EĞİTİM - 09 Aralık 2025 Salı 10:00

EÜ Senatosu’nda gururlandıran başarı pastayla kutlandı

A
A
A
EÜ Senatosu’nda gururlandıran başarı pastayla kutlandı

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın açıkladığı 2025 yılı Araştırma Üniversiteleri Performans Sıralamalarında, Ege Üniversitesi geçen yıla göre bir basamak yükselerek 12’nci sırada yer aldı. EÜ Senatosunda Rektör Prof. Dr. Necdet Budak başkanlığında bir araya gelen EÜ senato üyeleri, elde edilen başarıyı pasta keserek kutladılar.


EÜ Senato Toplantısı Rektör Prof. Dr. Necdet Budak başkanlığında yapıldı. Toplantıda, üniversitenin araştırma üniversiteleri ligindeki başarılı yükselişi kutlandı. Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, "Bundan 9 yıl önce, Türkiye’nin yükseköğretim sisteminde çok önemli bir adım atıldı. 2016 yılında Yükseköğretim Kurulu’nun ilgili kurullarında yapılan kapsamlı değerlendirmeler sonucunda; üniversitelerin ortak temel değerleri korurken birbirlerinden farklılaşması, kendi tematik alanlarında özgün bir kimliğe kavuşması, eğitimden araştırmaya, teknoloji üretiminden bölgesel kalkınmaya kadar pek çok alanda daha derinlikli bir misyon üstlenmesi anlayışı benimsendi. İşte bu yaklaşım, yükseköğretim sistemimize yeni bir vizyon kazandırdı. Bu vizyonun bir parçası olarak başlatılan ‘Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşma’ çalışmasının iki stratejik odağından biri Araştırma Üniversiteleri programıydı. Bu programla, köklü üniversitelerimizi araştırma ekseninde güçlendirmek, onları küresel ölçekte daha rekabetçi bir noktaya taşımak, bilgi üretimini ve bilimsel etkiyi derinleştirmek amaçlandı. Bu doğrultuda 10 Araştırma ve 5 Aday Araştırma Üniversitesi belirlenmesi hedeflendi. 2017’de gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda 10 Araştırma Üniversitesi ile 5 Aday Araştırma Üniversitesi belirlendi. Üniversitemiz aday araştırma üniversitesi içerisinde yer aldı" dedi.



"Sorunları ve ihtiyaçları hep birlikte belirledik"


Ege Üniversitesini araştırma üniversitesi yapmak için yoğun çaba sarf ettiklerini belirten Prof. Dr. Budak, "Göreve gelmemizle birlikte Ege Üniversitesinde araştırma üniversitesi olma hedefi doğrultusunda geniş kapsamlı, samimi ve kararlı bir seferberlik başlattık. Üniversitemizin bütün akademik ve idari birimlerine tek tek yapılan ziyaretlerle yerinde tespitler gerçekleştirdik. Sorunları değerlendirdik, ihtiyaçları belirledik. Bu ziyaretler, sadece teknik bir çalışma değil; aynı zamanda üniversitemizde yeniden güçlü bir aile kültürü oluşturmanın ilk adımlarıydı. İletişimi yeniden canlandırmak ve güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen ‘Rektörle Akşam Çayı’ etkinlikleri, üniversitemizin tüm bileşenlerini aynı masa etrafında buluşturdu. Yaklaşık 13 bini aşkın kişiyle bire bir temas kurdum. Belki sadece bir çay sohbeti gibi görünüyordu; ancak aslında o akşamlar, üniversitemizin geleceğini şekillendirecek görüşlerin paylaşıldığı, samimiyetle ifade edilen beklentilerin kayıt altına alındığı çok değerli buluşmalardı. O görüşmelerden alınan her not, bugün yürüttüğümüz dönüşüm çalışmalarının adeta pusulası oldu" diye konuştu.


