SPOR - 08 Ekim 2024 Salı 18:54

İzmir Spor Zirvesi’nde ‘Efsanelerle Futbol’ oturumu gerçekleştirildi

A
A
A
İzmir Spor Zirvesi’nde ‘Efsanelerle Futbol’ oturumu gerçekleştirildi

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Ticaret Odası iş birliğiyle düzenlenen ’İzmir Spor Zirvesi’nde ‘Efsanelerle Futbol’ oturumu gerçekleştirildi.

İzmir Spor Zirvesi, bugün saat 11.00 itibarıyla Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde (AASSM) başladı. ‘İzmir Spor Zirvesi’nin açılışında İzmir Ticaret Odası (İZTO) Başkanı Mahmut Özgener, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu ve İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban açılış konuşması gerçekleştirdi. Daha sonra ise çeşitli branşlarda birçok oturum gerçekleşti. Etkinlikte son olarak da Fatih Terim, Mustafa Denizli ve Şenol Güneş’in konuşmacı olarak katıldığı ’Efsanelerle Futbol’ oturumu yapıldı.

Fatih Terim: “Paranız olup aklınız yoksa bir işe yaramaz”

Kulüplerdeki maddi duruma değinen Fatih Terim, “Paranız olup aklınız yoksa para bir işe yaramaz. Aklınız olup paranız yoksa o da işe yaramaz. İkisini de doğru kullanmanız lazım. İkisi bir arada çok güzel bir şey. Türkiye’deki ve Avrupa’daki rakiplerimizle aramızdaki makas çok açık. Yıllardır da gerek milli takım gerek kulüp takımlarında bunu aşmak için çok çaba sarf ettik. Kolay da olmadı. Oynanan oyunun, düşüncelerin, başarının hiçbir farkı olmaz. Bu saha aynı saha, bu çim aynı çim, her şey dışarıda da içerde de aynı şey. Avrupa daha fazla dikkat gereken bir mecra. Burada kendi içimizde yaptığımız yenilikleri benimserken onlarda da kimse durmuyor. Akıl ile ekonomiyi birleştirmek lazım. Bir transfer politikasını Avrupa için yapıyorsanız burada baskı altında kalmadan takımınıza uygun davranmanız gerekir. Zaman zaman Avrupa’da hepimize sürpriz sonuçlar olmuştur ve olacaktır. Avrupa’da, Türkiye’deki gibi bir istikrar sağlamanız gerekir. Benim hayatım boyunca verdiğim tüm beyanlarda hedef olarak Avrupa’daki başarının Türkiye’deki başarıdan daha önemli olduğunu ifade etmişimdir. Finale hazır gelmişken bari kupayı da alalım demiştim. Çünkü kupayı alanlar hatırlanıyor. Avrupa’yı Türkiye’den daha fazla önemsiyorum” dedi.

Fatih Terim: “Fazla maç oynanmasından yanayım”

Yeni düzende her şeyin ölçüldüğünü vurgulayan Fatih Terim, “Sürdürülebilir bir başarı nasıl elde edilebilir? Bu başarı acaba kurumsallaşamayan bir kulüp yapısında nasıl elde edilir? Bu çok zor. Teknik, idari ve ekonomik olarak ayırdığımız futbolda bunların sürdürülebilir olması lazım. ‘Ne var ya ben de yaparım’ zihniyetiyle başkanlık yapan büyük kesim var. Kurumsal yapının en önemli karşılığı istikrardır. Bunların hiçbirini kendi ülkemizde yaşamıyoruz. İstisnayı tenzih ediyorum. Profesyonelliğin en doğru şekilde tanımlandığı, yöneticinin idareci olmadığı, ekonominin her sene artış gösterdiği bir ortam, kaybettiğinde de sürdürülebilir ve yaşamını devam ettiren. Önce bunları halletmeliyiz. Olaya kurumsallaşamayanlardan bakmak lazım. Türkiye’deki yapılan başarılar kolay olmamıştır. Bazı kulüplerimiz tamamen profesyonellere teslim edilmiş, bazı kulüplerimiz öyle değil. Hatta çoğu öyle değil. Başarılı olmak istiyorsan 60’tan aşağı maç oynamayacaksın. 30 kişilik kadrodan her oyuncuya maaş ödüyorsanız, o zaman haftanın belirli günlerinde bilimsel olarak her takım hazırlanıyor. Avrupa’da çok oynamaktan yanayım. 2000 yılında şampiyon olduğumuz yıl 60-70 arası maç oynamışız. Şimdi o rakamları Avrupa’da birçok takım oynuyor. Türkiye için 22 oyuncu yeter. Oyuncuyu, hocayı sebebe bahaneye alıştırmayalım. Ben daha fazla oynanmasından yanayım.

