GÜNDEM - 15 Ocak 2026 Perşembe 17:06

AK Partili İnan: "25 sene boyunca yan gelip yattılar, şimdi yumurta kapıya gelince ‘engelleniyoruz’ diyorlar"

A
A
A
AK Partili İnan: "25 sene boyunca yan gelip yattılar, şimdi yumurta kapıya gelince ‘engelleniyoruz’ diyorlar"

AK Parti İzmir İl Başkanlığı’nda gerçekleştirilen İl Kadın Kolları Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuşan AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, "25 sene boyunca yan gelip yattılar, şimdi yumurta kapıya gelince ‘engelleniyoruz’ diyorlar. Özgür Özel ve arkadaşları İzmir’e düğüne gelip gidebilir ama biz milletvekillerimizle birlikte İzmir’in sokaklarına geliyoruz, sorunları çözmek için geliyoruz" dedi.


AK Parti İzmir İl Başkanlığı’nda İl Kadın Kolları Danışma Meclisi Toplantısı düzenlendi. Toplantıya, AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, AK Parti Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Selver Akkoyun Korkmaz, İl Kadın Kolları Başkanı Emel Dalkıran, MKYK Üyesi Cemal Bekle, Kadın Kolları Genel Merkez MKYK Üyesi Gerçek Tekin, Kadın Kolları Genel Merkez MKYK Üyesi ve Ege Bölge Koordinatörü Mualla Varol, İl Koordinatörü Aynil Yavaş ve çok sayıda teşkilat mensubu katıldı. AK Parti İzmir İl Başkanlığı’nda düzenlenen İl Kadın Kolları Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuşan AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, "Türkiye’nin en pahalı suyunu kim ödüyor? Hepinizin cebinden çıkıyor, İzmir’de ödeniyor. İzmir’de en pahalı suyu alıyorsunuz, en yüksek ücreti ödüyorsunuz; peki neden içme suyunda gereken altyapıyı yapmıyorsunuz? Neden üzerinize düşen sorumluluğu yerine getirmiyorsunuz? Çünkü beceriksizler. Bu işi bilmiyorlar. 25 sene boyunca yan gelip yattılar, şimdi yumurta kapıya gelince ‘engelleniyoruz’ diyorlar. Geçin bu işleri. AK Parti kadroları olarak, il başkanımızla ve milletvekillerimizle birlikte bu ‘engelleniyoruz’ yalanlarını teker teker deşifre edeceğiz" diye belirtti.


İnan, yerel yönetimin mazeretlerine yönelik eleştirilerini sürdürerek, "İzmirli hemşehrilerimiz kimin yanlış yaptığını, kimin yalan söylediğini, kimin doğruyu ve hakikati konuştuğunu çok iyi biliyor. Biz de bunu anlatmaya devam edeceğiz. Karşıyaka Stadı ile ilgili ‘tıkanıyoruz’ dediler; evrakı önlerine koyup teslim eden biz olduk. Opera binasıyla ilgili sözde tıkanıklıkları dile getirdiler, onları da çözen biz olduk" ifadelerini kullandı.



İnan: "İzmir’in arka sokaklarında yaşayan kadınlar ve çocuklar için ne yaptınız"


Belediye kaynaklarının kullanımına ilişkin sert tepki gösteren İnan, "Mavişehir’de, Körfez’in kenarında, en yüksek oyu aldığınız zengin mahallelere 2 milyar TL ayırarak opera binası yapmayı biliyorsunuz. Peki Bayraklı Cengizhan’daki çocuklar için ne yaptınız? Limontepe’deki çocuklar için ne yaptınız? Konak Kadifekale’de yaşayan çocuklar için, Karabağlar’daki çocuklar için ne yaptınız? Buca’nın arka sokaklarında, İzmir’in arka sokaklarında yaşayan kadınlar ve çocuklar için ne yaptınız? Hiçbir şey. Paraları nereye transfer ettiklerini görün. Yazın İzmir’i ve İzmir’in çocuklarını susuz bırakıyorlar. Biz işte bu anlayışla mücadele ediyoruz" şeklinde konuştu.



