GÜNDEM - 24 Şubat 2026 Salı 09:48

Alsancak’ta dev altyapı çalışması

A
A
A
Alsancak’ta dev altyapı çalışması

İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, Dünya Bankası finansmanıyla yürütülen Türkiye Deprem, Sel ve Yangın Acil İmar Projesi (TEFWER) kapsamında Alsancak Liman bölgesinde başlattığı altyapı çalışmalarını Şehitler Caddesi’nde sürdürüyor. Yağmur suyu ve atık su hatlarının ayrıştırılmasıyla taşkın ve koku sorunlarına kalıcı çözüm hedefleniyor.


İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü’nün, kentin altyapısını uzun yıllar boyunca güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde yenilemeyi hedefleyen büyük ölçekli yatırımları devam ediyor. Konak, Bayraklı ve Karabağlar ilçelerinde toplam 3 milyar liralık altyapı yatırımı ile İzmir’in altyapısında tarihi bir dönüşüm başlatıldı. Dünya Bankası finansmanı ile yürütülen Türkiye Deprem, Sel ve Yangın Acil İmar Projesi (TEFWER) kapsamında hayata geçirilen yatırımlar ile kent merkezinde birleşik sistem kademeli olarak ayrıştırılıyor. Dev projelerin Alsancak-Konak etabı kapsamında Alsancak Liman bölgesinde çalışmalar Şehitler Caddesi’nde devam ediyor.



Alsancak Liman bölgesine 8,4 kilometre yağmur suyu hattı


Proje kapsamında, Alsancak Liman bölgesinde 8,4 kilometre yağmur suyu hattı, 8 kilometre atık su hattı ve 3 yağmur suyu terfi merkezi inşa ediliyor. Çalışmalar Liman bölgesinde etap etap ilerleyecek. İmalatların 2027 yılında tamamlanması hedefleniyor. Bu yatırımla birlikte kent merkezinde ekonomik ömrünü tamamlamış altyapı hatları yenileniyor, yağmur suyu ve kanalizasyon sistemleri ayrıştırılarak özellikle yoğun yağışlarda yaşanan su baskınlarının ve çevresel risklerin önüne geçilmesi amaçlanıyor.



Alsancak’ta dev altyapı çalışması

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Asgari ücret tespit komisyonu’nun yapısı ivedilikle düzenlenmelidir" Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısına ilişkin düzenlemelerin asgari ücret toplantısından önce yapılmasını ısrarla, ivedilikle talep ediyoruz" dedi. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, iftar programı kapsamında basın mensuplarıyla bir araya geldi. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arslan, ev işçileri, asgari ücret tespit komisyonunun yapısı başta olmak üzere çalışma hayatındaki birçok konuyu ele aldı. "Mutlaka Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısının yeniden değerlendirilmesini istiyoruz" Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na ilişkin konuşan Arslan, işverenle hükümetin belirlediği asgari ücretin, taleplerini karşılamaktan uzak olduğunu belirterek, "Hükümetimize Sayın Bakan’a buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz. Mutlaka Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısının TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve diğer konfederasyonların talepleri doğrultusunda yeniden değerlendirilmesini istiyoruz ve bu yıl Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantısından önce bu düzenlemelerin yapılmasını ısrarla, ivedilikle talep ediyoruz" açıklamasında bulundu. Arslan, 22 Ekim 2025’te HAK-İŞ Konfederasyonu’nun kuruluşunun 50’inci yılına girdiğini ve 2026 yılı 22 Ekim tarihine kadar 50’inci yıl kapsamında çeşitli etkinliler düzenleyeceklerini dile getirdi. 