Tarihin en yetenekli milli takımıyla oynadım. Hiç başarılı olamadık. Çok da üzüldük. Ben bu sıkışık trafiğe rağmen böyle olmasından yanayım. 3 güne bir maç oynanır, oynanması da gerekir. Oynanmıyorsa ocak ayından sonraya kalamadınız demektir. Demek ki Avrupa’da da yoksunuz demektir” dedi.

VAR konusuna da değinen Terim, “Bugün dünya VAR’a gitmeden maçları bitiriyor. Hakemlere güvenirsek birçok şeyi çözeceğiz. VAR’ın da kendi vazifesini bilmeyi öneriyorum” dedi.

Mourinho sorusunu da cevaplayan Terim, “Dünyanın en başarılı antrenörlerinden bir tanesi. Kazandığı kupalar ortada. Bu konuda söylenecek çok bir şey yok” ifadelerini kullandı.

Mustafa Denizli: “Bu sistemde başarı beklemek mümkün değil”

Sistem eleştirisi yapan Mustafa Denizli, “Türkiye’de şartlar böyle devam ederse başarı beklemek de mümkün değil. Ne olursa olsun biz de büyük rekabet yaşadık İzmir’de. Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ın harcadığı bütçelere bakın ve sunulan futbola bakın. 20-30 yıl önce Avrupa takımlarına karşı ne durumdaysak rakiplerimiz olan takımlar da bütçe olarak aynı durumda. Beşiktaş’ın rakibi Frankfurt eşdeğer. Diğer takımların rakibi eşdeğer değil. Milli maçlardan sonra insanlar sokağa döküldüyse, 3 büyük takımın başarılarından sonra da millet sokağa döküldü. Bu bütçeler çok yüksek. Galatasaray ve Fenerbahçe ile 2 tane kadro yaptım. Hangisi daha değerli net şekilde değer veremezsiniz. Belki o maç sayılarını öyle telafi edebilirsin ama bir standardı yoktur. Teknik adamlar da öncelikli olarak daha iyi kadro oluşturmak zorundadır. Bu maç sayılarının ardından böyle kalkmak zor. Bu fiziksel harcamaların karşılığında dinlenme süreleri teknik adamların yapacağı programlar için çok uygun değil. Türkiye futbol ligine verilen para 4’te 1 değerinde. Bu Türkiye’deki futbolun aşağı doğru olan eğrinin finansal göstergesidir” dedi.

Mustafa Denizli: “Sistem güvensizlik üzerine”

Sistemin güvensizlik üzerine kurulduğu belirten Denizli, “Hep bir soru işareti var. Gerçekten yüreği olmayan insanların ne futbolcu, ne teknik adam olma şansı olmaması lazım. Eğer bir mücadeleyi, risk faktörünü göze almıyorsa bu mesleği yapmayacaksın. Bu kadar güvensizlik üzerine kurulu sistemde teknik adam yarının ne olacağını bilemiyor. Huzur içinde çalışamıyor. Sen burada devam edeyim diye yöneticinin olmayan fikrini kabul ediyorsun. Arsenal’de 25 yıl görev yapan adam 1 defa şampiyon oldu. Türkiye’de 25 ay tahammül edilemez. Biz milli takımlarda oynarken ilk hocama bakardım. Bu çok önemli faktör. Hayatımda en çok güldüğüm zamanlar maç günleriydi. Fatih, Şenol geceleri kaç saat uyumuştur? Ben 35 yıldır 5 saat uyku uyumadım” şeklinde konuştu.

