EĞİTİM - 05 Kasım 2025 Çarşamba 13:01

Ege Üniversitesinde ’Kutup Bilimleri Sempozyumu ve Şenliği’

A
A
A
Ege Üniversitesinde ’Kutup Bilimleri Sempozyumu ve Şenliği’

TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitüsü (KARE) koordinasyonunda düzenlenen "9. Ulusal Kutup Bilimleri Sempozyumu ve 5. Kutup Şenliği" Ege Üniversitesinde bilim insanlarını, öğrencileri ve vatandaşları bir araya getirdi.


Türkiye’nin kutup bölgelerindeki bilimsel araştırmalarını koordine eden TÜBİTAK KARE, alanındaki en önemli ulusal etkinliği İzmir’e taşıdı. 9. Ulusal Kutup Bilimleri Sempozyumu ve 5. Kutup Şenliği, Ege Üniversitesi kampüsünde başladı. EÜ Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezinde düzenlenen sempozyumun açılış konuşmaları TÜBİTAK MAM Başkanı ve Kutup Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Burcu Özsoy, Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan tarafından yapıldı.


Etkinliğin açılışında konuşan Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, "Kutup bölgeleri, iklim değişikliğinin en somut etkilerinin gözlemlendiği, dünyanın geleceğine yön veren doğal laboratuvarlardır. Bu bölgelerde yapılan her bir araştırma, yalnızca coğrafi sınırların ötesinde bir anlam taşımakta; insanlığın geleceğine, doğanın dengesine ve küresel ekosistemin devamlılığına katkı sunmaktadır. Dolayısıyla, kutup bilimleri artık yalnızca çevreyle ilgili bir alan değil, aynı zamanda enerji, ekonomi, güvenlik ve sürdürülebilirlik politikalarının merkezinde yer alan stratejik bir bilim dalıdır" diye konuştu.



"Türkiye, kutup bilimleri alanında önemli bir ivme yakaladı"


Türkiye’nin, son yıllarda kutup bilimleri alanında örnek gösterilen bir ivme yakaladığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Ersan, "TÜBİTAK MAM Kutup Araştırmaları koordinasyonunda yürütülen ulusal seferler, bilim insanlarımızın Antarktika ve Arktik bölgelerinde gerçekleştirdiği projeler, ülkemizin bu alandaki kararlılığını ve bilimsel yetkinliğini ortaya koymaktadır. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye, sadece gözlemci değil; bilgi üreten, veri paylaşan ve uluslararası iş birliklerinde aktif rol alan bir aktör haline gelmiştir. Ege Üniversitesi olarak bizler de bu ulusal vizyona güçlü bir akademik katkı sunma gayretindeyiz. Üniversitemiz bünyesinde çevre, deniz, iklim ve biyoteknoloji temalı araştırma merkezleri; sürdürülebilirlik, iklim değişikliği ve doğal kaynak yönetimi alanlarında yürütülen projeler; disiplinler arası bilim üretiminin en güzel örneklerini oluşturmaktadır. Kutup araştırmalarıyla bu birikimi buluşturmak, üniversitemiz için stratejik bir öncelik haline gelmiştir. Bu yılki sempozyumun teması, yalnızca bilimsel veri paylaşımını değil, aynı zamanda genç araştırmacıların sürece aktif katılımını da hedeflemektedir. Öğrencilerimizin ve genç bilim insanlarımızın bu alana gösterdiği ilgi, Türkiye’nin bilimsel geleceği açısından son derece umut vericidir. Kutup Şenliği kapsamında düzenlenecek atölyeler, sergiler ve etkileşimli etkinlikler, bilimi yalnızca laboratuvarlarda değil, toplumun her kesimine ulaştırma hedefinin somut bir yansıması olacaktır" dedi.



