SAĞLIK - 29 Eylül 2025 Pazartesi 10:48

Acıbadem Kent Hastanesi, büyüdü ve yenilendi

A
A
A
Acıbadem Kent Hastanesi, büyüdü ve yenilendi

Acıbadem Sağlık Grubu, 35 yıllık sağlık deneyimini İzmir’e taşıyor. 2023 yılında Acıbadem Sağlık Grubu’na katılan Kent Hastanesi’nin büyüme ve yenilenme süreci tamamlandı. Ege bölgesinin sağlıkta referans noktası olarak konumlanan Acıbadem Kent Hastanesi, 40 bin metrekareden 89 bin metrekareye çıkarılan kapalı alanı, yenilenen ileri teknolojisi, genişleyen hizmet yelpazesi ve deneyimli hekim kadrosuyla uluslararası standartlarda hizmet veriyor; İzmir ve çevresinin sağlığına değer katıyor.


Acıbadem Sağlık Grubu, yurt içi ve yurt dışındaki yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. 5 ülkede; 29 hastane ve 14 tıp merkeziyle hizmet sunan Acıbadem, 14 Şubat 2023’te bünyesine kattığı İzmir Kent Hastanesi’ni büyüttü ve yeniledi. Bölge sağlığına yeni bir soluk getiren Grup, "Kent" ismini kullanmaya devam ederek hastaneyi, Acıbadem Kent Hastanesi ismiyle hizmete sundu. Mimarisinden tıbbi teknolojisine kadar pek çok noktada, uluslararası standartlarda hizmet sunacak şekilde yenilenen ve büyüyen Acıbadem Kent Hastanesi, İzmir ve çevresini Acıbadem kalitesiyle tanıştırıyor.



Büyüdü ve yenilendi


Daha çok hastaya hizmet verebilecek şekilde inşa edilen poliklinik binasının eklenmesiyle hastanenin kapalı alanı 40 bin metrekareden 89 bin metrekareye çıkarıldı. Bu haliyle Acıbadem Kent Hastanesi, Grubun 3. büyük hastanesi oldu. Tüm tıbbi branşlarda hizmet verecek şekilde genel amaçlı bir hastane olarak konumlanan Acıbadem Kent, 272 hasta yatağına sahip.


Da Vinci’den Gamma Knife’a 3 Tesla MR’dan 3D Tomosentezli Dijital Mamografi cihazına kadar farklı tıbbi alanlarda kullanılan tanı ve tedavi cihazları yenilendi ve hekim kadrosu genişletilerek hizmet ağı güçlendirildi. Yenilenen bölümlerden biri yoğun bakım ünitesi oldu. Her biri kişiye özel, tek kişilik odalara dönüştürülen yoğun bakım ünitesi, ileri teknoloji cihazlarla donatıldı. Hem çocuk hem yetişkin hastalara hizmet verebilecek şekilde dizayn edilen Organ Nakli ve Onkoloji Merkezi, yenilikçi tanı ve tedavi olanaklarının yanı sıra deneyimli hekim kadrosuyla dikkat çekiyor. Acıbadem Kent, 24 saat hizmet veren Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları bölümünün yanı sıra anne olmanın ayrıcalığını yaşatacak olanaklar da sunuyor.


Modern mimarisi ile büyüyüp daha konforlu hale getirilen Acıbadem Kent Hastanesi, Acıbadem’in "Hasta güvenliği ve memnuniyeti" odaklı anlayışıyla Ege’ye sağlık alanında yeni bir değer katıyor.



Organ ve doku nakilleriyle dikkat çekiyor


Çocuk ve yetişkin hastaların tanı alıp tedavi görebildiği, özellikli hizmetler sunan Acıbadem Kent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nde karaciğer ve böbrek nakilleri gerçekleştiriliyor. Ayrıca yetişkin kemik iliği naklinin de yapıldığı hastanede, tüm nakillere uygun fiziki alanı, uzman kadrosu ve merkez yapılanması ile multidisipliner bir anlayışla hizmet veriliyor. Merkez, bu özellikleriyle yalnızca Ege’nin değil, Türkiye’nin ve sınır ötesinin de tercihi haline gelen hastane olarak dikkat çekiyor.



