EKONOMİ - 21 Nisan 2026 Salı 09:36

Ali Kındap: "Jeotermal yatırımların ülke geneline yayılması için seferberlik ilân edilmeli"

A
A
A
Ali Kındap: "Jeotermal yatırımların ülke geneline yayılması için seferberlik ilân edilmeli"

Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Anadolu ve Trakya coğrafyasında bin 500’ün üzerinde doğal jeotermal çıkış noktası olduğunu hatırlatarak, başta enerji olmak üzere yatırımların Ege’den ülke geneline doğru yayılması için seferberlik ilân edilmesi gerektiğini vurguladı.


Türkiye’nin baz yük olma özelliği taşıyan tek yenilenebilir enerji kaynağı olan jeotermal, ülke ekonomisine çok farklı alanlarda değer oluşturan yatırımların adresi oluyor. Jeotermal kaynaklardan enerji üretiminin büyük bölümü Ege Bölgesi’nde kümelenirken, zengin jeotermal kaynaklara sahip Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki sahalarda yeni santral projeleri geliştiriliyor.


JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Anadolu ve Trakya coğrafyasında bin 500’ün üzerinde doğal jeotermal çıkış noktası olduğunu hatırlatarak, başta enerji olmak üzere yatırımların Ege’den ülke geneline doğru yayılması için seferberlik ilân edilmesi gerektiğini vurguladı.



Doğu anadolu jeotermal zengini


Ağrı, Muş, Bingöl, Elazığ ve Van başta olmak üzere Doğu Anadolu illerinin tektonik yapıları gereği çok zengin jeotermal kaynaklara sahip olduğu bilgisini veren Kındap, "Jeotermal tamamen bizim olan, kullanırken kimseden izin istemediğimiz, kimseye bir para ödemeyeceğimiz; 7 gün 24 saat kesintisiz üretim yaptığımız; temiz, yenilenebilir ve sürdürülebilir bir kaynak. Doğu Anadolu Bölgemizdeki illerimizde, jeotermalin tüm kullanım alanlarında ülke ekonomisinin kalkınmasına hizmet edecek projeler geliştiriliyor. Pek çok kentimizde yurttaşlarımızın yatırımları desteklediğini görmek bizlere de mutluluk veriyor.


Çünkü hepimiz biliyoruz ki tamamen bizim olan jeotermal enerjiye ‘hayır’ demek, kıt olan dövizimizi harcayarak ithal ettiğimiz enerji kaynaklarına ‘evet’ demek anlamına geliyor" dedi.



"Bilgi eksikliğini gidermek görevimiz"


Muş ve Bingöl’de bazı vatandaşların bilgi eksikliğinden kaynaklı sebeplerle jeotermale karşı çıkabildiğini söyleyen Kındap, bu yöndeki eksikliğin giderilmesi ve karşı çıkışların siyasi istismar konusu olmaması için JED ve benzeri sivil toplum örgütlerine görev düştüğünü hatırlattı.


"Türkiye’de halen enerji üreten ya da inşa halinde olan jeotermal santrallerin, dünyanın kabul ettiği en yüksek çevre standartlarına sahip olduklarına işaret eden JED Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı:


"Varto ve Karlıova başta olmak üzere Doğu Anadolu Bölgesi’nde gerçekleştirilecek jeotermal yatırımların, başta istihdam olmak üzere bölge ekonomisine çok farklı alanlarda katkı sağlamasını bekliyoruz. Bugün Ağrı’nın Diyadin ilçesi nasıl jeotermal seracılıkta bir Türkiye markası olduysa; Varto ve Karlıova gibi pek çok ilçemiz enerji üretiminde, termal turizmde, sebze ve meyve kurutma yatırımlarında, jeotermal madencilik uygulamalarında birer marka şehir olabilir. Gerek inşaat gerekse işletme süreçlerinde doğrudan ve dolaylı iş imkanları, bu ilçelerimizde ciddi bir ekonomik hareketlilik oluşturacak. Kaynaklarımızın verimliliği ile paralel olarak tarımsal üretimde artış, yılın 12 ayı kesintisiz üretim yapılabilen modern seracılık uygulamaları yaygınlaşacak. Sektör temsilcileri olarak bizler, yurttaşlarımızın doğru bilgilenmesine büyük önem vermekteyiz. Bir ilimizde jeotermal yatırımlar alkışlarla karşılanırken, birkaç yüz kilometre uzaklıktaki bir başka şehrimizde eleştiri konusu oluyorsa, bizlerin de sorumluluk alması gereken bir bilgi eksikliği var demektir."



