EKONOMİ - 26 Aralık 2025 Cuma 10:13

İkinci el otomobil sektöründe yeni yılda hareketlilik bekleniyor

A
A
A
İkinci el otomobil sektöründe yeni yılda hareketlilik bekleniyor

İkinci el araç piyasasında 1 Ocak 2026 itibarıyla devreye girecek yeni düzenlemeler ve kısıtlamaların sona ermesi ihtimaliyle birlikte sektörde hareketli bir döneme girilmesi bekleniyor.


Ticaret Bakanlığı tarafından ikinci el araç ticaretine yönelik uygulanan "6 ay ve 6 bin kilometre" kısıtlamasının 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlükten kalkması bekleniyor. Kısıtlamanın sona ermesi durumunda, ikinci el otomobil piyasasında arz dengesinin yeniden oluşması ve satış süreçlerinin hızlanacağı öngörülüyor. Sektör temsilcileri, düzenlemenin değişmesinin yanı sıra faiz oranlarında düşüş beklentisinin de etkisiyle 2026 yılında satışlarda belirgin bir artış bekliyor.


Öte yandan, yeni yılda araç satış işlemlerine ilişkin mali yükümlülüklerde de değişikliğe gidiliyor. 1 Ocak’tan itibaren noterlerde gerçekleştirilen araç devir işlemlerinde, araç bedeli üzerinden binde 2 oranında nispi harç alınacak. Uygulamada taban harç tutarı bin TL olarak belirlendi. Bu tutar, mevcut noter masraflarına ek olarak tahsil edilecek. Düzenleme, kayıtlı ticaret yapanlar ile bireysel satıcılar arasında ayrım içeriyor. İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti yetki belgesine sahip galericiler, araç alımları sırasında bu nispi harçtan muaf tutulacak. Ancak yetki belgesi bulunmayan işletmeler, belgesiz satıcılar ve bireysel vatandaşlar söz konusu harcı ödemekle yükümlü olacak.



Düzenlemeler ve sektörel değişimler


Otokent Genel Müdürü Yılmaz Karakaya, otomotiv piyasasındaki gelişmeleri değerlendirerek, "İkinci el araç piyasası tüm olumsuz şartlara rağmen 2025 yılını iyi geçirdi. Şu ana kadar satışlar sıfır araçlarla birlikte 10 milyon 500 bini buldu. Geçen ay sıfır araçların 1 milyon 200 bin bandında satıldığını tespit ettik, yıl sonu kampanyalarıyla hedefin 1 milyon 500 bin civarında olacağı kanaatindeyiz. İkinci el ile sıfır araç arasındaki fiyat farkı daraldığı için insanlar sıfıra yöneldi ama ikinci elde piyasa hiçbir zaman durmaz. 2026 yılından umutluyuz çünkü belimizi büken yüksek faizlerde hükümetimizin politikasıyla kademeli bir indirime gidiliyor. Bu arada, ’6 ay 6 bin kilometre’ uygulamasının da biteceğini tahmin ediyoruz. İkinci el yetki belgesi olan esnafımız alıcı olduğunda binde 2’lik noter harcını ödemeyecek, ben arada aracıyım, ticaretini yapan firmayım, bu yüzden yetki belgesi olan esnaf bu muafiyetten yararlanacak, aracı sattığımız vatandaş ise alıcı olarak bu ödemeyi yapacak" dedi.



2026 satış beklentileri


2026 yılı itibarıyla otomotiv sektöründe önemli değişikliklerin kapıda olduğunu belirten Galerici Fahri Karlık, "1 Ocak 2026’dan itibaren ’6 ay 6 bin kilometre’ kısıtlamasının sona ermesi biz galericileri sevindirir, ikinci el piyasasına olumlu yansıyacak bir gelişme olur. Öte yandan, yeni dönemde hem sıfır hem ikinci el araç satışlarında binde 2 oranında, en düşük araçta ise minimum bin lira olarak uygulanacak ’nispi harç’ dönemi başlıyor. Yetki belgeli galericilerin bu harçtan muaf tutulması esnafımız adına sevindirici olsa da vatandaşlar ve belgesi olmayanlar bu ek maliyetle karşılaşacak, ayrıca biz esnafa getirilen 40 bin liralık ön ödemeli vergi gibi zorluklara rağmen Türkiye’deki yüksek tüketim iştahı sayesinde araç satış rakamlarının 2026’da daha da yukarı çıkacağını öngörüyoruz" ifadelerini kullandı.



