GÜNDEM - 28 Nisan 2026 Salı 14:35

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından anlamlı Çanakkale programı

A
A
A
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından anlamlı Çanakkale programı

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ve İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü iş birliğiyle, Çanakkale Kara Savaşları’nın 111. yıl dönümü dolayısıyla Çanakkale’ye gezi programı gerçekleştirildi.


Bir Destandır Çanakkale adı verilen organizasyona İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde görev yapan denetimli serbestlik müdürlüğü, ceza infaz kurumları ve adliye personelinin ortaokul ve lise çağındaki çocukları katıldı. Gezide ayrıca şehit ile gazi yakınları, engelli bireyler ve dezavantajlı gruplarda yer alan vatandaşlar da yer aldı. Geziye katılan bir infaz koruma memuru, organizasyonda emeği geçen yetkililere teşekkür ederek, "Sayelerinde Çanakkale ruhunu, mücadelenin yaşandığı topraklarda yakından tanıma ve şehitlerimize dua etme fırsatı bulduk. Ailece gördüğümüz ve dinlediğimiz her şeyden çok etkilendik, çok mutlu olduk." dedi. Etkinliğe katılan bir başka infaz koruma memuru çok güzel bir gün geçirdiklerini ve oğlunun mutluluğunu kelimelerle anlatmasının mümkün olmadığını ifade ederken, denetimli serbestlik müdürlüğü memurları da sağlanan imkanlardan dolayı yetkililere teşekkürlerini sunarak ailece güzel bir hafta sonu geçirdiklerini söyledi.



İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından anlamlı Çanakkale programı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Şahin, "şehrim okulum" projesi kapsamında velilerle buluştu Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, "Şehrim Okulum" Projesi ile birleşerek kapsamı genişletilen "Yetenek Kaşifi" Programı kapsamında düzenlenen veli bilgilendirme toplantısına katıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ortaya konulan "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" doğrultusunda geliştirilen "Şehrim Okulum" Projesi’nde pilot il olarak seçilen Gaziantep’te, Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yürütülen "Yetenek Kaşifi" Programı ile çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. Gazi şehirde, programın başlangıç aşamasını oluşturan "Yetenek Kaşifi" Programı’nın detaylarını paylaşmak ve velileri bilgilendirmek amacıyla Nihan Suzan Sipahi Anaokulu’nda toplantı düzenlendi. Toplantıda, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin spor ve eğitim altyapısından öğrencilerin nasıl faydalanabileceği, yeteneklerini nasıl keşfedebilecekleri ve projeye dair merak edilen tüm başlıklar kapsamlı şekilde ele alındı. "Şehrim Okulum" Projesi, spor, kültür, bilim, sanat ve doğa-çevre-toplum başlıkları altında, çocukların eğitim süreçlerini okul dışına da taşıyarak yerel yönetimlerin desteğiyle çok yönlü gelişimlerini desteklemeyi amaçlıyor. Proje, aileyi ve toplumu eğitim sürecine aktif şekilde dahil ederek sürdürülebilir bir öğrenme modeli oluşturmayı hedefliyor. "Çocuk kendi yeteneğine göre keşfedildiğini gördüğü zaman gözünün içi gülüyor, yaptığı işten mutlu oluyor" Toplantıda projenin gelişimi, yapılan yatırımları velilere anlatan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, "İstikametimiz iyi belirlersek, birbirimiz ile safları sıklaştırırsak, birbirimizi çok iyi anlarsak, hedefimizi koyarsak, rüzgar nereden gelirse gelsin, hedefe doğru hızla gideceğiz. Tesislerimiz artık olgunlaştı. Hem sayısal itibariyle hem de nitelik ve nicelik itibariyle. Evlatlarımız çok kıymetli. Bir annenin, bir babanın çocuğa vereceği en güzel şey onu iyi yetiştirmek. Çocuk kendi yeteneğine göre keşfedildiğini gördüğü zaman gözünün içi gülüyor, yaptığı işten mutlu oluyor. Günün sonunda evde huzur oluyor. Bu çocukları kendi doğuştan getirdiği kabiliyetine göre bir yolculuğa çıkarmamız gerekiyor. Bu yolculukta da en az zararla gitmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı. Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürü Önder Arpacı da konuşma yaparak Maarif Modeli ve Şehrim Okulum Projesi’ne değindi avantajlarından ve kapsamından söz etti. Büyükşehir Belediyesi Eğitim, Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdal ise Yetenek Kaşifi hakkında velilere bilgi veren sunum yaptı. Nihan Suzan Sipahi Anaokulu Müdürü Hülya Güden, proje için teşekkür etti.