Onkoloji merkezinde çocuk ve yetişkin hastalara özel tanı ve tedavi


Kanser alanında tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, nükleer tıp ve tüm cerrahi branşların onkoloji cerrahisi hizmetlerini tek çatı altında toplayan Onkoloji Merkezi’nde hem çocuk hem de yetişkin hastalara tanı ve tedavi hizmeti sunuluyor. Tedavinin yanında süreçleri daha rahat geçirmelerini sağlamak için hastalara, diyetisyen ve psikolog desteği de veriliyor. Multidisipliner yaklaşımla, kişiselleştirilmiş ve yenilikçi tedavi yöntemlerinin kullanıldığı merkez, hasta odaklı yaklaşım anlayışına sahip.



Çocuk hastalara 24 saat hizmet


Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları birimi, 24 saat hizmet verecek şekilde yapılandırıldı. Ayrıca çocuk hastalıkları üst ihtisas alanlarında nörolojiden endokrine, cerrahiden kardiyolojiye pek çok alanda hizmetler çeşitlendirildi. Yenidoğan yoğun bakım ünitesi de bulunan hastanede, bu özel zamanlarında bebeklere gerekli tüm tıbbi imkanlar sunuluyor. 17 yatağı bulunan birimin her noktası, çocukların mutlu olacağı ve konforunun sağlanacağı şekilde dekore edildi. Hastane bahçesinde bulunan atlıkarınca ise polikliniğe gelen çocuklara bekleme sürecini keyifli hale getiriyor.



Annelik yolculuğunda güven ve konfor


Hastane, tüp bebek merkeziyle anne-baba olmak isteyen çiftlere umut oluyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nde suyun gevşetici, rahatlatıcı ve dengeleyici özelliklerinden yararlanılmasıyla doğum sürecini konforlu hale getiren suda doğum ayrıcalığı sunuluyor. Ayrıca doğum katında, hızlıca doğum odasına dönüşen hasta odaları bulunuyor. Doğum sonrası bebek ve annenin bir arada bulunduğu ve ilk saatlerini birlikte geçirmenin keyfini yaşayabilecekleri ‘anne-bebek uyum’ odaları da mevcut. İleri teknolojiye sahip yeni doğan yoğun bakım bölümünün de bulunduğu Acıbadem Kent Hastanesi, bebek ve annenin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hizmet veriyor.



12 ameliyathanede üst düzey cerrahi yapılıyor


Bölgenin ihtiyaçları düşünülerek daha önce 7 olan ameliyathane sayısı, 12 ameliyathaneye yükseltildi ve ileri tıbbi teknolojinin kullanıldığı modern bir yapıya dönüştürüldü. Bu haliyle İzmir’in en yüksek sayıda ameliyathanesi bulunan özel hastanesi oldu. Çocuk ve yetişkin olmak üzere her yaştan hastanın cerrahisinin yapılabildiği ameliyathanelerde, aynı anda çok sayıda ameliyat gerçekleştirilebiliyor.



Teknoloji parkuru yenilendi


Da Vinci Xi ile robotik cerrahide yeni nesil teknolojiyle yenilenen Acıbadem Kent Hastanesi, cerrahlara daha karmaşık ameliyatlarda yüksek hassasiyet sağlayarak ameliyatların başarı oranını artırıyor. Beyin cerrahisinde ameliyat sırasında sinirleri korumak amacıyla kullanılan navigasyon teknolojisi ve ışınlarla ameliyat yapmaya imkan sağlayan Gamma Knife cihazı bulunuyor. Girişimsel radyolojiden ürolojiye farklı tıbbi alanlarda, yeni nesil tanı ve tedavi cihazları kullanılıyor.


Acıbadem’in sağlık sektöründeki 35 yıllık bilgi ve birikiminin her noktada yansıdığı Acıbadem Kent Hastanesi, fiziki büyüklüğü ve getirdiği yeniliklerle İzmir için bir çekim noktası oluyor.



