GÜNDEM - 25 Aralık 2025 Perşembe 10:15

Boşanma davası sürerken çekilen samimi fotoğraflar davanın reddine yol açtı

A
A
A
Boşanma davası sürerken çekilen samimi fotoğraflar davanın reddine yol açtı

İzmir’de Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen bir boşanma davasında, davalı kocanın mahkemeye sunduğu samimi fotoğraflar, tarafların barış niyetini gösteren delil sayılarak davanın reddedilmesine yol açtı. Avukat Yasin Ulu, "Mahkemeler, tarafların beyanlarından ziyade, somut hayattaki barışçıl eylemlerini esas alarak evlilik birliğini koruma yoluna gidebilmektedir" dedi.


İzmir’de bir kadın, evlilik birliğinin sarsıldığı iddiasıyla eşine boşanma davası açtı. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yargılama süreci devam ederken, davalı koca eşini evliliği sürdürmeye ikna etti. Bu süreçte çiftin birlikte geçirdiği zamanlar fotoğraflara yansıdı. Davalı koca, eşinin kendisini affettiği ve evliliğin devam ettiği iddiasıyla mahkemeye samimi fotoğrafları ve özel anlara ait görüntüleri sundu. Mahkeme, dosyaya giren fotoğrafları ve çiftin aynı evde yaşamaya devam etmesini inceleyerek karar verdi. Kararda, eşlerin sadece barışmak amacıyla görüşmesinin affetme anlamına gelmeyeceği belirtilirken, sunulan fotoğraflar ve uzun süreli birlikteliğin "barış müzakerelerini aşan" bir durum oluşturduğu vurgulandı. Mahkeme, fotoğraflarla belgelenen karı-koca ilişkisinin devam etmesinin, boşanmaya yol açan geçmiş olayların hoşgörü ile karşılandığını gösterdiğine hükmetti. Hukuken affedilen veya hoşgörü ile karşılanan olayların artık boşanma gerekçesi olamayacağına karar veren mahkeme, davacı kadının boşanma talebini reddetti.



Samimi fotoğraf davayı reddettirdi


Avukat Yasin Ulu, boşanma davalarında tarafların sadece iddia ve savunmalarının değil, dava sürecindeki davranışlarının da hukuki sonuç doğurduğuna dikkat çekti. Türk Medeni Kanunu’ndaki "af" olgusuna vurgu yapan Ulu, "Müvekkilim aleyhine açılan davada, tarafların dava açıldıktan sonra bir araya geldiklerini, samimi fotoğraflar ve tanık beyanlarıyla ispatladık. Mahkeme, dava sürerken devam eden bu yakınlığı ’af’ olarak değerlendirdi ve taraflar boşanmak istediklerini beyan etseler dahi, evlilik birliğini sarsan olayların af kapsamına girmesi sebebiyle davanın reddine karar verdi" dedi.



Dava sürerken görüşmek "Af" sayılıyor


Af olgusunun, geçmişteki kusurlu olayları yok saymadığını ancak bu olayların artık bir boşanma gerekçesi olarak sunulmasını engellediğini belirten Ulu, "Dava süresince eşlerin ayrı evlerde yaşamasına rağmen bir araya gelmeye devam etmeleri ve karı-koca ilişkisini sürdürmeleri, hukuken evliliğin devamı yönünde bir irade beyanıdır. Bu karar bize gösteriyor ki; dava açıldıktan sonra sergilenen her tutum davanın seyrini değiştirebilir. Mahkemeler, tarafların beyanlarından ziyade, somut hayattaki barışçıl eylemlerini esas alarak evlilik birliğini koruma yoluna gidebilmektedir" ifadelerini kullandı.