Tunceli Kırmızı bültenle aranan Umut Altaş’ın babası, ifadesinde oğlunun tehdidinden bahsetmemiş Gülistan Doku soruşturmasında kırmızı bültenle aranan firari Umut Altaş’ın tutuklu olan babası Celal Altaş ile WhatsApp konuşmaları ortaya çıkarken, tutuklu bulunan baba Altaş’ın oğlunun kendisini tehdit ettiği yazışmaları jandarmaya söylemediği ortaya çıktı. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında gözaltına alınan 15 şüpheliden 12’si tutuklanırken, 3’ü hakkında adli kontrol kararı verilmişti. ABD’de bulunan firari şüpheli Umut Altaş hakkında da Interpol nezdinde kırmızı bülten çıkarılmıştı. Tunceli Cumhuriyet Savcılığı’nın olayla ilgili soruşturması sürerken, kırmızı bültenle aranan Umut Altaş’ın tutuklu babası Celal Altaş ile 9 Ocak 2026 tarihinde WhatsApp konuşmaları ortaya çıkmıştı. Soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Celal Altaş’ın uzun yıllar turizm acentesinin bulunduğu ve ardından son 1,5 yıldır bir kafe işlettiği gelirini ise ifadesinde 100 bin TL olarak bildirdiği öğrenildi. 1992 yılında evlenen ve 2 çocuğu bulunan Altaş’ın evlendikten 10 yıl sonra boşandığı ve boşanmasın rağmen eşiyle aynı evde ikamet ettiği ifadesinde yer aldı. Altaş’ın Artuklu Mahallesi’ndeki iş yerinin ise yaşanan olaylardan dolayı kapalı olduğu görüldü. Umut Altaş’ın 9 Ocak 2026’da WhatsApp üzerinden babası Celal Altaş’a, "Sen öyle kolay sanıyorsun demi. Yaptıklarınızın bir bedeli olmayacak. Bugün hesabıma 9 bin dolar bekliyorum. Bırak rol yapmayı sen susturuyordun ya, kim yer bu numaraları, sen herkesi kendin gibi salak görüyorsun, öteceğim her şeyi. Göreceksiniz dünya kaç bucak" dediği ortaya çıkmıştı. Baba Celal Altaş’ın ifadesinde bu konuşmalarda hiç bahsetmediği belirlendi. Jandarmadaki ifadesinde Celal Altaş oğluyla mesajlaşmalarına değinmeyerek "O dönem başka kullandığım numara yoktur. Oğlum Umut Altaş ile yurtdışına gittikten sonra WhatsApp üzerinden şu an hafızamda olmayan fakat telefonumda ‘Umut Baba’ diye kayıtlı numara üzerinden yaklaşık 4-5 ay öncesine kadar görüşüyorduk, 4-5 aydır da numaraya ulaşılamıyor ve görüşmüyoruz, çünkü Umut’un ABD’de uyuşturucuya bulaştığını düşünüyorum. ABD’deki diğer oğlum Sidar ile sık sık görüşüyorum ama Umut’un durumunu o da bilmiyor ve haber alamıyormuş. Umut Tunceli’de iken de uyuşturucu madde kullanıyormuş. Ben görmedim ama ABD’ye gittikten sonra arkadaşlarından duymuştum" dedi. "Bana para gönderin ben tehdit ediliyorum, yüklü miktarda para lazım" Altaş ifadesinde devamında ise "Bu olayla ilgili hiçbir şekilde olaya iştirakim veya yardımım yoktur. Umut konusunda da kendisi ile defalarca ABD’de iken telefonla konuştuğumuzda sordum, bana ‘tanımıyorum, bilgim yok, bir şeye de tanık olmadım’ dedi. Fakat yine bir gün yaklaşık yine 3-4 ay evvel oğlum ile telefonla koştuğumuzda ısrarlı bir şekilde bir şeye tanık oldun mu bir şey biliyor musun diye sorduğumda ‘Mustafa Türkay yanımda bir gün silahını çıkartarak ben bu silahla birisini vurdum’ demişti. Başka bir konuşmada ise ‘Bana para gönderin ben tehdit ediliyorum, yüklü miktarda para lazım’ demişti. Hatta