Prof. Dr. Budak, "Üniversitemizi Araştırma Üniversiteleri ligine taşıyacak yolculuğun en güçlü adımlarından biri ise 2018’de yaklaşık 1000 öğretim üyemizin katılımıyla düzenlenen ‘Ege Üniversitesi Gelecek Şurası’ oldu. Türkiye’de devlet üniversiteleri arasında bir ilk olan bu büyük kapsamlı şura, Ege Üniversitesinin önceliklerini, eğitim-öğretim anlayışını, araştırma kabiliyetini, uluslararasılaşma vizyonunu ve gelecek hedeflerini masaya yatırdı. Katılımcılarla gerçekleştirilen anketler daha sonra raporlaştırıldı ve yayımlandı. Ortaya çıkan görüşler ve öneriler doğrultusunda pek çok önemli adım atıldı. Bu çalışmalar, üniversitemizin geleceğini şekillendiren stratejik kararların temelini oluşturdu. Atama kriterlerinden BAP yönergesine, proje seferberliğinden patentlerin ticarileştirilmesine, araştırma koordinatörlüğünün kurularak araştırma ekosisteminin kurumsallaşmasından multidisipliner araştırma gruplarının kurulmasına kadar pek çok radikal değişim dönüşüm gerçekleştirdik. Tüm bu emeklerin karşılığı kısa sürede görünür hâle geldi" dedi.



"Her alanda gözle görülür artış yaşandı"


Sayısal verilerle gelinen noktayı vurgulayan Prof. Dr. Budak, "2017 yılında 24,44 olan performans puanımız, bugün itibariyle yüzde142 artışla 59,28’e çıktı. Geçen seneye göre ise toplam puanımızda yüzde 18 artış oldu. Araştırma Üniversitesi statüsünü kazandığımız 13 Aralık 2021 tarihinden bugüne toplam puanımızda yüzde 52 artış oldu. Araştırma kapasitesinde ise geçen seneye göre yüzde 1 artış yaşanırken, 2019 yılından bu yana yüzde 170, araştırma üniversitesi statüsü kazanmamızdan bu yana ise yüzde 73 artış yaşandı. Araştırma kalitesinde de geçen seneye göre yüzde 53 artış oldu. 2019 yılından bu yana yüzde 109, araştırma üniversitesi statüsü kazanmamızdan bu yana ise yüzde 54 artış sağlandı. İş birliği kategorisinde geçen seneye göre yüzde 10, araştırma üniversitesi statüsünü kazandığımız 2021 tarihinden bu yana yüzde 18 artış sağlandı. 2025 yılı sonuçlarına göre 31 parametrenin 17’sinde yükseliş oldu" diye konuştu.



"Bu başarı, hepimizin başarısıdır"


Başarının yalnızca rakamlarla sınırlı olmadığını ifade eden Prof. Dr. Budak, "Bu başarı hikâyesi, yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Bu başarı; inancın, azmin, kurum kültürüne duyduğumuz bağlılığın, Ege Üniversitesi ailesinin topyekûn gayretinin ürünüdür. Her adımda birlikte düşündük, birlikte çalıştık, birlikte emek verdik. Çünkü biliyorduk ki Ege Üniversitesi sadece bir kurum değil; köklü bir gelenek, güçlü bir hafıza ve geleceğe dair ortak bir umuttur. Bizler bu inançla yolumuza devam ediyoruz. Bilimin ışığında, ortak aklın rehberliğinde, öğrencilerimiz, akademisyenlerimiz, çalışanlarımız ve tüm paydaşlarımızla birlikte daha güçlü bir Ege Üniversitesi için çalışmayı sürdürüyoruz. Hep birlikte çıktığımız bu yolculukta emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum. Bu başarı hepimizin başarısıdır. Ege Üniversitesi, geçmişinden aldığı güçle, geleceğe daha kararlı, daha iddialı ve daha umut dolu adımlar atmaya devam edecektir" diyerek sözlerini noktaladı.


Toplantı sonunda Prof. Dr. Necdet Budak tarafından Rektör Yardımcısı ve Araştırma Koordinatörü Prof. Dr. İlkin Şengün ve ekibine teşekkür belgeleri takdim edildi. Belge takdiminin ardından üniversite üst yönetimi ve senato üyeleri, elde edilen başarıyı pasta keserek kutladı.



