubelerde de sıcak sıcak servis edince vatandaşlardan ilgi daha da arttı. Kişi geldiği zaman künefe, meyveleri, dondurma, çerez, çay ve su dahi olmak üzere sadece 200 lira gibi bir fiyatı var. Lezzetin yanında fiyatında bu şekilde uygun olması yoğun ilgiyi daha da arttırdı" ifadelerini kullandı.
Antalya Korkuteli’de 103 hacı adayı uğurlandı Korkuteli’nden bu yıl hacca gidecek 103 hacı adayı için uğurlama töreni düzenlendi. İkindi namazı sonrası Çayırlı Camii önünde düzenlenen uğurlama programı sonrası, ilk kafilenin cumartesi gece yola çıkacağı bildirildi. İslam dininin beş şartından biri olan hac görevini, imkanı olan her Müslüman’ın yerine getirmesi gerektiğine işaret eden Korkuteli İlçe Müftüsü Mustafa Kızmaz, "İlçemizden Diyanet İşleri Başkanlığımız ve özel şirketlerle birlikte 103 hacı adayımız Kutsal topraklara gidecek. Cenab-ı Allah yapacağınız ibadetlerinizi kabul eylesin, sağlık ve sıhhat içerisinde gidip gelmeyi nasip etsin. Kura sonucunda seçilen hacı adaylarımız bu görevi yaptıklarında annelerinden doğduğu ilk gün gibi tertemiz günahsız olarak dönme fırsatı yakalamışlardır. Bunu hacı adaylarımızın iyi değerlendirmesi lazım. Hac ibadeti sırasında ve bitiminde ağzınızdan kötü söz çıkmadan sabır göstermek ve bu görevinizi tamamlamak düsturunuz olmalıdır" dedi. Konuşmaların ardından İlçe Müftüsü Mustafa Kızmaz dua etti. Okunan duanın ardından hacı adayları birbirleriyle ve yakınlarıyla vedalaştılar. Vedalaşmada Vatandaşlarla tek tek görüşerek vedalaşan hacı adayları duygulu anlar yaşadılar. Hacı adayları gerekli hac farizalarını yerine getirdikten sonra 25 Mayıs akşamından itibaren Arafat’a çıkacak ve orada vakfeye duracak. Buradan Müzdelife ve Mina yolculuğu yapacak hacılar, Cemeratta şeytan taşladıktan sonra Kâbe’ye giderek tavaf ve say gerçekleştirecek. Daha sonra ihramdan çıkacak hacılar, 27 Mayıs’ta başlayacak Kurban Bayramı’nı kutsal topraklarda idrak edecek. Hacıların yurda dönüş yolculuğu ise 31 Mayıs’ta başlayacak. Kafilelerin dönüşü 25 Haziran’a kadar sürecek.