ÇEVRE - 19 Nisan 2026 Pazar 10:44

Gediz Havzası’nda kirlilik artıyor

A
A
A
Gediz Havzası’nda kirlilik artıyor

İzmir ve Manisa’nın ortak hazırladığı bilimsel rapor, Gediz Nehri’ndeki kirliliğin su kaynakları, tarım alanları ve İzmir Körfezi üzerinde ciddi risk oluşturduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, özellikle yeraltı sularında geri dönüşü zor etkiler konusunda uyarıyor.


İzmir Büyükşehir Belediyesi, "Sağlıklı Körfez" hedefi doğrultusunda Gediz Nehri’ni mercek altına aldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na iletilen deniz kirliliğine ilişkin ceza ve denetim yetkisi talebinin reddedilmesine rağmen, gemi kaynaklı kirliliği dron taramalarıyla tespit eden Büyükşehir, İzmir Körfezi’ndeki kirliliğin ana nedenlerinden biri olan Gediz Nehri’ndeki kirliliği ortaya koymak için de su analizlerini sürdürüyor. Gediz Nehri ve yan derelerinde yürütülen izleme faaliyetleri, kirliliğin yalnızca Körfez’i değil, doğrudan tarımsal üretimi ve yer altı su kaynaklarını da etkileyebileceğini işaret ediyor. İZSU ve Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) tarafından ortak yürütülen çalışmada havza genelinde elde edilen veriler, kirliliğin çok yönlü ve birikimli bir yapı gösterdiğine ve özellikle yeraltı suyu üzerindeki riske dikkat çekiyor.



Aylık rapor hazırlanıyor


Gediz Nehri’nde örneklemeler her ayın ilk haftasında yapılıyor. İzmir sınırında Gediz ana yatağı, Ağıldere ve Nif Çayı dahil 23, Manisa bölgesinde 36 örnekleme noktasından numune alınıyor. Kirlilik değişimleri düzenli ve anlık olarak izleniyor. İzmir’de analizler TÜRKAK akreditasyonlu İZSU Halkapınar Laboratuvarı’nda, Manisa’da ise MASKİ’nin akredite laboratuvarında yapılıyor. Elde edilen veriler aylık raporlar halinde değerlendiriliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü çalışmaya, Gediz Nehri’nin büyük bölümüne ev sahipliği yapan Manisa Büyükşehir Belediyesi de aylık raporlarıyla destek veriyor. İzmir ve Manisa’dan elde edilen veriler, yıllık bir raporda bir araya getirilerek Gediz’in kaynağından temiz çıkmasına rağmen kirlenmesine neden olan unsurlar, bir yıllık süreçte tespit edilecek. Böylece hem İzmir Körfezi’ni hem de bölge tarımını tehdit eden kirliliğe karşı daha güçlü ve etkili bir mücadele yürütülecek.



Sulama riski büyüyor


İZSU ve MASKİ verileri bir araya getirilerek bütüncül yaklaşımla yürütülen çalışmalar sonucu hazırlanan Ocak ve Şubat 2026 tarihli "Gediz Nehri ve Yan Derelerinin Kirlilik İzleme Raporu", havzanın idari sınırlarla değil, ekosistem bütünlüğüyle ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Rapora göre Gediz 401 kilometrelik yaşam koridoru üzerinde sadece su taşımıyor; aynı zamanda sanayi, evsel atık ve tarımsal baskının izlerini de Körfez’e kadar sürüklüyor. Gediz Nehri’nin Manisa sınırları içerisine kirletilmiş olarak giriş yaptığı görülüyor. Ocak 2026 raporuna göre İzmir tarafında örneklenen Gediz ana kolundaki birçok noktada temel su kalite göstergeleri alarm veriyor. Toplam azot ve fosfor tüm örnekleme noktalarında sınır değerlerin üzerinde yer alırken, su kalitesi III. sınıf olarak sınıflandırılıyor. İletkenlik (tuzluluk) yine tüm noktalarda III. sınıf seviyesinde ölçülürken, kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ) ve biyolojik oksijen ihtiyacı (BOİ) gibi organik yük göstergelerinde çok sayıda noktada "orta kirlenmiş su" seviyesi tespit ediliyor. Raporda ayrıca bromür, alüminyum, demir ve bakır değerlerinin tüm örneklerde çevresel kalite sınırlarının üzerinde olduğu belirtiliyor. Bu durumun, nehirde hem organik yükün hem de endüstriyel ve tarımsal kaynaklı baskının eş zamanlı etkili olduğuna işaret ettiği ifade ediliyor.



