GÜNDEM - 01 Haziran 2025 Pazar 14:02

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde grev dördüncü gününde

A
A
A

İzmir Büyükşehir Belediyesi ile DİSK Genel-İş Sendikası arasında 23 bin çalışanı kapsayan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde uzlaşma sağlanamaması üzerine başlayan grev, dördüncü gününde de devam ediyor. Bolu Belediye Bakanı Tanju Özcan’a seslenen Disk/Genel-İş İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Ercan Gül, "İşçinin derdini anlamayan ama siyasetin içerisine geldiği zaman da tam bir emekçi dostu olduğunu ima eden siyasetçilerle karşı karşıyayız" dedi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ile DİSK Genel-İş arasında 23 bin çalışanı ilgilendiren toplu iş sözleşmesi görüşmeleri tıkanınca, İZELMAN, İZENERJİ ve Egeşehir’de çalışan binlerce işçi 29 Mayıs günü greve gitti. Başta ulaşım olmak üzere birçok hizmetin durma noktasına geldiği grevin dördüncü gününde, bu sabah Kültürpark 1 nolu hol önünde toplanan işçiler "direne direne kazanacağız", "sadaka değil toplu sözleşme" gibi sloganlarla halay çekerek seslerini duyurmaya çalıştı. Burada açıklamalarda bulunan Disk/Genel-İş İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Ercan Gül, "Biz uzlaşmayı isterken masayı dağıtmayalım derken bizi masadan uzaklaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bizi halkla karşı karşıya getirmeyin diyoruz. Bizi halkla karşı karşıya getiriyorlar. Ne yapacakmış? Kamuoyuna bizim maaşımızı soracakmış. Oylama yapacakmış. Tamam, biz varız. Bürokratların maaşını da koy. Kamuoyu oylasın. Biz farklı şirketlerin net rakamlarını açıklarken ama onlar bürüt rakamları açıklamıyor. Bugün var olan hâlihazırda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde bizim haricimizde bizim talep ettiğimiz ücretlerin brütlerini de açıklayın. Halka öyle sorun. Bakalım ne cevap gelecek size" ifadelerini kullandı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde grev dördüncü gününde

"Ne olduğu belli olmayan"

Sosyal medyada siyasetçiler tarafından gelen eleştirilere de değinen Gül, "Siyaseti bilmeyen İzmir’in dışındaki belediye başkanları duruşu belli olmayan bugün burada yarın başka bir siyasi partide yer alan. Bugün Cumhuriyet Halk Partisinde yarın hangi partide bilmiyoruz, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ne olduğu belli olmayan, duruşunun ne olduğu bilmeyen biri. Bakın yoldaşlar biz elimizden geldiği kadar hem buralarda hem sosyal medya hem de sağ olsun buraya sabahtan akşama kadar bizim gerçek haberlerimizi yansıtmaya gelen basın arkadaşlarımız aracılığıyla sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Sessiz kalmıyoruz. Ancak öyle bir örgütlenme var ki karşımızda gerçekten buradaki işçinin derdini anlamayan ama siyasetin içerisine geldiği zaman da tam bir emekçi dostu olduğunu ima eden siyasetçilerle karşı karşıyayız. Ama bu devran döner. Bir gün gene bu emekçinin kapısı çalınır. O zaman biz de gerek kendi kapımızı açarız" diye ekledi.

Kenar: "Emekçiyi halkla karşı karşıya getirmeye çalışıyor"

Güvenceli çalışma bir lütuf olmadığını insan onuruna yaraşır bir yaşamın temel hakkı olduğunu belirten DİSK/Genel-İş İzmir 9 No’lu Şube Başkanı Sedat Kenar, "Ancak bugün Türkiye’de hiçbir işçinin geleceği güvende değil. Hayatın tüm yükü sırtımıza yüklenmişken, mücadelemizi birbirimize değil; bizi bu hale getiren düzene karşı vermek zorundayız. "Çalışmıyorlar", "fazlalar" deniyor. Gerçek ise sabahın ilk ışıklarında başlayıp gecenin geç saatlerine kadar İzmir halkına hizmet eden ESHOT şoförlerinde, yolları süpüren işçide, yaşlılara bakan sağlık emekçisinde, çocuklara sarılan öğretmendedir. Bizler, pandemide, depremlerde, yangınlarda bir an bile tereddüt etmeden halkın yanında olan, İzmir’in emekçileriyiz. Ancak bugün emeğimiz değersizleştiriliyor. İzmir Büyükşehir belediye başkanı Cemil Tugay ve yönetimi, maaşlarımızı tartışma konusu haline getiriyor. Bizi hedef gösteriyor, emekçiyi halkla karşı karşıya getirmeye çalışıyor" sözlerini kullandı.