Boşanma davası sürerken çekilen samimi fotoğraflar davanın reddine yol açtı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tokat Tokat’ta uzmanından kene uyarısı: İklim düzensizliği ve küresel ısınma kene sezonunu uzatıyor Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, iklim düzensizliği ve küresel ısınmanın etkisiyle kene sezonunun uzadığını ve bu nedenle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riskinin artabileceğini söyledi. Prof. Dr. Keskin, havaların ısınmasıyla birlikte kenelerin daha erken aktif hale geldiğini ve KKKA vakalarının görülmeye başladığını belirterek, özellikle bahar ve yaz aylarında kırsal alanlara giden vatandaşların dikkatli olması gerektiğini ifade etti. Açık renkli kıyafetlerin tercih edilmesi, pantolon paçalarının çorap içine alınması ve vücudu örten uzun kollu giysilerin kullanılmasının önemli olduğunu vurgulayan Keskin, kene kovucu ürünlerin de koruyucu etkisine dikkat çekti. İklim düzensizliği ve küresel ısınma kenelerin dağılımlarını genişletiyor İklim düzensizliği ve küresel ısınmanın yalnızca kene popülasyonunu artırmadığını, aynı zamanda coğrafi yayılımını da genişlettiğini belirten Prof. Dr. Keskin, "Hyalomma marginatum türü, KKKA hastalığının ana taşıyıcısıdır. Türkiye’de özellikle Kelkit Vadisi ve İç Anadolu’nun kuzey kesimleri bu tür için doğal yaşam alanı ve daha yoğun görüldüğü bölgelerdir. Son yıllarda bu türün göçmen kuşlar aracılığıyla Avrupa’ya taşındığını, yayılım alanını genişlettiğini ve iklim düzensizliği ve küresel ısınmaya bağlı olarak gittiği ülkelerde kalıcı olduğunu görüyoruz. Avrupa’nın birçok ülkesinde KKKA hastalığı taşıyan Hyalomma marginatum türü kayıtlanmaya başlandı. Önümüzdeki yıllarda KKKA vakaları Avrupa’da daha sık görülecek" dedi. İklimle birlikte kene takvimi de değişti Toprak sıcaklığının 10-15 derecenin üzerine çıkmasıyla kenelerin aktif hale geldiğini, 20 derece civarında ise yoğun şekilde konak aradıklarını belirten Keskin, "Kış aylarının kısalması ve sonbaharın uzamasıyla birlikte kene sezonu nisan ayından başlayıp eylül-ekim aylarına kadar devam ediyor" diye konuştu. Keskin ayrıca uygun iklim şartlarının kenelerin yıl içinde daha fazla nesil üretmesine yol açabileceğini belirterek, bunun da kene popülasyonunda artışa neden olabileceğini söyledi.
Rize Çamurdan sanata, Rize’den dünyaya Rize’nin Çayeli ilçesinde kurulan bir seramik atölyesi, çamuru sanata dönüştürerek Rize kültürünü yeniden yorumluyor. Seramik ve cam sanatçısı Demet Keskin öncülüğünde yöre kültürüne özgü semboller seramiğe işlenerek, yerelden evrensele uzanan bir başarıya dönüşüyor. Geleneksel el sanatlarını modern dokunuşlarla buluşturan Demet Keskin, Rize’nin Çayeli ilçesinde kurduğu Mühredem Sanat Atölyesi’nde çamuru sanata dönüştürüyor. Karadeniz’in zengin kültürel mirasını seramikle harmanlayan bu üretim süreci, sadece estetik bir değer üretmekle kalmıyor; aynı zamanda kadın emeğini güçlendiren, yerel değerleri yaşatan ve bölgeden dünyaya uzanan güçlü bir hikaye ortaya koyuyor. Geleneksel değerleri modern tasarımla harmanlayan Keskin, seramiği bölgeye sevdirmekle kalmadı; aynı zamanda kadınların üretime katıldığı güçlü bir dayanışma alanı oluşturdu. Küçük bir hayalden büyük bir atölyeye Çayeli Halk Eğitim Merkezi’nde cam ve seramik teknolojileri üzerine eğitim veren Demet Keskin, yaklaşık beş yıl önce kendi atölyesini kurdu. Başlangıçta yalnızca kendi tasarımlarını üretmek isteyen Keskin, gördüğü ilgiyle birlikte bu işi büyüttü. Gelişen süreci anlatan Keskin, "Aslında bu işe başlarken büyük bir planım yoktu. Sadece kendi tasarımlarımı yapmak istiyordum. Ama yaptığımız işler bölgede çok ilgi gördü. Çünkü burada daha önce yapılmayan bir şey yaptık. Çayeli’nde bu alanda ilkiz" diye konuştu. Atölyenin en dikkat çeken yönlerinden biri, Karadeniz kültürünü doğrudan ürünlere yansıtması