Mustafa Denizli: “İzmir, yıllarca futbolcu yetiştiren şehirdi”

İzmir futboluna da değinen Mustafa Denizli, “Bu grup bir daha bir araya gelir mi bilmiyorum. Ben yıllarca bu şehrin takımında oynadım. Yıllarca bu şehir futbolcu ihracatı yapan bir şehirdi. Bugün burada durmuş durumda. Yuvasında yetiştiğim kulüp yıllarca futbolcu çıkardı. Bugün bu imkan İzmir’de yok. Galatasaray şampiyon olurken kaç tane yabancısı vardı. Avrupa’da yarı final oynarken kaç tane yabancısı vardı? Parayla doğru orantılı değil. Bugün Türkiye harcadığı paranın 10’da 1’i olarak futbolda geri alamıyor. Türkiye Ligi aşağıdakiler ve yukarıdakiler ligi 9. sıradan sonraki takımların hepsi küme düşebilir. Büyük bütçelerle en iyiyi bir araya getirerek çok iyi bir takım oluşturamazsınız” diye konuştu.

Şenol Güneş: “VAR tartışmalarını durduramazsınız"

VAR sisteminin ilk çıktığında da çok eleştirildiğini ifade eden Şenol Güneş, “VAR tartışmalarını durduramazsınız, bu kadar şüphe varsa niyet sorgulanır. İlk başlangıçta gol oluyor. Önce seviniyorsunuz sonra üzülüyorsunuz. Başarılı olan takıma hep şüpheyle bakıyoruz. Futbol zengin bir hadise. VAR hala şüpheyle bakılan bir sistem. Kendimize güvensizliğimiz vardı, şimdi kötü niyet sorgumuz başladı. Mazeret bulmayacağım, oyunumu düzelteceğim. Hakem sahaya çıkıyor koşu alanlarını bilmiyor. Bu hakemin ligde olmaması lazım. İyi niyetli olmak yetmiyor. Başarılı olup işi iyi bilmek lazım. VAR sistemi teknoloji kullanılarak yapılacaksa gözünün önünde gördüğü pozisyonu hakem vermiyor. Oyun atağı kesiyorsun onu niye devam ettirmiyorsun? Golü iptal ediyor korneri iptal etmiyor. Madem teknoloji var, hakem; bu ofsayt, bu faul desin. Seyirciye bunu göstermesine gerek yok. Sorunu VAR’dan önce yap. Güvensiz bir ortam var, bunu tartışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Şenol Güneş: “Geçmişe göre avantajlıyız”

Eksikliklerin yanı sıra fazlalıklarında olduğunu dile getiren Şenol Güneş, “Geçmişte de bazı sıkıntılarımız vardı. Oradan bugünlere gelmek bizim için avantaj. Fazlalıkları da düzeltebilirsek çok daha iyi olur. Futbolu sadece oyun olarak görmek doğru değil. İzmir Ege Bölgesi ve Akdeniz’in futbol bölgesi olması lazım. Eskiden İzmirspor vardı. Göztepe, Altay ve Karşıyaka gibi çok büyük takımlar vardı. İmkan verilirse başarı gelebiliyor. Kendimizi eleştirelim ama yok saymayalım. Bize imkan verilmemesine rağmen antrenör olduk. Daha sonraki yıllarda oyuncularımızın bir güveni olduğunu düşünüyorum. Kendimize de güvenimiz var. Daha sonra birbirimize de güvenmeye başladık. Altyapıya çok önem verildiğini düşünmüyorum. O yüzden İzmir’e gelmeyi düşünüyorum. Daha çok futbolcu yetiştirebilir” dedi.

Eğitim sistemine de vurgu yapan Güneş, “Spor ve sanat nefes alınacak alanlardır. Eskiden malzemeler ve tesis yoktu. Bugün niye olmuyor sorusu geliyor bu mantıkla çözülemez. Futbol bir oyun o ruhu yaşamanız gerekiyor. Oynayan oyuncunun kaç para aldığına bakmazsınız, ona oyuncu olarak bakarsınız. Bugün de kulüplerin kurumsal yapısı yanlış. Dernekler kanununda şirketleşmeye geçişte hata yapıyoruz. Geçmişte de büyük takımlar transfer yapıyordu. Şimdi de öyle. Trabzonspor’da şampiyonluktan sonra transfer yapıyor. Asıl amaç futbol oynamak ve futbolcu yetiştirmektir. Genellikle büyük takımların rekabeti yeterli görünüyor. Ne olursa olsun dünya çapında büyük takımlar büyüktür. Ama Fransa’da; Monaco’da Lille’de şampiyon oldu. Bütün bunlar olurken sürdürülebilir olması için parasal ihtiyacını da karşılaması gerekiyor. Türkiye’de kurumsal yapıya dönüştürülürse, üretenler de kazanırsa belki işler değişebilir. Yabancı oyuncu sayılarının çoğaltılmasını yanlış kullanıyoruz. Türk oyuncu üretmeden yabancı alırsanız kimse üretmez. Üretim de olmalı yarışma da olmalı. Biz de bu sisteme geçmek için kulüpler baskı altında. Bugün kulüplerin borçlanarak yarışma yapması doğru değildir. Müdahale etme konusunda ilgili kuruluşların görevi olmalı” diye konuştu.

