ASAYİŞ - 16 Temmuz 2025 Çarşamba 10:46

Bir fotoğrafla bin kabus

A
A
A

İzmir’de bir doktor, yaklaşık 1 yıldır kendisine ve ailesine yönelik siber taciz nedeniyle hayatının kabusa döndüğünü anlattı. Tacizci, doktorun kendisinin ve eşinin fotoğraflarını kullanarak çeşitli sosyal medya platformları ve ilan sitelerinde sahte içerikler yayınladı. Bunlar arasında eş arama, cinsel içerikli fantezi ilanları ve sahte iş ilanları da yer aldı.

İzmir’in Aliağa ilçesinde özel bir hastanede görev alan Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Muharrem Yılmaz’ın başı yaklaşık bir yıldır siber tacizci ile dertte. Dr. Yılmaz’ın iddiasına göre, kendi ve eşinin fotoğrafları kullanılarak farklı platformlarda eş arayan, işveren olan ya da çeşitli kimliklerde binlerce ilan paylaşıldı. Özellikle eşinin fotoğrafı kullanılarak, ’Eşim öldü, yeni eş arıyorum’ başlıklı ilanlar yayıldı; hem doktorun hem de eşinin hayatı alt üst oldu. Sahte ilanlarda çalıştığı hastanenin kurumsal telefon numarasının da kullanıldığını ifade eden Yılmaz, bu nedenle hastane santralinin kilitlendiğini, hastaların randevu alamaz hale geldiğini söyledi.

Bir fotoğrafla bin kabus

"Kabus 1 yıl önce başladı"

1 sene önce kabusunun başladığını belirten Op. Dr. Muharrem Yılmaz, önce kendisinin sonra da eşinin fotoğrafları kullanılarak yayımlanan sahte sosyal medya ilanlarını görünce neye uğradığını şaşırdı. Yılmaz, "1 yıl önce hastane randevu sisteminden sahte randevular alarak hem de sahte ilanlar vererek başladı bu olay. Sosyal medya gruplarında, özellikle cinsel fanteziler içeren, eş ya da partner aradığını söyleyen, işveren konumunda olduğumu belirten sahte ilanlar verildi. Çalıştığım hastanenin kurumsal telefon numarasının da yer aldığı sahte ilanlar verildi. Sadece bunlar da değil; eşimin fotoğrafını da kullanarak aynı yöntem kullanılmış. Eşimin adına, ’Eşim öldü, yeni eş arıyorum’ tarzında bel altı ilanlar... Şu ana kadar benim ve eşimin fotoğraflarının kullanıldığı bizim tespit edebildiğimiz 2 bine yakın sahte ilan var. Emekliler grubunda mesela sözde eş aradığım ilanı var. Hastane olsun, kendi cep telefonum olsun binlerce telefon alıyoruz bu nedenle. Bazen hastanemizin santrallerinde kitlenme bile yaşanabiliyor" dedi.

"Biz bu şahsa ulaştık, şikayette bulunduk"

Bunları yapan kişiye ulaştığını, şikayette bulunduğunu ancak çözüm bulamadıklarını söyleyen Dr. Yılmaz, "İlk benim fotoğraflarım kullanılarak böyle ilanlar verildiği zamanlar, eşim görünce şaşırdı. Hiç beklemediğimiz bir durum. Ama sonra baktık ki bu akıl işi değil. Farklı farklı yerlerde, farklı farklı konularda sahte ilanlar verilmiş benim fotoğrafımla. Bir yerde iş veren, bir yerde eş arayan gibi. Biz bu şahsa ulaştık, şikayette bulunduk. Kendisi hakkında adli süreç devam ediyor. Ama bu adli süreç devam ederken bazı aksaklıklardan dolayı şahıs cesaretlenerek rahatsızlık vermeye devam ediyor. Kendisiyle değil ama yakınlarıyla iletişime geçtim. Kendisinin psikolojik sıkıntıları olduğunu söylüyorlar, yardımcı olmuyorlar" diye konuştu.

