YEREL HABERLER - 08 Nisan 2012 Pazar 10:42

ŞİİRİN KALBİ KONAKTA ATTI

A
A
A
ŞİİRİN KALBİ KONAKTA ATTI

İzmir`in tek uluslararası şiir organizasyonu 7. Uluslararası İzmir Şiir Buluşması, sanat dolu üç günün ardından sona erdi.
Açılışı Dr. Selahattin Akçiçek Kültür ve Sanat Merkezi`nde gerçekleştirilen şiir buluşması sadece salonlarda değil, sokaklarda, meydanlarda, Konak`ın her köşesinde yaşandı. Şiirin baş tacı yapıldığı etkinliklerin ilk gününde oluşturulan kalabalık şiir korteji, Konak Belediyesi Ritim Grubu`nun müzikleriyle şiirin sesini İzmir`e yaydı. Onur Konuğu ülke Yunanistan`dan gelen şairler, kortejde İzmirlilerle birlikte yürüdü.
Uluslararası Şiir Buluşması kapsamında Alsancak Vapur İskelesi, kentin konser meydanı oldu. Etkinlikler boyunca her gün birkaç konserin dinleyiciyle buluştuğu programda, ilk gün Düş Gezginleri sahne aldı. İzmir`de ikinci konserlerini veren dünyaca ünlü Sinem ve Didem kardeşler ise, Şiir Buluşması`na damgasını vurdu. İzmir`de baharın ilk açık hava konserlerini oluşturan Şiir Buluşması konserlerinin üçüncü gününde Haluk Çetin, dünya şairlerinden ezgiler seslendirdi.
FESTİVAL HAVASINDA YAŞANDI
7. Uluslararası İzmir Şiir Buluşması farklı yerlerde, farklı etkinliklerle festival gibi yaşandı. Türkiye şiirinin önde gelen isimleri sokaklarda, meydanlarda şiirler okudu. Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür ve Sanat Merkezi`nde panel, söyleşi ve film gösterimleri devam ederken, bir yandan da şiir sokağa yayıldı. Fotoğraf sanatçısı Vedat Açıkalın`ın objektifinden yansıyan Refik Durbaş Fotoğrafları Sergisi, şiirle fotoğrafı bir araya getirdi. Geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren ünlü Yunan sinemacı Angelopoulas da dans gösterisi eşliğinde filmlerinden gösterilen sahnelerle yer aldı. İzmir Devlet Opera ve Balesi sanatçılarının dans gösterisi ise izleyenleri büyüledi. Antik Yunan şehirlerini anımsatan sahnede, bir bank üzerinde konuşmalarını gerçekleştiren şairler ise, açık havada söyleşi keyfini Avni Anıl Sahnesi`ne taşıdı.
ŞAİRLER KENTİ İZMİR
Şiir Buluşması`na başta Onur Konuğu usta şair Refik Durbaş olmak üzere Doğan Hızlan, Haydar Ergülen, Hüseyin Peker, İnci Asena, Sezai Sarıoğlu, Cevat Çapan, Aristea Popaleksandru, Dimitra Christodoulou, Kleti Sotiriadou, Mehmet Çetin, Ahmet Günbaş, İro Nikopoulou, Matina Moshovi, Mine Ömer, Neşe Yaşın, Yusuf Alper, Metin Cengiz, Pelin Batu, Ragıp Taranç, Gülümser Çankaya, Mehmet Çetin, Nesrin Kültür Kiraz, Sotiris Pastakas, Tuğrul Keskin Hayri K.Yetik, Ahmet Telli, Medine Sivri, Orhan Aklaya, Aslıhan Tüylüoğlu, Aysel Güntürkün, Azime Akbaş Yazıcı, Bilsen Başaran, Fatma Aras, Filiz Gülmez, Güzin Oralkan, Harika Külçür, Hülya Deniz Ünal, Melodi Zerrin Yalım, Nevin Konuk, Pelin Onay, Sedef Kandemir, Zübeyde Seven Turan ve daha birçok şair katıldı.