"Sesimiz bu kadar gür çıkıyorsa, ak kadınlarımızın desteği sayesindedir"


Toplantıdaki konuşmasının son bölümünde teşkilat çalışmalarına ve CHP yönetimine değinen İnan, "Bu anlayışı 2024’te Ceyda Hanım ve Hamza Bey anlatmaya çalıştı, takdir böyle oldu; ama biz daha fazla anlatacağız. Kapı kapı, sokak sokak çalışacağız ve şehri geriye götüren bu anlayıştan İzmir’i kurtaracağız. Özgür Özel ve arkadaşları İzmir’e düğüne gelip gidebilir; ama biz milletvekillerimizle birlikte İzmir’in sokaklarına geliyoruz, sorunları çözmek için geliyoruz. Gücümüzü İzmir’in sokaklarından alıyoruz. Unutmayın, siz olmasanız, bu teşkilatlar olmasa bizim hiçbir anlamımız yok. Sesimiz bu kadar gür çıkıyorsa, ak kadınlarımızın desteği ve ak dava arkadaşlarımızın hayır duası sayesindedir. En kısa zamanda genel başkanımıza ve cumhurbaşkanımıza buradaki bu enerjik ve dinamik tabloyu, zorluklara göğüs gererek Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın davasını sokak sokak anlatan tüm ablalarımızın çalışmalarını aktaracağımızdan emin olun" diye ekledi.



Saygılı: "Kadın Kollarımız, AK Parti siyasetinin mayasıdır"


AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, parti teşkilatının çalışmaları ve kadınların siyasetteki rolüne ilişkin açıklamalarda bulundu. Kadın Kollarının önemine dikkat çeken Saygılı, "Kadın Kollarımız, AK Parti siyasetinin mayasıdır. Bu mayada anaların duası vardır. Bu mayada Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın milletten aldığı güçle çizdiği istikametin sırrı vardır. Kadın Kollarımız, İzmir’in her bir hanesine ulaşan, sokaklar, caddeleri arşınlayan, Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın selamını gönüllere taşıyan bir fedakarlık hareketidir." sözlerini kullandı.



Çankırı: "AK Parti’de kadın kolları destek birimi değil, karar süreçlerinin asli parçasıdır"


AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, partisinin kadın kolları teşkilatının siyasetteki önemine ve İzmir’deki siyasi atmosfere ilişkin açıklamalarda bulundu. AK Parti’nin başarısında kadınların büyük rolü olduğunu vurgulayan Çankırı, "AK Parti’nin başarısının arkasında; sessiz ama güçlü bir emek, sabırlı ama kararlı bir duruş vardır. İşte bu duruşun adı, AK Parti Kadın Kollarıdır. Biz siyaseti; sadece kürsülerden değil, sadece sosyal medyadan değil, sahanın gerçeklerinden okuyan bir hareketiz. Kadın kollarımız; mahallenin nabzını tutar, evin derdini bilir, çocuğun, yaşlının, gencin ne yaşadığını görür. O yüzden AK Parti’de kadın kolları destek birimi değil, karar süreçlerinin asli parçasıdır" ifadelerini kullandı.