"Türkiye jeotermali elinin tersi ile itemez"


Rusya–Ukrayna ve ABD-İran savaşlarının Türkiye için enerji arz güvenliğinin taşıdığı stratejik önemi gösteren örnekler olduğuna dikkat çeken Kındap, gelişmişlik seviyesi ne olursa olsun tüm ülkelerin yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına çok daha fazla önem verdiklerini belirtti. Dünyada dördüncü, Avrupa’nın lider jeotermal zengini ülkesi olan Türkiye’nin, bu dev enerji kaynağını elinin tersi ile itemeyeceğini kaydeden Ali Kındap, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Ülkemiz doğalgaz ve petrol zengini bir ülke değil. Enerjide bağımsız olmamız için bu kaynaklara sahip olmamız da gerekmiyor. Tüm yenilenebilir kaynaklarımızdan etkin şekilde ve sonuna kadar yararlanmalı, 85 milyonluk ülkemizin enerjisini bu kaynaklarla karşılamalıyız. Bu açıdan baktığımızda Doğu Anadolu’daki jeotermal yatırımlarımız ekonomik kalkınma, çevresel sürdürülebilirlik ve enerji bağımsızlığı hedeflerimizin tam kesişim noktasında yer alıyor. Bu yatırımların ülkemizin temiz enerji yolculuğunda güçlü birer adım olduğuna inanıyoruz. Nasıl ki rüzgâr enerjisi yatırımlarımız son yıllarda batıdan doğuya doğru hızlı bir ivme ile yayılıyorsa, jeotermal enerjide de aynı rotayı izlemeliyiz."



Rakamlarla jeotermal sektörü


- Jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde 1758 MW kurulu güç seviyesine ulaşan Türkiye; potansiyelinin çok altında kalan bu seviye ile dünyanın dördüncü, Avrupa’nın lider ülkesi konumunda.


- Türkiye, enerji üretiminin yanı sıra konut ısıtması, jeotermal seracılık, termal turizm, jeotermal balıkçılık ve sebze meyve kurutma alanlarında 7 bin MW’ın biraz üzerinde jeotermal kullanıma sahip.


- Maden Tetkik Arama Kurumu (MTA) Türkiye’nin keşfi tamamlanan jeotermal potansiyelini 62 bin MW/termal olarak açıklarken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye üçte birinden azına karşılık gelen 19 bin 836 MW/termal kullanıma sahip.