7. Uluslararası İzmir Şiir Buluşması`nın her geçen gün çıtayı yükselttiğini, uluslararası boyutta, hem salonlarda hem sokaklarda şiiri yaşattığını ifade eden Konak Belediye Başkanı Dr. Hakan Tartan, Goethe`nin ünlü ``˜Işık, biraz daha ışık` sözünü hatırlatarak, ``Daha çok şiir, daha çok sevgi, daha çok paylaşım`` dedi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Binlerce kilometre mesafe kateden leylekler yuvalarını Diyarbakır’da kuruyor Diyarbakır’ın Bismil ilçesinden geçen Dicle Nehri, yaklaşık 5 bin kilometre yol katederek Nil Vadisi, Etiyopya, Somali ve Afrika’dan gelen leyleklere ev sahipliği yapıyor. Bismil ilçesinden geçen Dicle Nehri, yıllardır leyleklere ev sahipliği yapıyor. Nil Vadisi, Etiyopya, Somali ve Afrika gibi yerlerden yaklaşık 5 bin kilometre katederek gelen leylekler, ata yurtlarında varlıklarını sürdürüyor. Hatay üzerinden gelen leyleklerin bir kısmı Avrupa popülasyonuna katkı sağlarken, bir kısmı ise ata yurdu olan Diyarbakır’a gelip, yıllardır kullandıkları yuvalarına yerleşiyor. Öncü olarak gelen erkek leylek, daha sonra gelen dişi leylek ile kuluçka ve yavrulama dönemini burada geçiriyor. Prof. Dr. Ahmet Kılıç, ülkede yüzlerce kuş türü olduğunu, bunlardan birinin de leylek ya da beyaz leylek olduğunu söyledi. Göçmen olarak bilinmekte olan leyleklerin yurda şubat ayı ortasından itibaren girmeye başladıklarını belirten Prof. Dr. Kılıç, genel olarak ilk gelenlerin yuva sahibi erkekler olduğunu, önceki yıllarda kullandıkları yuvalara yerleşerek yuvayı korumaya aldıklarını ifade etti. Kılıç, yuva kurmanın bazen bir ayı bulduğunu söyleyerek, "Yuva sahipleri önceki yıldan yuvalarını kurmaya başlıyorlar. Dişiler bunlardan sonra geliyor. Mart başına doğru göç olayı tamamlandığında yuvalarda genel olarak çiftler bulunuyor ve eşler birlikte yuva materyali taşımaya başlıyor. Yaklaşık bir ay içinde yuva tamamlanıyor. Nisan ayı başından itibaren kuluçkaya yatarlar. Kuluçka yaklaşık 1 ay sürmekte ve yavrular mayıs ayı başından itibaren görülmeye başlanır. Yavrular yaklaşık 2 ay boyunca yuvada beslenir" dedi. "Leylekler besin zincirinde önemli bir işlevi yerine getirirler" Diyarbakır’da pek çok leylek yuvası olduğunu aktaran Prof. Dr. Kılıç, şöyle devam etti: "Özelikle Bismil leylekleri yoğun popülasyon olarak karşımıza çıkıyor. Burada yuva başarısı oldukça yüksek. Yuvadaki bütün yumurtalardan yavrular çıkar. 5 yavru. Bu 5 yavrunun tamamı da uçmaya katılır ve sağlıklı büyür. Leylekler, besin zincirinde önemli bir işlevi yerine getirirler. Besin zinciri için ya da besin ağacı için önemli bir türdür. İnsanlar tarafından da kimi bölgelerde koruma altında tutulur, kutsal kabul edilir. Bu yüzden insanlarla ilişkileri çok iyi. İnsanlara çok yakın olan yerlerde rahatlıkla yuva kuruyorlar. Çünkü insanlar bunlara herhangi bir zarar vermiyor." "Bu bölgede önceki yıllarda yüzden fazla leyleğin artık göç etmediğini biliyoruz" Son yıllarda iklim krizine bağlı olarak leyleklerin davranışlarında da farklılıklar olduğunu gördüklerini dile getiren Prof. Dr. Kılıç, "Bu bölgede önceki yıllarda yüzden fazla leyleğin artık göç etmediğini biliyoruz. Bu şunu gösterir; kışlar aşırı sert değil ve leylekler yiyecek bulabiliyor. Bundan dolayı bazı bireyler göç etmeyerek burada kalabiliyorlar. Bu yüzden leylekleri önümüzdeki yıllarda daha fazla bireyle göçe gitmeyen tür olarak görme imkanımız var. Her bir kuş türü bulunduğu bölgede çok değerlidir, önemli bir işlevi yerine getirmektedir. Aynı işi leyleklerde yerine getirmekte. Bizim de biyoçeşitliliği korumamızla hem tarımda hem de doğada bir dengeye katkımız olmalıdır. Bu konuda vatandaşlarımızın duyarlılığı önem arz eder" ifadelerini kullandı.