AK Partili İnan: "25 sene boyunca yan gelip yattılar, şimdi yumurta kapıya gelince ‘engelleniyoruz’ diyorlar"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Minik Edanur’un ölümüne ilişkin davada sanıklara 6 yıla kadar hapis talebi Küçükçekmece’de bir parkta İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekiplerince açılan çukura düşerek hayatını kaybeden 5 yaşındaki Edanur Gezer’in ölümüne ilişkin 10 sanığın ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan 6’şar yıla kadar hapsi talep edilen davanın görülmesine devam edildi. Duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı, 10 sanık hakkında, 6 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmalarını talep etti. Heyet, mütalaaya karşı taraflara süre verilmesine hükmederek, duruşmayı erteledi. Küçükçekmece’de bir parkta İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekiplerince açılan çukura düşerek hayatını kaybeden 5 yaşındaki Edanur Gezer’in ölümüne ilişkin 1’i başka suçtan tutuklu 10 sanıklı davanın görülmesine devam edildi. Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, ’taksirle ölüme neden olma’ suçundan haklarında 2 yıldan 6’şar yıla kadar hapis cezası istenen İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas, Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürü Ziya Duman, Avrupa Yakası Yeşil Alan Uygulama Müdürü Barış Şişman, Avrupa Yakası Yeşil Alan Uygulama 2. Bölge Şefi Cabir Şaban, İBB Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü Teknik Müdür Yardımcısı Erman Uzun, tesisat ustası Fayık Cansu, tekniker Furkan Keleş, İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’de Teknik Genel Müdür Yardımcısı Metin Aras, İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’de iş makinesi operatörü Sezai Ayhan ve İBB Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü Küçükçekmece Bölge Şefi Turan Yaman yargınlanırken, salonda 5 tutuksuz sanık ile taraflarında avukatları hazır bulundu. Başka suçtan tutuklu İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. 6 yıla kadar hapis talebi Duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı, İBB’ye bağlı İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas, Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürü Ziya Duman, Avrupa Yakası Yeşil Alan Uygulama Müdürü Barış Şişman, Avrupa Yakası Yeşil Alan Uygulama 2. Bölge Şefi Cabir Şaban, İBB Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü Teknik Müdür Yardımcısı Erman Uzun, tesisat ustası Fayık Cansu, tekniker Furkan Keleş, İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’de Teknik Genel Müdür Yardımcısı Metin Aras, İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’de iş makinesi operatörü Sezai Ayhan ve İBB Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü Küçükçekmece Bölge Şefi Turan Yaman‘ın ’taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi. ’’Burada iş yapılırken İş Sağlığı ve Güvenliği önlemleri alınmadığı için bu olay yaşanmıştır’’ Duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık Ziya Duman, ’’22 Nisan 2024 tarihinde Küçükçekmece Kaymakamlığı beni aradı, Küçükçekmece Sahili Menekşe Parkı’ndaki çalışmalara biraz ağırlık vermemizi istedi. Ben de kendisine, en kısa sürede gerekli incelemeleri yapacağımı belirttim. Daha sonra, müdür yardımcım Erman Uzun’u arayarak gerekli hususları ilettim ve toplantı planlaması oluşturduk. O sırada, 23 Nisan tatili vardı. 