- 150 bin dönüm jeotermal ısıtmalı sera potansiyeline sahip olan Türkiye, halen 7 bin dönüm jeotermal ısıtmalı seraya sahip. Türkiye, potansiyelinin yüzde 5’i seviyesinde olan bu kapasite ile dünyada 7’inci, Avrupa’da ise 1’inci sırada yer alıyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Kastamonu Üniversitesi Ünilig Masa Tenisi Şampiyonası’nda Türkiye ikincisi oldu Kastamonu Üniversitesi, Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu tarafından düzenlenen Ünilig Masa Tenisi Şampiyonası’nda Türkiye ikincisi oldu. Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu (TÜSF) tarafından 14-17 Nisan tarihleri arasında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen şampiyonaya, Türkiye genelinden 63 üniversiteden 199 erkek ve 138 kadın olmak üzere toplam 337 sporcu katıldı. Ekin Burak, Sıla Günteki, Beyzanur Korkmazer ve Rümeysa İlci’den oluşan Kastamonu Üniversitesi kadın masa tenisi takımı, sergilediği başarılı performansla turnuvayı Türkiye ikincisi olarak tamamlayarak kürsüde yer aldı. Şampiyonada Nişantaşı Üniversitesi birinci olurken, Gazi Üniversitesi üçüncü sırada yer aldı. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, elde edilen dereceye ilişkin yaptığı değerlendirmede, öğrencilerin spor alanındaki performanslarının Kastamonu Üniversitesi’nin gelişim vizyonu açısından önemli bir yer tuttuğunu belirtti. Rektör Topal, öğrencilerin akademik çalışmalarının yanı sıra spor alanında da istikrarlı bir şekilde başarı elde etmelerinin memnuniyet verici olduğunu ifade ederek, bu tür derecelerin Kastamonu Üniversitesi’nin çok yönlü gelişim anlayışının bir yansıması olduğunu vurguladı. Ünilig Masa Tenisi Şampiyonası’nda Türkiye ikinciliği elde eden kadın takımını tebrik eden Rektör Topal, emeği geçen antrenörlere teşekkür etti.
Bursa Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’ne rekor ilgi Bursa’nın köklü tarihi ve kültürel mirasını dünyaya taşıyan Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi, tek günde ulaştığı 9 bin 11 ziyaretçi ile dikkat çeken bir rekora imza attı. Bu rakam, sadece sayısal bir başarı değil, aynı zamanda geçmişe duyulan derin ilginin güçlü bir göstergesi olarak öne çıktı. Bursa’nın tarihi kimliğini yansıtan en önemli kültür duraklarından biri olan Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi, Osmangazi Belediyesi’nin içerik ve etkinliklerle zenginleştirdiği yapısıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Mimari kurgusu, güçlü görsel anlatımı ve deneyim odaklı sunumuyla öne çıkan müze, Bursa’nın fethini etkileyici bir atmosfer eşliğinde ziyaretçilerine aktarıyor. Bu kapsamda Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi, 18 Nisan Cumartesi günü 9 bin 11 kişilik yoğunluğa ulaşarak önemli bir ziyaretçi hareketliliğine ulaştı. Açıldığı günden bu yana ilk defa gözlenen bu artış, müzenin kültürel turizmdeki konumunu daha da güçlendirirken, Bursa’nın tarihi değerlerinin geniş kitlelere yayılmasına katkı sağladı. 3 milyon 408 bin ziyaretçiye ulaştı Toplam ziyaretçi sayısı 3 milyon 408 bine yükselen ve kent hafızasında önemli bir yere sahip olan Fetih Müzesi’nin önümüzdeki dönemde benzer yoğunlukta ilgi görmesi bekleniyor. Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi hakkında detaylı bilgiye https://panorama1326.osmangazi.bel.tr/tr adresinden ulaşılabilir.