EÜ Senatosu’nda gururlandıran başarı pastayla kutlandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Yapı ruhsatı verilen binaların yüzölçümü yüzde 2,6 arttı Bir önceki yılın aynı çeyreğine göre, 2025 yılı dördüncü çeyreğinde yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 5,5, daire sayısı yüzde 13,8 ve yüzölçüm yüzde 2,6 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı dördüncü çeyrek Yapı İzin İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre, 2025 yılı dördüncü çeyreğinde yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 5,5, daire sayısı yüzde 13,8 ve yüzölçüm yüzde 2,6 arttı. Toplam yüzölçümün yüzde 81,7’si belediyeler tarafından verildi 2025 yılı dördüncü çeyreğinde yapı ruhsatı verilen toplam yüzölçümün, yüzde 81,7’si belediyeler, yüzde 18,3’ü ise diğer yetkili idareler tarafından verildi. En yüksek yüzölçüm payı yüzde 72 ile iki ve daha fazla daireli binaların oldu 2025 yılı dördüncü çeyreğinde yapı ruhsatı verilen binaların kullanma amacına göre en yüksek yüzölçüm payına 46,8 milyon metrekare ile iki ve daha fazla daireli ikamet amaçlı binalar sahip oldu. Bunu 5,7 milyon metrekare ile sanayi binaları ve depolar izledi. Yapı kullanma izin belgesi verilen binaların yüzölçümü yüzde 1,5 azaldı Bir önceki yılın aynı çeyreğine göre, 2025 yılı dördüncü çeyreğinde yapı kullanma izin belgesi verilen bina sayısı yüzde 0,1 ve yüzölçüm yüzde 1,5 azalırken daire sayısı yüzde 3,1 arttı. Toplam yüzölçümün yüzde 84,7’si belediyeler tarafından verildi 2025 yılı dördüncü çeyreğinde yapı kullanma izin belgesi verilen toplam yüzölçümün, yüzde 84,7’si belediyeler, yüzde 15,3’ü ise diğer yetkili idareler tarafından verildi. En yüksek yüzölçüm payı yüzde 69,0 ile iki ve daha fazla daireli binaların oldu 2025 yılı dördüncü çeyreğinde yapı kullanma izin belgesi verilen binaların kullanma amacına göre en yüksek yüzölçüm payına 32,6 milyon metrekare ile iki ve daha fazla daireli ikamet amaçlı binalar sahip oldu. Bunu 5,4 milyon metrekare ile sanayi binaları ve depolar izledi. Takvim etkilerinden arındırılmış yapı ruhsatı toplam yüzölçümü yüzde 1,9 arttı Takvim etkilerinden arındırılmış serilerde, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre, 2025 yılı dördüncü çeyreğinde yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 4,7, daire sayısı yüzde 12,8 ve yüzölçüm yüzde 1,9 arttı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış serilerde ise, bir önceki çeyreğe göre, 2025 yılı dördüncü çeyreğinde yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 3,1, daire sayısı yüzde 8,3 ve yüzölçüm yüzde 12,2 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış yapı kullanma izin belgesi toplam yüzölçümü yüzde 2,8 azaldı Takvim etkilerinden arındırılmış serilerde, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre, 2025 yılı dördüncü çeyreğinde yapı kullanma izin belgesi verilen bina sayısı yüzde 1,5 ve yüzölçüm yüzde 2,8 azalırken daire sayısı yüzde 1,3 arttı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış serilerde ise, bir önceki çeyreğe göre, 2025 yılı dördüncü çeyreğinde yapı kullanma izin belgesi verilen yüzölçüm yüzde 2,1 azalırken bina sayısı yüzde 5,6 ve daire sayısı yüzde 2,1 arttı.