Bir fotoğrafla bin kabus

"Mesleğimden soğudum"

Maruz kaldığı siber tacizden dolayı mesleğinden soğuduğunu da dile getiren Dr. Yılmaz, "Ben insana hizmeti hayat biçimi olarak seçen bir insanım. Bir çocuğun gülüşünü cennet olarak gören bir insanım. Çok büyük hayal kırıklığı yaşıyorum. Mesleğimden soğudum, insanlardan soğudum. Bu travmalardan dolayı mesleğimi yapamaz hale geldim. Bu artık bireysel olmaktan çıkmış bir saldırıdır. Çünkü bu telefonlardan dolayı hem ben ve çevrem sıkını yaşıyoruz hem de hastalar randevu alamaz hale geliyor. Gece gündüz sürekli telefon geliyor. Cep telefonu numaramı değiştirdim, sonra şahıs eşimin numarasını bulmuş, sonra değiştirdiğim yeni numaramı da bulmuş. Maalesef önüne geçemiyoruz" açıklamalarında bulundu. Konuya ilgili adli süreç devam ediyor.

Ali İhsan Çiftçi - Sinan Yeniçeri

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Yaşar Üniversitesi’ne EBSO’dan anlamlı ödül Yaşar Üniversitesi’nin üniversite-sanayi iş birliğine katkı sağlayan çalışmaları sanayiciler tarafından ödüllendirildi. Üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi, bölgesel AR-GE kapasitesinin geliştirilmesi ve iyi uygulama örneklerinin görünür kılınarak ekosistemin teşvik edilmesi amacıyla, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen "Üniversite-Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri" sahiplerini buldu. Yaşar Üniversitesi, yenilikçi fikirlerle üniversite-sanayi iş birliğinin katma değere dönüşümüne olan desteklerinden dolayı "Üstün Hizmet Onur Ödülü"ne layık görüldü. Yaşar Üniversitesi ve May Agro Tohumculuk tarafından ortak olarak yürütülen "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" Üniversite- Sanayi İş Birliği kategorisinde ödül aldı. Ayrıca üniversite-sanayi iş birliğinin gelişerek güçlenmesine katkı sağladığı ve değer yarattığı için Yaşar Holding’e "Üstün Hizmet Ödülü" verildi. Teknoloji üssü EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar İzmir’in sanayisi ve üniversiteleri ile bir teknoloji üssü olabileceğini belirterek, "Üniversite-sanayi iş birliğinin tohumlarını 1986 yılında Ege Üniversitesi ile attık. Rotamız belli. Hedefimiz destekleyecek eğitim ve sonuç odaklı çalışma ile bu iş birliğini Türk sanayisini geliştirecek bir noktaya taşıdık. Birçok üniversite ile çalışmalar yürütüyoruz. Üniversitelerde bilgi var, sanayicide girişim var. Sanayiciler olarak üniversitelerdeki bu bilgiyi almaya hazırız. İzmir’de üniversiteler ve teknoloji merkezleri ile bu kentin bir teknoloji üssü haline gelmesi için hiçbir engel yok" dedi. "İş birliği genlerimizde var" Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, üniversitenin genlerinde sanayi ile iş birliği olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Kurucu vakfımızın arkasında birçok değerli sanayi kuruluşunu barındıran Yaşar Holding var. Üniversitemiz kurulurken bu iş birliği genlerinde vardı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın İzmir’de üniversite-sanayi iş birliği için görevlendirdiği akademisyenlerden biriyim. Bu amaçla hem organize sanayi bölgelerinde hem de kendi topluluğumuz içinde Ege Bölgesi’nin sanayi kuruluşları ile ortak çalışmalar yürütüyoruz. Çok güzel projelere imza atıldı. Ege Bölgesi Sanayi Odası’na çalışmalarımıza değer vererek ödüllendirdiği için teşekkür ederiz." "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" ile ‘Üniversite-Sanayi İş Birliği’ kategorisinde ödül alan May Agro Tohumculuk’un Ar-ge Müdürü Dr. İlker Özmen de, "Yaşar Üniversitesi ile drone ile verim tahminine dayalı bir proje geliştirdik. Pamuğun daha hasat edilmeden verimini tespit etmeyi amaçladık. Başarılı da olduk. Bu daha başlangıç pamuk hastalıkları gibi stres faktörleri ile ilgili çalışmalarımız devam edecek. Projemizin ödüle layık görülmesi bize motivasyon oldu" dedi. Yaşar Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Komesli ve May-Agro Tohumculuk San. ve Tic. A.