İstanbul Avrupa velodromlarında Türk imzası: Milli bisikletçilerden uluslararası başarı Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun pist bisikleti branşında hayata geçirdiği sporcu gelişim stratejisi, uluslararası organizasyonlarda elde edilen başarılarla meyvelerini vermeye devam ediyor. Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezleri (TOHM) kadrosunda yer alan sporcuların son dönemde gösterdiği performans, Türk pist bisikletinin geleceği adına umut verici sonuçlar ortaya koyuyor. UCI ve Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun 2026 yılı Nisan ayı faaliyet takviminde yer alan organizasyonlarda milli sporcular önemli dereceler elde etti. Hong Kong’da gerçekleştirilen UCI Track World Cup kapsamında düzenlenen Elimination/Qualification yarışında milli sporcu Ramazan Yılmaz, eleme etabını üçüncü sırada tamamladı ve finale yükseldi. Final yarışını 8’inci sırada tamamlayarak dikkat çekici bir performans sergiledi. Haftasonu Belçika’da düzenlenen Belgian Open Track Meeting organizasyonunda ise milli sporcu Mustafa Tarakcı, U23 Elimination yarışında elde ettiği 1.lik ile Türkiye’yi gururlandırdı. Tarakcı aynı organizasyonda U23 Points Race yarışında da başarılı bir performans göstererek 3’üncü sırada yer aldı ve podyuma çıkarak Türkiye adına önemli bir başarıya daha imza attı. UCI 2026 başında Portekiz’in Anadia’da düzenlenen The Trofeu Internacional Artur De Lopez Uluslararası Pist Bisikleti Yarışlarında Genç Erkekler kategorisinde sporcu Ege Erülkü, 1 km Zamana Karşı, Elimination ve Scratch yarışında ikincilik elde etmişti. Sporcu Ramazan Yılmaz ise Elimination yarışında ikinci olmuştu. Bu sonuçlar, Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun pist bisikletinde uzun vadeli sporcu gelişim modeli kapsamında yürüttüğü çalışmaların somut çıktıları olarak değerlendiriliyor. Türkiye, son yıllarda pist bisikleti branşında önemli organizasyonlara ev sahipliği yaparak hem sporcuların gelişimine katkı sağlıyor hem de uluslararası arenada rekabet gücünü artırıyor. Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası gibi büyük organizasyonlara ilk kez ev sahipliği yapan Türkiye, bu branşta Dünya sıralamasında ilk 5’e, Avrupa’da ise ilk 3’e giren sporcuları ve uluslararası organizasyonlarda alınan başarılarını artırmayı sürdürüyor. Olimpiyat yolunda kararlı adımlar 2028 Los Angeles Olimpiyat Oyunları için kota hedefi doğrultusunda çalışmalarını hızlandıran Türkiye Bisiklet Federasyonu, Ocak ayından bu yana pist bisikleti branşında TOHM sporcularıyla yoğun bir hazırlık süreci yürütüyor. Milli takımların uluslararası yarışlarda elde ettiği dereceler, bu çalışmaların doğru bir planlama ile ilerlediğini gösteriyor. Federasyonun sporcu gelişim stratejisinin bir diğer önemli ayağını ise Sporcu Eğitim Merkezleri (SEM) projesi oluşturuyor. 12-17 yaş grubundaki genç sporcuların pist bisikleti branşına kazandırılması amacıyla altyapı çalışmalarına hız verilirken, bu kapsamda puanlı Pist Bisikleti Kupası yarışları başlatıldı. SEM projesi kapsamında seçilen 25 sporcu, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından desteklenerek ve bu disiplinde farklı yaş gruplarında sporcu havuzunun gelişimine katkı sağlayacak. Emin Müftüoğlu: "Hedefimiz Los Angeles Olimpiyatları" Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, elde edilen başarıların Türk bisikleti adına gurur verici olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Pist bisikleti branşında yürüttüğümüz sporcu gelişim modeli ile hem elit seviyede başarılar elde ediyor hem de güçlü bir altyapı oluşturuyoruz. Avrupa Şampiyonası gibi önemli organizasyonları ülkemizde düzenleyerek hem ilgiyi artırmayı hem de kulüplerimizi sporcu yetiştirme konusunda motive etmeyi hedefledik. Sporcu havuzunun büyümesiyle birlikte bu başarıların sürdürülebilir olacağına inanıyoruz. Hedefimiz Los Angeles Olimpiyatları." Türkiye Bisiklet Federasyonu, pist bisikletinde altyapıdan elit seviyeye uzanan bütüncül sporcu gelişim modeliyle uluslararası başarılarını artırmayı ve Türk sporuna yeni şampiyonlar kazandırmayı hedefliyor.