Edirne Edirne’de taşkın sonrası hasar gün yüzüne çıktı: Su seviyesi 60 santimetre düştü Edirne’de etkili olan taşkının ardından tablo netleşmeye başladı. Tunca Nehri ve Meriç Nehri’nde su seviyeleri gerilerken, suların çekildiği bölgelerde taşkının izleri daha net görülmeye başlandı. Tarım arazileri, bağ evleri ve nehir kıyısındaki alanlarda hasar tespit çalışmaları başlatıldı. Debiler düşüşe geçti Yoğun yağışlarla alarm seviyesine çıkan nehir debileri düşüşe geçti. Afet uyarı seviyesi kırmızıdan sarıya inerken, güncel ölçümlere göre Meriç Nehri Kirişhane ölçüm istasyonunda debi 930 metreküp/saniye olarak kaydedildi. İpsala’da ise debi 1530 metreküp/saniye seviyesinde ölçüldü. Tunca Nehri’nin debisi 110 metreküp/saniye olarak sarı ikaz seviyesinde seyrediyor. Yetkililer, Meriç Nehri’nde suyun yaklaşık 60 santimetre çekildiğini bildirdi. Ancak özellikle alçak kotlu bölgelerde suyun tamamen çekilmesinin birkaç gün sürebileceği ifade edildi. Tarihi köprülerde taşkın izleri Suların geri çekilmesiyle birlikte tarihi köprülerin çevresinde taşkının etkileri daha görünür hale geldi. Köprü ayaklarına takılan büyük ağaç kütükleri dikkat çekerken, bazı bölgelerde çitlerin devrildiği ve kıyı hattında toprak kaymaları yaşandığı gözlendi. Nehir kenarındaki çiftlik ve bağ evleri etkilendi Nehir kenarındaki çiftlikler ve bağ evleri taşkından olumsuz etkilendi. Bahçelerde çamur tabakası oluşurken, bazı yapılarda maddi hasar meydana geldi. Çiftçi, tarlalarına çamur ve su nedeniyle hâlâ giremediklerini belirterek, ekili alanlarda ciddi zarar oluşmasından endişe duyduklarını dile getirdi. Toprağın yeniden işlenebilir hale gelmesi için zeminin kuruması bekleniyor. Bölgede temizlik ve teknik inceleme çalışmaları sürerken, ekipler muhtemel risklere karşı saha kontrollerine devam ediyor.
İstanbul Galatasaray ile Corendon Alanyaspor 20. randevuda Galatasaray, Trendyol Süper Lig’in 24. haftasında yarın evinde oynayacağı Corendon Alanyaspor ile ligde 20. kez karşı karşıya gelecek. Trendyol Süper Lig’in 24. haftasında Galatasaray, yarın saat 20.00’de RAMS Park’ta Corendon Alanyaspor ile karşılaşacak. Sarı-kırmızılılar, ligde 17 galibiyet, 4 beraberlik ve 2 mağlubiyetle aldığı 55 puanla liderlik koltuğunda bulunuyor. Turuncu-yeşilliler ise 5 galibiyet, 11 beraberlik ve 7 mağlubiyet sonucunda topladığı 26 puanla 10. sırada yer alıyor. Ligde geçtiğimiz hafta deplasmanda Konyaspor’a mağlup olan Galatasaray, Alanyaspor karşısında 3 puan alıp, şampiyonluk yarışında hata yapmak istemiyor. 20. randevu Galatasaray ile Alanyaspor, Süper Lig’de 19 kez karşı karşıya geldi. Söz konusu müsabakalarda sarı-kırmızılılar 13 kez sahadan 3 puanla ayrılırken, turuncu-yeşilliler ise 3 defa rakibini mağlup etmeyi başardı. 