bu konuşma esnasında sinirle telefonu kapattı. Para istemesini uyuşturucu almak için olabilir ama neden tehdit edildiğini anlamadım. Ben de oğlum somut bir şey gördün mü tanık oldun mu diye sorduğumda sadece bunları söylemişti" diyerek kendisini savundu. Öte yandan 3 Şubat 2025 tarihinde iş yerine gelen jandarma ekipleriyle yaptığı görüşme esnasında tedirgin, heyecanlı tavırlar sergilediğinin yönünde tespitler yapıldığı ve bu tavırların kendisine sorulması üzerine Altaş, "Oğlumun böyle bir olaya karışmış olma ihtimalinin vermiş olduğu heyecanla bu tür hareketler sergilemiş olabilirim ama ben farkında değildim. Bu görüşmeden sonra, böyle bir durum olup olmadığını öğrenmek amaçlı Tuncay Sonel’i aramayı düşündüm fakat sonradan suç teşkil edebileceğini değerlendirerek aramadım. Ama oğlum ile defalarca konu üzerine yukarıda belirttiğim üzere WhatsApp üzerinden telefonla konuştum" ifadelerini kullandı.
Malatya Malatya’da kayısıda pestisit ve okratoksin uyarısı Malatya Ticaret Borsası ile Malatya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğinde "Kayısıda Pestisit Uygulamaları ve Okratoksin A Bulaşanının Önlenmesi" konulu bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Ticaret Borsası ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda konuşan Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan, son yıllarda iklim değişikliğiyle birlikte kayısıda ilaç kalıntısı sorunlarının arttığını belirterek, bu durumun ihracatta ciddi sıkıntılara yol açtığını ifade etti. Özcan, "Avrupa başta olmak üzere birçok ülkede denetimler arttı. Pestisit ve toksin kalıntıları nedeniyle ihracatta sorunlar yaşıyoruz. Bilinçsiz ilaçlama hem ürüne hem de ekonomiye zarar veriyor" dedi. Kayısıda meyve bağlama dönemine girildiğini hatırlatan Özcan, üreticilerin bu süreçte daha dikkatli olması gerektiğini belirterek, "Yağış ve dolu gibi olumsuz hava şartları kaliteyi zorlaştırıyor. Bu durum ihracatı da olumsuz etkileyebilir" ifadelerini kullandı Malatya İl Tarım ve Orman Müdürü Osman Akar ise kayısının Malatya ekonomisinin temel taşlarından biri olduğunu belirterek, üretimin yanı sıra ürünün sağlıklı ve güvenli şekilde pazara ulaştırılmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Pestisit kalıntısı ve okratoksin oluşumunun önlenmesine yönelik eğitim çalışmalarının sürdüğünü ifade eden Akar, "Üreticilerimiz ve sektör temsilcilerimizin bu konuda daha hassas davranması gerekiyor" dedi. Akar ayrıca, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen kırsal kalkınma destekleri kapsamında 30 milyon liraya kadar projelere yüzde 50 ile 70 arasında hibe desteği sağlandığını belirterek, üretici ve yatırımcıları bu desteklerden faydalanmaya davet etti. Geçtiğimiz günlerde etkili olan dolu yağışına da değinen Akar, yapılan incelemelerde yaklaşık 20 bin dekarlık alanda kısmi hasar tespit edildiğini genel zararın ise yüzde 5 ile 30 arasında değiştiğini kaydetti. Malatya Ticaret Borsası Meclis Başkanı Erdoğan Ünal ile yaş ve kuru kayısı sektör temsilcilerinin de katıldığı toplantı teknik sunum ve bilgilendirmelerle sona erdi.