1 Mayıs Uluslararası Birlik Mücadele Dayanışma Günü’nü bu yıl Bursa’da gerçekleştireceklerini söyleyen Arslan, bu yılki 1 Mayıs etkinliklerine Sudan İşçi Hareketi’nin liderlerini de Türkiye’de buluşturacaklarını kaydetti. "Ev işçilerinin meslek standartlarının tespiti konusunda çalışmalarımız devam ediyor" Arslan, TÜİK’in verilerine göre Türkiye’de ev eksenli çalışanların sayısının yaklaşık olarak 1 milyon 310 bin civarında olduğunu ve bunların yüzde 95’inden fazlasının ise kadınlardan oluştuğunu ifade etti. Ev işçilerinin sosyal güvenlik sisteminde meslek karşılıklarının olmamasından ötürü işçi sayılmadıklarını ve sosyal güvenlik sisteminde yer alamadıklarını kaydeden Arslan, bu kapsamda ev işçilerinin sistemde yer almaları için kampanya yürüttüklerinin altını çizdi. Arslan, ev işçilerinin çalışma hayatındaki şartlarının iyileştirilmesi ve sisteme dahil edilmesi konusunda HAK-İŞ’in liderlik ettiğini söyleyerek, "HAK-İŞ olarak, sendikalarımızla da işbirliği yaparak bu çalışanlarımızın tamamına yakını maalesef sosyal güvenlik sisteminden tam olarak yararlanamıyorlar. İşçi sayılmadıkları için iş kanunu kapsamına girip sendikalara üye olamıyorlar. Sosyal güvenlik sistemi eksik olduğu için sadece sosyal güvenlikte o da belli sayıda işçi olursa iş kazalarına yönelik bir sigorta sistemi var. Onun dışında emeklilikle ilgili maalesef sisteme dahil değiller. Dolayısıyla hem uzun vadeli sosyal güvenlik haklarından yararlanmak, iş kanunu kapsamına girip, işçi sayılması ve sendikalara üye olmalarını sağlamak adına bir kampanya yürütüyoruz. İki ile yakındır bu kampanyayı yürütüyoruz. Konfederasyonumuz liderlik yapıyor. Çalışma Bakanlığı ile koordineli çalışıyoruz. Bakanlığın pek çok birimiyle ortak çalışmaları yürüttük. Başta Mesleki Yeterlilik Kurumu olmak üzere bunların meslek standartlarının tespiti konusunda çalışmalarımız devam ediyor" dedi. Suriyeli işçilerin Türkiye’deki durumuna ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Arslan, Suriyeli olup Türkiye’de çalışma izni olan ve ülkesine geri dönmek isteyen işçilerin Türkiye’de yaptığı çalışmaların karşılığının olmadığını ve bu sorunun çözümü için ise Türkiye ile Suriye arasında Sosyal Güvenlik Anlaşması imzalanması gerektiğini vurguladı.
İzmir Obeziteyle mücadelede hedef sadece kilo değil, metabolik denge Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde giderek artış gösteren obeziteye karşı uzmanlar, sadece diyet yapmanın yeterli olmadığına dikkat çekiyor. Obezite tedavisinde yalnızca kilo kaybına odaklanmanın yeterli olmadığına vurgu yapan Medicana Sağlık Grubu uzmanları, obeziteye karşı kalıcı başarı için metabolik ve hormonal dengenin sağlanması, organ sağlığının korunması ve yaşam tarzının sürdürülebilir şekilde değiştirilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Günümüz dünyasının en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olan obezite, Türkiye’de de çocuk, ergen ve yetişkinlerde artış gösteriyor. Türkiye Obezite Araştırma Derneği verilerine göre; ülkede her 3 kişiden 1’nin obezitesi bulunuyor. Sadece fazla kilo ve estetik kaygıları değil, beraberinde insülin direnci, diyabet, kalp-damar hastalıkları, yağlı karaciğer, böbrek hasarı ve hormonal bozukluklar gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen obeziteye karşı Medicana International İzmir Hastanesi uzmanları, dikkat edilmesi gerekenleri paylaştı. Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Seda Uşarer ile Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, obezitenin yalnızca fazla yemekle değil, uzun süreli yanlış beslenme alışkanlıkları, hormonal dengesizlikler ve psikolojik faktörlerin birlikte etkisiyle gelişen kronik ve çok yönlü bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Obezite çok yönlü bir hastalıktır Obezitenin vücutta metabolik değişimlere neden olan kronik bir hastalık olduğunun altını çizen Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Seda Uşarer, obezitenin beraberinde getirebileceği hastalıklara değindi. Dyt. Seda Uşarer, "Yüksek kalorili, şeker ve doymuş yağ içeriği fazla, liften fakir beslenme düzeni; insülin direnci, hormonal bozukluklar ve yağ dokusunda artışa yol açar. Zamanla bu durum tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi, eklem problemleri ve bazı kanser türleri gibi birçok ciddi sağlık sorununa zemin hazırlar. Kalp-damar sistemi üzerinde büyük bir yük oluşturur. Yanlış beslenmeye bağlı yükselen kolesterol ve trigliserid seviyeleri damar sertliğini hızlandırarak kalp krizi riskini artırır. Karaciğerde ise yağlanma gelişebilir ve ilerleyen süreçte siroza kadar ilerleyebilir. Böbrekler açısından bakıldığında, fazla kilo böbreklerin filtrasyon yükünü artırarak kronik böbrek hastalığı riskini yükseltir. Bu nedenle obezite tedavisinde beslenme düzenlemesi yalnızca kilo değil, organ sağlığını korumak açısından da kritik önemdedir" mesajını verdi. Standart diyetlerin obezite tedavisinde çoğu zaman sürdürülebilir olmadığını söyleyen Dyt. Seda Uşarer, kişiye ve alışkanlıklarına özel hazırlanan diyet programlarının uzun vadede başarıyı artırabileceğini ifade etti. Amaç metabolik ve hormonal dengeyi sağlamak Medicana International İzmir Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada da obezite tedavisinde sadece kilo vermenin yeterli olmadığını dile getirerek, sözlerine şöyle devam etti: "Kilo kaybı tedavinin temel hedefidir; ancak tek başına yeterli değildir. Amaç, metabolik ve hormonal dengenin yeniden sağlanmasıdır. Çünkü bazı bireylerde kilo azalsa bile insülin direnci ve düşük dereceli inflamasyon devam edebilir. Obezitenin özellikle Tip 2 diyabetle arasında güçlü ve doğrudan bir ilişki var. Artmış yağ dokusu insülin direncine yol açar; pankreas bir süre fazla insülin üreterek dengeyi korumaya çalışır ancak zamanla beta hücreleri tükenir ve diyabet gelişir. Tiroid hormonları bazal metabolizmayı düzenler. Obez bireylerde TSH düzeyleri hafif yüksek olabilir; bu durum çoğu zaman gerçek hipotiroididen çok metabolik adaptasyonun bir yansımasıdır. Ancak mevcut hipotiroidi kilo kontrolünü zorlaştırabilir. Kısacası obezite hem hormonal bozukluklara zemin hazırlar hem de mevcut endokrin hastalıkların seyrini ağırlaştırır." Kalp, karaciğer ve böbrek sağlığını tehdit ediyor Obezitenin kalp, karaciğer ve böbrek sağlığını olumsuz etkilediğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Obeziteye bağlı insülin direnci ve hiperinsülinemi damar duvarında hasar oluşturur, hipertansiyonu tetikler ve ateroskleroz riskini artırır. Bu süreç kalp krizi ve inme riskini artırabiliyor. Karaciğerde yağ birikimi ile metabolik disfonksiyona bağlı yağlı karaciğer hastalığı gelişir. İlerleyen olgularda fibrozis ve siroza kadar gidebilir. Böbrekler ise artmış glomerüler basınç ve metabolik yük nedeniyle zamanla hasar görebilir. Diyabet ve hipertansiyon eşlik ettiğinde kronik böbrek hastalığı riski katlanarak artabilir. Yani hormonal bozulma, damar hasarı üzerinden çoklu organ etkisine dönüşebilir" diye konuştu. Obezitenin çok yönlü bir hastalık olduğunu dile getiren Diyetisyen Seda Uşarer, "Obezitenin yalnızca diyetle çözülmesi her zaman mümkün değildir. Endokrinolog, hormonal bozukluklar ve metabolik hastalıkların değerlendirilmesini sağlar. Diyetisyen, kişiye uygun beslenme tedavisini planlar ve süreci takip eder. Psikolog ise duygusal yeme, stres kaynaklı beslenme alışkanlıkları ve motivasyonun sürdürülebilmesi açısından destek verir. Bu multidisipliner yaklaşım, obezite tedavisinde kalıcı ve sağlıklı sonuçlar elde edilmesini sağlar" dedi.