3 karşılaşma da berabere sona erdi. Aslan’ın 43 golüne, Akdeniz ekibi 18 golle cevap verdi. Ligin ilk yarısında Alanya’da oynanan maçı Galatasaray, Mauro Icardi’nin golüyle 1-0 kazandı. Ligde evinde 30 maçlık yenilmezlik serisi Galatasaray, Süper Lig’de evinde oynadığı karşılaşmalarda yenilmiyor. RAMS Park’ta son olarak 2023-2024 sezonunun 37. haftasında Fenerbahçe’ye 1-0 mağlup olan sarı-kırmızılılar, bu mücadelenin ardından çıktığı 30 maçta kaybetmedi. Aslan bu süreçte 24 galibiyet, 6 beraberlik aldı. Cimbom, ligde evinde en son Eyüpspor ile oynadı ve 5-1’lik skorla kazandı. Galatasaray ayrıca bu sezon ligde iç sahada çıktığı 12 müsabakanın 9’unu kazanırken, 3’ünden beraberlikle ayrıldı. Ligin en golcü takımı Süper Lig’de hücum istatistiklerinde de zirvede Galatasaray var. Sarı-kırmızılılar ligde çıktığı 23 karşılaşmada rakip fileleri 55 kez havalandırdı ve ligin en golcü takımı olarak yer alıyor. Aslan, 17 golle de Göztepe’nin ardından en az gol yiyen ikinci takım konumunda bulunuyor. Aslan ayrıca +38 ile de en iyi averaja sahip takım. Ligde Mauro Icardi’den 13 gol Süper Lig’de Galatasaray’ın attığı gollerde Arjantinli futbolcu Mauro Icardi ön plana çıkıyor. Icardi, rakip fileleri 13 kez havalandırdı ve bu alanda takımının en golcü futbolcusu olarak yer alıyor. Sarı-kırmızılılarda Victor Osimhen 9, Leroy Sane ve Barış Alper Yılmaz 6’şar, Gabriel Sara ve Yunus Akgün 5’er, Eren Elmalı 3, İlkay Gündoğan 2, Lucas Torreira, Davinson Sanchez ve Roland Sallai de 1’er gol kaydetti. Ayrıca Fatih Karagümrük maçında Fatih Kurucuk, Kayserispor karşılaşmasında Aaron Opoku ve Eyüpspor mücadelesinde de Jerome Onguene kendi kalesine gol attı. Şubat ayında 8. maç Şubat ayında 3 kulvarda mücadele eden Galatasaray, şu ana kadar 7 karşılaşma oynadı. Sarı-kırmızılılar, bu dönemde Süper Lig’de 4, UEFA Şampiyonlar Ligi’nde 2 ve Ziraat Türkiye Kupası’nda da 1 olmak üzere oynadığı 7 müsabakada 5 galibiyet, 2 mağlubiyet aldı. Aslan, Alanyaspor maçıyla şubat ayında 8. karşılaşmasına çıkacak. Abdülkerim Bardakcı ve Eren Elmalı sarı kart sınırında Galatasaray’da, Alanyaspor maçı öncesinde Abdülkerim Bardakcı ve Eren Elmalı sarı kart sınırında bulunuyor. Abdülkerim ve Eren, sarı kart görmesi durumunda gelecek hafta deplasmanda oynanacak Beşiktaş derbisinde cezalı duruma düşecek. Ali Şansalan düdük çalacak Galatasaray ile Alanyaspor arasında oynanacak müsabakayı hakem Ali Şansalan yönetecek. Şansalan’ın yardımcılıklarını Bersan Duran ile Murat Altan yapacak. Maçın dördüncü hakemi ise Muhammet Ali Metoğlu olacak.
Gaziantep 28 Şubat mağduru öğretmen: "Başörtümden dolayı meslekten ihraç edildim" 28 Şubat sürecinde Gaziantep’teki Mehmet Hayri Akınal Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olarak görev yaparken meslekten ihraç edilen Rukiye Dal, o süreçte yaşadıklarını hala unutamıyor. 28 Şubat 1997’deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısının üzerinden 29 yıl geçse de o dönem sırf inançlarından dolayı ayrımcılığa ve baskılara maruz kalan yüzlerce kişi ya mesleğinden ihraç edildi ya da eğitim hakları elinden alındı. Severek yaptığı mesleğinden ihraç edildi Türkiye siyasi tarihine postmodern darbe olarak geçen 28 Şubat sürecinde sırf başörtülü olduğu için çeşitli baskılara, sürgünlere, hakaretlere ve unutulmaz zulümlere maruz kalan mağdurlardan sadece biri olan Rukiye Dal, bu süreçte uygulanan başörtüsü yasağı nedeniyle henüz yeni başladığı ve çok severek yaptığı mesleğinden ihraç edildi. Sırf