"Biz emekçiler 80 bin TL veya 100 bin TL istemiyoruz"

Taleplerinin karşılanmasını isteyen Kenar sözlerini şu şekilde noktaladı:

"Bizi almadığımız para ile İzmir halkının önüne atmaktan vazgeçin. Biz emekçiler 80 bin TL veya 100 bin TL istemiyoruz. Aynı işyerinde çalıştığımız ve aynı işi yaptığımız mesai arkadaşlarımız ile aynı ücreti almak istiyoruz. Ayrıca Biz toplu sözleşmedeki haklarımızı yıllardır vermiş olduğumuz mücadele sonucunda kazandık. Bu hakları kimse bize lütuf olarak sunmadı kimsede bir söylemle geri alacağını düşünmesin. Biz hem haklarımızı korumak Hem de insanca yaşanacak için bir ücret talep ediyoruz. Çünkü biz emekçiler kiramızı, faturalarımızı ve kredilerimizi ödemekte zorlanırken, çocuklarımıza harçlık veremiyor olmamız bizleri fazlasıyla derinden yaralıyor. Gelin bu toplu sözleşme masasını gerçekler üzerinden kurun ve bu kaos artık bir son bulsun. Bu grevin ne belediyemize ne bizlere nede İzmir halkına faydası yok. Bu grev belediye bürokratlarının ve bizlerin atacağı adımlar ile sonlanacakken biz adımlarımızı fazlasıyla attığımıza inanıyoruz sizlerin de olumlu adımlar atmasını istiyoruz."