Bartın Amatör kümedeki olaylı maçın ardından ’yapı’ iddiası Bartın Amatör Küme’de mücadele eden Ulus Çınarspor Kulübü yöneticileri, 11 kişinin kırmızı kart gördüğü ve 1 futbolcunun yaralandığı maçta hatalı kararlar verdiğini iddia ettiği hakemlere ve yapılan hakem atamalarına tepki gösterdi. Ligde yapı olduğunu savunan Ulus Çınaspor Kulübü yöneticilerinden Cumhur Işık, "Arjantin’den Messi’yi Portekiz’den Ronaldo’yu getirsek, bu yapı karşısında başarı şansı yok" dedi. Bartın 1. Amatör Küme’de oynanan Arıt Kayadibispor - Ulus Çınarspor karşılaşmasının uzatma dakikalarında iki takım oyuncuları arasında kavga çıkmış, tekme ve yumrukların havada uçtuğu olaylar, teknik kadro ve tribünlere sıçramıştı. 11 kişinin kırmızı kart gördüğü, 1 futbolcunun yaralandığı müsabakanın hakemi, maçın devam etmesi için gereken futbolcu sayısının yetersiz kalması nedeniyle de müsabakayı tatil etmişti. Yöneticiler hakemleri eleştirdi Maç ile ilgili kararın açıklanmasına saatler kala Ulus Belediye Başkanı ve Ulus Çınarspor Kulübü Başkanı Hasan Hüseyin Uzun, kulüp yöneticileri Basri Maden ve Cumhur Işık ile birlikte düzenlediği basın toplantısı ile hakemleri eleştirdi. Toplantıda konuşan kulüp yöneticilerinden Basri Maden, salonda kurulan görüntü izleme ve oynatma sistemi ile olayların başlamasına neden olan olaylar ve hakemin hatalı karar verdiğini iddia ettiği pozisyonları tek tek izleterek, yorumladı. Çıkan olaylar nedeniyle hem yöneticilerin hem de futbolcu ve teknik heyetin çok üzgün olduğunu ifade eden Maden, pozisyonları tekrar tekrar basın mensuplarına gösterdi. Olayları hakaret başlattı Basın mensuplarının sorularına da cevap veren Basri Maden, olayları başlaması ile ilgili soruya, "Kavgayı başlatan arkadaşımız, bizim arkadaşımızdı. Tabii istemediğimiz bir hareketti. O da çok pişman. O da istemeyerek yaptı. Ama kendini tutamadığı için yapmış. Biz de ona sorduk, "Niye böyle yaptın?" diye. Bizim bu arkadaşımızın çok yakın zamanda annesi vefat etti. Karşıdaki futbolcu, oyuncumuzun annesine hakarette bulunuyor, küfür ediyor. O da kendisini tutamıyor. Hakemin yanında, hakemin de duyacağı şekilde küfür ettiği için tutamamış. Hakemin duyduğunu düşünüyoruz. Çünkü tel kenarındaki seyirciler bile bu hakaretleri, küfürleri duyduğunu söyledi. Yan hakem ile orta hakemin, orada nasıl duymadığına hayret ediyoruz" cevabını verdi. Ayını takımdaki 2 futbolcunun kavgası Maden, takımdaki 2 futbolcunun kavga sebebine de açıklık getirerek, "Maçtaki gerginlik üst seviyeye çıkınca, oradaki arkadaşımız, diğer takım arkadaşımızın olaya dahil olmaması noktasında serzenişte bulunmuş. Diğer arkadaş da olaya katılmak isteyince yanlış bir tepki veriyor. Hepsi yanlış tabii, biz de tasvip etmiyoruz. Yanlış