İstanbul Bahçeşehir Koleji ‘Erken Çocuklukta Aile, Okul ve Değerler Sempozyumu’ düzenledi Bahçeşehir Koleji tarafından düzenlenen, erken çocukluk döneminde aile, okul ve değerlerin öneminin vurgulandığı "Erken Çocuklukta Aile, Okul ve Değerler Sempozyumu", Bahçeşehir Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi İbrahim Taşel, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kurumları Genel Müdürü Fethullah Güner, Milli Eğitim Bakanlığı İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür, Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Başkanı Enver Yücel, Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, Bahçeşehir Koleji İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Yücel ve Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Dr. Özlem Koç’un katıldığı sempozyumda, okul öncesi eğitimin önemi vurgulandı. Taşel: "Okul öncesi eğitimle ilgili mesafe katetmiş durumdayız" Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi İbrahim Taşel, okul öncesi eğitimin zorunlu hale gelmesi için çalışmaların sürdüğünü belirterek, "Erken çocukluk eğitimi eğitimin orijinidir. Orijini kaybettiğiniz anda düzgün bir daire çizemezsiniz. Onun için erken çocukluk eğitimi konusunda çok büyük hassasiyetlerim var. Dünyanın en zor şeyi fizik, kimya, biyoloji öğretmek değildir. Dünyanın en zor şeyi genel geçer etik değerleri çocuklara zamanında ve yerinde kazandırmaktır. Bunun için de okul öncesi eğitim son derece önemli. 4+4+4 sistemine geçerken de hep istediğimiz şey okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesiydi. Bunun mücadelesini hala veriyoruz. Allah’a şükür bu konuda iyi bir mesafe katedilmiş durumda. Türkiye’de yaş gruplarını da dikkate alarak söylediğimizde bu eğitimin dışında kalan yüzde 10-15 oranında çok az bir öğrencimiz kaldı. Eğitimin içinde kalan öğrenci oranını inşallah gelecekte yüzde 98’e yüzde 100’e çıkarmanın çabası içinde olacağız" dedi. Güner: "Öğretmenin en güzel yolu rol model olmaktır" Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kurumları Genel Müdürü Fethullah Güner, çocuklara erken yaşta değerler yüklemenin doğru bir rol model olmaktan geçtiğini vurgulayarak şu ifadelere yer verdi: "Bizler çocuğa erken yaşta değeri yükleyeceğiz ama bu değer sistemini yeni kuşaklara aktarırken nasıl bir yol izleyeceğiz? Hangimiz ebeveynleri tarafından 3-5 aylıkken ‘Sana Türkçe öğreteceğim’ gibi bir olaya muhatap olduk. Biz aslında yaşayan bir süreç içerisinde kavramsal becerilerimizi geliştirmeye başladık. Dolayısıyla değerlerin öğretim süreci de ‘Gel ben sana değer öğreteceğim’ demekle olmuyor. Değer öğretmenin en güzel yolu ebeveynlerin rol model olmasıdır. Dolayısıyla bizim ebeveynler, eğitimciler olarak topluma birey kazandırırken yapacağımız en önemli iş, kendi değer sistematiğimizin meşru bulduğu bireyler olarak örnek olabilmemiz. Eğer bunu yapamıyorsak bireylere sözlü olarak değer yükleyebilmemiz çok mümkün olmayacaktır." Yentür: "Dünya, açık hava dersliğine dönüştü" Milli Eğitim Bakanlığı İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür ise, "Günümüz dünyası şunu göstermiştir: Dünyanın açık hava dersliğine dönüştüğüne ve bu dersliğin dışında eskiden candan söylenen sözlerin artık ekrandaki yansımasının çocuğun, bireyin ruh ve gönül dünyasına ne kadar etkili olduğuna şahitlik ediyoruz. O yüzden eğitimciler olarak, anne-babalar olarak günümüz dünyasının deyimiyle kendimize bir format ve sürüm atmamız gerektiğinin, topyekün olarak dünyanın bu işe el atması gerektiğinin çok elzem bir konu olduğunu düşünüyoruz. Çok