 

Türkiye’deki sisteme değinen Güneş sözlerini şöyle noktaladı: “Bursaspor şampiyondu ama bugün başka yerlerde. Şu anda 40 bin kişiye oynuyor. Süper Lig’den düşerken o 40 bin kişi olsaydı bugün ligde ilk 5’in içinde olurdu. Göztepe sahasını dolduruyor. Anadolu’daki takımların çoğunda sahalar boş. Almanya’da İngiltere’de 2. Lig maçlarında sahalar dolu. Parayı yarıştırmıyoruz, futbolcuları yarıştırıyoruz.”

"Icardi mi? Osimhen mi?" sorusuna cevap verildi

Fatih Terim: "İki tane ayrı tip oyuncu. Bir tanesi 18 kutusu içinde bir tanesi hem içeride hem de dışarıda. Icardi, 18’in içindeki yeteneği dolayısıyla dünyanın sayılı oyuncularından biridir. Osimhen, akla gelmeyecek goller atabilen bir oyuncu” dedi.

Mustafa Denizli: "Bir takımda aynı kalitede iki kaleci ve iki golcü olursa problem eksik olmaz” dedi.

Hasan İnce - Mehmet Pamuk



İzmir Spor Zirvesi’nde ‘Efsanelerle Futbol’ oturumu gerçekleştirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Tekin: "Muhalefetin en çok eleştirdiği projelerden bir tanesi Fatih Projesi’ydi" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, eğitim alanındaki projelerden birisi olan Fatih Projesi hakkında, "Şu anda muhalefetin en çok eleştirdiği projelerden bir tanesi Fatih Projesi’ydi. Fatih Projesi’nden dolayı hükümeti yerden yere vurdular" dedi. Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen GençTek, bilişim teknolojileri alanında çalışmalar yürüten öğrenci ve danışman öğretmenlerin desteklendiği genç bilişim ekosistemi olarak biliniyor. ‘Sektörün Yeni Liderleri’ sloganıyla yürütülen bu çalışma ile öğrencilerin iletişim ve iş birliği becerilerinin geliştirilmesi, sektörel farkındalık kazanmaları ve üretim süreçlerine katılmalarının amaçlandığı belirtildi. 2025-2026 eğitim öğretim yılı için Yapay Zeka Destekli Programlama, Siber Güvenlik, Oyun Tasarımı, Havacılık Sistemleri, e-Spor, E-Ticaret, Eğitim Teknolojileri, Dijital Sanatlar, Açık Kaynak, Bilişim Hukuku ve Güvenli İnternet, Dijital Yürüyüş STEM gibi 15 ayrı temanın belirlendiği ve GençTek ekipleri İl Milli Eğitim Müdürlükleri koordinasyonunda söz konusu temalar kapsamında çalışmalar yapmak üzere 54 ilde bir araya gelindiği açıklandı. Fatih Projesi ile 60 binin üzerindeki okula fiber internet altyapısı Bu kapsamda Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde ‘GençTek Akran Öğrenme Modeli ve Genç Bilişim Ekosistemi’ 2. Ankara Zirvesi’ düzenlendi. Düzenlenen programa Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, il koordinatörleri, çalışma grubu temsilcileri, danışman öğretmenler, öğrenciler katılım sağladı. Yaygınlaştırılması planlanan illerin de dahil edilmesiyle 63 ilden bin 200 katılımcıyla gerçekleştirilecek olan zirvede; illerde yürütülen çalışmaların paylaşılması ve iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılması; bilişim teknolojileri alanında faaliyet gösteren öğrenci ve danışman öğretmenlerin sektörel farkındalık kazanmaları ve yeni dönem stratejilerinin belirlenmesinin hedefleneceği vurgulandı. Burada açıklamalarda bulunan Tekin, muhalefetin 2011 yılından itibaren en çok eleştirdiği politikalardan birisinin Fatih Projesi olduğunu belirtti. Bakan Tekin, Fatih Projesi ile birlikte 60 binin üzerindeki okullarda birçok fiber internet altyapısı sağladıklarını dile getirdi. "Muhalefetin en çok eleştirdiği projelerden bir tanesi Fatih Projesi’ydi" Eğitim alanında geliştirilen Fatih Projesi ile birlikte, birçok okula