Kirlilik kaynakları


Rapora göre, Gediz Havzası’nda yaygın ve kronik bir kirlilik yükü bulunuyor. İleri biyolojik arıtma tesisleri devreye alınsa da alıcı ortam üzerindeki diğer baskıların sürdüğü, bunun da özellikle endüstriyel kirliliğe işaret ettiği belirtiliyor. Raporda ayrıca, azot ve fosforun gübre kullanımındaki artıştan kaynaklandığı, atık su arıtma tesisi olmayan yerleşimlerde yeni tesislerin gerekli olduğu ve endüstriyel deşarjların daha sıkı denetlenmesi gerektiği ifade ediliyor.



Gediz Nehri iki koldan Körfez’e ulaşıyor


Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi emekli öğretim üyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Gediz’in Murat Dağı’ndan başlayarak Kütahya, Uşak, Manisa ve İzmir’den geçerek Ege Denizi’ne ulaştığını hatırlatarak, "Bu süreçte oluşan her türlü atık Gediz’e ulaşıyor ve nehir Körfez’e kadar kirlenmiş şekilde geliyor. Gediz Nehri ve yan dereleri Körfez’i kirleten 33 dereden biri. Kirliliğin parametrelerine baktığımızda tarımsal kaynaklı kirlilik var, sanayi kaynaklı kirlilik var, evsel atıklardan kaynaklanan kirlilik var" dedi. Kurucu, nehrin tarihi yatağına da dikkat çekerek, 1886’da yapılan müdahaleyle akışın değiştiğini, ancak eski yatağın da hâlen aktif olduğunu ve Ağıldere hattı üzerinden iç Körfez’i beslemeye devam ettiğini ifade etti.



Tarımda risk büyüyor


Prof. Dr. Yusuf Kurucu ise Emiralem Boğazı’ndan sonra kirlilik yükünün arttığını belirterek, "Artık bu su içme suyu olarak kullanılamayacağı gibi hayvanlara verilmesi de mümkün değil" dedi. Kurucu, Gediz’in özellikle Manisa, Menemen ve Foça gibi tarımsal alanlarda sulamada kullanıldığını ancak kirlilik nedeniyle riskin büyüdüğünü vurguladı. Kurucu, Gediz’den sulama yapılamadığını, Menemen Ovası’ndaki çiftçilerin de sulama suyundan kaynaklı verim kaybı ve toprakta bozulma şikâyetlerini dile getirdiğini aktararak, "Organik kirleticiler ve ağır metaller toprakta birikim yapabildiği gibi, maalesef yaprağı yenen bitkilere de özellikle doğrudan bulaşım yapabiliyor" dedi.



Önlem alınmazsa Gediz, kirli su kanalına dönüşebilir


Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Gediz Nehri’ndeki kirliliğin önlenmemesi halinde nehrin doğal yapısını tamamen kaybedebileceği uyarısında bulundu. Kurucu, "Gediz Nehri kalır ama bu haliyle ona nehir demek doğru olmaz. Atık suyun ya da koyu renkli kirli suyun aktığı bir kanala dönüşür" şeklinde konuştu. Gediz’in yalnızca insanlar için değil, kuşlardan balıklara, sucul bitkilerden diğer canlılara kadar geniş bir ekosisteme ev sahipliği yaptığını belirten Kurucu, "Şu anda bu yaşamı kaybetmeye devam ediyoruz. Gediz Nehri’ne bağlanan Nif Çayı çevresinde ağır koku ve sinek sorunu var" ifadelerini kullandı. Kurucu, geçmişte Gediz ve kollarında balık türlerinin bulunduğunu hatırlatarak, "Bu doğal yapı son 30-35 yılda kaybedildi" dedi.


Prof. Dr. Yusuf Kurucu ise kirliliğin başlıca kaynağının sanayi olduğunu, ikinci sırada ise tarımın yer aldığını belirterek, "Sanayi-tarım çatışması var. Çiftçi daha çok üretmek ve geçinebilecek düzeyde kazanmak için verimli üretmesi gerekiyor. Bunun için de kimyasal gübre kullanımını artırıyor. Hayvancılık tesisleri dağınık ve gübre yönetimi denetlenemiyor. Üreticiler gübre ve çiftlik sularını dere yataklarına bırakmamalı, Tarım ve Orman Bakanlığı nitrat kirliliğine karşı acil önlem almalı" açıklamasını yaptı.