Acıbadem Kent Hastanesi, büyüdü ve yenilendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır Iğdır’da 15-16 yıllık 77 kiraz ağacı taşınarak kesilmekten kurtarıldı Iğdır’da kesilmesi planlanan kiraz ağaçları, özel makineyle taşınarak yeniden toprakla buluşturuldu. 77 ağacın tamamı tutarken, ağaçlar çiçek açmaya başladı. Iğdır’da dikkat çeken bir çalışmaya imza atıldı. Töbet Turan isimli vatandaş, eşinin başkanı olduğu kooperatif işletmesinin yanında bulunan ve kesilmek istenen 15-16 yıllık kiraz ağaçları, alternatif yöntemlerle başka bir alana taşıyarak kurtardı. Yaklaşık 15 gün süren çalışma sonucunda 77 kiraz ağacı başarıyla yeni yerlerine dikildi. Ağaçların sahibiyle yapılan anlaşma sonrası başlatılan çalışma, yaklaşık 15 gün sürerken, ağaçların tamamının tutması dikkat çekti. Kiraz ağaçlarının kesilmesini istemeyen Töbet Turan, süreci şu sözlerle anlattı: "2025 yılı içerisinde, kooperatifimizin yan tarafında abime ait bir kiraz bahçesi vardı. Abim, kiraz bahçesindeki ağaçları keserek yerine başka ürünler ekmek istedi. Ben ise bu kiraz ağaçlarının 15-16 yıllık olduğunu ve meyve ağaçlarının kesilmemesi gerektiğini kendisine belirttim. Abim de ’Ben keseceğim, istersen sana vereyim, ne yapıyorsan yap’ dedi. Daha sonra bu ağaçları nasıl taşıyabileceğimizi düşünmeye başladım. Araştırma yaptık, dünyada insanların bu işi nasıl yaptığını inceledik. Türkiye’de pek örneğine rastlayamadık ancak yurt dışında örnekleri vardı. Ağaç taşıma makinesinin ilimizde olmadığını öğrendik, ancak Kars Belediyesinde bulunduğunu tespit ettik. Bu vesileyle, Kars Belediye Başkanı Prof. Dr. Ötügen Senger’e sonsuz teşekkürlerimizi iletmek isteriz. Kendisine müracaat ettik ve talebimizi olumlu karşıladı. Bize yardımcı olarak makineyi temin etti. Ayrıca Melekli Belediye Başkanı Mücahit Bey’e de katkılarından dolayı teşekkür ederim." Taşıma sürecine ilişkin detayları da paylaşan Turan, şunları kaydetti: "Makineyi getirttikten sonra 77 adet kiraz ağacının taşınmasına 25 Şubat 2026 tarihinde başladık. Çalışmalarımızı 10 Mart civarında tamamladık. Arada yağış ve olumsuz hava şartları nedeniyle birkaç gün ara vermek zorunda kaldık. Toplamda 77 kiraz ağacını başarıyla taşıdık. Şu anda ağaçlar çiçek açma dönemine girmiş durumda. Allah’a çok şükür, herhangi bir zayiat görünmüyor. Tüm ağaçlar tutmuş ve çiçek açmış durumda. İnşallah mayıs ayı sonu gibi kiraz hasadına başlamayı planlıyoruz." Ağaçların taşınma yöntemine de değinen Turan, işlemin hassasiyetle yürütüldüğünü belirterek şöyle konuştu: "Makine, öncelikle kiraz ağaçlarının dikileceği alanı kazdı ve çıkan toprağı başka bir yere bıraktık. Daha sonra, ağacın bulunduğu yerden yaklaşık 1 metre çapında bir alan köklerine zarar vermeden, toprakla birlikte alındı. Bu şekilde kök yapısı korunarak ağaç söküldü ve önceden hazırlanan çukura yerleştirildi. Makine, yerleştirme sırasında toprağa hafif bir baskı uygulayarak ağacın sanki hiç yerinden oynatılmamış gibi sabitlenmesini sağladı. Ardından yeni bir çukur açılarak çıkan toprak, daha önce ağacın alındığı yere dolduruldu. Bu işlem, diğer ağaçlar için de aynı şekilde tekrarlandı. Hava şartlarının uygun olduğu günlerde günde ortalama 8 ağaç taşıyabildik. Toplam süreç yaklaşık 15-16 gün sürdü ve 15-16 yaşındaki 77 kiraz ağacını başarıyla taşımış