İkinci el otomobil sektöründe yeni yılda hareketlilik bekleniyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tokat Tokat’ta uzmanından kene uyarısı: İklim düzensizliği ve küresel ısınma kene sezonunu uzatıyor Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, iklim düzensizliği ve küresel ısınmanın etkisiyle kene sezonunun uzadığını ve bu nedenle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riskinin artabileceğini söyledi. Prof. Dr. Keskin, havaların ısınmasıyla birlikte kenelerin daha erken aktif hale geldiğini ve KKKA vakalarının görülmeye başladığını belirterek, özellikle bahar ve yaz aylarında kırsal alanlara giden vatandaşların dikkatli olması gerektiğini ifade etti. Açık renkli kıyafetlerin tercih edilmesi, pantolon paçalarının çorap içine alınması ve vücudu örten uzun kollu giysilerin kullanılmasının önemli olduğunu vurgulayan Keskin, kene kovucu ürünlerin de koruyucu etkisine dikkat çekti. İklim düzensizliği ve küresel ısınma kenelerin dağılımlarını genişletiyor İklim düzensizliği ve küresel ısınmanın yalnızca kene popülasyonunu artırmadığını, aynı zamanda coğrafi yayılımını da genişlettiğini belirten Prof. Dr. Keskin, "Hyalomma marginatum türü, KKKA hastalığının ana taşıyıcısıdır. Türkiye’de özellikle Kelkit Vadisi ve İç Anadolu’nun kuzey kesimleri bu tür için doğal yaşam alanı ve daha yoğun görüldüğü bölgelerdir. Son yıllarda bu türün göçmen kuşlar aracılığıyla Avrupa’ya taşındığını, yayılım alanını genişlettiğini ve iklim düzensizliği ve küresel ısınmaya bağlı olarak gittiği ülkelerde kalıcı olduğunu görüyoruz. Avrupa’nın birçok ülkesinde KKKA hastalığı taşıyan Hyalomma marginatum türü kayıtlanmaya başlandı. Önümüzdeki yıllarda KKKA vakaları Avrupa’da daha sık görülecek" dedi. İklimle birlikte kene takvimi de değişti Toprak sıcaklığının 10-15 derecenin üzerine çıkmasıyla kenelerin aktif hale geldiğini, 20 derece civarında ise yoğun şekilde konak aradıklarını belirten Keskin, "Kış aylarının kısalması ve sonbaharın uzamasıyla birlikte kene sezonu nisan ayından başlayıp eylül-ekim aylarına kadar devam ediyor" diye konuştu. Keskin ayrıca uygun iklim şartlarının kenelerin yıl içinde daha fazla nesil üretmesine yol açabileceğini belirterek, bunun da kene popülasyonunda artışa neden olabileceğini söyledi.
Rize Çamurdan sanata, Rize’den dünyaya Rize’nin Çayeli ilçesinde kurulan bir seramik atölyesi, çamuru sanata dönüştürerek Rize kültürünü yeniden yorumluyor. Seramik ve cam sanatçısı Demet Keskin öncülüğünde yöre kültürüne özgü semboller seramiğe işlenerek, yerelden evrensele uzanan bir başarıya dönüşüyor. Geleneksel el sanatlarını modern dokunuşlarla buluşturan Demet Keskin, Rize’nin Çayeli ilçesinde kurduğu Mühredem Sanat Atölyesi’nde çamuru sanata dönüştürüyor. Karadeniz’in zengin kültürel mirasını seramikle harmanlayan bu üretim süreci, sadece estetik bir değer üretmekle kalmıyor; aynı zamanda kadın emeğini güçlendiren, yerel değerleri yaşatan ve bölgeden dünyaya uzanan güçlü bir hikaye ortaya koyuyor. Geleneksel değerleri modern tasarımla harmanlayan Keskin, seramiği bölgeye sevdirmekle kalmadı; aynı zamanda kadınların üretime katıldığı güçlü bir dayanışma alanı oluşturdu. Küçük bir hayalden büyük bir atölyeye Çayeli Halk Eğitim Merkezi’nde cam ve seramik teknolojileri üzerine eğitim veren Demet Keskin, yaklaşık beş yıl önce kendi atölyesini kurdu. Başlangıçta yalnızca kendi tasarımlarını üretmek isteyen Keskin, gördüğü ilgiyle birlikte bu işi büyüttü. Gelişen süreci anlatan Keskin, "Aslında bu işe başlarken büyük bir planım yoktu. Sadece kendi tasarımlarımı yapmak istiyordum. Ama yaptığımız işler bölgede çok ilgi gördü. Çünkü burada daha önce yapılmayan bir şey yaptık. Çayeli’nde bu alanda ilkiz" diye konuştu. Atölyenin en dikkat çeken yönlerinden biri, Karadeniz kültürünü doğrudan ürünlere yansıtması oldu. Horon, tulum, keşan