buluyoruz" dedi. Kural hatası iddiası Yönetici Maden, tatil edilen maç ve olaylarla ilgili 24 Şubat Salı günü verilmesi beklenen karar hakkında da, "Biz adil bir kararın ortaya çıkacağını inanıyoruz, düşünüyoruz. Net olmamakla birlikte bizim oyucularımızın kırmızı kart gördüğü yok. Orada bir kural hatası olduğunu düşünüyoruz. atanı göstermeden soyunma odasına giriyor ve oradan bize cevap geliyor. Net ve kesin bir cevap değil. Çünkü doğrudan bir şekilde iletmediği için çok da yorum yapamıyoruz. Yarın verilmesi beklenen kararla biz de öğrenmiş olacağız. Önce alınan karara bakacağız. Süreçle ilgili bir açıklamamız da olur inşallah" şeklinde konuştu. Cumhur Işık: "Messi ve Ronaldo’yu getirsek, başarı şansı yok" Kulüp yöneticilerinden Cumhur Işık ise rakip takım futbolcu ve kulüp yöneticilerinin hakem ilişkileriyle ilgili iddiaları, kentteki spor yetkilileri ve yöneticilerinin cevaplamasını istedi. Ligde yapı olduğu düşüncesini de dile getiren Işık, "Cumartesi günü final maçı diyebileceğimiz, Arıt Kayadibispor’la oynanan, sahada kalması gereken mücadele, ne yazık ki bu hale geldi. Sahadaki mücadeleyi nasıl yaparsanız yapın belli bir yapı, belli bir lobiyi aşma şansınız yok. Bu sezon Ulus Çınarspor ile Arıt Kayadibispor arasında oynan ilk maçın orta hakemi, ikinci maçın ise yan hakemi Arıtlı mı? Arıt’ın 7 numaralı futbolcusu ile orta hakemi aynı yerde mi, aynı kurumda mı çalışıyor? Bu tür işlerde yakın dostluklar olabilir. Gençlik Spor il Müdürlüğü’nde şube müdürü, aynı zamanda Arıtspor’un yöneticisi mi? O kadar iç içe girmiş ki deyim yerindeyse kurda kuzu teslim etmişiz. Bu şartlarda biz, Arjantin’den Messi’yi, Portekiz’den Ronaldo’yu getirsek, bu yapı karşısında, bu oluşum karşısında başarılı olma şansı yok. Bunu tek Ulus Çınarspor için söylemiyorum. Bütün takımlar için de bu böyle. Arıtspor yöneticisi aynı zamanda il tertip komisyonu üyesi midir? Şampiyonluğa oynayan Arıtspor, Ulus Çınarspor ve Kozcağız takımlarının maçlarının peş peşe olması tesadüf müdür? Ulus Çınarspor maçları için ligdeki iddiası olmayan rakip takım yöneticileri ile teşvik primi konusunda bir girişim olup olmadığı konusundaki sorumuzun da cevap bulmasını istiyoruz" açıklamasını yaptı. "Karanlık el derken lobiden bahsediyorum" Işık, hakem ve hakem atamalarına tepkisini de şu cümlelerle aktardı: "Bu şartlarda hiçbir takımın, ekonomik anlamda ne kadar yatırım yaparsa yapsın, ne kadar mücadele ederse etsin, başarılı olma şansı yok. Bartınspor’umuzun hakkettiği, yukarıya çıkmamasının en büyük sebeplerinden biri de bu kısır siyasetin, kısır döngünün, kısır lobinin eseridir. Körler sağırlar, birbirlerini ağırlar mantığıyla ancak biz kendi kendimizi kandırırız, kendi kendimize mutlu oluruz. İldeki komitenin bir şekilde baştan aşağıya yenilenmesi gerekiyor. Buradaki hakem atamalarının hepsi ortaya çıkacak zaten. 