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde grev dördüncü gününde

DİSK/Genel-İş İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Engin Topal ise "Yarın İzmir’de nerede toplanacağımız sadece 4 kişi biliyor. Bizi engelleyemezler, tüm İzmir’i kırmızıya boyayacağız" dedi.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir 5 kuşaklık Kızıklı mirası yok olmak üzere Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde dünyaca ünlü "Kızıklı işi" bıçak ustalığı, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. 5 kuşaktır dededen toruna aktarılan bu kadim zanaatın son temsilcisi Tanju Pulat, ateş ve örs başında zamana direniyor. Yarım asırlık bileme görmeden hala kullanılan satırları ve el işçiliği işlemeli dualı bıçaklarıyla tanınan Pulat, "Çırak bulamıyoruz, bu ateş sönmek üzere" diyerek sitem etti. Balıkesir’in Burhaniye ilçesine bağlı Kızıklı Mahallesi’nde, beş asırdır yankılanan çekiç sesleriyle yapılan bıçaklar artık son kalan atölyede yapılıyor. Babasından devraldığı mesleği 5. kuşak olarak omuzlayan Tanju Pulat, fabrikasyon üretime inat, çeliği geleneksel yöntemlerle çekiçle şekillendiriyor. 52 yıllık satır, hiç bilenmeden hala kesiyor Usta Tanju Pulat’ın atölyesindeki en dikkat çekici parça, babasının 1974 yılında çeliğini elleriyle dövdüğü kurban satırı. Yarım asrı devirmesine rağmen keskinliğinden hiçbir şey kaybetmeyen satırın özelliğini açıklayan Pulat, "Bu satır yapıldığı günden bu yana birçok kurban kesip parçaladı. Hala ilk gün ki gibi bir kez bile bileme yüzü görmedi. Eski ustaların çeliğe su verme ve dövme tekniği böyle belli oluyor. Biz hala bu satırı bilemedik. İlk günkü gibi kullanıyoruz" dedi. Bıçaklara işleme yapıyor Kızıklı işi bıçaklarını diğerlerinden ayıran en büyük özellik, üzerindeki sanatsal derinlik ve sağlam dayanıklı olması diyen Pulat, Bıçakların işlemeleri hakkında bilgiler veriyor. "Günümüzde bıçak çeliği üzerine el işçiliğiyle yazı ve motif işleyen belki 5 kişi kalmadık" şeklinde konuşan Pulat, bu geleneği şu sözlerle anlatıyor: "Babam kurban bıçaklarının üzerine kurban figürleri yapar, kurban duasını ayrıca kurbanın nasıl kesileceğini anlatan resim, figür ve yazılar işlerdi. Bu konuda daha sanatkârdı. Ben de bu geleneği yaşatan son kişilerden biriyim. Bu bıçaklar sadece birer araç değil, her biri birer sanat eseri" dedi. "Çırak bulamıyoruz, bu sanatın sonu geliyor" Beş kuşaktır aile mirası olarak sürdürülen zanaatın geleceği ise karanlık. Ağır işçilik ve sabır gerektiren mesleğe gençlerin ilgi göstermediğini vurgulayan son usta Pulat, bu konu hakkında dert yandı. "Bu meslek bize babalarımızın dedelerinden kaldı, biz beşinci kuşağız. Birileri zahmet edip 5 kuşaktır bu mesleği birilerine öğretmiş. Ama bende tıkandı. Son ustayım, meslek benle birlikte ölecek. Bu işi öğrenmek isteyen kimse çıkmıyor. Çırak bulamıyoruz. Ben bu kapıyı kilitlediğimde, Kızıklı’nın asırlık bıçak kültürü de tarih olacak. Ya öbür tarafta dedelerim, babam bana hesap sorarsa, niye bu mesleği öğretmedin derse" diyerek sitem etti. Burhaniye’de ki mütevazı atölyesinde, kor ateşin başında ter dökmeye devam eden Tanju Pulat, bir taraftan mesleğini yaparken diğer taraftan da mirasını devredecek bir el arıyor.
Ankara Türk üniversitelerinin uluslararası sıralamalardaki yükselişi sürüyor Türkiye’den toplam 11 üniversite, Quacquarelli Symonds’un (QS) 2026 Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralamasında ilk 500’de yer aldı. Londra merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu QS, 2026 Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralaması sonuçlarını açıkladı. 100 ülkeden bin 900’ü aşkın yükseköğretim kurumunun değerlendirildiği sıralamada, Türkiye’den toplam 11 üniversite farklı alanlarda dünyada ilk 500’e girmeyi başardı. Ankara Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), İstanbul Üniversitesi (İÜ), Koç Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Sabancı Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ), farklı alanlarda ilk 500’de yer alan Türk üniversiteleri oldu. Sıralamada ‘Beşeri Bilimler ve Sanat’, ‘Mühendislik ve Teknoloji’, ‘Fen Bilimleri ve Tıp’, ‘Doğa Bilimleri’ ve ‘Sosyal Bilimler ve İşletme’ olmak üzere 5 ana alan ve 55 alt bölüm değerlendirildi. Değerlendirme, ‘akademik itibar’, ‘işveren itibarı’, ‘makale başına araştırma atıf sayısı’, ‘H indeksi’ ve ‘uluslararası araştırma ağı’ olmak üzere beş gösterge baz alınarak yapıldı. Sanat ve Beşeri Bilimler alanında 9 Türk üniversitesinden derece QS Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralamasında, ‘Sanat ve Beşeri Bilimler’ alanında ilk 500’de 9 Türk üniversitesinin sıralamaya girdiği belirtilirken, ODTÜ 242, İÜ 279, İTÜ 284, Hacettepe Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi 305, Koç Üniversitesi 383, Ankara Üniversitesi 391’inci olarak listeye girdiği açıklandı. Bilkent Üniversitesi 401-450, Gazi Üniversitesi ise 451-500 bandında yer aldı. Mühendislik ve Teknoloji alanında İTÜ 91’inci oldu ‘Mühendislik ve Teknoloji’ alanında İTÜ 91’inci olarak dünyada ilk 100’e girme başarısı gösterirken, ODTÜ 103, Boğaziçi Üniversitesi 236, Koç Üniversitesi 243, Sabancı Üniversitesi 266, YTÜ 273, Bilkent Üniversitesi 290’ıncı olarak ilk 300’de yer aldı. Hacettepe Üniversitesi de 364’üncü sırada yer alarak, bu alanda ilk 500’e giren 8’inci Türk üniversitesi oldu. Sosyal Bilimler ve İşletme alanında ODTÜ 173’üncü oldu ‘Sosyal Bilimler ve İşletme’ alanında ODTÜ 173, Boğaziçi Üniversitesi 217, Koç Üniversitesi 252, Bilkent Üniversitesi 278, İstanbul Üniversitesi 346, İTÜ ve Sabancı Üniversitesi 353’üncü oldu. Hacettepe Üniversitesi 401-450, Ankara Üniversitesi 451-500 bandında yer aldığı açıklanırken, böylece bu alanda toplam 9 Türk üniversitesi ilk 500’e girdi. Fen Bilimleri ve Tıp alanında Hacettepe Üniversitesi 308’inci sırada ‘Fen Bilimleri ve Tıp’ alanında Hacettepe Üniversitesi 308’inci sırada yer alırken, onu 390’ıncı sırada Ankara Üniversitesi takip etti. İÜ de 451-500 bandında yer alarak bu alanda ilk 500’e girmeyi başaran 3 Türk üniversitesinden biri olduğu belirtildi. Ayrıca ‘Doğa Bilimleri’ alanında da İTÜ 251, ODTÜ 300’üncü olarak ilk 300’e girmeyi başarırken, Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi 451-500 bandında kendilerine yer bularak bu alanda ilk 500’e giren 4 Türk üniversitesi arasında yer aldığı ifade edildi. "Türk yükseköğretimi, küresel rekabette üst sıralara yükselmeye devam edecektir" Türk üniversitelerinin uluslararası alandaki başarılarının artarak sürmesinden memnuniyet duyduğunu belirten Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, "Türk yükseköğretimi küresel rekabette üst sıralara yükselmeye devam edecektir. Hep birlikte daha büyük hedeflere ulaşmak için planlı ve kararlı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sıralamalarda yer alan tüm üniversitelerimizi kutluyorum" ifadelerine yer verdi.