24 Nisan sabahı şantiyede toplantı yapıldı. Toplantıda Ali Sukas yoktu. Nisan ayı bizim en önemli aylarımızdan birisidir. 1 saate yakın istişare edildi. Daha sonra saha gezisine başladık. Erman Uzun, bir su sızıntısını gösterdi ve onun uzun süredir orada olduğunu söyledi. Ben de, heyete yüksek sesle bu sorunun çözülmesi gerektiğini aktardım. Buradaki sızıntı çok ufaktı. Üzerinden ayakkabıyla basılsa dahi çorap ıslanmayacak kadar bir şekildeydi. Daha sonra Furkan isimli biri yanıma geldi. Bana, problemin yaklaşık 1 aydır devam ettiğini anlattı. Ben de, sorunun giderilmesini tekrar ettim. Maalesef aradan 2 gün geçti ama tarafıma yapılan işlemle ilgili bir bilgi verilmedi. Olay günü mesai bitimine yakın 17.00 sıralarında, müdür yardımcım Erman Uzun beni aradı. Kazayı haber verdi. Ben de durumu üst amirlerime bildirdim. Bu olayın üzüntüsünü halen yaşıyorum. Burada iş yapılırken İş Sağlığı ve Güvenliği önlemleri alınmadığı için bu olay yaşanmıştır’’ ifadelerini kullandı. Taraflara süre verildi Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tarafların açıklanan mütalaaya karşı tarafların savunma ve beyanda bulunması için süre verilmesine hükmederek, duruşmayı ertledi. Gelecek celse mahkemenin esasa ilişkin kararını açıklaması bekleniyor.
İstanbul Türkiye’de çalışanların yüzde 84’ü çalıştığı kurumu seviyor Pluxee, Ipsos iş birliğiyle 10 ülkede farklı sektör ve yaş gruplarından 8 bin 700 çalışanın katılımıyla gerçekleştirdiği ‘İş Dünyasında Bağlılığın Yeni Tanımı’ araştırmasının sonuçlarını açıkladı. 80 farklı çalışanın içgörüleri ve gerçek yaşam hikâyeleriyle zenginleştirilen çalışma, motivasyon, iş-yaşam dengesi ve çalışan beklentilerine dair küresel ölçekte yeni bir tablo sunuyor. Dünyada çalışma hayatı hızla dönüşürken Pluxee çalışan-işveren ilişkisine ışık tutmak ve çalışan deneyimini yeniden tanımlamak amacıyla araştırmalarına devam ediyor. Şirketin Ipsos iş birliğiyle gerçekleştirdiği ‘İş Dünyasında Bağlılığın Yeni Tanımı’ araştırması, çalışan beklentilerinde köklü bir dönüşüm yaşandığını ortaya koyuyor. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu Brezilya, İngiltere, Hindistan gibi farklı coğrafyalardan 10 ülkede, 8 bin 700 çalışanın katılımıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre, küresel olarak çalışanların yüzde 83’ü çalıştığı şirketi sevdiğini ya da olumlu hisler beslediğini ifade ediyor. Ancak bu bağlılık artık koşulsuz bir adanmışlık üzerinden değil; denge, anlam ve karşılıklı değer temelinde şekilleniyor. Sessiz istifa değil, dengeli bağlılık Kamuoyunda iş hayatı çoğu zaman "sessiz istifa" ve "büyük kopuş" kavramlarıyla anılırken araştırma, bu anlatının eksik kaldığını gösteriyor. Bulgulara göre, Türkiye’de çalışanların yüzde 84’ü çalıştığı kurumu "sevdiğini" ya da "beğendiğini" ifade ederken çalışanlar işteki iyi olma hâllerini 10 üzerinden 7,9 puanla değerlendiriyor. Bu tablo, çalışanların işlerinden duygusal olarak uzaklaşmadığını; aksine iş ve işyeriyle beklenenden daha güçlü fakat daha dengeli bir bağ kurduğunu ortaya koyuyor. Şirketin ortaya koyduğu "Dengeli Bağlılık" kavramı, bağlılığın biçim değiştirerek daha bilinçli, değişken ve sınırları olan bir tutum haline geldiği gerçeğine