gibi simgelerin yanı sıra çay çiçeği, komar ve lahana çiçeği gibi bir çok yerel unsurlar tasarımlarda kendine yer buldu. Yöreye özgü sembolleri işlerken hikayeleri de araştırdığını söyleyen Keskin, "Bu coğrafya çok zengin bir kültüre sahip. Müziğiyle, horonuyla, çayıyla, yayla çiçekleriyle Hepsi bize ilham verdi. İnsanlarla birebir iletişim kurdum, sözlerini not aldım, bir arşiv oluşturdum. Sonra bunları seramikle buluşturduk" şeklinde konuştu. "Ben değil, biz başardık" Atölyenin başarısında ekip ruhunun önemli olduğunu vurgulayan Keskin, "Bu işi hiçbir zaman tek başıma yapmadım. Çok güçlü bir ekibim var. Ben her zaman ‘ben’ değil ‘biz’ diyorum. Bu atölyede herkesin emeği var. Hatta maddi karşılık beklemeden destek olanlar oldu. Bu dayanışma sayesinde bu noktaya geldik" şeklinde konuştu. Hedef e-ticaret ve dünya pazarı Atölyenin bir sonraki hedefinin e-ticaret olduğunu belirten Keskin, önce Türkiye genelinde ardından yurt dışında satış yapmayı planladıklarını dile getirdi. Keskin, "Karadeniz kültürünün dünyada ilgi göreceğine inanıyorum. Bu emeği daha geniş kitlelere ulaştırmak istiyoruz" diye konuştu. Kadınlar için bir umut kapısı Keskin’in en önemli hedeflerinden biri de kadınların üretime katılımını artırmak. Atölyede birçok kadının meslek öğrenerek kendi yolunu çizdiğini belirten Keskin, bu sürecin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Keskin, "Aynı zamanda bu atölye ile kadınlara dokunmak istiyorum. Kadınların kendi ayakları üzerinde durması benim için çok önemli" dedi. Atölyede üretilen seramik ürünler sadece görsel tasarımlarla değil, üzerlerine işlenen yerel sözlerle de dikkat çekiyor. Bölgeye ait duyguları, aşkı, özlemi ve hatıraları yansıtan bu ifadeler, bardak ve fincanlara adeta birer hikaye kazandırıyor.
Hakkari Yüksekova’nın fedakar ebeleri gebeler için yollarda Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde görev yapan ebeler, zorlu coğrafi şartlara rağmen gebeler için yolları aşıyor. Sağlık Bakanlığı’nca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Yüksekova Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görev yapan koordinatör ebeler, köy köy gezerek anne adaylarını yalnız bırakmıyor. Karlı dağların eteklerinde ve yeşillik içinde yer alan köylere ziyaret gerçekleştiren ekipler, hem yüksek riskli gebelerin takibini yapıyor hem de anne adaylarını normal doğum süreci hakkında bilgilendiriyor. Ebeler, saha çalışmalarında Sağlık Bakanlığı’nın "Annelik Yolculuğu" mobil uygulamasından da yararlanarak gebelerin her an bilgiye ulaşmasını sağlıyor. Ziyaretler sırasında düzenli takibi yapılan anne adaylarına, Yüksekova Sağlık Müdürlüğü’nce hazırlanan bebek setleri hediye edildi. Yüksekova İlçe Sağlık Müdürlüğü Gebe Bilgilendirme Birimi’nde görevli Koordinatör Ebe Fidan Aktaş, "Bakanlığımızın yürüttüğü ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulaması kapsamında tüm gebelerimize ulaşmaya çalışıyoruz. Özellikle doğuma son 3 ayı kalan gebelerimizle gerek telefonla gerekse yüz yüze mutlaka iletişim kuruyoruz. Yüksek riskli gebelerimizi evlerinde ziyaret ederek durumlarını kendi ortamlarında gözlemliyoruz. Köy köy gezerek bilgilendirme faaliyetlerimize devam ediyoruz. Bugün de Yoncalık köyünde riskli bir gebemizi ziyaret ettik" dedi. Ebe Zekiye Geylani ise saha çalışmalarının önemine değinerek, "Gebelerimiz, Bakanlığımızın ‘Annelik Yolculuğum’ uygulaması üzerinden her türlü soruya yanıt bulabiliyor. Biz de ev ziyaretlerimizde tansiyon ve şeker ölçümlerini yaparak genel sağlık durumlarını kontrol ediyoruz. Zaten gözetimimiz altında olan gebelerimizi, köylerinde ziyaret ederek bu süreçte yanlarında olduğumuzu hissettiriyoruz" ifadelerini kullandı. Yüksekova’nın zorlu arazi şartlarına rağmen ebelerin gerçekleştirdiği bu ziyaretler, bölgedeki anne ve bebek sağlığının korunmasında kritik rol oynuyor.