"Ülkemizin geleceğini bilimle donanmış bir gençlik şekillendirecek"


Sempozyum kapsamında farklı disiplinlerden gelen araştırmacılar tarafından hazırlanan 83 bilimsel bildiri sunulacağını ifade eden Prof. Dr. Mehmet Ersan, "Katılımcılar, iki gün boyunca 59 sözlü ve 24 poster sunumu aracılığıyla kutup bölgelerindeki araştırma sonuçlarını paylaşacaklar. Her biri, kutup ekosistemleri, iklim değişikliği, deniz buzları, biyolojik çeşitlilik ve çevresel sürdürülebilirlik gibi hayati konulara ışık tutacaktır. Ancak bu etkinliğin değeri yalnızca akademik sınırlarla sınırlı değildir. 5. Kutup Şenliği, toplumun her kesiminde kutup farkındalığını artırmayı hedefleyen bir bilim şölenidir. Şenlik kapsamında, binlerce öğrenci ve öğretmen üniversitemizde kurulacak etkinlik alanlarını ziyaret edecek, bilimin heyecanını bizzat deneyimleyecektir. Etkinlik alanlarında, bilim söyleşileri, dijital etkileşim uygulamaları, sanal gerçeklik (VR) deneyimleri, kutuplarda yaşam simülasyonları ve oyunlaştırılmış bilim atölyeleri genç zihinlere bilimi sevdiren eşsiz bir ortam oluşturacaktır. Böylece, çocuklarımız ve gençlerimiz yalnızca bilgiyle değil, merakla da büyüyeceklerdir. Ayrıca, TÜBİTAK’ın 2204-C Kutup Araştırmaları ve 2204-D İklim Değişikliği yarışmalarında dereceye giren lise öğrencileri, projelerini burada sergileme fırsatı bulacak. Genç araştırmacıların kutup seferlerinden edindikleri deneyimlerini paylaşacakları söyleşiler ise, geleceğin bilim insanlarına ilham kaynağı olacaktır.


Ege Üniversitesi olarak bizler, sürdürülebilir bilimi, çevreye duyarlı araştırmaları ve genç nesillerin bilime yönelimini desteklemeyi en önemli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Bilimle donanmış bir gençliğin, ülkemizin geleceğini şekillendireceğine yürekten inanıyoruz" diye konuştu.



"En büyük sorun iklim değişikliği"


TÜBİTAK MAM Başkanı ve Kutup Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Burcu Özsoy, yaptığı sunumda Türkiye’nin kutup çalışmaları tarihçesini, Enstitünün çalışmalarını, yürütülen eğitim faaliyetlerini ve kutup bölgelerinin özelliklerini aktardı. Arktik ve Antarktika Bölgeleri ile ilgili bilgiler paylaşan Prof. Dr. Özsoy, "Son 40 yılda Arktik Bölgesinde buzulların yüzde 40’ında azalma gerçekleşti. Burada aslında sorunların en büyüğü iklim değişikliği olarak karşımıza çıkıyor. Çevresel tehditler de mevcut. Bununla birlikte, yeni deniz yollarının açılması, enerji ve doğal kaynaklara erişim gibi fırsatlar da ortaya çıktı. Hem Arktik hem de Antarktika aslında dünyanın iklim sisteminin omurgasını oluşturuyor. Antarktika, dünyanın en büyük beşinci kıtası olmasının yanı sıra, en soğuk, en kurak ve en yüksek kıta olarak tanımlanmış olup bilimsel çalışmalara da ev sahipliği yapıyor. Antarktika, gezegenin bir nevi kara kutusu. Bu bölgede turizm faaliyetleri de yapılıyor. Buradaki kampımız şu an için bizlere hem bir altyapı imkânı sunup hem de aynı zamanda bu altyapının bilimsel araştırmaların icrasına müsaade ettiği bir alandır. İyonosferik ve manyetosferik olayların küresel izlenmesini geliştirmek için kurduğumuz ve bu sene verilerini alacağımız istasyonumuzu geçen sene itibarıyla kurmuş olduk ve istasyonlarımız şu an verilerini topluyor" dedi.


Kutup Araştırmaları Enstitüsünden bahseden Prof. Dr. Özsoy, "Enstitümüzün; Ulusal Kutup Bilim Seferlerini düzenlemek; kutup bölgelerinde bilimsel araştırma faaliyetlerini planlamak, koordine etmek ve yürütmek; kutup bölgelerinde araştırma altyapılarını geliştirmek ve işletmek; Türkiye’nin kutup bilimleriyle ilgili uluslararası forumlarda temsil etmek gibi görevleri var. TÜBİTAK altında görevlerimizi icra ediyoruz. Deniz araştırmaları, eğitim, sağlık, emniyet, uluslararası kutup yılı gibi çalışma grupları altında da üniversitelerden hocalarımız bizlere desteklerini veriyorlar. Çok yakın zamanda Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yayınladığı genelgeyle beraber, Kutup Bölgeleri Koordinasyon Kurulu, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız başkanlığında faaliyetlerine başladı. Bu koordinasyonda, konuyla ilgili bütün bakanlıkların ve bakan yardımcılarımızın da yer aldığı bir kurul oluşturuldu" dedi.