işaret ediyor. İyi yaşamın şifresi: Güçlü bağlar, yakın ilişkiler ve zamanı sahiplenmek Araştırma, Türkiye’de "iyi yaşam" algısının merkezinde maddi göstergelerden çok insan ilişkilerinin yer aldığını net biçimde ortaya koyuyor. Türkiye’de çalışanların yüzde 54’ü hayatı iyi kılan en önemli unsur olarak "etrafımda iyi insanlar var" ifadesini öne çıkarırken; kendine zaman ayırabilmek (yüzde 42) ve iyi hissetmek (yüzde 41) ikinci sırada geliyor. Çalışanlara "Haftada fazladan 4 saatin olsaydı ne yapardın?" sorusu yöneltildiğinde ise yüzde 31’i sevdikleriyle daha fazla vakit geçirmek istediğini, yüzde 19’u ise egzersiz yapmayı tercih edeceğini belirtiyor. Öte yandan çalışanların yüzde 35’i işinin hayatının merkezinde olduğunu söylerken yüzde 58’i "elimden geldiğince çok çalışırım" diyor. Bu gelişmekte olan ekonomiler ortalamasının oldukça üzerinde bir oran. Ancak bu tablo, işin her şeyin önüne konulduğu bir yaşamı değil; çabanın ilişkiler, kişisel iyilik hâli ve zamanı yönetebilme becerisiyle dengelendiği bir yaklaşımı işaret ediyor. "Çalışanlarının özel hayatındaki farklılıklarını önemseyen şirketler, çalışan deneyiminde ve işe bağlılıkta çıtayı yukarı taşıyacak" Pluxee Türkiye CEO’su Eda Uluca Özcan, araştırmanın iş dünyası için taşıdığı mesaja şu sözlerle dikkat çekti: "Günümüzde çalışanları yalnızca işteki rolleriyle ele almak artık mümkün değil. Araştırmamız, her geçen gün daha fazla çalışanın iş ile kişisel yaşam arasında yeni bir denge kurduğunu ortaya koyuyor. Biz bu yaklaşımı ‘Dengeli Bağlılık’ olarak tanımlıyoruz. Bu yaklaşım, şirketlerle çalışanlar arasındaki ilişkiyi de köklü biçimde yeniden tanımlıyor. Türkiye’de çalışanların yüzde 43’ü için samimi ve destekleyici bir iş ortamı iş yerinde memnuniyetin en önemli unsuru. Yüzde 40’ı gösterdiği çabanın görülmesini ve takdir edilmesini bekliyor, yüzde 35’i ise özerklik ve karar alma yetkisinin kendileri için kritik olduğunu söylüyor. Bugün bağlılık; sessizce geri çekilmek ya da koşulsuzca adanmak arasında değil, karşılıklı güven ve değer üretimi üzerinde şekilleniyor. İşverenler için asıl fark oluşturan nokta da burada başlıyor: çalışanlarını tek tip beklentilerle değil, bireysel ihtiyaçları ve yaşam evreleriyle anlayabilmek." Bağlılık tek renk değil: Hayatla birlikte değişen 8 farklı ton Araştırma, çalışan bağlılığının artık "ya tamamen adanmış ya da kopmuş" gibi keskin tanımlarla açıklanamayacağını gösteriyor. Bağlılık; hayatın farklı evreleri, kişisel öncelikler ve bireyin içinde bulunduğu koşullara göre ton değiştiriyor. Bu dönüşümü bireyin özel hayatına verdiği önem ve kişisel hedefleriyle toplumsal aidiyet arasında kurduğu denge olmak üzere iki temel eksen üzerinden ele alan araştırma, sekiz farklı bağlılık profili ortaya koyuyor. Araştırmada bağlılık, sabit bir tutum değil; hayatla birlikte şekillenen, esneyen ve yeniden ayarlanan canlı bir deneyim olarak karşımıza çıkıyor. Araştırma, Türkiye’de iş yerini cazip kılan unsurlara dair de içgörüler sunuyor. Çalışanlar için "iyi maaş" yüzde 48 ile ilk sırada yer alırken "ihtiyaca uygun yan haklar" yüzde 36 ile hemen ardından geliyor. Çalışma aynı zamanda, çalışanların destekleyici bir ortam, takdir edilme ve kendilerine zaman ayırabilme gibi insani ihtiyaçlara her zamankinden daha fazla önem verdiğini ortaya koyuyor. Eda