Yeraltı sularına dikkat


Prof. Dr. Yusuf Kurucu, aylık izleme sisteminin sürecin en önemli adımı olduğunu belirterek, "Bu sadece bir fotoğraf değil, her ay tekrarlanan bir izleme olacak. Böylece Gediz ve kollarına ilişkin aylık kirlilik bülteni oluşturulacak. Kirletici kaynakların azaltılması halinde nehir birkaç yıl içinde toparlanabilir. 3-5 yıl içinde Gediz’de yeniden canlılığı görmeye başlayabiliriz. Ancak yeraltı suyu kirliliği geri döndürülemez. Yeraltı suyuna eğer nitrat, ağır metal bulaşıyorsa durum çok riskli hale geliyor. Yeraltı suyunu yüzeye çıkarıp arıtıp tekrar aşağıya indirmek gibi bir uygulama yok. Bu yüzden en kritik eşik, sözün bittiği, bıçağın kemiğe dayandığı yer yeraltı suyu kirliliğidir" ifadelerini kullandı.



Gediz için çağrı


İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bakanlıklarla ortak çalışmalara hazır olduğunu belirten Prof. Dr. Yusuf Kurucu, yalnızca kurumlara değil topluma da önemli sorumluluk düştüğünü söyledi. Kurucu, "Mesele artık bugünün değil, gelecek nesillerin yaşam hakkı. Ben gelecek nesillere bir bardak temiz su bırakmayı hedefleyen bir anlayışla bu sorumluluğu taşıyorum. Bu kaynağı kirleten herkesten de bu sorumluluğu taşımasını rica ediyorum. Gediz’in suyu çok kirli; Körfez’i de kirletiyor, sulama yapılan topraklarda çoraklaşmaya neden oluyor" dedi. Kurucu, kirliliğin etkisinin geniş bir alanı kapsadığını vurgulayarak, "Çarpan etkisi var. Bunu engellemek için herkes elini taşın altına koymalı. Biz çocuklarımızın, torunlarımızın suyunu, toprağını ve körfezini kirletiyoruz" ifadelerini kullandı.