olduk" dedi. Ziraat Yüksek Mühendisi İsak Savaş, ağaç taşıma işleminin doğru teknik ve uygun zamanda yapılması halinde hem ağaçların korunacağını hem de üretimin devam edeceğini söyledi. Ağaç taşıma uygulamalarının Türkiye’de genellikle kamu kurumları tarafından gerçekleştirildiğini ifade eden Savaş, sürece ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Ağaç taşıma işlemi ülkemizde genellikle büyükşehir belediyeleri veya il özel idareleri tarafından, park ve bahçelerde alan daralması ya da zorunlu sebeplerle yapılmaktadır. Bu işlem, ‘ağaç söküm cihazı’ adı verilen makinelerle gerçekleştirilir. Ağaç, kökleriyle birlikte toprakla beraber sökülerek uygun bir alana taşınır ve yeniden dikilir." Taşıma sürecinde en kritik noktanın, yeni alanın doğru seçilmesi olduğuna dikkat çeken Savaş, şunları kaydetti: "Bu süreçte, ağacın taşınacağı yerin toprak yapısı ve fiziki şartları önceden incelenmelidir. Mevcut ortam ile yeni ortamın benzer özellikler taşıması büyük önem arz eder. Genellikle süs ağaçlarında uygulanmakla birlikte; armut, kiraz, erik ve şeftali gibi taç yapısı küçük meyve ağaçlarında da bu yöntem başarıyla uygulanabilir." Ağaç taşıma zamanlamasının da başarıyı doğrudan etkilediğini belirten Savaş, en uygun dönemin dinlenme süreci olduğunu ifade etti: "Ağaçların taşınması için en uygun dönem, dinlenme sürecine girdikleri zamandır. Bu dönem, sonbaharda yaprak dökümünden sonra veya ilkbaharda ağaç uyanmadan önceki süreçtir. Bu zaman diliminde ağaçtaki su oranı düşük olduğu için taşıma işlemi daha sağlıklı sonuç verir." Kesilmesi planlanan ağaçların taşınarak değerlendirilmesinin önemli bir kazanım olduğuna vurgu yapan Savaş, sözlerini şöyle tamamladı: "Eğer ağaç kesilecek ya da bulunduğu alan artık bahçe olarak kullanılmayacaksa, bu ağaçların başka bir yere taşınarak değerlendirilmesi büyük bir kazançtır. Bu sayede hem ağaçlar korunmuş olur hem de ürün kaybı yaşanmaz. Yani yok olmaya yüz tutmuş bir değer, başka bir alanda üretime kazandırılmış olur." Gerçekleştirilen çalışma, bölgede meyve ağaçlarının kesilmeden korunmasına yönelik önemli bir örnek olarak değerlendiriliyor.
Bursa Çeşme sakızı ile Fransız koçunu birleştirdi, verimi katladı Denizli’nin Pamukkale ilçesinde büyükbaş hayvancılığı bırakarak küçükbaş üretime yönelen iki kardeş, farklı ırkları melezleyerek et veriminde yüksek başarı sağladı. Pınarkent Mahallesi’nde hayvancılık yapan Atilla ve Cemil Doğan, Çeşme sakız koyunu ile etçil "Ile de France" koçunu çiftleştirerek verimi katladı. Hobi amaçlı başladıkları üretimde kısa sürede sürüsünü büyüten Doğan kardeşler, süt verimi yüksek olan sakız koyunlarını, et verimiyle bilinen Fransız menşeli ’Ile de France’ koçlarıyla birleştirdi. Yapılan melezleme sonucunda dördüz ve beşiz doğum oranlarında artış yaşanırken, kuzuların gelişim hızı ve karkas ağırlığı üreticilerin yüzünü güldürdü. Bir yılda iki turda yüksek kuzu verimi Üretim sürecine ilişkin bilgi veren 47 yaşındaki Atilla Doğan, sakız koyununun süt veriminden memnun olduklarını ancak et randımanını artırmak için böyle bir yöntem izlediklerini belirtti. Doğan, "Sakız koyunlarını Ile de France koçuyla çiftleştirdik ve çok güzel sonuçlar aldık. İlk turda 43 koyundan 112, ikinci turda ise 53 koyundan 138 kuzu aldık. Doğum verimi oldukça yüksek" dedi. Kurbanlık olarak satışa çıkardılar Elde edilen melez kuzuların et veriminin yüksek düzeyde olduğunu vurgulayan Doğan, şu bilgileri paylaştı: "Kuzularımız 120 günlük olduklarında 38-40 kilogram ağırlıklara ulaşıyor. İkiz ve üçüz doğanlarda ise canlı ağırlık 65 kilogramı bulabiliyor. Hem çoklu doğum avantajını hem de et kalitesini aynı anda yakaladık. Şu an ekim ve kasım doğumlu olan kuzularımızı piyasanın altında fiyatlarla kurbanlık olarak satışa sunduk."