internet götürdüklerinin altını çizen Tekin, "Şu anda muhalefetin en çok eleştirdiği projelerden bir tanesi Fatih Projesi’ydi. Fatih Projesi’nden dolayı hükümeti yerden yere vurdular. Bugüne kadar Fatih Projesi kapsamında 60 binin üzerindeki okulumuza, birçoğu fiber olmak üzere internet altyapısı götürdük. Bu okullarımızın büyük çoğunluğuna internet erişim hizmeti sunduk. Bu okullarımızın içinde yaklaşık 60 bin sınıfta etkileşimli tahta dediğimiz akıllı tahtalar var ve gençlerimiz, bu imkanlarla dünyanın en büyük eğitim içerik ortamlarından bir tanesi olan Eğitim Bilişim Ağı’na (EBA) erişip istedikleri her türlü uygulamayı ve eğitimi rahatlıkla izleyebilecek bir ortama kavuşturmuş durumdayız" diye konuştu. "Bunu şu anda dünyada birçok mekanizma takdir ediyor" Fatih Projesi’ni dünya üzerindeki birçok ülkenin takdir ettiğini ve bu proje ile Türkiye’nin dünyaya yön verdiğini dile getiren Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunu şu anda dünyada birçok mekanizma takdir ediyor. Türkiye için dünyada neredeyse tek ülkeye tanımlaması yapılıyor. Bugüne kadar bütün bunları yaparken Fatih Projesi’nden en temel beklentimiz bu anlattıklarımız değildi. Bunları yaparak Türkiye’de yazılım gibi konularda bir sektörün oluşmasını, ‘çocuklarımızın ve gençlerimizin bu konuda küçük yaşlardan itibaren üreten pozisyonda olması için neler yapabiliriz’ sorusuydu. Bu anlamda şu an içinde bulunduğumuz gibi etkinliklerin yapılması ve Türkiye’de dünyaya yön verebilecek bir sektörün ortaya çıkması için biz bir altyapı çalışması olarak düşündük. Bugün geldiğimiz noktada gerek TEKNOFEST’lerle gerek robot yarışmalarımızla gerekse de yaptığımız benzeri etkinliklerimizle, dünyada eğitim içeriklerinden sağlık ve tarım uygulamalarına kadar birçok alanında benzeri etkinlikler yapan genç arkadaşlarımız var" şeklinde konuştu.
İstanbul ING, yapay zekâ ve veri odaklı yatırımlarla dijital altyapısını güçlendiriyor ING Türkiye, Yapay Zekâ Dönüşüm Programı ile yazılım geliştirme yaşam döngüsünü uçtan uca yapay zekâ destekli hale getirirken, Yeni Nesil Data Programı’yla da veri odaklı kültürü güçlendirerek yapay zekâ destekli karar süreçlerini hızlandırıyor. ING Türkiye, yapay zekâ ve veri odaklı dönüşüm programlarıyla dijital altyapısını güçlendirerek hem müşterilerinin hem de çalışanlarının deneyimini daha da ileriye taşımayı hedefliyor. Bu kapsamda ING, Yapay Zekâ Dönüşüm Programı ile yazılım geliştirme yaşam döngüsünü ve bankacılık süreçlerini yapay zekâ destekli hale getirirken, Yeni Nesil Data Programı’yla da veri odaklı kültürü güçlendirerek yapay zekâ destekli karar süreçlerini hızlandırıyor. Veri odaklı karar alma kültürü güçleniyor, yapay zekâ ile hız ve verimlilik artıyor ING Türkiye, yapay zekâyı yazılım geliştirme sürecinin merkezinde konumlandırıyor. ING’nin kurum içinde geliştirmekte olduğu ajan tabanlı yapay zekâ ile desteklenen orkestrasyon yapısı; ihtiyaç analizinden yazılım geliştirmeye, test ve devreye alma süreçlerinden operasyonel izlemeye kadar pek çok adımı daha akıllı ve otomatik hale getiriyor. Teknoloji ekipleri için sanal bir çalışma arkadaşı gibi konumlanan yapay zekâ, görev atamadan kodlama ve test otomasyonuna, değişim yönetiminden kök sebep analizlerine kadar süreçleri 7/24 destekleyerek hizmet kalitesinin sürekliliğine ve verimliliğine katkı sağlamayı amaçlıyor. ING Türkiye, veri odaklı karar alma kültürünü güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Yeni