Gediz Havzası’nda kirlilik artıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir AK Parti İl Teşkilat Başkanı Erkan Koca, Eskişehir’in sorunlarını ve çözüm önerilerini anlattı AK Parti Eskişehir İl Teşkilat Başkanı Erkan Koca, kentin trafik sorunundan gençlik projelerindeki yetersizliğe kadar yerel yönetimi eleştirdi. AK Parti Eskişehir İl Teşkilat Başkanı, Eskişehirspor Kulübü eski Başkanı ve 2019-2024 dönemi Tepebaşı Belediyesi Meclis Üyesi Erkan Koca, kentin siyasi gündemine ve belediye hizmetlerine dair açıklamalarda bulundu. Hem spor camiasındaki tecrübesi hem de yerel yönetimlerdeki meclis üyeliği geçmişiyle tanınan Koca, Gürhan Albayrak yönetimindeki AK Parti Eskişehir teşkilatının sahadaki önceliklerini, Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin eksikliklerini ve çözüm önerilerini paylaştı. Koca, Eskişehir’in potansiyelinin doğru kullanılmadığını vurgulayarak, özellikle trafik, altyapı ve gençlik projeleri konusunda mevcut yönetimin yetersiz kaldığını savundu. "Yarın seçim var deseler hazır durumdayız" Teşkilatın sahadaki diri yapısına ve güncel çalışma temposuna dikkat çeken Erkan Koca, il başkanıyla birlikte her daim sahada olduklarını belirtti. Koca, "İl teşkilat olarak nereden baksanız, bu işte gönüllü olarak 2 bin 500 - 3 bin kişi sahada seçimlerde çalışmak için bir takım olacak. Her ay dış ilçelerimizde ilçe danışma toplantıları, merkez ilçelerimizde ilçe danışma toplantıları ve hane ziyaretleri yapıyoruz. Üye çalışmalarımız oluyor. Sanki yarın seçim olacakçasına çalışmalarımıza devam ediyoruz. Türkiye’de gündem belli olmuyor. Yarın seçim var deseler, Eskişehir Teşkilatı olarak buna hazır durumdayız. Hazır olmak zorundayız. O yüzden gece gündüz teşkilatımızla beraber bu dinamik olarak teşkilatı ayakta tutuyoruz" ifadelerini kullandı. "Trafik keşmekeşini görüyorsunuz, bu tamamen akıl işi değil" Eskişehir’in en büyük sorununun ulaşım ve trafik olduğunu vurgulayan Koca, Büyükşehir Belediyesi’nin uygulamalarını eleştirdi. Koca, "Trafiği, ulaşımı anlatmaya hiç gerek yok. Trafik keşmekeşini görüyorsunuz. Yıllardır Eskişehir’de bir yan yol dahi açılmadı. Hem Organize Sanayi Bölgesi’nin o taraftan hem Batıkent tarafından hiçbir yan yollar açılamadı. Şehrin içinden yan yollar açılamadı. Zaten Eskişehir’de büyük bir trafik sorunu olduğu halde maalesef ki bisiklet yolu yaparak da bu trafiği iyicene de berbat ettiler. Ben hayatımda böyle bir bisiklet yolu görmedim. Bu tamamen oradan bisiklet yolu yapacağız diye aldıkları kredinin gerçekleştirilmesi üzerine yapılmış basit bir iş. Eskişehir gibi trafiği yoğun, trafiği zaten kitlenmiş bir yerde bu şekilde bir bisiklet yolu yapmak tamamen akıl işi değil" dedi. "Gençlere verilen bir kıymet ve değer görmüyoruz" Eskişehir’in üniversite şehri kimliğine rağmen gençlere yönelik projelerin yetersiz kaldığını savunan Erkan Koca, Tepebaşı bölgesindeki bütçe kullanımına dikkat çekti. Teşkilat Başkanı Koca, "Eskişehir biliyorsunuz bir üniversite şehri. Üç tane büyük üniversitesi var. Burada gençler için yapılacak bir sürü proje var. Belediyeler konser veriyor ama bu tam olarak da yeterli değil; konser alanları yok. Gençler için gençlerin ders çalışacağı alanlar yetersiz. Gençler için daha fazla kütüphane yok. Genç bir nüfusa sahip olduğumuz halde gençlere verilen bir kıymet ve değer görmüyoruz belediyelerde. Biz belediyeleri aldıktan sonra da bu farkı da zaten hem üniversite öğrencilerimiz, gençler hem de Eskişehirli vatandaşlarımız da bunun arasındaki farkı da göstereceğimize inanıyorum" şeklinde konuştu. "Ayşe Ünlüce’nin uygulanan bir tane projesi yok" Son olarak Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin seçim vaatlerinin hayata geçirilmediğini belirten Koca, temel belediyecilik hizmetlerindeki aksamaları şöyle eleştirdi: "Ayşe Ünlüce’nin ben seçim zamanı projelerini hepsine baktım. Ama şu an elle tutulur bir tane projesi yok. Eskişehir’in sorunlarını görmezden geliyor Büyükşehir Belediyesi. Geçen günlerde de suyla alakalı büyük sıkıntılar yaşanmıştı. Tepebaşı bölgesinde en yoğun oturulan bölgede altı saatte bitireceğiz dedikleri su arızası bile dört gün sürdü. İnsanlar susuz kaldı evlerinde. Biz de diyoruz ki; AK Belediyecilikle buluşturup Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaptığı hizmetlerle AK Parti’nin yaptığı hizmetleri bir kıyas edin, bir karşılaştırın. Görün o zaman diye vatandaşlarımıza söylüyoruz. İnşallah 2029 yerel seçimlerde de Tepebaşı’nı, Odunpazarı’nı, Büyükşehir’i ve dış ilçeleri AK Parti Belediyesi’yle tanıştırmak istiyoruz"