Kutup araştırma çağrılarına değinen Prof. Dr. Özsoy, "Kutup çağrılarımızda bildiğiniz üzere dört tematik alanımız bulunuyor. Bunlar, SCAR ile de ilişkilendirilmiş yer bilimleri, fiziki bilimler, yaşam bilimleri ve sosyal bilimlerdir. Bilimsel yayınlarımızı ve projelerimizi bu alanlarda çeşitlendirerek, son dokuz yıldaki süreçlerini takip ediyoruz. Bununla birlikte, özel sayıların yayımlanması, ulusal dergilerde makalelerimizin yer alması ve tabii ki olmazsa olmazımız Ulusal Kutup Bilimleri Sempozyumu’nun bugün dokuzuncusunu icra ediyoruz" diye konuştu.



Etkinlik kapsamında 83 bilimsel çalışma sunulacak


Türkiye’nin "Ulusal Kutup Bilimleri Stratejisi 2023-2035" hedefleri doğrultusunda düzenlenen sempozyum, bilim insanlarının kutup bölgelerinde yürüttüğü en güncel çalışmaları, proje çıktılarını ve sefer tecrübelerini paylaştığı ulusal bir platform olma özelliği taşıyor. Bu yıl sempozyum kapsamında farklı disiplinlerden toplam 83 bildiri sunulacak. Katılımcılar, iki gün boyunca 59 sözlü ve 24 poster sunum aracılığıyla kutup bölgelerindeki bulgularını akademik toplulukla paylaşacak.



Binlerce öğrenci kutupları keşfedecek


TÜBİTAK KARE, bilimsel çalışmaların yanı sıra toplumda kutup farkındalığını artırmak amacıyla 5. Kutup Şenliği’ni de sempozyumla eş zamanlı olarak gerçekleştiriyor. İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle binlerce öğrenci ve öğretmen, Ege Üniversitesinde kurulan etkinlik alanlarını ziyaret ediyor. Şenlikte bilim söyleşileri, dijital etkileşim alanları, VR deneyimleri, kutuplarda yaşam simülasyonları, atölye çalışmaları ve oyunlaştırılmış bilim etkinlikleri gerçekleştiriliyor. Ayrıca, TÜBİTAK’ın 2204-C Kutup Araştırmaları ve 2204-D İklim Değişikliği yarışmalarında dereceye giren lise öğrencileri projelerini sergiliyor. Kutup seferlerine katılmış genç araştırmacılar da deneyimlerini paylaşacakları söyleşilerle gençlere ilham veriyor.



Ege Üniversitesinde ’Kutup Bilimleri Sempozyumu ve Şenliği’