oldu. Horon, tulum, keşan gibi simgelerin yanı sıra çay çiçeği, komar ve lahana çiçeği gibi bir çok yerel unsurlar tasarımlarda kendine yer buldu. Yöreye özgü sembolleri işlerken hikayeleri de araştırdığını söyleyen Keskin, "Bu coğrafya çok zengin bir kültüre sahip. Müziğiyle, horonuyla, çayıyla, yayla çiçekleriyle Hepsi bize ilham verdi. İnsanlarla birebir iletişim kurdum, sözlerini not aldım, bir arşiv oluşturdum. Sonra bunları seramikle buluşturduk" şeklinde konuştu. "Ben değil, biz başardık" Atölyenin başarısında ekip ruhunun önemli olduğunu vurgulayan Keskin, "Bu işi hiçbir zaman tek başıma yapmadım. Çok güçlü bir ekibim var. Ben her zaman ‘ben’ değil ‘biz’ diyorum. Bu atölyede herkesin emeği var. Hatta maddi karşılık beklemeden destek olanlar oldu. Bu dayanışma sayesinde bu noktaya geldik" şeklinde konuştu. Hedef e-ticaret ve dünya pazarı Atölyenin bir sonraki hedefinin e-ticaret olduğunu belirten Keskin, önce Türkiye genelinde ardından yurt dışında satış yapmayı planladıklarını dile getirdi. Keskin, "Karadeniz kültürünün dünyada ilgi göreceğine inanıyorum. Bu emeği daha geniş kitlelere ulaştırmak istiyoruz" diye konuştu. Kadınlar için bir umut kapısı Keskin’in en önemli hedeflerinden biri de kadınların üretime katılımını artırmak. Atölyede birçok kadının meslek öğrenerek kendi yolunu çizdiğini belirten Keskin, bu sürecin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Keskin, "Aynı zamanda bu atölye ile kadınlara dokunmak istiyorum. Kadınların kendi ayakları üzerinde durması benim için çok önemli" dedi. Atölyede üretilen seramik ürünler sadece görsel tasarımlarla değil, üzerlerine işlenen yerel sözlerle de dikkat çekiyor. Bölgeye ait duyguları, aşkı, özlemi ve hatıraları yansıtan bu ifadeler, bardak ve fincanlara adeta birer hikaye kazandırıyor.
Hakkari Yüksekova’nın fedakar ebeleri gebeler için yollarda Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde görev yapan ebeler, zorlu coğrafi şartlara rağmen gebeler için yolları aşıyor. Sağlık Bakanlığı’nca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Yüksekova Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görev yapan koordinatör ebeler, köy köy gezerek anne adaylarını yalnız bırakmıyor. Karlı dağların eteklerinde ve yeşillik içinde yer alan köylere ziyaret gerçekleştiren ekipler, hem yüksek riskli gebelerin takibini yapıyor hem de anne adaylarını normal doğum süreci hakkında bilgilendiriyor. Ebeler, saha çalışmalarında Sağlık Bakanlığı’nın "Annelik Yolculuğu" mobil uygulamasından da yararlanarak gebelerin her an bilgiye ulaşmasını sağlıyor. Ziyaretler sırasında düzenli takibi yapılan anne adaylarına, Yüksekova Sağlık Müdürlüğü’nce hazırlanan bebek setleri hediye edildi. Yüksekova İlçe Sağlık Müdürlüğü Gebe Bilgilendirme Birimi’nde görevli Koordinatör Ebe Fidan Aktaş, "Bakanlığımızın yürüttüğü ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulaması kapsamında tüm gebelerimize ulaşmaya çalışıyoruz. Özellikle doğuma son 3 ayı kalan gebelerimizle gerek telefonla gerekse yüz yüze mutlaka iletişim kuruyoruz. Yüksek riskli gebelerimizi evlerinde ziyaret ederek durumlarını kendi ortamlarında gözlemliyoruz. Köy köy gezerek bilgilendirme faaliyetlerimize devam ediyoruz. Bugün de Yoncalık köyünde riskli bir gebemizi ziyaret ettik" dedi. Ebe Zekiye Geylani ise saha çalışmalarının önemine değinerek, "Gebelerimiz, Bakanlığımızın ‘Annelik Yolculuğum’ uygulaması üzerinden her türlü soruya yanıt bulabiliyor. Biz de ev ziyaretlerimizde tansiyon ve şeker ölçümlerini yaparak genel sağlık durumlarını kontrol ediyoruz. Zaten gözetimimiz altında olan gebelerimizi, köylerinde ziyaret ederek bu süreçte yanlarında olduğumuzu hissettiriyoruz" ifadelerini kullandı. Yüksekova’nın zorlu arazi şartlarına rağmen ebelerin gerçekleştirdiği bu ziyaretler, bölgedeki anne ve bebek sağlığının korunmasında kritik rol oynuyor.