başörtülü olduğu için çeşitli bahanelerle açılan soruşturmalar sonucu mesleğinden ihraç edilen ve aradan geçen yıllara rağmen o süreçte yaşadıklarını hala unutamayan Dal, 6 yıl boyunca mesleğinden uzak kaldı. Başörtüsünü çıkarmayı kabul etmediği için sürgün edildi Konya Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu Dal, 6 Ekim 1998 yılında Mehmet Hayri Akınal Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde meslek dersleri öğretmeni olarak göreve başladı. Çok severek yaptığı öğretmenlik mesleğinin henüz ilk aylarında başörtülü olduğu için okul yönetiminden sürekli uyarı alan ve başörtüsünü çıkarmayı kabul etmediği için 10 Kasım 1999’da Düztepe İlköğretim Okulu’na sürgün edilen Dal, burada da baskılara ve hakaretlere maruz kaldı. Sürgün edildiği okulda da aynı şekilde sorunlarla karşılaşan ve başörtüsünü çıkarmayı reddettiği için 12 Eylül 2000’de öğretmenlikten ihraç edilen Dal, 2006’da çıkan af ile tekrar mesleğine döndü. 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını unutamıyor Başörtüsünden dolayı görevinden alındığı mesleğine 6 yıl sonra dönebilen Dal, 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını hafızasında kötü bir anı olarak saklamaya devam ediyor. Mesleğini Kaplan Kardeşler Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde sürdüren Dal, çok sevdiği mesleğinden ihraç edilmesine giden süreci ve o dönemde tanık olduğu olayları anlatırken konuşmakta zorlandı. 28 Şubat’ın soğuğunu iliklerine kadar yaşadığını söyleyen Dal, "28 Şubat’ın üzerinden değil 29 yıl, bin yılda geçse o süreçte yaşadıklarımızı, bize yapılan zulümleri ve haksızlıkları asla unutamayız" dedi. "Başörtümüzden dolayı bizi derse almak istemediler" Öğretmenliğimin ilk yıllarında 28 Şubat’ın soğuk yüzüyle tanıştığını belirten Dal, "Stajyer öğretmen olarak göreve başladığımız kursta hocalarımız başörtümüzden dolayı bizi derse almak istemediler. Kurslara katılmamızı istemediler ve katılmamamız için de ellerinden geleni yaptılar. Müfettiş kurul başkanının üzerime yürüdüğünü hatırlıyorum. Benim üzerime yürüyüp sınıftan atmaya kalktığını ve ağza alınmayacak hakaretler yaptıklarını hatırlıyorum. Gerçekten çok soğuk bir zamandı. Aldığımız raporları kabul etmediler. Hasta olmamıza rağmen bize raporu vermediler ve raporlarımızı da kabul etmediler. 28 Şubat hatırlanmaması ve yaşanmaması gereken bir dönemdi. Ama aynı zamanda çok ders çıkaracağımız bir dönemdi" şeklinde konuştu. "Başka bir okula sürgün edildim" İlk atandığı okuldan itibaren başörtüsü konusunda ciddi baskı ve sorunlarla karşılaştığını belirten Dal, Öğretmenliğe atandım. Öğretmenliğimizin tadını alacağımız, öğrencilerimizle muhatap olup dersimizi işleyeceğimiz yerde ‘yarın hangi soruşturmayı geçireceğiz ve yarın hangi hakaretlere maruz kalacağız’ diye her gün kafamızda birçok senaryolar geçiyordu ve hepsini yaşıyorduk. Öğretmenliğimin 3’üncü yılında açılan soruşturmalar sonucu görevden alınmam kararı verildi. Başka bir okula sürgün edildim. Merkezi bir imam hatip lisesinden ücra bir yerdeki ortaokula sürgün edildim. Daha sonra da görevden alınma kararım verildi ve görevden alındım" ifadelerini kullandı. "Zil