Gümüşhane Hürmüz krizi, otel terliği üreticilerini de vurdu Hürmüz Boğazı’nda yaşanan krizle birlikte petrol fiyatlarındaki dalgalanma, Gümüşhane’deki küçük ölçekli otel terliği üreticilerini de etkiledi. ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan savaşın ardından Hürmüz Boğazı’nda ortaya çıkan sorunlar, petrol ve petrol türevi ürünlerin fiyatlarında artışa neden oldu. Ham maddesi büyük oranda petrol bazlı olan otel terliklerinde ise bu durum maliyetleri doğrudan etkiledi. Gümüşhane İŞGEM’de otel terliği üretimi yapan Melisa Okçu ve babası Bülent Okçu, yaşanan gelişmelerin küçük bir atölyeyi dahi etkilediğini söyledi. Artan maliyetlere rağmen rekabet nedeniyle fiyatlara aynı oranda zam yapamadıklarını ifade eden Okçu ailesi, bu durumun kendilerini zorladığını söyledi. Küresel ölçekte yaşanan bir krizin yereldeki küçük işletmelere kadar uzandığını dile getiren üreticiler, belirsizliğin devam etmesinden endişe ettiklerini kaydetti. "Ham madde fiyatları yüzde 70 oranında artış gösterdi" Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler nedeniyle ham madde fiyatlarının arttığını ifade eden Melisa Okçu, "Yakınlarım vasıtası ile bu işe girdim ve daha sonra kendi makinemi alarak bu sektöre adım attım. Ürettiğimiz otel terlikleri Türkiye’de daha yeni yeni yayılıyor. Şu an otellere hizmet veriyoruz. İstanbul, Denizli ve Karadeniz illerine gönderim gerçekleştiriyoruz. 1 yıldır bu işin içerisindeyiz ve bu bizim ilk sezonumuz. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan olaylar nedeniyle ülkemizdeki petrol fiyatlarındaki artış ve savaş nedeniyle ülkemize turist gelmemesi sektörümüzü etkiledi. Ham maddemiz yüzde 60-70 civarında arttı. Ham madde almaktan zorlandık, bazen üretimimiz durdu ve şu anda talep de yok. Otellerin açılma sezonuydu normalde fakat açılmıyorlar, turist gelmiyor. Ham madde fiyatlarındaki artıştan dolayı biz de ürünlerimizin fiyatını arttırdık bu da müşteriyi etkiledi" dedi. "Savaştan önceki maliyetlerle bugün arasında ciddi fark var" Küçük bir işletme olmalarına rağmen savaşın kendilerini bile etkilediğini dile getiren Bülent Okçu, "Savaştan önceki maliyetlerle şu an ki maliyetler arasında yüzde 70 civarında bir oynama oldu. Bizim sektörümüz de tamamen petrol ürünlerine dayalı olduğu için etkisini gördük. Hürmüz Boğazı’nın kapanması, ham madde girişinin azalması bizi etkiledi. Fabrikaların bazılarında satışlar durdu, sipariş de alamıyorlar çünkü sorun hala çözülmedi. Terlik üretimi yapıyoruz biz, kumaş olarak tera kumaşı kullanıyoruz kilogramını savaştan önce 1 dolar 65 sente alabiliyorduk ama şimdi 2 buçuk dolar oldu. Araya koyduğumuz şiltenin metresinde de yine aynı şekilde bir artış oldu. Bu savaş dünyanın bir sorunu ancak biz burada küçük bir işletmeyiz, bizi bile etkiliyorsa diğer sektörleri düşünemiyorum" diye konuştu.