7 numaralı oyuncu vardı, bizim tribünlerinin önünde hakem bana kart gösteremez diyebilecek cesareti gösteriyor. Aynı futbolcu, kaç seferdir, sarı kart görmesi gerektiği pozisyonda uyarı dahi almadı. Bugün bize yapılan yarın diğerlerine de yapılacak. Bartın’da yerel hakemlerle yönetme noktasındaki ısrarımızdan vazgeçmezsek başarı gelmez, Bartınspor’umuz katkı görmez. Karanlık el derken, lobiden bahsediyorum. Yönetici aynı zamanda hakemle aynı kurumda çalışıyor. Sabahtan akşama kadar beraber. Daha profesyonel hakem varken, üst klasman hakemi varken neden bu maçta, o kişi hakemlik yapıyor. Siyaset o kadar kafa kol ilişkisine girmiş ki bu şartlarda oradaki hakemin, komitenin, müdürün, atamaları yapanların siyaset kılıcının etkisinden korkmaması mümkün değil. Ondan dolayı biz hiç bir zaman siyaseti futbola karıştırmadık." Hasan Hüseyin Uzun: "Tertip Komitesi ciddiyetsiz" Ulus Çınarspor Kulüp Başkanı ve Ulus Belediye Başkanı Hasan Hüseyin Uzun ise yapılan haksızlıkların fikstür çekiminde başladığını ileri sürerek, ’’Bartın’daki tertip komitesi o kadar ciddiyetsiz ki lig başında fikstür çekiminde 13 numarayı çektim. Bize bir fikstür geldi. İlk maçımız geçen senenin şampiyonu Kozcağız, ikinci maç ise geçen senenin ikincisi Arıtspor ile. Peş peşe iki takımı vermişler. Arkadaşlar uyardı, hemen itiraz ettim. Bu ligin derbi maçları peş peşe olamaz. Hemen ASKF Başkan Turgut Altınçubuk ağabeyimi, aradım. O da, ’Böyle bir şey olamaz. Benim haberim yok, derhal düzelttiriyorum’ dedi. Ama bir şey yapmadılar. İlk maçı Kozcağız ile oynadık. Çok çetin mücadele sergiledik. Maçı kazandık ama 2 oyuncumuz kırmızı kart gördü. Sakatlanan oyuncularımız oldu, Arıt maçına eksik çıktık. Bu maçta da şaibe vardı. Her maçta vardı ama biz yine saygılı davrandık. Futbolcularıma, ’hakem kararlarını ben de beğenmiyorum ama iyi oynayın, hem maçı kazananın hakemlerin oyunlarını da bozun. Onlar da insan, hatalı olabilir’ dedim ama bu kadar hatayı, ben de izliyorum, kamuoyu da izliyor" diye konuştu. Maç ve olaylarla ilgili çıkacak karar ve cezaların ardından ligden çekilme durumunun sorulduğu Başkan Uzun, "Ulus Çınarspor yine futbola devam edecek. Ligden çekilmeyi kolay kolay düşünmeyiz. Bize çok ağır ceza gelirse, cezaya da itiraz edeceğiz. Adil olması için elimizden geleni yapacağız. Buna rağmen derdimizi anlatamıyorsak, yapacak bir şeyimiz yok. Biz sonuna kadar adalet, hak, hukuk diyoruz. Bizim futbolcularımızın da kusurları var. Bu hale getiren hakemlerin yaptıklarına ne demeli, yöneticilere ne demeli? Tamamen futbolcu kardeşlerimize yıkmayalım" ifadelerini kullandı.