Ş. Ar-Ge Mühendisi Dr. Aslı Keçeli ile yapay zeka destekli yazılımı geliştiren Yaşar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Süleyman Ünlütürk, yazılım sayesinde pamukta verimlilik artarken, üretim maliyeti ve risklerin azaldığını söyledi. Prof. Dr. Ünlütürk, "Çalışma, İHA ve yapay zeka teknolojilerinin tarımsal üretimde nasıl kullanılabileceğini ve bu teknolojilerin pamuk verimi tahmininde geleneksel yöntemlere göre sağladığı avantajları ortaya koyuyor. Bu yenilikçi yaklaşım, ile daha hasat etmeden verim tahmini yapılabiliyor" dedi. Yaşar Holding’e büyük onur Üstün Hizmet Ödülü’nü, Yaşar Holding adına alan Pınar Et ve Çamlı Yem Başkan Yardımcısı Tunç Tuncer, Yaşar Topluluğu olarak çalışmalarında her zaman bilimi öncelik olarak gördüklerini belirterek, "Yaşar Holding sanayinin öncü kuruluşlarının bir araya gelmesinden oluşuyor. Kuruluş felsefesinde bilim var. Mottosu "Bilim, Birlik, Başarı". Bilim ile sanayi birleşince başarı doğal bir sonuç. Şirketlerimiz ve Yaşar Üniversitesi de bu temel felsefe ile Kurucumuz ve Onursal Başkanımız Selçuk Yaşar’ın vizyonuyla hayata geçti. Bugün aldığımız ödüller bu yaklaşımın değerli bir göstergesi." diye konuştu.
Sakarya 46 yıl sonra ortaya çıktı: Gölet çöktü, su yer altından başka noktadan çıktı Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde yaklaşık 46 yıl önce kapatıldığı öğrenilen bir mağara, meydana gelen çökme sonrası yeniden ortaya çıktı. Gölet suyunun aniden boşalması ve farklı bir noktadan yeniden yüzeye çıkması mahallede tedirginliğe sebep oldu. Güven Mahallesi Dınbazlar Sokak’ta bulunan doğal oluşum gölette meydana gelen olayda, mağaradan gelen suyun içme suyunu karıştığı gerekçesiyle yaklaşık 46 yıl önce Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatılan mağaranın ağzında çökme meydana geldi. Çökmenin ardından göletteki su kısa sürede boşalırken, suyun yer altından ilerleyerek yaklaşık 1 kilometre uzaklıktaki Güven Mahallesi’nde bulunan bir su dere yatağından çıktığı gözlendi. Mahalle sakinleri, mağaranın köyün altından uzanan geniş bir yer altı hattına sahip olduğunu ve yıllar önce suyun içme kaynaklarına karışması sebebiyle Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatıldığını ifade etti. Yaşanan çökme ile birlikte yer altındaki su hareketliliğinin yeniden ortaya çıkması, bölgede benzer çökmelerin yaşanabileceği endişesini de beraberinde getirdi. Olay sonrası Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) ekipleri bölgede geniş çaplı inceleme başlattı. Ekipler, hem gölet çevresinde hem de mahallede farklı noktalarda kontroller gerçekleştirerek suyun akış yönü, zemin yapısı ve muhtemel risklere ilişkin teknik değerlendirmelerde çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca göletin büyük bir bölümünden suyun çekilmesiyle birlikte acı bir tablo da ortaya çıktı. Suyun çekilmesiyle birlikte gölette yaşayan çok sayıda balık akıntıyla yer altına sürüklenirken, bazı balıklar ise çekilen suyun ardından çamurda mahsur kaldı. Çökmeyle yok olan gölet ve çökme alanı dron ile görüntülendi.