sesi duyduğumda veya öğrenci gördüğümde ağlıyordum" 12 Eylül 2000 yılında başörtüsünden dolayı öğretmenlikten ihraç edildiği günü hiç unutamadığını dile getiren Dal, "Ben öğretmenliğe çok severek başlamıştım ve öğrencilerimden ayrılmak beni çok zorlamıştı. Zil sesi duyduğumda, öğrenci gördüğümde veya toplu halde bir başkasının okula gittiğini gördüğümde her zaman ağlıyordum. Rüyalarımda öğrencilerime Kur’an dersi veriyordum ve her zaman bu şekilde uyandığımı hatırlıyorum. Çünkü öğrencilerimi çok seviyordum" şeklinde konuştu. "28 Şubat’ın soğuğunu iliklerimize kadar yaşadık" Görevden alındıktan sonraki sürecin kendisi için çok zor geçtiğini belirten Dal, 2006 yılında kendilerine tekrar göreve dönme imkanı sağlandığını ve tekrar görevini severek yaptığını ifade ederek, "Rabbime hamdolsun ki böyle bir fırsatı tekrar aldım. 28 Şubat’ın üzerinden 28-29 yıl geçti. Değil 29-30 yıl, bin yılda geçse 28 Şubat’ın üzerimizde bıraktığı hem manevi hem de psikolojik bozuklukları hiçbir zaman unutmayacağız. Hem ruhsal hem manevi olarak 28 Şubat’ın soğukluğunu iliklerimize kadar hissettik. Bir daha bu ülkede 28 Şubatların yaşanmaması için Rabbimize her gün duacıyız" diye konuştu.
Bursa Yaren leyleğin köyü de yükselen göl sularından etkilendi Türkiye’yi Avrupa Leylek Köyleri Birliğinde temsil eden tek yerleşim bölgesi olan Eskikaraağaç Mahallesi’nin kıyı kesimleri, Uluabat Gölü’nün su seviyesinin yükselmesi nedeniyle zarar gördü. Bursa merkez ile ilçeleri şubat ayında son yılların en iyi yağışını aldı. Uzun yıllar şubat ayı ortalaması metrekareye yaklaşık 75 kilogram olan Bursa, şu ana kadar 110 kilogramın, Karacabey ise 100 kilogramın üzerinde yağış aldı. Uludağ eteklerindeki karların erimesi ve yağışların etkisiyle Uluabat Gölü’nün su seviyesi yıllardır olmadığı gibi metrelerce yükseldi, kapladığı alan ciddi oranda genişledi. Uluabat Gölü’nün suları, tarım arazilerini su altında bırakırken göle kıyı yerleşim birimlerinde su baskınlarına, hasarlara yol açtı. Kurdukları dostluk hikayesiyle milyonların kalbine taht kuran balıkçı Adem Yılmaz ile Yaren leyleğin hikayesinin geçtiği Eskikarağaç Leylek Köyü’nün göle kıyı kesimleri de su altında kaldı. Yaren leyleğin köyünün göl kıyısındaki yürüyüş yolunu kaplayan göl suları hasar oluşturdu. Göl tarafı çöken yoldaki parke taşları yerinden söküldü, göl sularına karıştı. Geçen yıl ilkbahar ve yaz aylarında Yaren leyleği görmek için binlerce kişinin geldiği ve yürüdüğü yürüyüş yolu an itibarıyla suyla kaplı olduğu için kullanılamıyor. Hatta artık yürülüş yolu üzerine kayık bağlanıyor. İmam Mehmet Yalçınkaya, geçen yıl ocak ve şubat aylarında göl sularının kıyıdan metrelerce ilerde olduğunu belirterek, "Su içinde olan ağaçların altına kayıklar bağlanıyordu. Şimdi metrelerce yükseldi ve köyün içine doğru geldi. Kamışları kökledi yola attı. Yolda da ciddi zarar var. Rahmet bu yıl çok yağdı" dedi. Mahalle sakinleri de en son 1998 yılında göl sularının bu şekilde yükseldiğini anlatarak, "İzmir yoluna kadar çıktı, yolu kapattı. Bizim buralarda yollar su altında kaldı, geçemedik. Bu yıl da yağışlar iyi olunca göl suları yükseldi" diye konuştu.