Diyarbakır Çocukları için hobi olarak yapıyordu, evinin odasını atölyeye çevirip 81 ile satış yapmaya başladı Diyarbakır’da yaşayan çocuk gelişimi mezunu 2 çocuk annesi Asya Yavuz, çocuklarını ekrandan uzaklaştırmak için başladığı etkinlikleri üretime dönüştürdü. Evinin bir odasını atölyeye çeviren Yavuz, ürünlerini 81 ile göndermeye başladı. Diyarbakır’da yaşayan, çocuk gelişimi bölümü mezunu 2 çocuk annesi Asya Yavuz, kendi çocuklarını ekrandan uzaklaştırmak için taş boyama ve vantrolog gibi etkinlikler yapmaya başladı. Evine gelen misafir çocukları da bu etkinliklere dahil eden Yavuz, çevresinden olumlu geri dönüşler aldı. Aldığı bu dönüşlerin ardından evinin bir odasını atölyeye çeviren Yavuz, yurt dışından getirdiği kalıplarla taş tozundan şekilli ürünler üretmeye başladı. Ürettiği ürünleri sosyal medya üzerinden Türkiye’nin 81 iline ulaştıran Yavuz, hem ev ekonomisine katkı sağlıyor hem de çocukların gelişimine destek oluyor. ’’Her çocuğun kalbine dokunmak çok güzel’’ Kendi çocuğuyla evde etkinlik yaparken diğer çocuklara da nasıl faydalı olabilirim düşüncesinden yola çıkarak, çalışmaya başladığını belirten Yavuz, ’’Geçmişte herkesin çok sevdiği alçı boyama etkinliği oluyordu. Bütün çocukların sevdiği. Ben de bunu sosyal medyada görmüştüm. Oradan esinlenerek önce kendi çocuğuma ve daha sonra da diğer çocuklara çok etkili olacağını, seveceklerini düşündüğümden dolayı böyle bir hobiye giriştim. Anneyim, 2 tane çocuğum var. Evde eşimle, çocuğumla ilgilendikten sonra arta kalan zamanımda, genelde akşamları atölyeye dönüştürdüğüm odamda döküm yapıyorum, kurumasını yapıp paketlemesiyle beraber sosyal medyada satış yapıyorum. Ücretli öğretmenlik yapıyordum. Sonra hamilelik sürecinden dolayı ara vermek durumunda kaldım. Ara verdiğimde bu süreçte ne yapabilirim, nasıl faydalı olabilirim, aileye nasıl bir katkı sağlayabilirim maddi anlamda düşünürken, hem çocuklarımı ihmal etmeyecek hem evde eşim, gelenim, gidenim derken böyle bir uğraşla karşılaştım ve çok severek de yapıyorum. Her çocuğun kalbine dokunmak çok güzel’’ dedi. ’’Ailelerden güzel dönüşler aldım’’ Evlerine gelen misafir çocuklarıyla da aynı etkinlikleri yaptığını ve ailelerinden güzel dönüşler aldığını aktaran Yavuz, şunları söyledi: ’’Çocuklarımla beraber evde oynarken bir de gelen misafir çocuklarını ekrandan uzak tutmak için workshop havasında çocuklara evde etkinlik yaptım. Güzel dönüşler aldım ve bunu neden daha fazla çocuğa ulaştırmayayım diye bunu geliştirmek istedim. Diyarbakır’ın adını sanata duyurmak istedim. Şu an Diyarbakır’da kendi evimde kurmuş olduğum bir atölyede üretim yapıyorum ve tüm Türkiye’ye ulaştırmak istiyorum bunu. Siparişlerimi sosyal medya üzerinden aldıktan sonra doğum günü, aile katılımı, workshoplar olacak şekilde konuya bağlı olarak, tercihen kendilerinin seçimi veya benim seçeceğim şekilde paketlemelerimi yapıyorum. Kız ve erkek çocuklarına uyacak şekilde figürlerim var. Boyası, fırçası tamamen hazır. Çocuklar çok keyifle boyuyorlar. Bunlar benim bireysel paketlerim. Bir erkek çocuğu için hazırlanmış olan paketim, bu da kız çocuğu için hazırlanmış paketim. Renkleri kız çocuklarına uygun. Bu şekilde bireysel paketlerim. Bunlar da satış noktaları için yapmış olduğum paketlemelerim. Bütün kırtasiye, oyun evleri, az kılık, poşet şeklinde o şekilde satışlarım mevcut. Bunlar da sadece bir çocuğum var, kendi evimde yapmak istiyorum dediğinizde kız çocukları için hazırladığım, bu da erkek çocuklar için hazırladığım bireysel kutular. Bir de böyle dekoratif ürünlerim var. Boyalı ve ham haliyle bütün kadınların vazgeçilmez olan dekoratif ürünlerini hazırlıyorum.’’ Yapılan boyama etkinliğinin çocuklara çok faydalı olduğunu aktaran Yavuz, şu ifadeleri kullandı: ’’Objemi sadece obje olarak değerlendirmeyin. Çocuk gelişimi üzerinde çok büyük katkısı var. Çocuk öncelikle bunun ismini öğreniyor. Kaplumbağa demeyi ve yeşil renkle aynı zamanda yeşil rengi öğretiyorsunuz çocuğa. Boyadıktan sonra çocuk birebir bunu eline alıp somut bir örnekle bitirdikten sonra ’ben yaptım’ düşüncesiyle özgüvenini geliştirmiş oluyoruz. Fırça tutmasıyla motor gelişimini desteklemiş oluyoruz. Çocuğun sadece bir obje olarak buna bakmamamız lazım. Birçok çocuğun gelişim alanını destekliyoruz aslında. Türkiye’nin 81 iline satış yaptım. Bundan sonraki hedefim de çocuk adının geçtiği her etkinlikte bulunmak istiyorum."
Van Van Gölü’nde sular çekildi: Akdamar’daki iskele yenileniyor Van Gölü’nde son yıllarda iklim değişikliği ve buharlaşma nedeniyle yaşanan aşırı su kaybı, kentin en önemli turizm merkezlerinden biri olan Akdamar Adası’nda ulaşım engelini beraberinde getirdi. Suların kıyıdan metrelerce uzaklaşması sonucu işlevini yitiren ve hasar görerek kırılan seyyar iskelenin yerine yeni bir iskele inşası için çalışma başlatıldı.Van’ın önemli turizm yerlerinden biri olan ve Ermeni Kilisesi’nin üzerinde bulunduğu Akdamar Adasına 2016 yılında 4 metre eninde 50 metre uzunluğunda 279 bin lira harcanarak yeni bir iskele yapıldı. Van Gölü’nde su seviyesinin düşmesiyle birlikte Akdamar Adası’nda kurulu iskele işlevliğini yitirerek yerine seyyar iskele yapıldı. Çekilmenin devam etmesi, özellikle sığ kıyılara sahip olan Akdamar Adası ve çevresinde etkisini iyice hissettirdi. Teknelerin yanaşması için kullanılan mevcut seyyar iskele, su seviyesinin düşmesiyle birlikte zemine oturdu ve yapısal bütünlüğünü kaybederek kullanılamaz hale geldi. Bu durum, adayı ziyaret etmek isteyen binlerce turist ve tur operatörleri için güvenlik riski oluşturmaya başladı. İskelede yaşanan hasarın ardından yetkililer harekete geçti. Özellikle yaz sezonu öncesinde artması beklenen ziyaretçi yoğunluğu göz önünde bulundurularak yeni bir seyyar iskelenin yapımına MÇD Denizcilik tarafından başlandı. Sökümüne başlanılan iskele önümüzdeki hafta sonuna kadar yetiştirilmesi hedefleniyor.
Yalova Yalova’da yaşayan Bulgaristan vatandaşları sandık başında Bulgaristan genel seçimleri için Yalova’da kurulan tek sandıkta çifte vatandaşların oy verme işlemleri devam ediyor. Yalova’da yaşayan 2 binin üzerinde seçmen için Yalova merkez ilçe Gaziosmanpaşa İlkokulu’nda tek sandık kuruldu. Sabah saat 07.00 itibarıyla başlayan oy verme işlemi saat 20.00’ye kadar sürecek. Yalova Balkan Göçmenleri Derneği Başkanı Lütfi Özgür, vatandaşları oy kullanmaya davet etti. Özgür, sandık sayısını geçtiğimiz seçimlere göre düşürülmesine tepki göstererek şöyle konuştu: "Böyle güneşli bir günde Bulgaristan demokrasisine katkı sağlamak amacıyla sandık başına gidiyoruz tüm Bulgaristan Türkleri olarak. Amacımız sınırlandırılan bu 20 sandığa tepki en başta göstermek. Çünkü Türkiye’de yaklaşık bir önceki seçimlerde 166 sandık açılmasına karşılık bugün 20 sandıkla sınırlandırılması bizi derinden üzdü. Biz hiçbir zaman Bulgaristan’ın aleyhinde faaliyetlerde bulunmuyoruz. Tam aksine Bulgaristan’ın kalkınmasından, demokrasisine katkı sağlamak, eşit şartlarda yaşamak adına Türkiye’de çifte vatandaşlar olarak katkı sağlıyoruz. Bulgaristan’ı seviyoruz. Bulgaristan’ın demokrasinin işlemesini istiyoruz. Bugün göründüğü gibi yoğun bir kalabalık var Yalova’da. Çevre il ve ilçelerden sandık açılmadığından dolayı gelen hemşerilerimiz var. Sakarya’dan gelen var. Karamürsel, Bursa, Gemlik, Orhangazi, İznik ilçelerinden gelenler var. Artı bir de bizim Yalova’da bir önceki seçimlerde dört sandık açılırken tek sandık açılması birazcık insanlarımızı oy kullanmada zorluyor. Ama biz bunun da üstesinden geleceğiz inşallah. Katılım iyi dedi, yoğun."