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara AK Parti Grup Başkanvekili Usta: AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, "Askeri personel, hakim, savcı, sözleşmeli personellerden ayrı üzere tüm kamu ve özel sektörde çalışan annelerimiz için doğum izni süresini doğum öncesi sekiz hafta doğum sonrası on hafta 16 hafta olmak üzere toplam 24 haftaya çıkarıyoruz" dedi. Usta, basın toplantısı düzenleyerek Sosyal Hizmetler ile ilgili 29 maddelik bir kanun teklifini TBMM Başkanlığı’na sunduklarını ifade etti. Kanun teklifiyle aile bütünlüğünün desteklendiğini söyleyen Usta, "Askeri personel, hakim, savcı, sözleşmeli personellerden ayrı üzere tüm kamu ve özel sektörde çalışan annelerimiz için doğum izni süresini doğum öncesi sekiz hafta doğum sonrası on hafta, 16 hafta olmak üzere toplam 24 haftaya çıkarıyoruz. Babalık izni süresini memurlarda olduğu gibi işçilerde de on güne çıkardık. Çok beklenen bir konuydu bunu tüm kamuoyuna duyurmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Annenin kendi talebi doğrultusunda son iki haftaya kadar çalışma iznini vererek o altı haftayı da doğum sonrası aktarma imkanı da veriyoruz. Böylece anne ve bebeğin doğum sonrasında daha uzun süre bir arada kalmasını desteklemiş oluyoruz. Çeşitli nedenlerle öz ailesi yanında bakımı tamamlanamayan çocukların eğitim bakım ve yetiştirilme sorumluluğunu devleti ile paylaşan koruyucu ailelerimize yönelik olarak da hem kamu hem de özel sektör çalışanları için on günlük izin vererek koruyucu ailelerine teşvik edilmesini amaçlıyoruz. Daha önce koruyucu aile olanlara izin yaparken bu taslakla birlikte koruyacağımız ailelerimize de on günlük izin hakkını tanımış oluyoruz. Evlat edinenlere verilen izinler askeri personellere de tanınmış durumdadır. Teklifle okul kreş, yurt servisi gibi çocukların yoğun olduğu yerlerde başta çocuklara karşı istenilen suçlar olmak üzere belirli suçlardan mahkum olan kişilerin çalıştırılması ve bu yerlerin bu kişilerce işletilmesinin önüne geçilmesi için bir düzenleme yapıyoruz. Sosyal Hizmetler Kanununda ergin olarak ayrılan çocukların kamu desteği ilişkin koşullarda değişikliğe gidilmektedir. Koruyucu aile kadın konukevi harçlıklar ve benzeri sosyal yardım uygulamalarına yönelik süreklilik ve öngörülebilir deneyim sağlanmasını amaçlanmaktadır. Kuruluşların kapatılması halinde hizmet alan bireylerin mağduriyeti yaşamaması amacıyla tasfiye süreçlerine ilişkin usul ve esaslar düzenlemektedir" dedi. Usta, açıklamalarına şöyle devam etti: "Yapay zeka destekli olarak da uygulanan hataların, şiddetin veya yanlış yapılan işlemlerin uyarılacak şekilde merkezi bir sistemle kontrol edilmesi ve güvenliği tedbirlerini artırılması amacıyla böyle bir düzenleme hizmetlerimizin yoğun bir şekilde denetlenmesini sağlayacaktır. Başta çocuklar ve gençler olmak üzere tüm toplum için yeni fırsatların yanı sıra siber içerikleri maruz kalma dijital bağımlılık gibi riskleri de beraberinde getirmektedir. Devletin çocukların fiziksel zihinsel psikolojik ve sosyal genişliğini tehdit eden unsurlara karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu kapsamda 5651 sayılı internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayından yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi kanunda yapılması öngörülen değişikliklerle yalnızca mevcut sosyal sağlayıcıların sorumluluklarını netleştirmekte kalmayıp hatta hukuki statüleri tanımlanan haklar, uyum sağlayıcılar ön dağıtıcıları da kapsam içerisine alarak çocukların güvenliğini merkeze alan bütüncül bir koruma kalkanı oluşturulması amaçlanmaktadır. Sosyal ağ sağlayıcılarının 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunmalarını engelleyecek düzenleme teklif edilmekte ve platformlara bu kuralın uygulanması için gerekli adımları atma noktasına yükümlülükler getirmektedir. Ebeveynlerine, çocuklarına sosyal medya kullananları kontrol etmek için ebeveyn denetim amaçları üstünde tüm bu konularda önlemlerin belirli periyotlarda hem BTK ve hem de kamuya açık biçimli raporlama yükümlülüğü getirilmesini teklif ediyoruz. Temel hedefimiz çocuklar için bir koruma kalkanının oluşturulması, ebeveynler için denetimin sağlanması arzu ediyoruz. Kullanıcılarına başvuru mekanizması sunmak, 15 yaşını doldurmuş çocukları hizmet sunmak, 15 yaşını doldurmuşlar ayrı derece hizmet sunmak yaş doğrulama istemiyorsun bak şeffaflık raporları sunmak aldatıcı reklamları önleme gecikmesinde sakınca bulunan hallerde içerik çıkarma erişim engeli kararının en geç 1 saat içinde uygulama yükümlülükleri de getirmeliyiz. Yüz binden fazla hacmi olan oyunda sadece Türkiye’de temsilci atama kurum tarafından talep edilen bilgileri sunma yönünde yükümlülükleri getiriyoruz. Düzenlemelerle ilgili altı aylık bir süre tanıyacağız. 