Uluca Özcan, araştırmanın özellikle bağlılık konusunda önemli bir tablo çizdiğini, bağlılığı şekillendiren beklenti ve motivasyonların değiştiğini vurgulayarak şöyle konuştu: "Çalışanı gerçekten gören, dinleyen ve destekleyen kurumlar, bağlılığı doğal olarak güçlendiriyor. Bu araştırma ile çalışma hayatının geleceğini şekillendiren bu yeni bağlılık kurallarını keşfetmeyi, liderler ve karar vericiler için görünür kılmayı amaçladık. Şirket olarak, çalışan-işveren ilişkisini yalnızca ölçen değil, geliştiren bir yaklaşımla; daha insan odaklı, dengeli ve sürdürülebilir bir çalışma dünyasına katkı sağlamaya devam edeceğiz."
Kocaeli DES Genel Başkanı Çelebi’den velilere karne uyarısı: "Sevginizi notlara bağlamayın" Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı İshak Çelebi, 2024-2025 eğitim öğretim yılı yarıyıl tatili öncesinde velilere uyarılarda bulunarak, "Karne, çocuğun değeri değil, mevcut durumun bir göstergesidir" dedi. İshak Çelebi, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye genelinde yaklaşık 18 milyon öğrencinin karnelerini alarak 15 günlük sömestir tatiline gireceğini hatırlattı. Eğitim döneminin değerlendirilmesinde başarı ya da başarısızlığın sadece öğrenciye mal edilemeyeceğini vurgulayan Çelebi, sonucun aile, okul ve çevrenin ortak ürünü olduğunu, iyi bir karnenin ancak öğrenci, veli ve öğretmenin iş birliğiyle yakalanabileceğini belirtti. "Karne sendromuna dikkat edilmeli" Türkiye’de her karne döneminde "karne sendromu" yaşandığına dikkati çeken Çelebi, kötü karne getiren çocuklara yönelik sert ve aşağılayıcı tutumların, çocuklarda ciddi kişilik bozukluklarına yol açabildiği uyarısında bulundu. Çelebi, karne kaynaklı baskıların dayak, evden kaçma ve intihar teşebbüsü gibi üzücü olaylara neden olabildiğini ifade ederek, "Anne ve babalar karneye gereğinden fazla anlam yüklüyor. Karne, çocuğun geleceğinde belirleyici tek ölçüt değildir. Karneye aşırı anlam yüklemek çocuğun duygusal ve psikolojik gelişimine zarar veriyor. Zayıf karne getiren birçok çocuk, ebeveynlerin hatalı davranışları yüzünden depresyona girmekte ve başarısızlığı kişiliği ile özdeşleştirmektedir. Sevginizi notlara bağlamayın" dedi. "Başarısızlığın nedenini birlikte konuşun" Zayıf notlarla eve gelen çocuğun ebeveynlerden daha fazla üzüldüğünün unutulmaması gerektiğini aktaran Çelebi, velilere şu tavsiyelerde bulundu: "Zayıf notların altında yatan asıl sebebi araştırmak gerekir. Her çocuk farklı becerilere sahip bir bireydir; çocuğunuzu sakın başkasıyla kıyaslamayın. Başarısızlığın nedenini birlikte konuşun ve yapılabilecekleri belirleyin. Eksik olduğu konuları tespit edip, gelecek dönem için bir planlama yapın. Sorumluluk paylaşılmalıdır." "Tatil güven tazelemek için fırsat" Çelebi, 15 günlük tatil sürecinin sadece karne sorgulamasıyla geçirilmemesi gerektiğini belirterek, çocuğa güven duyulduğunun hissettirilmesinin önemine değindi. Çocuğun özel yeteneklerinin keşfedilmesi ve bir sonraki dönem başarısını artırabileceği konusunda yüreklendirilmesi gerektiğini kaydeden Çelebi, "Çocuğunuzu kendi gelişim özellikleri içerisinde değerlendirin. Öğretmenleri ile iletişime geçerek iş birliği isteyin. En önemlisi de çocuğunuzla her gün baş başa oturup, onunla bir arkadaş gibi konuşun ve günün değerlendirmesini yapın" ifadelerini kullandı.