Nesil Data Programı ile veri ve analitik alanındaki dönüşümünü bütünsel bir yaklaşımla ele alıyor. Yeni Nesil Data Programı; veri yönetiminden raporlamaya, veri platformlarından yapay zekâ uygulamalarına kadar tüm alanlarda kurumsal standartları güçlendirmeyi, sürdürülebilirliği sağlamayı ve veri değer zincirini kurum genelinde olgunlaştırmayı amaçlıyor. Program, ölçeklenebilir ve gerçek zamanlı veri akışını destekleyen küresel bir veri ve analitik platformu üzerine inşa edilirken; içgörü üretimini hızlandırıyor, karar destek mekanizmalarını güçlendiriyor ve operasyonel verimliliği artırıyor. Aynı zamanda, banka genelinde veri ve analitik yetkinlikleri ileri seviyeye taşıyan; güvenli, ölçeklenebilir ve kurumsal düzeyde etkin bir üretken yapay zekâ platformu da bu dönüşümün temel yapı taşlarından biri olarak öne çıkıyor. "Veri ve yapay zekayı stratejik bir yetkinlik olarak ele alıyoruz" Veri ve yapay zekayı stratejik bir yetkinlik olarak ele aldıklarını aktaran ING Türkiye Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem İltemir Carino, "Yapay zekâ ve veri odaklı yatırımlarımızla, hem müşterilerimizin değişen beklentilerine yanıt vermeyi hem de geleceğin bankacılığına yönelik güçlü bir altyapı oluşturmayı hedefliyoruz. Gerçekleştirdiğimiz bu dönüşüm, karar süreçlerinden yazılım geliştirmeye kadar pek çok alanda hız ve verimlilik sağlarken, müşterilerimize sunduğumuz dijital deneyimin kalitesini de sürdürülebilir şekilde artırmamıza olanak sağlıyor. Bu sayede birçok kritik işi daha hızlı ve pürüzsüz bir şekilde hayata geçirebiliyoruz. Bu kapsamda, bankamızı geleceğe hazırlayacak temel bileşenlerden biri olarak gördüğümüz ajan tabanlı yapay zekâ ile desteklenen orkestrasyon yapısını kurum içinde kendi mühendislerimizle geliştirme kararı aldık ve çalışmalarımızı bu doğrultuda sürdürüyoruz. Ayrıca, dönüşümün bir parçası olarak, müşterilerimize en iyi deneyimi sunma hedefiyle mobil bankacılık deneyimini yeniden tasarlayarak geliştirdik; ek olarak yatırım hizmetlerinde birçok yeni fonksiyonu devreye alarak daha bütüncül bir deneyim sunmaya başladık. Bu yeniliklerle ING Mobil’i her kullanıcı için erişilebilir, güvenilir ve geleceğin dijital finans ihtiyaçlarına yanıt veren kapsamlı bir dijital platform haline getirmeye devam edeceğiz" dedi.
Kayseri Kayseri’de 12 ilçede günlük kişi başı 666 gram çöp üretiliyor Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayı’nda konuşan Kayseri Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Türkmen, 12 ilçeden atık toplama merkezine gelen atıkların kişi başı günlük 666 gram olduğunu söyledi. Sıfır Atık Vakfı tarafından koordine edilen COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalışayı Kayseri’de düzenlendi. Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Sabancı Kültür Sitesi’nde düzenlenen çalıştay, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Mehmet Fatih Namık Öztürk, "Yapılacak olan çalıştayın amacı il düzeyinde sıfır atık, sıfır israf, sıfır kayıp iklim ve dönüşüm odaklı mevcut durumun değerlendirilmesi, ileri dönüşüm faaliyetlerinin incelenmesi, çevre sorunlarının tespiti ve çözüm önerilerinin geliştirilmesidir. Türkiye’nin kalkınabilir vizyonu doğrultusunda hazırlanacak olan bu çalışma yerelde yaşanan deneyimleri ulusa taşıma, mikro ölçekten makro ölçeğe geçme konusunda büyük bir başlangıç olacaktır" dedi. İl Tarım ve Orman Müdürü Bülent Saklav da, "Bu çalıştayı doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir tarım için çok önemsiyor ve benimsiyoruz. Toprağımızı, suyumuzu ve havamızı koruyarak nesillerimize sağlıklı bir gelecek bırakmak en büyük amaçlarımızdan biri. Bu çerçevede 16 ilçe müdürlüğümüzde sıfır atık projesini 2019 yönetmeliği çıktığından bu yana uyguluyoruz. Personellerimizi de bu proje kapsamında eğitimler veriyoruz. Tarım sektöründeki en büyük amacımız atıkların azaltılarak geri dönüşüme teşvik edecek çalışmalar ve projeler yapıyoruz" diye konuştu. ERÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oktay Özkan da, "Sıfır atık meselesi 2017 yılında Emine Erdoğan tarafından gündeme alınan ve 2022 yılında BM’de Sıfır Atık Günü olarak kabul edilen bir gün haline dönmüştür. O günden bugüne kadar da destekler ile bu anlayış kurumlarda ve özel sektörde yayılmaya başlamıştır. Burada olmak bizim için ayrı bir gurur. Çünkü üniversitemiz akademik başarılarının yanında dünyada 66’ıncı, Türkiye’de 3’üncü çevreci üniversite. Geçen sene üniversiteler arasında yapılan tespitte de Türkiye’nin spor dostu kampüsü seçildi. Bu temada sizleri burada misafir etmek de bizim için ayrı bir gurur" ifadelerini kullandı. "Atık miktarını azaltmaz gerekir" Kayseri Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Türkmen de, "Günlük olarak tüm ilçelerimizden gelen çöplerin miktarı yaklaşık 1 ton. 1.5 milyon nüfusun 1 milyon 250 bini şehri merkezinde yaşıyor. Diğer kalanlar ise ilçelerde yaşıyor. Bu ilçelerin içerisinden 4’ü hariç diğer ilçelerin çöpleri de buraya transfer ediliyor. Buraya gelen atıkların miktarı kişi başı 666 gram miktarında. Katık atık evlerde üretildiğinde kendi içerisinde organik, yemek, bitki ve diğer ambalaj atıklarından oluşur. Bu atığın miktarını bizim kaynakta azaltmamız gerekir. Bahçesi olan yerlerde ayrıştırarak ve öğüterek çöpün miktarını azaltabiliriz" şeklinde konuştu. Vali Yardımcısı Mehmet Türköz de, sıfır atığın önemine değinerek, çalıştayın Kayseri’de düzenlenmesinden dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
İstanbul Küçükçekmece Belediye Başkanı Çebi, ilçedeki yatırımları yerinde inceledi Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde yapımı devam eden projeler ile ilçeye kazandırılan Adnan Özyalçıner Çocuk Kütüphanesi’nde incelemelerde bulundu. İncelemeler kapsamında Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi içinde açılacak olan Kafe K’yı gezen Başkan Çebi, gençlerin ve vatandaşların bir araya gelebileceği sosyal alanların sayısının artırılmasının önemine dikkat çekti. Başkan Çebi’nin diğer durağı ise kapasitesi artırılan Yusuf Ahıskalı Kütüphanesi oldu. Yapılan düzenlemelerle birlikte kütüphanenin oturma kapasitesi 42’den 154’e çıkarılırken, daha fazla kitapsevere konforlu hizmet vermesi hedefleniyor. Başkan Çebi, ilçenin 11’inci kütüphanesi olarak minik okurlara kapılarını açan Adnan Özyalçıner Çocuk Kütüphanesi’nde de çocuklarla bir araya geldi. Çebi: Sosyalleşen, öğrenen ve üreten bir kent hedefliyoruz Küçükçekmece’de kültür ve eğitim alanındaki yatırımları kararlılıkla sürdüreceklerini belirten Başkan Çebi, "Gençlerimizin, çocuklarımızın ve tüm hemşehrilerimizin nitelikli, erişilebilir ve çağdaş mekanlarda vakit geçirmesi bizim için çok önemli. Hayata geçirdiğimiz projelerle sadece fiziki alanlar oluşturmuyor, aynı zamanda sosyalleşen, öğrenen ve üreten bir kent kültürünü güçlendiriyoruz. Bu yönde çalışmalarımıza devam edeceğiz" diye konuştu.