6 ay sonra yürürlüğe geçirmiş olacağız."
Diyarbakır Diyarbakır’da ihtiyaç sahibi vatandaşın evi ‘denetimli serbestlik hükümlülerince’ onarıma alındı Diyarbakır’da ihtiyaç sahibi bir kadının evinde, Cumhuriyet Başsavcılığı ve Sur İlçe Kaymakamlığı arasında denetimli serbestlik hizmetlerine ilişkin imza altına alınan protokol kapsamında, denetimli serbestlik hükümlülerince onarıma başlandı. Cumhuriyet Başsavcılığı ve Sur İlçe Kaymakamlığı arasında Denetimli Serbestlik Hizmetlerine ilişkin adına iş birliği protokolü imza altına alındı. Protokol ile Sur İlçe Kaymakamlığına bağlı bulunan kurum ve kuruluşlarda ve Kaymakamlıkça belirlenen ihtiyaç sahibi kişilerin ev bakım ve tadilatlarının yapılmasında Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin ilgili maddeleri doğrultusunda (boya badana, bahçe bakımı ve peyzaj çalışmaları, temizlik vb.) insan kaynağı noktasında destek veriliyor. Bu yolla toplumsal faaliyetlerde işgücü anlamında gerekli destek sağlanırken, diğer taraftan hükümlülerin toplum yararına yürütülen faaliyetlerde görev alması sağlanarak toplumsal yaşamın ve birlikteliğin sağlıklı bir iletişim ile devam edebilmesi ve nitelikli bir birey haline dönüşebilmesi adına gerekli rehberliğin sağlanması bir diğer hedef olarak belirleniyor. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcı Vekili Özgür Celbek, ceza infaz hukuk sisteminin son merhalesi olan denetimli serbestlik biriminde hükümlülerin, müdürler, kurs hocalarının koordinesinde kamuya ait binaları, yerleri peyzaj, boya, badana ve temizlik faaliyetlerini yerine getirdiğini söyledi. Aynı zamanda hükümlülerin de cezasını bu şekilde infaz etmiş olduğunu belirten Celbek, hükümlülerin iyilik ve empati duygularının geliştiğini; topluma entegre olduklarını, mesleki becerilerini de geliştirdiklerini ifade etti. Başsavcı vekili Celbek, burada Sur Kaymakamlığıyla bir protokol imzaladıklarını söyleyerek, "Hamdolsun devletimiz çok köklü, çok büyük. Özelikle o video, fotoğraflara baktım. Maddi durumu iyi olmayan bir vatandaşımız kaymakamlığımıza başvuruyor, kaymakamımızın tespitleriyle, bizde iş birliği içerisinde hükümlü arkadaşlarımız gidiyorlar boya, badana, peyzaj baştan sona yerine getiriyorlar. Burada hükümlüler de şunu görmüş oluyor. Devletin büyüklüğünü, yüceliğini. O aidiyet duyguları da gelişmiş oluyor. Başsavcımız Erdal Bey’in talimat ve tensipleriyle buradayız. Öncelikle ona teşekkür ediyorum. Sizlere çok teşekkür ediyorum. İlk defa böyle özel bir durumla karşılaşıyoruz, direkt vatandaşlarımızın. Biz, genelde kamuya ait binalar üzerinde çalışma yapıyorduk" dedi. Sur İlçe Kaymakamı Hasan Akbulut ise, okulların listesini yaptıklarını, boya badana ihtiyacı olan okulların sayılarının belli olduğunu dile getirdi. Bunlardan birinin de Ziya Gökalp İlkokulu olduğunu kaydeden Akbulut, "Tarihi bir okul. Diyarbakır’da 112 yıllık bir okul. Burayı da boyayacağız. Diğer bir tarafta ilçemizde ekonomik durumu kötü olan herkesi biliyoruz. Bunlara çeşitli şekillerde yardımlarda bulunuyorduk. Yardımlarımızdan biri de boya, badana, tadilat oluyor. Bu vesile ile kamu hizmetini etkin bir şekilde sağlamış oluyoruz. Diğer taraftan hükümlülerin topluma kazandırılması amaçlanıyor. Bu da çok değerli, çok kıymetli. İlçemize, vatandaşlarımıza hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyoruz" diye konuştu. Ziya Gökalp İlkokulu’nda düzenlenen iş birliği protokolüne, Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Özcan, Sur İlçe Milli Eğitim Müdürü Demir Ernez, Denetimli Serbestlik Müdürü Sinan Yaşar ve okul müdürü Mustafa Bozkuş hazır bulundu.