acı bir şekilde Kahramanmaraş’ta ve Şanlıurfa’da yaşanan olaylar aslında bu toplumda hiç de alışık olmadığımız, kabullenemeyeceğimiz olayların, sosyolojik olarak yansımasının da kaçınılmaz olduğunu maalesef gösterdi. Bu noktada yapılan bu çalışmaları çok kıymetli buluyoruz" diye konuştu. Hüseyin Yücel: "Eğitim, akademik başarıdan ibaret değil" Bahçeşehir Koleji İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Yücel, "Bugün dünya, bilgiye ulaşmanın en kolay olduğu dönemini yaşıyor. Ama aynı zamanda değerlerin en çok sınandığı bir çağdan geçiyoruz. Bu yüzden artık şunu çok net ifade etmeliyiz: Eğitim sadece akademik başarıdan ibaret değildir. Gerçek eğitim; insanı insan yapan değerleri inşa etmektir. İşte tam da bu nedenle, eğitim anlayışımızı yeniden ve güçlü bir şekilde tanımlamak zorundayız: Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ortaya koyduğu Erdem-Değer-Eylem yaklaşımı da bu bakış açısının çok kıymetli bir yansımasıdır. Bilmek yetmez, içselleştirmek gerekir. Anlamak yetmez, hayata geçirmek gerekir" dedi. Dr. Özlem Koç: "Gelecek, değerleriyle dünyaya anlam katan nesiller yetiştiren ulusların olacak" Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Dr. Özlem Koç, konuşmasında, "Öğretmenlik mesleği Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin vurgu yaptığı gibi aslında sadece bilgiden ibaret değil. Öğretmenlik mesleği, bir çocuğu milli, manevi, evrensel değerlerle bir bütün olarak dünyaya hazırlamak adına ve erdemi karaktere, davranışa dönüştürmek adına rehberlik yapma mesleğidir. Bahçeşehir Koleji’nde bizler, eğitim-öğretim süreçlerimizi tüm bu anlayışla yürütüyoruz. Öğrencilerimizin akademik süreçlerini bilim temelli geliştirme hedefiyle adım atıyoruz. Ama en az bunun kadar, ruhsal, duygusal, etik gelişimlerini de önümüze alıyoruz. Elbette milli, manevi ve evrensel değerleri pekiştirecek eğitim-öğretim ortamları çocuklarımız için sağlamayı en önemli sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Gelecek, değerleriyle dünyaya anlam katan, bilimle güçlenen milli, manevi ve evrensel değerlerle yetişmiş nesiller büyütebilen ulusların olacak ancak. O yüzden bu anlamlı temaya katkı sunan tüm katılımcılarımıza ve misafirlerimize gönülden şükranlarımı sunuyorum" ifadelerine yer verdi. Rektör Hatipoğlu: "Erken çocukluk dönemi, çocuklarımızın en kritik evresidir" Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, "Çocuklarımızın nasıl bir dünyada, hangi değerlerle büyüyeceğini birlikte düşünmek için bir aradayız. Bu yönüyle sempozyum, eğitim liderlerimiz ve ailelerimiz için düşünme ve üretme üzerine güzel bir zemin sunmaktadır. Erken çocukluk dönemi, çocuklarımızın en kritik evresidir. Çünkü her biri karakterinin ve değer dünyasının şekillendiği bir süreçten geçmektedir. Bu süreçte çocuğun hayatında iki temel rehber bulunur. Bunlardan bir tanesi aileleri, bir tanesi eğitim kurumlarıdır" şeklinde konuştu. Sempozyumda, 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bayram Özer, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Erdem-Değer-Eylem Çerçevesi ve Aile" konusunda sunum yaptı. Ardından gerçekleşen moderatörlüğünü Bahçeşehir Koleji Genel Müdür Yardımcısı Nil Çiçek’in yaptığı panelde ise "Erken çocuklukta aile, okul ve değerler" başlığı altında İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr. Belma Tuğrul, Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Gülden Uyanık, BAU Sosyoloji bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nilüfer Narlı, Psikolog Dr. Nilüfer Devecigil konuşma yaptı.